***
Yuna Hyun'un elinden sigara paketini aldı. Başka bir sigara çıkardı, ağzına koydu ve yaktı. Yuna Hyun onun yanında sırıtmaya devam etti.
[Başka bir hikayeden bahset.]
[Neden, eğlenceli mi?]
[İçeri girmek mi istiyorsun?]
[Anlıyorum, anlıyorum.]
Yuna, Kwon Taek Joo'nun elindeki paketini ona yardım eder gibi tuttu ve farklı hikaye anlattı.
[Bu sefer Kore'deki hayatımı tamamen düzenlemek için geri döndüm.]
[Gerçekten mi? Yurt dışına kalıcı olarak yerleşmeyi mi planlıyorsun?]
[Evet. Belki. Müstakbel kocam Amerikalı.]
[Ya ailen?]
[Üniversiteden mezun olup yurtdışında okuduktan sonra, onlarla olan ilişkilerim daha da zayıfladı. Şimdiye kadar Kore'ye sadece iki kez döndüm. Annemin 60. doğum günü ve kardeşimin mezuniyet günü içindi. Şimdi onları sadece uzak akrabalar olarak görüyorum. Bu şekilde artık üzülmeme gerek kalmıyor, annem ve küçük kardeşim daha az rahatsız oluyor. Belki düğüne gelirler. Annem doğumdan sonra doğum sonrası bakımımda bana yardımcı olacağını söyledi ama artık bilmiyorum. İşlerin nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum.]
Kwon Taek Joo tek kelime etmeden sadece başını salladı. Durum buydu, başkaları daha ne diyebilir ki?
Kwon Taek Joo başından beri insanlar ne derse desin sessizce dinleyen bir insandı. Başkalarının işlerine umursamazca karışmaz veya kendi fikirlerini bir çözüm olarak dayatmazdı. Bu yüzden Yuna Hyun da içsel durumunu özgürce paylaştı, sırların açığa çıkmasından endişe duymasına gerek olmayan sağlam bir orman gibiydi.
Yuna aniden Kwon Taek Joo'ya döndü ve baştan aşağı titizlikle ona baktı.
Yaramaz bir şekilde gülümsedi. Kwon Taek Joo'nun ifadesi biraz rahatsızdı.
[Ne oldu?]
[Daha yakışıklı olmuşsun, Kwon Taek Joo. Şimdi çok erkeksi görünüyorsun. Nasıl değiştiğini ve nasıl yaşadığını çok merak ediyordum. Amerika'ya gitmeden önce seninle en azından bir kez görüşmek istiyordum ama diğer yandan da gergindim. İlk aşkım göbekli bir amca çıkarsa ne yapardım?]
[Böyle olmalıydı.]
Şaka yapan ama gülmeyen Yuna Hyun, sanki onu cezalandırıyormuş gibi Kwon Taek Joo'nun sırtına vurdu. Ayrıca Kore'de güzel anılar biriktirmesine de karşıydı.
Rüzgar esiyordu. İkisi rüzgarın sakinleşmesi için bir an sessiz kaldılar. Dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. Birlikte zaman geçiren insanlar hiçbir şey söylemeden bile o zamanı hatırlayabilirlerdi.
[Nişanlıma senin hakkında dediğimi biliyor musun? 'Beni 11 kez reddeden* bir adam vardı.' Ondan sonra çok meraklandı. Düğünümüze gelmeni gerçekten istediğini söyledi.]
*reddetmek anlamında bir kelime var ama kaba konuşuyor, tekmelemek gibi bir kelime kullanmış
[Çok saçma. Gençlik şakalarda bu kadar komik olan ne?]
[Şaka gibi mi? Her seferinde ciddiyim.]
[Bu yine ne tür bir şaka?]
[Şaka değil. Sadece reddedildiğim için utanmıyormuş gibi yaptım.]
Kwon Taek Joo dilini şaklattı kalpsiz olduğunu düşündü. Yuna Hyun'un ona 11 kez çıkma teklif edip etmediğini bilmiyordu. Ama bu itirafı asla ciddiye almadığı açıktı. Kwon Taek Joo için o bir arkadaş, bir rakip ve aynı acıyı paylaşan biriydi. Başka hiçbir ilişki kurmamıştı. Ancak bu Yuna Hyun'un çekici olmadığı anlamına gelmiyordu. Kwon Taek Joo'nun tanıştığı ve ayrıldığı kadınlarla karşılaştırıldığında bile çekici değillerdi. Ama neden böyleydi?
