Ersan Akyıldız - İkeda'yı 100. Doğum Gününde Anarken
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Matematik Bölümü, Emekli Öğretim Üyesi
Özet:
Bir Bilim İnsanını, Bir Hocayı ve Bir Bilgeyi Anarken: Prof. Dr. Masatoshi Gündüz İkeda, cebir ve sayılar teorisi alanlarında yaptığı özgün araştırmalarla matematik dünyasında iz bırakmış, Türkiye’de matematiğin gelişmesine ve bilim kültürünün yerleşmesine önemli katkılarda bulunmuş seçkin bir bilim insanıdır. 9 Şubat 2003’te kaybettiğimiz hocamızı, yalnızca yayımladığı çalışmalar ve yetiştirdiği öğrencilerle değil, bilime bakışı, merakı, alçak gönüllülüğü ve matematiği bir yaşam biçimi olarak görmesiyle de hatırlıyorum.
Bilime Açılan İlk Yol: Gündüz İkeda’nın babası Tokyo’da bir sigorta şirketinde istatistik uzmanıydı. İkeda, daha ortaokul yıllarında evde bulunan matematik kitaplarını okuyarak kendi kendine matematik öğrenmeye başladı. Üniversite çağına geldiğinde ailesini ikna ederek Osaka Üniversitesi Matematik Bölümü’ne girdi ve 1948’de B.S. derecesini aldı.
Henüz doktora öğrencisiyken, 1950’den itibaren matematik literatürüne katkıda bulunmaya başladı. Cebirin büyük isimlerinden Nakayama ile birlikte yayımladığı çalışmalar “İkeda-Nakayama Modules” ve “İkeda-Nakayama Rings” terimlerinin matematik literatürüne girmesine vesile oldu. Gaschütz’ün grup halkaları için verdiği bir teoremi Frobenius cebirlerine genelleştiren çalışması ise temsil teorisi literatüründe “Gaschütz-İkeda Operatörü” adıyla anılan bir katkıya dönüştü. 1953’te Osaka Üniversitesi’nden Ph.D. unvanını aldı. 1954’te kazandığı Yukawa bursuyla Nagoya Üniversitesi Matematik Bölümü’nde cebirsel sistemlerin kohomoloji teorisi üzerine araştırmalar yaptı. Nakayama çevresinde oluşan cebir ekolünün önemli isimleriyle birlikte çalışmalarını sürdürdü. 1955’te Osaka Üniversitesi Matematik Bölümü’ne “senior lecturer” olarak atandı. Aynı yıl Tokyo’da düzenlenen Cebirsel Sayılar Sempozyumu, onun bilimsel kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. O güne kadar halkalar, modüller ve cebirler üzerinde çalışan İkeda’nın ilgisi giderek cebirsel sayılar teorisine yöneldi. Alexander von Humboldt Vakfı’nın bursuyla 1957-1959 yılları arasında Hamburg’a giden İkeda, burada 20. yüzyıl sayılar teorisinin önde gelen isimlerinden Hasse’nin yanında Ters Galois ve yerleştirme (embedding) problemleri üzerinde çalışmaya başladı.
Ters Galois ve Yerleştirme Problemleri: Sayılar teorisinin önemli problemlerinden biri olan Ters Galois problemi, verilen sonlu bir G grubunun rasyonel sayı cismi Q üzerinde bir Galois uzantısının Galois grubu olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğini sorar. Günümüzde de genel çözümü bilinmeyen bu probleme verilen kısmi çözümler, matematik literatürüne önemli katkılarda bulunmuşlardır.
İkeda’nın bu yönde 1960’ta yayımladığı , bir sayı cismi için “üzerinde abelyen çekirdekli sonlu yerleştirme problemi” olarak adlandırılan problemin zayıf çözümü varsa çözümünün de var olduğunu gösteren çalışması, bu alanda başvurulan önemli kaynaklardan biridir. Bu arada yerleştirme problemi Ters Galois probleminin adım adım daha büyük gruplara geçilerek ele alınmasında önemli bir araç olduğunu hatırlatmakda yarar var.
