DAVRANIŞA DEĞİL, KAYNAĞA BAKMAK
Birçok uzman çocuğun davranışını susturmaya odaklanır. Ödül çizelgeleri, ceza sistemleri, davranış listeleri, farklı terapi yöntemleri, ilaçlar... Peki işe yarıyor mu?
Kısa vadede belki. Ama bastırılan her davranış, başka bir yerde patlak vermeyi bekler.
Benzer belirtiler, aynı tanılar, farklı çocuklar...
Neden aynı tanıyı alan iki çocuk birbirinden tamamen farklı?
Neden bazı çocuklar yıllarca terapi alır ama değişmez?
Neden "iyileşen" çocuklar bir süre sonra aynı sorunlarla geri döner?
Çünkü semptom susturulur ama kaynak susturulmaz.
Ben Davranış Bilimleri Uzmanı olarak davranışın kaynağıyla ilgileniyorum.
BU BİR KİŞİSEL GELİŞİM ANLATISI DEĞİL.
Ben Kimim? | Uzm. Sinem Genez Turan
Akademik ve tıbbi kökenli uzmanlığımı, modern bütüncül insan bilimi yaklaşımlarıyla harmanlayan bir Davranış Bilimleri Uzmanı, Aile Danışmanı ve ICF onaylı PCC profesyonel koçuyum.
Bilimsel yolculuğumun temelini, Hemşirelik lisans eğitimiyle aldığım güçlü tıp bilimi eğitimi oluşturmaktadır. Sağlık ve insan biyolojisi üzerine kurduğum bu sağlam temeli,
Klinik Psikoloji yüksek lisansı ve Davranış Bilimleri yüksek lisans eğitimlerimle taçlandırarak, insan psikolojisi ve davranış kalıpları üzerindeki çalışmalarımın bilimsel temellerini halen devam eden öğrenme yolculuğumla devam ettirmekteyim.
İnsan davranışlarının ve hastalıklarının arkasındaki görünmeyen psikosomatik dinamikleri anlamaya adanmış vizyonumla; yurt içinde ve yurt dışında epigenetik mekanizmalar, Recall Healing ve Yeni Alman Tıbbı prensipleri üzerine çok sayıda uluslararası nitelikte eğitim aldım ve bu alanlardaki derin çalışmalarıma devam ediyorum.
Çocukluk çağında sıkça karşılaşılan DEHB, kronik öfke, okul uyum problemleri ve regülasyon bozukluklarının, ilişki sorunlarının hatta hastalıkların aslında aile soy ağacından aktarılan çözülmemiş çatışmaların birer biyolojik yansıması olduğunu ilerleyen epigenetik çalışmalarla görmekteyiz..
Hem tıbbi hem de klinik psikoloji perspektifimi kullanarak, ebeveynlerin pratik hayatta uygulayabileceği dönüşüm odaklı metotlar geliştiriyorum.
Geleneksel kalıpların dışına çıkan, kanıta dayalı ve tamamen "kök nedene odaklanan" yaklaşımımla; bugüne kadar düzenlediğim atölyeler ve bireysel danışmanlıklar aracılığıyla ailelerin yaşam kalitesini kökten değiştirmelerine rehberlik ediyorum.
Amacım, her ebeveynin çocuğunun iç dünyasını birer biyolojik şifre gibi okumasını sağlayarak kuşaklararası bir şifalanma hareketine öncülük etmektir.
BİLİMSEL DEVRİM "EPİGENETİK"
2000'li yılların başına kadar "genetik kaderdir" sanılıyordu.
Ta ki Epigenetik devrimi yaşanana kadar.
Epigenetik nedir?
Epigenetik, genlerimizin üzerindeki "aç/kapa" düğmeleridir.
DNA'mız sabit ancak hangi genlerin ifade edileceği yaşadıklarımıza, hissettiklerimize göre belirlenir.
📌 Rachel Yehuda Çalışması (2016)
Dr. Rachel Yehuda, Holokost kurbanları ve çocukları üzerine yaptığı çalışmada şunu buldu: Travma, stres hormonu genlerinde değişiklik yaratıyor ve bu değişiklik sonraki nesle aktarılıyor.
Yani büyükannenizin yaşadığı bir travma, sizin gen ifadenizi hâlâ etkiliyor olabilir.
