İLÇEMİZİN GENEL ÖZELLİKLERİNİ ANLATAN BİLGİLER
Yozgat’ın 103 km doğusunda yer alan Akdağmadeni 1815 yılında yerleşim yeri olarak kuruluyor.1862 yılında da belediye teşkilatı kurulmuştur.Ülkemiz de ilk belediye 1858 yılında Beyoğlu Belediyesidir Akdağmadeni Belediyesi de 1862 yılında kurularak Türkiye’nin 2. belediyesidir.1871 yılında ilçe hüviyetini almıştır.Yozgat’ın en eski ilçelerinden olan Akdağmadeni 1831 yılında yapılan ilk nufus sayımında Yozgat toplam nufusu ilçeleri dahil 60 bin çıkarken Akdağmadeni’nin nufusu 19 bin civarında çıkmıştır.İlçemizde maden olarak çinko ,demir,kurşun ve çeşitli madenler çıkarılmaktadır.İç Anadolu bölgesinin güzide ormanları Akdağ sıradağları ilçemizde bulunmakla beraber ormanlarımızda sarı çam,meşe,ardıç ağaçları bulunmaktadır. Sarı çam ağacının özelliği Maden ocaklarında maden direği olarak kullanılır göçükleri de önceden çatırdamasıyla uyarı veren bir çeşit çam ağacıdır.Ormanlarımızda yetişen Salep ülkemizde kalite bakımından çıkan en iyi saleptir.Ormanlarımızda yetişen değerli diğer bir mantar türü olan göbelek ilaç sanayinde kullanılmaktadır.Tarihi yapısıyla dikkat çeken ilçemizde 12 adet tarihi tescilli yapımız vardır.Restorasyon çalışmaları devam eden yapılar İlçemizin bir turizm ilçesi olma yolunda ilerlediğinin göstergesidir.Karadikmen köyünde çıkarılan saniyede 100 litre ve 50 derece sıcaklığındaki sıcak su Akdağmadeni’nin yakın zamanlarda termal turizmde de yükseleceğini göstermektedir..2011 yılının sonunda açıklanan resmi rakamlara göre Yozgat merkezide dahil nüfusu azalmayıp arttıran tek ilçe Akdağmadeni dir.Ülkemiz tarihinde de önemli misyonları olan ilçemiz geçmişte olduğu gibi şimdide sürekli gelişmekte olup iç Anadolu bölgesinin güzide ilçeleri arasına girme yolunda hızla ilerlemektedir.
AKDAĞMADENİ TARİHİ
Akdağmadeni, yerleşim yeri olarak XIX. Yüzyılın ortalarında ve idari yetkiye de haiz bir isimli kurşun işletmesi müdürlüğü olarak kurulmuş ve Madenciler nahiyesi diye adlandırılmıştır. İlçemiz tarihi 1815 yılına kadar ormanlık olduğu için bilinmemektedir. İşletmenin şimdiki belediye garajının bulunduğu yere kurulmasıyla; Gümüşhane, Trabzon, Arapgir ve Ahıska’dan gelen işçilerle nüfuz hayli artmış ve 1871 tarihinde ilçe hüviyeti kazanmıştır. 1923 yılında kasaba 1.250 hani iken Rum ve Ermenilerin 1924-1927 yılında Yunanistan’a mübadele suretiyle nakilleri üzerine nüfus miktarı oldukça azalmıştır. Aynı tarihte Yunanistan’dan Selanik’in Kayalar bölgesinden mübadele suretiyle gelen 266 hane Türk kasabaya yerleştirilmiş ise de, bunların bir kısmının başka taraflara göçleri üzerine nüfus eksilmesi uzun yıllar telafi edilememiştir. Yine bu tarihlerde köylerde de mübadele yapılmış, Romanya, Bulgaristan (1951) ve 1935 yılında Yugoslavya’dan gelen 790 hane menkul aile köylere yerleştirilmiştir. Hariçten gelen bu mübadil ve göçmenlerden 2/3’ü yurt içinden başka kazalara göç etmişlerdir. Gelen mübadillerin tütüncü olmaları nedeniyle tütün mıntıkasında yerleştirilmiştir. Bulunan akrabalarının yanlarına gitmek istemeleri tekrar göçmelerine sebep olmuştur. Akdağmadeni’nin kuruluşu, itibariyle civar ilçelere nazaran uzun bir geçmişe sahiptir. Bağlı bulunduğu Yozgat ili uzun yıllar Bozok Sancağı adi ile anılan ve Kayseri’yi de içine alan sancağın merkezi kazanın şimdiki Çepni köyü olan Karahisar Beyramşah kazasına bağlı göstermektedir. İlçenin merkezi 1815 yılına kadar ormanlık olduğu bugünkü kasabaya bağlı civar Güneyli Mahallesi’nin kasaba içindeki havuzda (Şimdiki Pazaryeri) hayvanları korkarak sulamaya getirdikleri ve çamlığın sıklığından hayvanların zor girdiği söylenmektedir. 1860 yılında Karahisar Beyramşah kazasına bağlı bir nahiye vücuda gelmiş ve Akdağmadeni 1871 yılında da Karahisar Beyramşah kazası inşa edilerek Akdağmadeni nahiyesine kaza teşkilatı kurulmuş ve Yozgat’a bağlanmıştır. Kaza merkezi birkaç ay sonra eski bir nahiye olan Karamağara (Saraykent) köyüne nakledilmişse de 1876 yılında tekrar Akdağmadeni kasabasına gelmiş ve Karamağara köyü de bu kazaya bağlık bir nahiye olarak kalmıştır. Madenciler nahiyesi olan bu yeni kuruluşun yönetimine sırasıyla; Hasbeldi Hacı Emin Ağa, Arapkirlioğlu Hacı Hüseyin Ağa, Tepedelinli Mehmet Ali Paşa torunlarından Ahmet Efendi (Arnavut Ahmet Efendi) şair ve Hariciye-Dahiliye Nazırlıkları yapmış Akif Faşa torunlarından Rıfat Efendi memur edilmiştir.
