6 Haziran 1973 
                Pırıl pırıl bir yaz günüydü
                Aydınlıktı, güzeldi dünya
                Bir adam düştü o gün Galata Kulesi’nden
                Kendini bir anda bıraktı boşluğa
                Ömrünün baharında
                Bütün umutlarıyla birlikte
                Paramparça oldu
                Bir adam benim oğlumdu...

                Gencecikti Vedat
                Işıl ışıldı gözleri
                İçi
                Bütün insanlar için sevgiyle doluydu
                Çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
                Kendini bir anda bıraktı boşluğa
                Söndü güneş, karardı yeryüzü bütün
                Zaman durdu
                Bir adam düştü Galata Kulesi’nden
                Bu adam benim oğlumdu

                Açarken ufkunda güller alevden
                Çıktı, her günkü gibi gülerek evden
                Kimseye belli etmedi içindeki yangını
                Yürüdü, kendinden emin
                Sonsuzluğa doğru
                Galata Kulesi’nde bekliyordu ecel
                Bir fincan kahve, bir kadeh konyak
                Ölüm yolcusunun son arzusu buydu
                Bir adam düştü Galata Kulesi’nden
                Bu adam benim oğlumdu

                Küçüktü bir zaman
                Kucağıma alır ninniler söylerdim ona
                Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni
                Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat

                6 Haziran 1973
                Galata Kulesi’nden bir adam attı kendini
                Bu nankör insanlara
                Bu kalleş dünyaya inat
                Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
                Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat”...
                                                    
                                                                         Ümit Yaşar OĞUZCAN

 Şiir
          
Şiir, neredeyse dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir yazın türüdür..    Şiiri tanımlamak için binlerce ifade kullanılmışsa da doğru ve değişmeyecek bir tanıma ulaşmak olanaksız gibi görünmektedir..
        
   Şiirin ortaya çıkışı, insanın sesini bulması ve özellikle konuşarak iletişim kurmasını sağlayan bir dil geliştirmesi ile yaşıttır..İnsan günlük konuşma dilinin yanı sıra özellikle değiştirebileceği ya da yansıtabileceğini düşündüğü doğayı etkilemek için bir büyü dili oluşturmuştu.. Bu dilin ritmik özellikleri şiir dilinin öncülü olarak sayılır. Platon da şiiri tanımlarken "büyülü söz" ifadesini kullanmıştır..
     
        Topluma ortak bir duyarlık ve bazen vicdan oluşturmak, insan-doğa ilişkisini düzene koymak, sıradan insanın gözlemleyebildiği halde ifade edemediği olayları ve olguları güzel ve farklı bir dil kullanarak gündeme getirmek ve böylece toplumun sözü olmak gibi işlevleri vardır şiirin..           
          
            Şair kimdir..?
            Şair öncelikle bir yazın insanıdır..Şiir yazan ve söyleyen kişidir.
     
      Şair yaşadığı dünyayı, olayları ve insanları herkesten farklı algılayan bir kişidir ya da olmalıdır..İzlenimlerini halka aktarırken diğer sanatçılar kadar rahat değildir çünkü ne günlük konuşma dilini kullanabilir ne de düzyazı tekdüzeliğini..Şairin dili diğer tüm yazın türlerinin dilinden üstün ve zahmet vericidir..