Türkiye’ye Dönüş ve Ege Üniversitesi Yılları: 1960’ta Türkiye’ye gelen İkeda, ileride evleneceği Emel Ardor ile birlikte yeni bir döneme adım attı. Hamburg’da kalması için onu ikna edemeyen Hasse, Türkiye’de eski öğrencisi Cahit Arf’ı bulmasını tavsiye etmişti. Böylece Cahit Arf ile İkeda’nın dostluğu ve bilimsel birlikteliği başlamış oldu.
İkeda o dönemde İzmir’i İstanbul’a tercih etti. Ege Üniversitesinde Fen Fakültesi’nin kurulmasını beklerken, Ege Tıp Fakültesi’nde 1963’e kadar istatistik uzmanı olarak çalıştı. 1964’te Emel Hanım’la evlendi ve mahkeme kararıyla adına “Gündüz” eklendi. Ege Üniversitesi Matematik Bölümü’nde 1965’te doçent, 1966’da profesör oldu ve Teorik Matematik Kürsüsü’nü kurdu.
Bu zorlu dönemde hem halkalar ve cebirler hem de cebirsel sayılar teorisi alanlarındaki çalışmalarını paralel olarak sürdürdü. 1963’te Grunwald varlık teoremiyle yerleştirme problemine önemli bir katkıda bulundu; 1964’te Turán eşitsizliğini Bernoulli polinomları ve Riemann zeta fonksiyonu açısından inceledi; 1966’da komütatif olmayan halkalar üzerine önemli bir çalışma yayımladı. Aynı yıl Hamburg Üniversitesi’ne davet edilerek Galois teorisi ve sayı cisimlerinin yerleştirme problemi üzerine dersler verdi.
ODTÜ ve Neukirch Sanısı: Hamburg üniversitesinden 1967’de Türkiye’ye geri döndü. O sırada Cahit Arf ODTÜ Matematik Bölümü’ne geçmişti ve Gündüz İkeda’yı da ODTÜ’ye katmaya çalışıyordu. Cahit Bey’in iki ziyaretinden sonra İkeda 1969’da ODTÜ Matematik Bölümü’ne profesör olarak atandı. Aynı yıl, Hasse tarafından Oberwolfach’ta düzenlenen bir cebirsel sayılar teorisi toplantısına Cahit Arf ile birlikte katıldı.Bu toplantı, İkeda’nın bilimsel hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. Burada, Bonn Üniversitesi’nde doktora tezini yeni tamamlamış genç matematikçi Neukirch ile tanıştı. Neukirch’in çalışmasında ortaya çıkan ve daha sonra “Neukirch Sanısı” adıyla anılan problem, mutlak Galois grubunun sürekli otomorfizmalarının iç otomorfizmalar olmasıyla ilgiliydi.
Türkiye’ye döndükten sonra İkeda bu problem üzerinde çalışmaya başladı ve bir süre sonra problemi çözdü. Neukirch’in tahmininin doğru olduğunu 1975 ve 1977’de yayımladığı çalışmalarla kanıtladı. Bu sonuç bugün, “0-boyut durumunda Grothendieck tahmini” olarak da anılmaktadır. 1977’de yayımlanan
"On the completeness of the absolute Galois group of the rational number field, the Journal für die Reine und Angewandte Mathematik (commonly known as Crelle's Journal), Band 291, 1977".
başlıklı çalışması, bu alandaki önemli katkılarından biridir.
1969-1977 döneminde halkalar ve cebirsel sayılar üzerindeki çalışmalarını birlikte sürdürdü. 1971’de San Diego Eyalet Üniversitesi’nde misafir profesör olarak komütatif cebir ve Galois teorisi üzerine dersler verdi. 1972’de Hasse-Arf Teoremi’ni genelleştiren bir teorem ispatladı.
