MOTİVASYON

Gerçek Motivasyon İçten Gelir

Benim bir motivasyon konuşmacısı olduğumu, insanlara kendilerini iyi hissettirdiğimi söylüyorlar. Sıkça duyduğum bu tatlı sözlere teşekkür ediyorum.

"Ancak bildiğim bir şey var ki ben kimseyi motive edemem." Bu cümleyi Hal Urban'ın Hayat Dersleri isimli kitabında okuduğumda, orada bir yerde olduğunu bildiğim ama uzun zaman arayıp bulamadığım bir düşünceyi keşfetmiş oldum.

Evet. Ben bir eğitimciyim. Ben bireyin değişebileceğine, gelişebileceğine inanan bir öğretmenim.

İnsan öğrenebilir. Ve öğrenmek, özde olanı gün ışığına çıkarmanın en etkili en kalıcı yoludur.

potansiyel sorumluluk

Her insan bir potansiyeldir. Ancak her insanın potansiyeli henüz açığa çıkmamıştır. Kişi kendini tanıdıkça ve eyleme geçme cesareti gösterdikçe potansiyeli performansa dönüşebilir.

'Kahramanım' dediği birinin öyküsü, okuduğu bir şiir, izlediği bir film, bir konferansta işittiği cümleler potansiyeli tutuşturabilir, onu harekete geçirebilir.

Konuşmalarımın başlangıcında bunu söylüyorum çünkü insan bu temel inanca sahip olursa gelişebilir, dönüşebilir, bu ömrü doyumlu yaşayabilir.

'-ebilir' diye yazıp duruyorum çünkü sana, bana rağmen olmaz. Kişi buna izin vermeli, inanmalı. Dedim ya bu 'temel bir inançtır', potansiyelin açığa çıkmasından kişi sorumludur.

değer katan bakış açısıyla yaşamak

Diyorum ki yaptığımız işe bakış açımızı değiştirirsek bu hayat daha çok insan için yaşanası bir hâl alır mı? Şöyle ki mesleğimizi sadece eve ekmek götürmek, çocuğumuza gelecek sağlamak, satın alım gücümüzü arttırmak, itibarımızı yükseltmek filan için değil de daha yükselten ve bence daha gerçekçi bir bakış açısıyla ele alsak.

Kişisel kanaatim, daha fazlası inandığım şey, bu dünyaya ait olmadığımız. Dedim ya kişisel. Çünkü bir varoluşsal bir gerilim yaşayıp 'neden' diye sorguladığımız çok oluyor. (Bu arada Viktor Frankl'ın 'insanın Anlam Arayışı'nı tavsiye ederim).

Biteceğini bildiğimiz bu yaşamda misyonlarımız var, bunları bulmamakla ve bulduktan sonra tamamlamakla da sorumluyuz diye düşünüyorum. Öğretmeler, doktorlar ilk akla gelen meslekler ancak bir endüstri mühendisi de şirketin kârlılığı için süreçleri verimli yönetmekten başka çevre sağlığı, ürün dayanıklılığı, kaynakların verili kullanımı, israfın önlenmesi, dolayısıyla öncelikle toplumumuzun refahı ve tüm insanlığa değer katsa? Bu tutumundan dolayı öte yaşam için bonus kazanır diyorum.

Servis sürücüsü, direksiyon başında trafik kurallarını, yolcuların ve çevresinin güvenliğini gözeterek; taşıdığı öğrencilerin 'gelecek', işçilerin ülkeye emek veren 'saygıya değer' insanlar olduğuna inanarak çalışsa. Serin kanlılığı ve örnek davranışları ile küçüğe büyüğe model olsa hayır duası etmez misiniz?

Emekli öğretmen, kırtasiyeci Bektaş Amca tek bir zarf almaya gelen müşteriye bile neşelenmesi için nedenler gösteren, sevinç arttıran bir esnaf, o küçük dükkanda para kazanamayacak olsa bile daha değerli şeyler hem kazanıp hem kazandırmayacak mıdır?


biliyoruz ki bir anlamı var

Bekleye bekleye ağaç olur insan ve geçen zamanın aslında ömrü olduğunu anladığında gözyaşlarıyla sular kendini... Ancak dünün geri gelmezliğine ağlamak tekrar yeşertmez onu, Maldivler'de palmiye olsa da.

