***
Her zaman sadece iyi şeyler olmazdı, ikisinin neredeyse birbiriyle savaşacak kadar tartıştığı zamanlar da vardı. Elbette, başlatan çoğunlukla Zhenya'ydı ve ateşleme noktasında alev alan Kwon Taek Joo'ydu. Olaylar patladığında Zhenya genellikle Kwon Taek Joo'nun neden kızgın olduğunu anlayamazdı. Hayır, anlamaya bile çalışmazdı.
Zhenya'nın düşünce yapısı 5 yaşındaki bir çocuk kadar benmerkezci, çevresinden tamamen habersizdi ve hepsi kendi hatası olsa bile nasıl af dileyeceğini bilmiyordu. Özür kelimesi Zhenya'nın sözlüğünde yok gibi görünüyordu.
Elbette, Kwon Taek Joo'nun kavgaya neden olduğu birkaç zaman da vardı. Bu aynı zamanda ikisinin en çok tartıştığı zamandı. Çok uzun zaman önce olmamıştı. Zhenya'nın doğum gününün yaklaştığı zamanlardı, birlikte yaşamaya başladıklarından beri ikinci doğum günleriydi. Kwon Taek Joo, Zhenya Kore sıcağından çok yorulduğunda birlikte Ajinoki'ye tatile gitmeye söz vermişti. Ancak o sırada Kuzey-Güney ilişkilerini gerginleştiren bir olay yaşanmıştı. Ulusal istihbarat teşkilatı alarma geçmiş ve Kwon Taek Joo'ya bir dizi görev verilmişti. Tatil planlarını biraz ertelemek zorunda kalmıştı. Siyasi açıdan hassas bir dönemdi ve Kwon Taek Joo'nun Zhenya'dan işlerine asla karışmamasını istemesinin nedeni de buydu. Bunu telafi etmek için, yoğun işler bittikten sonra Zhenya'nın istediği her şeyi dinleyeceğini söyleyerek onu ikna etmişti.
Bin bir güçlükle aldığı istihbarat bilgileri ortada kalınca sıkıntı başlamıştı. Sonuç olarak, günlerce peşinden koştuktan sonra yakalamak üzere olduğu hedef aniden ortadan kayboldu. Kwon Taek Joo algılama modunu açıp her yeri taradı ama olta koptu ve balık kaçtı. Hala hiçbir ipucu yokken zaman sonsuzluk gibi geçmişti. Ajinoki tatili de bu nedenle ertelenmişti. Kwon Taek Joo, aramayı durdurması söylendiğinde utangaç bir şekilde geri dönmek zorunda kalmıştı. İlk kez verilen görevi tamamlayamamıştı. Birkaç hafta
sonra eve döndü ve tek kelime etmedi. Başarısızlık duygularını açığa vurmak istemedi ve tüm pişmanlıklarından kurtulmaya çalıştı. Ama bu kolay olmadı. Ruh hali depresifti ve hiçbir iyileşme belirtisi göstermiyordu. Zhenya da sessizce ona bakıyordu.
Kwon Taek Joo bütün gün baygınmış gibi uyuyordu. Gözlerini tekrar açtığında Zhenya hâlâ aynı pozisyonda oturuyor ve Kwon Taek Joo'ya bakıyordu. Ayrıca her zamanki gibi konuşmaya başlamak için acele etmiyor ya da kibirli davranmıyordu. Kwon Taek Joo ona tek kelime etmeden banyoya girip küveti suyla doldurdu ve içine girdi.
İçtenlikle özür dilemeli, son durumu açıklamalı ve anlayış göstermesini ummalıydı ancak Kwon Taek Joo'nun hiç hevesi yoktu, şimdilik düşünmek veya herhangi bir çaba sarf etmek istemiyordu.