Emeklilik Sonrası Bilim Yolculuğu: İkeda, 10 Şubat 1992’de ODTÜ’den emekliye ayrıldı. Ancak emeklilik onun için bilimden uzaklaşmak anlamına gelmedi. 1992-1993 yıllarında Doğu Akdeniz Üniversitesi Matematik Bölümü’nde, 1993-1995 yıllarında ise TÜBİTAK MAM Matematik Bölümü’nde uzman araştırmacı olarak görev yaptı.
TÜBİTAK MAM da Kodlama Teorisi ve Kriptografi Araştırma Grubu’nu kurdu. Bu grup 1995 yılında TÜBİTAK MAM’a bağlı Elektrik-Elektronik Bölümü ile birleşerek TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nün (UEKAE) oluşumuna katkı sağladı. Enstitünün oluşumunda ve matematikçilerin kriptoloji alanında eğitim ve uygulama çalışmalarına yönelmelerinde Prof. Dr. M. G. İkeda’nın emeği büyüktü. ODTÜ Uygulamalı Matematik Enstitüsü’nde Kriptografi Programı’nın oluşturulmasında da görev alan hocamız bu programın danışma kurulu üyesiydi..
1995-1997 yılları arasında TÜBİTAK UEKAE’de uzman araştırmacı olarak çalışan İkeda, 1997’den 9 Şubat 2003’teki vefatına kadar Feza Gürsey Enstitüsü’nde çalışmalarını sürdürdü.
Ödülleri ve Bilimsel Üyelikleri: İkeda’nın bilimsel çalışmaları, TÜBİTAK Bilim Ödülü (1979), Mustafa Parlar Vakfı Bilim ve Onur Ödülü (1994) ve TÜBİTAK UEKAE Liyakat Ödülü (1996) ile onurlandırıldı. TÜBA’nın yanı sıra hocamız, Amerikan Matematik Derneği, Türk Matematik Derneği ve Japonya Matematik Derneği üyesiydi.
Bir Öğrencinin Gözünden Hocamız: Bizler İkeda Hocayı bütün bu bilimsel başarılarının ötesinde, ODTÜ Matematik Bölümü’nün akademik oluşumuna, bilim kültürünün yerleşmesine yaptığı katkılar ve gösterdiği bilimsel önderlikle hatırlıyoruz. Bunların bazılarına tanıklık etme şansına sahip olduğum için kendimi her zaman şanslı ve ayrıcalıklı hissettim.
Ben, İkeda Hocanın 1972-1973 akademik yılında verdiği Cebir I ve Cebir II derslerinde öğrencisi oldum. Bu derslerin kendine özgü bir felsefesi vardı. Nasıl olsa belirli konuları ileride daha derinlemesine çalışacağımızı, buna karşılık matematikte genel kültürün ileri yaşlarda kazanılmasının daha zor olduğunu düşünürdü. Bu nedenle, sınıfımızın küçük olmasından da yararlanarak bizi geniş bir matematik dünyasıyla tanıştırdı.
Öğrenciliğim sırasında yurt dışına giderken bana verdiği tavsiyeyi bugün de hatırlıyorum: Matematiğin dar bir alanında doktora yapma kolaylığına kaçmamam, daha fazla zaman alsa bile merkezi alanlarda kalmamın önemli olduğu yönündeydi. Bu tavsiyeyi yerine getirdim ve bunun faydasını çalışma hayatım boyunca gördüm. Daha sonra, 1993-1997 yılları arasında Gebze’de hocanın çalışma arkadaşı oldum. Birlikte kriptoloji öğrendik, elektrik devreleriyle deneyler yaptık ve bilim ve tarih üzerine uzun sohbetler ettik. Bu yıllar, bir hocanın yalnızca bilgi aktaran değil, merakı ve çalışma biçimiyle çevresindekileri bilim yapmaya teşvik eden bir insan olduğunu yakından görmemi sağladı.
