SSS
Sık Sorulan Sorular
Sık Sorulan Sorular
1. Ceza Davalarında İstinaf Nedir?
İstinaf, ilk derece mahkemesinin ceza davası ile ilgili verdiği son kararın, üst dereceli bir mahkeme olan istinaf mahkemeleri (Bölge Adliye Mahkemeleri) tarafından hem maddi hem de hukuki yönlerinden yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yoludur. İstinaf Mahkemeleri, davada ileri sürülen olayların meydana gelip gelmediğine hükmedilmesi bakımlarından olay yargılaması da yapar. Aynı zamanda ilk derece mahkemesinin hukuk normlarına yönelik uygulamasının hukuka uyarlığı konusunda denetim yapar.
İstinaf, ikinci derece kanun yoludur. İlk derece mahkemelerinin verdikleri hükümlerin denetlenmesini ve hukuka uygun hale getirilmesini sağlayan kanun yoludur.
İlk derece ceza mahkemesinin hüküm niteliğindeki kararları aleyhine önce istinaf kanun yoluna gidilir. İstinaf kanun yolu aşamasında verilen hükme karşı aleyhine hüküm verilen taraf, istinaf aşamasından sonra istinaf mahkemesinin verdiği kararın özelliğine göre şartları varsa temyiz kanun yolu için Yargıtay’a başvuru yapabilir.
İstinaf başvurusu için dilekçe hazırlanabileceği gibi kararı veren mahkeme katibine tutanak tutturulması yoluyla da istinaf başvurusu yapılabilir ancak uygulamada tutanak tutturulması tercih edilen bir başvuru yolu değildir. İstinaf başvurusunun üst düzeyde hukuk bilgisi gerektirmesi nedeniyle etkili bir başvuru için dilekçe verilmesi faydalı olabilir.
İstinaf başvurusu son yapılan yasal düzenlemeler bağlamında gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde yapılmalıdır.
İstinaf başvurusunda dilekçelerde yer alması gereken zorunlu unsurlara ek olarak kararın istinaf edildiğine dair asgari bilgilerin yer alması kural olarak yeterlidir. Başvurunun başvuranın kimliği, açık adresi, T.C. kimlik nosu; hangi kararın istinaf edildiği, kararın ne zaman tebliğ edildiği, ne zaman istinaf edildiği bilgilerini içermesi gerekmektedir.
Kanun yolunda yanılma başvuruya engel değildir. Başvuru içeriğinden kararın denetlenmesi veya bozulması istendiği anlaşılıyorsa ancak istinaf yerine temyiz, itiraz gibi bir ibare kullanılmış olsa dahi istinaf başvurusu yapılmış sayılır. Bu duruma kanun yolunda yanılma denilmektedir. Bu halde kararı istinaf edilen veya dosya kendisine gelen mahkemenin doğru kanun yolunu belirleyip dosyayı görevli yetkili istinaf mahkemesine göndermesi gerekmektedir.
Davanın taraflarının dilekçesinde hukuki açıklamalar yapması kural olarak zorunlu değildir. Ancak davaya katılan Cumhuriyet Savcısı, Avukat gibi hukukçu görevlilerin gerekçeli istinaf dilekçesi hazırlamaları beklenir.
İstinaf başvurusu üzerine ön inceleme yapılır. Ön incelemede başvuranın istinafa hakkı olup olmadığı, istinafın süresinde yapılıp yapılmadığı, istinaf edilen kararın istinaf kanun yoluna tabi olup olmadığı incelenir. Ön incelemede eksiklik tespit edilirse istinaf başvurusunun reddine karar verilir. Dosyada eksiklik olması halinde noksanlığın giderilmesi için dosya esas mahkemesine iade edilir. Noksanlığın tamamlanması sonrası dosya istinaf mahkemesine yeniden gönderilir. Yetki nedeniyle dosya yetkili bölge adliye mahkemesine veya iş bölümü nedeniyle başka ceza dairesine gönderilebilir.
İlk derece ceza mahkemelerinin hüküm olarak nitelendirilen beraat, mahkumiyet, düşme, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi, güvenlik tedbirine hükmedilmesi şeklindeki nihai kararları istinaf kanun yoluna tabidir. Ayrıca ilk derece mahkemelerinin nihai karara etki eden ara kararları ve usul işlemleri de nihai kararla birlikte istinaf edilebilir.
Ön inceleme sonrası istinaf başvurusu esastan incelenir.
Davada ileri sürülen olaylara yönelik istinaf mahkemesince yargılama yapılması gereken hallerde istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması gerekir. Bu halde yapılan yargılama ve duruşma sonrası ya istinaf başvurusunun esastan reddine (yani onanmasına) karar verilir yahut ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması (bozma) sonrası yeni bir hüküm verilir. Diğer hallerde dosya üzerinden inceleme yapılarak istinaf başvurusunun esastan kabul(bozma) veya reddine(onama) yönelik karar verilir. Hukuki meselelere yönelik hukuka aykırılık halinde hükmün bozulması ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemesi halinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilir. Hukuki meselelere yönelik yargılama gerektirmeden hukuka aykırılığın düzeltilebildiği kanunda öngörülen hallerde önceki hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek onanır.