📌 Michael Meaney Çalışması (2001)
Anne sıçanlar üzerinde yapılan deneyde, yavrularını çok yalayan annelerin yavruları strese daha dayanıklı yetişkinler oluyor. Üstelik bu özellik genetik değil, davranışsal aktarımla geçiyor.
Yani; Sizin yaşadıklarınız, hatta annenizin yaşadıkları, çocuğunuzun bugünkü sinir sistemini şekillendiriyor olabilir.
"EPİGENETİK ÇALIŞMALAR İYİLEŞTİRİYOR!"
+132 GOOGLE YORUMLARI
DAVRANIŞI OLUŞTURAN YAZILIMI NASIL ÇÖZECEĞİNİ ÖĞRENEBİLİRSİN!
DEHB, kaygı, öfke, dikkat dağınıklığı... Bunlar sadece "problemli davranışlar" değil, sinir sisteminin haykırışıdır.
🧠Bilim Ne Diyor?
🔬 Nöroplastisite: Beyin, doğru uyaranlarla yeniden şekillenebilir. (Doidge, 2007)
🔬 Bağlanma Teorisi: Çocuğun sinir sistemi, annenin sinir sistemiyle senkronize çalışır. Anne regüle olduğunda çocuk da regüle olur. (Schore, 2012; Siegel, 2020)
🔬 Epigenetik: Yaşanan duygusal travmalar, gen ifadesini etkileyerek nesiller arası aktarılabilir. Ancak iyi haber: Bu aktarım farkındalıkla değiştirilebilir. (Meaney, 2004; Yehuda, 2016)
🔬 Bellek Yeniden Pekiştirme (Memory Reconsolidation): Geçmişte oluşmuş duygusal kayıtlar, bugünün güvenli bağlamında yeniden işlenerek dönüşebilir. (Nader, 2000; Lane vd., 2015)
📌 Karim Nader (2000)
Nader'in çığır açan çalışması:
Bir anı her hatırlandığında geçici olarak esnek hale gelir ve yeniden kodlanabilir. Bu sürece bellek yeniden pekiştirme denir.
Hatırlanan bir anı, bugünkü farkındalık ve yeni duygusal bağlamla birlikte yeniden düzenlenebilir. (Nader & Einarsson, 2010; Schiller vd., 2010)
NÖROBİLİM VE BAĞLANMA
📌Allan Schore (Kişilerarası Nörobiyoloji)
Schore'a göre, beynin sağ yarımküresi doğumdan sonraki ilk iki yılda annenin sağ yarımküresiyle senkronize çalışır. Çocuğun sinir sistemi, annenin sinir sistemini aynalar.
Anne stresliyse, çocuğun sinir sistemi de tehdit algılar. Anne sakinse, çocuk da güvende hisseder.
📌 Daniel Siegel (Bağlanma Teorisi)
Siegel, "beyinler arası bağlantı" kavramını ortaya koyar. Çocuk, annenin zihinsel durumunu doğrudan okur. Söylenen kelimeler değil, annenin içsel durumu belirleyicidir.
BELLEK YENİDEN PEKİŞTİRME (Memory Reconsolidation)
📌 Joseph LeDoux (Korku Belleği)
Amigdala üzerine çalışmalarıyla bilinen LeDoux, duygusal anıların silinmediğini ama yeniden yazılabildiğini gösterdi.
📌 Bruce Lipton (Hücre Bilinci)
Hücre biyoloğu Dr. Bruce Lipton, hücrelerin çevreden gelen sinyallere göre davrandığını gösterdi. Genler değil, çevresel algı belirleyicidir.
Lipton'ın deyişiyle: "Genler kader değildir, inançlar kaderdir. "
Kanadalı hekim Dr. Gabor Maté, çalışmalarında DEHB, bağımlılık ve otizm gibi durumların altında erken dönem travmaları ve bağlanma sorunları olduğunu gösterir.
Bir çocuk öfkelendiğinde, ders reddettiğinde, içine kapandığında...
Çoğu uzman sorar: "Bu davranışı nasıl durdururuz?"
Ben sorarım: "Bu çocuğa ne oldu da böyle davranıyor?"
Maté'ye göre:
"Çocukların davranış dediğimiz şey, çoğu zaman duygusal iklimin ve görünmeyen stresin sonucudur."
Yani:
"Yapma!" demek yerine "Neden?" sormak
"Otur!" demek yerine "Ne oluyor?" diye sormak
"Dinle!" demek yerine "Seni duyuyorum" demek
"DEHB bir hastalık değil, duyarlı bir sinir sisteminin tepkisidir."
