AYHAN IsIK


  Ayhan Işık,Asıl adı Ayhan Işıyan olan oyuncu altı çocuklu bir ailenin son çocuğu olarak İzmir'in Konak ilçesinde 5 Mayıs 1929 tarihinde dünyaya gelir.Altı yaşındayken babasını kaybeden Işık,öğreniminin bir kısmını İzmir'de bir kısmını ise abisinin üniversite tahsili için annesi ve kardeşleri ile geldikleri İstanbul'da tamamlar.İstanbul'da ilk önceleri zorlanan
Işık daha sonraları kendisini çok güzel bir çevrede bulduğunu verdiği röportajların birinde şu sözlerle anlatır:"Mahir İz okul müdürü,Salah Birsel müdür muaviniydi,edebiyata Rıfat Ilgaz,beden eğitimine Vefalı Kör Galip, coğrafyaya Akbaba Celal geliyordu.Daha ne isteyebilirdim ki..."Buradaki okul arkadaşlarından bazıları senarist Safa Önal,karikatürist Ferruh Doğan ve ressam - karikatürist Semih Balcıoğlu'dur.Daha sonra girdiği Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan dersler alan Işık,buradaki dönem arkadaşlarıyla ise On'lar Grubu'nda yer alır.Amacı Doğu-Batı sentezini Türk resminde yaratmak;“Halk Sanatı Kaynaklarına Eğilmek”,tekniği ise“Renkçi ve Lekeci” olan grupta dönem arkadaşlarından Fikret Otyam,Altan Erbulak,Remzi Raşa,Adnan Varınca,Nedim Günsür,Orhan Peker,Turan Erol ve liseden beri dostları olan Semih Balcıoğlu ile Ferruh Doğan'la yer alır.
Verdiği röportajların birinde daha çok empresyonizm
akımının etkisinde kaldığı söyleyen ve bu anlamda da en çok Claude Monet'ten etkilendiğini belirten Işık, Akademi öğrenimi sırasında bir süre Bab-ı Ali'de ressam olarak çalışır fakat 1952 senesinde Yıldız Dergisi'nin açtığı yarışmaya girmesiyle resim hayatındaki geri planına itilerek sinemaya doğru yönelişi başlar.Yarışmayı birincilikle kazanarak sinemaya geçer.Bir sene sonra, 1953 senesinde ise Güzel Sanatlar Akademisi'den mezun olur.Oyunculuk Kariyeri İlk filminde şair,senarist ve yönetmen Orhon Murat Arıburnu ile gerçekleştirdiği çalışmanın ardından,ikinci filminde Türk Sineması'nda Geçiş Dönemi'ni bitiren ve Sinemacılar Dönemi'ne giriş yapıtı olarak kabul edilen Ömer Lütfü Akad'ın Kanun Namına filmiyle büyük ün kazanır. Yaşamının ilerleyen dönemlerinde resim çalışmalarına ara ara devam etse de sinema artık birinci önceliği haline gelmiştir.Ömer Lütfü Akad ile 1950'lerde İngiliz Kemal,Katil,Öldüren Şehir,Vahşi Bir Kız Sevdim, Kardeş Kurşunu filmlerini,Atıf Yılmaz ile Şimal Yıldızı, Osman Seden ile de 1957'de Bir Avuç Toprak filmini yapan Işık 1959 yılında
Hollywood’a giderek şansını bir de orada denemek isterFakat buradaki filmlerde çalışamaz.
Bazıları orada şansını denemek için gittiğini bazıları ise özel bir film teklifi için gittiğini söylerler.Hatta bu filmin David Leanin’in Dr.Jivago’su olduğu söylenir.
Gidiş amacı ne olursa olsun karşısına çıkan engel lisandır.
İngilizcesinin yeterli olmaması ne onu ne de yapımcıları memnun etmiştir. Ayrıca Ayhan Işık başrol adamıdır, söz konusu Hollywood bile olsa bundan taviz verip yan rol oynayamaz.Belki de hayatı boyunca hep başrol oynamış tek aktördür.Sadece bu bile yeter onun Türk sineması adına ne kadar önemli olduğunu ifade etmeye. Hollywood macerası sırasında yaşadığı bir gönül ilişkisi de ölümünden yıllar sonra manşetlere taşınmış,kanıtlanması güç olan iddialar olarak kalmıştır. İddiaya göre Ayhan Işık Goldwyn Mayer tarafından Amerika’ya davet edilir.Bu dönemde Nick Clooney’in eşi Nisa Clooney ile bir ilişkisi olur ve Türkiye’ye döner.Ardından genç kadın ikinci çocuğunu George Clooney’i dünyaya getirir ve yıllar sonra bu ilişkiyi itiraf eder. İddia doğru mudur asılsız mıdır bilinmez ama Ayhan Işık’ın karşı konulmazlığının bir kez daha göstergesi adeta.Hollywood macerasının yanında Türkiye’de sansüre takılan İtalyan yapımlarında rol alır.Bunun nedeni sorulduğunda da :Benim gibi orada 5000 kişi sıra bekliyor.Ayrıca çok da marifetleri var.Zıplayıp havada iki takla atıyorlar.Hem de ana dilleri gibi İngilizce konuşuyorlar.Bize orada ekmek yok. diyerek açıklayan Işık, 60'ların başında Vedat Türkali'nin senaryosunu yazdığı Otobüs Yolcuları filmiyle Yeşilçam'a dönüş yapar. Arkasından Akad ile son çalışması olacak olan ve Orhan Kemal'in bir romanından yine Vedat Türkali'nin senaryolaştırdığı Üç Tekerlekli Bisiklet filmini çevirir.Işık yine bu dönemlerde çevirdiği Küçük Hanım seri filmleri ile de halk tarafından oldukça beğenilir ve devam eden dönem içerisinde ' Taçsız Kral ' ünvanıkazanır.
1970’ li yıllarda yeni bir moda rüzgarıyla film yıldızları peş peşe sahneye çıkmaya, plaklar doldurmaya başlar.Kendisi de bu modaya uyar ve Münir Nurettin Selçuk'tan dersler alarak Klasik Türk müziği dalında sahneye çıkar ve bir tane 45'lik plak doldurur.Birçok tarzda,yeteneğiyle göz doldurmayı başaran Işık sinemada dram,politik,romantik,komedi,macera ve diğer tarzlarda örnekler sunar.140 kadar film çevirir.1975’den itibaren yapımcı,yönetmen ve senarist olarak Türk sinemasına katkıda bulunan Işık bu senelerde İtalyan yapımcılarla yaptığı ve başrolünü de Klaus Kinski ile paylaştığı La Mano Che Nutre La Morte ve Le Amanti Del Mostro filmlerini yapar.Filmler İtalya'da ve Avrupa'nın bazı ülkelerinde vizyona girer fakat Türkiye'de sansüre uğrar ve türk seyircisiyle hiçbir zaman buluşamazlar.
Ayhan Işık’ın halk tarafından çok beğenilen bir diğer filmi,seri film olan “Küçük Hanım” adlı yapımdır.Yine aynı filmin ardından a
rtık ona “Taçsız Kral” denmektedir.Bu unvanlarla yetinmeyen taçsız kral 1970’li yıllardaki sinema artistlerinin kaset çıkarma modasına uyarak Minür Nurettin Selçuk’tan aldığı şan dersleri sonrasında bir plak çıkarır. Ressamlığı,müzisyenliği tabi ki oyunculuğunun yanında yönetmen ve senaryo yazarıdır.Ayhan Işık’ın ressamlık yönünü ortaya çıkarttığı “Aşka İnanmıyorum” adlı çizgi romanı 1966 yılında yayınlandı ve büyük ilgi gördü.
Yeşilçam'da mert,tuttuğunu koparan,bıçkın mahalle delikanlısı karakterlerine hayat veren Türk sinemasının ''Taçsız Kralı'' Ayhan Işık, 200 kadar film çevirdi.
1975’den itibaren Oyunculuğunun yanı sıra yapımcı,yönetmen ve senaristlikde yapmaya da başlayan Işık,bir süre sonra da oyuncu ve yönetmen olarak 1976 yılında"Örgüt" filmini çekti ve bu arada TV'de bazı reklam filmlerinde rol aldı.Türk sinemasının belki de en büyük oyuncularından biri olan Ayhan Işık, ikinci filminden sonra fiziği ve yeteneği ile dikkatleri çekerek,ölene kadar çevirdiği bütün filmlerde hep başrol oynadı.
"Kral" ünvanını alan Işık,ününü en uzun süre koruyan ilk oyuncu oldu.Işık; 1954'te Türk Film Festivali'nde,1962'de Ses, 1965'te Artist ve daha bir çok yayın organının düzenlediği yarışmalarda "en başarılı erkek oyuncu" seçildi.
Ayhan Işık & Gülşen Işık EvLiLigi
Herkesin kıskandığı bir isim vardı o dönemde Gülşen Işık.Bu yakışıklı aktörün kalbini çalmış binlerce hayranının hayalini kurduğu hayatı gerçekleştirmiş onunla nikah masasına oturmuş bir isim.Bu evlilikten bir de kızları oldu çiftin Serap adında.

