Vakf ve İbtidânın Hükmü. Kur'an tilâvetinde vakf ve ibtidâ kurallarına uyulması istenmekle birlikte bu konuda yapılabilecek hatalar hoşgörü ile karşılanmıştır. Mâide sûresinin 73. âyetinde "hiçbir ilâh yoktur" anlamındaki "وَمَا مِنْ إِلٰه" lafzında durulması gibi, bâtıl bir mâna elde etmeye yönelik bir kasıt bulunmadıkça bir vebalin bulunmadığı, çünkü "durulması gerekir" denen yerlerde de fıkhî anlamda vâcip veya farz hükmünde bir vakfın söz konusu olmadığı belirtilmiştir (İbnü'l-Cezerî, Muḳaddime, s. 154). Çoğunluğa göre kasıt dışında meydana gelen vakf ve ibtidâ hataları sebebiyle namaz fâsid olmaz (Ali el-Kārî, s. 62; Saçaklızâde, s. 271-272). Bu bağlamda vakf ve ibtidânın tevkīfî olup olmadığı hususu tartışılmıştır. Hz. Ali'nin tertîli açıklayan sözleri, Abdullah b. Ömer'in Kur'an öğrenirken vakfları da öğrendiklerini söylemesi, Meymûn b. Mihrân'ın kurrânın konu tamamlanmadan kıraati kesmediklerini belirtmesi vakf yerlerinin tevkīfî sayıldığının bir delili olarak görülmüş ve bu ilmin öğrenilmesi gerektiği hususunda ashabın icmâ ettiği belirtilmiştir (Dânî, s. 134-135; İbnü'l-Cezerî, en-Neşr, I, 225). Diğer taraftan vakf yerlerini belirlemenin ictihada dayandığını söyleyenler de vardır (Ahmed Hattâb Ömer, VIII [1977], s. 173-174; Dânî, el-Müktefâ, nşr. Câyid Zeydân Muhlif, neşredenin girişi, s. 11-15). Ancak durakların büyük çoğunluğunun Asr-ı saâdet'ten beri uygulandığı bilinmektedir (İbnü'l-Cezerî, en-Neşr, I, 225).

Bir rivayete göre ilçenin adının ortaya çıkış kaynağı bir hikâyeye dayanmaktadır. İstanbul'dan Trabzon'da bulunan I. Selim'i ziyarete gelen Gülbahar Hatun, denizde fırtınaya yakalanmış ve karaya çıkacağı ilk yeri vakfedeceğini söylemiştir. Fırtına dinip, Trabzon'a ulaştığı yer Vakfıkebir sahili olunca, Gülbahar Hatun Vakfıkebir topraklarının gelirini kurduğu vakfa dahil etmiştir.[2]




Scp Vakfı Nedir