ince güç manifestosu
yine de zarafetle savaşmayı seçmek
kaba kuvvetle değil de
ince bir güçle kendini korumayı
nezaketle hayır demeyi bir şeylere
ve de yumuşakça yüzleştirmeyi
incitmemek niyetiyle
ancak incinirse de suçlu hissetmemeyi
bilmeyi durduğun yeri
ötekine karşı değil ancak kendine yönelik bir seçim yapmanın berrak idraki içinde
kurtarıcılığı terk etmeyi
kabulü kucaklamayı
ve kabulün yanında gelen hüznü hakkını vererek taşımayı
köprücük kemiklerini sızlatan o yası tutmayı
bazen melankoliyi de
ama asıl olarak yas tutmayı
yasın bilgeliğini yakana takmayı
ve aile yadigarı bir broş gibi taşımayı onu
kederin kalbe kattığı yumuşaklığı yaymayı,
çoğaltmayı
mahzun kalplerde yaratıcının izini aramayı
karar vermenin zorluğunu ve fakat onun doğurduğu gücü benimsemeyi
ve hikâyeni sevmeyi,
hayata gücenmeden küsmeden
böylece nihayetinde yüzünü sevmeyi seçmek yine de.
/mervenur altun
elmaya dair bazı mülahazalar
bir elmayla başlamıştı her şey bilirsiniz
ademle havva’nın elmayı arzulaması
yani arzuyla
yani arzuydu elma
cennet meyvesi
yasak meyve
adem mi havva’ya kanmıştı
havva mı adem’i ayartmıştı
tartışmaları buradan doğmuştu.
kadın-erkek
iyi-kötü
dünya-öte dünya
cennet-cehennem
sürgün-bağışlanma
ayrılık ve de kavuşma
bölme burada başlamıştı.
dereden aşağıya yuvarlana yuvarlana gelmişti
sabit’in önüne kadar bir başka elma
yine kırmızı ve sulu
kör sağır ve dilsiz bir kızla
bu sebepten evlenmişti
bir ısırık elmanın kefareti diye.
bir başka elma düşmüştü newton’un başına
yer çekimi yasası denmişti buna.
masaldaki prenses zehirli elmayı yemişti
elma zehir mi
elma yasak mı
elma yasa mı
elma arzu mu
elma kefaret mi
elma yoksa bir ilim mi?
annem küçükken doğrardı elmayı
kabuğunu soysun isterdim
vitamini kabuğunda der
bıçağın ucuyla uzatırdı
ben bu oyunu severdim
annem bana elma uzatınca
annem daha çok anne olurdu
ben daha çok çocuk
elmalar daha tatlı olurdu
karnım doyardı.
köyde dedemin bahçesinde vardı bir elma ağacı da
kırmızıydı çoğunlukla yine
gölgesini sunardı bize cömert
dedem gibi
elma ağacı dedem miydi aslında?
ilkokulda elmaları sayardık
lale ve ali sepete elmaları atardı
çalışan kazanır elması kızarır
derdi öğretmenim
matematik miydi elma türkçe mi?
bir gün elma yanaklı bir kardeşim olmuştu
ömrüme neşe diye
elma neşe miydi?
kutu kutu pense elmamı yerse
arkadaşım bana arkasını dönse
neden bunu dilemiştik çocukken bilmem
üstelik çocukların dilekleri makbulken
oldu bazı arkasını dönenler
benim de döndüklerim oldu
geri döndüklerim
geri dönmek istediklerim de oldu
dünyada dönmem dediklerim de
dünya dönerken durduğum da oldu
dünyadan hızlı döndüğüm de
neticede döne döne
başlangıç noktasına geldiğim de.
/mervenur altun
depremin doğurduğu çocuklara
ben çok küçükken
demişti ki annem
sen deprem çocuğusun
ta o zaman anlamıştım
depremlerin çocuğu olurmuş
çocuklar depremlerden doğarmış
depremler gebeymiş dokuz aylık
bin dokuz yüz doksan dokuz marmara depremi beni doğurmuş
ve başka çocukları da.
sonra bir daha
altı şubat iki bin yirmi üçte
yapım için yıkım
o enkazdan çıkıp
yeniden doğanlar olmuştu.
bir yanda ölenler
bir anda ölenler
ve bir yanda doğanlar.
ama doğum sancısı
mesela kordonun kesilmesi var
kolumun kopması gibi
kopmuyor ama kopması gibi.
sonra yıktım evimi
ev yapmak içindi
savaş açmak değil
kimseye karşı değil
bu benimle ilgili diye diye devam ettim
delice
iyice gittim
az uz dere tepe düz
bir de baktım ki bir arpa boyu
ama arpa deyip geçme şimdi
atın ölümü de arpadan nihayetinde
ve atlar koşar rüzgara doğru dolu dizgin
iki gün önceydi, ata binmek istiyorum dedim birden
ata binmeyi diledim
bir gün ata bineceğim.
o zaman daha güzel olacak bu şiir.
/mervenur altun
yapım için yıkım
yıkmak istiyorum artık
bana dair ne varsa
geçmişten bugüne kim ne eklediyse
ve kim ne çıkardıysa
dışımdaki mevcut bu düzeni
yıkmak ve yıkmak istiyorum
içimde bir düzen için
büyük bir gümbürtüyle
sonra bir enkaz
bir enkazın toz duman sessizliği
belki boğazıma yapışan tozlar
üstümü başımı kirleten
sonra kalkıp silkelemek üstümdeki tozu toprağı
o moloz yığınıyla bakışmak belki biraz
o yıkıntıların arasında aşırmak ve kurtarmak isteyeceğim belki bazı şeyleri
belki antika bir vazonun tek tek parçalarını
bulup tamir edeceğim
bir parçası eksik kalacak belki
sonra yeni bir salon inşa edeceğim
yeni bir yatak odası
yeni bir mutfak
tek tek eşya seçeceğim
zamanla, kararsızlıklar içinde kıvranarak
bazen de elimle koymuş gibi bularak
heh işte tam aradığım orta sehpa
parçası eksik antika vazom dururken bir köşede, mağrur
baktıkça içim açılacak benim
hatıralar da vardır çünkü
yıktım ama hatırımda kalabilir
iyisi ve de kötüsüyle
ama halılarım yeni mesela
koltuklarım yepyeni
ben seçtim ve benim seçtiğim bir koltukta uyuyakalabilirim her an.
/mervenur altun