Kapıyı kapatmak için itti ve çok hızlı kapanacağını anlayıp hemen ayağını kapının önüne koydu. “Yabancı” kitabını, kitaplığındaki okuduğu kitapların bulunduğu rafa yerleştirdi. Son zamanlarda kitap okumaya ara vermişti ve yeniden okumaya bu kitapla başladığına çok mutluydu. “Yabancı” üzerinde derin etkiler bırakmıştı. Masadan bardağını alırken bilgisayarını açtı çünkü kitabın ilk cümlesini okuduğu andan beri bu kitap hakkında bir şeyler yazmak istiyordu. Kahve için makineyi çalıştırıp o sırada da dünden kalan bulaşıkları yıkamaya başladı. Açtığı müziğin eşliğinde, aklından yazacağı yazının taslaklarını geçiriyordu. Okuduğu kitaplarda kendi yaşantısına benzer hikayelerle karşılaşmak içindeki yalnızlık hissini alıyordu ama bazen de o olayları okumak içindeki acıyı tekrar alevlendiriyordu. Üzerinden geçen zamanla birlikte artık aklına gelmeyen, küllenmekle kalmayıp bir de üzerine su dökülen acılar, bazen okudukları ile öyle bir alevleniyordu ki bunu inceleyen bilim insanları bilime küsebilirdi. Kahveyi alıp bilgisayarının başına oturduğunda gözü bugünün tarihine çarptı ve aklındaki bütün planlar değişti. Yaklaşık bir yıl önce açtığı bir internet sitesi vardı ve oraya düzenli olarak yazılar yazıyordu. Okuyucu çok fazla değildi ama her yazısının altına yorumlar yazılıyor ve tartışmalar gerçekleşiyordu. Bugün de o yazıyı yayınlaması gereken gündü ve birkaç saat içinde yazıyı bitirmesi gerekiyordu. Bitirmenin yanında başlaması da gerekti çünkü daha bir cümle bile yazmamıştı. Okuduğu kitaba o kadar kaptırmıştı ki kendini sitesinin yazısını unutmuştu. Aklındaki tek yazı okuduğu kitap hakkında yazacaklarıydı. Not defterine yazmak için not ettiği konuları gözden geçirerek yazacağı konuyu kafasında tasarlamaya çalıştı ama notlarından bir şeyler çıkartamıyordu. Kitaplığına gidip okuduğu kitapları önüne indirdi ve işaretlediği yerlere bakarak kendisine bir yazı konusu çıkartmaya çalıştı. Hamlet üzerine bir şeyler yazabileceği heyecanı ile bilgisayarın başına yeniden geçti ve birkaç paragraflık bir yazı yazdı. Hamlet intikam almak istiyordu ama ona dua eden amcasını o halde öldürüp ona bir galibiyet kazandırmak istemiyordu. Okurken burası ona garip gelmişti ve şimdi de bu konu üzerine yayımlamak için yazısını yazmıştı. Ama bugüne kadar bu sitede hiç kitaplardan bir şeyler anlatmamıştı. Ciddi yazılarını yazmak için kullandığı bir site değildi. Daha çok yazmak istediği ama bunu yazarsam bana gülerler dediği düşüncelerini bu sitede yayınlıyordu. “Yabancı” için yazmak istediği yazı da bu site için değildi. O yazıları biriktiriyordu. Bir iki yazısını dergilere göndermişti ama hiçbirinden olumlu bir dönüş alamadı. Yazılarını, ileri bir zamanda hem tekrar dergilere yollama fikri vardı hem de bir kitap çıkartma düşüncesi vardı. Kitaplara farklı bir bakış açısı olduğuna inanıyordu ve bu bakış açısını insanlara yaymak istiyordu. Kafasını masasına yaslayıp yazı yazabileceğini anılarını tararken birden geçen gün gittiği kafe zihninde canlandı. Kafenin tuvaletine girdiğinde bir şeyler yazma isteği kabarmıştı ama unutup gitmişti. Şu an aklına geldiğinde o zaman ne kadar çok yazmak istediğini hatırladı.