Çocuğun davranışına değil, çocuğa NE OLDUĞUNA bakın! der.
"DAVRANIŞLARIN BİR YAZILIM PROGRAMI" VARDIR?
SİNİR SİSTEMİ TÜM DENEYİMLERİ KAYDEDER.
BEDEN YAŞANANLARI HATIRLAR.
VE DAVRANIŞ BUNLARIN BİR ÇIKTISIDIR.
Bir çocuğun hikâyesi doğumda başlamaz.
Daha önce başlar.
Evlilikte yaşanan stres,
gebelikte hissedilen kaygı,
doğum anındaki müdahale,
lohusalıkta yaşanan yalnızlık…
Sinir sistemi kayıt tutar.
Ve bu kayıt yalnızca anneye ait değildir.
Çocuğun sinir sistemi de bu biyolojik ortamdan etkilenir.
Yaşanan her deneyim,
gelecek davranışın altyapısını oluşturabilir.
Evlilik, gebelik, doğum, aila ağacında dahi yaşanan dramlar...
• Tehdit devreleri güçlenebilir.
• Güven devreleri zayıf kalabilir.
• Beyin bu deneyimlerle “hayatta kalma modunda” çalışmayı öğrenebilir.
Ve bu durum davranışta şöyle görünür:
Öfke.
Hiperaktivite.
Dürtüsellik.
Dikkat sorunları.
Kaygı.
Tikler.
Okul uyum problemleri.
Bu bir karakter değildir.
Bir sinir ağı örüntüsüdür.
Toplum şöyle der:
“Coğrafya kaderindir.”
“İnsan yedisinde ne ise yetmişinde odur.”
Aslında bu, tekrar eden nöron devrelerinin sonucudur.
Ama nöroplastisite şunu söyler:
Yeni deneyim
→ yeni sinir ağı
→ yeni davranış
İşte umut burada başlar.
Ve bu zincirin ilk halkası,
anne karnında şekillenir.
Buna fetal programlama diyoruz.
“Davranış kader değildir, tekrarlayan nöron devresidir.”
2 FARKLI YOL
1. Davranış Analizi
Çocuğun zorlandığı alanları detaylı şekilde haritalıyoruz. Semptomu netleştiriyoruz.
2. Geçmiş Hikâye Analizi
* Gebelik ve doğum hikâyesi
* Erken bağlanma dönemi
* Aile içi iletişim modeli
* Nesiller arası aktarılan stres ve çatışma kalıpları
* Çocuğun sinir sistemi tepkileri
3. Sinir Sistemi & Epigenetik Kayıt Okuması
Çocuğun hangi durumlarda kapandığını, hangi durumlarda açıldığını anlamlandırıyoruz.
4. Bellek Güncelleme ve Sinir Sistemi Yeniden Kodlama
Anne ile birlikte belirlediğimiz duygusal temaları ve geçmiş deneyimleri bilinçli şekilde yeniden aktive ediyoruz.
Ardından bu anıları bugünkü yetişkin farkındalığı, güvenli bağlanma dili ve düzenlenmiş bir sinir sistemi eşliğinde yeniden ifade ediyoruz.
Bu çalışma sırasında:
* Beyindeki eski tehdit algıları zayıflar
* Duygusal yük azalır
* Sinir sistemi regüle olur
🔹 1. YOL – BİREYSEL SEANS / KÖK NEDEN ANALİZİ
Bu süreçte kişiye özel bir sistem haritalaması yapıyoruz.
Çocuğun sinir sistemi örüntüsünü, aile içi etkileşim dinamiklerini ve tetikleyici döngüleri bütüncül olarak analiz ediyoruz.
Ortalama süreç 3–5 seans arasında değişir.
Ancak burada odak yalnızca çocuğun davranışı değildir.
Çünkü çocuk çoğu zaman bağlı olduğu sistemin bir yansımasıdır.
Anne ile yaptığımız çalışmalarda:
Çocuğunuzun davranışlarına neden olan psikonörolojik kayıtları belirliyorum.
Bu kayıtların biyolojik dil çevirisini yapıyorum.
Kronolojik deneyim akışı ve epigenetik aktarım perspektifi üzerinden sinir sistemi kayıtlarını ele alıyorum..