Ayhan Işık'ın evi,İstanbul'un en gözde semtlerinden Topağacı'nda, «Ihlamur Yolu» Caddesi üzerindedir.Aktör burada 28 kapı numaralı Şahin Apartmanı'nın 4'üncü katında eşi Gülşen ve kızı Serap ile gerçekten mutlu bir hayat yaşar.Bayan Gülşen Işık,High School'dan mezun olduğu için,evini İngiliz stilinde döşemiştir.Her eşyanın seçilişinde ve eve yerleştirilişinde hissedilir derecede İngiliz havası vardır.Kapı ufak bir antreye açılır.Antreden L tipi bir salona geçilir.Üstteki fotoğraf:Bu kısım, büyük
salonunbir köşesidir.Duvarları tablolarla süslüdür.Tavanda görülen avize 12 parçadır, çok kıymetlidir.Bu salon oldukça geniştir.Duvarları bej boyalı ve Van Gogh, Pissaro,Monet,Cesanne gibi tanınmış ressamların röprodüksiyon tabloları ile süslüdür.Salonun bir köşesinde biri büyük, ikisi küçük,hasır hezaren koltuklar vardır.Diğer bir köşede ise İngiliz stili 6 koltuk durmaktadır.
Koltukların arasındaki Fransız stili sehpanın üstünde yaldızla boyanmış buğday ve mısır demeti odaya renkli bir hava vermektedir.Gene salonun başka bir köşesinde cilalanmış bir küpün içindeki başak demeti de pek hoş...Kapının yanında Fransız stili bir sehpa durur. Üzerinde kırmızı kristial,sembolik bir kadeh vardır.Sehpanın üstünde,tıpkı İzzet Günay'ın evinde olduğu gibi,oval, kenarları yaldız çerçeveli,kristal bir ayna asılıdır.
Kütüphane evin en renkli köşesidir.Üzeri ceviz kaplama çalışma masası ile üç katlı bir kitaplık bulunur bu odada.Fotoğrafta
Ayhan Işık,kızı Serap ile...)
Evin en kıymetli eşyası şüphesiz ki,müzik dolabıdır.Değeri 25 bin liradır.Almanya'da, İngiliz stilinde özel olarak yapılmıştır.Ayhan Işık, yorgun olduğu zamanlar müzik dinlemeye bayılır.

Opalin, antika şapkalı üç masa lambası,kırma kristal avize üzeri oniks taşı ile kaplı Çin işi alçak masa,10 bin lira değerindeki «velür do jen» kaplama,üç kişilik koltuk, yeşil satenden yapılmış orijinal gazetelik,salonun zenginliğini meydana
getirmektedirler.

Yemek salonu tamamen ingiliz tarzındadır.Altı kişilik yemek masası ile yemek takımlarının konduğu dolap,masif maundur.Üzeri mermer ile örtülü büfe de yemek salonunda bulunmaktadır.Bu büfenin üstünde antika Çin çay takımı vardır.Değeri 10 bin liradır.Eve gelen misafirler,bu takımı hayranlıkla seyrederler.
Türk
sinemasına büyük hizmetler vermişti,gecikmeyi asla kabul etmezdi. Pazar günleri çalışmayı da onun kaldırdığı söylenir.Onu tanıyanlar dedikodudan hoşlanmadığını,hayatının düzenli olduğunu söylerler.Bir ara tek derdi sigarayı bırakmak olur.Paket taşımaktan vazgeçer ve canı çok çekince arkadaşlarından alır… Tabi basın durmaz, cimriliği ve otlakçılığı üzerine haberler yapılınca çok üzülür Ayhan Işık. Yanlış anlaşılmaktan her zaman korkmaktadır.“Eğer ki Yeşilçam’ın gelecekte genç insanları acımasızca yiyip yutan dev bir sömürü mekanizmasına dönüşmesini istemiyorsak,ne yapıp edip bir ‘Sinema Kanunu’ çıkartmalı,ciddi bir sendika kurmalı ve bütün personelin daha mesleğe ilk adımını atar atmaz sigortalandırılması için gereken kanunî baskıyı işverenler üzerinde kurmalıyız.”Işık bu ve buna benzer birçok demeç vermiş aynı zamanda sinema sektörüne emek vermiş herkesin hakkını korumaya, savunmaya çalışmıştır.Özellikle aktör dostunun işsizlik yüzünden girdiği bunalım sonrası intihar
etmesi üzerine bu davanın başlı başına savunucusu olmuştur.
“Ayhan Işık” bu iki kelimeyi duyduğumuzda hepimizin zihninde sol profilli,bıyıklı,gülmekle kaşlarını çatmak arasında bir ifadeyle çekilmiş siyah beyaz fotoğraf canlanır.Kiminin ilk gençlik sevdası,kiminin büyükannesinin,annesinin hâlâ gözlerinin içi gülerek anımsadığı platonik aşkı,birçok erkeğin ise kıskançlık kaynağı bir jön,Ayhan Işık.Artist olmasına rağmen son derece muhafazakar bir insan olan Ayhan Işık,«Bekar olsaydım önemi yoktu,ama şimdi evliyim.Beni affedersiniz herhalde»diyerek yatak odasının fotoğrafının çekilmesine razı olmadı.Yukarıdaki fotoğrafta,Ayhan Işık,oturma salonunda görülüyor.Almanya'da özel olarak yaptırılan müzik dolabının değeri tam 25 bin liradır.

  Ayhan Isık’ın araba merakI

Ayhan Işık, 1966 model Mercedes 230 SL'i 140 bin liraya almıştır.Saatte 220 kilometre «hakiki» sürat yapabilen aracın 3 ayrı klaksonu vardır.Birincisi «yarış klaksonu»,ikincisi «uzun yol klaksonu»üçüncüsü «müzikli klakson»dur.
Ayhan Işık,yerli film tarihinde hem ilk otomobil sahibi yıldız sıfatını taşır, hem de en pahalı,en güzel arabaların sahibi sıfatını...Şimdiye kadar Buick,Cadillac ve Oldsmobil marka,lüks arabalardan inmeyen Ayhan Işık,sadece otomobil direksiyonunda etrafa gösteriş yapan bir «sürücü» değil,otomobiller hakkında 40 yıllık tecrübesi olan şoförler kadar bilgi sahibi bir binicidir.Türkiye'de,200 kilometre süratle otomobil kullanabilecek tek sinema yıldızı Ayhan Işık'tır.
Resim ve fotoğraf merakı yanında,otomobil merakı bir hastalık halinde olan Ayhan Işık, son yıllarda daima çift otomobil kullanmıştır.Bundan önce lüks bir Oldsmobil'i varken,sedef rengi bir «Mercedes» satın almıştı.Oldsmobil'i sattıktan sonra Avrupa'ya gitti ve oradan 1966 modeli, 230 SL tipi bir başka yeni Mercedes getirdi.
Bu sayfada fotoğraflarını gördüğünüz bu «yarış tipi spor araba»nın fiyatı 140.000 liradır ve Türkiye'ye gelen, bu modelin ilk örneğidir.Saatte 220 kilometre «hakiki» sürat yapabilen bu 230 SL Mercedesin 3 ayrı klaksonu vardır.Birincisi «yarış klaksonu»,ikincisi «uzun yol klaksonu»,üçüncüsü «müzikli klakson»dur.Arabanın özelliklerinden biri de tavanının portatif olup,istendiği zaman çıkarılmasıdır.Otomobilden ayrılan tavan kısmı yerine, yaz aylarında su ve ısı geçirmeyen,açılır-kapanır otomatik ve branda bezi benzeri bir maddeden yapılmış tavan kullanılır,
İki kapısı,hiçbir zaman unutularak açılmaz.170 beygir gücündeki motorunun dakikada yaptığı «devir» sayısı 7.000'dir.Hiçbir Amerikan otomobilinin sürat ve konfor bakımından geçemiyeceği 230 SL Mercedes'i İstanbul'da sigorta edecek bir sigorta şirketi çıkmamıştır.Ve şirketlerin uzmanları bu yollarda,bu
arabayı sigorta edemiyeceklerini Ayhan Işık'a üzülerek bildirmişlerdir.Balon lastikli olan arabanın harikulade bir süspansiyonu vardır ve araba süratlendikçe yere yapışma kuvveti de artmaktadır.
En keskin virajlarda bile çok süratle dönebilen Mercedes arabanın devrilmesi ihtimali,hele kuru Avrupa yollarında,hemen hemen hiç yoktur.Ayhan Işık bu arabayla Münih'ten İstanbul'a gelmiştir.Cenevre-Milano arasında 3 saat,daimi olarak 220 kilometre süratle giden Ayhan Işık'ın arabasının plakası 34 FU 473'tür.
Ayhan Işık,filim setlerine fildişi rengindeki ikinci Mercedes'i ile gitmekte ve bu spor arabasına ancak tatil günleri binmektedir.Yerli film artistleri arasında otomobil rekabeti,önemli bir «kuvvet gösterisi» sayıldığından «Kral» rakiplerinden önde gitmeye dikkat eder.

Ayhan Isık’ın 14 Ahiret sorusuna verdigi
cevaplar:

1.Erkek olmaktan memnun musunuz? Yoksa, kadın olmak mı isterdiniz?
Ayhan I$
ık : Erkek olmaktan tahmin edemeyeceğiniz kadar memnunum.
2.Bir kadında en çok hoşunuza giden nedir?