Uzun bir süre sonra Kwon Taek Joo dışarı çıktı. Zhenya oturma odasındaki kanepede oturuyordu. Göz göze geldiler ve Zhenya'nın yüzü sertleşti. Bir süre önceyi düşününce, bir yerlerde bir titreşim duymaya devam etti. Sesin geldiği yönü takip ederken gözleri Zhenya'nın elinde durdu. Kwon Taek Joo'nun iş telefonunu tutuyordu. Görünüşe göre merkezden bir arama gelmişti. Hedef tekrar ortaya çıkarsa iletişime geçeceklerini söylemişlerdi. Kwon Taek Joo aklında sadece kurtarma fırsatının geldiğini düşündü. Geçen zaman içinde biriken yorgunlukla birlikte çözülmesi gereken sorunları düşünecek zamanı yoktu.
"Onu bana ver."
Kwon Taek Joo hemen elini uzattı. Zhenya'nın ifadesi soğudu.
"Onu bana ver."
Alçak bir sesle tekrar ısrar etti. Tam o sırada Zhenya sanki onun görmesi için telefonu parçaladı. Kırık telefon Kwon Taek Joo'nun ayaklarının dibine düştü. Kafasındaki ince mantık ipliği gerildi ve sonra kesildi, üzerine bir kova soğuk su dökülmüş gibi hissetti.
"Ne yapıyorsun?"
"Her şeyin bittiğini söylemiştim... Hedefini kaçırdın bu yüzden strateji de geçici olarak sona erdi. Ne yani? Tekrar mı gitmek istiyorsun?"
Zhenya bariz bir rahatsızlık gösterdi. Kwon Taek Joo'nun göğsü boğulacak kadar sıkıydı. Nefesini verdi.
"Bu, iş."
"O kadar önemli mi?"
"Neden bahsediyorsun?"
Mantıksız bir kişiden gelen bir dizi anlamsız soruyu cevaplamak zorunda kalmaktan dolayı hayal kırıklığına uğramış hissediyordu.
"Farkı anlayamıyor musun? Ben çocuk bile değilim. Artık uğraşma."
Kwon Taek Joo'nun saldırgan sözleri yankılandığında, Zhenya'nın çenesi ve alnı bir an için kırıştı. Keskin gözleri alev alev parladı.
"Gururlu çalışmanın sona ermesi için tüm Kore yarımadasını havaya uçurmam gerekiyor, değil mi?"
Kwon Taek Joo mantıksız sesler yüzünden nefesini tuttu, artık Zhenya ile daha fazla konuşmak için herhangi bir enerjisi kalmamıştı. Onu görmezden geldi ve önce kıyafetlerini giydi. Gömleğinin düğmelerini bile doğru dürüst iliklemeden aceleyle dışarı çıktı ama Zhenya ona tekrar seslendi. Taek Joo'nun sesi bir iç çekişle karıştı. Kwon Taek Joo arkasına bakmak için başını çevirdi, elleriyle alnını tutmuş başını eğiyordu. Yüzü karanlıktı.
"Seni hapsetmekten kendimi alıkoymaya çalışıyorum."
Bu sadece bir tehdit değildi. Doğası gereği böyleydi, sadece unutmuştu. Kwon Taek Joo, Zhenya'nın bunca zamandır uysal olduğunu, yani oldukça iyi evcilleştirildiğini düşünüyordu. Ama hâlâ bencil ve dar görüşlüydü. Sadece sabırlı davranıyordu. Vatanının güvenliğini bile düşünmeyen biri için Kore yarımadasında barışın ne anlamı vardı ki? Kwon Taek Joo hala sakince yargılama yeteneğine sahip olsaydı, durum farklı olurdu. Ancak o sırada tek başarısızlığını telafi etmek istiyordu.
"Özür dilerim."
Bu bir özür değildi. Ama ayrılmak için bir özür gerekliydi. Zhenya daha fazla dayanamadı. Ayağa kalktı, aradaki mesafeyi hızla kapattı ve Kwon Taek Joo'yu kabaca çevirdi. Zhenya'nın sıkıca tuttuğu kolu zonkluyordu. Tüm vücudu daha önce hiç hissetmediği bir baskıyla gerildi.
