Zhenya hoşnutsuzlukla cıklayarak Bazim’in kişisel iletişim kayıtlarını incelemeye devam etti. Muhtemelen Kremlin’e gönderilmiş olan raporda “Vladivostok’a vardım”, “Heyetle buluşmaya gidiyorum”, “Mallar güvenli bir şekilde taşınıyor” ve “Uçak kontrol haberleşmesi başladı” gibi mesajlar yer alıyordu.
“Daha ne kadar o çıldırmış domuzun çizmelerini yalamaya devam edeceksin?”
Başını sallayarak, Bazim’in telefon konuşmasını dinlemek üzere kulaklıklarını taktı. Önceki raporların arasındaki sürelere bakılırsa, Bazim’in başkanla iletişime geçme vakti gelmişti.
Beklendiği gibi, çok geçmeden hackleme penceresinde “Arama” ibaresi belirdi. Zhenya nefesini tuttu ve aramanın bağlanmasını bekledi. Çok geçmeden Bazim’in sesi kulaklıklardan duyuldu.
[Evet efendim. Kuzey Kore heyeti az önce havalimanına vardı.]
[Güzel. Peki ya mallar?]
[Malların yarın sabah varması gerekiyor.]
[Süreci titizlikle yönetiyorsun, değil mi?]
[Elbette.]
[Ciddi görüşmeler başlamadan önce doğru mal olup olmadığını doğruladığından emin ol.]
[Anlaşıldı.]
Arama hızla sona erdi. Muhtemelen olası bir ortam dinlemesine karşı bir önlem olarak, malların ne olduğuna veya neden getirildiğine dair ayrıntılı bir bilgiden bahsedilmemişti. Ancak çeşitli ayrıntılar ve gizli belgelerdeki bilgiler bir araya getirildiğinde, Kremlin’in ne planladığını tahmin etmek mümkündü.
Kremlin, Kuzey Kore’de yeni bir mikroorganizmanın keşfedildiğini öğrenmişti. İnsanlar için ne kadar ölümcül olabileceğinin tamamen farkındaydılar. Kremlin büyük olasılıkla, Kuzey Kore’nin yetersiz ilaç altyapısını bahane ederek araştırma ve tedavi geliştirme konularında iş birliği yapmayı teklif etmişti.
Asıl mesele, Kremlin’in bu mikroorganizmayı gerçekten sadece bir tedavi geliştirmek için kullanıp kullanmayacağı ve araştırma sonuçlarını dünyayla paylaşıp paylaşmayacağıydı. Zhenya paylaşmayacaklarından emindi. Bazim’in konuşmasındaki Talimat —ciddi görüşmelerden önce malları doğrulamak— insani olmaktan çok uzak bir şeye işaret ediyordu. Muhtemelen, aynen Kuzey Kore’nin iddia ettiği gibi, mikroorganizmanın ölümcüllüğünü test etmeyi planladıkları anlamına geliyordu.
Kwon Taekjoo tüm bunlardan haberdar mıydı? İki ülkenin ne ticareti yaptığını ve bunun ne kadar tehlikeli olduğunu fark edebiliyor muydu?
Zhenya hackleme programını tekrar çalıştırdı ve hedefi değiştirdi. Kwon Taekjoo’nun nerede olduğunu ve ne tür emirler aldığını kontrol etmesi gerekiyordu. Ancak hem kişisel hattı hem de iş hattı kullanım dışıydı. Görünüşe göre bu kez Zhenya’dan tamamen kaçmaya kararlıydı. Şimdilik elde edebildiği tek bilgi, Taekjoo’nun vücuduna gizlice yerleştirilen biyoçipten gelen konum verisiydi.
Zhenya masaya parmaklarıyla vurdu. İçinde yükselen güçlü dürtüler ile korumaya çalıştığı mantık arasındaki çatışma kulakları sağır eder nitelikteydi. Takip cihazındaki yanıp sönen kırmızı noktaya sessizce baktı. Vladivostok Havalimanı civarında dolanan kırmızı nokta, şimdi yavaşça şehir merkezine doğru ilerliyordu.
Ailenin işlettiği bir otel yönüne doğru gidiyordu. Beklenmedik bir değişiklik olmadıkça, Bazim’in eşlik ettiği Kuzey Kore heyeti muhtemelen orada kalmak üzere görevlendirilmişti.
“...Taekjoo.”
Zhenya kısık sesle mırıldanarak sonunda aniden ayağa kalktı.
