***
Zhenya çoktan Bugatti'nin yolcu tarafına yaslanmıştı bile. Kwon Taekjoo yaklaşınca, Zhenya başıyla şoför koltuğunu işaret etti.
[Sen sür]
Bunu tek taraflı bir şekilde ilan eden Zhenya , anında yolcu koltuğuna oturdu. Eve çok az bir mesafe kalmış olmasına ve bugüne kadar araba kullanmada hiçbir sorun yaşamamasına rağmen, şimdi gerçek bir 'patron' gibi davranmaya karar vermişti. Kwon Taekjoo iç çekip başını iki yana salladı ve isteksizce şoför koltuğuna geçti.
Emniyet kemerini taktığı ve el frenini indirdiği anda beyaz bir el yüzüne doğru yaklaştı. Taekjoo istemsizce irkildi ve gerildi. Zhenya, onun tepkisini görünce gülümsedi ve elini uzatmaya devam ederek Kwon Taekjoo'nun kulağına dokundu. Zhenya'nın soğuk parmakları kulağıyla oynarken yavaş yavaş ısınmaya başladı. Taekjoo'nun boynunda bir ürperti dolaştı ve yanaklarındaki ince tüyler dikleşti. Omuzlarını istemsizce sıkarak bir kaşıntı hissetti.
Zhenya, orta konsolun üzerinden eğilip kulağını yaladı ve ardından nazikçe kulak memesini ısırdı. Bu o kadar beklenmedik bir şeydi ki...
[Bunu yapmak için mi beni direksiyona oturttun?]
[Ee, ne olmuş? Direksiyonda benim olmamı mı tercih ederdin?]
Zhenya, yanaklarına ve boynuna doğru yaklaşıp sevecen hareketlerine devam etti. Kwon Taekjoo, ona direksiyona geçmesine izin verirse daha garajdan çıkamadan bir kazanın olacağını biliyordu. İç çekerek, Zhenya'nın, onun teninin kokusunu içine çekmesine aldırmadan kendini geri çekti.
[On dakika içinde varmış oluruz, biraz sabret, aptal.]
[Bu kadar zamandır sabrettiğime şükretmelisin.]
[Yeter artık. Kocaman vücudun tüm görüşümü kapatıyor.]
[Bir şey görmeden de gayet iyi idare ediyordun, korkma, kendine güven.]
Zhenya, Suriye'deki o olayı hatırlatarak hafifçe kıkırdadı. O zaman onları uranyum zenginleştirme santrifüjleri için kullanılabilecek alüminyum borularla ilgili bir göreve göndermişlerdi. Kwon Taekjoo'nun görevi, Kuzey Kore'nin Suriye'de nükleer silah geliştirmeye katılıp katılmadığını araştırmaktı. Zhenya ise orada onursal bir misafir olarak görünmüştü ve o da nükleer tesislere erişim sağlamıştı. Sonunda, tüm zorluklara rağmen, Taekjoo görevini başarıyla tamamlamıştı.
Ancak, tesisten ayrılmaya hazırlandıkları sırada kimlikleri açığa çıktı. Bir çatışma başladı ve son kalan jipi kaçırmayı başardılar. Sorun şuydu ki, bir flaşbang patlaması nedeniyle Kwon Taekjoo geçici olarak kör olmuştu. Kurşun yağmuru altında, iyi bir görüşe sahip olan Zhenya'ya güvenmek zorundaydı; Zhenya ona hangi yöne döneceğini söylüyordu. Nihayet kurtulduklarında, araç oldukça hasar görmüştü; lastikler patlamış, tamponlar birbirine zor tutunuyor ve dikiz aynaları tamamen yok olmuştu. Kwon Taekjoo, o olayı hatırladığında hafifçe gülümsemekten kendini alamadı.
[O zaman bu bir görevdi ve hayatımı riske atıyordum. Şimdi ise buna gerek yok.]
[Ama risk almayı seviyorsun. Adrenalin ne kadar fazlaysa, o kadar heyecanlanıyorsun.]
Zhenya güldü. Kwon Taekjoo, bu sözlerde bir nebze de olsa gerçeklik payı olduğunu kabul edemeden edemedi. Neredeyse tüm anıları böyle tehlikeli anlarla doluydu ve bu da karmaşık duygular bırakıyordu.
Elini uzatıp Zhenya'nın sarı saçlarına hafifçe dokundu. Uzun bir aradan sonra Zhenya, öpücüklerini durdurdu ve Kwon Taekjoo'ya dikkatlice baktı.
[Bu arada, yakında doğum günün. Belki bir hediye ister misin?]
