Merhaba, ben Psikolog Beyza Dilan Ovayolu. Psikoloji lisans eğitimimi Yeditepe Üniversitesi’nde tamamladım. Eğitim hayatım boyunca klinik psikoloji alanında farklı yaş gruplarıyla çalışma fırsatı buldum ve süpervizyon eşliğinde birçok vaka deneyimi edindim. Mezuniyet sonrası; bireysel terapi, çocuk–ergen terapisi, aile danışmanlığı ve çift terapisi üzerine uzmanlık eğitimleri almaya devam ettim.
Her bireyin kendine özgü bir hikâyesi olduğuna inanıyorum ve terapiyi bu doğrultuda kişiye özel şekilde yapılandırıyorum. Danışanların kendilerini ve duygularını tanımasını merkez alan, danışan odaklı bir terapi yaklaşımı benimsiyorum. Terapi sürecinde empati, gizlilik ve etkin yöntemlerle yanınızdayım. Her bireyin yaşam deneyimi benzersizdir; bu nedenle terapi sürecini kişinin ihtiyaçlarına uygun bir hızda ve onun yaşam anlamına saygı duyarak yürütüyorum. İnsanın kendini anlama yolculuğunun, hayatındaki en değerli yolculuklardan biri olduğuna inanıyorum. Zaman zaman bu yol zorlaşabilir; duygular karmaşıklaşır, düşünceler yorucu hale gelir ve kişi kendine yabancılaşmış hissedebilir. İşte tam da bu noktada, yalnız olmadığınızı ve destek almanın çok insani bir ihtiyaç olduğunu hatırlatmak isterim.🩷Destek aramak zayıflık değil, kendine şefkattir. Danışanlarımla kurduğum terapötik ilişkide; güven, şefkat, gizlilik ve koşulsuz kabul en temel değerlerimdir. Amacım; her bireyin kendi iç dünyasını daha yakından tanımasına, iç görü kazanmasına, duygusal dengesini güçlendirmesine ve yaşamını daha anlamlı bir şekilde yeniden yapılandırmasına eşlik etmektir. Terapi sürecini, hazır reçeteler sunulan bir alan değil; kişinin kendi cevaplarını, kendi ritminde keşfettiği güvenli bir yolculuk olarak görüyorum. Bu süreçte sizi yargılamadan dinleyen, anlayan ve size profesyonel bir rehberlik sunan güvenli bir destek alanı oluşturmayı amaçlıyorum. Kendinizle daha derin ve anlamlı bir bağ kurmak, zorlandığınız alanlarda içsel gücünüzü güçlendirmek ve yaşamınıza daha dengeli bir akış kazandırmak isterseniz, bu süreci sizinle birlikte yapılandırmak için buradayım.🤍Kaygı bozuklukları, ilişki problemleri, özgüven, travma sonrası stres bozukluğu, bağlanma stilleri, farkındalık ve öz şefkat, öfke kontrolü, çocuk davranış sorunları, sınav kaygısı, ebeveyn danışmanlığı, doğum sonrası depresyon, ilişkiler, iletişim problemleri, yaşam stresi gibi alanlarda çalışıyorum. Gaziantep’te yüz yüze ve Türkiye’nin her yerinden online terapi hizmeti sunuyorum.
Bazen değişim, kalpten atılan tek bir adımla başlar. Kendinize şefkatle yaklaşın ve o ilk adımı atın. Unutmayın; bu yolculukta yanınızdayım. 🤍🕊️
Eğitimler & Yaklaşım
☑️Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
Blog | Ruhuna Dokunan Yazılar
Bazen bir cümle yolumuzu değiştirir… Bazen okuduğumuz bir satır içimizde bir kapı aralar. Bu alanda; psikoloji, farkındalık, ilişkiler ve içsel yolculuğa dair yazılarımı bulacaksın. Kendinle temas ettiğin, durup nefes aldığın küçük molalar için… ✨
Gün içinde kafamızdan geçen düşüncelerin çoğunu fark etmeyiz bile. Oysa iç sesimiz, ruh halimizi ve davranışlarımızı sandığımızdan çok daha fazla etkiler. Sert, eleştirel ve yargılayıcı bir iç ses; kaygıyı ve özgüven sorunlarını besleyebilir.
İç sesle kurulan ilişki değiştirilebilir. Daha şefkatli, daha destekleyici bir iç ses mümkündür. Bunun ilk adımı, onu fark etmektir.