"Gitme."
Zhenya'nın yüzündeki soğuk ifade, yalvaran ses tonuyla tam bir tezat oluşturuyordu. Bu bir tür tehditti. Durması için bir uyarıydı çünkü sinirlenmek üzereydi. Ama Kwon Taek Joo bu eli reddetti.
"Gitmeliyim."
Kwon Taek Joo arkasını dönmeye çalıştı ama o, yakasına yapıştı. İtiraz edince Zhenya onu yakasından şiddetle tuttu ve kapının önündeki aynaya doğru itti. Başı şoktan zonkluyordu. Kafa derisi soğuk aynanın tüm yüzeyini hissetti. Neyse ki kırılmamıştı. Bu noktada Kwon Taek Joo daha fazla dayanamadı.
"Bırak."
Azı dişlerini sıktı ve sinirle konuştu. Eliyle boynunu sıkan kolu kavradı. Tırnakları Zhenya'nın elinin arkasına battı.
"Taek Joo. Sabrımı test etme."
"Kahretsin. Daha fazla dayanamıyorsan, git ve birini sürükleyip yuvarlan*. Bu senin gibi bir velet için özel bir yetenek değil mi?"
*başkasıyla yatmasını kastediyor
Kwon Taek Joo öfkeyle tükürdü. Çok kızgın olduğu için yanlış bir şey söylemişti ama söylediklerini geri alamazdı.
Zhenya'nın yüzünde artık bir damla bile kan yoktu. Kocaman gölgesi Kwon Taek Joo'yu tamamen kaplamıştı. Hızlı nefes alıyordu. Eli yaklaştığında aniden titredi Zhenya bir an durdu, sonra uzanıp Kwon Taek Joo'nun kollarını sıkıca tuttu. Dişlerini sıktı. Bu sefer Kwon Taek Joo'nun kolu kırılsaydı hiç garip olmazdı.
"Senin gözünde o kadar gülünç müyüm?"
Duygusuz sesi Kwon Taek Joo'yu cevap vermeye teşvik eder gibiydi, elinden gelen güç bir seviye daha arttı. Tartışırken bile zaman akıp gidiyordu. Zhenya yüzünden hâlâ merkezle iletişime geçemiyordu. Kwon Taek Joo'nun ruh hali huzursuzdu.
[Kahretsin. Bırak gideyim.]
Bağırarak Zhenya'yı itti ama Zhenya bir kaya gibi sabit durdu ve hiç kıpırdamadı. Kwon Taek Joo mücadele edip omzuna ve yüzüne vurdu. Zhenya'nın çenesi sıkıca kenetlendi. Ortam daha da gerginleşti.
"Sakıncası mı var? Benim? Sonuçta başka ne olabilirim ki? Tek istediğim gitmemen. Bir köpek gibi itaatkâr bir şekilde oturup sen beni besleyene kadar beklemek zorunda mıyım? Nezaketin için teşekkür ederim."
Sesi kırılmış gibiydi. Zhenya gerçekten öfkelendiğinde, ışıldayan gözleri kristal kadar berraklaşırdı. O ana kadar bastırmaya çalıştığı her şey bir anda patlamış gibiydi. Daha da ileri giderse, kesinlikle bir kaosa dönüşecekti.
Kwon Taek Joo mantığını kullanması gereken zamanın geldiğini fark etti. Vücudunu gevşetti ve ateşkes istedi.
"Bırak, sonra konuşuruz."
"Hayır, sanmıyorum."
"Lütfen..."
"Hayır deme hakkım var, değil mi? Bundan nefret ediyorum, Taek Joo."
"Kahretsin, seninle şakalaşacak vaktim yok."
Sonunda Kwon Taek Joo daha fazla dayanamadı ve sinirlendi. Zhenya'nın eli daha da şiddetle sıkıldı. Bir sonraki an düğmelerin koparılma ve gömleğin parçalanma sesiydi. Dili tutuldu ve bir yandan Zhenya'ya bakarken bir yandan da yavaşça acınası bir şekilde yırtılmış gömleğe baktı. Zhenya hiç etkilenmiş görünmüyordu. Elinde tuttuğu gömlek parçasını fırlatıp attı ve alaycı sözler söyledi.
