Raşidi Tarikatına intisab ve intisab Virdi ve Sınıf Adabı
Raşidi Tarikatı Virdinin tamamı, günde bir defa veya, günde iki defa vird edilip okunur. Birinci sınıftan, beşinci sınıfa kadar olan sofi ve sofiyeler, günde bir defa vird edip, zikredip okurlar. Beşinci sınıftan sonraki sınıflar da ki sofi ve sofiyeler, taa ki, onbirinci sınıf sonuna kadar, günde iki defa vird edip okurlar, fakat onlar da yaz ve ilkbahar mevsiminde, sabah uzun vird yani “Hizbül Kebir” öğleden sonra ise kısa vird “Hizbül Kasr” okurlar. Kışları ve sonbaharda ise tam tersi olan sabah “Hizbül Kasr” öğleden sonra ise “Hizbül Kebir” vird edip okurlar. Onbirinci sınıftan sonra, vaktin durumuna göre, günde bir defa veya, günde iki defa “Hizbül Kebir” zikrini vird edip okurlar. Sabah vakti demek, hangi mevsim olduğu farketmeksizin, gece saat üç ten itibaren, ertesi gününü gündüzünün, ikindi vakti ezanı okunasıya kadar olan vakittir, bu vakitlerde sabah virdi okunur. Gündüz ikindi vakti ikindi ezanı okunduktan sonra, o günün gecesinin, gece saat üç e kadar olan vakti de, ikinci virdin vaktidir, o vakitlerde de ikinci vird, vird edilir okunur.
Esteuzubillah demek kısaca “Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim” demektir. Virdimizin başlangıcında ister kısaca “Esteuzubillah” veyahut da normal olarak “Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim” diyerek başlıyabilirsiniz.
Eğer Sabah ve Seher veya Gündüz Vakti Zikrediliyorsa “istiaze Duası El Evvel” Okunur (Yazları ve Baharları Gece üçten itibaren öğleden sonra saat 14 e kadar Zikrediliyorsa okunur),
Eğer ikindiden Sonra ve Akşam ve Gece Vakti Zikrediliyorsa “istiaze Duası El Ahir” Okunur (Saat 2 den yani 14 ten sonra, gece 03 e kadar zikredilirken okunur).
Zikirimizde Harflerin Mahrecine dikkat ediniz, Her Bir Harf Ayrı Bir Nota, Yahutta Ayrı Bir Tını ve Frekanstır Unutmayınız. (Dad harfi) Harfinin mahreci “dz” şeklinde okunur ki, dil azı dişlerin arasına konarak ze demeye çalılışılır ‘muhammed Diyauddin’ ismi ‘muhammed ziyauddin’ denir yani asli ise ‘Muhammed Dziyauddin’ diye okunur dil sağ azılara veya sol azılar arasına konabilir, ashabdan Ebu Bekr efendimiz iki tarafı ile de bu harfin mahrecini çıkarabilirmiş.
(peltek se) se harfi dil dişlerin arasına konarak se demeye çalılışılır, Zikirimizdeki, her (Dad harfine) gelince, birinci zikirde “dad harfine ” gelince (Dad harfi sağ azı diş ile okunur) ikinci zikirde (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) üçüncüde tekrardan (Dad harfi, sağ azı diş ile okunur)…diğerlerinde de buna hakeza.
(Peltek ze) dil dişlerin arasına konarak ze demeye çalılışılır,
Arapça Alfabe yani “Elif, ba” okunurken tesbihimizin iki renkli boncuklu kadranı ile okunur ve, yön onuncu boncuktan imameye doğru okunur. birinci boncukta sıra “dad” harfine gelince
(Dad harfi, sağ azı diş ile okunur) ikinci boncukta (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) ve böyle böyle 9 defa alfabe okunur sonuncu seferde yani dokuzuncu seferde yine (Dad harfi, sağ azı diş ile okunurak alfabe tamamlanır bitirilir)
Zikirimizdeki, her (Dad harfine) gelince, birinci zikirde “dad harfine ” gelince (Dad harfi sağ azı diş ile okunur) ikinci zikirde (Dad harfi, sol azı diş ile okunur) üçüncüde tekrardan (Dad harfi, sağ azı diş ile okunur)…diğerlerinde de buna hakeza.
Virdimiz, iki seher vaktinde okunur. (Yani Sabah seheri ve ikindiden sonra ikindi seheri) Günde iki defa okunup, vird edilir.sınıfa kadar salavat altta yazan usul ile okunur, ondan sonra bu virdimizdeki gibi, hepsine hergün, imkan dahilinde, günde iki defa veya, günde bir defa okunur, selam gönderilip, selamet dilenir.
Salavati kebiredeki “Safura” “Daniele” Ra’le” “Gabriela”, “Michaela”, “Raffaella, “Zara”, ” Azra”, Zaraelle”,“Feryail” ve “Ferruh” a salavat, haftada bir defa yapılır, diger günler onlara salavat okunmaz. Ve Salavati kasr daki “Feryail” ede okunmaz.
Feryail ve Ferruh Rüzgarlarların Melekleridir,
Feryail : Keder Elem,… Rüzgarlarının komutanıdır.
Ferruh: Feerah sevinç ve mutlulukların rüzgarının komatanıdır.
insan ömründe, bu iki rüzgarın galip geldiği zamanların orantısı, Feryail komutasında %40, Ferruh komutasında %1, yani bu oran 1/40 dır. yani (1sene Ferruh/40 sene Feryail) Hz Adem, ilk defa topraktan halkolduğunda, Allahü Teala hazretleri, Hz Adem’in çamurunun kuruması için, üzerine, 40 sene Feryail rüzgarı estirmiş. Bir sene de Ferruh rüzgarını estirterekten, kurutmuştur, velhasıl kelam.
Virdimizi sadece okumak niyetiyle okuyanlar, okuyabilir. Fakat vird şeklinde okumak isteyen, ve faydasını görmek isteyenler, Raşidi Tarikatına intisab etmek mecburiyetinde. Ve intisab Duası, Tek bir defa olmak üzre, ilk defa girmek istenince okunacak duadır.
Seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson – uzun saçlı adam
Samson ve sevgilisi Daleyla veya Leyla, yani gücünü saçından alan adam. Bu adam Highlander, ve salavatimizin her zaman, 40. veya 41. bogumunda yer alacak, çünkü bu iki adam bize Etek ve koltuk alti traşımızı hatırlatacaklar, Etek ve koltuk altı traşımızın, en fazla geciktrime süresi, 40 gün, veya biraz üstü kadardır. şayet, unutur yada, geciktirirsek, bizzat bize gelip haber etmeleri için, engeç KIRK günde bir traş, ve gecikirsek, onlar bekcimiz, bir yerden “Yalçın, Remzi, Leyla, Higlander, iskoçyalı” haberi gelirse size, bilinki ….traş vakti geldi geciyor.
12 Havarinin isimleri Hakkında Hıristiyan Kaynaklarından Edindiğim Bilginin Tercümesi
“İsa bir dağa çıktı ve onunla birlikte istediklerini çağırdı. Yanına geldiler ve havariler dediği on iki kişiyi atadı. Sürekli onunla birlikte olacaklardı ve onları oraya göndermek istedi. Onun atadığı on iki kişi şunlardı: Peter adını verdiği Simon, Zebedi’nin oğlu Yakup, Yakup’un kardeşi Yuhanna – her ikisine de Boanerges adını verdiği (“Gökgürültüsü Oğulları” anlamına geliyor) – Andreas, Philip Bartholomäus, Matthew, Thomas, James, Alphaeus’un oğlu, Thaddäus, Zealot Simon ve İsa’ya ihanet eden Judas Iscariot. ” – Matta 10: 2-16; Markos 6: 8-11; Luke 9: 2-5
SINIF ADABI VE HER SINIFIN SÜRESi
Normalde her sınıfın zikiri 40 günde katedilir, 40 gün, arda arda 40 gün olmayabilr, eğer arada 3 gün çekemediysen, sende 43 gün sonra üst sınıfa geçersin.Zikirimiz sende 40 günde ahlakı Hasene ve Meleke halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir sende ahlak olunca, yani çekmeden duramaz olunca, veya çekmeyince kendinde eksiklik hissedince, sende ahlak olmuştur. çekmesi kolay hale gelince, bir üst sınıfa geçilir. üst sınıfa geçmek için tarikatın pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sınıfa geçilir, eğer üst sınıf zikirini çekerken sende tökezleme hali yani sendeleme birgün çekip birgün çekememe olmuyorsa, devam edilir, üst sınıfda sendeleme olursa, tekrar bir alt sınıfa dönülür.
RAŞiD’i TARiKATINA iNTiSAB (GiRiŞ) DUASI
Raşidi Tarikatına intisab Duası Budur
Rabbi Vedhulni Cemaati ve Zakiri Raşidi ve edhılni müdhalen Sıdkan.
Bu dua okunduktan sonra, sesli olarak Elfatiha denilir. Sonra orada kim varsa, herkes bir defa fatiha okur, ve onlar şahidimiz olur. Orada kimse yoksa, kendimiz okuruz, ve ordaki melekler okur, ve melekler şahidimiz olmuş olur.
Eğer Raşidi Tarikatından Herhangi bir sebebden ayrılıp çıkmak istenirse aşağıdaki dua okunur, ve çıkmak isteyen kimse zikirlerimizi okumayı bırakır.
Raşidi Tarikatından Çıkış Duası Budur
Rabbi Vahrucni Cemaati ve Zakiri Raşidi ve ehricni muhracen Sıdkan.
Bu dua okunduktan sonra, sesli olarak Elfatiha denilir. Sonra orada kim varsa, herkes bir defa fatiha okur, ve onlar şahidimiz olur. Orada kimse yoksa, kendimiz okuruz, ve ordaki melekler okur, ve melekler şahidimiz olmuş olur.
---------------------------
9. SINIF SOFiLER
Allah Zikiri günde bir defa olmak üzere, 6666 defa Allah zikredilir.
Burasi Güneş Makamidir. izinsiz cekmeyiniz. Günde sadece “hizbul kasr” ve “6666” Allah zikiri cekilir.
