TORTUMKALE TARİHİ:

        Tortum Kalesi, Tortum İlçesinin 15Km kuzeyinde, bulunmaktadır. Evliya Çelebi kalenin MAMEROZ isminde Gürcü padişahı tarafından yapıldığını yazıyor. İbni Bibi Konya Selçuklularından Alaaddin Keykubat zamanında H.629 M.1282 tarihinde Gürcistan tarafından fethedilir ve civarındaki HAH ve NİHAH (Tortum) kaleleri Türklerin hakimiyeti altına girmiştir. Kale İranlılar tarafından büyük bir ilave yapılarak genişletilmiştir. İç ve dış kalenin Kuzey tarafından halen sağlamlığını korumaktadır. Kalenin kapıları yıkıldığı için kitabeleri yoktur. Kalenin kuzey eteğinde bahçelerin içinde bir hamam vardır. Soğukluğu, külhanı ve bir soyunma yeri ile iki halveti bulunan hamamın kubbesi yer yer çökmüştür.
Kalenin doğudan görünüşü Ehrami şekildedir. Ehmedekde içindeki bey ve dizdar daireleri, müdafaa burçları, silah ve erzak ambarları kısmen ayaktadır. Burada bir de tuğla ile yapılmış sarnıç harabesi vardır.
        Dış kaleden çaya gizli bir yol var ise de buraya ihtiyat su deposu halinde kışın yağmurlardan dolan bir de sarnıç yapılmıştır. Bazı kalelerde sarnıçların sayası fazladır. Kalenin burçlarının ve diğer tesislerin damlalarından akan yağmur suları önce en yüksekteki sarnıcı, ondan sonra daha aşağıdaki sarnıçları doldurur. Her sarnıçtan diğerine dolunca kendi kendine akacak gizli suyolları vardır. Konya’nın Takkalı Dağındaki Kevele Kalesinde de böyle sarnıçlar vardır.
        Tortum iç ve dış kalesinin şimal duvarlarının burçları ve dişleri hala sağlamdır. Fakat kalenin diğer yerleri bütün kaleler gibi halkın taş ocağı haline gelmiştir. Halk taşlarını, ardıç ağaçlarını ve su künklerini çıkartmak için kaleyi harıl harıl yıkıyorlar. Belediyeler bu tahribi önlemelidirler.
Kalenin batıya doğru uzanan birinci katının bilhassa cenup duvarları yıkılmıştır. İç ve dış kalelerin kapılarının taşları da yıkıldığı için hiçbir yerinde kitabe yoktur. Tortum Kale; yeri, kalesi ve suyu itibariyle yerli ve yabancı turistlerin görecekleri bir yerdir. Şimdi Tortum Kaleyi ana şosaya bağlayan yeni ve emniyetli bir yol da yapılmıştır. Kalenin kuzey eteğinde bahçelerin içinde bir hamam vardır, soğukluğu, külhanı ve bir soyunma yeri ile iki halveti bulunan hamamın kubbesi yer yer çökmüştür. Bu hamam eskiden kale varoşlarındaki mahallelerin ihtiyaçlarına cevap veren iki hamamdan birisi yok olmuştur. Bu hamamın da hiçbir yerinde kitabesi yoktur.
        Kalenin şurasında burasında birçok milletlerin ve devirlerin üst üste binen ve yan yana gelen mimarilerini keşfetmek mümkündür. İranlıların, Doğu Romalıların, Gürcülerin, İlhanilerin, Akkoyunluların, Osman Oğullarının ellerine geçen kalede bütün gelip geçen sahiplerinin tahkim, tamir ve ilave eserlerini görüyoruz.
        Evliya Çelebi, kalenin, Mamırol isminde bir bir Gürcü padişahı tarafından yapıldığını yazıyor. Konya Selçuklularından birinci Alaattin Keykubat zamanında H. 629, M 1282 tarihlerinde Gürcistan fethedilir ve bu civardaki Hah Kalesi ve Hihah alınırken bu Tortum Kalesi de Türklerin hakimiyetine geçmiştir.
        Moğollar Gürcü kraliçesinin teşviki ile Sivas’a kadar gelmiştir, vurmuşlar, kırmışlar, yıkmışlar, birçok masumun kanına girmişler, birçok esir almışlar ve yağmalar yapmışlardı. Sultan Ala-ed-din, Kemal-ed-din Kamyarın kumandasındaki bir kuvveti derhal bunların üstüne göndermişti. O yetişinceye kadar Moğollar kaçmışlar ve kendi sınırlarından içeri girmişlerdir. Kamyar, Erzurum’a kadar bunların arkasında yürümüştü. Burada Çaşnigir Mubariz-üd-din ile buluşmuş ve hiçbir şey yapmadan dönmektense, Moğolların Selçuk topraklarına tecavüzlerini teşvik etmiş olan Gürcü Kraliçesinin toprağına yürümeye karar vermişlerdir. Bir hafta içinde Gürcistan’ın 30 kalesi alınmıştır. İbni   Bibi der ki:
KURAN ın müjdesi o sene Aphas seferinde Sultan askerlerine gerçekleşmişti. Nihah ahalisi de aynı şerbeti tattı.
Taş parçaları, ok ve mızrak darbeleri dünyayı onlara karınca gözü gibi dar göstermişti.
        Evliya Çelebi Evsahı Kaleyi Tortum, başlıklı bendinde şunları yazar:
Gürcistan Şahlarından Mameronın binasıdır. Sonra Uzun Hasan a ondan da Fatih e geçmiştir. Lakin sonra yine Gürcülerin istilasına uğramıştır. Bu istilayı Süleyman Han duyunca hemen ikinci vezir Ahmet Paşayı kafi askere serdar ederek göndermiş, O da gelip meterise girerek yedi gün yedi saat cenk ettikten sonra kaleyi fethetmiş, içine miktar-ı kafi müstahfız, cephane, top, zahire ve sair levazım koyup askeri ile Nihah kalesine ve andan Emirahur kalesine giderek eman ile zapt edip içine miktar-ı kafi asker bırakmış.
Çelebimiz Tortum Kalesini de şöyle anlatmıştır:
        Bir yüksek pusta üzerinde dört köşe bir binadır. Bir demir kapısı vardır. Kale içinde 18 kadar ev ile Süleyman Hanın bir küçük camii ve ambar vardır. Şirin binalardı ki adetleri 700 e varır. Yedi mahallesi ve yedi mescidi, iki hamamı, iki hanı ve on sübyan mektebi, yetmiş kadar da her esnaftan dükkanı vardır. Destan, imaret ve medrese gibi şeyler yoktur. Her evinde bağ ve bahçesi çoktur. Şehir, Erzurum a iki konak olduğundan tüccar meyvelerini sandıklarla Erzurum a taşırlar. Halkı yabancı dostu, halim, selim temiz kalpli kimselerdir. Şehir bir dereli yerde vekildir.