Ayhan I$
ık : Kadında yuvarlak hatlar hoşuma gider.

3.Sizce gençlik ve aşk peşinde koşmanın bir çağı var mıdır? Bu konuda erkekler ve kadınlar için yaş sınırı çiziyor musunuz?

Ayhan I$ık : Büyük aşk konusunda yalnız şunu söyleyeyim: Tatmin olma hissi her türlü şeye kapanan bir kapıdır.
  4.Şimdiye kadar tanıdığınız en fevkalade                
                                      insan kimdir?

Ayhan I$ık : Atatürk…
5.Aydın, şöhretli ve kabiliyetli bir erkek olarak, bugünkü hüviyetinizin çevrenizdeki kadınlar üzerinde bir çekingenlik yarattığına inanıyor ve bundan endişe duyuyor musunuz?
Ayhan I$ık : Şöhret, kabiliyet ve buna karşı kadınların çekingenliği. Bakın, bunu hiç düşünmemiştim. Ama, böyle bir şey olacağını hiç zannetmiyorum… Hiç değilse normal cemiyet ve çevrelerde
6.Siz de bir kadın yazarın dediği gibi şan ve şöhretin saadeti parlak bir şekilde defnettiğine kani misiniz?
Ayhan I$
ık : Tek kelime ile evet. Şan – şöhret, saadeti gölgeler… 

7.Her şeye yeniden başlamanız gerekseydi, saadeti mi, yoksa şan ve şöhreti mi
tercih
ederdiniz?
Ayhan I$
ık :
Saadeti tercih ederim.

8.Varsa, eserinizden ve insanlardan sonra en çok neye değer verirsiniz? Sizi dünyaya, hayata bağlayan nedir?
Ayhan I$
ık :
Dalma bitip tükenmeyen arzu ve ideallerim, beni dünyaya bağlıyor.

9.Modern hayat içinde kalp ve ruh arasında lüzumsuz ve endişe verici bir karışıklık yaratıldığına inanıyor musunuz?
Ayhan I$ık : Evet yirminci asrın yarısından sonrasının kalp ve ruh arasında bir karışıklık yaratmada etkisi olduğu
muhakkaktır.
10.Şahsiyetinizin dış belirtisi olarak giyiminizde, hareketlerinizde en çok neye önem verirsiniz?
Ayhan I$
ık :
Sadelik ve temizliğe…

11. "Büyük Aşk" denen şeye hayatta bir kereden fazla rastlanacağını düşünüyor musunuz? Cevabınız evet ise, kaç defa rastlanabilir?

Ayhan I$
ık :
Büyük aşka bir veya en fazla ikinci bir defa rastlanabileceğine
İnanırım. Bunun ötesinde ne söylenirse boştur. 

12.Bir kadının erkeği aldatmasının, bir erkeğin kadını
aldatmasından çok daha ciddî olduğuna inanıyor musunuz?

 Ayhan I$
ık :
Kadın ve erkeğin birbirini aldatması, münakaşası yapılabilecek bir
konudur. Ama, bir şey söylenemez kanaatindeyim.
13. Bugün şan ve şöhretinizi kime veya kimlere medyunsunuz?
Ayhan I$
ık :
Asla! Hiç kimseye, hiç bir şey borçlu değilim. 

14. Çağımızda dayanamayacağınız kadar cazip kadınlar kimlerdir? Sinema artistleri mi? Yazarlar mı? Ev kadınları mı ?

Ayhan I$
ık :
Herhangi bir sınıftan, dayanamayacağım bir kadın
düşünemiyorum. Çünkü ben mesut bir erkeğim.

  ayhan ısık fílmlerí ve oynadigi rollerí

Yıl 1951 Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan Yeniçeri Hasan 1952 İngiliz
Kemal Lawrence`e Karşı Ahmet Esat/İngiliz Kemal Kanun Namına Nazı
m Usta 1953 Kanlı Para Katil Kemal Vahşi Arzu Öldüren Şehir Ali 1954 Vahşi Bir Kız Sevdim Yüzbaşı Adil Şimal Yıldızı Teğmen Kemal 1955 Kardeş Kurşunu Orhan 1956 İntikam Alevi Ekrem 1957 Bir Avuç Toprak Ömer 1958 Beraber Ölelim Meçhul Kahramanlar Osman 1960 Ölüm Peşimizde Burhan Devlerin Öfkesi Rüzgar Halil Kanlı Firar Tahir Somyürek Yangın Var (Eski İstanbul Kabadayıları) Murat 1961 Otobüs Yolcuları Otobüs Şoförü Kemal Avare Mustafa Avare Mustafa Ya O Ya Ben Samim Küçük Hanımefendi Ömer Şahinoğlu Tatlı Günah
Fikret Aşktan da Üstün Binbaşı Kemal Sevimli Haydut Osman 1962 Üç Tekerlekli Bisiklet Ali Küçük Hanım Avrupa`da Ömer Zorlu Damat Necdet/Hasan Acı Hayat Mehmet Allah Seviniz Dedi Küçük Hanımın Şöförü Ömer Şahinoğlu Çifte Nikah Küçük Hanımın Kısmeti Rıfat Diye Biri Rıfat Belalı Torun Namık 1963 Bahriyeli  Ahmet Bahriyeli Ahmet Şaşkın Baba Kemal İlk Göz Ağrısı Turgut Şıpsevdi Suat Küçük Beyin Kısmeti Suat İki Kocalı Kadın Kırık Anahtar Helal Olsun Ali Abi Ali Maceralar Kralı Erol Yavaş Gel Güzelim Ayhan Kocairfanoğlu Yaralı Aslan Ayhan Ayşecik Canımın İçi Orhan 1964 Kral Arkadaşım Ayhan Güneş Hızlı Yaşayanlar Orhan Kanun Karşısında Selim Muhteşem Serseri Naci Öp  Annemin Elini Tarık Kadın Terzisi Halk Çocuğu Ahmet Katilin Kızı Ayhan Koçum Benim Taşralı Kız Necmi Hızır
Dede Orhan Şahane Züğürtler Fikret Soylu / Ahmet Kadın Berberi Erol Şoförler Kralı Hasan 1965 Fişek Necmi Fişek Necmi Namusum İçin Murat Sevinç Gözyaşları Ayhan Çakmak Sonsuz Geceler Osman Yasak Cennet Kadın İsterse Tüccar İrfan Ersoy Güneşe Giden Yol Nazmi Özdemir Kolejli Kızın Aşkı Ayhan Tamirci Parçası Demir Sayılı Dakikalar Tarık Şoförün Kızı Ayhan Gürhan 1966 Allahaısmarladık İstanbul Vur Emri Ali Kanun Benim Orhan / Tarık İdam Mahkumu Ahmet İstanbul Dehşet İçinde Kemal Siyah Otomobil Kenan Altın Kollu Adam Murat Katiller de Ağlar Murat Kumarbazın İntikamı Murat Soylu Aslan Pençesi İsmail Sönmez Bıçaklar Fora Orhan 1967 Demir Bilek Yalnız Adam Küçük Hanımefendi Bülent
Büyük Kin Ömer Krallar Ölmez Ajan Murat Ölüm Saati Ahmet Kızıl Tehlike Beni Katil Ettiler Ali Aslan Yürekli Kabadayı Kara Haydar Gecelerin Kralı Kenan Galatalı Mustafa Mustafa Acı Günler Turgut Yıkılan Gurur Bülent 1968 Erikler Çiçek Açtı Orhan 1969 Sevdiğim Adam Murat Sabah Olmasın Ahmet / Orhan Ayşecik Yuvanın Bekçileri Murat Yılan Soyu Orhan Tel Örgü Ömer Fato Yüzbaşı Kemal Cingöz Recai Cingöz Recai Ayşecik Yuvanın Bekçileri Murat Hayatımın Erkeği Ferit Akman / Sedat Çağlayan Karlıdağ`daki Ateş Yusuf 1970 Yaşamak Kolay Değil orhan Küçük Hanımın Şoförü Gölgedeki Adam Ekrem Ölünceye Kadar Nejat Zindandan Gelen Mektup Ali Şampiyon Nihat Öleceksek Ölelim Akmeşeli Dinar Dağların Kartalı Şehmuz Çalınmış Hayat Mehmet Güler Bütün Aşklar Tatlı Başlar Murat 1971 Şerefimle YaşarımMurat Herşeyim Sensin Ahmet / Feridun Ölümden Korkmuyorum Murat Fatoş Sokakların Meleği Murat Sezercik Yavrum Benim Tarık Beyoğlu Kanunu Vedat 1972 Büyük Bela Murat Kanun Adamı Koca Kurt Kırık Merdiven Kemal Kader Yolcuları Ömer Beyaz Kurt Mustafa Oğlum Yirmi Yıl Sonra Nazım Usta 1973 Kızın Varsa Derdin Var Adnan Kara Haydar Kara Haydar Ölümün Nefesi (La Mano che Nutre La Morte) Doktor İgor 1975 Haşhaş Şahin Harakiri Tayfun 1976 Örgüt Kana Kan Ali 1977 Yangın C. Savcısı Selçuk Ünver 1979 Ölüm Benimdir İlginizi Çekebilecek