10 ve 11. SINIF SOFiLER
Mevsim tesbihi talim edilir ve muhtarlar başkanlar kaymakamlar valiler tayin edilir. (bunlar manevileri) sonra “onlarin hatrina güneş dogar yagmur yagar kar yagar” hadisine devam edilip mutmain oluncaya kadar talim edilir. ve deneme yaptirtilir.
Bu sofiler manen ilham yoluyla bilirler bu makamda olduklarini.
13. SINIF SOFiLER
Her bölgede bir tane güneş makamina birisi tayin edilir ve onlara güneş nasil dogar yagmur nasil yagar mikail iliminin birinci bölümü talim ettirilir. Ve birer tanede yardimci tayin edilirki, o hasta olunca digeri görevi devam ettirsin.
15.SINIF SOFiLER
Zamanin hakimi olmak ögretilir, ve zaman nasil geriye alinir, ve nasil ileriye alinir ögretilir.
16.SINIF SOFiLER
Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."
şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek için, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak :
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."
(Hadis-i Şerif )
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.
Meali :
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).
(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )
ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve atıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanmiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece
Zikirimiz Budur
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (Extern o bela gidesiye kadar Günde 41 defa)
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden leinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi için de ki işde :
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.
Dua bu, ve bu dereceye erenler için 16.SINIF SOFiLER icindir
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)
17.SINIF SOFiLER
Deprem ögeretilirki ve Mikail aleyhisselamin ikinci kisim görevleri talim edilir ve deprem nasil olur nasil yapilir ögretilir.
19.SINIF SOFiLERE
Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.
Bu 19. sinif sofiler Tesbihlerine Birinci kadrandaki 10 boncugun birincisi mevsim rengi ikincisi beyaz olrak, digeri yine mevsim rengi, ve digeri beyaz.... 10 boncuk dizlerler ve Alfabe duasindan önceki Arapca Elif ba yani alfabeyi 9 defa okurken, birinci boncukda Dad Harfi sag azı dişler arasına konarak okunur, ikinci boncukda sol
azı dişler arasına konarak okunur,sonra yine digerine sonra yine digerine konarak 9 boncuk sayilir.
Dad Harfinin Mahreci
"Dad" harfi dilin ucu azı dişlerin arasına konarak "da" denmeye calışılır d ile z arasi bir ses çıkar
'muhammed Diyauddin' ismi 'muhammed ziyauddin' denir yani asli ise
'Muhammed Dziyauddin' diye okunur dil sag azilara veya sol azilar arasina konabilir, ashabdan ebu bekr efendimiz iki tarafi ile de bu harfin mahrecini cikarabilirmiş
21.SINIF SOFiLER
Kiyamet talim ettirilir ve oraya cikan kimseye kilit ve mühür vurulur.
23.SINIF SOFiLER
Mevsimleri Ayarlama görevi talim edilir, ve bu kainatin öyle otamatik pilotta calişmadigi, bizatihi yaşatarak ögretilir, ve bu görevi hak eden tek bir kimseye bu SIR verilir. (veliaht halife)
24.SINIF SOFiLER
Güneşin Çırasının tutuşturulmasi ögretilir.
27. SINIF SOFiLER
Kader bahsi ve SIRAT köprüsü Talim edilir, ve telepati telefonunu kullanmasi talim ettirilir.
28. SINIF
MEVLUD SIRRI talim ettirilir.
--------------------------
RAŞiD'i TARiKATINA iNTiSAB (GiRiŞ) DUASI
Bu Alttaki Dua yi 40 gün okuyan RAŞiD'i TARiKATINA intisab etmiş olur.
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim (3 Defa)
Hasbünallahivenimelvekil (5 Defa)
Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr (1 Defa)
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn (5 Defa)
Bismillahirrahmanirrahim
Kul eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillahirrahmânirrahîm
Kul e'ûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.
Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab.
Ülaikellezine hüm aleyhim salavatihim yuhafizun.
Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.
Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ raşedâ.
Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, subhâneke fekınâ azâben nâr
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.
Vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun
Kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr, innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.
Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulî, innallâhe kaviyyun azîz.
Rabbî enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba. Rabbî eûzübike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbî en yahdurun.
Mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr
Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun). Ve ma huve illa zikrun lil'alemiyne
iSTIAZE DUASI EL EVVEL
istiaze Duası El Evvel Budur
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.
Rabbi inneke semîud duâi,
Rabbi inneke semîud duâi,
Rabbi inneke semîud duâi.
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.
Adede ma vesiahu ilmullah,
Adede ma vesiahu ilmullah,
Adede ma vesiahu ilmullah.
Sadakallahül Aziym. Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Raşidi Tarikatında Tesbih Adabı - Zikir Tesbihi Yapımı ve Zikir (Vird) Tesbihi Resimleri
TESBiH ADABI
AÇIKLAMA : Sofinin, aynen hat yazmaya başlayan birisinin, önce hat kalemi açmasını, yapmasını öğrendiği gibi, sofi kendi zikir tesbihini kendisi yapar.
Tesbihlerimiz mevsimin ve havanın durumunun rengine uygun, renkli çift kadranlı Abaküs mevsim tesbihi. (siyah, kar beyaz, yeşil, kırmızı veya bordo kırmızı, kahve veya sarı veya turuncu, saydam su rengi, ve çamur rengi, mor renk,pembe,turkuaz mavi, bulut mavisi,gri renkte,agaç tesbih,fosforlu tesbih...)
Yaz Tesbihi: Kırmızı veya Bordo Kırmızı , haziran mavi ve Turkuaz mavi, lacivert
Sonbahar Tesbihi: Kahverengi veya sarı veya turuncu
ilkbahar Tesbihi: Yeşil ve su rengi mart mor ve pembe agaç tesbih
Kış Tesbihi: Gri, Siyah ve Beyaz, çamur rengi
önemli gecelerdeki Tesbih: fosforlu tesbih,agaç tesbih
Tesbihde Dizilim sırası ve Kadranlar
Tesbihde 1 adet imame 3 adet ara müezzin ve 13 adet ara bellek renkli tesbih tanesi(siyah veya beyaz veya kirmizi) ve 110 adet mevsimine göre renkli boncuk tesbih tanesi
Tesbihi dizerken soldan sağa tesbih, sol ve sağ tarafı var tesbihimizin, ve önce sol taraf dizilir ipe, ve sol tarafda 10 tane mevsimin rengi, bir tane ara renk, yine 10 mevsim rengi, 1 ara renk, ve yine 10 mevsim rengi 1 ara renk, ve sonra birinci ara müezzin.
Sonra yine 10 mevsimin rengi tesbih tanesi, sonra ara renk, sonra 5 mevsim rengi, sonra 1 ara renk, ve araya ikinci müezzin, ve tesbihimizin ortasina gelir, ve sonra simetrik olarak, yine ortadan saga dogru, yine bir ara renk ile başlanır, ve sonra 5 mevsim rengi, sonra yine ara renk, sonra 10 mevsim rengi, sonra yine ücüncü ara müezzin.
Sonra yine ara renkle başlanır, ve sonra 10 tane mevsim rengi, sonra ara renk, sonra yine 10 tane mevsim rengi, sonra yine ara renk, sonra yine ara renk, yani iki tane ara renk yan yanyana olcak, sonra Dualite kadranına geliriz, 5 tanede son mevsim rengi, 5 tanede ara renk olmak üzre on boncuk bu sefer o ikinci üst üste ara renkten sonra bir mevsim rengini, bir ara renk, bir mevsim rengi, yine bir ara renk halinde on boncuk tamamlanır ve sonra imame ve sonra imamenin üstüne iki ipin birleşmiş yerine, bir tane ara renk sonra 10 tane mevsim rengi, ve sonra hangi mevsimin rengini yaptıysak, üstüne bir adet ondan sonra gelecek mevsimin rengi olan sarık tesbih tanesi eklenir, ve ipe aralık bırakılır sığanarak gevşetip veya sıkıştırabilcek şekilde ve uzunlukta ve ipin katları tesbih boncuklarının deliğine göre gerekirse iki kat kullanılırki gevşek tesbih olmayacak imamenin üstündeki yerde boncuklari aşağı indirip sıkdımı tesbih sıkılaşacak ve kaymaycak şekilde sıkı olmalıdır. ve bu imamenin üstü ikinci kadran, yani ikinci çarkdır, ve birinci çark ise, sağdaki iki aynı renkdeki ara tesbihin arasına gelecek olandır onu yapmak içinde, bir karışdan biraz daha uzun ip alınır yine kalınlık boncuk deliğine göre ayarlanır ve iki ip ucu birleştirilir, ve sonra bu iki ucun birleştiği yer düğümlenir sonra iki ucun ortası olan birleşik yerden olmak üzre iki kat ipe bir ara renk sonra 10 mevsim rengi sonra tekrar ara renk tesbih tanesi dizilir, ve ve bu ip uzun olur, ve tesbihler sığancak (kaydırılabilcek) kadar uzun olur, çünkü onlar sayaç olarak kullanılcak ve, sığayıpda bırakdığımız yerde durması lazım, ve sonra bu iki ucun ucu sağdaki iki ara tesbihin olduğu yerin arasından geçirilip, sonra boncuklu kısım ipin birleşik ucundan geçirilerek, düğüm yapılır, amma düğüm sabit değil, hareket edebilir vaziyette olur, Tesbihimizin dizilimi budur.
Abaküs Tesbih Nedir - Nasıl Kullanılır?
Normal namaz tesbihlerinin dışında, yüksek sayılı zikirleri çekebilmek için hafızalı tesbih veya zikir sayar, hesap makinesi ya da küçük ilk bilgisayar modeli demektir.
Bu tesbihlerde normal sayaç boncuklarının haricinde, imamenin üstünde zikrimize uygun olacak kadar (mesela 10 tane daha sıyrılabilir boncuk) bulunur. Yine tesbihin alt ortasında ekstra eklenmiş ikinci kadran boncukları vardır. Ayrıca belli bir boncuk aralığından sonra ekstra eklenmiş, yine mesela 10 boncuklu üçüncü kadranı (çarkı) olan tesbihlere “Abaküs Tesbih” denir.