Bu yaklaşımda amaç suçlu aramak değil, sistemin regülasyonunu anlamak ve yeniden yapılandırmaktır.
Sahadaki deneyimlerimde, çoğu durumda çocukla doğrudan çalışmadan da belirgin davranış değişimleri gözlemliyoruz.
Çünkü çocuk, sistemdeki düzenlemeye hızlı yanıt verir.
🔸 2. YOL – İZ BIRAKAN ANNELİK ATÖLYESİ ve DİĞER ATÖLYE ÇALIŞMALARIM
*DİJİTAL BAĞIMLILIK ATÖLYESİ
*OKUL SORUNLARI ATÖLYESİ
*AKRAN ZORBALIĞI ATÖLYESİ
*DEHB - ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ATÖLYESİ
*ÖFKE ATÖLYESİ
*GÜVENLİ BAĞLANMA- UYKU SORUNLARI ATÖLYESİ
Eğer önce sistemi anlamak, davranışın arkasındaki biyolojik dili çözümlemek ve çocuğunuzun sinir sistemi yazılımının nasıl oluştuğunu öğrenmek isterseniz, atölye güçlü bir başlangıçtır.
Atölyede:
Davranışın yalnızca görünen yüzünü değil,
Sinir sistemi alarm mekanizmasını,
Erken dönem kayıtların etkisini,
Epigenetik aktarım ve aile içi yazılım döngüsünü anlaşılır ve uygulanabilir bir çerçevede ele alıyoruz.
Bu çalışma bir motivasyon konuşması değildir. Sistemi okumayı ve doğru yerden müdahale etmeyi öğretir.
Birçok ebeveyn, yalnızca bu perspektifi kazandıktan sonra bile ev içi dinamiklerde belirgin değişim gözlemlemektedir.
"İZ BIRAKAN ANNELİK
ATÖLYESİ" başta olmak üzere ATÖLYELERİMİ TAKİP ET
MUTLAKA SEN DE KATIL !
DAHA ÖNCE HİÇ DUYMADIĞIN BİR BAKIŞ İLE ÇOCUĞUNUN
DAVRANIŞ YAZILIMINI
DEĞİŞTİR!
BİRKAÇ METAFOR İLE ANLATMAYA ÇALIŞALIM!
Fotoğrafa bakmak, beynin o kişiyle ilgili tüm kayıtlarını aktive eder.
Sevdiğiniz birinin fotoğrafına baktığınızda yüzünüzde beliren tebessümü düşünün. Fotoğraf orada, ama sizin için anlamı çok daha fazla.
Fotoğraf, beyninizdeki ilişki şemasını canlandırır. Tıpkı bir anahtarın kilidi açması gibi.
Ya da;
Bilgisayarınız bozulduğunda teknik servisin uzaktan bağlanarak sorunu çözmesi gibi!
Sistemi tarar, hataları bulur, güncellemeleri yapar.
İşte fotoğrafla konuşma çalışması da annenin zihnindeki ilişki yazılımına uzaktan bağlanmak gibidir.
Çocuğun kendisi değil, annenin zihnindeki çocuk temsili güncellenir/ Çocuğun bağlı olduğu sistem güncellenir.
KUANTUM DOLANIKLIK YASASI
Kuantum fiziğinde iki parçacık birbiriyle dolanık hale geldiğinde, aralarında ne kadar mesafe olursa olsun anında etkileşirler.
Birine yapılan müdahale diğerini anında etkiler.
Anne ve çocuk arasında da böyle bir biyolojik dolanıklık vardır. A
nne değiştiğinde, çocuk anında cevap verir.
Mesafe fark etmez. Çünkü bağ, fiziksel değil, enerjetik ve biyolojiktir.
SEANS BİLGİLERİ
ÇOCUKLAR İÇİN DANIŞMANLIKLARDA: İlk seansları yalnızca ANNE ile gerçekleştiriyorum.
🟨 Seans Süresi: 1-1,5 Saat
🟨 Seans Sıklığı: Danışan belirler.
İLETİŞİM
📱 0537 734 38 71
Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçebilirsiniz.
Çocuğunuz size bağırdığında aslında bağıran sadece sesi değildir.
Bazen bir davranış o güne ait bile değildir.
Gebelikte yaşanan bir stresi,
Doğum anındaki bir müdahaleyi,
Ev içindeki görünmeyen bir gerilimi...