***
Kwon Taekjoo, uykusuz gözlerle Bogdanov ailesine ait oteli izliyordu. Yoon Jong-woo ve Kuzey Kore heyetinin geri kalanı saat 02.00 civarında otele girdikten sonra hiçbir hareketlilik olmamıştı. Rus subaylar bütün gece vardiye usulüyle otel çevresinde devriye gezmiş, ancak hiçbiri içeri girmemişti. Aslında, Kuzey Kore heyetinin gelişinden bu yana tek bir kişi bile otele girip çıkmamıştı. İçerideki gözetim ihtimalen dışarıdakinden çok daha sıkıydı.
Operasyonun amacı, Kuzey Kore ve Rusya’nın gizlice ne hakkında konuştuklarını ortaya çıkarmaktı. Görüşmeyle eş zamanlı olarak Kuzey Kore’den taşınan malları da ele geçirebilirlerse bu harika olurdu, ama bu daha sonra düşünülecek bir şeydi. Hırs yalnızca operasyonu mahvederdi. Kwon Taekjoo yalnız çalışmıyordu, bu yüzden içeriye bodoslama dalmamaya karar verdi.
Ortak operasyon başladığında, ABD ajanı “Foxtrot” Pyongyang’dan kalkan özel treni Baekdu Dağı’ndan itibaren takip ederken, Japon ajanı “Sierra” Russky Adası’ndaki hareketliliği izliyordu. Kwon Taekjoo ise Kuzey Kore heyetini, önündeki binaların arasından Bogdanov Oteli’ni gözlemleyebildiği bir sığınaktan izliyordu.
Şu an için otele sızmanın bir yolu yoktu. Önceden herhangi bir kamera veya dinleme cihazı yerleştirememişti. Bu yüzden dar havalandırma kanalları ve kanalizasyon borularından otele böcek büyüklüğünde minik kameralar gönderme yoluna başvurdu. Kameralar hamamböceği gibi görünüyordu, bu da dikkat çekmeden ortama uyum sağlamalarını sağlıyordu.
İki dizüstü bilgisayarı ilgili kameralara bağladıktan sonra, birini Kuzey Kore Genelkurmay Başkanlığı Harekat Daire Başkanı Shim Yeong-il’in odasına, diğerini ise Kuzey Koreli biyolog Park Jeong-ho’nun odasına gönderdi. Ancak iletim sinyallerinin birkaç duvardan geçmesi gerektiği için kameraları kontrol etmek zordu. Sonuç olarak, kameraları en dikkat çekmeyen köşelere saklamak ve elde edebildiği sınırlı bilgiyle idare etmek zorunda kaldı.
Bütün bir gün boyunca izledikten sonra sıradışı bir şey fark etti. Shim Yeong-il’in odasına insanlar sık sık girip çıkıyor ve iletişim cihazları serbestçe kullanılıyordu. Aksine, Park Jeong-ho tüm zaman boyunca odasında kaldı, boş boş oturuyordu. Yemek yemek ya da tuvaleti kullanmak dışında tek bir yerde durdu. Onu ziyarete kimse gelmedi. Arada bir, koridorda konuşlanmış korumalar içeri girip onu kontrol eder, odayı inceler ve sonra çıkarlardı. O anlarda bile Park Jeong-ho sadece kenarda durur ve korumaların eşyalarını ve yatağını altüst etmesini izlerdi. Korunuyor mu yoksa gözetleniyor mu olduğunu anlamak zordu. Paraplessiz bir hapishaneyle kolayca karıştırılabilecek bir sahneydi.
“...Neler oluyor?”
Bu toplantının kilit ismi Park Jeong-ho olması gerekmiyor muydu? Neden buraya kendi isteği dışında sürüklenmiş gibi görünüyordu? Her şey kafa karıştırıcıydı.
Tam o sırada, daha önce kurduğu alarm çaldı. Kol saatine göz attı. Ajanların sorumluluk alanlarının durumu hakkında rapor verme zamanı gelmişti. Ancak iletişim cihazı tuhaf bir şekilde sessizdi.
Düşününce, ajanların hiçbiri şimdiye kadar zamanında rapor vermemişti. Gelen birkaç rapor da oldukça muğlaktı. Sanki daha sonra sorumlu tutulurlarsa kaçmanın yollarını şimdiden düşünüyor gibiydiler. Belki de Kwon Taekjoo ile iletişime geçmeden önce ilk olarak kendi üstlerine rapor verdikleri için gecikmişlerdi. İşte bu yüzden diğer ajanlarla çalışmak istemiyordu.
İç çekerek, ilk iletişimi kendisi kurmak amacıyla haberleşme cihazını kulağına taktı. Tam o sırada cihaz öttü.
***