Yani abaküs, saymak içindir; kolay saymak ve saydığını hesap makinesi gibi hafızada tutmak için kullanılır. İşte mesela ara boncuk (10 boncuklu) kadran boncuklarını tesbihin ilk 10 boncuğundan sonra bağlarsak, her 3 Fâtiha ile 7 İhlâs okuduğumuzda 10 boncuk tamam olmuş ve bir devir tamam etmiş oluruz.
Mesela Râşidî Tarikatı’ndaki silsileye Fâtihalar ısmarlanırken kullanmak için… Bu bir deviri tamam ettiğimiz Fâtiha ve Kulhü’yü bir şeyhe veya peygambere ve yakınımıza hediye edince o çarktan bir boncuk geriye sıyırırız. Yani abaküs sistemi ile “Haaa, tamam birinci silsile ismine okudum” diye hafızaya almış oluruz. Sonra ikinci 7 İhlâs 3 Fâtiha daha ve ikinci boncuk… Ve böylece abaküs işlemi devam eder.
Yine mesela 66 bin Allah zikri veya yüksek sayıdaki esmayı çekerken, tesbihi tam olarak Allah zikri ile çektik. Bir devir yapınca o yan çarktan bir boncuk sıyırdık ve “100 çektik” diye hafızaya alıp bilmek için… On boncuk sıyırınca bu sefer imamenin üstündeki binli (1000’lik) çarktan bir boncuk yukarı sıyırırız ki abaküs sistemi ile bu sefer “bin (1000) Allah çektiğimizi” biliriz, hafızaya almış oluruz.
Ve böylece bu sefer mesela altı bin çekecek isek, her bin çektikçe imamenin üstündekileri sıyırdık ve 10 defa yani 10’a tamam olunca 10.000 etti. Bu sefer en altta ortadaki kadrandan bir boncuk sıyırırız, yani “10 bin Allah” dedik biliriz. Altı boncuk sıyırınca 60.000 Allah zikri tesbih edildi biliriz. Ve böylece tesbihin, zikir sayanın abaküsün hafızasına alırız. Altı tane olunca altmış bin (60.000) Allah çektik bilmiş oluruz.
Yani abaküs tesbih demek, aynen ilkokulda kolay saymak ve kaç saydığımızı bilmek için kullanılan bir hesap aracıdır. Bunu yapan, zikri sayan abaküs ismine “abaküs tesbih” denir. Bilgisayarın ilk modelidir ve din âlimleri ve peygamberlerden birine verilmiş mucize ve ilimdir. Allah’ı zikir için keşfedilmiş olan ilk hafızalı hesap makinesi ve ilk bilgisayarın ana modelidir.
Onun bugün ne hale geldiğini düşünürsek, yani insanlık bayağı çağ atladı. Artık İslam’ın bulduğu, keşfettiği bilgisayarı, İslam dininden ve Müslüman olmayanlar çitayı nereye kadar taşıdılar, görün bakın. İslam ise hâlâ tesbihde kaldı maalesef. Hatta Türkler ise sadece 33’lü 99’lu tesbihde kaldılar. Bu “abaküs tesbih” nedir onu bile bilmezler yani.
Tesbihlerimiz böyle olcak Raşidi Tarikatı Vird Tesbihi Resimleri
Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı
Tövbe ve istigfar Nedir ve neden ve nasıl yapılır ve özel bir vakti varmıdır?
Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı
Soru: Tevbe-istigfar nedir, nasıl yapılır?
Cevap : İstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]
Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır.
Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir.
وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا
"ve tûbû ilâllâhi cemîan"
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
"Topluca Allah’a tevbe edin "
(Nur Suresi 31.Ayetten pasaj)
اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
"innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn."
"Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."
(BAKARA Suresi 222. ayetten pasaj)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا
"Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhan."
Meali
Ey iman edenler! Allah’a sahih bir tövbe ile tövbe edin. (Sahih tövbe demek
geçerli veya kabul olunmuş Tövbe demekdir)
Tövbenin kabul olundugu zaman hakkindaki ayettede
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا
الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالأَسْحَارِ
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en‘âmi vel hars(hars), zâlike metâul hayâtid dünyâ, vallâhu indehu HÜSNÜL MEÂB. Kul e ünebbiukum bi hayrin min zâliküm, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd. Ellezîne yekûlüne rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zünûbenâ ve kınâ azâben nâr. Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel münfikîne vel müstağfirîne bil eshâr.
Meali:
İnsanlara, kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan şehvetler (aşırı düşkünlükler) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Allah ise O’nun katındaki en güzel sığınaktır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. Onlar (takva sahipleri): “Rabbimiz, biz hiç şüphesiz mümin olduk (îmân ettik), artık bizim günahlarımızı (sevaba çevirerek) bize mağfiret et ve bizi ateş azabından koru.” derler. (Onlar) sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infâk edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir (seherlerde tövbe edenlerdir).
*(Âl-i İmrân Suresi, 14-17. ayetler)*
Rabbimiz o tövbesi kabul olmuş olan müminlerden bahsederken onlar “seherlerde tövbe edenlerdir” diyor. Öyleyse nasuh, gerçek ve geçerli bir tövbenin de vakti vardır. Birinci vakit günahtan hemen sonra, ikincisi seherlerdedir.
Seher vakti tam olarak ne zamandır?
Seher vakti, fecr-i kâzib (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hâsıl olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki buna fecr-i sâdık denir. Bu fecr-i sâdık, yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu doğru fecir zamanından öyle ki, ortalığın aydınlandığı fakat güneşin henüz daha doğmadığı zaman aralığına denilir.
Bu husuda kuranda yine
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
İnnel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû
kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn
Meali :
Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret
dilerler bağışlanma dilerlerdi.
(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."
(Tirmizî, Namaz, 326)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular
"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."
( Hadis-i Şerif )
Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tariqatı Zikir Evradımızın
10_2. BABINDA
10_2. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.
(1 den 10 defaya kadar)
Eğer zikrimizi sabah namazından sonra çekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanmışsa, bu zikri çektiğimiz vakit seher vakti ise hemen ardından:
“Estağfirullâh ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh.”
(3 defa)
ve sonra:
“Estağfirullâhel azîme ve etûbü ileyh.”
(71 defa)
Bu zikrin normaldeki yeri 25. Bâb’dır.
“Estağfirullâhel azîme ve etûbü ileyh.” (71 defa) Bu zikrin normaldeki yeri burasıdır. Ancak eğer sabah namazından sonra okundu ise zikrimiz, o zaman seher vakti olduğu için yukarıdaki yerde okunur. Burada ikinci defa okunmasına gerek yok. Ama zikrimiz mesela gündüzleri veya güneş doğduktan sonra ya da akşamları okunacak ise burada okunur. Zikrin normaldeki yeri 25. Bâb’dır.
Ayrıca 5 vakit namazın hemen öncesinde sağ el, sol memenin altına getirilir, kalp hizasına. Baş parmak ile diğer parmakların boğumları tesbih edilerek 12 defa “Estağfirullah” denilir ve 13. defa denirken el yumruk yapılır, öyle söylenir ve gelmiş geçmiş günahlara tevbe edilip pişman olunur.
Yine her gece uyumadan evvel yatağa girince 3 defa:
“Estağfirullâhel azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyel kayyûme ve etûbü ileyh.” denilir.
--------------------
Günaha pişmanlık
Tevbe istigfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstigfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte (Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. (Hakim)
Yapılan günahları her hatırlayışta istigfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istigfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.
Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. (İ.Gazali)
İstigfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İstigfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istigfar etmeden önce affeder.)
[Taberani]
(Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse
büyük kalmaz.) [Deylemi]
(İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.)
[Tirmizi]
(Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]
(İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır.
Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]
(Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istigfar ederse,
o günahı yazmaz.) [Hakim]
(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi
kabul eder.) [İbni Mace]
(Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istigfardır.)
[Beyheki]
(Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istigfardır.)
[Hakim]
(Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istigfar eder.
Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük
günah yazılır.) [Deylemi]
(Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.)
[Beyheki]
(Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]
(Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istigfar edeni,
Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]
(Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]
Peygamber efendimiz, (“Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa
hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir
li” istigfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza,
bela olmaz) buyurdu.
Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının
affedileceği hadis-i şerifle bildirildi. Dua şudur:
(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.)
[Ramuz]
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir
genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]
(İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile,
Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.)
[Buhari]
(Yatağa girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-
kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da,
affolur.) [Tirmizi]
("Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden
başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca
günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]
(Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret
dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.)
[Tirmizi]
(Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden]
korumaz.) [İ.Huzeyme]
Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
(Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]
Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir
hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile]
ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.
(Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder.
Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa
toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde
ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak
olur.) [Taberani]
(Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]
(Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe
ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve
kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]
(Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!)
[Beyheki]
(“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak
demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü
kaldırmamalıdır.) [Buhari]
(Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]
Raşidi Tarikatında Zikir Adabı Yani Vird Adabı
Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı
Zikrullah dört türlü yapılır.
1-Yalnız lisan ile yapılan zikir:
2- Yalnız kalp ile zikir:
3- Kalben ve lisanen zikir:
4 – Namaz gibi beden ile yapilan Zikir
5 – Hac gibi sadaka gibi mal ile yapilan Zikir
(Vird) Adabı
1. Vakit
Öncelikle yeni girenler Intisab Zikirini Günde Bir defaya mahsus olarak eger mümkünse sabah namazindan hemen sonra güneş doğmadan önce çekerler. Eğer o vakitte müsait değilsek ikindi namazinin hemen ardindan sonra zikiredilir. 1. adab zikiri bu vakitlerde zikiretmekdir . Eğer bu iki vakitte de müsait degil isek vaktimizin en müsait olduğu zamanda zikiredilir.
