Bu bölümde neler var?
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi
Dış işleri bakanlığımızın temel vizyon ve gelişimi
Türk Devletleri Teşkilatı
Mavi vatan
Uluslararası etkin diplomasi - Tahıl koridoru
TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı)
Yunus Emre Vakfı ve Enstitüsü
Maarif vakfı
İletişim başkanlığı ofisi ve CİMER
Dijital dönüşüm ofisi ve E-DEVLET
2008 yılında erişime açılan “E-DEVLET KAPISI”
Kentsel Dönüşüm projesi / Çevre ve Şehircilik
Ayasofya Camii
Sanayi ve Teknoloji
TOGG - elektrikli yerli otomobil
Türkiye uzay ajansı (TUA) - Uzay projeleri
Tarım ve Orman
Sağlık
Adâlet
Eğitim
Sosyal yardımlar / Yurtiçi ve Uluslararası
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi:
Cumhuriyet tarihimizin en önemli ve hayati adımlarından biri “Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi” ne geçişimizin ana nedeni; kuruluşundan itibaren Türkiye cumhuriyeti devleti içerisinde bulunan vesâyetçi bir yapının varlığıdır. Hedef, bu vesâyetçi yapının varlığını, kontrol mekanizmalarını anayasadan ve sistemden söküp atmaktır. Türkiye’deki 1960 ve 1982 darbeleri ve ardından yapılan 1961-1982 anayasaları, bu vesâyetçi yapının ürünüdür.
📍 1923 – 2018 arası parlamenter sistemde 95 yıllık dönemde, 65 hükümet kuruldu. Bu tabloda Türkiye’deki hükümetlerin ortalama görev süresi sadece 1.5 yıldır.
1960 - 1980 darbeleri arasında oluşturulan istikrarsız süreç sonucu 20 yılda 21 hükumet kurulmuştur.
28 şubat 1997 post-modern darbesi de aynı vesayetçi yapının ürünüdür.
95 yıllık parlamenter sistem sürecinin bu vahim tablosu işte bu vesayetin operasyonudur.
1.5 yıllık ki çoğu 2 ila 4 aylık, istikrarsız hükumetler, kurulduğu gibi dağılan koalisyonlar ile bir devlet nasıl ayağa kalkabilir ? “Kuruyunca sula, yeşerince buda” işte bu vesayetçilerin ve arkalarındaki küreselcilerin misyonudur.
Türkiye artık (2023 ve sonrası için) bir ölçek ve seviye değiştirme noktasındadır. Dünya ve çağ da bunu gerektirmektedir. “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” bu değişimin, gelişimin bir gereğidir. Türkiye yerel, bölgesel ve uluslararası ölçekte büyük potansiyel taşıyan bir ülkedir. Bu potansiyelin hayata geçebilmesi ancak iç ve dış siyasette güçlü ve istikrarlı bir devlet sistemi ile mümkündür.
“Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi”nde devlet başkanını-hükumeti 5 yıl süreyle doğrudan millet seçer. Buda istikrarlı 5 yıllık güçlü bir yürütme demektir. Parlamenter sistemdeki iki başlı yürütme modeli olan cumhurbaşkanı ve başbakan çift başlılığı da ortadan kalkmış olmaktadır. Bu çiftbaşlılık da ayrıca parlamenter sistem tarihinde yürütme krizlerinin nedenlerinden biridir. Cumhuriyet tarihimiz boyunca tüm bu süreç-olumsuzluklar Türkiye’ye uzun yıllar boyunca zaman, güç ve değer kaybettirmiştir.
Vesayetçi çetenin programına, ajandasına uymayan partilerin kapatılması, seçimle gelen hükumetlere yapılan çete-askerî-cunta darbeleri , asılan başbakanlar, vesayet ve kontrol altına alınan Türk milletinin her alandaki iradesi ve kaybolan acı ile geçen yıllar.
➨ 21 Ekim 2007 ‘de anayasa değişikliği referandumu ile Türkiye'de, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi %68.95 oy ile kabul edilmiştir.
Bu Türk milletinin parlamenter siteme karşı duyduğu güvensizliğin ve artık bir değişim ve gelişim sürecine olan ihtiyacın sonucudur.
➨ Meclis tarafından seçilen son cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül’ün 2014 ‘de 7 yıllık görevinin bitmesinin ardından; 2014 ‘de ilk defa R.T.Erdoğan, halk tarafından seçilen %51.79 oy ile, ilk seçilmiş cumhurbaşkanıdır.
➨ 16 nisan 2017 ‘de cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi için, anayasa değişikliği referandumu %51,41 evet oyu ile kabul edildi.
➨ 24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde %52,59 oy ile R.T.Erdoğan “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” nin ilk devlet başkanı oldu.
➨ Aynı tarihte 2018 Türkiye genel seçimleri de yapılmış, akparti %49,50 oy ile seçimi kazanmıştır.
➨ 9 Temmuz 2018 de “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” fiilen başlamıştır.
Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay, tüm kurum ve kurullarıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sağladığı hız, dinamizm ve esnekliği uygulamaya yansıttıklarını, böylece milletin ihtiyaçları konusunda en hızlı şekilde aksiyon aldıklarını, bölgesel ve küresel krizlere karşı daha etkin, kapsamlı refleksler verebildiklerini vurgulamıştır.
📍 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin gücünün ve etkinliğinin en net sonuçlarından biri, "Savunma sanayi başkanlığı" dır. 2018 de Cumhurbaşkanlığına bağlanan ve baştan aşağı yeniden yapılandırılarak faaliyetlerini hızlandıran başkanlık, kazandığı ivme ile 2004 yılında tohumları atılan milli teknoloji ve milli savunma sanayi vizyonuyla başlatılan tüm projeleri kararlılıkla tamamlanma aşamasına ulaştırmış, %80'e varan yerlilik oranı ile projelerin bütçe hacmini 5,5 milyar dolar seviyesinden 75 milyar dolar seviyesine çıkarmış, savunma sanayi ihracatını 248 milyon $ dan, 4.3 milyar $ seviyesine çıkarmayı başarmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi:
Ankara'da beştepede Atatürk Orman Çiftliği'nin içerisinde bulunan Türkiye cumhuriyeti devletinin 2014'ten itibaren faaliyete geçen Cumhurbaşkanlığı yerleşkesidir.
Bu yerleşke, devlet vizyonuna göre, cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi ile hedeflenen yeni bir devlet teşkilatlanması amacı ile birlikte düşünülmelidir. Türkiye cumhuriyeti devleti her alanda 2023-2053-2071 vizyonu ile dev hedefler koymuş ve milletin desteğini de alarak bunları birer birer hayata geçirmeye başlamıştır.
📍 Bu anlamda bu külliye, ülkemizin bir “temsil makamıdır”.
Bu kalkınma ve yeniden yapılanma, yeni bir devlet sistemi gerektirdiği gibi bu sisteme uygun ve yetkin bir devlet başkanlığı sarayı ihtiyacı da oluşturmuş ve bu hedeflerin hepsi bir bütün olarak planlanarak hayata geçmiştir.
Türkiye 2014’den itibaren hem bölgesel hemde uluslararası arenada geldiği seviyeye uygun olarak prestijli ve çok yönlü kullanım imkanı olan bir devlet-başkanlık sarayına sahip olmuştur.
Türk devleti ve milletinin tarihi geçmişinin mirası ile, şanını temsil eden, Selçuklu-Osmanlı mimari tarzında inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Cumhuriyet döneminin en önemli eserlerinden biridir.
Külliyede çok sayıda yapı içerisinde;
➨ Türk devleti ve milletinin şanını temsil eden Cumhurbaşkanlığı Sarayı,
➨ dünyanın en modern ve gelişmiş özelliklerine sahip kongre ve kültür merkezi ve toplantı salonu,
➨ mimarisi ile büyüleyen millet camii,
➨ dünyanın en önemli kütüphaneleri arasına giren 4 milyon kitap kaynağı ile açılan millet kütüphanesi,
➨ 15 Temmuz şehitler abidesi yer almaktadır.
Cumhurbaşkanlığı külliyesinin, diğer birçok devlet başkanlık saraylarından önemli bir artısı, halka açık bir devlet sarayı-külliye olarak kurulmasıdır.
Türk-İslâm dininde ve kültüründe zaten “külliye” kavramının amacı halka hizmettir. Külliye tarihte cami veya medrese gibi merkezi önemli bir dini-kültürel yapı çevresinde oluşan diğer bağlı birimlerle zenginleştirilen binalar-yapılar topluluğudur.
Türk – islâm tarihi ve kültürüne, devlet geçmişine uygun ve yakışır, devlet başkanlığı merkezi anlamında, Beştepe külliyesinin kurulması ve hayata geçirilmesi, hem devlet, hemde milletimiz açısından bir onurdur ve siyasi-kültürel bir değerdir.
Dış işleri bakanlığımızın temel vizyon ve gelişimi:
Her yönüyle “aktif-girişimci ve insanî-barışçıl” dış politikadır.