İLÇENİN ADI NEREDEN GELMEKTEDİR
Yöre isminin belirlenmesinde, sahip olduğu ve işletilmeye açılan yeraltı madenlerinin büyük rolü olmuştur.Akdağ eteklerinde Çinko-Kurşun madeni işletmesi kurulmuş ve "Maden" kelimesi zamanla bu yerleşim yerinin ismi olmuştur.Maden işçilerinin akınıyla yerleşik köy düzenine geçilen bu yöre, belirli bir süre "Maden" adıyla anılmıştır.Akdağ eteklerinde kurulması nedeniyle de, dağın ismine atıfla "Akdağlar'dan çıkan maden" anlamına gelen AKDAĞMADENİ adını almıştır...
Akdağmadeni – Kent Tarihi ve Gezilecek Yerler Rehberi
Tarihi Yerler
1. Eski Kilise (Rum Kilisesi)
Konum: Yeşildere (Tahmaz) Mahallesi
Yapım Yılı: 1862
Mimari Özellikler:
Kesme taş ve mermer cephe
Ön cephede yuvarlak kemerli giriş, giriş üstünde 11 Grekçe, kapı altında 2 Grekçe kitabe
İç kısım kare/gövde planlı, 8 sütun ile üç bölüme ayrılmış
Ağaç hatıllı kemerler, taş döşeme zemin
Sıva üzeri haç ve geometrik motifler
Koruma Durumu: 1983’te koruma altına alınmış (G.E.E.A.Y.K. kararı)
Güncel Durum: Restore edilerek turizme kazandırılması planlanıyor
2. İstanbulluoğlu Camii (Eski Kilise, Şimdi Cami)
Yapım Yılı: 1907
Özellikler:
Üç nefli bazilikal plan
Kesme taş inşaat, minare sonradan eklenmiş
Narteks kısmı kapatılarak yan odalar oluşturulmuş
Günümüzde: 1962’de camiye dönüştürülmüş, hâlen ibadete açık
3. Diğer Tarihi Tescilli Yapılar
Eski Hapishane Binası: Han olarak inşa edilmiş, sonrasında hapishane; bugün halk kütüphanesi
Eski PTT Binası: Ahisavi Mahallesi, girişte 1216 ve 1719 tarihli kitabeler; bugün sağlık ocağı
Eski Askerlik Şubesi (Konuk Evi): Rum yapısı, sonradan askeri yapı; restorasyonla konuk evi
Rıfat Koç Konağı: Geleneksel Türk mimarisiyle inşa edilmiş, hâlen ev olarak kullanılıyor
Ziraat Bankası Eski Binası: Rum kilisesi enkazından malzeme kullanılmış; şu an boş
Muşali (Behramşah) Kalesi / Alişir Zaviyesi / Ali Çelebi Türbesi: Muşalikalesi Köyü yakınında, kültürel ve tarihi gezi rotaları
Doğal Güzellikler
Akdağ Ormanları ve Yaylaları: Yürüyüş, fotoğrafçılık ve piknik için ideal
Göletler ve Dere Kenarları: Balık tutma ve doğada dinlenme imkânı
Çam Ormanları: Yaz aylarında serin ve ferah bir ortam sunar
Doğa Yürüyüşü Rotaları: Köyler, ormanlar ve yaylalar arasında farklı uzunluk ve zorlukta parkurlar
Kültürel Deneyimler
Yerel Pazarlar: Doğal ürünler, el yapımı yiyecekler ve yöresel kıyafetler
Yöresel Yemekler:
Testi kebabı
Tandır
Tarhana çorbası
Köy ekmeği
Ev yapımı pekmez
Gezilecek Yerlerde Uyulması Gereken Kurallar
Tarihi Yapılara Saygı Gösterin
Yapılara zarar vermeyin, taş ve ahşap yüzeyleri koruyun
Fotoğraf çekmeden önce izin alın
Doğayı Koruyun
Çöplerinizi yanınızda taşıyın veya geri dönüşüm kutularına atın
Bitkiler, ağaçlar ve yaban hayatına zarar vermeyin
Sessizliği ve Huzuru Bozmayın
Yayla, orman ve tarihi alanlarda yüksek sesle müzik açmayın
Hayvanlara zarar vermekten kaçının
Ateş ve Piknik Kuralları
Ormanlık alanlarda ateş yakmayın, izin verilen alanlarda mangal yapın
Ateşi tamamen söndürmeden bölgeden ayrılmayın
Yerel Halkın Kültürüne Saygı Gösterin
Köylerde misafir olduğunuzun bilincinde olun
Yerel gelenek ve göreneklere dikkat edin
Güvenlik ve Sağlık Önlemleri
Dağ ve yayla yürüyüşlerinde rehbersiz uzun rotalara çıkmayın
Yeterli su, yiyecek ve ilk yardım malzemesi bulundurun