Bilimi Bir Yaşam Biçimi Olarak Görmek: Gündüz İkeda, bilimle uğraşmanın bir yaşam biçimi olduğunu en iyi simgeleyen insanlardan biriydi. Emekliliğinden sonra Feza Gürsey Enstitüsü’ndeki yıllarında bile yalnızca kendi uzmanlık alanını değil, matematiğin başka konularını ve hatta fizikte olup bitenleri yakından izlediğini hayranlıkla gözledim.
Hocamızın bilime ve matematiğe bakışını, TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinin Ekim 1996 sayısındaki demecinden aktarılan şu düşünce çok iyi özetler: “Av peşinde koşan avcı dağı göremez.” İkeda’ya göre matematiğin aşırı branşlaşması, matematikçilerin kendi alanlarının dışındaki gelişmeleri görmelerini ve bilim hakkında geniş bir bakış açısı kazanmalarını zorlaştırıyordu. Bilimler arasındaki iletişimsizliğin ortadan kaldırılması gerektiğine inanıyordu.
Matematikteki bütün bu branşlaşmaya rağmen, bana göre hocamız Türkiye’de gelmiş geçmiş matematikçiler arasında matematiğin ne olduğunu ve nereye gittiğini bilen kişilerin başında geliyordu. Alçak gönüllü ve bilge bir matematikçi olarak, zaman zaman ülkemizin ihtiyaçları nedeniyle esas araştırma alanının dışında çalışmış olsa bile, sonunda kendi temel bilimsel konularına dönmeyi her zaman bildi.
Benim gördüğüm İkeda Hocanın, hayatı boyunca bilim ve insanlık için alçak gönüllü ve yapıcı bir biçimde çalıştığıdır. Matematiği yalnızca bir meslek dalı değil, bir yaşam tarzı olarak gördü. Onu örnek alarak bizim de matematik yapmaya ve onu uygulamaya devam etmemiz gerekir; hem de kendisinin çalışırken zaman zaman söylediği o güzel sözle, "Allah Allah, bu da nasıl oluyor..." , sürekli daha da meraklanarak.
Tarih, Anadolu ve Bitmeyen Merak: İkeda’nın ilgi alanları matematikle sınırlı değildi. Cebir, sayılar teorisi, kodlama teorisi ve kriptolojinin yanı sıra Anadolu medeniyetlerine ve tarihe özel bir ilgi duyuyordu. Özellikle Haçlı Seferleri ve Hitit tarihi üzerinde merakla dururdu. Hititlere hayrandı; Ankara Üniversitesi’nde Hitit çivi yazısı derslerine devam etmekten söz ederdi. Gebze’de birlikte bulunduğumuz yıllarda, başta Hannibal olmak üzere İznik ve çevresinin tarihi ve önemi hakkında kendisinden ayrıntılı bilgiler dinleme fırsatım oldu. Son yıllarında Amasyalı coğrafyacı Strabon’un Geographika adlı eserinin 12, 13 ve 14. kitapları ile "Antik Anadolu Coğrafyası" üzerinde çalışıyordu.
Son Yılları ve Artin Tahmini: Hocamız son yıllarında, sayılar teorisinin önemli problemlerinden biri olan Artin’in 1927’de ilkel kökler (primitive roots) konusundaki tahmini üzerinde yoğun olarak çalışıyordu. Tahmin,
"0 ve ±1 olmayan ve bir tam sayının karesi olmayan bir tam sayı a için, sonsuz sayıda asal p için a’nın mod p’de bir ilkel kök olduğunu öngörmektedir".
İkeda, bu problemi birkaç kez çözdüğünü düşünmüş ve elde ettiği sonuçları . yakın dostu Prof.P. Roquette (Crelle’s Journal’un editörü ) ile paylaşmış, ancak her defasında bir hata bulunmuştu. Bu konuda bize, yarı şaka, mezar taşına "Uğraştı, uğraştı ama çözemedi" diye yazmamızı söylemişti. Bu söz, onun bilimsel ciddiyetinin yanında mizah duygusunu ve bitmeyen merakını da çok güzel yansıtıyor sanırım.