[Hediye mi? Şaka mı yapıyorsun? İsteyebileceğim bir şey olabilir mi?]
Zhenya omuzlarını silkerek düşünmeden cevap verdi. Çocukluğundan beri bolluk içinde yaşamış, maddi zorluk nedir bilmemişti. Herhangi bir dileği, henüz farkına bile varmadan kolayca yerine getiriliyordu. Kwon Taekjoo'nun ise ona layık bir hediye alacak imkânı yoktu.
Yine de Taekjoo, Zhenya'ya hoş bir şey yapmak istiyordu. Bu doğum gününün onun için özel olmasını umuyordu, çünkü muhtemelen daha önce kimse onun doğum gününü gerektiği gibi kutlamamıştı. Geçen yıl iş nedeniyle onunla kutlama yapamamıştı ve şimdi bu açığı kapatmak istiyordu.
[Düşün bunu. Sonra bir şeyleri unuttum diye şikayet etme.]
[Oh, yani her istediğimi yerine getireceksin, öyle mi?]
[Göreceğiz.]
[Zaten pek bir seçeneğin yok, niye zorluk çıkarıyorsun ki?]
[Kim bilir, aklında ne var?]
Kwon Taekjoo, Zhenya'ya yan gözle baktı. Zhenya memnuniyetsiz bir şekilde dudaklarını büzdü ve yine omuz silkti.
[Peki, düşüneceğim. Doğum günü her gün olmuyor sonuçta, belki sadece senin verebileceğin bir şey seçerim.]
[Ne olabilir ki bu?] diye mırıldandı Zhenya, yine onun yanağını ısırarak.
Taekjoo sadece boyun eğdi, çünkü onunla tartışmanın bir anlamı yoktu. Üstelik yol da artık kısalmıştı.
Sonunda Zhenya'nın evine vardıklarında, Kwon Taekjoo derin bir nefes aldı. Kaza yapmamış olmaları tam bir mucizeydi. Bir de hiç kırmızı ışığa denk gelmemişlerdi, aksi takdirde böyle bir yakınlıkla yakalanabilirlerdi. Bu fikrin kendisi bile korkutucuydu.
[Geldik] dedi Zhenya her zamanki sakinliğiyle.
Kwon Taekjoo kaşlarını çattı, memnuniyetsiz bir ifadeyle ona baktı, aniden boynundan kavrayarak kendine çekti. Bir eliyle onun yakasını tutup öfkeyle öptü, sanki olan biten her şeyin acısını çıkarıyordu. Belki de bu, Zhenya'nın yolculuk sırasında gösterdiği kayıtsızlığın intikamıydı.
Zhenya durmak üzereydi ki Kwon Taekjoo'nun dudaklarındaki deri hafifçe çatladı ve kan belirdi. Zhenya yavaşça diliyle dudaklarının üzerinden geçti, ardından dikkatlice aralanmış dudaklarının arasına sızdı. Bir an duraksadı, ama hemen ardından dudakları kurnaz bir gülümsemeyle kıvrıldı. Gözlerini kapattı ve kirpikleri titredi, Taekjoo yavaşça gevşeyip devam etmesine izin verdiğinde. Kwon Taekjoo'nun sıcak nefesi öpüşmelerine karıştı.
Dilleri buluştuğunda, aralarındaki gerilim bir anda tavan yaptı. Vahşi hayvanlar gibi birbirlerinin saçlarına ve kıyafetlerine sıkıca yapıştılar, dirsekleri ve dizleri direksiyona çarpmasına rağmen bunu umursamadılar. Düzensiz hareketlere aldırmadan, birbirlerini yoğun bir şekilde keşfetmeye dalmışlardı. Nefes alışları gittikçe ağırlaştı, kalp atışları hızlandı. Aralarındaki kısa kesik nefesler, ortamı daha da gergin hale getiriyordu.
Kwon Taekjoo derin nefes almaya çalıştı, ama sakinleşmesi için bu yeterli değildi. Zhenya'yı tutkuyla öpmeye devam etti, sönmeyen bir açlıkla. Sonunda birbirlerinden ayrıldılar, dudakları hâlâ hafifçe birbirine değiyordu ve bakışları kesişti. Her an tekrar birbirlerine saldıracaklarmış gibi bir hâlleri vardı.
