Girişimcinin, toplumun mevcut ve olası gereksinimlerini belirleyerek kendi sezgi ve deneyimlerinden hareketle geleceğe yönelik kararlar alması onun ileriye dönük kişiliğinin göstergesidir. Davranışsal olarak girişimcilik kavramı, bir fırsatı değerlendirmek, bir iş fikrini tanımlamak, gerekli kaynakları bulmak, daha sonra bu girişimi faaliyete geçirmek, uygulamak ve sonuçlarını almak için gerekli olan faaliyetlerin bütünü olarak tanımlanabilir. Girişimci ile ilgili olarak yapılan tanımlarda dört temel unsura dikkat çekilmektedir.
Bu unsurlar; Üretkenlik, yeni bir mal veya hizmet için çaba harcanması, belirli bir risk yüklenilmesi ve bunun sonucunda bir gelir sağlanmasıdır. Yaratılan şeyin hem girişimciye hem de tüketiciye yarar sağlaması, bir değer kazandırması gerekir. Yeni ürünü veya hizmeti yaratmak için girişimci belirli bir zaman ve çaba harcayacaktır. Bu süreç içinde ürün ya da hizmet üretilirken, bir takım riskler de üstlenilecektir. Sonuçta bir gelir veya başarı sağlanması girişimci olmanın sağlayacağı ödüldür. Buradaki en önemli ödül, maddi veya manevi bir değer yaratmaktır. Sonrasında kâr kendisinden gelecektir. Elde edilen kâr, başarı düzeyinin de göstergesidir. Artı değer yaratma ve kâr’ı kişisel tatmin duygusu izler.
Girişimcinin bileşenlerini dört başlıkta toplayabiliriz. Bunlar; yenilikçi ve Üretken olma, risk yüklenme, öncü olma ve rekabetçi düşünme’dir.
Yenilikçi ve Üretken olma; karşılaşılan sorunlara ve ihtiyaçlara Üretken, alışılmamış ve yeni çözümler aramayı açıklar. Bu çözümler, yeni ürün ve hizmetler, yeni teknolojiler veya üretim süreçleri kullanılması olarak tanımlanabilir. Üretken ve yenilikçi olması, yeni fikirleri veya yöntemleri geliştirmesi ve bunları uygulamaya koyması girişimciyi diğer yönetici tiplerinden ayıran en önemli özelliktir. Söz konusu özellik girişimcinin her şeyden önce beklentilerine uygun düzeyde risk üstlenen kişi olduğunu da göstermektedir.
Girişimci, eskinin yerine yeniyi, bazı durumlarda da tamamıyla bilinmeyen yeniyi getirdiği için geleneklere bağlı olanların direncini de kırmak zorundadır. Girişimci, değişimi normal ve yararlı görür. Schumpeter’in söylediği gibi girişimci, Üretken yıkıcılık görevini yerine getirmektedir. Bir diğer deyişle, girişimci, geleneği yıkarak yeniyi yaratmaktadır. Zor olan değişimi yenmek için hem üretim hem de kullanım aşamasında girişimcinin karşılaşabileceği dirençleri iyi hesaplaması ve onları aşmaya yönelik çaba göstermesidir. Bu süreçte eskiyi çok iyi tanımak ve yeninin özelliklerini iyi anlatabilmek önemlidir. Bu ise, çok yönlü düşünebilmeyi, yeninin kabul edilmesini sağlayacak ikna gücüne sahip olmayı ve iyi bir iletişim kurmayı gerektirmektedir. Girişimci, bağımsız düşünebilmeli, esnek, Üretken, kendine güvenen, dayanıklı ve ısrarcı olmalıdır.
Girişimci olmanın temelini risk almak oluşturur. Girişimcinin risk yüklenme şekli, katma değer üretme sürecini etkileyen önemli bir davranıştır. Risk yüklenme sürecinin belirleyicileri, yaratma ve fırsat boyutu, gerçek ve algılanan değer, girişimcinin kişisel becerileri ve hedefleri ile uygunluk ve rekabet alanının farklılığıdır. Girişimci risk üstlenirken teknolojik değişim, pazar yapısı, kamusal düzenlemeler ve rekabet türü gibi konulara da dikkat etmelidir. Girişimcinin hedefleri ve becerileri yeterli olsa da yatırım ve uygulama süreci uzadığında dış ve iç çevresel koşullar değişebileceğinden risk oranı da artacaktır.
Öncü olmak, fırsatları görüp gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra eyleme dönüştürmektir ve girişimciliğin tamamlayıcı unsurudur. Çoğu girişimci adayı eyleme dönüştürme aşamasında başarısız olur. Öncü olma, uygulama ile ilişkili bir kavramdır. Başkalarını izlemek yerine, yenilikçi düşünceyi zaman kaybetmeden, rakiplerden daha farklı vizyon sahibi olduğunun bilinciyle sorumluluk üstlenip, zamanında gerekli kararları alarak harekete geçmektir. Yeni süreçler yaratma ve fırsatları belirleme yeteneği önemli olmakla birlikte, bir kişinin ya da işletmenin girişimci olarak kabul edilmesi için yeterli değildir. Yenilikçi düşünürlerin birçoğu fikirlerini eyleme dönüştürememiştir. Bu nedenle girişimci olabilmek için belirlenen fırsatların, bir iş planına dayandırılarak belirlenen süre içinde eyleme dönüştürülmesi gereklidir.
Girişimci olmanın temellerinden biri de kaynakları bir araya getirirken rekabetçi düşünmedir. Burada kaynak sağlanması kadar mevcut kaynakların girişimci tarafından etkin kullanılması da önemlidir. Rekabet, gerek işletmeler gerekse tüketiciler açısından sağlıklı bir piyasa ortamı yaratır. Rekabet, girişimcilerin piyasada tutunabilmeleri için kaliteli ürünler üretmelerine, verimli çalışmalarına ve tüketici yönlü olmalarını sağlar. Yeni bir firma kurarken veya mevcut bir firmayı yeniden yapılandırırken yapılacak yeni girişimler verimliliği yükseltebilir. Bu tür girişimler rekabet baskısını arttırarak diğer firmaları da tesislerini ve ürünlerini iyileştirmeye ya da yeniliklere gitmeye zorlamaktadır. İster organizasyonda ve süreçlerde, ister ürün ya da hizmetlerde veya pazarlarda firmaların getirdikleri yeniliklerle artan etkinliği ve verimliliği, bir bütün olarak ekonominin rekabet gücünü arttırmaktadır. Böylelikle, daha fazla ürün daha düşük fiyatlarla piyasaya sürülerek tüketicilere de yarar sağlamaktadır.