Ardından Kalan: Cahit Arf’ ve M. Gündüz İkeda bu iki bilim insanı, yalnızca ODTÜ Matematik Bölümü’nün akademik oluşumuna ve bilim kültürünün yerleşmesine yaptıkları büyük katkılarla değil, birbirlerini tamamlayan bilimsel kişilikleriyle de Türk matematik camiasında örnek ve önder olarak anılacaklardır. Gündüz İkeda’yı hatırlamak, yalnızca geçmişte yapılmış önemli matematik çalışmalarını hatırlamak değildir. Onu hatırlamak; merak etmeyi, geniş düşünmeyi, bilimin farklı alanları arasında bağ kurmayı, öğrencilerine güvenmeyi ve matematiği bir yaşam biçimi olarak görmeyi hatırlamaktır.
Sevgili Hocamız Prof. Dr. Masatoshi Gündüz İkeda’nın 100. doğum gününü, son çalıştığı Feza Gürsey Enstitüsü’nde kutluyor olmaktan duyduğum memnuniyeti sizlerle paylaşırken, hocamızı bir kez daha saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.
Ali Alpar - Erdal İnönü: Bilim için Devlet Adamı
Sabancı Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Emekli Öğretim Üyesi
Özet: "Devlet Adamı" terimi ile en geniş çerçevede ve uzun erimli düşünebilen, kısa dönemli acil problemlere de çözüm önerebilen yönetici demek istiyorum. Erdal İnönü siyasette devlet adamı gibi davrandı. Bunu da bilim adamı olarak sahip olduğu felsefi çerçeve ve düşünce tarzına dayanarak yaptı. Bilim adamı-devlet adamı bileşiminin bir de diğer yöne dönük işleyişi var. Bu konuşmada Erdal Bey'in 'devlet adamı' yaklaşımıyla bilim dünyasına açtığı imkânları ele almaya çalışacağım.
Sadık Değer - Feza Gürsey Merkezi
Boğaziçi Üniversitesi, Matematik Bölümü
Özet: Bu konuşmada Boğaziçi Üniversitesinde Feza Gürsey Enstitüsünün kapatılmasının ardından kurulan ve onun doğal bir devamı olan Feza Gürsey Fizik ve Matematik Uygulama ve Araştırma Merkezinin tarihi ve etkinlikleri hakkında bilgi verilecektir.
Can Fuat Delale - Gündüz İkeda ve Erdal İnönü’yü Hatırlarken: Feza Gürsey Enstitüsü’nden Kişisel Tanıklıklar ve Anılar
MEF Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü
Özet: TÜBİTAK Feza Gürsey Enstitüsü, bilimsel araştırmaların yanı sıra araştırmacılar arasında özgür düşünceye, bilimsel tartışmaya ve uluslararası işbirliğine dayalı bir akademik ortamın gelişmesine katkıda bulunan özel bir kurumdu. Bu konuşmada, Enstitüde 1997–1999 ve 2001–2008 yılları arasında yarı zamanlı, 1999–2000 yıllarında ise tam zamanlı olarak görev yaptığım döneme ilişkin kişisel tanıklıklarımı ve anılarımı paylaşacağım. Özellikle Erdal İnönü ve Gündüz İkeda Hocalarımızın Enstitünün bilimsel ve insani atmosferine katkılarını, birlikte yaşadığımız deneyimler üzerinden hatırlamaya çalışacağım.
Konuşmanın ilk bölümünde, TÜBİTAK Gebze Marmara Araştırma Enstitüsünden Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Kampüsü’ndeki binaya taşınma sürecinde karşılaşılan güçlükler ve bunların aşılması için verilen çabalar üzerinde duracağım. Yemekhane olanaklarının oluşturulması, bilgisayar altyapısının kurulması, ofislerin düzenlenmesi ve araştırmacıların günlük çalışma koşullarının iyileştirilmesi gibi konular, bir araştırma kurumunun yalnızca bilimsel hedeflerle değil, bu hedefleri mümkün kılan kurumsal ve fiziksel koşullarla da şekillendiğini gösteren önemli deneyimlerdi.