"Sinirlenme. Bu sadece sorun çıkaran toy bir köpek."
*kendine köpek diyor
"Ne, seni piç?"
Kwon Taek Joo afallamıştı. Zhenya kayıtsızca onun açıkta kalan boynunu okşadı, başparmağı hafifçe çıkık köprücük kemiğine dokundu. Şu anda göğsünü kırması şaşırtıcı olmazdı. Tehlikeli ve heyecan vericiydi ama başka ne yapacağını bilmiyordu. Zhenya'nın ellerinin değdiği her yerde tüyleri diken diken oluyordu. Zhenya'nın gözleri düştü, bakışları parmaklarını takip etti sonra aniden başını eğdi. Kwon Taek Joo ısırılma düşüncesiyle gözlerini kıstı. Zhenya ağzını açmakta tereddüt etmedi ve sonra aniden boynunu ısırdı.
"...Agh."
"Dişlerim kaşınıyor, bu yüzden onları biraz gıcırdatacağım*."
*bilemek gibi bi anlamda kullanılmış
Zhenya mırıldandı ve sonra öfkeyle dişlerini sıktı. Hassas derisi yanıyor ve etine batan dişlerin hissiyle bacakları titriyordu.
"Siktir, dur, kahretsin... yapma!"
Bir anda bir patlama sesi duyuldu. Kwon Taek Joo, Zhenya'nın yüzünün yana döndüğünü görünce irkildi. Onu itmeye çalıştı ama sonunda elini yumruk yaptı. Zaman bir anlığına durmuş gibiydi, sadece elleri desteksiz bir şekilde titriyordu.
Zhenya'nın gözleri yavaşça kırmızıya döndü. Gergin atmosfer bir kat daha artarak boğulma noktasına geldi.
Birden kapı çalındı, sanki biri geliyor gibiydi. Kwon Taek Joo irkildi ve ana kapıya baktıktan sonra gözlerini Zhenya'ya çevirdi. Göz bebekleri tamamen küçülmüştü. Kwon Taek Joo ikisinin artık daha fazla konuşamayacağını anlamıştı.
Hayır der demez dudakları aniden birbirine yapıştı. İtiş gücü başının arkasının tekrar aynaya çarpmasına neden oldu. Tehlikeyi vücudundaki her hücrede hissediyordu. Zhenya, Kwon Taek Joo'nun göğsünü parçalayacakmış gibi kavradı ve hatta pantolonunu indirmeye çalıştı. Kwon Taek Joo itiraz etmek için vücudunu büktüğünde, Zhenya hemen fermuarı yırttı. Onu durdurmak için bileğini tuttu ama canavarın gücünün üstesinden gelemedi.
Zhenya Kwon Taek Joo'nun penisini kabaca tutarken dudaklarını boynuna, çenesine ve yanaklarına bastırdı. Kwon Taek Joo kendini ittikçe, Zhenya daha da vahşice geri gelip saldırıyordu.
Kapı zili tekrar çaldı.
"Teslimat."
İçerideki varlığı hisseden kapının dışındaki teslimat görevlisi seslendi. Yüksek sesle kapıya vurdu. Eğer yanlış eve bakmıyorsa, Kwon Taek Joo duş alırken Zhenya bir şeyler sipariş etmiş gibi görünüyordu. Hiç Korece bilmemesine rağmen çevrimiçi teslimat uygulamasını kullanmayı öğrenmişti.
Kwon Taek Joo kendine geldiğinde Zhenya'nın omzuna vurdu ve onu olabildiğince sert bir şekilde itti. Ancak kaçtıktan hemen sonra yakalandı ve ana kapıya doğru sertçe itildi. Giriş kapısı yüksek sesle çalındı.
[Bu...?]