   ... Ve 13 Haziran 1979

13 Haziran 1979da İstanbul'da yazlık evinin balkonunda uzun süre güneş altında kalmasının yol açtığı ani tansiyon artışı,ve tansiyon artışının tetiklediği anevrizma rüptürü sonucu beyin kanaması geçiren Işık, hastaneye kaldırılsa da kurtarılamaz ve üç günlük koma sürecinin sonunda
16 Haziran 1979'da yaşama veda eder.Zincirlikuyu Mezarlı
ğı'na defnedilir.Ayhan Işık’ın ölüm nedeni olarak uyku ilâcıyla alkolü birlikte alması gösterildi.
13 Haziran 1979 Çarşamba günü bir beyin kanaması geçirmişti… İddialardan birine göre aşırı alkollü olarak kavurucu güneş ışınları altında uzun süre kalmıştı.Üstelik Ayhan Işık çok kısa süre önce,yavaş yavaş üzerine çökmekte olan yaşlılığın izlerinden kurtulabilmek amacıyla gözlerinin altındaki torbaları aldırma ameliyatı olmuştu.Bu ameliyatı geçirdikten sonra saatlerce kızgın güneş altında kalmasının ölümüne yol açtığı da iddia edilecekti.Ölümünün ardından hüzünlü bir hikaye daha yaşanır;Nubar Terziyan'a Ayhan Işık “Baba” diye tanımlamaktadır.O da Ayhan’ı oğlu gibi sever…Ölümünden büyük bir üzüntüyü duyarak gazeteye verdiği ölüm ilanını da “Nubar Baban” diye bitirir.Ayhan Işık’ın gerçek soyadı Işıyan’dır ve bunu saklamaktadır,sorun ise soyadı yüzünden kendisinin Ermeni sanılmasıdır.Bu ölüm ilanından sonra Ayhan Işık’ın eşi büyük bir tepki gösterir,ölüm ilanı yüzünden herkesin onları akraba sanmasından rahatsız olur…Terziyan bu sefer ilan metnini değiştirir,sonuna “Amcan” yazar.Bu seferde aile, gazetelere Nubar Terziyan ve Ayhan Işık arasında hiçbir akrabalık olmadığı duyurusunu yaparlar.Nubar Terziyan ilanını tekzip ederek yeniden yayınlatır…

         
Ayhan Işık’ın Erken Vefatına En Çok Üzülenler Doslarl

Ayhan Işık 34 Yıl Önce Öldüğünde Sadece 50 Yaşındaydı.Türkan Şoray “Sinemam ve Ben”adlı kitabında beraber yedi film çevirdiği Ayhan Işık’ın ölümünü şöyle anlatır:
“Yıllar sonra Ayhan Işık’ın ölüm haberi beni çok etkiledi.Nişantaşı’ndaki Güzelbahçe Hastahanesi’nin bahçesinde bekleyen çok insan vardı,herkes ağlıyordu.Ben de aralarındaydım.Acı haber beni çok sarsmıştı. Hastahaneden içeri girdim,herkes bahçede olduğu için içerde kimseler yoktu.Birden boş bir odada sedye üzerinde,üstünde beyaz örtüyle yattığını gördüm.Uzun süre donmuş kalmıştım.Hastahaneden çıktım.Bebek sahilinde bir bankta saatlerce tek başıma oturup boş boş denizi seyrettim.”
“Ayhan Işık’ın ‘Otobüs Yolcuları’ ve ‘Acı Hayat’taki rol arkadaşı Türkan Şoray’la tanışmasının çok ilginç bir öyküsü var.Türkan Şoray,henüz hiçbir film çevirmediği günlerde,sadece bir sinema seyircisi ve meraklısı olarak, Ayhan Işık’ın film setine geliyor ve ondan imzalı bir fotoğrafını istiyor.O’nu çok beğenen Ayhan Işık’ta yönetmen yapımcı Memduh Ün’e Türkan Şoray’la film çevirirse çok kazançlı çıkacağını ve hemen ona başrol vermesini söylüyor.Ancak Memduh Ün,Türkan Şoray’ı tombul ve burnu biçimsiz bularak ‘Ölüm Peşimizde’de oynatmıyor. Rol Fatma Girik’in oluyor.Yani Memduh Ün’ün sevgilisinin.”
Osman Seden, Ayhan Işık’ın cenazesini şöyle anlatmıştı:
“Cenazesi bir hadise oldu.O kadar kalabalığı insan kolay kolay göremez.Şişli Camii’nin avlusunu dolduranların yüzde elliden fazlası cenazeyi seyretmeye gelen basit insanlardı.Yüzde elliye yakını, “filânca da oradaydı” dedirtmek için,acaba basın benim de bir resmimi çeker mi diye poz veren tufeylilerdi,bir kısmı da onu tanıyanlardı.Herkes“daha geçenlerde onunla beraberdik,daha birkaç gün önce şuradaydık, buradaydık” diyenler,bir kısmı da kendisini ne kadar yakından tanıdığını ispat etmeye çalışan budalalardı, züppelerdi.Bir an filmlerinin büyük bir kısmının prodüksiyon amirliğini yapan Yüksel Tanık’la göz göze geldik. Ağlıyordu.“Meğer yakın arkadaşı biz değilmişiz” dedi.O kalabalık içinde içten,kalbinin ta içinden kahrolan üç kişi hatırlıyorum,biri kızı Serap,diğeri çok yakın arkadaşı merhum Sadri Alışık ve bir diğeri de Feridun Karakaya (Cilalı İbo).Cenaze namazı kılındı. Hakkımızı helâl ettik.Ayhan’ı götürdüler.”

osman sedef ayhan Isık'i anlatiyor

Yeşilçam tarihinin en önemli isimlerinden biri olan yapımcı,yönetmen ve senarist Osman Fahir Seden,Ayhan Işık'ı keşfedip yıldız yapan isimdi.Birlikte sayısız film yaptılar,ama iş ilişkileri gerçek bir dostluğa bir türlü dönüşmemiş gibiydi.Yıldız fabrikatörü Seden, Işık'tan büyük bir yıldız yaratmıştı.Işık'ın ilk başlarda 2 bin lirayı bulmayan ücreti yıllar
içinde 100 bin liralara doğru yükselecekti.Bu artışın en önemli sebeplerinden biri de Işık'ın para konularındaki titizliği ve zekasıydı.Halkın ona olan sevgisini ve filmlerinin başarısını yapımcılara karşı kullanmayı çok iyi beceriyordu.Hatta diğer oyunculara akıl hocalığı yaparak,kimin hangi şartlarda çalışacağını belirleyerek Yeşilçam'a bu konuda bazı standartların gelmesini sağlayan yine Işık oluyordu.Seden, yıldız jönüne ilk kırgınlığını,Işık 1955'te yılında onu bir anlamda ortada bırakıp palas pandıras Amerika'ya gittiğinde yaşıyordu. Şimal Yıldızı başta olmak üzere son çektiği filmlerin kazandığı başarının verdiği özgüvenle ve elbette kendini dolduraşa getirenlerin gazıyla bir Hollywood yıldızına dönüşeceğine emin şekilde Yeni Dünya'nın yolunu tutan Kral,eski yapımcısına bir vedayı bile çok görüyordu.Senesini doldurmadan hüsranla biten bu maceranın sonunda yeniden Kemal Film'e dönüp birlikte filmler yapsalar da,artık Kemal Film'le çalışmayacak kadar büyük bir yıldız olan Işık'la Kemal Film'in arası giderek soğuyordu.

Seden yıllar sonra "İlk zamanlarda oyunculuk olarak zayıftı ama sonunda kendine iyi aktör dedirtti," diyerek anacağı Ayhan Işık hakkında şunları söylüyor:

"Bu dünyada hiç kimse Ayhan Işık kadar dakik ve işine saygılı olamazdı.Söylenenden on dakika evvel sete makyajını yapmış olarak gelir ve kendisinin çağrılacağı anı hiç itiraz etmeden beklerdi...İnanılmaz derecede prodüktör düşmanıydı.Kimsenin bu işi kendi kadar iyi bilmediğini iddia ederdi...İleride ben kendi şirketimi kurayım o zaman siz prodüktörlüğün ne demek olduğunu göreceksiniz derdi. Gördük.70'li yıllarda kendi şirketini kurdu...Birkaç film yaptıktan sonra bu işi terk etti.

Son derece cimriydi.Bir paket sigara alsammı,almasam mı diyecek kadar,düşünecek kadar cimriydi.Kriton İliadis'e durmadan,"Mastori,at bir tabanca!" deyip bir sigara aldığını anlatırlar hep setlerde.Biraz para canlısıydı.Onun gibi sesi olmayan,olmayan değil,hiç olmayan birinin sahneye çıkıpşarkı söylemesi başka türlü izah edilemez.İşin tuhaf tarafı,kendi gazinoda çıkıp karşı söyleyene kadar,bu işi kabul edip yapan artistlere en fazla yüklenennin de Ayhan Işık oluşudur...Kısacası,verdiği fetvalar hep başkaları içindi,kendisi için geçerli sayılmazdı.Bütün bunları bir tarafa bırakalım da işin özüne inelim,Ayhan vefasızdı...Çok vefasızdı...Çok,amma çok vefasızdı."