Çift kapak
Öncelikle tasvir. Bir kafe. Giriş kapısından bakıldığında solda tezgâh. Sağ tarafta masalar ve aşağıda bir merdiven. Ortada iki adet kolon ve kolon diplerinde masalar. Girişin tam karşısında bir kapı daha. Bahçeye açılan bir kapı ve bahçede masalar. Bizim bu yazıdaki konumuz bahçeden bağımsız. İçeriye girip solunuzda kalan tezgâhı geçer geçmez solunuzda bir kapı ile daha karşılaşıyorsunuz. Kapıdan içeri girdiğinizde tam karşınızda bir lavabo. Lavabonun hemen yanında bir kapı daha ve o kapının içerisinde bir tuvalet. Bu tuvaletin özelliği klozet olması. Bence bu tuvaletle ilgili sorun -tuvalet kâğıdının olmayışı ya da sifonun bozuk olup kafe sahibinin sifon yerine bağladığı iple sifonu çalıştırıyor olmanın dışında çünkü bunlar kafenin sorunlarıydı- mimarisindedir. Tuvalet olarak girilen alandan bir yere daha girmek gerekiyor tuvalet için. Bu da tuvaletteki kişinin hemen önünde sayılacak kadar kısa bir mesafede insanların birikmesi demek. Sadece lavaboyu kullanan insanlar da tuvaletin önünde bir kalabalık oluşturuyorlar ve tuvaletten çıkan kişi lavaboda ellerini yıkayabilmek için o insanların gitmelerini beklemek zorunda kalıyor. Bence bu alan iki ana kapıyla birbirinden ayrılmalı. Birinde sadece lavabo olmalı diğerinde hem tuvalet hem lavabo. Tuvaletten çıkan birinin -ki ben onlardan biriydim- lavabo kullanabilmek için sıra beklemesi gerçekten iğrenç bir durum. Tuvalet ne kadar normal bir şey olsa da kafe gibi alanlarda oturma alanına uzak bir yere konumlandırılması gerekir. Kimse bir kafede oturup bir tiyatro oyununun provasını alırken tuvaletten gelebilecek -sifon sesi dahil- duymak istemez.
Koltuğunun arkasına yaslanıp yazdığı yazıyı gözden geçirdi. Hızlı yazmasına rağmen çok az yazım yanlışı yapmıştı. Yazısını sevmişti ama kısa gelmişti. Bir şeylerden daha bahsederek yazısını uzatmak istedi. Müzik eşliğinde verdiği molada bardağındaki kahvenin bittiğini fark ederek mutfağa gidip kendine yeniden kahve hazırladı. Yazının devamı için aklına birkaç şey gelmişti ama tam oturacağı zaman kapı çaldı. Arkadaşından birkaç kitap getirmesini istemişti ve arkadaşı ona kitapları getirmişti. Arkadaşı Korkut’un bir anda bu kadar fazla kitap okumaya başlamasına şaşırmıştı. Korkut arkadaşına okuduğu kitaplarla ilgili aldığı notları ve yazdığı yazıları gösterdi. Korkut’un amacı okuduğu kitaplarda anlatılmayan kısımları kitapların kurgusuna uygun bir şekilde yazmaktı. Arkadaşına “Tutunamayanlar” için yazdığı notlarını gösterdi. Selim intihar ediyordu kitabın başında ve Korkut da intihardan hemen önceki zamanlarını yazmak istiyordu. Güzel bir kurgu oluşturmuştu. Selim’in zaten içinde bulunduğu bir buhran vardı. Selim ile arkadaşının sohbetlerini yazıp Selim’in daha da buhran içine girmesini düşünüyordu. “Hamlet” üzerine de güzel notlar almıştı ama onun için nasıl bir kurgu oluşturacağını daha bilmiyordu. Okuyup sevdiği kitaplara farklı bir açıdan bakılmasını sağlamak istiyordu. Tabii zor olan şey de bu kitapları okuyan insanları bulmaktı. Kitabı okumadan Korkut’un yazdıklarını okuyan birisi tabii ki bir şeyler anlayıp hissedebilirdi ama üzerine yazdığı eserin bilinmesi yazdığı yazının anlaşılma olasılığını fazlasıyla arttıracaktı. Korkut, arkadaşının evden gitmesiyle yazısını tamamlamak için bilgisayarının başına oturdu. Birkaç satır daha yazdı ama içine sinmediği için geri sildi. Son eklediği şeyler zorlama gibi geldi. O yüzden ilk oturduğunda yazdıklarını kısa da olsa yayımlamak istedi. Bilgisayarını kapattı ve arkadaşının getirdiği kitapları karıştırmaya başladı. Gelen kitapların hepsini merak ediyordu. Milattan öncesinden on dokuzuncu yüzyıl kitaplarına kadar farklı alanlarda kitaplar vardı masasında. İçlerinden birini alıp balkona çıktı. Tütününü yakıp kitabın ilk sayfasını okumaya başladı.
Copyright © 2022 Tüm Hakları Saklıdır. Tanıtım için kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz.
© 2022, Sanrı Yapım
Yorumlar
Yorum Ekleyebilirsiniz!