Bu sitede ara

Facebook Sayfamıza Üye Olun!

DUYURULAR (ARŞİV)


AMARGİ SINIR ÖTESİ FEMİNİST BULUŞMALARDA CYNTHIA COCKBURN SELEK'LE DAYANIŞIYOR


"Militarizme ve savaşa etkin biçimde karşı çıkmak isteyen kadınlar
sıklıkla yalnızca kadınlararası örgütlenmeyi seçerler. Bu neden
böyledir? Biz, kadın ya da feminist olarak ne yaptığımızı düşünüyoruz?

Savaş karşısındaki feminist "duruş" nedir? Bazı yanıt taslakları
oluşturmaya başlamak için, değişik ülkelerde, değişik zamanlarda
farklı farklı militarizasyon ve savaş deneyimleri yaşamış kadınların
silahlı çatışma
deneyimlerini canlı bir şekilde aktarmaya çalışıyorum. Bu kadınların
bazıları "sıcak" savaşı yalnızca uzaktan izlemişler, bazıları da on
yıllarca süren savaşlardan güç
kurtulmuş veya bu savaşların kurbanı olmuşlar."



Feminist araştırmacı ve yazar Cynthia Cockburn, Pınar Selek ile
dayanışmak ve duruşmaya katılıp ona destek olmak için 9 Şubat 2011'de
İstanbul'a geliyor ve sonrasında 11 Şubat 2011 Cuma akşamı Amargi
Feminist Kitabevinde "Militarizm ve savaş buradan baktığımızda nasıl
görünüyor?" sorusunu soruyor ve biz de hep birlikte tartışıyoruz.
Yazar, bu erkek egemen düzenin ve özellikle de erkekliğin kültürel
yollardan tam anlamıyla kurulmasının, hem bütün sistemi etkileyen
erkek üstünlüğünün hem de askeri gücün yeniden üretiminde önemli bir
rol oynadığını öne sürüyor. Bu sürecin nasıl işlediğini göstermek
için, savaşa eğilimli maskülen ulusal kültürlerin sağlama alınması ve
mevcut erkeklerin savaşmaya hazırlanmalarıyla ilgili örnekler veriyor.
Cynthia Cockburn bu etkileyici çalışmasıyla savaş karşıtı
feministlerin yolculuklarına, onların militarizm ve savaş analizlerine
ve kıtaları aşan yaratıcı eylem biçimlerine işaret ediyor.


Yazar tarafından yapılan iki yıllık yoğun yolculuklar  sonucunda
ortaya çıkan son kitabı Buradan Baktığımızda: Kadınların Militarizme
Karşı Mücadelesi üzerine birlikte gerçekleştireceğimiz bu sohbete tüm
dostlarımızı bekliyoruz..

Tarih:
11 Şubat 2011 Cuma
Saat: 19:00
Yer: Amargi Feminist Kitabevi
Adres: Katip Mustafa Celebi Mah. Tel Sokak No: 16 Beyoglu
(0212) 251 01 54
istanbul@amargi.org.tr

CynthiaCockburn kimdir
Feminist araştırmacı ve yazar Cynthia Cockburn, Londra'daki City
Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesidir. Ampirik toplumsal
araştırmalara dayanan çalışmalarıyla ve teoriyi emek veya politik
eylem pratiği üzerine kuran yaklaşımıyla tanınır.
1995'ten bu yana özellikle Kuzey İrlanda, Bosna-Hersek ve
İsrail-Filistin'deki çatışmalarda ve barış süreçlerinde toplumsal
cinsiyet konusuna yoğunlaşmıştır. Uluslararası Siyah Kadınlar Ağı'nda
aktif olan yazarın Türkçedeki diğer eserleri şunlardır:
Mesafeyi Aşmak: Barış Mücadelesinde Kadınlar (İletişim, 2004),
Hat:Kıbrıs'ta Kadınlar, Taksim ve Toplumsal Cinsiyet Düzeni (İletişim, 2005).

http://www.cynthiacockburn.org/





Homofobiyi Politik Olarak Sorunsallaştırmak: Anti-Homofobi Kitabı

 

1990’ların başından günümüze homofobiyi politik bir sorun olarak ortaya koyan, bu doğrultuda 2006 yılından itibaren her yıl Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’yı düzenleyen Kaos GL, iki yıldır bu buluşmaların verimlerini kitaba dönüştürerek okuyucularla paylaşıyor.