📍 Türkiye 20 yılda, dünyanın en büyük 5 diplomasi-temsilcilik-faaliyet ağından birini kurdu.
➨ Dış temsilcilik sayımız 163’ten ➝ 255’e yükseldi.
➨ Türkiye dış işleri temsilciliğinde 255 temsilcilik ile dünyada 6. Sıraya yükselmiştir.
Dışişlerimizin en önemli vizyonu ve faaliyeti “barış ve refah için arabuluculuk” rolüdür. Dünya ülkeleri, milletleri ve sistemin zulmüne uğrayan mazlum coğrafyaların ihtiyacı ve umudu bu barış ve refah ortamının oluşmasıdır. Terörün ve arkasındaki gücün hedefi insanlıktır. Her ülke ve millet üst bir vizyon ile terör tehdidine karşı ortak mücadele vermelidir. Bu anlamda Türkiye bölgesinde terörü yerle bir ederek bu savaşta en büyük darbeyi vuran ve kararlı duruşu ile örnek olan ülkedir.
Türkiye dünyanın kalbi olan son derece stratejik bir coğrafyada bulunmaktadır. Bu büyük varlık hazinemiz 100 yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca değerlendirilememiştir. Son 20 yılda atılan dev adımlar ile mega projeler ile bu stratejik konum ve potansiyelin tüm imkanları devreye sokulmuştur. Bölgemiz ulaşımdan ticarete, turizmden enerjiye muazzam bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin kullanımı güçlü ve istikrarlı bir devleti ve iktidarı , güçlü ve etkin bir dış siyaseti gerektirir.
Tanap, Türk akım, Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye demiryolu + İstanbul tüneli + Avrasya tüneli + marmaray + yavuz sultan selim köprüsü ve kuzey Marmara otoyolu bağlantıları ile dev bir kara ve demiryolu transit hattı, Osmangazi ve Çanakkale köprüleri, bölünmüş otoyollar-tüneller ve demiryolu –yüksek hızlı tren projeleri , İstanbul havalimanı, enerji koridorları gibi,
son 20 yılda ülkemize kazandırılan mega projeler, bu potansiyelin etkin kullanılmaya ve değerlendirilmeye başlandığının bir gereği ve net sonucudur.
➨ Türkiye nin BM’ye 2015 de katkı payı yükselmiş, %0.6 dan ➝ %1.3 e çıkmış ve Türkiye BM’nin etkin çalışma gurubu Cenevre gurubuna girmeye hak kazanmıştır.
➨ Türkiye nin son 20 yılda uluslararası örgütlerle işbirliği ve katılım dereceleri en üst seviyelere çıkmıştır.
➨ Türkiye ulusal denizcilik örgütüne 2017’de en yüksek oy ile seçilmiştir.
➨ Türkiye 66 yıl aradan sonra 2016 da yüksek oy oranı ile uluslararası sivil havacılık örgütüne seçilmiştir.
➨ Türkiye son 20 yılda göstermiş olduğu güçlü büyüme ve kalkınma-uluslalarası etkin diplomasi ve kriz çözümü sayesinde, 20'yi aşkın uluslararası kuruluşa dönem başkanlığı yapmıştır.
Zayıf ve geri planda kalmış bir Türkiye den her alanda masada, söz sahibi ve etkin güçlü bir Türkiye doğmuştur.
➨ Dünyanın en büyük beşinci ekonomik bloğunu oluşturan Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ile 2017 yılında “sektörel diyalog ortağı” statüsüne geçilmiştir. Bu süreçte oluşturulan Türkiye-ASEAN Fonu vasıtasıyla üye ülkelerle ortak projeler geliştirmesi sağlanmaktadır.
➨ Avrasya coğrafyasının yaklaşık %60’ını, dünya nüfusunun % 40’ını ve küresel gayri safi yurtiçi hasılanın % 30’undan fazlasını kapsayan Şanghay İşbirliği Teşkilatına (SCO), 2022 de, dönem başkanı Özbekistan devlet başkanı tarafından, özel konuk statüsü ile Cumhurbaşkanımız R.T.Erdoğan davet edilerek katılım sağlanmıştır. Türkiye, Şanghay işbirliği teşkilatına 2017 de diyalog ortağı olarak ilk iştirakini yapmıştır.
➨ Dış politikamızın temel girişimleri arasında;
Afrika Açılımı ve Afrika Ortaklık Politikamız bulunmaktadır.
Afrika ile ticaret hacmi 2002= 2.1 milyar dolar iken,
2022= 21.2 milyar dolara çıkmıştır.
2023 de Afrika ile ticaret hacminin 45 milyar dolar seviyesine ulaşacağı öngörülmüştür.
Afrikada 2002 de 12 olan büyükelçilik, 2022 de 43 e yükselmiştir.
Türk Devletleri Teşkilatı:
📍 12 Kasım 2021’de İstanbul Zirvesi’yle Türk Konseyi (TDT) “Türk Devletleri Teşkilatı”
adını almış, ayrıca Türkmenistan gözlemci statüsü kazanmıştır. 2021 zirvesinde dönem başkanlığını Türkiye devralmış, akabinde bir uluslararası teşkilata dönüşümünün adımları atılmıştır. Özellikle ülkemizin ön aldığı etkin girişimlerle uluslararası görünürlüğü giderek artan TDT uluslararası konularda da siyasi istişarelerde bulunmamız için önemli bir platform haline gelmiştir.
Üye Ülkeler 2023 itibarı ile ;
➨ Azerbaycan / Kazakistan / Kırgızistan / Özbekistan / Türkiye
➨ Gözlemci ülkeler 2023 itibarı ile:
➨ Macaristan / Türkmenistan / Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Türk Devletleri Teşkilatı aynı zamanda Ankara'da bulunan Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), Bakü'de bulunan Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), Astana'da bulunan Uluslararası Türk Akademisi, yine Bakü'de bulunan Türk Kültür ve Miras Vakfı ve İstanbul'da bulunan Türk Ticaret ve Sanayi Odası gibi mevcut işbirliği mekanizmaları için bir şemsiye kuruluş niteliğindedir.
Mavi vatan:
📍 Türkiye'nin mavi vatan adımı, 2 Mart 2004’te BM’ye verilen nota ile Türkiye' nin bazı batı bölgelerinde egemenlik hakları olduğunu ilk kez iddia etmesi ile başlatılmıştır.
BM’ye verilen 2005 tarihli ikinci nota ile de Ege denizinde Türkiye ile Yunanistan'ın kıta sahanlığı bildirildi. Ardından Türk deniz kuvvetleri 2006 da bölgede “akdeniz kalkanı harekatı “ başlattı.
Bu adımlar 3 denizde de başlayan Mavi vatan hakimiyet politikalarının ayak sesleri idi.
📍 Türkiye'nin denizlerinde 462 bin km2 “Mavi vatan sahası” bulunmaktadır.
Türkiye, Mavi vatan hakimiyet politikası ile 710 milyar metreküplük doğalgaz sondajı ve keşfi yapmayı başarmıştır ki bu daha başlangıçtır.
Türkiye ile Libya arasında 2019 da gerçekleşen deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması, Mavi Vatan programının somut adım ve sonuçlarından biridir.
Mavi vatan Türkiye için hem enerji, hem ekonomi, hem ulaşım, hemde jeopolitik işbirlikleri açısından hayati öneme sahip bir politikadır.
Mavi vatan politikası, ancak güçlü bir devlet varlığı ve duruşu ile hayata geçebilir. Bölgesinde söz sahibi olamamış, yeterli diplomasi gücü ve savunma caydırıcı gücü bulunmayan bir devlet asla mavi vatan gibi bir hakimiyet politikası yürütemez.
Oysa Türkiye bunu Dünyanın gözleri önünde 2004-2023 arasındaki kararlılığı ile, faaliyet ve adımları ile ortaya koyarak kanıtlamıştır.
📍 2019'da, Türkiye tarihinde ilk defa eş zamanlı olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de Mavi Vatan Tatbikatı yapmıştır. Bu tatbikatta 103 gemi kullanılmış, denizaltılar, sihalar, füze ve çok çeşitli milli savunma sistemleri –deniz-hava-kara muharebe unsurları etkin yer almıştır. Dünya bu tatbikatı büyük bir dikkatle takip etmiştir.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığının sınırları 2020 yılında BM’ye bildirilmiştir. Egemen haklarımız bulunan bu kıta sahanlığında, Türk bayraklı sismik araştırma ve sondaj gemilerimizle hidrokarbon faaliyetleri devam etmektedir. Bu sınırlar içerisinde üçüncü ülke bayraklı araştırma gemilerinin izinsiz faaliyetlerine izin verilmemektedir.
Uluslararası etkin diplomasi - Tahıl koridoru:
📍 Şubat 2022’de başlayan Rusya ve Ukrayna savaşı küresel bir gıda krizi başlattı. Dünyada gıda güvencesinden yoksun ve acil yardıma ihtiyaç duyan insan sayısı 2021 de rekor seviyeye ulaştı.