2. SAYI ADET
yeni intisab edenler sadece intisab zikirimizi 40 gün okuyuncaya kadar devam ederler, eger onlarda 40 gün icerisinde, bu zikirler rahat okunur hale gelip, ahlak halini alinca, cekmeden duramaz hale gelince, yani 40 günün sonunda, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan, 1. SINIF zikirini çekmeye başlarlar. yine birinci sinif sofiler, bu zikir onlarda ahlak olunca kolayca okur hale gelince, yine tam 40 gün okuyunca, hani burda 40 günden kasit, ard arda 40 gün olmasi şart degildir. aynen nasil bir şirkette işe girince takavite ayrilmak için, en az 5000 iş günü sigortali calişmiş olmak gerektigi gibidir, yani adam 5000 iş gününü, ya ard arda her gün calişip, bu toplam 15 seneye tevafuk eder, ve ya adam senenin iki ayi boş geciyordur, sezon işcisidir, sezon kapaninca boşda kaliyordur, öyle olunca, bu adamin her sene iki ay acigi var, o yüzden 5000 iş gününü 15 senede tamam edemez, ve o aciklari da, ne zaman calişip doldururda toplam 5000 iş gününü doldurursa, o zaman takavite hak kazanir, amma şimdi birde yaş yasasi cikardilar, o yeni durumlar. hani burda bunu misal olarak verdik, yani işde sizde bu 40 günün 30 gününü ard arda cekmiş olursaniz, bir hafta mesala cekemdiniz, yahut iki gün cekemediniz, hasta falan filan oldunuz, o zaman işde, o cekdiginiz gün sayisi not edilir, yani takvim tutulur, ve iyi oldukdan sonra, yine cekilmye devam edilir, ve ne zaman tam 40 gün oldu o zaman intisab zikiri cekiyorsa 1.SINIFA gecer Yahut 1.SINIF zikiri cekiyorsa, 2. sinifa gecer, 2 yse 3e gecer. ve ilk 3 sinifin zikirlerini yazdik sayfamizda, ondan sonrakiler yakinda eklencek yine, ve ondan sonrakilerde belli zikirler sadece sayi olarak degişcekdir, ve amma ana kadran koruncakdir. yine birinci sinif zikiri cekerken, vaktim var mesala, bir cekilcekleri, iki ceken, 2 cekilcekleri üc ceken olmaz, birinci sinif sadece bir cekecek, ikinci sinif iki yazan yerleri iki, 10 yazani on cekecek, sayiya dikkat edilcek, yoksa ikinci gün cekemezsiniz. ve yine 10. sinif sofiler zikiri aynen zikir evradi pro 8 de yazdigi gibi ceklerler, adetler ordakigibi. 10. SINIF ceklenerde o zikir ahlak olunca artik mevsim zikirine gecme vaktinin geldigini gösterir.
3. Mevsim Zikiri
10. SINIF sofi artik zikir onda ahlak olunca artik günde iki defa zikretmeye başlar, yani zikiri 1,5 saate, düşürenler artik salavat ve fatihada da okumaya başlar, ve sonra ise, ondan 40 gün dolunca, artik ahlak olunca, ilkbahar ve yazlari, eger vakit müsaitse sabah uzun, “Hizbül Kebir”, tam zikiri okur, ikindiden sonra “Hizbül Kasr” okunur ve yine sonbhar ve kışları ise bu sefer sabah “hizbül kasr” akşamlari “hizbül kebir” okunur ve yine salavat ve fatihalarda okunur fatihalar sadece günde 1 defa okunur.
3. HER SINIFIN SÜRESi
Normalde her sinif zikiri 40 günde katedilir, 40 günde ahlak halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir onda ahlak olunca, kolay hale gelince, bir üst sinifa gecilir. üst sinifa gecmek için tarikatin pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sinifa gecilir, eger üst simnif zikirmni cekerken onda sendeleme olmuyorsa, devam edilir, üst sinifda sendeleme olursa, tekrar bir alt sinifa dönülür.
Zikir Nasıl Yapılır ?
Sessiz sakin olmalıdır. (Yüksek sesle değil, kendi duyacağın kadar sesle olmalı.)
Mutlaka abdestli olunmalı diye bir kuralimiz yok, eger abdestli olmak mümkünse abdestli olunur, abdest mümkün degilse, evde arabda iş yerinde bir adet ince iki el sigacak büyüklükdeki fayans bu işi görür, toprak cinsi taş cinsi cam cinsi herşeye teymmüm edilerekde zikiredilebilir, yine abdest ve teyemmüme fırsatımız olmadıysa, mesal trende otobüsde gidiyorsak, abdestsiz olarakda zikiredilebilir, carşida, pazarda, otobüsde, bir yerden bir yere, işimize aşimiza giderken dahi, vakti degerlendirip, zikirimizi eda edebiliriz, yine zikir artik ezber olunca, televizyon seyrederkende zikir edilbeilir, bir yandan televizyon, ve bir yandan da zikir de müsaitdir, arabanin licht maschinesinin elektrik ürertmesi gibi, arabanin hareket etmesi, zaten onun elektrik üretmesini sagliyor, ve öyle olunca hereket ettikce üretir, bir yandanda aküyü doldurur degilmi, öyle olunca onun saga sola gitmesi, durmasi kalkmasi, elektrik üretmesine engel degildir. sadece stop edince durunca yani motoru susturunca üretmez degilmi, yani sen susunca zikrinin enrjisi üretilmez, yoksa televizyon seyrederkende, dilin bir yandan zikredebilir, yani tevizyonu seyretmek dilinin zikiretmesine engelmi yani, degil, o zaman nedir yani.
Zikirmizin kazasi yokdur
DiKKKAT Zikirimizin kazasi yokdur yani bir gün zikir edemedin diye, ikinci gün müsait olunca, o gün dünkünüde ceken olmaz, ikinci gün, sadece o günkü cekilir, yani öncekini kaza edip iade etmek yokdur.
EXTRA zikirler
o hal ve durum vuku bulunca cekilir.
GAFLETLE YAPILAN VE RUTiN OLMUŞ ZiKiR, ZiKiR DEĞiLDiR
Gafletle kılınan namaz, namaz değil, zikirde zikir değildir, yani zikir ve namaz uyaniklik halidir. ve zikir Allahi anma ve hatirlamadir, cuma namazi o haftaki olaylari müzakeredir. nitekim namazda her ne kadar aklimiza, o gün yapip ettiklerimiz, ve edeceklerimiz, o beş dakikanin icine, hücum etsede, işde o beş dakika, sanki günü müzakere etme, ve yine allahi hatira getirme vaktidir. Gününü müzakeresinde ben bunu yapinca ne oldu, Allah ne murad etdi gibi tefekkür lazim, yine zikirler manasizca, şuursuzca cekilince tesir göstermez. yani onun sendeki oluşturacagi ulvi tefekkür, ve olacak olan marifet açığa çıkmaz, ne zaman uyanik olrak zikirettin, şuurunda hergün acilma olup, Allahin ilim deryasina dalmya başlayacaksindir. bir gün olmasa, bir ay sonra sende de bu tefekkürler başlayip, meleklerden ilham almaya başlayacaksin amm aiyi ilahm ile kötü ilhami ayirt edecek kadar islam şeriatini bilmen lazim. hatta bazen uzaklardaki birilerini hatta ölülerden, dirilerden haber gelecek. Amma sen uyanik olrak zikredersen. Az önce dedik tv seyrederken de zikiredilir. yani biz imam hatipde trampet takiminda tembirdekciydik, hem bir yandan tembirdek çalcan, hemde notasina göre çalacan hemede ayaklarını grubla birlikte sağı solu denk atacan şaşirmayacan, ve yine geçit alanına gelince de selam vercen birde. yani iki üç iş yapmak zikirede engel degildir. yine araba kullanmak gibi, ayaklar ayri iş, eller ayri iş, gözelr ayri iş , ve yine akıl ilede, her an uyanık olmayı gerektirir, bir an uyudun, kaza yapar geberirsin, o yüzden zikir ve namzda Allahı andığını bilmekdir. Allahı unutupda gafil gafil zikredip birde bundan meded beklemek kadar ahmaklık olamaz, yani zikirleri cekerken onun manalarinida ögrenmek, ve ne dedigini bilmek, şuurlu cekmekdir. sonra onlari şuurlu cekince, yine yani gafil degil, gecit alanina gelince selam vermek gibi, hani namazda şeytan günün meşgalelerini aklina getirir dalarsin, sonra birden bire, namazi hatirlarsin, cünkü o vesves veerip cikmişdir, sen o cikinca kendine gelince, ücmü kildim, ikimi unutuveririsin, cünkü daha önce namazda degildinki, tarlada takkada, işde aşda, karida kizda cocukdaydin, aklin başina gelipde, namazda oldugunu hatirlayinca, sapittin işde, öyle olunca namaz ve zikir uyanik olma halidir. amma insan ne kadar zorlarsa zorlasin, illa o vesves gelcekdir, gaflette olcakdir, amma işde uyanik olmaya gayret etmek demek, gecit alanina gelince selam verecegini unutup es gecmemek demekdir.yani uynaik olup bir nota atlamamak gerekir, tv seyrederkende zikirde neyi ne zaman kac kere cekdigini unutmamak lazimdir. işde yine usta olmuş bir şoför, rutin her gün gidip geldigi bir yolda, bir da uzunsa yol, ve trafikde karman corman degil, ve sakin ise, giderken birden gaflet basar, ve uykun gelirya, zikirde böyleldir, rutin olmuş ezber olmuş bir zikiri cekerken daha iki üc tesbih gecince, seni uyku basar. ve şeytan, seni zikirden alakoymak ister , ne yapacan o zaman, oturuyorsan, ayaga kalk, ve odada yürüyürek cek, veyahut elini duvara biryere meshet, ve başina kaplama mesh yap, yahut sonra elinin tersi ile ensene dokunki gözlerin acilsin, yahut ensen soguk su cal, yahut direk aydinlik ve işiga bak, ve uykun acilsin sonra zikret. veya yürüyerek zikredersen, yine sana uyku veremez , oda da gezinerek zikret.
