Samsun ve Hatay da yerel gündemi ele alan geleneksel televizyon haberciliği formatında hazırladığım yaklaşık yarım saatlik bir bülten çalışmasıdır.
Editörlüğü, Muhabirliği, Sunuculuğu, Kurgusu ve geriye kalan tüm görevler şahsım tarafından yapılmıştır.
Kullanılan Programlar:
Adobe Premiere Pro, Adobe Photoshop, Adobe Audition
Yayımlanan Tarih: 08.06.2026
Amaç: Multimedya haberciliği dersi kapsamında / bireysel proje olarak, profesyonel yayıncılık standartlarında bir bülten üretmek.
HABER İÇERİĞİ
Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ndeki iftar programının coşkulu atmosferi.
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi vatandaşın cebini yakından ilgilendiren bilet fiyatları ne durumda?
Teknoloji dünyasında çığır açan yapay zeka rüya haberi.
Geleceğin profesyonellerini buluşturan Orta Karadeniz Kariyer Fuarı'ndan izlenimler.
Dersleri eğlenceli hale getiren, yetenekli vantrolog İngilizce öğretmenimizin ilham veren hikayesi.
Kampüste bahar coşkusu! Öğrencilerin doyasıya eğlendiği şenliklerden renkli anlar.
19 Mayıs ruhunu yaşatan geleneksel İstiklal Koşusu'nun heyecanı.
Ekonominin önemli başlıklarından TÜİK işsizlik oranlarının detayları.
Samsunspor Teknik ekibinin LÖSEV için yaptığı seminer.
Uluslararası bir suç ağının perde arkasını, unsealed (mührü kaldırılmış) mahkeme belgeleri ve dijital arşivler üzerinden inceleyen 12 dakikalık araştırmacı gazetecilik ve belgesel projesi.
Bu belgesel projesinde, Jeffrey Epstein davasının sadece magazinsel boyutunu değil; siyaset, iş dünyası ve küresel güç odaklarıyla olan karmaşık ilişkiler ağını ele aldım. Projenin araştırma bölümünde FBI raporları, davanın resmi mahkeme kayıtları ve saygın uluslararası ajansların arşivlerinden yararlandım. Amacım, internetteki bilgi kirliliğini ve komplo teorilerini bir kenara bırakarak, tamamen somut deliller ve kronolojik bir akışla olayın dezenformasyondan arındırılmış halini izleyiciye sunmaktır.
Proje Türü: Araştırmacı Gazetecilik & Dijital Belgesel
Rolüm: Araştırma, Metin Yazarı, Seslendirme ve Kurgu Yönetmeni
Kullanılan Programlar: Adobe Premiere Pro, Adobe Photoshop
Bu proje, Adobe Premiere Pro kullanılarak hazırlanan, ritim temelli ve dinamik bir spor editi çalışmasıdır. Amacım, hızlı geçişler, müzik senkronizasyonu ve renk efektleri ile sporun enerjisini ve oyuncunun yeteneklerini görsel bir şölene dönüştürmekti. Bu çalışma, eğlence ve spor medyasına yönelik hızlı, etkileyici içerik üretimindeki yetkinliğimi sergilemektedir.
Proje Türü: Dijital Kreatif İçerik / Spor Medyası Editi
Rolüm: Video Editörü, Görsel Efekt ve Renk Yönetmeni
Kullanılan Programlar: Adobe Premiere Pro
Bu kurgu çalışmasında, geleneksel habercilik formatlarının dışına çıkarak dijital ve sosyal medya platformlarının (YouTube Shorts, TikTok, Instagram Reels vb.) dinamiklerine uygun bir spor içeriği ürettim. Çalışmanın temel odak noktası, seçilen müzik ile futbolcunun hareketleri arasında kusursuz bir ritim uyumu yakalamaktır. Bu proje, özellikle spor medyası ve dijital içerik ajanslarının aradığı hızlı, akıcı ve yüksek etkileşimli içerik üretme becerimi sergilemektedir.
Üniversite öğrencilerinin sınav dönemlerindeki erteleme psikolojisini mizahi ve dinamik bir dille ele alan, tempo kurgusu ve ses tasarımı odaklı kreatif kısa video projesi.