 

Kitabın başlıklarının tamamı, aslında Kaos GL’nin yıllardır neleri dert edinerek neyin mücadelesi yürüttüğü hakkında fikir sahibi olmayı mümkün kılan birer gösterge.


Remzi Altunpolat yazdı

Nasıl edinilir?

Kaos GL yayını Anti-Homofobi Kitabının dağıtımı ücretsiz yapılıyor. Kitap, Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Adana ve Diyarbakır'daki LGBT örgütlerinden temin edilebilir. Ayrıca Kaos GL'den istenebilir.

Baskısı tükenen Anti-Homofobi Kitabının ilkinin elektronik versiyonunu şu adresten indirmek mümkün.
http://www.antihomofobi.org/arsiv/2009_anithomofobi_kitabi_cikti.htm

 

İçindekiler:

http://www.antihomofobi.org/arsiv/2010_antihomofobi_kitabi_iki.htm

 



KADINLAR SOKAKTA!


Yemek yapmak kadından beklenen bir iştir…

Oysa yemek ustaları çoğunlukla erkeklerdir. Önemli olanın zaten iyi yemek yapmak olmadığını çok iyi biliyoruz. Mesele yemegi kimin için, neden pişirdiğindir. Evindeki kadın yemeği kocası için pişirmektedir. Çünkü, kocası ekmek parasını kazanmak için dışarıda bir işte çalışmakta, karşılığında karısından yemek

istemektedir. Hatta işinden evine gelen koca yemek bulamassa ortalığı kırar, geçirir. Yani bu anlamda yemek kadının mecburi görevi ve ücretlendirilmeyen emeğine dönüşür. Böylelikle yemek kadın için aynı zamanda bir zorunluluk ve  baskı aracı olur.

Oysa insanları biraraya getiren ve muhabbetle eğlendiren bir kültürdür yemek ve  bizler yemeğin insanlar arası bir  paylaşma olduğunu düşünüyoruz.

Anarşist kadınlar olarak ortak pişirdiğimiz yemeğimizi paylaşmak isteyen herkesi sokaklara davet ediyoruz.



TARİH: 19 Şubat 2011 C.tesi

SAAT: 13:00-15:00

YER: KADIKÖY İSKELE MEYDANI

http://kadinlarsokakta.org/a/?cat=5






9. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali Başlıyor!

 

12–20 Mart’ta İstanbul’da, 26–27 Mart’ta Van’da, 2–3 Nisan’da Antalya’da, 9–10 Nisan’da Trabzon’da,

yirmi beş ülkeden filmler ve konuklar,

tema bölümleri, toplu gösterimler,

panel, konferans ve atölyelerle,

Filmmor Kadın Filmleri Festivali Başlıyor!

 

Festivalde Neler Var:

 

— Yanıtı festivalin de teması olan bir sorumuz var:

 

Ne alınır, ne verilir, ne çalınır, ne kazanılır ama bunların hepsi mümkün sanılır.

Dikilemez, biçilemez ama kimi metreyle ölçüp teraziyle tartmaya kalkar.

Yasalarda ille de vardır ama fiiliyatta evrile çevrile yok edilir.

İdraki ve inşası fizik-biyoloji, fıtrat-yaradılıştan öteye geçmeyi gerektirir.

 

— Kadınların Sineması, Kadınlardan Ortadoğu, Kendine Ait Bir Cüzdan, Annelik Meselesi, Cins-iyet-ler bölümlerinde, 25 ülkeden, 88 kadın yönetmenden altmışı aşkın film var.

 

—Söyleşi ve Atölyeler:

 

Sinemada cinselliğe dair O İş Anlattığınız Gibi Değil, sinemada sansüre dair Yasaklar ve Yalanlar, Film Okuma, Queer? gibi atölyelertemamızın teferruatlarını konuşacağımız bir söyleşi, Kamerun ve Filistin Kadın Filmleri Festivali ile buluşmalar ve elbette yine filmlerin yönetmenleriyle buluşacağımız söyleşiler var.