Teslimatçının sesi oldukça temkinli çıkmaya başladı. Zihninde bir aile içi şiddet resmi çizilmiş olmalıydı.
Tamamen yanlış değildi. Kwon Taek Joo'nun çıplak göğsü ve yüzü soğuk ön kapıya sıkıca bastırılmıştı. Kaçamıyordu çünkü Zhenya ensesini arkadan yakalamış ve onu iyice bastırmıştı. Dişlerini sıktı ve buna katlandı ama Zhenya hiçbir şey duymuyor gibiydi.
Zhenya tereddüt etmeden penisini çıkardı. Kwon Taek Joo'nun pantolonunu ve iç çamaşırını indirip penisini açıkta kalan kalçalarına hafifçe sürttü.
"...Bu deli adam."
Lanetler yağdırmaya başladı. Kwon Taek Joo'nun vücudundaki tüm kaslar acı verecek kadar gergindi çünkü birazcık gevşese bile o devasa et kütlesi deliğin içine girecekti.
Zhenya sertleşmiş penisini defalarca deliğe sürttü ve Kwon Taek Joo'nun boynunun arkasını ısırdı. Kwon Taek Joo'nun normalden daha yavaş erekte olan penisini nazikçe sıkarak ön sevişmeyi de unutmamıştı. Bu gibi ikilemlerde bile vücut yavaş yavaş ısınırdı.
Çılgın adam.
O şiddetli kavga sırasında teslimatçının titreyen sesi çınladı, "İyi misiniz?". Henüz kapının önünden ayrılmamıştı.
"Hey, ne oldu? Polisi arayayım mı?"
Kwon Taek Joo o anda kıpırdamayı bıraktı. Terli alnını ön kapıya yasladı ve derin bir nefes aldı. Kwon Taek Joo sakinleştikten sonra Zhenya artık aşırı davranışlarda bulunmadı.
"...O kişiye gitmesini söyle."
Kwon Taek Joo yorgun bir bakışla mırıldandı. Teslimat görevlisi bir an tepki vermedi ve sonra aniden elini ana kapının koluna koydu, ardından hızla aşağı çekti. Ana kapı hemen açıldı ve Kwon Taek Joo'nun kapıya sıkıca tutturulmuş vücudu da öne doğru itildi. Başını dışarı doğru çevirdiğinde neredeyse teslimat görevlisiyle göz teması kuracaktı.
Kapı yaklaşık 10 cm açıldı. Teslimatçı ve Zhenya'nın gözleri kapıda buluştu ama Kwon Taek Joo onun konuştuğunu duymadı. Teslimatçı uzun boylu bir yabancının aniden ortaya çıktığını görünce donakaldı. Ardından, tam önünde birbirlerine tutkuyla sarılan iki kişinin görüntüsünü yavaş yavaş fark ettiğinde irkildi.
"Onu orada bırak ve git."
Zhenya kararlı bir şekilde konuştu. Rusçaydı ama aksan yine de anlamı aktarmaya yetiyordu. Teslimatçı özür diledi sonra getirdiği şeyleri hızla yerine koydu, kapıyı kapattı ve gözden kayboldu.
Belki de bu kısa olay sayesinde, Zhenya biraz sakinleşti. Adam belli belirsiz Kwon Taek Joo'nun adını söyledi ve sonra yüzünü kulağına sürttü.
"Taek Joo."
"Çabuk bitir."
Kwon Taek Joo, Zhenya'yı itmek için dirseğini kaldırdı. Zhenya bir an durdu ve tereddüt etmeden Kwon Taek Joo'nun omzunu tutup onu yana çevirdi. Kwon Taek Joo direnince Zhenya onu geri çekip aynanın önüne itti ve penisini deliğe soktu. Kwon Taek Joo'nun aynaya yaslanan parmakları bembeyaz oldu.
Arkadan acı çektiği süre boyunca başını eğik tuttu. Karşısındaki aynada yüzünü görmek istemiyordu, Zhenya çenesini tutmaya çalıştığında başını sinirli bir şekilde salladı, tek beklediği onun işi çabucak bitirmesiydi. Zhenya bir adım geri atar atmaz Kwon Taek Joo onu hemen itti.