Oyuncu hakları üzerine,
Ayhan Işık ile ilgili belki de en belirleyici unsurlardan olan ve bu anlamda bahsedilmeyi bir hayli hak eden bu konuya dair verdiği demeçlerin birinde şunları söyler: 

''Türk sinemasının Batı ülkelerindeki çağdaş sinemacılık düzeyine çıkabilmesi için,her şeyden önce ayrıntılı bir 'Sinema Kanunu' gereklidir.Bu kanun, profesyonelce sinema yapmaya ehil sahibi kişilerin kimler olduğunu,bunların karşılıklı hakları ve yükümlülüklerini madde madde tanımlamalıdır.Kanunla birlikte bir de 'sendika' ve 'sigorta' konusu ortaya çıkacaktır.Bunlar da mutlaka devlet eliyle çözüme kavuşturulmalıdır.Sendika üyeliği ve sigortalandırma sayesinde bütün sinema emekçilerimizin hayatları garanti altına alınacaktır.Gözlerimizi Batı ülkelerine,özellikle de ABD'ye çevirdiğimiz zaman bu konudaki birikimlerin bu yönde olduğunu görüyoruz.1958'de Hollywood'a gittim,orada yaklaşık bir yıl boyunca bizim mesleğin ne tür kurallara bağlı olarak yürütüldüğünü gözlemledim.Dışarıda film oyuncularına emekleri karşılığında vadeli senetler vermek gibi tuhaf uygulamalar yoktur,çalışma ve dinlenme saatleri titizlikle kontrol altına alınmıştır.Sendika bütün çalışmaları denetler,piyasada hak

ihlali yaratacak işlerin yapılmasına engel olur.Eğer ki Yeşilçam'ın gelecekte genç insanları acımasızca yiyip yutan dev bir sömürü mekanizmasına dönüşmesini istemiyorsak, ne yapıp edip bir 'Sinema Kanunu' çıkartmalı,ciddi bir sendika kurmalı ve bütün personelin daha mesleğe ilk adımını atar atmaz sigortalandırılması için gereken kanunî baskıyı işverenler üzerinde kurmalıyız.Ben kendi adıma film setlerinin bu ülkede hem oyuncular,hem yönetmenler,hem de diğer teknik elemanlar için birer zulüm çekme yeri değil de profesyonel bir iş sahasına dönüşmesi için elimden her ne gelirse yapacağım.Sinemacılık asla modern bir kölelik sistemine dönüşmemelidir.Sinema bir sanat, sinemacı da bir sanatçıdır; buna yakışır muamele görmelidir.''
TKEK5F4
Ayhan Işık’ın ölümüne en çok üzülenlerden biri de Belgin Doruk’tu.

Yüz Yaşına Kadar Yaşaması Beklenen Ayhan Işık Müthiş Bir Sigara İçicisiydi.Ayhan Işık bir taraftan sağlığının üzerine titrer görünen, yediğine içtiğine çok dikkat ve özen gösteren bir insandı.Bir taraftan sigaranın birini söndürmeden diğerini yakardı.İnanılmaz,müthiş bir sigara içicisiydi.En yakınındakiler kendine onun kadar iyi bakan ve onun kadar iyi beslenen ikinci bir kişi görmediklerini de söylemişlerdir.Belgin Doruk yine anılarında Ayhan Işık için şunları söylemiştir:“Yaşam boyu onunla (Ayhan Işık) benzer kaderi paylaştık.Daha ilk günden itibaren hep sıkı dost olduk…Konuşmadan anlaştık,aynı şeylere gülüp,aynı şeylere üzüldük.Bunlar tümüyle arkadaşlıktı.Öyle sanıldığı gibi ya da bana sık sık sorulduğu gibi aramızda asla bir duygusal yakınlığımız olmadı.Biz gerçekten kardeş gibiydik.”

Çolpan İlhan neredeyse asansör kullanmamasıyla, çok sağlıklı görünmesiyle ünlü Ayhan Işık için şunları söylemiştir:

“Ayhan Işık’ı biz herhalde yüz yaşına kadar yaşar diye düşünürdük.” Osman Seden de aynı fikirdeydi. Ona göre de Ayhan Işık vücuduna bakmasını biliyordu.

                     Kardeş Gibiydiler

Ayhan Işık’la “Öldüren Şehir”,“Beraber Ölelim” ve beş adet “Küçük Hanımefendi” filmi çeviren Belgin Doruk ise Bircan Usallı Silan’a anlattığı “Acı Dolu Yıllar” adlı anılarında “O Güzelim adam (Ayhan Işık),hepimizden çok yaşayacağına inandığım adam hepimizden önce küt diye göç etti gitti…Onun ölüm anına inanamıyorum.Oysa hepimizin ne güzel bir arkadaşlığı vardı bilemezsin. Eşleriyle gerçekten aile dostluğu vardı aramızda.Her yılbaşı gecesi çoğunlukla bizim evde buluşurduk.Onun yanı sıra hafta sonu geziler,balolar,partiler hep birlikte yaşadığımız güzelliklerdi,hoşluklardı.Hepimiz kardeş gibiydik.Hepimizin derdi birimizin derdi gibiydi.”Ayhan Işık’ın Ölümü Sadri Alışık’ın Hayatından On Yıl Çaldı.Çolpan İlhan’a göre Ayhan Işık’ın ölümüne çok üzülen Sadri Alışık’ın ömründen on yıl eksilmişti.Alkolle arasının çok iyi olduğuna bir uçak yolculuğunda tanık olduğumuz Sadri Alışık ise en yakın dostundan 18 ya da 19 yıl fazla yaşadı ve erken sayılabilecek bir yaşta vefat etti.

Sadri Alışık, Gülşen Işık’a Neden Kızdı?

Belgin Doruk,Bircan Usallı Silan’a sözlerini sürdürmüştü:“Sadri, Gülşen’e neden kızmıştı biliyorsun değil mi?Ayhan ölümcül yatakta yatarken Gülşen Işık,Avrupa gezisini bölüp İstanbul’a dönmüş ve ilk işi Ayhan’a;“Kalk lan…Artistlik yapma…Domuz gibi iki gün sonra ayağa dikilirsin”demesine tanık olmuş.Belki kocasına güç vermek için söylemişti Gülşen bunları ama insanlar böyle anlarda olağanüstü duyarlı oluyorlar biliyorsun.”

En íyí dostlarından bírí Sadrí Alı$ık’tır.
Resimler 1964 tarihli Perde dergisinden.İki iyi dost olan Sadri Alışık ve Ayhan Işık Kadıköy’de bir film setinde beraber çalışırlarken verilen arada bahçeye çıkıp kartopu oynuyorlar…..
Ayhan Işık :“İşimiz dışındada çok zaman beraber oluruz.Hanımlarımızda birbirlerini tanır,
görüşürler.En büyük zevkim ,Sadri’yi tavlada mars etmektir".
Sadri Alışık :“Genellikle filmlerdede tavla konusundada onunla çatışıyoruz.Filmlerde jön olduğu için o beni alt ediyor ama hıncımı tavlada alıyorum.Çünkü tavlada,kamera karşısında olduğu kadar usta bir oyuncu değil Ayhan….”
Öyle bir oyuncu düşünün ki adı söylendiğinde onun varlığına hiç tanık olmamış çocuklar bile heyecanlansın,her fırsatta
“böyle jön yetişmedi bir daha Türk sinemasında”densin hatta kendi ismiyle anılan bir bıyığa sahip olsun“Ayhan Işık Bıyığı”
Daha sonra kimseye yakışmayacak olan bıyık…İlk filmi “Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan”dır.1951’den,Necla Nazır ile başrollerini paylaştığı 1977 yapımı ”Yangın”a kadar tam yüz otuz yedi filmde oynadı.Ömrü vefa etseydi 50 yıllık yaşamına sığdırdığı bu filmlerin kim bilir kaç katını çeker kim bilir kaç genç kadını daha kendine hayran bırakırdı. Onun öldüğü tarihte henüz doğmamış olanlar bile en azından,“Kader yolcuları”,“Kanun Adamı”,“Sezercik Yavrum Benim”,“Ölümden Korkmuyorum”,“Şerefimle Yaşarım”,“Öleceksek Ölelim”,“Her şeyim Sensin”,“Küçük Hanımın Şoförü”,“Cingöz Recai”,“Yalnız Adam”,“Katiller de Ağlar”“Kanun Karşısında”,”Ayşecik Canımın İçi”adlı filmleri hatırlıyorlardır.Asıl ününü ise “Kanun Namına” adlı filmiyle kazanır.Artık herkes bu yakışıklı aktörün etkisi altına girmiştir.Filmleri kapalı gişe oynamaya başlar, salondan gözü yaşlı bayanlar kızarık burunlarını saklamaya çalışarak usulca dökülen gözyaşlarını silerler.