22 Temmuz 2022'de Türkiye Cumhuriyeti devlet başkanı R.Tayyip Erdoğan’ ın girişimleri ile, Türkiye Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından imzalanan Tahıl Koridoru Anlaşması ile Ukrayna limanlarından Türkiye-İstanbul limanlarına tahıl-yağ ve gübre ihracatı başlatılmıştır. Taşınan gıda-ürün miktarı ilk 5 ayda 15 milyon tonu, 2023 başında 16 milyon tonu geçmiştir.
Sadece tahıl koridoru değil, savaş süreci içerisinde Rusya ve Ukrayna arasındaki esir takasının da yine Cumhurbaşkanı Erdoğan öncülüğünde Milli İstihbarat Teşkilatının esir takasını koordinesi küresel bir savaş tehdidi durumunda Türkiye'nin yapıcı ve barışçı pozisyonunu dünyaya kanıtlamıştır.
Dünya ülkeleri, savaşa sessiz ve olumsuz yaklaşımlarla destek verirken, Türkiye iki ülke başkanlarını İstanbul'da biraraya getirerek savaş sürecinde yapıcı rol oynamış, tüm dünya ülkelerinin takdirini kazanmıştır.
Bu küresel belirsizlik çağında Türkiye bir istikrar adası olarak öne çıkarken, aynı zamanda istikrarlaştırıcı bir güç olarak uluslararası alanda kendisini yüz yıl sonra yeniden konumlandırmaktadır.
Türkiye aynı zamanda cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa milli hak ve menfaatlerini en yüksek potansiyelde koruyan, ülkenin güvenliğini tahkim eden adımları peş peşe atan, aynı zamanda yürüttüğü barış diplomasisiyle bölgesel ve küresel sorunlara çözüm önerileri sunan lider bir bölgesel güç durumuna yükselmiştir.
Türkiye'nin ev sahipliğinde Ukrayna'dan tahıl ve gıda maddelerinin güvenli sevk edilmesinin ardından ABD, İngiltere, Fransa, İtalya başta olmak üzere birçok ülkeden Türkiye'ye tebrik ve teşekkür mesajı yayımlandı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İstanbul'da imzalanan anlaşmalarla ilgili;
"Bugün elde edilen sonuçlara katkılarından dolayı Türk ortaklarımıza, şahsen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir kez daha teşekkür etmek istiyorum." açıklamasını yaptı.
TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı):
➨ 1992’de kurulan TİKA’nın dünya genelinde sahip olduğu ofis sayısı;
2002’de 12 ‘dir.
📍 2011 yılı ile faaliyetlerini artıran TİKA nın 2022 de ofis sayısı 62'ye yükselmiştir.
➨ 2018 de kültür turizm bakanlığına bağlanan TİKA nın 5 kıta 62 ülkede ofisi var ve 30 bin proje yapıldı.
➨ 2022-2023 de 19 proje daha faaliyete hazırlanıyor.
Türkiye, Osmanlı imparatorluğunun siyasi ve kültürel olarak etkili olduğu yayıldığı tarihi coğrafyalarda bugün Tika ile yeniden şahlanmakta ve hem hizmet götürmekte hemde bölgesel bir güç figürü olarak tekrar hatırlanarak devreye girmektedir.
Ülkelerin önceliği ve ihtiyaçlarına göre projeler geliştiren TİKA, bu modele "Türk Tipi Kalkınma İş Birliği Modeli" adını veriyor. Bu modeli Orta Asya’dan Güney Amerika’ya kadar geniş bir bölgede hayata geçiren TİKA’nın en önemli projelerinin başında sağlık alanında yaptığı çalışmalar geliyor.
➨ Sadece sağlık hizmetleri değil sağlık personelinin eğitimi ve sağlık altyapısının geliştirilmesi gibi projeleri de destekleyen TİKA’nın girişimleriyle Afrika’da 111 bin 222 sağlık muayenesiyle 7 bin 616 ameliyat gerçekleştirildi.
➨ TİKA, Moldova’daki Gagavuz Özerk Yeri'nde hizmet vermek üzere yeni tanı ve tedavi merkezi de açtı.
➨ Sağlık alanında gerçekleştirilen önemli projelerden bir diğeri de Gazze’de açılan Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi oldu. Yaklaşık 35 bin metrekare kapalı alana sahip 180 yataklı hastane bugün Filistin’in en büyük hastanesi konumunda.
➨ Filistin-Gazze’deki Han Yunus şehrinin Büyük Abasan Belediyesine TİKA’nın desteğiyle kurulan zeytin işleme tesisinden 3 bin 500 Gazze'li çiftçi yararlanırken, tesiste yılda 5 bin ton zeytin üretiliyor.
Tika 5 kıtada; sosyal, kültürel, sağlık, ekonomi gibi temel alanlarda hem hizmet hemde altyapı projeleri ile, Müslüman ve Türk coğrafyalarda Türkiye’nin gücünü göstermekte ve ulaştığı coğrafyalarda kalkınma başlatmaktadır. Tika, müslüman devletlerin ve Türk dünyasının yeniden birlik içinde dirilişi için hayati öneme sahip bir kuruluştur.
Yunus Emre Vakfı ve Enstitüsü:
Yunus Emre Vakfı;
📍 Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, kültürünü ve sanatını tanıtmak; bununla ilgili bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak; Türk dili, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurt dışında hizmet vermek; Türkiye’nin diğer ülkeler ile kültürel alışverişini arttırıp dostluğunu geliştirmek amacıyla 5 Mayıs 2007 tarihinde kurulmuş bir kamu vakfıdır.
Yunus Emre Enstitüsü;
Vakfa bağlı bir kuruluş olarak enstitü, yurt dışında kurduğu merkezlerde yabancılara Türkçe öğretimi çalışmalarının yanı sıra ülkemizin tanıtımı amacıyla kültür ve sanat faaliyetleri yürütmekte, ayrıca bilimsel çalışmalara destek vermektedir.
2009 yılında faaliyetlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsünün yurt dışında 66 kültür merkezi bulunmaktadır. Kültür merkezlerimizde verilen Türkçe eğitiminin yanı sıra, farklı ülkelerdeki eğitim kurumlarıyla yapılan iş birlikleri ile Türkoloji bölümleri ve Türkçe öğretimi desteklenmektedir. Kültür merkezleri aracılığıyla kültür ve sanatımızı tanıtmak amacıyla birçok etkinlik düzenlenmekte, ulusal veya uluslararası etkinliklerde ülkemiz temsil edilmektedir.
Enstitü, balkanlarda Osmanlı imparatorluğundan kalan el yazması eserleri tesbit ve bakım hizmetleri de yürütmektedir.
Enstitünün vizyon projeleri arasında “Balkanlarda kültürel mirasın yeniden inşası” projesi yürütülmektedir.
Avrupa da ve balkanlarda Türkçe öğrenim talebi artmakta okullarda Türkçe seçmeli ders olarak eklenmektedir.
Maarif vakfı:
📍 Türkiye Maarif Vakfı, Türkiye'nin uluslararası eğitimde dünyaya açılan kapısıdır.
17 haziran 2016 tarihinde kurulan Türkiye Maarif Vakfı, yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti adına Milli Eğitim Bakanlığı dışında doğrudan eğitim kurumu açma yetkisine sahip tek kuruluştur.
Kâr amacı gütmeyen, kamu yararına çalışan bir vakıf olan Türkiye Maarif Vakfı, her ülkede okul öncesinden yükseköğretime eğitimin her aşamasında etkin faaliyet yürütmek amacıyla kurulmuştur.
İlmini ve irfanını insanlığın barış ve huzuru için kullanacak iyi insanların yetiştiği öncü bir eğitim kurumu olmak amacı ile faaliyet yürütmektedir.
Maarif vakfı bugün dünyada resmi olarak 104 ülke ile temas kurmuş, bu ülkelerin 67 sinde resmi faaliyete geçmiştir.
Yunus emre vakfı-enstitüsü, Tika ve Maarif vakfı aracılığı ile Türkiye, güçlü bir devlet sorumluluk seviyesine, bilinirliliğine ve potansiyeline yükselmiştir.
Bu kurumlar aracılığı ile hem devletin eli, hemde kültürel anlamda ışığı yapıcı ve onarıcı olarak dünyaya yayılmaya başlamıştır.
İletişim başkanlığı ofisi ve CİMER:
Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemine geçiş ile 2018 de kurulup faaliyete başlayan ‘Türkiye markasını güçlendirmek’ hedefiyle yola çıkan iletişim başkanlığı ofisi, bütünlüklü bir iletişim stratejisi ile devletimizin tüm kurumları ile koordineli iletişim çabaları sürdürmekte; ülkemize değer katan diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde çalışmaktadır.
Bu bağlamda “Türkiye’nin her alanda nitelikli temsili” hedeflenmiştir.
