[Av.]
Hattın diğer ucundaki ses, Amerikalı ajan Foxtrot’a aitti. Nedense ses tonu eskisinden daha acil geliyordu.
{Two Tigers.}
[Ben Foxtrot. Ruslar 0677 sayılı trenden kargo indiriyor. Malzemeler soğutucu kutulara paketlenmiş ve özel bir soğutmalı kamyonla taşınıyor.]
{Soğutucu kutular ve soğutmalı bir kamyon... Çözülmeye gelmeyecek bir şeye benziyor.}
[Büyük ihtimalle öyle. Eee, plan ne? Sakın bana yine arkana yaslanıp izleyeceğini söyleme?]
{Bekle. Burada henüz bir hareketlilik yok. Sierra’nın durumunu da kontrol etmem gerek...}
Karşı taraftan bıkkın bir iç çekiş geldi. Foxtrot öfkesini çekinmeden dile getirdi.
[Hadi ama Alpha. Ne bekliyorsun? Çok yaklaştık! Eğer hareket etmiyorlarsa, gardlarını tamamen düşürmüşler demektir. Saldırmak için mükemmel zaman!]
{O nesnenin ne kadar tehlikeli olduğunu bile bilmiyoruz.}
[Saçmalamayı kes, seni korkak! Daha ne kadar oturup her detayı hesaplamaya devam edeceksin? Bizim harekete geçmemizi bekleyeceklerini mi sanıyorsun? O nesneyi ele geçirdiğimiz an, ne kadar tehlikeli olduğunu anlamamız sadece an meselesi olacak!]
{Sesini kes de havlamanı duymasınlar. Sana bunu defalarca söyledim: Bizim görevimiz Kuzey Kore ve Rusya’nın ne çevirdiğini ortaya çıkarmak, takas ettikleri nesneyi çalmak değil.}
[Aptallığı bırak! O nesneyi güvenceye aldığımız an bu iş biter.]
{Diyelim ki ele geçirdik. Sonra ne olacak? Bu ülkeden dışarı nasıl kaçıracağız?}
[Önce elçiliğe saklarız, gerisini oradan hallederiz.]
Bu cevap Taekjoo’yu kahkahalara boğdu.
{Elçilik mi? Dahiane planın bu mu? Rusları hiç tanımıyorsun. Gerekirse bir elçiliği basmaktan asla çekinmezler.}
[Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı mı? Sırf bunu ele geçirmek için topyekün bir savaşı göze almazlar. Ruslar ne kadar gözü kara olsalar da beyinsiz değiller. Eğer o kadar aptal olsalardı, kafalarına kurşunu kendi ellerimle memnuniyetle sıkardım.]
İster yurtseverlikten, ister gururdan, isterse de sadece ülkesinin gücüyle övünme isteğinden olsun; Taekjoo, içi kof bir özgüvenle şişinmiş bu aptalla tartışamayacak kadar yorgundu.
{Pekala, öyle olsun. Ama seni uyarıyorum, fevri bir hamle yapma. Kafana göre davranıp şimdiye kadar harcadığımız tüm emeği boşa çıkarma.}
[Boşa çıkarmak mı? Sen kime düşüncesiz diyorsun? Bu işi uzatmaya devam edersen sadece onların arkasını toplamakla kalacağız! Ne kadar yavaş hareket ettiğin umurumda bile değil açıkçası. Ama sen lidercilik oynarken benim kariyerimi mahvetmene izin vermeyeceğim!]
Foxtrot öfkeyle bağırdı. Taekjoo onun tez canlı biri olduğunu zaten biliyordu. Kritik bir anda duygusal davranıp işleri mahvetme ihtimaline karşı kendini az çok hazırlamıştı. Ancak onun açıkça alay etmesine ve emirlere karşı gelmesine öylece seyirci kalamazdı.
Bir operasyon sırasında liderin emri kesindi. Görevin başarısızlığının doğrudan ekip üyelerinin feda edilmesine bağlı olduğu durumlarda bu kural çok daha geçerliydi. Başkaldırıp kendi başına hareket etmeye çalışan bir ekip üyesi varsa, bunu halletmenin tek bir yolu vardı.
{Foxtrot, bu görevden çıkarıldın.}
Emir sakin bir tonla verilmişti. Kwon Taekjoo’nun Foxtrot’a yönelttiği bu son komutta en ufak bir duygu kırıntısı bile yoktu.
[Ne?]
Hemen ardından, telsizin diğer ucundan Foxtrot’un şaşkınlık dolu kahkahası duyuldu. İtirazları daha da şiddetlendi.
[İnsanları işine geldiği gibi kullanıyorsun, şimdi benimle işin bitince de defolup gitmemi mi söylüyorsun?]
{Öz kontrolünü kaybeden bir ekip üyesi, kendi müttefiklerini bile tehlikeye atar. Ne kadar küçük olursa olsun, her türlü risk ortadan kaldırılmalıdır.}
Kwon Taekjoo en ufak bir öfke belirtisi bile göstermiyordu. Sadece hiçbir iknanın, pazarlığın, tatlı sözün ya da tehdidin sarsamayacağı kararlı duruşunu koruyordu.
Foxtrot öfkeyle defalarca dilini şaklattı.
[İyi, çekiliyorum. Siz iki pısırık Asyalı kendi aranızda oynamaya devam edebilirsiniz!]
Son ana kadar laf sokmayı ihmal etmemişti. Hemen ardından kulağında keskin bir mekanik gürültü patladı. Anlaşılan Foxtrot, bir öfke nöbetiyle telsizini paramparça etmişti. Kwon Taekjoo rahatsızlıkla kaşlarını çattı ve cihazı kulağından çıkardı. Bu beklenmedik gürültü bütün kafasının uğuldamasına neden olmuştu.
“Lanet olsun, ırkçı pislik!”
***