Kulların, Allah’ın emrettiklerini yapmakla ve yasakladıklarından kaçınmakla yükümlü oldukları

     İlk kuşak müslümanlar ve ümmetin imamları, kulların, Allah’ın emrettiklerini yapmakla ve yasakladıklarından kaçınmakla yükümlü oldukları hususunda ittifak etmişlerdir.

Kitap ve sünnetin içerdiği ilâhî vaad ve tehditlere iman etmenin gerekliliği hususunda da görüş birliği içindedirler.

Hiç kimsenin, bir vacibi terk etme ve bir haramı işleme hususunda Allah’a karşı ileri sürebileceği bir gerekçesinin, bir kanıtının olmadığını, bilakis, kullarına karşı Allah’ın en kesin ve en belirgin kanıta sahip olduğunu vurgulamışlardır. Dolayısıyla emredilen bir şeyi terk etmek ve yasaklanan bir şeyi de yapmak veya nasslarda belirtilen vaad ve tehditleri geçersiz saymak hususunda kaderi gerekçe gösterenlerin bu tutumu en büyük sapıklıktır, Allah’a iftira atmaktır. Bu, Kaderiyecilerin Allah’ın dinine muhalefet ettiklerinin açık bir göstergesidir. Bunlar mecusilere benzerler. Nitekim bunların İslâm ümmetinin mecûsileri olduklarına dair rivayetler vardır. İbni Ömer gibi selef kuşağına mensup alimlerden bu yönde açıklamalar rivayet edilmiştir. Bu arada merfu olarak peygamberimizden (s.a.v.) rivayet edilen hadisler de vardır. Ebu Davud ve Tirmizi bu hadisleri rivayet etmişlerdir. Bu arada şunu da belirtelim ki, bazı hadis imamları, bu konuyla ilgili merfu hadislerin sahihliğini kuşkulu bulmuşlardır. Bu mesele de yerinde detaylı olarak ele alınmıştır.