İletişim başkanlığının en önemli faaliyetlerinden biri, CİMER cumhurbaşkanlığı iletişim merkezi, dünyanın bugün en büyük kamuoyu iletişim platformudur.
CİMER, hükümet çalışmaları ve kamu yönetiminin eylem ve işlemleri hakkında vatandaşların görüş, öneri ve şikâyetlerini alarak oluşturulacak politikalara kaynak sağlamak için kurulmuştur.
Yönetime katılım ilkesi bağlamında, idare tarafından sunulan kamu hizmetlerinin sunum kalitelerinin artırılması ve vatandaş ile devlet arasındaki iletişim kanallarının devamlı surette açık tutulması CİMER’in temel hedefleri arasındadır.
Bugüne kadar Türkiyede milletin devlet ile böyle bir bağı hiç olmamıştır. Bu fevkalede etkin ve faydalı bir hizmettir.
Cimer aracılığı ile her alanda devlet ve millet birbirine bilgi, sorun, haber, şikayet, öneri , ihbar bildirimi(anlık olmamak şartı ile örneğin uyuşturucu satıcıları, yoğun bölgelerin ihbarı) yapabilmekte ve bunlar hızlıca değerlendirilmektedir. Cimer aracılığı ile devlet ile vatandaşın arasında birçok konuda etkin iletişim sağlanmış ve ihtiyaçlar çözüme kavuşturulmaya başlanmıştır.
İletişim başkanı Prof. Dr. Fahrettin ALTUN;
“Bu bağlamda, kendi ayakları üzerinde duran, bölgede ve dünyada söz sahibi olan Yeni Türkiye’nin gerçek anlatısı, idraki ve kabulü için bütünlüklü bir iletişim stratejisinin gücüne inanıyoruz”.
Dijital dönüşüm ofisi ve E-DEVLET:
📍 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş ile birlikte (2018) hızlı, şeffaf ve etkin bir yönetim şekline kavuşulmuş, Dijital Türkiye platformu (e-Devlet) ve siber güvenlik koordinasyonunun aynı çatı altında toplanmasına karar verilmiştir.
Gelişen teknolojiler, toplumsal talepler ve kamu sektöründeki reform eğilimleri doğrultusunda, farklı kurumlar altında ayrı ayrı sürdürülen dijital dönüşüm (e-Devlet), siber güvenlik, milli teknolojiler, büyük veri ve yapay zekâ ile ilgili çalışmaların tek çatı altında toplanması amacıyla, Temmuz 2018 de T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi kurulmuştur.
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından belirlenen amaç, politika ve stratejilere uygun olarak, kamu kurumlarının performans ve hizmetlerinin verimliliğini ve kalitesini artırarak, dijital dönüşüm ekosisteminin hayata geçmesine öncülük edilmiştir.
Dijital Dönüşüm Ofisi “Dijital Türkiye” sloganıyla çıktığı bu yolda; kamu, özel sektör, üniversite ve sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle ülkemizin dijital dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.
Dijital dönüşüm ofisi başkanı Dr. Ali Taha KOÇ;
“Adına “Dijital Dönüşüm” dediğimiz bu geçiş sürecinin, bize özgü değerlerle harmanlanması ve sadece ülkemiz insanına değil tüm insanlığa faydalı olacak yenilikçi teknolojiler ile hayat bulması, bizim hassasiyetle yaklaştığımız konuların başında yer almaktadır.
Yenilikçi teknolojileri üretmek kadar, bu teknolojilerin kullanımına imkân tanıyacak altyapı yatırımının zamanında yapılmasına, bu altyapı üzerinden iletilen verinin kendi sınırlarımız içinde kalarak yorumlanmasına ve yorumlanan büyük veriden değer ekonomisine geçiş için ihtiyaç duyulan iş süreçlerinin planlanmasına kadar birçok alanda iyileştirmeye ihtiyaç duymaktayız.
Yerli ve millî yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi, millî yazılımların desteklenmesi, kritik altyapıların korunması, büyük veri ve yapay zekâ gibi konular da bu kapsamda değerlendirilmiş, tüm bu işlerin yürütülmesi için T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisimiz kurulmuştur.
Temel hedefimiz dijital teknolojilerin kullanımı yoluyla ülkemizin dünya sahnesinde rekabet gücünü arttırmak ve yenilikçi yaklaşımları destekleyerek yerli ve millî teknolojilerimizi dünyanın her yerinde vazgeçilemez kılmak olacaktır.
Bugünden alacağımız önlemler ve atacağımız adımlar, yarının dünyasında teknolojiyi takip eden değil teknolojiye yön veren bir ülke olabilmemiz için oldukça önemlidir.”
2008 yılında erişime açılan “E-DEVLET KAPISI”:
Binlerce kamu hizmetinin sunulduğu, yüzlerce kamu kurumunun entegre olduğu bir yapıdır. Türkiye’nin dijital yüzü olarak bu platformda yer alan hizmetlerin artırılması, içeriklerinin genişletilmesi ve toplumun her kademesinden vatandaşlarımıza, kamu kurumlarına ve özel sektöre yönelik 7/24 hizmetlerin sunulduğu bir platformdur.
Adaletten sosyal güvenlik ve sigortaya, sağlıktan ulaştırmaya, eğitimden çevre ve şehirciliğe kadar geniş bir yelpazede hizmet sunumunun yapıldığı e-Devlet Kapısında en çok kullanılan hizmetlere de doğrudan erişim sağlanabilmektedir.
📍 e-Devlet Kapısı’nın kurulması ve yönetilmesi görevi T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı tarafından yürütülmekte olup, sistemin geliştirilmesi ve işletilmesi Türksat A.Ş. tarafından yapılmaktadır.
2023 başında Dijital Türkiye Platformu’nun (e-devlet kapısı) kullanıcı sayısı 62 milyona yaklaşmış, 942 kuruma ait, 7000’e yaklaşan hizmet sayısına ulaşılmıştır.
Dijital Türkiye kapsamında yapılan bu platform ile;
➨ Katma değeri yüksek hizmetler dijitalleştirildi,
➨ Belge sayıları azaltıldı,
➨ Zaman ve paradan tasarruf sağlandı,
➨ Bürokrasi azaltıldı.
Kentsel Dönüşüm projesi / Çevre Şehircilik:
📍 2012'den bugüne, 2023 itibarı ile tüm engelleme çabalarına rağmen ülkemiz genelinde devam edenlerle birlikte 3 milyon 450 bin konutun kentsel dönüşümü sağlandı ve sürüyor.
➨ Türkiye 20 yılda 10,5 milyon konut inşa etti ve 2002-2022 konut altyapısına 650 milyar dolar yatırım yaptı.
➨ Kentsel dönüşüm hizmeti, sosyal konut ve yapı denetim projeleri ile yürütülmekte olup, 2023 itibarı ile 55 milyon vatandaşımız dayanıklı modern konutlara kavuşmuştur.
➨ 2035 yılına kadar ilaveten 1,1 milyon konutun daha acil olarak dönüşümü gerçekleştirilecektir.
Bu dönüşüm süreci, yaşanan 2011 Van depremi ardından 2012 yılında yasalaştırılarak "Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi" yasası ile başlatılmıştır.
CHP, HDP ve İYİ Parti ve bağlı kurumlar başta olmak üzere, derhal bu hayati öneme sahip projeye karşı çıkmış, halkı "Rant projesi algısı" ile manipüle etmiş, birçok noktadaki kentsel dönüşümün aksamasına yada durmasına yol açmışlardır.
ASRIN FELÂKETİ 6 Şubat 2023 Maraş depreminin en çok vurduğu illerden birisi Hatay oldu.
Ancak yıllar önce Hatay’da yapılması planlanan kentsel dönüşümün CHP’li Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş tarafından engellendiği, hatta bu konuda miting yaptığı ortaya çıktı. Savaş’ın bu tutumunun sonucunda kentsel dönüşüm yapılması beklenen Hatay’ın Emek Mahallesi onlarca kişiye mezar oldu.
Durum bu iken, 2023 Maraş depremi sonrası CHP, İYİ Parti ve HDP kentsel dönüşüm projelerini durduran kendileri olduğu halde, devleti, iktidarı ekranlarda kentsel dönüşüm yapmamakla suçladı.
İnsanlar şehit oldu, yüzyılın afeti yaşandı ve geride devasa bir maddi-manevi yıkım kaldı. Bu derece hayati öneme sahip bir proje olan kentsel dönüşüm, başta ana muhalefet tarafından engellenmeye çalışıldı.
Üstelik Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkilendiği illerde bulunan 134 bin TOKİ dönüşümlü konutunun depreme dayanıklı sistemler sayesinde sağlam kaldığına bir çatlak bile olmadığına herkes şahit oldu.
Başta CHP Yoksulluk Dayanışma Koordinatörü ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanı Hacer Foggo olmak üzere birçok CHP'li İYİ partili ve HDP' li isim dönüşümlere karşı provokasyon ile müdahale etmiş, Hacer Foggo ise Beykoz'un Tokatköy ilçesindeki kentsel dönüşüme Sol örgütler ile birlikte halkı kışkırtan YouTube yayınları yapmış, kentsel dönüşümü zulüm olarak adlandırmıştı.
