Acıdan güce.

Güçten özgürlüğe.

Hayatımın en büyük ihaneti, en büyük aldatılması ve en büyük düşmanlığıyla karşı karşıya kaldığımda, hayatımda en çok sevdiğim ve uğruna yaşadığım şeyin — çocuklarımla kurduğum bağın — sistematik ve düşmanca biçimde elimden alınmaya çalışıldığını gördüm.

Babalık haklarım olmasına rağmen çocuklarımdan bilinçli ve sistematik şekilde uzaklaştırıldım; görüşmem ve iletişim kurmam engellendi.

Bu süreç, benim için 5 Temmuz 2026'da, oğlumun doğum gününde ve çocuk tesliminden sonra yaşadığım ve benim tarafımdan bir öldürme girişimi olarak değerlendirilen olayla daha da ağır bir noktaya ulaştı.

O günden sonra hayatım değişti.

Artık önümde hiçbir engel olmadığını hissettim. Her gün daha güçlü olmak için çalışmaya başladım. Kendimi tamamen antrenmanıma, bedenime, zihnime ve gelişimime adadım.

Her gün bir önceki günden daha iyi olmak.

Daha güçlü. Daha sert. Daha disiplinli. Daha özgür. 

Bana zarar vermek isteyenler bile farkında olmadan beni daha güçlü, daha dayanıklı ve daha kararlı bir insan haline getirdi. 

Düşmanlarım bile gelişimimin bir parçası oldu.