Sadullah
Fazlullah
Nasrullah
Nuru'l-Hüdâ
Hamdullah
Nurullah
Emrullah'tır.
Mahbube
Fahrunnisa
Zeynep
Bilinmiyor
Bilinmiyor
1-Mahbube ( ö. 852/ 1448)
2-Fahrunnisa (ö. 852/ 1448)
3-Zeynep(ö. 852/ 1448)
Kızlarının ölüm tarihleri aynı olmasının nedeni, muhtemeldir ki bir hastalıktan dolayı ölmüş olmalarıdır. Kızının biri de doğum esnasında öldüğü düşünülmektedir.
Akşemseddin Hazretleri'nin evliliğinden ve hanımının şemailinden bahseden hiç bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bu konuda Göynüklü Merhum Enisi'de(ö.?) bir bilgi verememektedir. Enisi'nin Menakıbnamesi'nde "hanımı" diye geçen iki menkıbe vardır ki, onlardan biri şöyledir:
Vefat tarihinden de anlaşılacağı üzere üç kız babaları Akşemseddin Hazretleri'nden önce vefat etmiştir. Vefat tarihleri mezar taşlarında okunduğuna göre, üçünün de hicri 1448'dir. Bu akıllarda bir soru işareti uyandırmaktadır. Akşemseddin Hazretleri'nin bu üç kız ve anaları 1989 yılında yapılan demir parmaklı yerde medfun bulunmaktadırlar. Türbe yanındaki hazre içinde yan yana duran dört mezar taşından soldan sağa doğru ikincisi, Akşemseddin Hazretleri'nin kızı Mahbube Hanımefendi'ye aittir.
Hz. Peygamber (SAV:) buyuyor ki; "Dünya ahiretin tarlasıdır." Ey diriler topluluğu, burası ölüler mahallesidir.
Akşemseddin'in günahsız ve bilgin kızı Mahbube, H.852 yılında zilkade ayının ikinci gecesinde vefat etti.
Akşemseddin'in bilgili, masum ve bağışlanmış kızı Fahrunnisa.
H.852 yılının (1448) Ramazan ayının yirmi altıncı gecesinde vefat etmiştir.
Akşemseddin'in günahsız küçük yavrusu Zeynep'in vefatı, H.852 senesinin Ramazan ayının yirmi dördüncü gecesinde vukü bulmuştur. Aynı döneme ait bir mezar taşı daha vardır ki, üzerinde iki Hadis metni yazılıdır.
Hazreti Peygamber(a.s) buyuruyor ki; " Dünya ahiretin tarlasıdır." Diğer bir hadis ise: " Ölülerinizi hayırla yad ediniz.
Akşemseddin Hazretleri'nin en büyük oğludur. Devrin ulemasından ilim tahsil ettikten sonra, Molla Alaeddin Tüsi'nin emrine gitmiştir. Mevcut Akşemseddin Hazretleri'nin soyu, Sadullah Çelebi'nin oğlu, Abdülkadir Çelebi'nin sülbünden gelir. İyi bir eğitim alan Sadullah'ın eserlerini merhum Göynüklü Enisi (ö.?) kitabında zikretse de, Keşfü-z Zünü ve Zeyillerinde Teracüm-i Ahval kitaplarında bu eserlerin adlarına rastlanılmamıştır. Zahiri ilimlere aşık olan Sadullah, Akşemseddin Hazretleri'nin tasavvuf yoluna gir tavsiyesi üzerine biraz bekledikten sonra, Tebriz'e gitmiş fakat hocasını ölü bulmuştur.
Fazullah Çelebi Hazretleri, Akşemseddin Hazretleri'nin vefatından sonra posta oturdu. İlm-i ledün sahibi bir kimseydi. Binlerce kişiyi Hakk'a çağırdı. Hicri 950 6 Nisan 1543 yılında Hakk'a vasıl oldu. Babaların cenbinde (yanında) yatmaktadırlar. Ama şuandaki sandukalarda Emrullah Çelebi'nin ve Sadullah Çelebi'nin isimleri vardır. Türbe içindeki sandukalardan Akşemseddin Hazretleri dışındakilerde, ithilaf olduğu gözden ırak tutulmamalıdır.