Aniden, Zhenya bu kırılgan gerginliği bozdu ve Kwon Taekjoo'yu sertçe kendine çekerek kafasını arabanın tavanına çarptırdı. Taekjoo, Zhenya'yı itmeye çalıştı, ancak Zhenya onu sıkıca tutmuş, daha da yakına sokulmuştu. Araba, onların tutkulu mücadelesi için fazlasıyla dardı ve bedenleri gösterge paneli ile koltuklar arasında sıkışmıştı. Taekjoo güçlükle Zhenya'nın yüzünü uzaklaştırdı, ancak Zhenya fazlasıyla ısrarcıydı.
[Hey, burası bunun yeri değil] diye soluklandı Taekjoo, Zhenya'nın tutuşundan kurtulmaya çalışarak.
[Ha... sence öylece durabilir miyim] diye sırıttı Zhenya ve elini Kwon Taekjoo'nun kasıklarına koyarak onun heyecanını hissetti.
Taekjoo irkildi, ancak hızla Zhenya'nın elini uzaklaştırdı.
[Geçen seferki gibi takım elbisemi yeniden kırıştırmak istemiyorum.]
[Hm, belki de arabayı değiştirmek gerek.]
[Araba mı? Sırf bunun için daha rahat bir yer olsun diye mi] diye homurdandı Taekjoo, arabadan inerken.
Arabanın dışına çıktıklarında, Taekjoo kendine göz attı, kıyafetleri kırışmış, saçları dağılmıştı. Üstündeki kıyafeti düzeltmek ve kırışıklıkları gidermek için aceleyle ellerini dolaştırdı. Zhenya ise zaman kaybetmeden arkasına yaklaşıp onu kucakladı, yüzünü boynuna yasladı.
[Bir dakika bile bekleyemiyorsun, değil mi] dedi Taekjoo sinirle.
[İnsan gibi davranmaya çalışmasam bu kadar bile bekleyemezdim] diye güldü Zhenya ve o sırada boynunu hafifçe ısırdı.
Evin kapısı, Kwon Taekjoo'nun biyometrik verilerine yanıt vererek otomatik olarak açıldı.
[Lanet olsun... Bekle!] diye bağırdı Taekjoo, ama çok geçti.
Zhenya onu sertçe evin içine itti ve ikisi birden yere düştüler, birbirine sarılmış halde. Taekjoo, dizinde keskin bir acı hissetti.
[Ah! Daha dikkatli ol, tüm eklemlerimi kıracaksın!]
[Ha, ama bunu sen istemedin mi, Taekjoo?] Zhenya, onun kurtulmaya çalıştığını izlerken sinsi bir şekilde gülümsedi.
Zhenya, Kwon Taekjoo'yu sıkıca tutuyor ve anın tadını çıkarıyordu. Her hareketi, her sözü bir meydan okuma gibi geliyordu. Taekjoo direnmeye çalışıyordu ama bedeni bu beklenmedik baskıya boyun eğmeye başlamıştı, her ne kadar zihni hâlâ savaşmaya çalışsa da.
[Bekle. Ah, bekle dedim sana!]
Kwon Taekjoo, Zhenya'yı durdurmaya çalıştı, ama Zhenya sadece derin bir nefesle onun adını söyledi.
[Taekjoo...]
[Peşimizde kim var? Neden bu kadar acele ediyorsun?!]
Taekjoo, dirseğiyle Zhenya'yı itti, ama Zhenya bu fırsatı kullanarak onun çenesinden tutup yeniden öptü. Zhenya, Taekjoo'ya öyle sıkıca yapışmıştı ki, Taekjoo, Zhenya'nın kasıklarındaki gerilimi, kalçalarına bastırıldığında hissetti. Kwon Taekjoo'nun göğsü ve ciğerleri sıkışmış, nefesi düzensizleşmişti; boynu ise rahatsız pozisyondan dolayı ağrıyordu.
Taekjoo, başını zorla çevirerek öpüşmeden kurtuldu, ama bunun pek bir anlamı olmadı Zhenya, Kwon Taekjoo'nun kulağını öpüyor ve bir noktada dilini kulağının içine sokuyordu. Çıkan ıslak, hışırtılı sesler irkiltiyordu. Tiksintiyle başını eğdi, ama Zhenya bunu umursamadan boynuna dişlerini geçiriyordu.
Aynı anda, Zhenya, Taekjoo'nun pantolonundaki kemeri ve fermuarı ustalıkla çözdü. Taekjoo onu durdurmaya çalıştı, ama Zhenya zaten onun penisini sıkıca kavramış ve yavaş ama ısrarlı hareketlerle eliyle onu okşamaya başlamıştı.
[Beni sen çağırdın. Çabuk gelmem için acele ettirdin, şimdi de istemiyormuş gibi mi yapıyorsun?] Zhenya, Kwon Taekjoo'nun sertleşmiş organını tutarken konuşuyordu.
