Author: Prof. Dr. Nizamettin Muhtar Eşoğlu
Sevimli şişman adam tükenmez bir neşe kaynağıydı. Yemekte ardı ardına yaptığı esprilerle Rozita ve Emel’i gülmekten kırıp geçiriyordu. Müşerref Hanım ise dünkü ciddi havasına bürünmüştü. Siyah döpiyesi ve topuklu ayakkabılarıyla biraz sonra bir iş toplantısına girecekmiş gibi bir hali vardı. Kahvaltı masasında bir müddet daha oturduktan sonra başarılı iş kadını ve Yorgo Andreas, Cartwright’lara çevredeki en yakın kasabayı sordular. Eyüp Sabri onların bu atak davranışına ses çıkarmadı. "Yeter ki bir yanlış yapmasınlar," diye aklından geçirdi. Sonuçta geldikleri ve gidecekleri yer konusunda iyi bir yalan uydurmuştu ve Yorgo Andreas da kendisini desteklemişti. Fakat şimdi Müşerref Hanım ve Andreas’ın gittikleri kasabada yapacakları en ufak bir falso, her şeyi berbat edebilirdi.
UZAYDA KAYBOLANLAR 2. BÖLÜM: İyi İnsanlar Çiftliği
Ünlü Çiftlik.
“Saint Louis’den. Posta arabasıyla batıya gidiyorduk. Bir sonraki durağımız New Haven olacaktı. Oradan da Kansas’a geçecektik,” dedi Eyüp Sabri Bey inandırıcı olmaya çalışan bir ses tonuyla. Rozita Calderon hayranlıkla onu süzüyordu. “Bu adam durduk yerde nasıl böyle kırk yalan birden uydurabiliyor,” diye aklından geçirdi. Onun çabucak Cartwright’ların aklındaki sualleri gidermesi ayrı bir kabiliyetti.
“Bayım,” diye söze başladı Baba Cartwright. “Burada bizim misafirimizsiniz. Fakat şunu öğrenmek istiyorum, kaç kişisiniz?”
Ben Cartwright’ın sorusuna cevabı arkalarında beliren Yorgo Andreas verdi:
“Tam olarak altı kişiyiz Mr. Cartwright.”
UZAYDA KAYBOLANLAR 2. BÖLÜM: İyi İnsanlar Çiftliği
Eyüp Sabri Bey'in hamarat asistanı Rozita Calderon Özdöşemecioğlu
Mukavva Kütüphanesi’nin dört büyük kurucusundan biri olan Berkecan fırsat bu fırsattır diye düşünerek Adam Cartwright'tan çiftliğin çevresini dolaşmak üzere müsaade istedi. Tasdik cevabını alınca da namütenahi bir merakla ağılları, ahırı, depoyu, çitlerin yanında duran atları incelemek üzere avluya çıktı. Yirmi dakika kadar etrafı kolaçan ettikten sonra binaya avdet etmek yerine çiftliği dış dünyadan sınırlayan tahta perdelerin ötesine geçti. Uzakta bir koruluk vardı ve yamaçlara doğru köknar ağaçları iyice sıklaşıp zirvedeki çam ormanlarıyla birleşiyordu. Tabiat, renk tayfındaki en güzel dalga boylarını prizmadan geçirmiş ve elde ettiği bu yeşil yorganı çevredeki tüm dağlara cömert şefkatiyle örtmüştü. Ömrünü hakikatı aramaya adamış Berkecan Mesnetsiz’in gözlerinin önünde seyrine doyumsuz harika bir manzara uzanıyordu. Oraya doğru yürümeye karar verdi. Koruluğun başlangıç kısmına varmıştı ki aniden ağaçların arasında hareket eden bir gölge fark etti. Kalbi deli gibi çarpmaya başladı.
UZAYDA KAYBOLANLAR 2. BÖLÜM: İyi İnsanlar Çiftliği