Tahsil için Bursa'ya gitmişse de orada kalem tıraş karnına batarak şehit olmuştur.Mezarı, Bursa'da Zeyniler'dedir. Göynüklü Emir Hüseyin Enisi, Menakıb-ı Akşemseddin'in Nurullah Çelebi hakkında şunları söyler: "Akşemseddin'in bir oğlu daha var idi adı Nurullah'dı. Danişmend, alim fadıl birisiydi. Bursa'da tahsil ilim ederdi. Hatayla kendine kalem tıraş batırdı. Kanı dinmedi. Vefat eyledi. Meyyitin (cenazesini) Bursa'dan Göynük'e getirdiler. Mezar-ı şerif içine defin olundu. T.D.V. İslam Ansiklopedisi, Akşemseddin maddesinde Akşemseddin'in evlatlarından Sadullah ve Nurullah bu türbede yatmaktadır diyerek, Göynüklü Emir Hüseyin Enisi'yi baz almışlardır.
Devrin halk arifi şeyhlerinden birisi de, Akşemseddin Hazretleri'nin oğlu Molla Emrullah'tır. Zamanın alimlerinden ilim tahsil etti. "Hayali" lakabıyla meşhur olan Molla Ahmed'in hizmetine girdi. Akşemseddin Hazretleri vefat edince bıraktığı vakıflar başkasının eline geçmişti. Sultan Fatih'in huzuruna çıkarak gasp edilen vakıfları geri aldı. Bursa'ya yerleşti. Sultan Murad Han'ın bir vakfında yönetici oldu. Babasının yolundan gitmedi. Nikris hastalığından dolayı 919/1514 yılında vefat etti, mezarları babalarının yanındadır. Cihanı süsleyen bir tarihleri vardır. Emrullah'ın Ömer adında bir oğlu vardır. Ömer 919 H. yılında vefat eyledi. Bursa'da Kırk Çeşme Mahallesinde merhum Molla Efendi menzili civarında metfundur. Nikris marazına düçar olur. Ayakları ve bir eli iş görmez olur. Bunun sebebini ise vasiyeti terk ederek devletten veya vakıftan makam mevki kabul etmeye bağlamıştır. Sultan 2. Selim'in Mekke'ye düzenlediği hac yolunda vefat eden Şemseddin isimli bir oğlu olmuştur. Şemseddin ise Bankar adı verilen sazı icat etmiştir.
Nasrullah Çelebi, tahsil için diyar-ı Faris'e gitti. Diyar-ı Faris'te vefat eyledi. Kabri meçhuldür. Evliya Çelebi "Seyehatname" adlı eserinde: "Nasrullah tahsil için Acem'e gitmiş, yedi sene seyahatten sonra Tebriz'de vefat etmiştir. Halk Nasrullah'la Şems-i Tebriz'in mezarını karıştırdı. Şems'in mezarı Hoy şehrindedir." der.
Ermiş bir insandır. Hz. Şems, daha bu zat doğmadan önce ilah-i meczub olacağını keşfetmişti. Halkın yüzüne bakar kimin Cennetlik, kimin Cehennemlik olduğunu söyleyiverirdi. Başka bir rivayette ise camiye gelen cemaatin namaz çıkışında ayakkabılarını çevirip bu cennetlik bu cehennemlik dermiş. Akşemseddin Hazretleri pazar yemeği (ekmeği) götürüp mükaşefeden böylece onu men ederdi. Evliya Çelebi " Seyahatnamesi"nde Nurulhüda Çelebi hakkında şunları söyler: "Doğuştan itibaren hatta büluğa erdikten sonra bile, diğer çocuklarına, Akşemseddin Hazretleri Nurulhüda'nın celalından sakının diye tavsiye bulunurdu." Nurulhüda Hazretleri, Fatih'in hediye ettiği Çorum'un İskilip ilçesinin, Evlik köyünde Rahmet-i Rahman'a kavuşmuştur.
Hamdi Çelebi demekle maruftur. 853/1449 tarihinde Göynük'te doğmuş, 909/1503 tarihinde vefat etmiştir. Akşemseddin Hazretlerinin en küçük oğlu olmasına rağmen mana aleminde insanların büyüklerindendir. Akşemseddin Hazretleri, Hamdi Hazretleri'ne: " Benim Aristo akıllı, fen sahibi, şair, yazar oğlum." demiş. Allah'ın hikmetinden olacak, bu zat doğduktan sonra sekiz yaşlarında iken, Divan sahibi olup, Leyla ile Mecnun kitabını ve Yusuf İle Züleyha'yı yazmıştır.