"Sinir Sistemi Hatırlar"
Ve yıllar sonra o kayıt davranış olarak karşımıza çıkar.
İşte bu ATÖLYEDE davranışın arkasındaki kaydı birlikte ÇÖZÜYORUZ.
Belki siz de son zamanlarda şunları yaşıyorsunuz!
ÇOCUĞUNUZDA;
.Öfke krizleri sıklaştı,
.Yerinde duramıyor,
.Dersin başına oturamıyor,
.Ekranı bırakmakta zorlanıyor,
.En küçük uyarıda bağrıyor,
Ve içinizden şunlar geçiyor!
"Biz nerede hata yaptık?"
"Bu neden düzelmiyor?"
"Birçok destek aldık neden işe yaramıyor?"
Bu atölye bir motivasyon konuşması değildir.
Bir "pozitif düşünelim" semineri de değildir.
Bu bir "bastırma yöntemi", "telkin tekniği" ya da “iyi hisset” çalışması değildir.
Bu, davranışların yazılım güncellemesidir.
Ve yazılım güncellendiğinde,
* Çocuk kendi ritmine yerleşir.
* Ebeveyn yük taşımayı bırakır.
* Sistem sakinleşir.
*Ev ve okul yaşamı huzur bulur.
“İZ BIRAKAN ANNELİK ATÖLYESİNDE”
NELER ÖĞRENECEKSİNİZ?
Davranışın arkasındaki bağlantıyı görmeyi öğretiyoruz.
"Çünkü bir çocuk sebepsiz davranmaz."
Dikkat eksikliği, hiperaktivite, dürtüsellik, disleksi, akran zorbalığı, okul sorunları, öfke, kaygı, alt ıslatma, kekemelik, tikler ve daha birçok çocukluk sorunlarının aile geçmişinizle olan bağlantılarını KEŞFEDECEKSİNİZ‼️
. Gebelik, doğum, lohusalık, evlilik sürecinizde ve çocukluk dönemlerinizde yaşadığınız duygusal dramların/travmaların çocuğunuzun ruhsal gelişimini ve davranışlarını nasıl etkilediğini FARK EDECEKSİNİZ ‼️
. Çocukluk dönemi sorunlarının görünmeyen sebeplerine adeta ŞAŞIRACAKSINIZ‼️
. Öğrendiğiniz bilgileri çocuklarınıza nasıl uygulamanız gerektiğini ÖĞRENECEKSİNİZ ‼️
. Ve tüm bunların çözüm odaklı yaklaşımlarını ÖĞRENECEKSİNİZ‼️
Aynı Zamanda;
Atölyenin son 1 saati Soru- Cevap olarak interaktif gerçekleşmektedir.
Katılımcılara özel oluşturduğumuz Whatsapp destek grubu avantajı ile ortalama her ay düzenlenen ücretsiz soru-cevap buluşmalarıyla bu meraklı yolculuğunuza eşlik etmeye devam ediyor olacağım!
Tavsiye ve Öneri Duymadan;
Çocuğunuzun yaşadığı sorunların nedenini daha derin anlamak ve çok kestirme bir yol ile çocuğunuzu “iyileştirmek” istiyorsanız,
Uzun süredir çözüm bulamadığınız konulara yepyeni NEFES ALDIRAN bir bakış açısıyla yaklaşmak istiyorsanız BU ATÖLYE SİZİN İÇİN!
Sinir sistemi güven kaydını güçlendirdiğinde,
.Öfke patlamaları azalır.
.Dikkat kapasitesi artar.
.Direnç yerine iş birliği gelişir.
.Davranış alarm olmaktan çıkar.
Çünkü davranış değişmez. Sinir sistemi değişir.
Ve sinir sistemi değiştiğinde davranış doğal olarak yön değiştirir.
"Çözüm, görünmeyen bağlantının görünür hale gelmesindedir.
KONTENJAN SINIRLI!
Çocuğunuzun davranışı bir karakter meselesi değil.
Bu davranış, sinir sisteminin öğrendiği bir hayatta kalma kaydıdır.
Öfke, dikkat dağınıklığı, dürtüsellik, ekran bağımlılığı, hiperaktivite, okul sorunları, alt ıslatma, tikler ve daha birçok sorun gibi görünen çocukluk davranışları...
Bunlar ‘inat’ değil; çoğu zaman bedenin verdiği bir tepkidir.
