O R C H E S T R A L H A R M O N I C A
ARMONİKA NEDİR ? NE DEĞİLDİR !
Halk diliyle mızıka olarak nitelendirilen bu enstrumanın menşeyi orta Avrupa olup Uluslar arası standatlardaki gerçek adı harmonica ' dır. Yani mızıka diye bir enstruman yoktur.Genel olarak Diatonic ve Chromatic Harmonica olmak üzere iki çeşit olmasına rağmen, büyük orkestralarda kullanılan Bass , Accord , Tremolo, Bluese gibi çeşitleri ve bunlarında kendi aralarında farklı oktav ve tonasyonları olan türevleri de bulunmaktadır.
Avrupa ve Amerika da 1920 lerden bu güne bigband jazz orkestralarında, senfoni orkestralarında kullanılan dünya standartlarında bir enstruman olmasına rağmen, neredeyse 21.yüzyılın ilk çeyreğini tamamlayacağımız şu zamanda bile halen ülkemizdeki devlet bünyesine bağlı sanatsal kurumlarda,büyük orkestralarda branş ve kadrosu olmadığı gibi okullarda da eğitiminin bulunmaması hem sanat yönünden hem de Uluslar arası standartlar da sanatçılarımızın yetişmesi yönünden son derece manidardır.
Geçmişte, ülkemizde maalesef izlediği siyah beyaz john wayne filmlerinden oluşan algıyla kovboy çalgısı olarak yada pazardan alınan bir oyuncak zihniyetiyle görülen bu enstrumanın sanılanın tam aksine Uluslararası standartlarda bir enstruman olduğunu , Avrupa ve Amerika nın yanı sıra Kore,Çin,Hindistan, Vietnam,Tayland hatta Bangladeş gibi ülkelerde bile klüplerinin ,festivallerinin olduğunu ve orkestralarda kullanıldığını biliyormuydunuz ?
Peki ya kimilerinin oyuncak olarak gördüğü o armonikaların bir kaç tanesi ile ikinci el bir otomobil alınabileceği hiç aklınıza gelmiş miydi acaba ?
Türkiye'de 1950-80 li yıllar arasında ki o döneme ait popüler müzisyenleri ve grupları arasında denenmiş olmasına rağmen gerek o zamanın şartları, gerekse yeterli bilgi, eğitim ve destek olmayışından dolayı üzerine eğilememelerinden müzik endüstrisine kazandırılamamış ve unutulmaya yüz tutmuştur.
Ancak o dönemler için, kendi kendisini yetiştirmiş olan ve 1959 yılında Pariste katıldığı ağız armonikası dalında bir yarışma da birincilik ödülü alan Türk Caz müziğinin efsane ismi Hasan Kocamaz'ı uluslar arası niteliğiyle, profesyonel armonika icracısı olarak örnek verebiliriz.
Yine aynı dönemlerde 80 li yılların sonuna kadar ki olan süreç içerisinde gazino eğlence dönemlerinden hatırladığımız Balarıları Özdemir ve Ahmet'i chromatic armonika icracıları arasında ikili örnek verebiliriz.
Bir dönem sonra Balarısı Ahmet yoluna tek başına devam edecek, yapmış olduğu çalışmaları ve TRT konserleriyle armonika virtüozu Balarısı Ahmet ( Ahmet Faik Şener ) olarak anılacaktır.
Günümüz de ise Armonika virtüözü Balarası Ahmet ( Ahmet Faik Şener) 'den sonra, Chromatic Armonika' da 90'lı yıllardan bugüne bireysel - orkestrasyonel çalışmalarıyla Alican Bülbül yerini almıştır.
Genel olarak,toplum kültür yapısıyla birlikte endüstriyel müzik sektörünü baz aldığımızda ve özellikle de sahne icrası konusunda eğlence sektöründe ki mekan ve organizasyonların günlük ticari amaç nedeniyle yerel eğlence odaklı olmaları, enstrumantel müzik anlayışının zayıf olması, armonika gibi batı menşeyli enstrumanların ve bireysel sanatların gelişimine ket vurmaktadır.
Dıştan basit bir oyuncakmış gibi görülen, oysa ki zorlu ülke şartlarında tamamiyle bireysel emek ve projeleler le yürütülmeye çalışılan, sponsor ve yardım desteği olmadan yürültülmesinin maddi ve manevi külfeti ağır olan, icrası dünyanın en zor müzik aletlerinden biridir armonika.
Bugün elli yaşına merdiven dayamış bir müzik emekçisi olarak şunu söyleyebilirim ki, şimdiki zamanda dünya genelinde ki kendi yaşıtlarımız, geçmişten bu güne almış oldukları eğitim ve imkanlar neticesiyle kendi ülkelerinde artık virtüöz olarak anılırlar iken,senfonik ve caz orkestralarıyla konserler verirken,bizler ise halen vatan millet sakarya iman gücü misali kendi kendimize yoğuruluyoruz, kendi mahal muhitimizde kendi memleketimizde kendi sanatımızı icra edebilmek için zorlu ülke şartları dahilinde hayatımızı hebağ edip eriyip gidiyoruz.
Bir sanatçı üç beş yılda yetişmemektedir.Sanatçı kimliğinin yerine oturması, kariyerinde belli bir seviyeye gelebilmesi için en az 20-30 yıl arası bir süre geçmektedir.Ömür törpüsü olur, tırnaklarıyla kazıdığı ömründen harcadığı yıllar,bir sevda uğruna verdiği emekler...
Ve ömrünü harcadığı sanatını bir anda bırakıp, başka iş bulması da mümkün değildir, etik gelmez yapamaz...
Sanat'tan vazgeçmek,sanatçı'nın intiharı olur.
Müziğin doğru düzgün meslekten sayılmadığı,müzisyenlerin sosyal güvencesinin olmadığı,sanatın eğlence olarak algılandığı, iki kadehten sonra haydi eller havaya hoppala cuppala olduğu bir toplumda no-name olan bir sanatın mücadelesini vermenin heleki günümüz şartlarında ne kadar zor olduğunu umarım sizlerde tahmin edersiniz.
Sanata verilen değer, toplum kültürüyle ilgilidir.
Eğer bir sanat körelir ise, bilin ki o yerde o kültürde bitmiştir.
Bu da sanatçıyı küstürür ve sanatını öldürür.
Sanata değer verelim ve sanatçılarımıza sahip çıkalım !
Alican Bülbül
Armonika Sanatçısı
Bireysel emek ve emekçiliğin ne kadar zor ve zahmetli,
bir o kadar da kıymetli olduğuna en güzel
örneklerden biridir Jung'ın söylediği bir söz :
Yalnızlık insanın çevresinde insan olmaması demek değildir.
İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı
yada başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder.
Carl Gustav Jung
ARMONİKA DOSTLARI
Üstad.Dr.Hasan Cihat Örter
( Uluslararası Gitar Virtüözü )
Fehmi Akgün
Yazar / TRT Radyo Program Yapımcısı ( Tango )
Arjantin Fahri Kültür Ataşesi
Copyright © 2022 alicanbulbul.com
All rights reserved