1924 yılında tokyo üniversitesi ziraat fakültesinde görev yapan japon profesör ueno küçük bir köpek yavrusu buldu. Profesör ueno köpeğe sekizinci anlamına gelen "hachiko" adını koydu. Hachiko her sabah üniversiteye gitmek için evden çıkan sahibine metroya kadar eşlik ediyor,sonra da eve dönüyordu. bir süre sonra hachiko sahibinin eve dönüş saatinde de metro kapısında beklemeye başladı.bir gün yine sahibinin gelmesini bekledi ama sahibi ogün metrodan inmedi,ertesi gün tekrar bekledi ama sahibi bir daha asla geri dönmeyecekti,o gün üniversitede beyin kanaması geçirip hayatını kaybetmişti. hachiko sahibinin öldüğünü bilmediği için dokuz yıl, dokuz ay, on beş gün, sahibini metroda bekledi. 1935 yılında 11 yaşında metronun kapısında öldü.metroda her zaman sahibini beklediği yere bir heykeli dikildi. Şuan heykel tokyoda shibuya istasyonunun önünde duruyor. Hachikonun mezarı ise çok sevdiği sahibinin hemen yanındadır.
Burma kedisi kadar renkli -ve şiddet dolu- bir tarihe sahip olanı az bulunur. Bu zarif, farklı görünümlü, uzun tüylü kedi, varlığını biri efsanevi, diğeri adamakıllı gerçek iki yavuz kediye borçlu. Adı Sinh olan birincisi güya Burma'daki Lao-Tsun Tapmağı'nda mukim kar beyazı tüylü, kehribar gözlü yüz kediden biriymiş. Güneydoğu Asya'nm Khmer halkı, yine bu tapmakta yaşayıp ruhların bir varoluş düzeyinden diğerine geçmesine nezaret eden mavi gözlü altın tanrıçaya taparmış. Kedi Sinh tapmağın başkeşişi Mun-Ha'nın gözdesiymiş. Bir gece haydutlar tapmağa saldırmışlar, Mun-Ha ölümcül yara almış. Sinh, can çekişen keşişin göğsüne patilerini dayamış, yüzünü tannçanm altın heykeline dönmüş. Birdenbire bembeyaz gövdesi altın olmuş, kehribar gözleri de safir mavisi. Bacakları toprak rengine dönüşmüş, ama patileri, tam da keşişe değdikleri yerde, saflığın simgesi olarak kar beyazı kalmış. Çok geçmeden tapmağın bütün diğer kedileri de aynı dönüşümü geçirmiş. Mun-Ha'nın ruhunu da alan Sinh, Lao-Tsun'un heykeli önünde kıpırdamadan durmayı sürdürmüş; gözlerini tanrıçanın gözlerine dikmiş. Yedi gün sonra ölmüş, böylece sahibinin ruhunu cennete götürmüş. Daha sonra dediler ki, ne zaman bir Burma tapınağı kedisi yaşammı yitirse, ölmüş bir keşişin ruhu onunla birlikte cennete gider. Tarihin ne garip bir cilvesidir ki, Sinh'in hikâyesine çok benzeyen bir trajedi nedeniyle bu güzelim kedi türü Batı'ya da geldi. Yirminci yüzyılın başında haydutlar bir kere daha bu eski tapmağa saldırdılar. Ama bu sefer iki yabancı, İngiliz Albay Gordon Russell'la arkadaşı Auguste Pavie saldırıya karşı koyan keşişlere yardım ettiler. Yıllar sonra, 1919'da, keşişler Avrupa'ya dönmüş olan Pavie'ye ödül olarak bir dişi, bir de erkek Burma kedisi gönderdiler. Erkek uzun deniz yolculuğuna dayanamayıp öldü. Ama dişi sağ salim Avrupa'ya ayak bastı, üstelik hamileydi. Bu tek kedicikle yavrularının Burma cinsinin Batı kolunu oluşturduklarına inanılır.
2001 yılında Texas A&M Üniversitesi tarafından yapılan ve ilk evcil hayvan klonlama deneyi olarak bilinen deney gayet başarılı oldu ve başroldeki "CC" yani "Carbon Copy" isimli bir kedi 18 yıl boyunca sağlıklı bir hayat sürdü. CC, 6 aylıkken Texas A&M Üniversitesi Üreme Bilimler Laboratuvarında profesör olan Dr. Duane Kraemer ve eşi Shirley Kraemer tarafından evlat edinildi. 2006 yılında ise başka bir laboratuvar kedisi olan Smokey'den 4 adet yavru doğurdu. Klonlanmış bir hayvanın üremesi ilk defa gözleniyordu. Yavruların hepsi genetik olarak özgündü. Yavrulardan 2 erkek ve 1 dişi sağlıklıydı ancak son dişi ölü doğmuştu. Yaşamı boyunca CC, diğer klonlanmış hayvanlarda ortaya çıkan sağlık sorunlarından arınmış gözüküyordu. CC'nin sahibi Shirley Kraemer "CC her zaman tamamen normal bir kedi olmuştur ve yavruları da bu şekilde. Aynı CC'de olduğu gibi yavruları da izliyoruz ve hepsi iyi" diyerek CC'nin ve yavrularının gayet sağlıklı bireyler olduğunu söylemiştir.CC 18 yaşındayken, 3 Mart 2020'de doğduğu yer olan Texas A&M Üniversitesinde hayatını kaybetti. Ortalama ev kedisi ömrünün yaklaşık 16 yıl olduğu düşünülürse bu, sağlıklı yavrular doğurmuş, sağlıklı bir birey olan CC'nin insanoğlunun ilk tamamiyle başarılı klonlama deneyinin başrolü olduğunu doğruluyor. CC'nin çalışması bize klonlamanın başarılabileceğini göstermiş oldu ve bu alandaki çalışmalar hala devam etmekte.