İkinci bölümde, 1999–2000 yıllarında tam zamanlı görev yaptığım dönemde Caltech, Cambridge Üniversitesi ve Eindhoven Teknoloji Üniversitesi ile yürüttüğüm yoğun uluslararası bilimsel işbirliklerinden söz edeceğim. Bu çalışmaların sonuçlarının 2001 yılında Journal of Fluid Mechanics ve Physics of Fluids gibi akışkanlar mekaniğinin uluslararası saygın dergilerde yayımlanan makalelere dönüşmesinde, Enstitünün araştırma faaliyetlerine katkısını dile getireceğim.
Üçüncü bölümde, Feza Gürsey Enstitüsünde verdiğim kavitasyonlu akışlar ve sonolüminesans konulu seminerleri ele alacağım. Bu seminerler, farklı araştırma alanlarından bilim insanlarını bir araya getiren, güncel bilimsel problemlerin tartışılmasına ve disiplinler arası etkileşime olanak sağlayan akademik ortamın bir parçasıydı.
Konuşmanın son bölümünde ise Erdal İnönü ve Gündüz İkeda Hocalarımın ilgili kişisel anılarımı paylaşacağım. Erdal İnönü’nün bilimsel ve yönetsel yaklaşımında gözlemlediğim nezaket, araştırmacılara duyduğu saygı ve bilimsel özgürlüğe verdiği önem ile Gündüz İkeda’nın Enstitünün bilimsel yaşamındaki yeri, bu anıların temel eksenini oluşturacak.
Tekin Dereli - Grup Kontraksiyonları, Cebir Deformasyonları ve Ötesi: Erdal İnönü'nün Anısına (1926-2007)
Koç Üniversitesi, Fizik Bölümü & Özyeğin Üniversitesi, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi
Özet: Dört boyutlu düz Minkowski uzay-zamanının maksimal izometri grubu, eylemsiz gözlem çerçevelerinin, özel, zaman yönünü koruyan, homojen olmayan Lorentz dönüşümlerinin oluşturduğu 10-parametreli bir Lie grubudur. Bu grubun Lie cebiri (Poincaré cebiri) SO(1,3)\ltimes\mathbb{R}^{1,3} ifadesiyle verilen yarı-direkt çarpım cebiridir. Burada so(1,3) yerel Lorentz dönüşümlerinin Lie cebiri; \mathbb{R}^{1,3} ise eylemsiz gözlem çerçevelerinin uzay-zaman ötelemeleriyle tanımlı Abelyen cebirdir.
Poincaré cebirinin Galilei kontraksiyonu ilk kez 1953'de İnönü ve Wigner tarafından verilmiştir; ışık konisine en uzak bölgelerde relativistik-olmayan fizik konularıyla ilişkilidir. Öte yandan, Carroll kontraksiyonu ise ilk kez 1966'da Lévy-Leblond tarafından bulunmuş olup, ışık konisine komşu bölgelerde ultra-relativistik fizik konularıyla ilişkilidir.
Bu konuşmada Poincaré izometri cebirinin kısa bir tanıtımını yaptıktan sonra genel olarak grup kontraksiyonlarını ele alacağım; Galilei ve Carroll kontraksiyonlarını koordinat dönüşümlerini açık yazarak vereceğim. Son olarak, cebir deformasyonlarına da değinerek grup kontraksiyonları ve cebir deformasyonlarının fizikteki önemi üzerinde duracağım.