Foggo, Beykoz Tokatköy'deki dönüşüme şu sözlerle tepki göstererek hükümeti hedef alıyor:
“Beykoz Tokatköy'deyiz. Maalesef burada kentsel dönüşüm var. Burada bir zulüm var.”
CHP Beykoz Gençlik Kolları, Tokatköy'deki kentsel dönüşüme karşı çıkan paylaşımlar yaparken, sol örgütlerle elele sahaya da inmişti. CHP başta olmak üzere, Kentsel dönüşüm projelerine karşı açılmış bini aşkın dava bulunmakta.
CHP’li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, kentsel dönüşüme karşı miting düzenliyor.
Meral Akşener'de, kentsel dönüşüme dair hükümeti eleştirirken, kentsel dönüşüme karşı çıkarak, "Organize olalım' çağrısında bulunmuştu.
CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul büyükşehir belediyesi için aldığı dev bütçelere rağmen (3,5 yılda 6,5 milyar dolar bütçe) seçimde söz verdiği 100 bin kentsel dönüşüm konutunu yapmaması da bir diğer CHP vizyonu.
📍 Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan'ın daha 2012'li tarihlerde başlayan ve engellemelere karşılık yaptığı şu konuşmalar kentsel dönüşüm hareketinde 10 yıllık sürecin ve gerçeğin özetidir:
5 Ekim 2012: "Amacımız afetler karşısında can ve mal güvenliğini sağlayacak bir dönüşümü gerçekleştirmek; yani rant değil, insan odaklı bir projeyi hayata geçirmektir. Bir hizmetkârınız olarak sesleniyorum; yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıyan yapılarınızı lütfen bir an önce tespit ettirin."
6 Nisan 2013: "Kentsel dönüşümlere, kentsel değişime bu ülkede karşı çıkanlar da var. Muhalefet ve bazı çevreler, ne yaparsak yapalım, hangi adımı atarsak atalım zaten karşısında duruyorlar."
24 Mart 2014: "Yardımcı olun. Kentsel dönüşümü yapalım. Depremde meydana gelebilecek felaketi ortadan kaldıralım."
20 Şubat 2023: "İskenderun'daki kentsel dönüşüm çalışmalarını kampanyalarla, davalarla engelleyenlerin bugün yol açtığı felaket herkese ibret teşkil etmelidir. Ülkemizde yıllarca kentsel dönüşüm ve TOKİ projelerine karşı çıkan zihniyetin, artık bu inadından vazgeçeceğine inanıyorum."
Ayasofya Camii:
📍 10 Temmuz 2020 tarihinde, Danıştay’ın, Ayasofya’yı camiden müzeye dönüştüren 1934 tarihli Bakanlar Kurulu düzenlemesini iptali yönündeki kararı sonrası yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Ayasofya yeniden cami olarak ibadete açılmıştır.
Ayasofya’nın tekrar cami statüsüne kavuşması, sadece Türk milletinin değil dünya genelindeki tüm Müslümanların bir rüyasının gerçeğe dönüşmesidir.
Ecdadımız, Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti bu kutlu mabede her dönem gözbebeği gibi bakmıştır.
Çağ açıp çağ kapatan bir fethin zafer nişanı, ecdadımızın yüce emaneti olan Ayasofya Camii, İstanbul’un siluetine güzellik katan bir eser özelliğiyle Dünya Kültür Mirası olarak yaşamaya devam edecektir.
📍 Ayasofya’nın 86 yıl sonra cami olarak yeniden ibadete açılması özellikle Avrupa’da yükselişe geçirilen İslamofobiye karşı, dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarına verilmiş en güzel cevaptır.
Müslümanlara karşı her geçen gün artan şiddet olaylarına rağmen Türkiye’de her dinden insan ibadethanesine özgürce gidebilmekte, kilise ve sinagogların güvenliğine büyük önem verilmektedir. Türkiye’de herhangi bir dine veya kutsal kitaba veya peygambere asla karalama kampanyaları olmamaktadır. Müslümanların bu davranışı, islâm dinimiz ile diğer dinlere mensup devletler ve milletler arasındaki farkı da ortaya çok net olarak koymaktadır.
Ecdadımızın büyük bedeller ödeyerek kazandığı, bizlere yurt olarak emanet ettiği, bizim de vatan diye sahip çıktığımız bu topraklar üzerinde alınacak her karar, Türkiye’nin egemenlik hakkının da perçinlenmesidir. Ecdadının mirasına hiçbir zaman halel getirmemiş milletimiz, Ayasofya Camii ile ilgili verilen kararda olduğu gibi tek yetkili ve söz sahibidir.
İstanbul’un 1453 yılında fethedilmesinin ardından Fatih Sultan Mehmed Han, Ayasofya Camii’ni vakfederek, bu yapının ilelebet muhafazasını vasiyet etmiş ve cami hüviyetinin devamlılığını şart koşmuştur.
481 yıl boyunca cami olarak hizmet veren Ayasofya, 1934 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Türk milletinin maşerî vicdanında yara açan bu durum, 10 Temmuz 2020 günü son bulmuş ve 86 yıllık hasret sona ermiştir. Ayasofya, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın muştusuyla aslına rücu ederek ibadete açılmıştır. Bu karar, hukuki bir yanlışlığı düzeltmenin yanı sıra Fatih Sultan Mehmed Han’ın vasiyeti ve vakfiyesinin yerine getirilmesi anlamına da gelmektedir.
Esasında, Latin istilasından İstanbul’un fethine kadar geçen dönemde Ayasofya en karanlık çağını yaşamıştır. İki defa yıkılıp üçüncü kez inşa edilen, yüzyıllar boyunca savaşlar ve isyanlar nedeniyle tahrip edilen, bakımsızlık ve mimari hatalar yüzünden belirli kısımları çöken Ayasofya, İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethine kadar sürekli yıkılma tehlikesi altında varlığını sürdürmüştür. Ayrıca, Katolik-Ortodoks mezhep kavgası yüzünden mabedin sosyolojik ve sembolik anlamı da büyük zarar görmüştür.
Osmanlılar fethin nişanesi olarak kabul ettikleri ve kıymet verdikleri Ayasofya Camii’ne Fatih Sultan Mehmed Han’dan itibaren büyük özen göstermiş, bakım-onarım faaliyetlerini sürekli hale getirmiş ve camiyi eskisinden çok daha sağlam bir yapıya kavuşturmuştur. Bilhassa Mimar Sinan’ın Ayasofya’ya yaptığı eklemeler ve düzenlemeler, bu insanlık mirasının bugün hâlâ ayakta kalmasında çok büyük rol oynamıştır.
Fatih Sultan Mehmet Han’dan itibaren her padişah, Ayasofya’yı daha da güzelleştirme gayreti içinde olmuş ve zaman içinde yapılan mihrab, minber, kürsü, minareler, hünkâr mahfili, şadırvan, medrese, kütüphane ve aşhane gibi yapılar ile Ayasofya tam tekmil bir külliyeye dönüştürülmüştür.
Sanayi ve Teknoloji:
📍 Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin güçlü yapısının bir sonucu olarak,
“Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu” oluşturulmuştur.
Kurulda Türkiye’nin bilim teknoloji alanında strateji planı çerçeveleri belirlenmekte ve hayata geçirilmektedir.
Teknoloji geliştirme bölgeleri:
Türkiye'nin 2023 itibarı ile;
➨ 97 Teknopark ve Teknoloji geliştirme bölgesi (82'si faaliyette, 15'i altyapı hazırlığında),
➨ 1261 Ar-Ge merkezi,
➨ 319 Tasarım merkezi bulunmaktadır.
➨ Bu teknoloji merkezlerinden yapılan ihracat 2021 sonu itibarı ile 5 milyar doları aşmıştır.
➨ 142 Organize sanayi bölgesi kuruldu.
➨ 25 Endüstri bölgesi kuruldu.
➨ Türkiye'de 20 yılda Makine ve ekipmana 1,5 trilyon dolar yatırım yapıldı.
📍 Bilişim Vadisi , Gebze-Kocaeli ve Milli Teknoloji Hamlesi :
Türkiye’nin Bilişim Vadisi’nin 2015 yılında temelleri atıldı. 2019 yılında faaliyete başlayan Vadi, 2021 yılı itibariyle de Türkiye’nin en büyük teknoloji geliştirme bölgesi oldu.
Türkiye ”2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi Belgesi” belirledi.
“Yüksek Teknoloji ve İnovasyon”, “Dijital Dönüşüm ve Sanayi Hamlesi”, “Girişimcilik”, “Beşerî Sermaye” ve “Altyapı” olmak üzere 5 ana bileşenden oluşan stratejisini ; “Milli Teknoloji Hamlesi” olarak adlandırdı.
