Suguri

Ebu Ahmed Suğurî

[K.S.]

 

 

Ebu Ahmed Suğurî

EBU AHMED ES-SUĞURİ

 

İstanbul'a hicret eden Cemaleddin Gazikumuki'nin tasavvufi yolu Dağıstan’da kalan ve orada vefat edecek olan Ebu Ahmed es-Suğuri tarafından devam ettirildi. Ali Usta’nın anlatımına göre  Ebu Ahmed es-Suğuri, İmam Şamil ile birlikte Ruslara kar­şı savaştığı için Rus'lar O’nu da Dağıstan’dan,  vatanından ayırıp sürgün etmişlerdi. Ali Usta bu sürgün esnasında yaşanan bir vakıayı şöyle anlatıyor: “Ebu Ahmed es-Suğuri, sürgüne  gönderilirken yolcu etmeğe gelen kalabalık halkın arasından geçerlerken  atlar birden duruyor. Arabacı, atları döverek yola devam etmeğe çalışıyor, fakat atlar asla kımıldamıyor. Arabadaki Ebu Ahmed es-Suğuri, arabacıya “-Bana bak arabacı, dövme atları... Onları ben durdurdum. Ne yapsan gitmez onlar... Ben birisi ile görüşeceğim. Ondan sonra gideriz…” diyor.

Halk arabanın etrafına toplaşıyor. Ebu Ahmed es-Suğuri, halkın arasından çok süslü-püslü, renkli Rus jandarması üniforması giymiş bir genci yanına çağırıyor ve kimin oğlu olduğunu soruyor. Aslında ailesi müslüman olan genç, babasının ismini söyleyince: “-Ah benim iyi arkadaşımın kötü oğlu! Bulamadın mı Allah yo­lunda gidenlerin yanında bir kısmet?.. Bir dilim ekmek için, gidip bu dini batıl kimselere hizmet ediyorsun !...” diyor. Genç: “-Efendim, bu sırmalara, elbiselere heveslendim…” diye utanarak cevap verince: “-Bırak o hevesi! Şimdi ben sana nasihat etsem dinler misin?” diyor. Genç asker: “-Dinlerim efendim.“ diye cevaplıyor. Ebu Ahmed es-Suğuri, “-Elbette dinleyeceksin. Allah’ın izni ile vahşi hayvanlar dahi bizim nasihatımızı tutar…“ der. Az önce atları nasıl durdurduğunu gören genç ve etrafındakiler bu zatın hayvanlar üzerinde de tasarrufu olduğunu teslim ediyor ve nasiha­tini dinlemek için kulaklarını açıyorlar.

Ebu Ahmed es-Suğuri, “-Oğlum, zahirde halktan ayrılma; kendinde bir büyüklük görüp, gurur duyma. Batında da Hakk'tan ayrılma…“  Yakındaki kabristanı işaret ederek, “-Şu kabristanı görüyor musun? Birgün orada yatacağını da hatırından çıkarma. Zira bunu unutanlar büyük hatalar işler…“ dedikten sonra arabacıya talimat vererek yollarına devam ediyorlar.