2. Ceza Davalarında İstinaf Sınırı Nedir?
İlk derece ceza mahkemesinin aşağıda belirtilen hükümleri aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulamaz:
15.000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümleri aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Adli para cezası istinaf sınırı, sadece doğrudan hükmedilen adli para cezaları içindir. Hapis cezasından çevrilen adli para cezalarının miktarı ne olursa olsun, bu kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvuru yapılabilir.
Üst sınırı 500 günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümleri kesindir. Bu hükümler aleyhine istinaf yoluna başvurulamaz.
Özel kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler aleyhine de istinaf kanun yoluna başvurulmaz.
Müsadere, çocuklara veya akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri ile tüzel kişilere güvenlik tedbiri uygulanmasına dair kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabilir.
Yukarıda değinilip de cezanın tür ve miktarı itibariyle istinaf yasa yoluna tabi olmayan hükümlerde özel kanunlarla genel hükümlerden farklı bir ceza veya güvenlik tedbirine ek olarak hükmedilmiş ise bu halde bu hükümlerde istinaf yasa yolu açıktır.
3. Ceza Davalarında Dava Zaman Aşımı Nasıl Hesaplanır?
Kanunda suç olarak öngörülen fiillerin işlenilmesinden sonra; yine kanunda öngörülen belirli sürelerin geçmesi halinde, fail hakkında kamu davasının açılmasını engelleyen veya açılmış olan davanın devam etmesine engel teşkil eden kurum, ceza hukukunda dava zamanaşımı olarak adlandırılmaktadır.
Dava zamanaşımı süreleri, suçun kanuni tanımında belirtilen cezanın ağırlığına göre belirlenmektedir. Bu süreler; ceza hukuku bakımından her olay ve dava için hakimin takdirine bırakılmamış, kişiler için hukuki bir güvence olarak kanunla önceden tespit edilmiştir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 66. maddesinin 1. fıkrasında yüklenen suçun cezasının üst sınırına göre dava zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.
TCK 66/1 aşağıdaki gibidir.
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıldır.”
TCK 66. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.” denilerek, çocukların işledikleri suçlar bakımından dava zamanaşımı daha kısa sürelerle belirlenmiştir.
TCK 66. maddesi 6. fıkrası ile, dava zamanaşımının başlangıç anı “Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde düzenlenmiştir.
TCK 66. maddesi 7. fıkrası ise, “Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.” Şeklinde düzenlenmiştir. Bu fıkra ile Millete ve Devlete karşı yurt dışında işlenen suçlar hakkında dava zamanaşımına dair hükümlerin uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
Ceza davasına yönelik zamanaşımının durması ve kesilmesi TCK 67. maddesinde düzenlenmiş olup aşağıdaki gibidir:
“(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.”
1. fıkrada belirtilen muhakeme şartları, kanunda zamanaşımını durduran sebepler arasında düzenlenmiştir.
2. fıkrada belirlenen kesilme nedenleri meydana geldiğinde dava zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımının kesilmesi halinde eklenen sürelerle birlikte toplam zamanaşımı süresi 66. maddede belirlenen sürelerin 1.5(Bir Buçuk) katından fazla olamaz. 66. maddede belirlenen sürelerle birlikte kesilme nedeniyle eklenen bu sürelerin en fazla yarısı da mahkumiyet hükmü verilip kesinleşmeksizin geçirildiğinde dava zamanaşımı nedeniyle düşme hükmü verilmesi gerekir.
4. Ceza Davalarında Temyiz Sınırı Nedir?
İstinaf mahkemelerinin bozma kararı dışında kalan tüm kararları için temyiz başvurusu yapılabilir. Ancak, hükmedilen cezanın miktarı dikkate alınarak bazı istinaf mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yolu kapatılmıştır. Yani, bazı hallerde ilk derece mahkemesinin verdiği karar istinaf incelemesi neticesinde kesinleşir. İstinaf mahkemesinin aşağıdaki kararları aleyhine temyiz başvurusu yapılamaz:
Miktarı ne olursa olsun adli para cezasına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez.
5 yıl (dahil) veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Ancak, yerel mahkeme 5 yıldan az ceza vermesine rağmen, istinaf başvurusu üzerine istinaf mahkemesi yerel mahkemenin verdiği cezayı arttırırsa, bu karara karşı temyiz başvurusu yapılabilir. Örneğin, ilk derece mahkemesi tarafından 2 yıl hapis cezası verilen bir kişinin cezası istinaf mahkemesi tarafından arttırılarak 3 yıla çıkartılırsa, ceza miktarı 5 yılın altında olmasına rağmen bu karara karşı temyiz başvurusu yapılabilir.