Bu dünyaya okula gitmek, ardından iş güç sahibi olup emekli olacağımız günü beklemek için gelmiş olamayız. Hayvanlardan farklı; omuzlarımız üzerine konuşlanmış muhteşem kürenin ev sahibi olduğu akıl, bu gibi şeyler için fazla lüks değil mi? Sahip olduğumuz süper donanım, duygu dediğimiz manevi hâller... Tüm derdimiz iki yumruk midemizi doldurmaksa yaşantımız büyük israftır.

İçtiği gazozun gazı kaçmasın diye dertlenen insan, ömrünün soluğuna aynı ilgiyi göster(e)miyor. Bu yüzden saatlerce ekranların kuşatmasında kalesini yitiriyor. Yastıklar, verdiği yumuşaklık hissinin aksi bir sertlikle törpülüyor sayılı günü, ama o gocunmuyor.

Bora bunları yazıyorsa, sen bunları okuyorsan...Onlardan olamayız.


ÇEKİCİ GELECEK!

Geleceğe dair seni heyecanlandıran bir tasarın varsa bugünkü tutumlarının yönü ve gücü bundan etkilenir. Nasıl ki ortada gözle görülür bir şey yokken pusulanın iğnesinin bir ucu hep kuzeyi diğer güneyi gösterir işte geleceğin insanda ki etkisi de budur.

Evet, yön veren, kendine çeken bir gelecek hayali için kafa yormalı.

İçimize dönüp bakma yeteneğimizi kullanıp sahip olduğumuz potansiyeli harekete geçirecek hayaller kurduğumuzda; beslenme alışkanlığımızdan, uyku düzenimize, paramızı neye harcadığımızdan, neler okuyacağımıza, hangi duyguları yaşamayı tercih edeceğimize dek pek çok tutum şekillenir.

Keyifli bir kariyer mi hedefliyorsun, sağlıklı ve dinç bir bedende mi yaşamayı istiyorsun yoksa aşkın hedeflerin mi var? Hayal et ve bırak o gelecek seni çeksin, bugününü şekillendirsin.


dün - bugün - yarın

Geçmişteki tercihlerin, bugünün armağanlarını sunmuştur. Bugün elinde bulunanlar sana kanaat edilmesi zor, pek de hoşnut olduğun şeyler değilse, geçmişteki çabalarının yeteri kadar olmadığını gösterir. Şimdiki hedeflerin ve bunlar için göstereceğin çaba ise gelecekte elde edeceklerini fena halde belirliyor. Yüzde yüz olmasa da yüzde 80 derim.

Bugün sana 1.440 dakika verdi. Bedelsiz. Sırf yaşa diye, sırf sen tasarla diye. 86.400 saniyeden bahsediyorum. Muhteşem bir şey. Dünyanın en zenginine de en fukarasına da verilen, en adil 24 saat. Nesnel koşullar farklı olsa da 24 saatin var.

Bununla ne yapmayı planlıyorsun?

Her günümüzün nasıl yaşanacağı temelde bizim tutumlarımızla belirlenir. Harika bir baba olmayı, anlayışlı bir eş olmayı, çalışkan bir öğrenci, süper etkili bir satıcı, şahane bir anlatıcı, iz bırakan bir tasarımcı veya senin kişisel hayalin neyse onu düşün. Bugün vereceğin kararlar o hayalindeki sene yaklaştırıyor.

Buna ispat istersen aç gözünü ve çevrende işini yaparken kendinden geçen, ortaya alkışlanacak bir ürün koyan, harika bir işe imza atan insanlara bak.

'Bugün'e odaklan, 'şimdi'de var ol ve başta kendi yaşantın olmak üzere bu dünyaya olumlu etkini yap. Dün gitgide soluklaşan bir fotoğraf, yarın ise flu, belli belirsiz. Bugün ise net, berrak ve gerçek.Her ne koşulda olursan ol tercihlerinle buradasın. Özetle diyorum ki: Yararlı, cesur, çalışkan ol ve gelecek sana hazırlansın.