Zikirde Tökezleme veya Durma olursa
Biz bazen zikirde tembellik edebiliriz uhrevi ve bazi manevi sebebler bize engel olur cünkü sürüde topal koyunlar vardir sürünü bazen onlari beklemesi lazim gelir yoksa sürü vediri giderse o topal kör koyunlar arkada kalir ve kurtlar yem olur ve helak olur, öyle olunca ben cekmiyon diye sende cekmecen diye birsey yok
mesela ben istanbuldan ankaraya ucakla giden birisiyim ucak bazen rotar yaparsa sen ise istanbuldan ankaraya mesala trenle gidiyor olabilirsin ucak rotar
yapinca trende rotar yapmaz azizim yine trende rotar yapdiysa mesala otbüsle gidenler zikiri cekicek kardeşim yani otobüs rotar yapmaz yahut taksi yahutta ankara balgatan kizılaya yürğyen gibi ankaradan ankaraya giden zikir ceken en basit zikiri cekenlerde var onlarda bu kadar basit zikirı cekemezse balgattan ankaraya yürüyemezse ben daha ne diyen. bu kadar ahmakliga kardeşim. ben bekliyorsam veya bekletiliyorsam bilki sürüde tökezliyin veya tökezleten birilri var demek olur, yani onlari beklemek icabet ediyor hani muhammed sürüsü gidiyordu hz ayşenin çişi yada haceti geldi, sürü durmadi, ve yürüdü sonra ayşe geride kaldi cişini hacetini yapti devam etdi, bu sefer de iftira etdiler ve dediler ayşe zina etdi, işde orda sürü duruverseydi bu olmazdi azizim, muhamed başinda dururdu cişini yaptirirdi ve yola devem edirdi ve bu iftira da omazdi, ama işde orda sürüyü durdurmadigi için başina bela buldu, ve bize dur geldiyse, biz o sürünün başi oldugumuz için, amma sürünün reisi muhamed diyebilirdiki ben ayşeyle kalan siz gidekoyun ben size yetişirin deseydi, onlarda yavaş yavaş giderlerdi sonra o onlara yetişirdi olmazsa az ilerde onlarda dururdu beklerlerdi zaten
mesele budur vesselam.
SAYIYA RiAYET HUSUSUNDA
Anlatilirki muhammed namazda rukudan kalkinca semiallahu limen hamideh der , ordan bedevinin biri coşar başlar dua etmeye rabbene ……. ve uzunca dua eder namazin sonunda selam verince, kimdi o der muhammed, ve o na kizmadi ve tasdik etti derler,
peki öylemidir bu hadis?
Namazda adab ve erkan diye birşey vardir, rükunlari ardi ardina yapmak diye bir kural vardir, yani seri birşekilde sekteye ugratmadan yapmak lazimdir. ve öyle olunca sen eger rukudan sonra secdeye gitmeyipde iki saat dua edersen ne olur, git birde yemek ye su icde gel o zaman, oldumu bu bazi mezhebler bunu esas almiş, nasil mezheb imamiymişki bu adam, böyle bir hüküme karar vermiş ve bu adama uyan ve onun duasina iştirark eden herkesin namazi bozuldu, namazdan cikmiş oldualar, cünkü muhammed rukunun ardina secde etmek zorunda, ve semiallah dedi ve rukuya gitdi, bu adam haala ayakda, haaala ayakda dua ediyon diye secdeye varmadi, ne oldu ,namazdan düşmüş oldu. ve öyle olunca bu adamin ardina takilan adamlarinda namazi bozuldu, ve muhammed bazi meseleleri aciklarken “ben nasil yapiyorsam, bana bakin, ve ben gibi yapin.” dedi mesala adam kek yapmasini bulmuş, ve sen önce, kek yapmasini ögreneceksen, ayni onun koydugu kadar un, onun koydugu kadar şeker, yumurta koycan, önce bir usulu ögrencen, eger daha usulu ögrenmeden kalkip icine birazda fistik katan, bimem cilek katan olmaz, yani hukukda okurken, mezun olmadan kendini avukat hakim sanip, davaya bakmak hakkin yok. büro acmak gibi bir yetkin yok, barolar birligiude bir bilrik var avukatlar birligi, o sana müsade edince ve bir baroya baglaninca büro acabilirsin, yok öyle hemn büro acmak, hani sahte dişciler vardir, adam dişcinin yaninda cirakdir, onu ver bunu ver derken, doktora baka baka yetenekli olunca ögrenir, ve köylere dişcilige gitmeye başlar, halbuku diş hekimi degil, denizli calda cokdur böyleleri, yani elinden bir kaza ciksa, sorumlu kendinsin, cünkü adam mütehassis degil, öyle olunca biz zikirimizde ve yaptiklarimizda nasil yapiyorsak, bize bakip, öyle yapin, kafanizdan uydurmayin, biz duayi bina ettik, önce bir ögrettigimizi cek ve sende ahlak olsun, ondan sonra tarikimizden mezun olunca, sende icine cilek kat üzüm kat kendi formülünü yap, amma kek tarifi bize ait tarif ise , aslini bozma, yoksa kekden başka bir şeyde sen icad et, bizim kekimizide bozma bari degilmi. yani bu yüzden bir tane M.A. diye bir hoca var adam, diyor şunlarida okursan iyi olur diyor, ve hatta belkide kendisi okurken onlarida okuyor, ve onun ardindan giden, onun inandirdiklarinin hepsi, o rukudan sonra, uzun uzun dua eden amca gibi, namazdan cikmiş oldu. yani tarikattan düşmüş oldu, ve namazdan cikmiş oldu, ve bütün sürüyüde tökezletti, o muydu bu muydu demeye başladi herkes, ey M.A hoca biz nasil tarif ettiysek, öyle yapicaksin, kendin bişey katmaycan, ve ilk motoru ford bulunca, adam daha ikinci sene birde 4 motorlu ucak icad etmedi, seneler sonra ucak icad oldu, yani öyle pire gibi boyundan fazla ziplama amca, dur otur oturdugun yerde, amma pireyede ziplama dersen olmazki, insanlik adim adim ilerledi, bir insan bir adim boyu ilerler, koşsa bile adim adim ilerler, yok öyle pire gibi kendi boyunun yüz kati ziplamak, işde bazi pire cibilliyatlilar girince, böyle hemen ziplayivermek ister, ve böyleri bazen okulda iki sinif sinif gecerler, ona bakan herkesde yanilir, onun zipladigi kadar karincayi nasil ziplatcaz, yahut bit var, bit pirenin ziplayamayanidir. hani bayram namazinda, bilmeyen, bilen birinin yanina dururki, ne zaman tekbir alcak, bakanda bende yanilmayan diye, amma eger o bakdigi adam zaten ahmaksa bilmiyorsa, bütün sürü onun yanindakilerde yanilir, yanliş adim atar. yine trampet takiminda bir adam veya bir sira yanliş adim attimiydi, onun ardindakilerde yanliş atmaya başlar, bütün sürünün düzeni bozulur, M.A. amca kizmadim amma, bu birdir ikidir olmadi, artik yeter, herkesi tökezletiyon, sana nasil tarif ettiysek, öyle oku, bundan sonra ne bir eksik, nede bir fazla tamammi, mezuin oldukdan sonra, kendi dükkanini acar tarikatmi cizcen, sonra cizersin yahut bizi birak, yada kendi tarikini kur kendi zikirini bul onu oku azizim.
BESMELE DUASI ve BiTiRiŞ DUASI
Dedigimiz gibi virdimizi tarikimizin mensubu olan kimseler, Normal hali ile, hiçbir başka iş ile iştigal etmeden, sadece zikiri çekebilecekleri gibi, otobüsde işe çarşiya giderken yine televizyon seyrederken veya ,…. gibi başka işler ile meşgul ikende bir yandan virdimizi çekebiliriz, ancak virdimize başlarken virdimizin besmelesi ve giriş duasi olan
“Esteuzubillah. Inne ibadillahissalihiyne ve evliyaullahu, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü!
Ya Eyyühed deccal ve havaasike!
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm, belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazeşşehri, min hazel medinati, feinneküm raciym, ve inne aleyküm leanete ila yevmiddin.”( ilk başlarken 3 defa)
amma sonra herhangi bir sebeble, dünya kelami araya girerse, yani zikiri bölersek, ve herhangi bir sebebden konuşursak, o zaman virde, yani zikire tekrar dönmek istedigimizde yine bu giriş duamiz, bu sefer bir defa olmak kaydiyla, tekrar okunur, ondan sonra zikire devam edilir, yoksa araya dünya kelamı girerse, mesala rabbimizden eselüke duasi okuyorduk, tam o sirada otobüsde giderken adamin biri bizi kizdirdi, ve o adama” Allah belani versin e.. herif “dedin mesala, amma sen zikirdeydin ve zikirde Allahdan istek yapilan duayi okuyordun, ve orada zikirin ardina bu kelilerde girince, bu sefer Allahdan birde o adam için bela istegi yapmiş oldun, yani Allah muhafaza ya o adam cok kötü bir duruma düşerse, o duanin etkisiyle, sen mes ul olursun, yani hani evliya celebi rüyasinda peygamberimizi görür, ve onu görünce, rivayet olurki “şefaat Ya Rasulallah” diyeckken, dili dolaşir ve derki ” seyahat Ya Rasulallah” der, ve ondan sonra gezmedik yer birakmaz, ve “seyhatnameyi” yazar derler, yani işde yanliş yerde yapilcak yanliş bir kelam, ya senin cok kötü bir hale dücar olmana, yada başkasinin öyle bir hale dücar olmasina sebeb olabilirsin. yada mesala diyoruzki duanin bir yerinde vedfea duasinda “şeytani ve hizbini askerini benden uzak et” diye dua ediyoruz, amma tam o sirada yanimizdaki biri tiksirdi, ve elhamdülillah dedi, senin üzerine ona yerhamukellah demek vacip oldu, ve sende zikiri birakip o sirada “yerhumukellah” dedin ve sonra zikire devam ettin, ne oldu şimdi, şeytana rahmet dilemiş olursun, yani öyle olunca zikiri herhangi bir sebebden zikiri ve virdi birakan kimse, zikire geri dönececeği zaman, önce giriş duamızı okuyacak, ondan sonra zikiri devam edecek.