Keremcan Doğan - Bilimsel Mirasın Dijital Haritalanması: Feza Gürsey Enstitüsü ve 1926 Kuşağından Barut, Eryurt, İkeda ve İnönü
Gebze Teknik Üniversitesi, Matematik & Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü
Özet: Bu konuşmada, Feza Gürsey Enstitüsü'nün eski internet sitesini kurtarma çabasıyla başlayıp zamanla bilimsel mirasın dijital ortamda korunması, düzenlenmesi ve araştırılmasına uzanan çalışmalarımız tanıtılacaktır. İlk olarak, kurtarılan internet sitesinden elde edilen bilgi ve belgelerle Feza Gürsey Enstitüsü ile Araştırma Merkezi'nin tarihini ve bilimsel mirasını yeniden oluşturmak üzere sürdürülen çalışmadan söz edilecektir. Ardından, 1926 yılında doğan dört bilim insanının, Asım Orhan Barut, Dilhan Eryurt, Masatoshi Gündüz İkeda ve Erdal İnönü'nün bilimsel yaşamlarını ele alan çalışmaya odaklanılacaktır. Bu çalışmada biyografiler, yayınlar, akademik soyağaçları, ortak yazarlıklar ve kurumsal ilişkiler, kaynakları takip edilebilen bir veri işleme süreci (pipeline) içinde bir araya getirilmektedir. Elde edilen verilerden oluşturulan bilgi çizgeleri ve etkileşimli görselleştirmeler sayesinde bu dört bilim insanının hem ayrı ayrı bıraktıkları izler hem de birbirleriyle ve sonraki kuşaklarla kurdukları ilişkiler incelenebilmektedir. Uzun vadede amaç, bu iki çalışmayı ve benzerlerini ortak bir dijital altyapıda buluşturarak Türkiye'nin bilimsel geçmişine ilişkin giderek genişleyen, araştırılabilir ve erişilebilir bir kaynak oluşturmaktır.
Referans:
[1] Demirel, İ. ve Doğan, K. (2026). Mapping the 1926 Generation: A Provenance-Aware Computational Prosopography of Barut, Eryurt, İkeda, and İnönü, (dergiye gönderildi).
[2] Demirel, İ. ve Doğan, K. https://foursuns1926.github.io/#/overview.
[3] Doğan, K. https://sites.google.com/view/historyof-fezagursey-institute/home.
Alp Eden - Masatoshi Gündüz İkeda’yı Anarken
Emekli Öğretim Üyesi
Özet: Masatoshi Gündüz İkeda’nın Ege, ODTÜ ve Hacettepe üniversitelerinde yetiştirdiği 17 doktora öğrencisi olmuştur. 2026 yılı Ekim ayı itibarıyla akademik neslindeki matematikçi sayısı 189’a ulaşmıştır. Bu sayı her geçen yıl artmaktadır. Bu konuşmada, onun akademik soyağacını emsallerinden farklı kılan nitelikleri ön plana çıkarmayı hedefliyorum. Kıyaslama yapacağım ağaçlar arasında Cahit Arf, Lawrence Michael Brown ve Mustafa İnan’ın soyağaçları da yer alıyor. Türkiye’deki matematikçiler için hazırlanan akademik soyağaçları, onların akademik kişilikleri (persona) hakkında her zaman tatmin edici ve somut bilgiler sunmaz. Ancak İkeda’nın bu konuda neden istisnai bir örnek teşkil ettiğini açıklamayı amaçlıyorum.
Referanslar:
[1] Ertaş, İsmet (1992) Ege Üniversitesi Fen Fakültesinin ilk 25 yılı, E.Ü. Tanıtım Yayınları Serisi No:11.
[2] Koç, Cemal (2003) Professor Masatoshi Gündüz Ikeda: a life devoted to mathematics. Turkish J. Math. 27 no. 4, 461–471.
[3] Eden, Alp (2026) Masatoshi Gündüz İkeda: Akademik bir soyağacı için başlangıç, Academia link.
[4] Collected works: Masatoshi Gündüz İkeda, editörler Ersan Akyıldız ve Bülent Karasözen, Ankara, METU, 2009.