Bu sayede teknolojik dönüşüm adına atılacak hamlelerin politikaları birbiriyle uyumlu şekilde bir bütün olarak uygulanabilecek. Bilişim Vadisi de Milli Teknoloji Hamlesinin vizyonunu hayata geçirmek adına Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik olarak tam bağımsızlığını sağlayabilmek hedefiyle faaliyetlerini sürdürüyor.
Bu bağlamda Vadi, Türkiye’nin savunma sanayinde kaydettiği başarıyı sivil teknolojilere aktarılmasında da önemli bir köprü işlevi görüyor.
2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi Belgesinin alt başlıklarından olan Beşeri Sermaye bölümünde ifade edilen “Açık Kaynak Platformu ve Türkiye’nin Yazılım Kapasitesinin Artırılması” hedefini gerçekleştirmek adına Ağustos 2021 tarihi itibariyle Bilişim Vadisi’nde faaliyete başlayan “Türkiye Açık Kaynak Platformu” ve “42 Yazılım Okulları” Türkçe doğal dil işleme sürecine yaptıkları katkı sayesinde lisans maliyetlerini azaltıp dışa bağımlılığı düşürme ve yazılım alanında güçlü bir küresel oyuncu olma hedeflerini gerçekleştirmede önemli bir adımı teşkil ediyor.
Milli Teknoloji Hamlesi kendi stratejisini üç kavram üzerine temellendirir;
➨ Coğrafi olarak bir bölgeye ait olmayı ifade eden “yerlilik”,
➨ bir ulusa ait olanı ifade eden “millilik”,
➨ fikri değere sahip ürünün “özgünlük”
kavramları bu temeli oluşturur. Bilişim Vadisi vizyon projeleri arasında ele alınan Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG),
bu üç kavrama uygun teknolojler ile üretilmesinin yanı sıra, buna ek olarak mobilite ekosisteminde de dönüştürücü bir oyuncu oluyor.
TOGG - elektrikli yerli otomobil:
"Devrim" otomobilinden, "Devrin" otomobiline...
“Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu” veya kısaca TOGG.
📍 Türkiye’nin ilk milli ve yerli, doğuştan elektrikli otomobil projesidir.
1961’de Türkiye’nin ilk otomobil girişimi olan “Devrim” üretildi. Ancak proje ilerleyemedi ve kaldırıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önderliğinde kurulan, Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'nun (TOGG) çalışmalarıyla, Türkiye'nin 60 yıllık yerli otomobil rüyası yeniden hayat buldu.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) liderliğinde başlayan yatırımcı arayışı kısa sürede tamamlandı. TOGG resmi olarak 2018'de kuruldu.
Tüm otomobilleri elektrikli olacak TOGG, Bursa-Gemlik fabrikasında yıllık 175 bin adet üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Togg Yerli Otomobilin SUV ve sedan modelleri 2019'da yapılan bir basın toplantısında tanıtıldı.
29 Ekim 2022 tarihinde ilk TOGG üretim bandından indi.
16-27 mart 2023 te TOGG / T10X SUV (C segmenti) modelinin ön siparişleri alınmaya başlandı. İlk 24 saatte 22 bin 150 sipariş alındı. İlk 7 günde 100 bin sipariş adedine ulaşıldı.
📍 TOGG, Türkiye’nin küresel teknoloji markası olarak, sektörünün saygın yayını Exhibitor tarafından dünyanın en büyük teknoloji markalarının buluştuğu CES2023’te 3200’den fazla katılımcı arasından en iyi 4'üncü marka seçildi.
Togg, önümüzdeki 15 yıllık süreçte GSYİH'mize 50 milyar avro, cari işlemler açığımıza 7 milyar avro katkı sunacak, 5 bin kişiye doğrudan olmak üzere toplamda 20 bin kişiye istihdam sağlayacak.
Türkiye'nin fikri ve sınai mülkiyet haklarına sahip olduğu TOGG, banttan indiğinde Avrupa'nın doğuştan elektrikli ilk SUV'u olacak.
TOGG, 2030 yılına kadar 5 farklı modelle tüketicilerin karşısına çıkmayı hedefliyor.
TOGG Lityum iyon pil fabrikası:
Togg pil fabrikası, ilk kez Eylül 2021’de kurulduğu açıklanan Siro Energy (Siro Silkroad Temiz Enerji) firmasıyla resmiyet kazanmıştı. Dünyanın en büyük lityum iyon pil üreticilerinden Çin merkezli Farasis ile %50 ortaklığa giden Togg, bu önemli iş birliği sayesinde elektrikli araçlarında kullanacağı pili Türkiye’de üretiyor. Togg ve Farasis ortaklığı ile doğan Siro Energy markasıyla hem elektrikli araçlar için batarya hem de enerji sektörü için enerji depolama çözümleri (ESS; Energy Storage Solution) üretecek. Fabrikada toplam üretim kapasitesinin yılda 20 GWh’ye ulaşması bekleniyor.
SIRO ENERGY ile;
➨ TOGG'un batarya modül ve paketleri üretilecek,
➨ Türkiye ve çevre ülkelerde enerji depolama çözümleri geliştirilecek,
➨ Ülkemizin enerji sistemi verimliliğinin artırılmasında öncü olunacak,
➨ Enerjide dışa bağımlılık azaltılacak,
➨ Temiz ve verimli bir enerji sistemi gelişimimiz kurulacaktır.
Siro Energy’nin yetkili ismi Özgür Özel’e göre, Bursa, Gemlik’teki Togg fabrikasının yanına inşa edilecek olan yerli lityum pil üretim tesisi 2023’te seri üretime hazır olacak.
Siro şirketi, Türkiye ve çevre pazarlarda otomotiv ve otomotiv-dışı kullanım için enerji depolama çözümleri geliştirmek üzere Togg ve Farasis Energy ortaklığında 27 Eylül 2021’de kuruldu. Siro, 2022 yılı itibariyle ilk etapta batarya modül ve paketleri geliştirip üretecek ve zamanla batarya hücresi de dahil olmak üzere geliştireceği 20 GWs’lik üretim kapasitesiyle bölgede önemli bir enerji depolama oyuncusu olacaktır.
Siro, geliştirdiği enerji depolama çözümlerini küresel pazarlara sunacak, Türkiye’nin yanında bölgedeki 120 ülkeden de doğrudan sorumlu olarak otomotivin yanında yenilenebilir enerji, elektrik şebekesi, şarj istasyonları ve mesken çözümlerini destekleyecek batarya çözümleri sunacaktır.
Türkiye uzay ajansı (TUA) - Uzay projeleri:
📍 Türkiye Uzay Ajansı Aralık 2018 yılında Uzay ve havacılık bilimi ve teknolojilerine yönelik orta ve uzun vadeli amaçları, temel ilke ve yaklaşımları, hedef ve öncelikleri, performans ölçütlerini, bunlara ulaşmak için izlenecek yöntemler ile kaynak dağılımlarını belirlemek ve gereken uygulamaları yapmak için kurulmuş bir devlet kuruluşudur.
Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Uydu, fırlatma araç ve sistemleri, hava araçları, simülatörler, uzay platformları dâhil uzay ve havacılıkla ilgili her türlü ürün, teknoloji, sistem, tesis, araç ve gereçlerin tasarımı, üretimi, entegrasyonu ve gerekli testlerinin yapılmasını sağlamak amacıyla plan, proje ve çalışmalar yapmak veya yaptırmakla görevli olan kuruluştur.
➨ Türkiye’nin 2023 itibarı ile 5’i haberleşme, 3 ‘ü gözlem-keşif olmak üzere aktif 8 uydu filosu bulunmaktadır.
➨ Türkiye kendi roket-uydu fırlatma sistemini kurmaktadır (Mufs projesi).
➨ Ayrıca Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test (USET) Merkezimiz kurulmuştur.
GÖKTÜRK-1 / Yer Gözlem Uydusu
GÖKTÜRK-1 coğrafi kısıtlama olmaksızın Dünya üzerinde herhangi bir bölgeden askeri istihbarat amaçlı yüksek çözünürlüklü görüntü elde edilmesine imkân tanımakta; aynı zamanda pek çok sivil uygulama alanında da görüntü ihtiyacını karşılayacak kapasitede faaliyettedir.
2016 tarihinde fırlatılan uydu aktif durumdadır.
GÖKTÜRK-2 / Yer Gözlem Uydusu
GÖKTÜRK-2 uzaktan algılama uydusu, 2012 yılında yörüngeye yerleştirilmiş ve aktif durumdadır.
Türkiye'nin İlk Yüksek Çözünürlüklü Yer Gözlem Uydusu GÖKTÜRK-2 uydusunun tasarım, üretim ve test süreçlerindeki tüm mühendislik faaliyetleri milli olarak gerçekleştirilmiştir.
GÖKTÜRK-2 Projesi kapsamında; uzay ve uydu sistemlerine yönelik teknoloji, uzman insan gücü ve alt yapı geliştirilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarının gözlem ve araştırma ihtiyaçlarının milli imkân ve kabiliyetlerle karşılanması hedeflenmiştir.