"Gözümün önünden ayrılma. Yoksa seni öldürürüm."
Ciddi bir uyarıydı. Kwon Taek Joo cevap vermedi ama evden çıktı. Kapının önüne konan tabak gözüne çarptı. Ambalaj numarasına bakılırsa jambong ya da malatang olduğu anlaşılıyordu. Zhenya yiyemeyeceği bir şey sipariş etmişti.
Kalbinde garip hissediyordu.
O gün Kwon Taek Joo merkeze döndüğünde bile hiçbir şey yapamadı. Telefonlara cevap veremiyor veya yavaş cevap veriyordu. Öfke ve hayal kırıklığı zirveye ulaşmıştı.
Olay yerinde görünemediği ve Zhenya ile iletişime geçemediği için hayal kırıklığına uğramıştı. Kwon Taek Joo başka bir şey düşünmemeye çalışarak işine odaklandı. Ama hiçbir şey farklı değildi.
Sonunda Kwon Taek Joo hedefi bulmayı başardı ve gerekli bilgileri hızla elde etti. Ancak ruh hali hiç de iyiye gitmedi. Önemli bir şeyi kaçırdığı için kendini boğulmuş ve sinirli hissediyordu. Bastırmaya çalıştığı düşünceler hızla geri döndü ve onu boğmaya başladı.
Geriye dönüp baktığında, tartışmanın sebebinin kendisi olduğunu gördü. Zhenya'ya söz vermişti çünkü kişisel olarak işi zamanında sorunsuz bir şekilde tamamlayabileceğine inanıyordu. Program ertelenene kadar Zhenya'yı yatıştırmadı ama başka bir anlayış istedi. Sonunda işler karıştı ama o yine de işi ön planda tutmaya devam etti. Zhenya'nın kızgın olması doğaldı ancak bu piçin şiddetli tepkisi hakkında söylenecek çok şey vardı.
Zihni sayısız kez tekrar tekrar düşündü. Yorgan ağırdı ama mantığı hâlâ
Zhenya'nın da yanlış yaptığına dair küçük bahaneye tutunuyordu. Kwon Taek Joo ona hangi yüzle bakacağını bilemiyordu. Özür dilemeye de alışık değildi.
Kwon Taek Joo gece uçağıyla planlanandan önce geri döndü. Şafak vakti Kore'ye vardı. O zamana kadar Zhenya'dan hiç haber alamamıştı. İşle meşgul olduğu için günlerce uyuyamadı. Ayrıca uçakta bile düşüncelerle gözlerini kapatamıyordu. Tüm vücudu bitkin düşmüştü, zihni sadece uzanacak sessiz bir yer bulmak istiyordu.
Zhenya ile karşılaştığında bu duygusal çekişmenin sürüp sürmeyeceğini bilmiyordu. Belki başka bir tartışma daha olacaktı. Bunu düşünmek bile başını döndürüyordu ama yine de Zhenya'nın evine gitti.
Kwon Taek Joo kapı zilini çaldı. İçeriden hiçbir tepki gelmedi. Zhenya uyurken çok hassastı lakin mutlaka uyanacaktı. Ama ne kadar beklerse beklesin, Zhenya hiçbir yerde yoktu. Sonunda Kwon Taek Joo doğrudan kapının kilidini açtı ve içeri girdi.
Zhenya sırtını yatak başlığına dayamış oturuyordu. Yeni mi uyanmıştı yoksa ne zamandır böyleydi bilmiyordu. Kwon Taek Joo'nun varlığında bile Zhenya hareketsiz kaldı. Göz göze geldiklerinde bile Zhenya tek kelime etmedi.
Kwon Taek Joo da söyleyecek doğru kelimeleri bulamadı.
"...."
"...."
