Author: Prof. Dr. Nizamettin Muhtar Eşoğlu
Ani patlama sonrası laboratuvar. Her şeyin başı olan vaka. O günden sonra hakikatin efendisi ve kainatın rehberi dava arkadaşlarıyla birlikte uzaya savrulmuş ve kaybolmuşlardı. Üstelik her iki ekip zaman ve mekanda yolculuk ederek ayrı yerlere düşmüşlerdi. Bir daha ne zaman buluşurlardı Allah bilir.
İlim ve terakkiye gönül vermiş yirmiye yakın insanın buluştuğu Retarder Köşkü’nün geniş kitaplığında, aniden bir patlama sesi duyuldu. Bilime duyulan sonsuz merakın beslediği hissiyatla biraz önce toplanmış coşkulu kalabalık, şimdi saniyeler içinde panikle dört bir yana çil yavrusu gibi dağılıyordu. Ana bilgisayarın başındaki becerikli tekniker Refik Tankoz, girdiği şokla yüzünü elleriyle kapatarak kumanda masasına yığılmıştı. Oturduğu yerden ayağa fırlayan topluluğun lideri Eyüp Sabri Bey ise duruma hakim olmak için otoriter bir tavır takınarak avazı çıktığı kadar bağırdı: “Durun! Panik yapmayın arkadaşlar! Herkes yerine otursun!” O hengamede epey sarsılmış olan Refik’in yanına koşarak giden Müyesser Kümes, arkasını dönüp kocasının durduğu yere bakarak telaş içinde ve adeta yalvarır gibi bir tonla, "Eyüp, Refik yaralı olabilir,” dedi. Tam bir kaostu yaşanılan.
Eyüp Sabri Şokola'nın zevcesi Müyesser Berrin Kümes onun eski eşiydi ama kendisine en büyük desteği veriyordu..
Ani infilakın nereden geldiğini hala anlayamamışlardı. Büyük ekran yerinde duruyordu ama genzi yakan dumanlar bir şeylerin ters gittiğini gösteriyordu. Yorgo Andreas kumanda masasının altına eğilerek, “Burada bir hasar mevcut değil, lakin şu dumanın nereden geldiğini öğrensek iyi olur,” dedi arkadaşlarına. Ona iştirak eden Alaattin Bey, “Evet, belki de asfalyalarda sorun vardı, elektrik kontak yaptı,” diyerek arkadaşını destekledi.
“Vay, seni gidi İzmirli seni,” diye şakaya vurarak Andreas gülümsedi. “Bu kelimeler hep Rumca biliyorsun,” dedi. Bir yandan da siyah duman yüzünden suratının sağ tarafına bulaşan isleri temizlemeye çalışıyordu.
Refik Tankoz, girdiği şokla yüzünü elleriyle kapatarak kumanda masasına yığılmıştı. Oturduğu yerden ayağa fırlayan topluluğun lideri Eyüp Sabri Bey ise duruma hakim olmak için otoriter bir tavır takınarak avazı çıktığı kadar bağırdı: “Durun! Panik yapmayın arkadaşlar! Herkes yerine otursun!”
Gökyüzünde çift güneş.