Çocukluk Sorunlarının Kök Nedenleri
📍 Online (Zoom)
🕘 28 MART 2026 / 21:00 – 24:00
🎓 3 Saatlik Derinlemesine Çalışma
ÜCRET: 1750TL
UNUTMAYIN!
Bu bir motivasyon konuşması değil.
Bu bir davranış okuma çalışmasıdır.
“Herhangi bir sorunuz varsa WhatsApp hattımızdan bize ulaşabilirsiniz.”
10 Yılı Aşan Deneyim
SİNEM GENEZ TURAN
Ben Kimim?
Akademik temeli tıp bilimlerine dayanan, insan davranışını bütüncül bir perspektifle ele alan bir Davranış Bilimleri Uzmanı, Aile Danışmanı ve ICF standartlarında PCC Profesyonel Koçuyum.
Lisans eğitimimi Hemşirelik alanında tamamlayarak insan biyolojisi ve sağlık bilimleri üzerine güçlü bir temel edindim. Bu temel, Kıbrıs İlim Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı ve aynı zamanda Davranış Bilimleri Yüksek Lisansı ile derinleşti.
Öğrenme yolculuğum bugün de devam ediyor; insanın ve hastalıklarının ardındaki psikosomatik dinamikleri anlamaya yönelik çalışmalarımı sürekli sürdürüyorum.
Yurt içi ve yurt dışında epigenetik mekanizmalar, Recall Healing ve Yeni Alman Tıbbı prensipleri üzerine çok sayıda uluslararası eğitim aldım. Bu yaklaşımlar, davranışı yalnızca görünen yüzüyle değil; biyolojik, nörolojik ve kuşaklar arası aktarım süreçleriyle birlikte ele almamı sağlıyor.
Çocukluk döneminde görülen DEHB, kronik öfke, okul uyum güçlükleri ve duygu düzenleme bozuklukları; hatta ilişki sorunları ve bazı hastalıklar çoğu zaman aile soy ağacından aktarılan, çözüme kavuşturulamamış çatışmaların biyolojik yansımalarıdır. Epigenetik çalışmalar bu gerçeği giderek daha net biçimde ortaya koyuyor.
Pek çok yaklaşım semptomu susturmaya odaklanır: ödüller, ceza sistemleri, davranış çizelgeleri… Kısa süreli işe yarayabilir; ancak bastırılan belirti, başka bir yerde yeniden kendini göstermeyi bekler. Benzer görünen, aynı tanıyı taşıyan, farklı çocuklar… Neden aynı tanıyı alan iki çocuk birbirinden tamamen farklı bir seyir izler? Neden uzun süreli terapi alan bazı danışanlarda kalıcı bir değişim gözlemlenmez?
Çünkü semptom susturulur ama kaynak susturulmaz.
Ben semptomlarla değil, kaynakla ilgileniyorum.
Gerçekleştirdiğim binlerce bireysel seans ve atölye çalışması boyunca edindiğim deneyim bunu kapsamlı ve somut biçimde gösterdi: epigenetik bilgiyi ve detaylarını öğrenmek, kelimenin tam anlamıyla, davranış ve ilişki sorunlarının kaynağını anlamak ve çözmek için atılacak ilk adımdı.
Hem sağlık hem de klinik psikoloji perspektifimi bu anlayışla harmanlayarak, günlük yaşamda uygulanabilir bir dönüşüm yaklaşımı geliştiriyorum. Atölyeler ve bireysel danışmanlıklar aracılığıyla ailelerin yaşam kalitesinde kökten dönüşümlere rehberlik ediyorum.
Amacım; ebeveynin çocuğunun iç dünyasını tanıyabileceği bir bilgilenmeyi sürdürmesi ve kuşaklar arası bir iyileşme yoluna öncülük etmesidir.Yüzlerce iyileşme hikâyesine Instagram ve Google üzerinden "Sinem Genez Turan" adıyla ulaşabilirsiniz.
Amacım;
İnsanların içlerinde taşıdıkları potansiyeliperformansa değil, bilinçli bir dönüşüme evrilmelerine eşlik etmektir.
Çünkü davranış kader değildir. Doğru okunduğunda değişebilir.
Bu Atölye Hangi Bilimsel Temellere Dayanır?
Çalışmalarımız;
Bu atölye; epigenetik, nörobiyoloji ve travma araştırmaları temelinde hazırlanmıştır.
Uluslararası literatürde yer alan çalışmalar referans alınmıştır.