TORTUMKALE

        Tortumkale, Erzurum ilinin, Tortum ilçesine bağlı şirin bir köydür. Erzurum iline 67 km Tortum ilçesine 14 km mesafededir. Köy, Tortum çayı kenarları boyunca uzanan 7 mahalleden oluşmaktadır. Hani bir değim vardır "etrafı dağlı ortası bağlı" yemyeşil bir güzellikte bir yerleşim yeri. Köy adından da anlaşılacağı gibi tarihi bir köydür. Köyün orta yerinde yüksekçe bir tepenin üzerinde ta Cenevizliler zamanında yapılmış kalesi vardır. Günlüğüm site sayfasındaki da ki resim o kaleye aittir. Bu bakımdan köyün tarihi epeyce eskidir. Bu köyün kuruluşu hakkında fazla bilgiyi VEB sayfamda yayınladım.
        Burası benim annemin köyü, benim köyüm ise şimdi, Tortum ilçesinin mahallesi olan Konak köyüdür.
1952 yılında annemin vefatı nedeniyle ben, Tortumkale'ye anne annemin yanına gelmişim burada büyümüşüm, okumuşum kısacası bu köyü çok benimsemişim baba köyüm konak aslında eskiden Tortumkale'nin mezrası imiş. Aynı muhtarlık tarafından yönetilirmiş. İki köyde de evimiz, arazimiz, bahçemiz vardır.
        1960 yılın da Tortumkale köyü ilkokulundan mezun olup o yıl sınav kazanarak Yavuz Selim ilk öğretmen okuluna kayıt oldum. Bu okulu 1966 yılında bitirip öğretmen oldum. İlk öğretmenliğime Denizli ili Acıpayam ilçesi Kumafşarı köyünde başladım. İki yıl sonra askere gittim. Askerliğimi kısa bir eğitim döneminden sonra okuma yazma okulunda tamamlayıp, 1969 yılı eylül ayında Tortumkale köyünde öğretmenliğimi üç yıl sürdürdüm. Bu köyü sevmemin nedenlerinden biri de burada görev yapmış olmamdır. Elimden geldiği becerebildiğim kadar özverili olarak köyümün çocuklarına hizmet ettim. Bundan dolayı kendimi çok mutlu sayıyorum.
Köyün bir vadi içinde etrafının dağlarla çevrili olması köyün iklimi üzerine büyük etkisi vardır onun içindir ki iklimi Erzurum'un karasal iklimine benzemez Akdeniz iklimini andırır, rakımda Erzurum'a göre çok düşük olduğundan köyümüzde narenciye ve zeytin dışında her türlü meyve ve sebze yetişmektedir.
        Bu yıl köyü ziyaret ettiğimde, köyde seracılığa başlandığını gördüm köylülerim adına çok sevindim. Benim çocukluğumda köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlardı. İnsanların bir işe gireyim, sosyal güvencem olsun isteği insanları köyden şehire göçe zorladı. İşgücü şehirli olunca köyde yaşlılar kaldı. Bu bakımdan eskisi gibi tarım ve hayvancılık yapılmıyor. Köy adeta turistik bir yer Olmuş, köy halkı artık tüketim toplumu olmuş. Hertürlü ihtiyacını şehirden gideriyor. Köyüme sık sık gitmememe rağmen gene de çok özlüyor ve köyümü seviyorum.