İsmail Şuayip Güloğlu - Masatoshi Gündüz İkeda ve Bazı Eserleri
Doğuş Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü
Özet: TBA
İlhan İkeda - Masatoshi İkeda’nın Hayatı ve Matematik Çalışmaları Üzerine
Boğaziçi Üniversitesi, Matematik Bölümü & Feza Gürsey Fizik ve Matematik Uygulama ve Araştırma Merkezi
Özet: Bu konuşmada, Feza Gürsey Enstitüsünün kurucu üyelerinden Masatoshi Gündüz İkeda’nın hayatı ve matematiğe katkıları incelenecektir. Konuşmanın birinci ve üçüncü kısımları M. G. İkeda’nın bir hayli ilginç hayatı üzerine, ikinci kısım ise M. G. İkeda’nın matematiği ve matematiğe (özellikle Grothendieck’in anabeliyen geometri kuramına) katkıları üzerine olacaktır.
İlhan İkeda - TÜBİTAK-Feza Gürsey Enstitüsü: İlk Yıllar
Boğaziçi Üniversitesi, Matematik Bölümü & Feza Gürsey Fizik ve Matematik Uygulama ve Araştırma Merkezi
Özet: Enstitünün kuruluş yılları anlatılacaktır.
Ersin Karabudak - Erdal İnönü’nün Bir Bibliyografya Çalışmasının Güncellenmesi
Bağımsız araştırmacı; İzmir, Türkiye
Özet: Bu çalışmada, Erdal İnönü tarafından 1973 yılında yayınlanan ve 1923–1966 dönemini kapsayan \textit{Türkiye Matematik Araştırmaları Bibliyografyası ve Bazı Gözlemler} adlı kaynak eser, günümüzün teknolojik olanakları kullanılarak yeniden gözden geçirilmiştir. Çalışma kapsamında, Türkiye kökenli bilim insanlarının temel ve uygulamalı matematik alanlarına katkı sağlayan yayınları ve misafir bilim insanlarının Türkiye kaynaklı matematiksel yayınları incelenmiştir. İlgili makalelerin yazıldığı kurumlar tespit edilmiş, Zentralblatt ve Mathematical Reviews inceleme numaraları ve dijital erişim bağlantıları veritabanına eklenmiştir.
Buna ek olarak, 1929–1967 yılları arasında yurt içinde ve yurt dışında tamamlanmış saf ve uygulamalı matematik doktora tezleri, tez danışmanları ve dijital erişim bağlantılarıyla birlikte derlenmiştir. Elde edilen güncel verilerin dökümü çeşitli tablolar aracılığıyla sunulmuştur. Bu çalışma, ilerleyen süreçte yeni katkılarla genişletilmeye açık olduğundan, “Güncelleme 1.0” olarak adlandırılmıştır.
Referanslar:
[1] Eden, A.; Karabudak, E. Erdal İnönü’nün Matematik Bibliyografyası: Bir Güncelleme 1.0. 2026. (Yayına hazırlanıyor)
[2] İnönü, E. 1923-1966 Dönemi Türkiye Matematik Araştırmaları Bibliyografyası ve Bazı Gözlemler. Ankara: ODTÜ Yayınları, 1973.
Teoman Turgut - Feza Gürsey Enstitüsü Yönetim Deneyimi ve Hatıraları
Boğaziçi Üniversitesi, Fizik Bölümü
Özet: Bu kısa konuşmamda ilk olarak FGE enstitüsünü tanımam, yurda döndüğüm zaman orada çalışmaya başlamamdan bahsedeceğim. Ardından ülkemizde meydana gelen siyasi ve toplumsal değişikliklerle nasıl farklı bir noktaya evrildiğimizi ve sonuçta erken bir yaşta orada yönetici olmamı ve bu esnada yaşadığım bazı olayları paylaşmak istiyorum. Tabii ki tarihsel olaylar hakkında konuşmalar ve değerlendirmeler, kişisel deneyime dayalı ve kişinin kendi süzgecinden bakılarak ifade edilen olaylardır; tüm detaylara hâkim olmadığım gibi her şeyi doğru da yorumlamıyor veya hatırlamıyor olabilirim. Hatırladıklarım ve (umarım) bildiklerim dahilinde bu sohbeti bilim tarihinin sayfalarında küçük bir gezinti gibi düşünebiliriz.