Proje Türü: Dijital İçerik Üretimi / Mikro-Belgesel & Vlog
Rolüm: Senarist, Yönetmen, Oyuncu ve Kurgu Yönetmeni
Kullanılan Programlar: Adobe Premiere Pro
Bu projede, üniversite öğrencilerinin en ortak deneyimlerinden biri olan 'vize haftası' psikolojisini eğlenceli ve samimi bir hikaye anlatıcılığı yöntemiyle kurguladım. Çalışmada geleneksel anlatım kalıplarının dışına çıkarak, sahneleri split-screen gibi kurgu teknikleriyle zenginleştirdim. Videonun başındaki ve sonundaki yazı animasyonları, ses efektleri ve dış ses dengesiyle izleyicinin dikkatini ilk saniyeden itibaren yüksek tutmayı amaçladım. Bu çalışma; senaryo yazımından kurguya, oyunculuktan ses tasarımına kadar bir dijital içeriğin tüm mutfak süreçlerini tek başıma nasıl yönetebildiğimi göstermektedir.
Sednaya Hapishanesi
Suriye’de Esad rejiminin düşmesiyle beraber birçok göçmen vatanının yolunu tuttu.
Kendi ülkesine giden Suriyelilerin birçoğu, Şam’da bulunan Sednaya Hapishanesi’ne akın etti.
Şu anda yaklaşık 200 bin kaybın olduğu hapishanede, 32 bin mahkûmun çıktığı biliniyor.
Peki bu Sednaya Hapishanesi nedir?
Suriye’de 2011 yılında iç savaş çıkmasıyla beraber, Esad rejiminin kendi halkını hapsettiği bu hapishane, Şam’ın 30 kilometre kuzeyine Hafız Esad tarafından 1980’li yıllarda inşa edildi.
2000’li yılların başında siyasileri barındırırken, 2011 yılında Esad rejimine karşı çıkan sivilleri de barındırmaya başladı.
Etrafı uzun çitlerle çevrili olan bu hapishane; iki ana bina, bir bakım-onarım odası ve askeri personellerin kaldığı yatakhane olmak üzere dört bölümden oluşuyor.
Ana binalardan biri “beyaz bina”, diğeri “kırmızı bina” olarak adlandırılıyor.
Beyaz binada askeri ve siyasi mahkûmlar kalıyor. Fakat bu binada geceleri idam yapıldığına dair suçlamalar var.
Kırmızı binada ise sivil mahkûmlar kalıyor. Kırmızı bina üç bölümden oluşmakta:
Hücreler:
Mahkûmların günlerinin neredeyse tamamını geçirdiği yerdir.
İki kişilik hücrelerde 8 veya 10 kişinin kaldığı bilinmekte.
Her hücrede yatak yerine battaniyeler bulunmakta. Mahkûmlar bu battaniyelerin üzerinde yatmak zorunda kalıyorlar. Hatta battaniyelerin yetmediği durumlarda, bazıları beton zemin üzerinde yatmak zorunda kalıyor.
Her hücrenin bir köşesinde tuvalet bulunuyor, fakat bu tuvaletler mahkûmların aç bırakılması nedeniyle kullanılamıyor.
Akşamları hiç ışık verilmediğinden, mahkûmlar zifiri karanlığa maruz kalıyorlar.
Sular kesildiği zaman her hücreye bir kap su veriliyor ve tüm mahkûmların bu kaptan içmesi isteniyor.
Geceleri uyumak isteyen mahkûmlar, sopa ve kemerle şiddete maruz kalıyorlardı.
İşkence Odaları:
Buraya getirilen mahkûmlar çeşitli işkencelere maruz kalıyorlardı.
İşkencede elektrik kabloları, metal çubuklar, lastik ve plastik aletler kullanılıyordu.
Yemekhane:
Mahkûmların en sevmediği yer olan yemekhane, askerlerin mahkûmları zevk için getirdikleri yer olarak biliniyor.
Zifiri karanlık olan yemekhaneye mahkûmlar birbirlerine bağlı olarak getiriliyor; karanlık olduğu için birbirlerine çarparak düşüyorlar ve bileklerini incitip kırabiliyorlardı.
Bu hapishanede sadece erkekler değil; kadın ve çocuklar da vardı.
Hapishanede doğum yapan, tecavüze uğrayan, işkence gören birçok kadın vardı.
Ve tabii doğduğundan beri hiç gün yüzü görmeyen birçok çocuk da.