Yine duamızın bitiriş duasi vardir, aynen kuran okurkan okunan, yani kuranı okumayı bitirnce okunan “sadakallahul aziym” diye bitiriş duası olan kelimeyi kullanmamız gibi
bizim bitiriş duamiz ise
1- „Rabbi inneke semîud duâi.“
2- „Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.“
3- “Adede ma vesiahu ilmullah”
dir yani ya zikirmizi tamamen bitirince, yada herhangi bir sebebden zikiri bırakan, ve o an artık devam edemeyecek olan, sonra sabahsa, kalan kısmı artık ancak akşam devam edebilcek ise, ve bu arada yapılanlar var, edilenler var, söylenenler var, ve sen akşam zikiri bitirnce, bu üc son bitiriş dausını yapınca, o zikir arasında olan bütün fiileride artık, Allahdan dua niyetine istemiş olursun, ve birde kabul etmesini istemiş, birde bunları çoookca kere katla demiş olursun, yani öyle olunca, ya o arada yalan bir söz söyeldinse ne olacak o zaman, ya günah işlemişsen ne olcak o zaman, öyle olunca herhangi bir sebebden zikirden ayrılacak olan kimse, hemen bu bitiriş duasını, üc duayı birer defa okur, ve öyle zikirden ayrılır yani ama küçük “evet, hayir, sağdan git ,soldan gel” gibi küçük bazli söz ve ayrılmalarda gerekmez, bu bitiriş duasını okumak.
DUANIN VE ZiKiRiN VAKTi
bir sohbet Meclisi’nde dinledim diyor ki : namaz kılacağım zaman namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta olduğun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.
Tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim’de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki “rabbe sığınırım” de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var. Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, düm düm dediği zaman, Ha o su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız. mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere baba de, bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi oluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi, Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var, bi olay ve problem tek kelime yada tek cümleyle de anlatılacak bir şey değil. Ama mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim’de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz. o gibi yani Allahu Teala orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim’de falancı peygamber : “falan falan” dedi de istedi, filanci peygamberde : “filan filan dedi de istedi” diye bize Kuranı Kerim’de yer vermiş öğretiyor, bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya’ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya’daki bakkal da senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google’da tercüme ettir, Fransa’ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir mahsur yoktur.
Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah’tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun? diye sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.
Bir kez Allah dese aşk ile lisan
Dökülür cümle günah misl-ü hazan
Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ)
Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor.
“Elin işte, gözün oynaşta”
olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi dua eden değildir o dua etmenin vakti.
Bunu da şu misal ile anlatayım:
DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?
Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,
Hanım da dedi :
Evde tuz kalmadı dedi, Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.
sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba?
Halbuki nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı dua etmek, biraz gec degilmi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya ,
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ
فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet (:::)ât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.
Meali :
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi.”Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim.”
Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın.
Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir.İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler.
Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü, onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir.
Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi – 90-93 . Ayet
O zaman, Allah a da, yağmursuz kaldı mı dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.
“Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz.”
(Atasözü)
Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah’a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!
Mesela : ben Ankara’ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara’ya gideceğim de, ben Ankara’ya gideceğim diyorsun. bunu demek ile Ankara’ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara’ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye sebeblere yapışmadın da şimdi Allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, “dua ettik ama, yağmur yağmadı ya” Masalları .
Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş.
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
“Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler.”
( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
“Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır.”
( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”
( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)
Yani Öyle olunca Dua Etmek de, fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim’den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam’ın o zamanın Firavun’un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun’un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf’u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye ve masal mı zannettin sen bunu Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah’tan mucize bekle!!!
Yusuf öyle mi yapmış? o zaman gelsin dua ederizmi demiş? o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.
Meali :
Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler.
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi.
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler.
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.
Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler
Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarin emmareleri, 7 sene öncesinden görülebilmekte.
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz. Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de
Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):
“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:
“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:
“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.
bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecegiz bizler, camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı, o zaman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya? Ben medinedeyken sünnet olan kırk vakitiı camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamadım, böyle yaprasak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.
Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak geleceketeki hayatin güzel olur, bu belalara maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.
Zikir imizi ve evradı mızı Hızlı okumanın sebebi ve hikmeti şunlardır
Düşünün Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar gelmesini, yine Hazreti Musa Aleyhisselam'ın firavundan Kaçarken denize dayandığı vakit, firavun ve ordusunun arkasından onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmamaları, şeytan aleyhillane Adem Atamızdan bu yana, İnsanoğlu yaratılmadan yaratıldı, ve insan yaratıldı yaratılalı dan bu yana insanoğluna düşman olup, bu kininden nefretinden vazgeçmeyip, her an insanoğlunun ensesinde onu yanıltmak ve onu helak etmek için peşinde ve ensesinde. şu anda Deccal aleyhillane, kendisine şeytanı rehber ediğindiği için, şeytan kendine iyi bir komutan bulmuş vaziyette Eskiden kendi çocuklarıyla birlikte savaşırken, şimdi insanlardan olan, bir de kendine iyi bir komutan buldu, ve Deccal'in askerleri ve Şeytanın Askerleri hep birlikte müminleri helak etmek için uğraşmak da. Düşünün Aynen Musa'nın kaçtığı gibi Muhammed'in Mekke'den Medine'ye kaçtığı, gibi zikrimiz de de, işte gayretiniz öyle olmalı ki, şeytan ve deccal, Siz okurken herhangi bir yerini unutturup onu yanlış okutmak için, size yetişip bir yerlerini çalmasın. O yüzden olanca gayretiniz ile sınıflara gayret edin, 11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız lazım. yine sabah namazlarınıda bizim Yasin okuma yöntemi ile kılmaya gayret ediniz, bu yönteme dikkat edin, Ve bu üç yöntemden birisini seçip,Yasin ile sabah namazı kılmaya gayret edin. Ve zikrimizi de herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde, okumaya gayret edin ki, heran ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak için, ve ayağımıza çelme takmak, için fikrimizi zikrimizi çalmak, ve zikrederken bizim dediklerimizi söyletmemek, Rabbimize o dileklerimizi iletemememiz için olanca gayretiyle çaba sarf etmekte, Deccal da ona yardım edip, frekans silahlarıyla, bugünkü değişik silahlarıyla, fiziksel elektriksel, her türlü ona destek ve yardım etmekte. O yüzden Ey Sofi Sofi Sofiye ve Müridimiz, gücünün yettiği kadar Zikiri hızlı okumaya gayret et, ama zikir okumadan, bu sınıflar süresinde de, zikirlerin ne manaya geldiğini, zikirde ne dediğini de öğren, tercümelerine bak, Bunların hepsi ya ayet, veya hadis, ya da salavat, bunları internette aradığın zaman, yahut bir Hoca'ya sorduğun zaman tercümlerini bulabilirsin, inşallah yakında Biz video yapacağız bunların açıklamasınıda anlatacağız, o güne kadar gayret edin, o güne kadar google de de aradığın zaman, her zikrin veya ayetin veya hadisin manasının ne olduğunu bulabilir, onların manasını, internetten, ya da bir Kur'an mealinden, hadis kitabından öğrenebilirsin, ne dediğini ne zikrettiğini bil, fakat dediğim gibi işte, 11 sınavı geçtikten sonra, benim Zikri okuduğum gibi okui zikrret. ve zikiride olanca gayretinle hızlı okumaya çalış, fakat telaffuzları ve mahreçleri yanlış okuma, her Mahreç ayrı bir frekans, zaten şeytan frekans bu peltek se dyzafdakı dad harıufı gıbı farklkli frekans Yayınlarını Deccal ters çeviremez, onun için her harf ayrı bir frekans, O yüzden Her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösteriyor, O yüzden harflerin mahreçleri de dikkat et ve hızlı okuyorum diye de, bir yerlerini de yutma, onu yutman demek, unutman zaten yanlış da,zikirde unutturup da o zaman aklına gelmemesi işte, şeytanın çalması demek, Eğer kur'an-ı Kerim gezen yürüyen Kur'an Muhammed ve yani, ademoğlunun bedeni, ve bir insan demek ise, Senin ondan unuttman yada unuturulman demek,ondan bir parçanın çalınması demek, insanoğlunun bozulması, kainatın bozulması demek, Senin orada yapacağın bir yanlış, işte yukarı ölçekde çok şeylerin değişmesine bozulmasına sebep olacaktır. O yüzden biz Allah'ın askerleri olaraktan, bunlara dikkat edeceğiz, ve insanoğlunun kıyamete kadar, ayakta sağlam, ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam ve ayakta durmasının görevlileri olacağız, O yüzden bize verilen, bizim elimizdeki daha doğrusu bende kalan, bana verilen, benim hafızamda olan bu ayetler, dualar ve hadisler, bu zikrin içinde, bunları saklamak, ben ve benim askerime düştü, diğer tarikatlar kendileri Onlar hangi araçları duaları var vwe zikrediyorlarsa, Onlara da o görev düşmüştür, bizim mensuplarımıza müntesiplerimize düşen, bizler bu ayetleri saklamak korumak, ve onları kıyamete kadar muhafaza etmek ile sorumluyuz, o yüzden iyi bil görevini ve iyi yap,... vesselam....
Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?
Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.
Zikre başlamadan önce abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir. Ardından 13 defa Estağfurullah çekilip gözler kapatılır. Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.
Başparmak ve orta parmakla önce sol memenin dört parmak altına dokunulur ve orada tutulur. 14 defa Allah denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde beş defa devam edilir.
Sonra tesbih sağ memenin dört parmak altına tutulur (iki parmakla dokunularak) ve aynı şekilde 14 defa Allah denir. 15. defada yine "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denilerek bu da beş devir tekrar edilir.
Ardından:
Sonra tesbih sol memenin dört parmak altına tutularak 5 devir,
Sol memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,
Sağ memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,
İki kaşın arasına tesbih tutularak 5 devir zikir yapılır.
Sonra başa dönülür ve bu sefer her bir letâif noktasında 3 devir yapılır. En son 13 defa Estağfurullah çekilip gözler açılır.
Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğlen ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.
Letâifler çalışmaya başladığında, kişi kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.