Sadri Alisik Ayhan Isik'a Mezari basinda
Mehtup Mart 79
'

Sayın AYHAN IŞIK – MART 79
ZİNCİRLİKUYU
MEZARLIĞI
İSTANBUL

Bugün,
Neriman’ın sana saksı getirdiği gündü.
Akşama kadar,
Taşını, selvini, çiçeğini yeniden düzenledik.
Nedense Amerika’dan döndüğün günü
anımsadım
Ama o gün meğerse,
Seninle başka şeyleri düzenliyormuşuz farketmeden
Harbiye civarında bir bardı.
Votkanı a
yaklı bardakta içmek için
Garsonları uyardın.
Dost ça.
Sonra dostluk üzerine konuşduktu bir süre
Bir süre de
Dostluk etmişiz böylece.
Süre dediğim de,
Ömrünmüş bak sadece…
_____________
İyi geceler
Örtünmeyi unutma
Üşütürsün
Sadri Alışık

Yönetmen Lütfi Akad “Kanun Namına” için ilk görüşmesinde Ayhan Işık’ın kendisinde
kibar ve terbiyeli bir insan izlenimi bıraktığını söyler.

Lütfi Akad ile Ayhan Işık’ın beraber ilk çalışmaları “Kanun Namına” olur.Lütfi Akad bu konuda sonradan şunları söylemiştir:“Osman Seden akıllı bir yapımcı olarak yeni bir jön lanse etmeyi düşündü.Ayhan Işık’tı onun düşündüğü kişi…Fakat öyle yaptı ki,onun etrafına en kuvvetli oyuncuları seçti:Gülistan Güzey’i,Pola Morelli’yi seçti.Settar Körmükçü,Nubar Terziyan,Muzaffer Tema,Neşe Yulaç,Talat Artemel gibi oyuncuların desteği ile yepyeni bir adamı füze gibi fırlattı.Bu düzen Osman Seden’indir…Ve çok iyi bir yapımcı,uzağı gören bir yapımcı olarak davrandı burada.Yeni, yepyeni bir oyuncunun,hiç tanınmamış bir oyuncunun etrafını kuvvetli oyuncularla destekledi.
Ayhan Işık’ın İşten Çıkarılmasından Son Anda Vazgeçildi....
Yapımcılığını Osman Seden’in yönetmenliğini Lütfi Akad’ın
üstlendiği “Kanun Namına” Ayhan Işık’ı en çok aranan yıldız yapmıştır.

Güçlü ve isabetli öngörüleri olan yapımcı Osman Seden Ayhan Işık’la Hollywood’daki gibi uzun vadeli bir anlaşma yapar. Kısaca Ayhan Işık’a yatırım yapar.Yapar yapmasına da “Kanun Namına”nın yönetmeni Lütfi Akad,Ayhan Işık’tan istediği oyunculuğu
(istediği yüz ifadelerini) filmin ilk çekim günlerinde alamayınca Ayhan Işık’ın işine son verilm
esi bile 
düşünülür.
Osman Seden bu olayı kendi sözcükleriyle şöyle anlatmıştır:“Filmin çekimine (yıl 1952) Büyükada Dilburnu’nda başladık.Ertesi gün gene orada çalışılacaktı.Hepimizin gözü Ayhan Işık’ın üstündeydi ve ne yazık ki Ayhan Işık son derece başarısızdı. Üçüncü gün adadan dönerken Lütfi,kameraman Enver Burçkin ve ben vapurun yan tarafında oturduk. Üçümüzün de ağzını bıçak açmıyordu.Ayhan Işık bekleneni vermekten çok uzaktı.Ne yapacağız diye sordum.Lütfi’de tıs yok.‘Değiştirelim mi, filmi paydos edip yeni birini mi alalım o role?’
‘Bilmem’,dedi. Kısa aralıklarla hep sorular sordum,hiçbir net cevap vermeye yanaşmadı.Özür dileyerek Ayhan Işık’tan vazgeçip,iki gündür çekilen sahneleri baştan çekmeye karar vermek üzereydik ki,o ana kadar konuşmamıza hiç katılmamış olan Enver Burçkin,‘O’na son bir şans tanıyalım,’dedi.Üç gün daha beklememizi tavsiye etti, bu müddet zarfında Ayhan’da bir gelişme olursa (ona Lütfi karar verecekti) onunla filme devam edecektik. Lütfi bu fikri hemen kabûl etti…‘O’na son bir şans daha tanıyalım’ dedi.Üç gün devamlı çalışmalara gittim.Sanki Ayhan’a sihirli bir değnek değmiş gibi birkaç gün sonra Ayhan açılmaya başladı.Bir akşam paydostan sonra Enver de Lütfi de ‘Başaracak’ dediler.Ben de aynı fikirdeydim.”Osman Seden bu olayı kendi sözcükleriyle şöyle anlatmıştır:“Filmin çekimine (yıl 1952) Büyükada Dilburnu’nda başladık.Ertesi gün gene orada çalışılacaktı.Hepimizin gözü Ayhan Işık’ın üstündeydi ve ne yazık ki Ayhan Işık son derece başarısızdı. Üçüncü gün adadan dönerken Lütfi,kameraman Enver Burçkin ve ben vapurun yan tarafında oturduk. Üçümüzün de ağzını bıçak açmıyordu.Ayhan Işık bekleneni vermekten çok uzaktı.Ne yapacağız diye sordum.Lütfi’de tıs yok.‘Değiştirelim mi, filmi paydos edip yeni birini mi alalım o role?’ ‘Bilmem’,dedi. Kısa aralıklarla hep sorular sordum,hiçbir net cevap vermeye yanaşmadı.Özür dileyerek Ayhan Işık’tan vazgeçip,iki gündür çekilen sahneleri baştan çekmeye karar vermek üzereydik ki,o ana kadar konuşmamıza hiç katılmamış olan Enver Burçkin,‘O’na son bir şans tanıyalım,’dedi.Üç gün daha beklememizi tavsiye etti, bu müddet zarfında Ayhan’da bir gelişme olursa (ona Lütfi karar verecekti) onunla filme devam edecektik. Lütfi bu fikri hemen kabûl etti…‘O’na son bir şans daha tanıyalım’ dedi.Üç gün devamlı çalışmalara gittim.Sanki Ayhan’a sihirli bir değnek değmiş gibi birkaç gün sonra Ayhan açılmaya başladı.Bir akşam paydostan sonra Enver de Lütfi de ‘Başaracak’ dediler.Ben de aynı fikirdeydim.”
Lütfi Akad, Ayhan Işık’ın oyunculuğunun tel tel döküldüğü  ilk iki günlük çekimleri görüntülerin arızalı olduğunu iddia ederek tekrar çekecekti. Bu filmin bir bölümü bugünkü Beyoğlu AFM Fitaş Sinemaları’nın yerinde bulunan gazinoda çekilmiştir. Setlerinde sıkı disiplin sağlayarak film yöneten Akad “Işıkla Karanlık Arasında” adlı anılarında “Kanun Namına” çekilirken deneyimsiz ya da deneyimi sınırlı Ayhan Işık’a yine bu filmin erkek oyuncularından birinin tavır koyduğunu ancak kendisinin buna geçit vermediğini de anlatır.

25 Yıllık Krallık

Osman Seden “Kanun Namına”nın Ayhan Işık’ın 25 yıllık krallığının başlangıcı olduğunu belirtir.1952’lerde film başına Osman Seden’den bin sekizyüz lira alan Ayhan Işık 1963 sonunda yine aynı yapımcıdan film başına yetmişbin lira almaktadır. Aynı yıl Elizabeth Taylor ise “Cleopatra”dan bir milyon dolar ücret artı hasılattan yüzde on pay almıştır.Ayhan Işık bu gelir uçurumlarını aşabilmenin tek yolu olarak filmlerine insanların ve beyazperdelerin olduğu her yerde pazar bulabilmek olduğunu anlamıştı.Bunun için de tüm dünyayı karış karış gezecekti.İtalyan filmcilerle birlikte gittiği İran seferi bunlardan biridir.Film çevirme takvimi bu kadar dolu bir oyuncunun kendini,projelerini bizzat pazarlayabilmek için Amerikadan İran’a kadar her yana koşturması onun volkanik/yüksek enerjisinin bir başka kanıtıdır.Osman Seden uzun süre Türkiye’de film başına en yüksek ücreti alan Ayhan Işık’ın başarısının sırrıyla ilgili olarak Ses Dergisi’nin bir sorusuna şu cevabı vermişti:“Aynı değerde bir başka aktör olmadığı için.Ayhan’ı hiçbir prodüktör öldüremedi.Yani yıpratamadı. Halkın sevgisiyle prodüktörün sempatisini at başı yürütüyor. Birinci olmanın sırrını ve yaratıcının verdiklerini korumasını biliyor.Bir kere ‘erkek tipli’ yaratılmış. Sonra içki, kadın, kumar, sefahat alemleri gibi sinema dışı ve şöhret düşmanı hiçbir ters hareket yapmıyor.Vücuduna bakmasını biliyor.Bu yüzden de sinema seyircisi bu parayı fazlasıyla ona, dolayısıyla bize ödüyor,ödeyecek de.”Osman Seden bir özeleştirisinde de şunları söyleyecekti:“Türkiye’de star sistemini ben kurdum.Bunun bugün bilânçosunu yaparsanız,sevap günah bilânçosunu,o günahı ben işledim.Peki kurmasaydım ne olacaktı?Gene kurulacaktı.İlk ben yaptım,star sistemi denilen şeyi ben yaptım.Çok da başarılı oldum.Çok,çok,çok başarılı oldum.Ama star sistemi,evde kavanozda boğa yılanı yavrusu yetiştirmeye benziyor.O boğa yılanı zamanla büyüyor,büyüyor,önce senin kemiklerini kırıyor ve yutuyor; sonra daha da büyüyor,etrafına kötülük saçıyor; sonra daha da büyüyor ve kendi etini yiyor.Star sistemi bu.