[Sonuncusu muhtemelen kardeşinin cenazesindeydi, değil mi?]
O zaman Kwon Taek Joo ordudan yeni terhis olmuştu. Gece yarısı bir telefon geldi ve aşırı korkmuştu. Hiçbir sebep yokken, Kwon Taek Joo kardeşiyle yaptığı son telefon görüşmesini hatırladı. Kötü hisleri boşa çıkmamıştı. Kwon Taek Joo kardeşinin ölüm haberini böyle almıştı.
Annesi belirlenen yere taşınma sürecinde bilincini kaybetmişti. Sanki ele geçirilmiş gibi, kendi kendine anlaşılmaz sözler mırıldanıyordu. Kwon Taek Joo tüm tanrılara bunun sadece bir hata olduğunu, bir mucizenin gerçekleşmesi için tekrar tekrar dua ediyordu. Ancak bu çaresiz duanın hiçbir etkisi olmadı. Kardeşi soğuk bir cesetle geri döndü.
Bedeni bile artık sağlam değildi. Annesi buna dayanamadı ve yere yığıldı. Kwon Taek Joo hiçbir şey yapamadı. Sadece trajik bir şekilde zayıflığını ve çaresizliğini fark etti. Haberi duyduktan sonra, sınıf arkadaşları başsağlığı dilemek için geldiler.
O gün Yuna Hyun da kalabalığın içindeydi. Herkes gittikten sonra bile o kalmıştı. Kwon Taek Joo'ya yaklaşmak veya onu rahatlatmaya çalışmak için acelesi yoktu.
Ertesi sabah, Kwon Taek Joo onu görmüştü Yuna Hyun o anı düşünmeye devam etti.
['Senin yanında olmak istiyorum' dedim. Ne dediğini biliyor musun?] [Hafızam net değil, çünkü uzun zaman önce oldu.]
Kwon Taek Joo o sırada olanları bilerek unutmuştu. İlk itirafının bir şaka olduğunu düşünmemiş gibi görünüyordu.
['Annem geriye kalan tek kişi. Keşke seni düşünen ve değer veren biriyle tanışabilseydin*, bu yüzden seni kabul edemem' dedin. Neden böyle söylediğini biliyorum, bu yüzden bir daha denemedim. Şu an çıktığın kişi nasıl? O kişiden çok fazla sevgi aldın mı? O kişi sana bağımlı değil ve sürekli ona bakmana ihtiyacı yok mu?]
*öncelik yapmasını kastediyor muhtemelen
Kwon Taek Joo bir sonraki soruları cevaplayamadı. O hikaye Zhenya'dan çok farklıydı. Geriye dönüp baktığında, durumu hiç değişmemişti. Ama neden Zhenya için sorun yok da Yuna Hyun için sorun oluyordu?
[Eğer o kişi böyleyse, tebrikler, değilse bile tebrikler.]
Kwon Taek Joo, Yuna Hyun'a kafa karıştırıcı sözlerle baktı. O sadece güldü.
[O kişi, inatçı Kwon Taek Joo'yu yenen kişidir.]
Öyle gibiydi.
Zhenya, Yuna Hyun kadar muhtaçtı, belki de daha da fazlaydı. Belki de bu yüzden her zaman Kwon Taek Joo'ya tutunmaya ve nereye giderse gitsin, ne kadar uzağa veya ne kadar tehlikeli olursa olsun onu takip etmeye çalışırdı. Zhenya olmasaydı, kimse bunu yapamazdı. Birçok sırrı olan, sık sık iş seyahatlerine çıkan ve nadiren dinlenebilen bir sevgiliyi kimse anlamazdı. Zhenya her şeyi geride bırakıp Kore'ye gelmişti.
Onun Kore'de hiçbir geçmişi, ilgisi veya tanıdığı yoktu. Sadece Kwon Taek Joo ile olmak için hayatının geri kalanını görmezden gelebilirdi. Zhenya onu cezbedip yakalasa çok daha kolay olurdu. Ama Zhenya sadece Kwon Taek Joo tarafından nefret edilmek istemediği için yapmamıştı.
Başlangıçta insani olmayan sabrı ve arzuları için üzülmüştü. Bir sebepten dolayı, Kwon Taek Joo huzursuz hissetti, sanki Zhenya'ya kötü bir şey yapmış gibiydi. Ve garip bir şekilde, Zhenya'yı özlüyordu.
_
***