TORTUMKALE HALKINI SİZE TANITAYIM:


        Yukarıda anlattıklarıma ek olarak yeni bilgiler yazmaya çalışacağım.
Bu köy çevrenin en eski beş sınıflı ilkokuluna sahip olduğundan, çevre köy çocukları da ilköğrenimlerini bu şirin köyde yapmıştırlar. Bu köyden Prof, memur, mühendis, öğretim görevlisi, Öğretmen, Polis, Subay, Ast, subay, Doktor, Kaymakam, Vali yardımcısı ve daha nice meslek mensubu kişiler yetişmiştir. Fakat ne gariptir ki günümüzde köyümün okulu yüzüne bakılamayacak ve içine girilemeyecek durumdadır. Bu durumu o köyde görev yapmış bir şerefli Türk Öğretmeni olarak protesto ediyorum.
Günün şartlarına göre köyde öğrenci sayısı azaldığından taşımalı eğitime geçilmiş olabilir, bu durum okulun sahipsiz ve bakımsız bırakılmasına sebep olamaz.
Bir yaz tatilinde köye gittiğimde durumu köyün Muhtarı Bilen Tosun'a ilettim. İkinci bir defa gittiğimde ise daha kötü bir halde gördüm insanın bu durum karşısında üzülmemesi mümkün değil. Hâlbuki bu okul binası bakımı yapılıp, Milli Eğitim Müdürlüğünden izin alınarak köyün sosyal faaliyetleri için kullanılabilir. Bugün köyün nüfusu 320 kişi gözüküyor bu sayıya şehirlere göç edenler dâhil mi? bilemem.
Daha önceleri ağır koşullarda çiftçilik yapılırdı. Şimdi o işlerle uğraşan yok ufak tefek uğraşanlarda emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Dedim ya bahçe, sebze ziraatı yapılıyor insanlar bu ürettiklerini pazarlayamıyorlar. Hâlbuki köyün tarla, bahçe ürünleri ve hayvan ürünlerinin hepsi organiktir. Bu ürünlerden bal, dut pekmezi, pestil ve meyve kuruları ceviz ve narenciye, zeytin dışında tüm meyveler köyde bol miktarda bulunur.
        2007 Yılı ekim ayında gittiğimde köyde seracılığa başlandığını gördüm. Ayrıca köy yamaçlarına orman işbirliği ile ağaçlandırma çalışması yapıldığına şahit oldum ayrıca köyün yolu asfaltlanmış ve yakın köy tepesine kurulan bir baz istasyonu cep telefonu görüşmelerini başlatmış bu da sevindirici gelişme sayılabilir. Yapılan bu yeniliklerden dolayı köyün internet sayfası http://www.tortumkalekoyu.com/Aracılığı İle Emeği geçen herkese teşekkür eder. Tüm köy halkına sağlıklı, bol kazançlı mutlu günler Dilerim.

 

Ahmet GEDİK/Balıkesir 31/10/2008 20:53

 

   

Kadir bana dersin gel bir pazar aç

Kapalı dükkanda ne satılırki?

Küp kırılmış dibi delinmiş parhaç

Pişmiş aşa artık ne katılır ki?

 

 

Bizler tohum idik site bir tarla

Kısa bir zamanda doldurduk barla

Verimli tarlayı nadasa zorla

Bıraktık hozana ne atılır ki ?

 

Çirkef insanlardan gelirse küfür

Bir özür gelmezse ne yapsın Özgür

Akarken insanlar siteye gür gür

Kesersek suyunu ne dökülür ki?

 

 

Belki küfürbazlar kıs kıs gülüyor

Yal olarak fitne fesat yalıyor

Açılmasın diye dilek diliyor

Bu sözler onlara ne dokunur ki?

 

 

Görünsün isterim köyün kalası

Gınalı kekliği sazan alası

Sebep oldu bir Allahın belası

Onurdan bahseder bu ne onur ki?

 

 

Çed sayfası varken ne lazım şair

Ne yazsam ne desem köyüme dair

Karanlık sayfaya yazsamda şiir

Vallahi billahi ne okunur ki?

        Okuduğunuz bu şiir Tortumkale com sayfasından alınmıştır .

 

Sayın Ahmet Gedik'e teşekkür ederim.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Tortum Şelalesi