“Öldüren Şehir”in Çekimlerinden Bir Mahalle Baskısı Anektodu.Belgin Doruk,Bircan Usallı Silan’ın derlediği ve yazıya döktüğü “Acı Dolu Yıllar” adlı anılarında çarpıcı bir mahalle baskısı örneği verir.“Öldüren Şehir”in bir sahnesinde senaryo gereği Ayhan Işık ile el ele tutuşmaları gereken sahnenin çekimi sırasında bir film çekildiğini anlayamayan ve mahallenin namusunun elden gitmek üzere olduğunu zanneden tutucu çevre sakinlerince taşlandıklarını,linç edilme tehlikesi ortaya çıkınca oradan kaçarak canlarını zor kurtardıklarını anlatır.Bu filmin yapımcısı ve senaryo yazarı Osman Seden,yönetmen Lütfi Akad’tır.“Öldüren Şehir”, Ayhan Işık ile Belgin Doruk’un birlikte oynadıkları ilk filmdir. “Öldüren Şehir”in bir başka özelliği Yıldız adlı film dergisinin “Geleceğin Oyuncuları”yarışmasında Kral ve Kraliçe (birincilik) ödülüne lâyık bulunan Işık ve Doruk’un bir araya getirilmesidir.“Öldüren Şehir” ile hem Işık hem de Doruk,Film Dostları Derneği’nce en iyi erkek oyuncu seçilmiştir.
Yapımcı Osman Seden yönetmenliğini Lütf
i Akad’ın üstlendiği “İngiliz Kemal Lawrence’a Karşı”daki rolü için Ayhan Işık’a dönemin boks şampiyonu Vural İnanda’dan boks dersleri aldırır ve neredeyse olanakları ölçüsünde bu film prodüksiyonu için hiçbir masraftan kaçınmaz.“Kanun Namına”sinema seyircilerinden çok büyük,”İngiliz Kemal” ise sadece büyük ilgi görür.
1950’lerin sonunda ve 1960’ların başında sadece İstanbul’da yılda 30 milyona yakın sinema bileti kesilmesi film üretimini yılda 130 filme kadar yükseltmişti. Ayhan Işık en popüler oyunculardan biriydi.Adeta paylaşılamıyordu. Ayhan Işık kendini o denli büyük bir star olarak görüyordu ki,bir başka film setine yetişebilmek için Lütfi Akad’ın birkaç günlük çekimi kalan filmi “Üç Tekerlekli Bisiklet”i yarım bıraktı.

Aslında bu olayda kesinlikle ve kesinlikle Ayhan Işık’ın bir hatası yoktur. Çünkü yapımcı Nusret İkbal’e Ayhan Işık “Üç Tekerlekli Bisiklet” için sadece 15 gün ayırabileceğini önceden bildirmiş, İkbal ise bu durumu Ayhan Işık 15 günlük çekimden sonra setten ayrılınca Lütfi Akad’a söylemiştir. Ayhan Işık’ın “Üç Tekerlekli Bisiklet”in setinde sadece 15 gün çalışabileceğini Lütfi Akad’a da söylememesiyse çirkin bir davranıştır.Ayhan Işık için o dönemde para çeşmeleri akıyordu ve O da küplerinin hepsini sonuna kadar doldurmaya kararlıydı.“Belgin Doruk ile Özdemir Birsel çifti, Sadri Alışık ile Çolpan İlhan çifti ve yönetmen Ertem Göreç de Ayhan Işık’a ailecek görüşecek kadar yakındı.Ayhan Işık’ın ölümünden sonra Sadri Alışık evinde bir Ayhan Işık köşesi oluşturdu. Onun fotoğraflarının karşısına geçip kadeh kaldırır ve içkisini içerdi. Çok yakın arkadaşlardı. Bildiğim kadarıyla Zincirlikuyu Kabristanı’nda mezarları da birbirine çok yakın.”

      Genç Kızlar ve Kadınlar Ayhan Işık’a Aşık Olmuştu

Genç kızlar ve kadınlar Ayhan Işık’a aşık olmuştu. Genç erkekler O’nun gibi görünmek ve olmak istemişti. Ancak Ayhan Işık’ın oyunculuk yetenekleri sınırlıydı. Sadece usta yönetmenlerin elinde çok iyi sonuçlar verdi.Bir sahnenin mümkün olan en az tekrarla çekilmesi onun rol aldığı filmlerde mümkün değildi.1979’daki vefatı kadar olmasa bile 1963’te Gülşen Işık’la evlenmesi Ayhan Işık’ın kadın hayranlarını epey sarsmıştır.Kısa süre sonra çiftin Serap adında bir kızları olur.Gülşen Işık,Gül Bora (Ekrem Bora’nın eşi), İpek Günay (İzzet Günay’ın eşi),Belgin Doruk ve Neriman Köksal zaman içerisinde örnek gösterilebilecek bir arkadaşlık bağı geliştirmeyi başarmışlardır.Mümkün olduğu kadar boş zamanlarını ve tatillerini birlikte geçirmeye çalışmışlardır.Ayhan Işık Türk sinemasında yiğit,mert,sözü senet olan,tuttuğunu koparan,bıçkın kenar mahalle delikanlısı karakterlerine hayat vermiş ve bu rolleriyle beyazperdenin yakışıklı kralı ünvanını kazanmıştır.Çalıştığı birbirinden değerli yönetmenler arasında Lütfi Akad (Kanun Namına,Öldüren Şehir, İngiliz

Kemal Lawrence’a Karşı,Üç Tekerlekli Bisiklet),Metin Erksan (Acı Hayat),Ertem Göreç (Otobüs Yolcuları),Halit Refiğ (Güneşe Giden Yol,Kızın Var mı Derdin Var) ve Memduh Ün’de (Namusum İçin) bulunuyor.Vedat Türkali’den (Otobüs Yolcuları) Kemal Tahir’e (Namusum İçin) kadar çok değerli edebiyatçıların yazdığı ve yarattığı senaryoların sinema uyarlamalarında tercih edilmesi de Ayhan Işık’ın ne kadar şanslı bir oyuncu olduğunun bir başka örneğidir.
Göksel Arsoy’a Göre “Küçük Hanımefendi” Filmine Pek Fazla Seyirci Rağbet Etmeyecekti

Göksel Arsoy’un kabûl etmediği rolü üstlendiği “Küçük Hanımefendi” serisi Ayhan Işık’a hareketlerinde aşırı bir özgüven ve rahatlık kazandırmıştır.Göksel Arsoy kendisinin reddettiği rolün Ayhan Işık’a verildiğini öğrenince bu filmi seyretmeye pek fazla insan gitmez demişti.Arsoy yanıldı ve bu seri sinema seyircilerinin en çok ilgi gösterdiği Türk filmleri arasında yer aldı. Çoğu sinema seyircisine ”Mutluluk Hapı” gibi gelen serinin altı filminden (1961 – 1970 yılları arasındaki) dördünde Ayhan Işık,Belgin Doruk ile Sadri Alışık, serinin beş filminde Ayhan Işık ile Belgin Doruk başrolleri üstlendi. “Küçük Hanımefendi” serisi Işık ile Alışık’ın dostluğunu pekiştirdi.Bu filmlerin setlerindeki Işık ile Alışık’ın yarattıkları neşeli ortam/atmosfer ve birbirlerine lâf yetiştirmeleri efsane halinde anlatılır oldu.Sadri Alışık’ın yaptığı Ayhan Işık taklitlerine Ayhan Işık bayılırdı ve bir kez daha tekrar ettirirdi.Ayhan Işık’ın En İyi Oyunculuk Performansları “Küçük Hanımefendi” Serisindeydi.Lütfi Akad,Ayhan Işık’ın “Küçük Hanımefendi”serisindeki oyunculuğuyla ilgili olarak şunları söylemiştir:“Ayhan Işık ‘Kanun Namına’da gerek ondan sonraki filmlerinde başarısızdı.Gerçi şurada bir düzeltme yapmam gerekir ki,Ayhan Işık hiçbir filmde oynamadı diyemeyiz.Ayhan,yalnızca tatlı,güzel,hafif,duygusal,komedi filmlerinde çok güzel oynadı.Belgin Doruk’la birlikte oynadığı güldürüye yaklaşan tarzı ona çok yakışıyordu.Tipi ve yüz mimikleri o tarza daha uygundu.Ayhan seyirciden işte bu filmlerinde daha çok karşılık bulmuştur.”