Raşidi Tarikatında Sabah Namazı Adabı
Sabah Namazını Yasin Suresi ile Kılmaya gayret et
Yasin Suresinin Türkçe Okunuşu Budur
YASiN SURESi
(Sadece birinci sayfası, Yahutta tamamı okunur)
3 Tür Okuma usulümüz vardır
Dikkat: Müntesiblerimiz sadece Sabah Namazını Farzında Okurlar Bunu Böyle
Birinci ve basit Usül:
Bu usülde okumak için yasin suresinin birinci sayfasını ezbere bilmek yeterli
Birinci Rekatta Yasin suresinin Birinci sayfası okunur. ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur
ikinci Usülümüz (Orta Zorlukta Olan):
Bu usülde okumak için yasin suresinin tamamını ezbere bilmek gerekir
Pazartesi sabah namazından başlanaraktan Yasin Suresinin birinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Salı Sabahaz Namazında ise Yasin Suresinin ikinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Diğer günlerdede sırası ile diğer sayfalar okunur ve Cumartesi Sabah Namazında Yasin suresi bitirilir. Pazar Tatildir fakat, sadece yasin suresine pazar tatil yapılıp, dinlendirilir, fakat Pazar Sabah namazındaysa birinci rekata iza cae yani Nasr suresi okunur, ikinci rekatta Nas suresinden altta olan bir zammı sure okunur.
üçüncü Usülümüz ( Zor Olan):
Bu usülde okumak için de yasin suresinin tamamını ezbere bilmek gerekir
Burada ya hafıza çok kuvvetli olmalı, yahutta senelik bir takvim ajandası kullanamlıdır ki, yanılmayasın.
Pazartesi sabah namazından başlanaraktan Yasin Suresinin birinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Salı Sabahaz Namazında ise Yasin Suresinin ikinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Diğer günlerdede sırası ile diğer sayfalar okunur ve Cumartesi Sabah Namazında Yasin suresi bitirilir. Pazar sabah namazında Yasin Suresinin birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir. Fakat ikinci hafta Yasin suresi Cuma Sabah Namazında bitirilir. Bu Sefer Cumartesi sabah namazında Yasin Suresinin birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir, yani her 6 günde yasin suresi biter 7. gün yeniden birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir,….. ya hafıza çok kuvvetli olmalı, yahutta senelik bir takvim ajandası kullanılmalıdır ki, yanılmayasın, ve en azından yasinin başladığı ve bittiğı günleri not etmelsin ki, yanılmayasın. Daha da zorlananlar ise her hafta önceden o hafta hangi günlerde hangi sayfayı okuyacağını yazmalı ve takvime bakaraktan, o gün o sayfayı okumalıdır.
Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır.
“La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ Zikrimizin Hikmeti
Zikirimiz Sabahleyin Zikri edildiğinde öyle bir ayar yapılır ki sabah namazı çıkmamış olması lazım ve zikrimiz in “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ öncesine kadar zikredilir, Ondan sonra vakit sabah namazı vakti ise sabah virdi virdediyorsak sabah namazı kılınır, Eğer İkindiden önce virdimizi zikrediyorsak ikindi namazı, orada kılınır, Namaz kılındıktan Sonra, öncesindeki zikirden başlanarak yani “ sübhanallahi velhamdülillahi” Zikri Ondan sonra da “vahdeke Lâ şerike leh zikri” zikredilir. Peygamberimiz Hazreti Ali efendimize buyurdular :
Ey Ali Sabah namazının iki rekatını kıldıktan sonra
“vahdeke Lâ şerike leh zikrini” Çekmen(zikretmen) Doğu ile batı arası esir olmuş müminlerle dolu olsa, Onları Azad etsen, bu zikri zikretmek ondan daha Efdaldir, Allah katında Ecri daha yüksektir.
O yüzden işte bu Bu müjdeye mazhar olmak için, bizim tarikimizin mensupları, sabah ve ikindi namazının kılınma vaktini, zikrimiz in o bölümüne rast getirmeye Çalışmalılardır. Eğer birkaç defa başarabilirseniz, Ondan sonra sizde ahlâk-ı Hasene olacaktır zaten, yani otomatik olaraktan icra etmeniz Allah'ın izniyle mümkün olacaktır.
Müntesiplerimizin yeni görevi ve adabı hayırlı ve mübarek olsun.
O iki zikir bunlardır
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.
İsm-i Âzam mertebeside olan “Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh…” Ne demek? anlamı, fazileti, sırları…
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.
Anlamı: Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.
Faziletleri
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, Tirmizî, Da’avât 133]
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz (100) sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.
Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.
(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)
Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir
(Tirmizî, Daavât, 63)
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır.
"Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız"
[Nisâ sûresi (4), 31]
âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.
(Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür."
[Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."
[Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."
“Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber” Zikrimizin Sebebi Hikmeti
«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANLATIMI İLE İSRÂ VE MÎRAÇ HADİSESİ VE O HADiS
Kâinâtın Efendisi Sertâc-ı Enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz bu hâdiseyi şöyle anlatırlar:
“−Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim... Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.
«−Gelen kim?» denildi.
«−Cibrîl!» dedi.
«−Berâberindeki kim?» denildi.
«−Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.
«−Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.
«−Evet!» dedi.
«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.
Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm.
«−Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi.
Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana:
«−Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.
Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.
Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.
«−Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.
Ben onu geçince, ağladı. O’na:
«–Niye ağlıyorsun?» denildi.
«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden cennete girecek olanlar, benim ümmetimden cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.
Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.
Cebrâîl -aleyhisselâm-:
«−Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver!» dedi.
Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra:
«−Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.
Daha sonra bana:
«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.
Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.
Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:
«−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.”
Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.
«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum.
Cebrâîl -aleyhisselâm-:
«–Şu iki bâtınî nehir, cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır!» dedi...”[2]
(Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)
Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl -aleyhisselâm-:
“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Niçin ey Cibrîl?” diye sordu.
O da cevâben:
“–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi.
(Râzî, XXVIII, 251)
YASiN SURESi BUDUR
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yasin
Vel kur’anil hakiym
İnneke le minel murseliyn
Ala sıratım müstekıym
Tenziylel aziyzir rahıym
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun
Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü’minun
İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun
Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun
Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü’minun
İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım
İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey’in ahsaynahü fı imamim mübiyn
Birinci Sayfa buraya kadar
Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun
İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun
Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey’in in entüm illa tekzibun
Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm le murselun
Ve ma aleyna illel belağul mübın
Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym
Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun
Ve cae min aksal medıneti racülüy yes’a kale ya kavmittebiul murseliyn
İttebiu mel la yes’elüküm ecrav vehüm mühtedun
Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun
E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey’ev ve la yünkızun
İnnı izel le fı dalalim mübın
İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun
Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya’lemun
Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn
Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba’dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn
İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun
Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun
Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun
Ve in küllül lemma cemiy’ul ledeyna muhdarun
Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye’külun
Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna fiyha minel uyun
Li ye’külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun
Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya’lemun
Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun
Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym
Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym
Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun
Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun
Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun
Ve in neşe’ nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun
İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn
Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun
Ve ma te’tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn
Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut’ımü mel lev yeşaüllahü at’amehu in entüm illa fı dalalim mübın
Ve yekulune mete hazel va’dü in küntüm sadikıyn
Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te’huzühüm vehüm yehıssımun
Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun
Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun
Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun
İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy’ul ledeyna muhdarun
Fel yevme la tuzlemü nefsün şey’ev vela tüczevne illa ma küntüm ta’melun
İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun
Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun
Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun
Selamün kavlem mir rabbir rahıym
Vemtazül yevme eyyühel mücrimun
Elem a’hed ileyküm ya benı ademe el la ta’büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn
Ve enı’büduni* haza sıratum müstekıym
Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta’kılun
Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun
Islevhel yevme bima küntüm tekfürun
El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun
Velev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun
Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun
Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya’kılun
Ve ma alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur’anüm mübiyn
Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın
E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en’amen fehüm leha malikun
Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye’külun
Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun
Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun
La yestetıy’une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun
Fela yahzünke kalühüm* inna na’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun
Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın
Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım
Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım
Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun
Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım
İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kün fe yekun
Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun.
Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
SABAH
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور
أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـؤِ الْكِـبر ،رَبِّ أَعـوذُبِكَ من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
بسم الله الرحمن الرحيم
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
"Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur. Esbahanâ ve esbaha'l-melikü lillâhi ve'l-hamdü lillâhi; lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîkeleh leh'ül-mülkü ve leh-ül-hamdü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr, Rabbi es'elüke hayre mâ fî hâze'l-yevmi ve hayre mâ ba'dehû ve eûzü bike min şerri mâ haze'l-yevmi ve şerri mâba'dehû ve eûzü bike mine'l-kesli ves sûi'l-kibri, Rabbi eûzü bike min fitnetüd dünya ve eûzü bike min azâbin nâri ve azâbil kabri.
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Bismillahirrahmanirrahim
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillahirrahmânirrahîm
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
AKŞAM
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور
أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـوءِ الْكِـبر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
بسم الله الرحمن الرحيم
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur. Emseyena ve emseye'l-melikü lillâhi ve'l-hamdü lillâhi; lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîkeleh leh'ül-mülkü ve leh-ül-hamdü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr, Rabbi es'elüke hayre mâ fî hâze'l leyli ve hayre mâ ba'dehû ve eûzü bike min şerri mâ haze'l leyli ve şerri mâba'dehû ve eûzü bike mine'l-kesli ves sûi'l-kibri, Rabbi eûzü bike min fitnetüd dünya ve eûzü bike min azâbin nâri ve azâbil kabri
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Bismillahirrahmanirrahim
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillahirrahmânirrahîm
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
MANASI :
Allah'ım, seninle sabahlarız, seninle akşamlarız, seninle yaşarız, seninle ölürüz ve dönüş sanadır.
Kalktık ve mülk Allah'ındır ve hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır ve O her şeye kadirdir.
Mülk Allah'a has olarak sabahladık. (akşamleyin : akşamladık) Hamd, kendinden başka ilah ve ortağı olmayan Allah'a mahsustur. Mülk onun, hamd onadır. Onun her şeye gücü yeter.
Rabbim, bu günün ve bu günün devamının hayırını senden isterim, (akşamleyin : bu gecenin ve bu gecenin devamının hayırını senden isterim) ve bu günün ve bu günün devamının şerrinden de sana sığınırım. (akşamleyin : bu gecenin ve bu gecenin devamının şerrinden de sana sığınırım) Rabbim, tembellikten ve kibirden sana sığınırım. Rabbim, dünya fitnesinden sana sığınırım ve ateş azabından ve kabir azabından sana sığınırım.