[Kim istemediğimi söyledi? Sadece bunu yavaş yapmamızı istiyorum] diye söyledi Taekjoo, inlemelerini zor tutarak.
[Bugün... vaktimiz var...]
[Yeterince vaktimiz olup olmayacağını kim bilebilir ki] Zenya, boynuna tekrar dişlerini geçirirken gülümseyerek cevap verdi.
[Daha yeni başlarız, ve yine çağırırlar. Hep öyle olur; işler yoluna girdiğinde bizi geri çağırıyorlar.]
Zhenya, sık sık iş için gelen çağrıların ortak anlarını böldüğüne kızmış gibi konuşuyordu. Kwon Taekjoo'nun boynunda diş izleri ve kızarıklıklar bırakıyordu. Aç bir hayvan gibi Taekjoo'ya saldırıyordu, sanki onu bir kez daha kaybetmekten korkuyormuş gibi.
Partnerinin yavaş yavaş teslim olduğunu hisseden Zhenya, Taekjoo'nun boynundan uzaklaştı. Birdenbire onun tişörtünü kavrayıp başının üzerinden sıyırdı ve Kwon Taekjoo'nun sırtını tamamen açığa çıkardı. Zhenya, önünde sergilenen manzaraya bakarken yutkundu. Sanki heyecanı zirveye ulaşmış gibiydi.
Her nefes aldığında Kwon Taekjoo'nun kürek kemikleri yukarı kalkıp aşağı iniyordu, ve Zhenya onlardan birini dişleriyle hafifçe ısırdı. Kwon Taeokjoo'nun bedeni bu beklenmedik hisle titredi.
[Aah...]
[Taekjoo...Taekjoo ...] diye tekrarladı Zhenya, sanki onun adını inleyerek söylüyormuş gibi. Burnunu omurgası boyunca gezdiriyor, arada bir sırtına kısa, kışkırtıcı öpücükler bırakıyordu. Zhenya, vücudun sıcaklığı ve derisinin giderek yoğunlaşan kokusunun tadını çıkararak, belinin üst kısmındaki yara izine ulaştı. Daha önce burada bir dövme vardı. Zhenya, şimdi yenilenmiş deriyle kaplı olan bu bölgeye dikkatlice dilini dokundurdu. Kwon Taekjoo, sırtından geçen bu gıdıklayıcı ama aynı zamanda kışkırtıcı hissi tüm vücudunda hissederek titredi. Bu sırada penisi hâlâ ön sevişme sıvısıyla ıslanıyordu.
[Hhhıı...]
Zhenya, bir eliyle Kwon Taekjoo'nun penisini tabanından başına kadar okşamaya devam ederken, diğer eliyle onun pantolonunu ve iç çamaşırını yavaşça aşağı indirdi. İç çamaşırının lastiği Taekjoo'nun kalçalarını sıkıca sarıyor, onları daha da belirgin hale getiriyordu.
[Haah...]
Zhenya derin bir nefes aldı ve Kwon Taekjoo'nun ellerini kavrayarak sırtına doğru çekip tek eliyle tuttu. Diğer eliyle onun alt karın bölgesini destekleyerek hafifçe yukarı kaldırdı. Şimdi Taekjoo, dizleri üzerinde, kalçaları yukarıda, omzuna ve yanağına yaslanmış haldeydi.
[Ne yapıyorsun, manyak herif...] diye hırıltılı bir sesle sordu Taekjoo.
[Gerçekten anlamıyor musun?] diye alaycı bir gülümsemeyle cevap verdi Zhenya, Taekjoo'nun kıpkırmızı olmuş yüzüne bakarak. Yüzü ve kulakları alev alev yanıyordu, ama sadece utançtan değildi.
Zhenya, onun kalçalarını dikkatlice ayırdığında, önünde küçük bir açıklık ortaya çıktı. Ona dikkatle baktı ve elini tekrar Taekjoo'nun penisi boyunca gezdirerek vücudunun titremesine neden oldu.
[Aslında bunu bekliyordun, değil mi?] diye kendi düşüncelerine dalmış gibi fısıldayarak Zhenya birden yüzünü Taekjoo'nun kalçalarına gömdü. Kalın dili hassas derinin üzerinde kaydı, bu da Taekjoo'nun tüm vücuduyla titremesine neden oldu. Taekjoo'nun elleri sıkıca yumruk haline gelirken, uyarılmış penisi Zhenya'nın her hareketine tepki vererek nabız gibi atıyordu.