Yakın zamanda Can Yayınları,“Küçük Hanımefendi” serisinin baş oyuncuları Ayhan Işık ile Belgin Doru
k üzerine birer kitap için Giovanni Scognamillo’yla da görüştü.Ama bu kitap projesi gerçekleşmedi.Alzheimer hastası talihsiz yönetmen Erdoğan Tokatlı’nın eşi Reyhan
Hanımın Ayhan Işık ile ilgili belgesel hazırlama isteğineyse Ayhan Işık’ın ailesi açıkçası pek yardımcı olmadı.Ayhan Işık ile Sadri Alışık’ın“Biz sanatkârız, işçi olmadığımız için sendikadan istifa ediyoruz”cümlesiyle özetlenebilecek,patronlardan yana tavır ve tutumları Türkiye’de film üretimi alanındaki çalışma koşullarının düzelememesine karınca kararınca bir katkıda bulunmuştur.Ayhan Işık film yıldızıyken berbat/karga gibi sesleri ve olmayan/kıt müzik bilgileriyle kamyonla para karşılığında şarkıcılığa soyunan, sahneye çıkan meslektaşlarını en ağır ifade ve sözcüklerle eleştirmiş, aynı teklif kendisine gelince parayı herkesten çok sevdiğinden,hiç düşünmeden taşınmadan şarkıcı olarak sahneye çıkmıştır.Şarkıcılık sınavı tahmin edilebileceği gibi tam bir fiyaskodur.Ayhan Işık için belki de hayatta en çok önem verdiğiyse, son derece bakımlı,son derece yakışıklı,son derece fit görünmekti. Bazı erkek meslektaşları gibi sette dolaşırken kendini bir taraftan elindeki aynadan seyretmese de bu konuyu takıntı haline getirmişti. Yaşlı, ihtiyar,çirkin bir insan olarak ölmeyi kendisine yakıştıramadığı bile düşünülebilir. Aslında popülerliğini daima korumak isteyen bir film yıldızı olduğu düşünülürse bu konuda kendisini eleştirmek haksızlık olur.

Dokuz Günde Film Çevrilebilir mi?

Yapımcı Osman Seden de şirketi Kemal Film’in zor günler yaşadığı günlerde süper yıldız yaptığı Ayhan Işık’tan

yardımını, kendilerine bir can simidi atmasını ister.Gerisi Seden’in anlatımından:“Bana bir film yapmasını rica ettim,cebinden bir liste çıkardı, yalan söylemeyeyim,onüç kadar film anlaşması yapmıştı. Hiç boş vakti yoktu.Filmler arasında dokuz günlük bir ara vardı ve istersem bu dokuz günü bana verebileceğini söyledi.Dokuz günde nasıl film çevrilebilir ki?”Ayhan Işık’ın kendine hayranlığı ve inanılmaz özgüveni dillere destandır.Adeta kendi kendisine aşıktır.O adeta küçük dağları yaratmıştır.Bulunmaz Hint kumaşıdır.Dünyanın birinci harikasıdır. Bu konuda da onlarca meslektaşı O’nu yalnız bırakmamış, hatta onu sollayıp geçmişlerdir.Onlar asla ve asla mütevazi değillerdir.Ayhan Işık, Hollywood’da yer edinmek gibi büyük hayallere kapılmış ve Amerika’da Muzaffer Tema’dan daha fazlasını başarabileceğine kendini inandırmıştır.Muzaffer Tema,Alan Ladd kadar yakışıklıysa Ayhan Işık da Clark Gable kadar yakışıklıdır.Sonuçta Ayhan Işık Amerika’dan büyük bir hayal kırıklığı içinde dönmüştür.Ancak son nefesini verinceye kadar çevirdiği filmlerin tüm dünyada izlenebilmesi ve filmlerine dünyanın her yanından güçlü sermaye gruplarının yatırım yapmaları için inanılmaz bir mücadele vermiştir.Bu da ancak takdir edilebilir bir davranıştır.Ayhan Işık’ın yapımcı Turgut Demirağ’ın senaryosunu Giovanni Scognamillo’ya yazdırdığı James Bond tarzındaki bir filmde oynaması da söz konusu olmuştur.Bu filmde oynamayı kabûl eden ünlü Amerikalı oyuncu Jayne Mansfield trafik kazasında ölünce film kalmıştır.
Türk Sinemasının Kara Kutusu Agâh Özgüç, Ayhan Işık’ı anlatti

Başlangıçtan bugüne Türk sinema tarihi hakkında çok şey bilen adam, herkesten fazlasını bilen adam,Türk sinemasının tutanakçısı, detektifi, arkeoloğu,sinema tarihçisi,arşivcisi,onlarca değerli araştırma kitabının yazarı Agâh Özgüç,bu satırların yazarına yakından tanıdığı ve Park Otel’de viski içerek sohbet ettiği Ayhan Işık’ı anlattı.

“Ayhan Işık biliyorsunuz 1950’de ünlü oldu ve 1960’ların başında evlendi. Işık, ünlü olduktan sonraki ve önceki bütün özel hayatını herkesten gizlemeyi başarmıştır.Hayatında Gülşen Işık’tan başka bir kadın olup olmadığı bir sırdır, bir bilinmeyendir. Ayhan Işık hayatındaki Gülşen Işık’ın varlığını bile uzun süre hayranlarından gizlemeyi tercih etmiştir. Ayhan Işık ile Gülşen Işık’ın aşk yaşadıklarının kanıtı olan ilk fotoğraflar bile uzun uğraşlar ve gizli takiplerden sonra gizlice ve uzaktan çekilebilmiştir. Ayhan Işık, belki de kadın hayranlarını hayal kırıklığına uğratmamak için hayatındaki kadını (Gülşen Işık’ı) uzun süre onlardan gizlemiştir.”

“Ayhan Işık bir stardır. Bence Türk sinemasında starlık mertebesine ulaşmış 12 erkek oyuncu vardır. Ayhan Işık, Yılmaz Güney, Sadri Alışık, Fikret Hakan, genç kızların ve kadınların bayıldığı Muzaffer Tema,seyirci rekorları kıran ‘Samanyolu’ (1959) filminden sonra otomobili hayranlarınca havaya kaldırılan Göksel Arsoy,Orhan Günşiray,Cüneyt Arkın, Tarık Akan,Kadir İnanır,Kemal Sunal ve Şener Şen.”

Ayhan Işık sinema oyunculuğundan önce Türkiye Yayınevi’nin sahibi,sonradan milletvekili olacak olan Tahsin Demiray’ın yanında ressam olarak çalışıyordu.Ayhan Işık,‘Aşka İnanmam’ adlı çizgi romanın yaratıcısıdır.Çizgi roman kitap olarak basıldığında kapağın üzerinde Ayhan Işık’ın fotoğrafı vardı. Türkiye Yayınevi,Yıldız,Binbir Roman,Çocuk Haftası ve Yavru Türk dergilerini ve çeşitli kitapları yayınlıyordu.Filmleştirilmiş romanlar serisi de bu yayınevine aitti.”

“Ayhan Işık’ın Türk sinema tarihinde çok önemli bir yeri vardır;O Türk sinemasına star sistemini getiren adamdır. Yeşilçam beylerine/ağalarına/prodüktörlerine başkaldırıp kendi kurallarını ve prensiplerini (‘Ayhan Işık Pazar günleri çalışmaz’ gibi) onlara kabûl ettiren adamdır.Türk sinemasında star sistemi gerçek anlamıyla Ayhan Işık’ın gelişiyle başlar. Yaşamını ve oyunculuğunu bu temellendirme üzerine kuran Türkiye’deki ilk oyuncudur. Star sistemi batıdan ithâl edilmiştir,ancak Ayhan Işık Türk sineması için katıksız bir yerli malzemedir.Yani ne Muzaffer Tema gibi Alan Ladd,ne de Nazım İnan gibi Victor Mature’nın abartılı stilizasyonunu taşır hamurunda.Işık’ın abartısı yalnızca zaman zaman sol kaşını kaldırması,biraz da kasılmasıdır.Ne var ki birçok oyuncuda iğreti gibi duran bu tavır,Ayhan Işık’ta pek yadırganmaz.Çünkü Işık’ta kasılmışlık kişiliğinin ayrılmaz bir parçası ve ağırbaşlılığının bir simgesi haline gelmiştir.Sol kaşını
kaldırması Ayhan Işık’a yakışıyordu. Aynı şeyi yapması Kadir İnanır’a yakışmıyordu,abartılı kaçıyordu ve rol kestiği anlaşılıyordu.Kamera karşısına geçtiğinde nereye bakacağını,en doğru açıdan bakmayı çok iyi bilen bir stardı Ayhan Işık.”
“Ayhan Işık’ın ölümü için,‘Karısıyla problemleri vardı, kafası bozulmuştu, çok mutsuzdu ve intihar etti’ bile denmiştir.Çok viski içtikten sonra uzun süre güneş altında kaldığı söylenmiştir.Ancak gerçeği hiçbir zaman bilemeyeceğiz.“Karısı Gülşen Hanım ve kızı Serap Hanım bugüne kadar Ayhan Işık’tan kalan her şeyin korunması için vakıf kurmalıydılar.Ancak bunu ne yazık ki yapmadılar. Bugün bile vakıf kurulması için geç kalınmamıştır.”“Ayhan Işık ölümünden kısa bir süre önce gözaltı torbalarını aldırmıştır.Çünkü hayatını sinemadan kazanıyordu.Yine bir örnek Cüneyt Arkın’da burnunu düzelttirmiştir.Yapımcı Nazmi Özer’de gözaltı torbalarını aldırmıştır.O dönemde botoks yoktu, olsaydı onu da yaptırırlardı.”









































Comments