İkili sanki görücü usulü bir randevudaymış gibi birbirlerine baktı ve Kwon Taek Joo aniden yatağa çıktı. Zhenya onun cesurca yanına gelişini izledi. Kwon Taek Joo battaniyeyi boynuna kadar çekti ve uykuya daldı. Zhenya Kwon Taek Joo'ya dokunmadı ve ona tek kelime etmedi.
一一一一
Kwon Taek Joo bütün gün mışıl mışıl uyudu. Gözlerini tekrar açtığında Zhenya hâlâ yanında oturuyordu. Elinde ne bir tablet, ne bir telefon ne de bir kitap vardı. Kwon Taek Joo, o uyurken Zhenya'nın tek başına ne yaptığını merak etti.
Gözlerini açtı ama hareket etmeden öylece duruyordu. Kwon Taek Joo boş gözlerle Zhenya'ya baktı. Önce özür dilemesi gerekiyordu ama ağzını açamıyordu. İkisi sorunu diyalog yoluyla çözmeli ve bu hatayı bir daha yapmamaya karar vermeliydiler. Zihninde ne yapacağına çoktan karar vermişti ama hiçbir şey söyleyemedi ve sessizce dudaklarını yaladı.
Zaman bu şekilde geçti ve Zhenya sessizliği bozmak için konuştu.
"Uyumayı bitirdin mi?"
Kwon Taek Joo sessizce başını salladı. Nedenini bilmiyordu ama belki de şu anda yapması gereken buydu. Çok geçmeden yüzünü kocaman bir gölge kapladı, tanıdık bir koku içine süzüldü, vücudu yavaş yavaş eridi, dudakları değdiğinde nefesi ılık ve ıslaktı. Zhenya'nın yakasını sıkıca kavradı ve onu her zamankinden daha tutkulu bir şekilde öptü.
Zhenya da Kwon Taek Joo'ya şefkatle sarıldı, ardından ikisi sanki hiç bitmeyecekmiş gibi seviştiler. İnsanlar kavga etmenin ve bunu bedeninizle çözmenin iyi olmadığını söylüyordu fakat her ikisi için de daha hızlı veya daha emin bir yol yoktu. Zhenya en başından beri kendi üzerine düşünmeyi bile bilmiyordu ve kendini haklı çıkarma konusunda bir ustaydı. Böyle bir adamla sonsuza dek anlaşmazlıkları çözmek için tartışmak imkansızdı.
Kwon Taek Joo bitmek bilmeyen düşüncelerinden kaçarken kulağının arkasını kaşıdı. Zhenya'dan başka biriyle çıksa ve evlense bile, yine aynı nedenle tartışmaya devam edecekti. Kwon Taek Joo NIS'ten ayrılmadıkça bu sorun asla çözülemeyecekti. Çünkü aşıksanız, birlikte olmak istemeniz doğaldı. İşini her zaman kendinden önde tutan biriyle kim başa çıkabilirdi ki?
Biriyle çıkmak son derece yorucudur. En azından Kwon Taek Joo için durum böyleydi. Ama bu sinir bozucu hikayeye neden başlamıştı? Zhenya'nın normal insanlardan farklı olması için canavar olduğunu mu düşünmüştü?
Kwon Taek Joo'nun dikkatlice düşünecek zamanı yoktu. Zhenya'yı kabul etmeye karar verdiğinde, bunun bu kadar derin olmasını beklemiyordu. Bu 'sıkılıp gidene kadar' sınırlı bir ilişkiydi*. Ama şimdi hâlâ öyle miydi?
*bu takjooo'nun bakış açısı, zhenya'nın hep onu terk edeceğini düşünüyor zaten
[Bu lanet herif.]
Kwon Taek Joo sebepsiz yere bağırdı ve sonra elini yastığa vurdu, daha ince bir yastık çekip yüzüne koydu. Çok mu içmişti? Vücudu hafifledi ve sonra içine bir uyuşukluk hissi doldu. Vücudunu kıvırdı ve uykuya daldı.
_
*** bu arada anı anlatıyordu yani zhenya yine yoktu