KIYMETİNİ BİLMELİ

Bu hayatın sana verilmiş bir armağan olduğunu kabul ettiğini umuyorum. Ve bunu bütün kalbimle diliyorum. Çünkü yaşantımızdaki tüm iyilik hali, bunun bize sunulmuş bir fırsat, bir armağan olduğu inancına sıkı sıkıya bağlıdır.

Vitrinde özenle saklanan fincana veya bankadaki mevduat hesabına gösterdiğin özenden çok daha fazlasını hak eden bu armağan bedavadan gelmedi. Belki şimdilik bir bedel ödemedik ama bu ödemeyeceğimiz anlamına gelmez. Koru, güzel kullan, olumlu yaşa, yararlı kal.


Kocaman bir 'EVET'!

'Hayır bu olamaz.', 'Bu olmamalı!', 'Bunu hak etmiyorum.' cümleleri hayata bakışımız hakkında çok net bilgi verir. 'Hayatta zorluklar, engellemeler olmamalıdır. Her şey beğeneceğim şekilde tasarlanmalı ve ben onları yaşamalıyım.'

Peki bu bakış açısının gerçekçi olmadığını bu yaşımıza kadar kaç defa test ettik? Oyuncağımız kaybolduğunda, bir yakınımızın ani vefatında, çok sevdiğimiz fincanımız kırıldığında, uçak rötar yaptığında, trafik kilitlendiğinde, beklenen telefon gelmediğinde, reddedildiğimizde... Hayatın akışı içinde pek çok kez bunu tecrübe ettik. Peki öğrenmedik mi?

Yaşamın sürekli kazanmak, haklı çıkmak, keyif almak, mutlu olmak olmadığını.Her şeyin güzel olduğu ve sürekli güzel kaldığı bir ömür yaşamayı beklemek ütopya olamayacak kadar gerçek dışı. Gerçek içi olan, insanlığın bir parçası olduğumuz ve bir başkasının yaşantısında olup bitenlerin bizlerin de yaşantısında yer alması potansiyelidir.

Bu nedenle iyi ve güzel şeyler olması beklentisi kadar tatsız şeylerin olasılığına da hazır olmalıyız.

Çünkü sen ne kadar güzel, zengin, akıllı, pratik, eğitimli olursan ol, hayatın tüm değişkenlerini kontrol edebilen biri değilsin.

Bu yüzden şöyle diyorum: Nasıl ki sevdiğin insanı 'kafana yatan-yatmayan' her yönüyle kabul edip, sarılıyorsan hayata da böyle bakmalı. Onu olduğu gibi kabul edip kocaman bir evet demeli. Ve illa ki kabul edilebilir olması için de bireysel gayretimizi göstermeli.


OKSİJENİN HAKKI İÇİN

Cesur olacaksın arkadaş. Cesur.

Nefes alırken mesela tüm ciğerlerinle çekeceksin onu.

Dik duracaksın sonra. Ne sözün ne kendin eğri büğrü olacak. Dosdoğru olacaksın.

İleri bakacak gözlerin. Ama boş değil dolu dolu ve ışıl ışıl.


Kendini seveceksin. Memnun olacaksın ki ondan o da razı olsun senden.

İltifat edeceksin kendine sabah-öğlen-akşam.

Özüne saygı duyacaksın. Teşekkür edeceksin

Yansımanı gördüğün zaman aynada camda selam vereceksin.


Yorulmaktan korkmayacaksın.

Kendine üzülüp, acımayacaksın

Yılmaz olacaksın arkadaş.

Düşsen de kalkmasını bileceksin, ayak direyeceksin.


Akıllı olacaksın, hatalarından ders alacaksın.

Nasihat almak da zoruna gitmeyecek.

Gururun incinmeyecek eleştirdiğinde.

Güvenini yüksek ve sağlam tutacaksın.


Cesur olacaksın, seveceksin kendini, yılmaz ve akıllı olacaksın.

Yani arkadaşım aldığın oksijenin hakkını vereceksin.


...

.....