Mutluluk, öfke, üzüntü, korku… Tüm duyguların bir mesajı vardır. Ancak toplum içinde bazı duyguları bastırmayı öğreniriz. “Üzülme”, “Ağlama”, “Abartıyorsun” gibi cümlelerle büyüyen birçok kişi, zamanla kendi duygularına da yabancılaşır.
Duyguları bastırmak onları yok etmez; sadece beden ve zihin başka yollarla sinyal vermeye başlar. Terapi, duyguların güvenli bir dil bulmasına aracılık eder.
Sınav kaygısı sadece akademik değil, duygusal bir meseledir. “Yapamazsam başarısız olurum”, “Ailem benden umudunu keser” gibi düşünceler çocuğun üzerinde büyük bir baskı yaratabilir.
Bu süreçte çocuğu başkalarıyla kıyaslamak, kaygıyı azaltmak yerine artırır. Asıl ihtiyaç duyulan şey; çocuğun sadece başarısıyla değil, varlığıyla da değerli olduğunun hissettirilmesidir.
Birçok ebeveyn, ergenlikte çocuğuyla iletişimin koptuğunu düşünür. Oysa çoğu zaman kopan iletişim değil, değişen iletişim biçimidir. Ergenler nasihat verilmekten değil, anlaşılmaktan beslenir.
Sürekli yönlendiren değil, merak eden bir ebeveyn tutumu; gencin kendini daha rahat ifade etmesini sağlar. İlişki, kontrolle değil bağla güçlenir.
Bazen insanın sesi, kalbinin taşıyamadığı yükleri anlatır…
Yorgunluk, anlaşılmama hissi, tekrar eden çatışmalar derken sesimiz yükselir. Çoğu zaman bağırmak; kötü niyetten değil, tükenmişlikten ve çaresizlikten doğar.
Bağırılan bir çocuk o anda susabilir. Ancak içeride olan biten her zaman görünmez. Çocuk, sesi yükselen yetişkinle birlikte yalnızca korkuyu değil; çoğu zaman anlaşılmama, yetersizlik ve değersizlik duygusunu da hisseder. Kalbine değen şey sadece sesin yüksekliği değil, sesin taşıdığı duygudur.
Uzun vadede sürekli bağırılan çocuklarda;
Özgüvende azalma
Kaygıda artış
Ya bağırarak karşılık verme ya da tamamen içine kapanma
gibi tepkiler görülebilir.
Ama burada çok önemli bir gerçek var:
Hiç bağırmayan anne-baba yoktur. Hepimiz insanız. Yoruluruz, dolarız, bazen kendimizi tutamayız.
Asıl iyileştirici olan, hiç bağırmamak değil; bağırdıktan sonra ilişkiyi onarabilmektir.
“Biraz önce sana bağırdım, bu doğru bir davranış değildi. Seni seviyorum ve sakin konuşabilirim.” diyebilmek, bir çocuğun kalbinde derin bir güven duygusu oluşturur.
Çocuklar kusursuz ebeveynlere değil, hata yapabilen ama hatasını fark edebilen, şefkatli ebeveynlere ihtiyaç duyar.
Zorlandığınız anlar sizi kötü bir anne ya da baba yapmaz. Bu zamanlarda yardım istemek güçsüzlük değil; ilişkiye verdiğiniz değerin bir göstergesidir. 🤍
1. Nefesine Dön (10 Saniye)
Konuşmadan önce üç yavaş nefes al. Burnundan al, ağzından ver. Nefes, bedenine “tehlike geçti” mesajı gönderir.
2. Kendine Mini Bir Durak Ver
“Şu an çok doluyum, biraz sonra konuşacağız.” demek; bağırmak kadar hızlı ama çok daha onarıcıdır.
3. Çocuğun Göz Hizâyesine İn
Fiziksel olarak aynı seviyeye gelmek, sesin tonunu da otomatik olarak yumuşatır.
4. Duyguyu İsimlendir
“Çok sinirlendim”, “Şu an gerçekten zorlanıyorum” demek hem seni hem çocuğunu rahatlatır. Duygu adını aldığında yumuşamaya başlar.
5. Sonradan Mutlaka Onar
Ses yükseldiyse bile ardından küçük bir onarım mucize yaratır: “Biraz önce sana bağırdım, bu doğru değildi. Seni seviyorum.” Bu cümle, çocuğun kalbinde büyük bir güven alanı açar.
Not: Bağırmamak hedef değil; bağırdığımızda ilişkiyi onarabilmek gerçek güçtür.🤍