GÖKTÜRK-3 / Yer Gözlem Uydusu
GÖKTÜRK-3 Sentetik Açıklı Radar (SAR) Yer Gözlem ve Keşif Uydu Sistemi ile Dünya üzerinden herhangi bir bölgenin metre-altı çözünürlüklü olarak gece ve gündüz şartlarında görüntülenmesi kabiliyetinin kazanılması ile hem Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaç duyduğu SAR uydu görüntülerinin elde edilmesi hem de sivil uygulama ihtiyaçlarının karşılanması hedeflenmiştir.
2026 veya 2028 yılında fırlatılması planlanmıştır.
TÜRKSAT 6A / Yerli haberleşme uydusu
Türkiye, Türksat 6a ile, gelişmiş haberleşme uydusu üretebilen 10 ülke arasına giriyor.
Avrupa Asya ve Afrika’yı içine alan bir alanda aktif olacak TÜRKSAT 6A, Türkiye’nin yerli imkanlarla geliştirilen ilk haberleşme uydusudur. TÜRKSAT 6A uydusunun 2023 yılında fırlatılarak yörüngeye yerleştirilmesi planlanmaktadır.
MUFS / Mikro Uydu Fırlatma Sistemi
Savunma Sanayii Başkanlığı ile Roketsan arasında 2018 yılında imzalanan Mikro Uydu Fırlatma Sistemi (MUFS) Geliştirme Projesinde, 100 kilograma kadar kütleli mikro uyduların, yüksekliği en az 400 kilometre olan Alçak Dünya Yörüngesine yerleştirme kabiliyetinin kazanılması amaçlanmaktadır. Bu sayede Türkiye’nin, dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu uydu fırlatma, test etme, üretme altyapısı ve üs kurma yeteneğine kavuşması hedeflenmektedir.
ROKETSAN, Mikro Uydu fırlatma sistemi (MUFS) projesi ile, 2018‘de, 130 km irtifaya (uzaya) ulaştı. Hedef 2025‘te, ~100 kg‘lık uyduları, ~400 km irtifadaki yörüngeye yerleştirebilmek.
Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi (USET)
Dünyada uzay alanında söz sahibi az sayıda gelişmiş ülkede bulunan, Ülkemizin ise tam kapsamlı ilk ve tek Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test (USET) Merkezi, GÖKTÜRK-1 Programı kapsamında TUSAŞ Tesislerinde kurulmuştur. Yaklaşık 3.800 m2'lik 100.000 sınıfı temiz oda ve yer destek ekipmanlarına sahip merkezde, kütlesi 5 tona kadar birden fazla uydunun aynı çatı altında ve eş zamanlı montaj, entegrasyon ve test faaliyetleri gerçekleştirilebilmektedir.
YENİ NESİL HABERLEŞME - İNTERNET UYDU SİSTEMİ
Yeni Nesil Haberleşme Uyduları Ürün Ailesi; televizyon yayını, multimedya uygulamaları, mobil ve sabit internet erişimi, güvenli haberleşme gibi geleneksel haberleşme uydusu fonksiyonlarını, performans düşümü olmaksızın karşılayabilen ve nispeten daraltılmış hacimli konfigürasyona sahip maliyet etkin gelişmiş haberleşme uyduları konseptidir.
LAGARİ / Yüksek Çözünürlüklü mikro yer Gözlem Uydusu
STM (Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş.) tarafından geliştirilmekte olan bir mikro uzaktan algılama uydusudur. LAGARI; güvenlik, genel haritalama, orman ve bitki örtüsünün takibi, tarım alanlarının incelenmesi, afet takibi gibi amaçlara yönelik olarak görev yapacak bir takım uydu sisteminin ilk uydusu olarak geliştirilmektedir.
RASAT / uzaktan algılama uydusu
RASAT Uydusu, Türkiye’nin BİLSAT uydusundan sonra sahip olduğu ikinci mikro uzaktan algılama uydusudur. Uydu, optik faydalı yüke sahiptir. 17 Ağustos 2011 tarihinde fırlatılan uydu aktif durumdadır. Uydudan alınan görüntüler haritacılık, afet izleme, tarım, çevre, şehircilik ve planlama gibi alanlarda kullanılabilmektedir. İlk yerli gözlem uydumuzdur. 700 km de , ömrü 3 yıl öngörülmesine rağmen 11 yıl yörüngede kalarak görevini tamamlamıştır. Bu Türk mühendisliğinin üstün başarısıdır.
HALE / Uydu itki sistemi
Türkiye'nin, Hall Etkili İtki Motoru Geliştirme Altyapı Projesi (HALE) ile elektrikli itki sistemleri alanında araştırma ve geliştirme yapabileceği ilk tesisine sahip olması amaçlanmıştır.
Tesis Kalkınma Bakanlığı (Mülga)’nın desteği ile TÜBİTAK UZAY Enstitüsü’nde yer alan tesiste üretilecek ve test edilecek itki sistemleri ile Türkiye’nin kısa ve uzun vadede ihtiyaç duyacağı itki sistemlerinin karşılanması ve dışa bağımlılığın azaltılması hedeflenmektedir.
UTAS-R / Atomik saat
TÜBİTAK UME (ulusal metroloji enstitüsü) tarafından üretilen atomik saatin öncelikle uzay ortamına uygun bir hale dönüştürülmesi, ardından da uzaya gönderilerek gerçek uzay ortamında test edilmesi gerçekleştirilecektir. Ayrıca geliştirilecek optik atomik saatlerle birlikte ülkemizin ulusal zaman ölçeğinin mevcut doğruluğu yüz kattan fazla arttırılmış olacak. Optik saat kullanımının başta saniyenin ve temel fiziksel sabitlerin yeniden tanımlanması olmak üzere konumlama (navigasyon), hızlı haberleşme, elektronik imza, yeni nesil radar sistemleri, mühendislik ürünlerinin geliştirilmesi, relativistik jeodezi, kuantum bilgisayar ve benzeri pek çok alanda yeniliğe öncü olacağı öngörülmektedir.
Tarım ve Orman
📍 20 yılda 6 milyar fidan dikildi.
➨ Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla, 37 milyar liradan ➝ 407 milyar liraya çıktı.
➨ Orman varlığa 21 milyon hektardan ➝ 23 milyon hektara çıktı.
➨ İçme suyu tesisi, 84'ten ➝ 386'ya,
➨ Sulama tesisi, 1764'ten ➝ 3397'ye çıktı.
➨ 2023 itibarı ile, 481 gölet ve bent yapıldı.
➨ 5395 Taşkın kontrol tesisi kuruldu.
➨ Atık su arıtma tesisi, 2002= 145 tesis ➝ 2022= 1176 tesis faaliyete geçirildi.
Atık suların geri dönüşümü ile 2023'te %5 su rezervi sağlandı. Bu rakam 2030'da %15 geri dönüştürülmüş su potansiyeli olarak hedeflendi.
Türkiye’de baraj sayısı,
➨ 2002’de 276 dan,
➨ 2023’te 992’ye yükseldi.
Hidroelektrik santrali sayısı:
➨ 2002= 125'ten
➨ 2022= 740'a yükseldi.
➨ Tarımda 20 yılda verilen destek 25 milyar dolara yakın.
Ülke çapında 446 millet bahçesi projesi yapıldı, 128'i tamamlandı. 81 ilin tamamına millet bahçeleri kurulmaktadır.
📍 Türkiye Ormanların korunmasında İHA teknolojisi kullanan ve İHA BAZ istasyonu kuran ilk Avrupa ülkesi oldu.
20 uçak, 55 helikopter ve 8 İHA ile , orman yangınları ile mücadelede Cumhuriyet tarihinin en büyük hava kurtarma filosu kuruldu. Orman yangınlarında zarar gören alanlarda 525 milyon fidan dikimi yapıldı.
Sağlık:
📍 Sağlıkta son 20 yılda 2002-2023 arası her alanda bir "sağlık dönüşümü reformu" başlatıldı ve hayata geçirildi.
➨ 2023 nisan ayında, Eski Kanada/Ontario Tabipler Od. Başk.Dr. Sohail Gandhi, "Kanada, sağlık sistemindeki krizi aşmak için Türkiye'yi örnek almalıdır." açıklamasını yaptı. Gandhi, "Kanada sağlık sistemindeki krizi çözmenin yolu, tüm sağlık kuruluşlarının ortak kullanabilecekleri Türkiye’ninki gibi bir bilgi sistemidir." ifadesini kullandı. Türkiye’nin kullandığı sağlık bilgi sistemine benzer bir uygulamanın, görev yaptığı Collingwood bölgesinde 2009'da başlatılmasını sağladığını belirtiyor.
