Bazen doğruyu bilmek, daha ağır bir yük taşımak gibidir. Çünkü doğruyu yapmak, kalbinde bir yerlerde seni acıtan bir karar almak anlamına gelir. Herkesin kolayca söyleyebileceği, ama uygulamakta zorlandığı doğrular vardır. En doğru kararı verdiğinde bile, içindeki acıyı ne kadar kabullensen de zamanla o acı seni takip eder. Ama o acı, seni sen yapan, büyüten şeydir.
Hayatında verdiğin her karar, seni değiştiren bir yolculuktur. Kimisi seni büyütür, kimisi seni düşürür ama çoğu, seni bir yerlere taşır. İçindeki doğruyu hissedebilirsin, ama o doğruyu takip etmek her zaman kolay olmayacaktır. İşte o anlarda, doğruyu yapmanın bedelini ödersin. Zihnin, doğru kararı alman gerektiğini söylese de, duyguların başka bir hikâye anlatır.
Bir kararı doğru yapıyor olman, ona verdiğin tepkinin de doğru olduğu anlamına gelmez. Bazen kalbinin acıması, ruhunun derinliklerinde bir boşluk yaratması, o kararın doğruluğunu sorgulamamana yol açar. Çünkü doğru olanı yapmaya çalışırken, her şeyin bozulduğunu görmek seni sarsar. Ama tam da burada fark etmen gereken şey, doğru olanın her zaman seni rahatlatmadığıdır.
Verdiğin kararın canını acıtıyor olması, yanlış bir karar olduğu anlamına gelmez.
Birçok insan bu hataya düşer. Acı veren bir karar aldığında, bunun yanlış bir şey olduğunu düşünür. Ama doğru kararlar her zaman ferahlatmaz. Hatta bazen seni daha yalnızlaştırır, seni daha derin bir sorgulamaya iter. Kendinle yüzleşmek, doğru olanı yapmak ve bunun acısını taşımak zordur. Ama işte hayat da tam burada başlar. Acıyı ve doğruluğu birleştirip, bir yol bulmak…
Doğru kararlar, içindeki huzuru her zaman getirmeyebilir. Ama unutma ki, doğru olanı yaparken aslında kendine olan saygını pekiştirirsin. Her doğru karar, bir adım daha atman anlamına gelir. Evet, o adımın seni zorlayacağını bilirsin. Ama her zor adım, seni daha güçlü kılar. İçinde oluşan o sızı, seni daha derin düşünmeye, daha sağlam olmaya iter. Bir karar verdiğinde, seni içsel olarak sarstığında ve sonrasında gözlerindeki korku kaybolduğunda, bir yıkılma değil, bir yeniden doğuş yaşarsın.
Bazen insanlar, doğru olana ulaşmak için yanlış adımlar atar. Ama işte önemli olan, bu yanlışlardan sonra kendini toparlayabilmektir. Kendini kaybetmeden, doğruyu bulabilmektir. Zihninin ve kalbinin karmaşasında, doğru kararı almak, seni kimseye karşı açıklamak zorunda hissettirmez. Sadece içindeki huzura odaklanmalısın.
Bütün bu sürecin sonunda fark edeceğin şey şudur:
Doğru karar, seni korkutmaz, seni olgunlaştırır.
Çünkü bazen gerçek olgunluk, doğruyu bilmekle değil, o doğruyu almanın ve bu doğrulukla birlikte yaşamanın zorluğuna katlanabilmekle ölçülür.
Zihnin “doğru” diyorsa, kalbin “doğru”yu kabul etmiyorsa, o zaman en büyük mücadele başlar: Doğruyu seçmek, ama bu seçimle gelen acıyı kabullenmek. Ne kadar acı verirse versin, doğru olanı seçmek, bir gün seni seninle barıştıracak tek şey olacaktır.