Temyiz sınırı her hüküm yönünden ayrı arı değerlendirilir. Aynı kararda yer alan hapis cezalarının toplamı 5 yılı geçse dahi, istinaf mahkemesinin bu kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz. Örneğin, aynı istinaf mahkemesi hükmünde Bina İçerisinde Muhafaza Altına Alınan Eşya Hakkında Hırsızlık suçu nedeniyle neticeten 5 yıl hapis cezası, İşyeri Dokunulmazlığını İhlal suçu nedeniyle neticeten 5 ay hapis cezası alan bir kişinin toplam ceza miktarı 5 yıl 5 ay olmasına rağmen temyiz kanun yoluna başvurma hakkı yoktur.
İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve CMK 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez.
On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin istinaf mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez.
Eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair istinaf mahkemesi kararları aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez.
Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar aleyhine temyiz kanun yoluna gidilemez.
Yukarıda değinilip de cezanın tür ve miktarı itibariyle temyiz yasa yoluna tabi olmayan hükümlerde özel kanunlarla genel hükümlerden farklı bir ceza veya güvenlik tedbirine ek olarak hükmedilmiş ise bu halde bu hükümlerde temyiz yasa yolu açıktır.
Aşağıdaki suçlar nedeniyle verilen hükümler ceza miktarına veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın temyiz edilebilir:
Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
Suç işlemeye tahrik (madde 214),
Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),
Silahlı örgüt (madde 314),
Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
Terörle Mücadele Kanunu’nun 6. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan propaganda suçu,
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28. maddesinin birinci fıkrası, 31. maddesi ve 32. maddesinde yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü suçları.
5. Ceza Davalarında Avukat Tutmalı Mıyım?
Ceza davalarında avukatın hukuki yardımı, CMK 6. Kısım 149-156. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Şüpheli ve sanığın hakları CMK 147, mağdur ve şikayetçinin hakları ise CMK 234. maddede hüküm altına alınmıştır. Belirtilen yasal düzenlemeler birlikte ele alındığında kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mağdur; şüpheli ve sanık ise, herhangi bir şarta bağlı olmaksızın avukatı olmadığını beyan ederek kendisine avukat görevlendirilmesini talep edebilir. Avukat yardımından kendi imkanları ile faydalanabilecek olanların ise; avukatlık sözleşmesi yaparak hukuki danışmanlık ve temsil hizmetleri almaları menfaatlerine olacaktır.
6. Hukuk Davalarında Davanın Düşmesi Nedir?
Hukuk davalarında davanın düşmesi gibi bir kuruma yer verilmiş değildir. Hukuk davalarında dosyanın işlemden kaldırılması kurumuna yer verilmiştir. Davanın tarafları duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Dosyanın işlemden kaldırılması kararı sonrası 3 aylık süre içerisinde davanın yenilenmesi talebi ile davaya kaldığı yerden devam edilir. İlk 1 aylık sürede harca tabi olmaksızın dava yenilenebilir. Sonraki 2 aylık sürede ise harç ödenerek yenileme dilekçesi verilebilir. 3 aylık sürede yenilenmeyen dosyası işlemden kaldırılan davaların açılmamış sayılmasına karar verilir. Dosyanın işlemden kaldırılması kararının ceza davalarında son kararlardan olan “davanın düşmesi” hükmü ile karıştırılması nedeniyle bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için böyle bir açıklama yapmayı gerekli gördük.
7. Hukuk Davalarında İstinaf Süresi Nedir?
İstinafa başvuru süresi kararın tebliğinden itibaren kural olarak 2 haftadır. Ticaret Mahkemesinin, iflas ve konkordato hukukuna ilişkin kararlarına karşı istinaf ve temyiz süresi 10 gündür (İİK m. 164, m. 299, m. 307); yeniden yapılandırmaya ilişkin kararlarına karşı ise istinaf süresi 10 gün olup, temyiz süresi genel hükümlere tabidir. (İİK m.309p). Bir vakfın tesciline veya tescil talebinin reddine ilişkin asliye mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi bir aydır, temyiz süresi ise genel hükümlere tabidir (TMK m.103/I).
8. Hukuk Davalarında Gerekçeli Kararın Tebliği Nedir ve Nasıl Yapılır?
Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 216/1 maddesinde "Hâkimin re'sen harekete geçtiği hâller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi olmadıkça hüküm tebliğe çıkarılmaz. Taraflardan birinin talebi hâlinde hükmün bir nüshası makbuz karşılığında talep eden tarafa verilir, bir nüshası da diğer tarafa tebliğe çıkarılır." düzenlemesi ile gerekçeli karar, davanın taraflarının talebi üzerine tebliğe çıkarılır.
9. Hukuk Davalarında Avukat Tutmalı Mıyım?
Hukuk davalarında kural olarak taraflarca hazırlama ilkesi uygulandığından kendi imkanları ile avukat yardımından faydalanabilecek olanların avukatlık sözleşmesi ile hukuki danışmanlık ve temsil hizmetleri alması kendi yararlarına olacaktır. Kendi imkanları ile avukat yardımından faydalanamayacak olanların baroların adli yardım merkezlerine başvurması faydalı olabilir.