Kanada'da şuan hastalara 4 ila 18 ay sonrasına ameliyat randevusu verildiğini belirten Gandhi, kendisine ait blogda kaleme aldığı makalesinde de okuyucularına "acil ameliyatları için Türkiye’ye gitmeleri" tavsiyesinde bulundu. Gandhi, makalesinde "Türk vatandaşı olmayan ancak oraya medikal turizm amacıyla giden kişiler için Türkiye, dünyanın en önemli medikal turizm destinasyonlarından biridir " ifadesini kullandı.
Konya Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Hüsnüye Erdoğan:
“Sağlıkta işin özünde ve işin temelinde insan var , "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” felsefesiyle hareket ediyoruz. 14 bini aşkın sağlık kuruluşu ve 1 milyon 360 bine yakın sağlık ordumuzla tüm vatandaşlarımıza etkin ve kaliteli bir sağlık hizmeti sunuyoruz;
➨ Hekim sayısı 2002’de 92 bin iken, 2022’de 195 bin olduğunu ve artış oranının da % 112 olduğuna dikkat çeken Dr. Erdoğan, 100.000 kişiye düşen hemşire ve ebe sayısında da AB ve OECD ülkelerine kıyasla çok iyi durumda olduğumuzu söyledi.
➨ Koruyucu sağlık hizmetlere harcanan meblağ 11 milyar liradan, 84 milyar liraya yükseldi.
➨ Acil sağlık hizmetlerindeki ambulans sayısının 2002’de 618 iken, 2022’de 5 bin 792 olduğunu ve helikopter ile uçak ambulanslarının da hizmette olduğunu ifade etti. "
➨ Sadece 17 yılda, 2020 başında hastane ve yataklı sağlık kuruluşu sayısı 2600'den , 5500'e çıkmıştır.
Bu yeni sağlık kurumları, her yönden 2000 öncesi ile kıyaslandığında modern ve gelişmiş sağlık teknoloji ve hizmetlerine sahip merkezlerdir.
Yaşı 40'ın üzerinde olan her Türkiye Cumhuriyet vatandaşı çok iyi hatırlayacaktır ki, sağlık reformu gerçekleştirdiğimiz 2000 sonrası süreçten önceki dönemlerde hastanelerimiz adeta dökülüyordu, vatandaşımız doktora ulaşana kadar öyle eziyet yaşıyordu ki sağlam olsa bile hastalığı katlanıyordu. Tetkikler, tahliller için doğru dürüst altyapı yoktu. Hastaneler her anlamda vasat ve çağın gerisinde idi. Reçetesini alan kişi ilaç bulamıyordu. Acillerin durumu çok daha kötüydü. İster acilden ister poliklinikten kendisine çıkartılan faturayı ödeyemediği için hastanede rehin kalan, ölüsü dahi rehin alınan insanlarımız vardı.
📍 Sağlıkta son 5 yılda, 2017 sonrası, dünyanın en gelişmiş altyapılarına sahip 20 şehir hastanesi – 29 bin yatak kapasitesi tamamlandı.
➨ Proje bitiminde 35 Şehir hastanesi – 47 bin yatak kapasitesine ulaşılacak.
➨ Şehir hastaneleri, birer sağlık kampüsü şeklinde hizmet vermektedir.
➨ Yatak kapasitesi, 2002= 164 bin ➝ 2022= 263 bine ulaşmıştır.
Sadece "nitelikli yatak" kapasitesi bile 140 binin üzerindedir.
➨ Sağlık personeli sayımız, 2002 de = 256 bin iken ➝ 2022 de 1.2 milyona ulaşmıştır.
Adâlet:
📍 2002'de 26 bin 274 olan adalet personeli sayımız %262 artışla bugün 95 bin 224’e çıktı.
➨ Müstakil adliye binalarımızın sayısı 78’den 391’e yükseldi.
➨ 2002’de 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımız,
bugün çektiğimiz kuralarla birlikte 26 bin 803’e ulaştı.
➨ Adli yargıda faaliyet gösteren mahkemelerimizin sayısını 3 bin 581’den 8 bin 681’e,
idari yargıdaki sayıyı ise 146’dan 239’a çıkardık.
➨ Sadece son iki buçuk yılda adli ve idari yargıda 3 bin 470 mahkeme ve istinaf dairesi kurduk.
➨ Yargıda dosyaların kapatılma süresini kısalttık, bu alanda pek çok Avrupa ülkesini geride bıraktık.
➨ Artık hem adli hem de idari yargı mahkemelerimiz, davaları çok hızlı bir şekilde çözüme ulaştırıyor.
Sadece şu iki istatistik bile bu konuda aldığımız mesafeyi gösteriyor:
➨Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına göre ülkemizde idari yargı mahkemelerinde ortalama dosya görülme süresi 168 gündür.
Bu süre Fransa’da 314, Almanya’da 308, İtalya’da ise 574 gündür.
➨ Bölge idare mahkemelerinde dosyaların görülme süresi ülkemizde 136 gün iken,
İspanya’da 325, Fransa’da 329, Almanya’da ise 460 gündür.
Türkiye, adâlette de bir devrim yapmış ve bu aşamaya büyük bir özveriyle gelmiştir.
Eğitim:
Milli eğitim bakanlığı yıllık bütçesi:
2002= 210 milyar TL (4.9 milyar dolar)
( üniversite sayısı 76 ),
2023= 687 milyar TL (16.2 milyar dolar)
( üniversite sayısı 208 ).
Kredi ve burs sağlanan öğrenci sayısı:
2002= 451 bin kişi
2023= 1,38 milyon kişi
➨ Burslar, Lisansta aylık 45 tl den ➝ 850 tl ye,
➨ Burslar, Yüksek Lisansta aylık 90 tl den ➝ 1700 tl ye,
➨ Burslar, Doktora da aylık 135 tl den ➝ 2550 tl ye yükseltilmiştir.
Yurt ve yatak kapasitesi:
2002 = 182 bin yatak / 190 adet yurt
2023= 850 bin yatak / 800 adet yurt
Türkiye yurt konusunda Avrupa da birinci sırada yer alıyor.
➨ Türkiye de kütüphane sayısı; 1474 den ➝ 34.555'e çıkarıldı (2021).
➨ Kitap sayısı; 19 milyondan ➝ 78 milyona çıkartıldı.
➨ Derslik sayısı; 343 binden ➝ 612 bine çıkarıldı.
➨ Akademik personel sayısı; 70 binden ➝ 184 bine çıkarıldı.
➨ 3,5 milyar adet ders kitabı ücretsiz dağıtıldı.
➨ Türkiye 49 ülkede eğitim faaliyeti yürütmektedir.
➨ 2023 itibarı ile okul öncesi tüm çocuklara yemek desteği sağlanıyor.
➨ 2023 itibarı ile ücretsiz yemek desteği alan öğrenci sayısı 1,8 milyondan ➝ 5 milyona çıkartılıyor.
Gençlik merkezleri sayımız;
2002 de 9 adet iken,
2022 de 412 ye yükselmiştir.
Spor tesislerimiz:
2002 de 1575 ten ➝ 2022 de 4133 e çıkmıştır.
➨ İçerisinde stadyum, hastane, öğrenci yurdu, okul bulunan toplam 25 bin sosyal eser hayata geçirildi.
Sosyal yardımlar / Yurtiçi ve Uluslararası:
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."
📍 Sosyal yardım bütçesi 2002 de yılda 107 milyon dolar idi (2 milyar tl).
Bu rakam 2023 de yılda 13,8 milyar dolar seviyesine yükseltilmiştir (258 milyar tl).
📍 Türkiye 2002 – 2022 yılları arası toplamda 30 milyar dolar seviyesinde sosyal yardım yapmıştır.
2021 yılı içinde, 7,7 milyar dolar ile 122 ülkeye yardım ulaştırılmıştır.
Türkiye, küresel yardımda bütçesine oranla 1. sıradadır.
➨ 65 yaş üstü vatandaşlarımıza evde bakım desteği verilmektedir.
➨ 2002 de engelli vatandaşlarımızın memuriyet sayısı 5700 kişi iken,
2022 sonu ile 66 bin engelli vatandaşımıza memuriyet kazandırılmıştır.
➨ 2002 yılında sosyal amaçlı harcamaların toplam bütçe içindeki payı yüzde 1,3 iken,
2022 de bu oran yüzde 5,1’e çıkarılmıştır.
Konusu İNSAN olan bu sosyal yardımlar, aynı zamanda devletimizin ve milletimizin,
ve aynı zamanda dış işleri bakanlığımızın vizyonu olan; “her yönüyle aktif-girişimci ve insanî-barışçıl dış politika” anlayışının bir yansımasıdır.
Bu vizyon devletimizin ve milletimizin töresinden ve dini islâmdan, tarihinden aldığı bir mirası ve erdemidir.
İngiltere merkezli "Development Initiatives" Küresel İnsani Yardım, 2022 Raporu'na göre:
Türkiye, 5,5 milyar dolar yardım ile, bütçesine oranla insani yardımda 1. Ülke oldu.
İngiltere küresel insani yardım 2018 raporu:
Türkiye= 8 milyar $
Abd= 6.6 milyar $
Almanya = 3 milyar $