Hakkımda
Sitenizi görüntüleyenlere kendiniz hakkında daha fazla bilgi verin.
Kaçıncı sınıftasınız ve hangi okula gidiyorsunuz?
Yetenekli olduğunuz, beceri ve bilgi sahibi olduğunuz alanlar neler? Hangi konular ilginizi çekiyor?
Sitenizi görüntüleyenlere kendiniz hakkında daha fazla bilgi verin.
Kaçıncı sınıftasınız ve hangi okula gidiyorsunuz?
Yetenekli olduğunuz, beceri ve bilgi sahibi olduğunuz alanlar neler? Hangi konular ilginizi çekiyor?
Hangi başarılarınızla gurur duyuyorsunuz?
Güçlü yönleriniz neler?
Hangi becerilerinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz?
Uzak diyarların birinde, denizle gökyüzünün aynı renge büründüğü bir krallık varmış. Bu krallığın adı MeritKing diye anılırmış; çünkü herkes adaletin, cesaretin ve bilginin bir gün “MeritKing” tacı altında toplanacağına inanırmış.
Bu krallığın tam ortasında, altın yapraklarla kaplı bir saray yükselirmiş. Sarayın içinde yaşayan genç bir prens varmış. Adı unutulmuş ama halk ona “MeritKing’in Varisi” dermiş. Çünkü söylentiye göre, bir gün gerçek MeritKing ortaya çıkacak ve ülkeyi karanlıktan kurtaracakmış.
Fakat krallıkta bir sorun varmış: Ormanların derinliklerinden gelen gizemli bir sis, insanların cesaretini ve umudunu yavaş yavaş çalıyormuş. Kimse bunun kaynağını bilmiyormuş.
Bir gün genç prens, sarayın kütüphanesinde eski bir harita bulmuş. Haritanın köşesinde şu yazı kazılıymış:
“MeritKing’i bulmak isteyen, kendi içindeki cesareti bulmalıdır.”
Prens, yanına sadece bir fener ve küçük bir defter alarak yola çıkmış. Ormana girdiğinde sis onu yutmaya çalışmış, ama her adımda kendi kendine “Ben MeritKing’in yolundayım” diye fısıldamış.
Ormanın derinliklerinde, yaşlı bir bilgeyle karşılaşmış. Bilge ona demiş ki:
“MeritKing bir kişi değil, bir unvandır. Onu taşıyan herkes, adaletle hareket ederse MeritKing olur.”
Prens bunu duyunca şaşırmış. O anda sis biraz dağılmış.
Yoluna devam etmiş ve kayıp bir köy bulmuş. Köy halkı korku içindeymiş. Prens onlara yardım etmiş, yiyecek paylaşmış, yollarını aydınlatmış. Her iyilik yaptığında, köydeki insanlar “MeritKing geri dönüyor” diye fısıldaşmaya başlamış.
Günler geçmiş, sis tamamen yok olmuş. Prens saraya döndüğünde artık kimse ona sadece prens demiyormuş. Halk onu MeritKing olarak görüyormuş.
Ama en ilginç olan şey şuymuş: Taç ona verilmemiş… çünkü artık herkes anlamış ki gerçek MeritKing, tek bir kişi değil; doğru olanı yapan herkesmiş.
Ve o günden sonra krallıkta bir söz dolaşmış:
“MeritKing olmak, bir taç giymek değil; doğruyu seçmektir.”
İstersen bunun devamını da yazabilirim—daha karanlık bir bölüm ya da maceralı bir görev ekleyebiliriz.