Allah’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.
Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde bağışla.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile.
De ki: Yaratılmışların şerrinden, karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden ve haset edenin, içindeki hasedini dışarıya vurduğu vakit, şerrinden; şafak aydınlığının Rabbine (Allah’a) sığınırım.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile.
Gerek cinlerden, gerek insanlardan olan ve insanları manuple eden vesveseci şeytanların şerrinden, ben insanların Rabbine, İnsanların hükümdârına, İnsanların ilâhına Sığınırım.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile.
Allah, O’ndan başka ilah yoktur; diridir, her şeyin varlığı O’na bağlı ve dayalıdır. O'nun Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları O bilir. O’nun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür.
"Allahım! Senin yardımınla sabaha girdik, senin yardımınla akşama kavuştuk, senin yardımınla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve (kıyamette) varış sanadır." (Ebu Davud: 5067)
Raşidi Tarikatında Sarık Dersleri
Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında
Raşidi Tarikatında Sarık var mıdır diye sorulduğunda bizim Tarikatımızda üç ana Sarık rengi vardır, yeşil turuncu ve beyaz fakat, yeşil Sarık sadece Peygamberimizin soyuna Şerifler kolundan bağlı olanlar ve bir de hem Şerif hem Seyid olaraktan bağlı olanların takabileceği Renktir yeşil Sarık. Onun dışında turuncu ve beyaz sarığı diğer Sofiler bu tarikata intisap etmiş olan kimselerde takabilir.Fakat sarık dersi almamış kimseler Sarık takmasınlar diye uyarmıştık. Seyid kolundan olanlar beyaz Sarık takarlar (Tüm Renkler Beyazdadır üçgen Prizma), Renkli Sarık takmazlar onlar gizlidir arada kim oldukları belli olmaması gerekir. Şerifler yeşil takarlar İki kola iki suyun birleştiği yerden Doğan kimseler de yeşil Sarık takarlar ama diğer sarikları da takarlar gizlerler kendilerini.
Sarık dersinde turuncu sarığımızın sebebi güneşi ve sıcaklığı ve geceyi temsil eder. beyaz Sarık ise aydınlık ve kışı temsil eder. şimdi bu nasıl olur denince İki zıt oluyor, turuncu Sarık geceyi ve Yaz mevsimini temsil ediyor beyaz Sarık ise kış mevsimini ve gündüzü temsil ediyor. peki böyle İki zıt nasıl bir arada bulunur Dediğiniz zaman kış Aslında siyah olması, siyahla beyazın bir araya gelmesi gerekirken, neden turuncu.
Her Sarık bir Peygamberin nuru ve bir makamıdır.
Sarı renk Mesela kırmızı ile birleştiği zaman turuncu ortaya çıkar, Sarı ve kırmızı iki yanlarda ortada turuncu vardır, mitras tapınağında bulunan (üç nokta) ortadaki Güneş, Yine sarı eğer mavi ile birleşirse bu sefer ortada yeşil Güneş Ortaya çıkar. Soyun İsmail tarafına ve İbrahim’den İsmail koluna bağlı olduğunu gösterir. turuncu ise kırmızı ile birleştiği için İbrahim koluna hem Muhammed koluna Bir üst musluktan bağlı olduğunu gösterir. İbrahim Aleyhisselam’ın rengi kırmızı, ve Mavi ise, İsa Aleyhisselam’ın kolunun rengi, yani İshak kolu. Yeşil ise mavi ile sarının arasından çıkan grub. geçişken elektron, erkek olan, aradaki geçişi sağlayan, yani erkek elektron, yani tohum sarıdır, maviyi de yeşile çeviren, kırmızıyı da turuncuya çeviren sarıdır. geçişken elektron yani erkek tohum sarıdır. üst musluk kırmızı, Eğer kırmızı mavi ile birleşirse, bu sefer mor veyahutta bordo meydana gelir, bordo kırmızı, israil kolu, Yahudi kolu, Yahudi kırmızısı denilen trabzonspor’daki “idared” (Yahutta Kızılelma) denilir. sarıklar bu şekilde çeşitlidir. siyah Sarık vardır. yine yol Cafer efendimize, yani imamdan sonraki. imamdan sonraki imama bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. yedek imamdan sonraki imama bağlı olanlar, yani Mehdi den sonraki imama bağlı olanlar, Mehdi son İmam, yedek İmam, 13. İmam, Ondan sonraki İmam, Caferüttayyar koluna bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. usulü bilmeyen Sarık takmasın. Kendini bilmeyen, soyunu bilmeyen, milleti kandırmasın.Bbizim tarikatımızda 3 Ana renk Sarık vardır dedik. Diğer sarıklar, kendinizin kim olduğunu bıldığiniz, soyunuzunn kim olduğunu bildiğiniz gün, babanızın kim olduğunu, Rabbinizin kim olduğunu bildiğiniz gün, takabileceği sarıktır. Nefsini bilen Rabbini de, babasını da bilir. Babasını Anasını bilen, o kola badan bağlı olan babasının sarığının rengini takar, Anasından bağlı olan Anasının babasının(Dede) sarığının rengini takar, fakat taylasanı sola sarkar. yani geçişken elektronu Kim? Rabbi kim? Bu sırra ermeyen Sarık marık takmasın.
Taylasan Nedir?
Taylasan, sarığın arka kısmında, kafaya sarılmayıp, aşağı sarkıtılan, sarığın ucuna verilen isimdir. o sarkıtılan ucu, Seyidler sırtının arkasına sarkıtır ken, hem Şerif hem Seyyid olanlar da ve Sadece Şerif koluna bağlı olanlar, Sağ omuzun ön tarafına sarkıtırlar. Sol omuza sarkıtılanTaylasanlar, tohumun değil de, toprağın O yola bağlı olduğunu, annesinin, o soya bağlı olduğunu bildirir. Bu taylatasın sebebi ise, Yıldız’ın kuyrukluyıldız olduğunu gösterir. o kimsenin Yıldızı’nın kuyruklu yıldız olduğunu gösterir. Her peygamberin soyundan hem Şerif hem Seyyid vardır. Yolun çatallaştığı yer demektir. ibrahim Aleyhisselam da İshak ve İsmail olaraktan yol çatal vermiştir. Seyidlik şeriflik onlarda, ismaililik veya İshakilik olaraktan tezahür gösterir. Bu da dikkate alınsın. işte taylasan demek kuyrukluyıldız demek, hem Seyyid hem Şerif demektir, iki kola da aynı anda bağlı olan demektir.
Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında
Raşidi Tarikatı'nda sarık var mıdır diye sorulduğunda, bizim tarikatımızda üç ana sarık rengi vardır: yeşil, turuncu ve beyaz. Ancak yeşil sarık, sadece Peygamberimizin (s.a.v.) soyundan gelen Şerifler koluna bağlı olanlar ile hem Şerif hem Seyyid olanların takabileceği bir renktir. Diğer müritler ise turuncu veya beyaz sarık takabilir. Fakat sarık dersi almamış kimselerin sarık takmaması gerektiğini önemle belirtmiştik.
Seyyid kolundan olanlar beyaz sarık takarlar (zira tüm renkler beyazda birleşir - üçgen prizma misali). Renkli sarık takmazlar; çünkü onların kimlikleri gizli kalmalıdır. Şerifler ise yeşil sarık takar. İki kolun (soyun) birleştiği noktadan gelen kişiler de yeşil sarık takabilir, ancak gerektiğinde diğer renkleri tercih ederek kendilerini gizleyebilirler.
Sarık Renklerinin Anlamları
Turuncu sarık: Güneşi, sıcaklığı ve geceyi temsil eder.
Beyaz sarık: Aydınlığı ve kışı simgeler.
Burada ilginç bir tezat vardır: Turuncu sarık geceyi ve yazı, beyaz sarık ise gündüzü ve kışı temsil eder. Peki bu iki zıt unsur nasıl bir arada bulunur? Kışın rengi siyah olması gerekirken neden turuncu kullanılmıştır?
Sarıkların Peygamberler ve Soyla İlişkisi
Her sarık, bir peygamberin nurunu ve makamını yansıtır:
Sarı + Kırmızı = Turuncu: Mitras Tapınağı'ndaki üç noktada ortadaki güneşi temsil eder. Bu, İbrahim (a.s.) koluna ve Muhammed (s.a.v.) soyuna bağlılığı gösterir.
Sarı + Mavi = Yeşil: İsmail (a.s.) kolunu temsil eder.
Kırmızı + Mavi = Mor/Bordo: İshak (a.s.) ve İsrail (Yahudi) kolunu ifade eder.
Sarı renk, geçişken elektron gibi erkek tohumdur; maviyi yeşile, kırmızıyı turuncuya dönüştürür.
Siyah Sarık ve Diğer Detaylar
Siyah sarık: İmam Cafer-i Tayyar koluna bağlı olanlar (Mehdi'den sonraki imamet silsilesi) tarafından takılır.
Usulsüz sarık takılmaz: Kişi kendi soyunu, babasını ve Rabbi’ni bilmiyorsa sarık takmamalıdır.
Nefsini bilen Rabbini bilir: Babasından gelen soy rengini takar, annesinden gelen soy rengini takacaksa taylasanı sola sarkıtır.
Taylasan Nedir?
Taylasan, sarığın arka kısmından sarkıtılan uç kısımdır:
Seyyidler: Taylasanı sırtlarına sarkıtır.
Şerifler ve hem Şerif hem Seyyid olanlar: Sağ omuzun önüne sarkıtır.
Annesinin soyuna bağlı olanlar: Sol omuza sarkıtır (bu, toprağa/kadın soyuna bağlılığı gösterir).
Taylasan, kuyruklu yıldız gibidir; iki kola birden bağlılığı simgeler. İbrahim (a.s.)'ın İsmail ve İshak kolları gibi yolun çatallaştığı noktadır.
Sonuç:
Sarık, kişinin kimliği ve manevi bağlılığının bir göstergesidir.
Renkler ve taylasanın konumu, soyun hangi koldan geldiğini açıklar.
Bu sırlara vakıf olmayan, sarık takmamalıdır.