 

— Diğer –Ortak Etkinlikler:

Galatasaray Üniversitesi-Medya ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Merkezi ortaklığıyla Konferans; Kadınlar ve Sinema: Ortadoğu, İstanbul Modern-Sinema ortaklığıyla Mor Nokta, Altın Bamya Akademisi ile 3. Altın Bamya Ödülleri.

 

—Festival 12–20 Mart arası İstanbul’da, Cezayir, Fransız Kültür Merkezi, İstanbul Modern salonlarında olacak. Ardından yine yollarda… Van Kadın Derneği ortaklığıyla 26–27 Mart’ta Van’da, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği/Merkezi ortaklığıyla 2–3 Nisan’da Antalya’da, Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği ortaklığıyla 9–10 Nisan’da Trabzon’da olacak.

 

—Haydi Festivale… Filmler, atölyeler, söyleşilerle dört ilde festival sizlerle…

—Festivale dair detaylı bilgi için: www.filmmor.org

Diğer bağlantılar için: www.altinbamya.org  /  http://mediar.gsu.edu.tr / http://iphone.istanbulmodern.org/etkinlik-sinema.aspx  / http://www.cezayir-istanbul.com / http://www.infist.org / http://www.vakad.org.tr




ATÖLYE: PORNO 102







Tarih: 04.02.2011
Saat: 19:00


Yer: Lambdaistanbul Kültür Merkezi

Bağımsız Porno, tutkulu ve queer, oyuncu ve biseksüel, lezbiyen ve gey, aktif ve pasif, kadın, erkek, trans, homo, hetero, her tür arzularımıza alternatif tatmin sağlayan bir örnek olarak karşımıza çıkarken, kendi seçimimiz ve isteklerimiz doğrultusunda cinsel haz alma hakkını ve herkesinki gibi bedenlerin güzelliğini tekrar elde etmekle özdeşleştirilebilir. Bağımsız porno cinsel aşağılama, şiddet ve toplumda cinselliğe dair yaşanan krizlerin nedeni olmaktan ziyade bir göstergesi olan ana akım pornonun çıkmazlarına bir başkaldırıdır.

Ana akım pornoya eleştirel bir cevap niteliğindeki Bağımsız Porno atölyesinde politik, feminist, queer veya herhangi bir biçimde ana akım pornonun dışında kalan bağımsız porno üzerine konuşacağız.

Niçin porno izliyoruz? Veya niçin porno izlemiyoruz?
Ana akım pornoyla nasıl ilişkileniyoruz?
Bağımsız porno nedir?

İki haftada bir farklı örneklerle sürecek olan atölyede ikinci filmimiz İsveç’ten: Kirli Günlükler -  Dirty Diaries

Kirli Günlükler Isveç Feminist Pornosundan karma bir seçki: Hardcore ve vanilya seks, queer ve hetero, teşhirci ve *ikişken, provakasyon, penetrasyon ve şiirsel.


Kirli Günlükler MANİFESTO’su

1. Olduğumuz gibi güzeliz

Hastalıklı güzellik ideallerinin canı cehenneme!

İçlerindeki kendinden nefret etme duygusu bir çok kadının enerjisini ve yaratıcılığını tüketmektedir. Kendi cinselliğimize ve gücümüzü keşfetmeye odaklayabileceğimiz bu enerji, dietler ve kozmetikler dünyasında harcanıp gidiyor. Ticari güçlerin sizin ihtiyaç ve arzularınızı kontrol etmesine izin vermeyin!

2. Şevhetli olabilme hakkınız için mücadele edin!

Erkek cinselliği, bedel ne olursa olsun tatmin edilmesi gereken doğal bir dürtü olarak kabul edilirken, kadın cinselliği yalnızca erkeğin ihtiyaçlarına uyum gösterdiği sürece kabul edilebilir görülüyor. Şevhetiniz yalnızca kendinizce ve kendiniz için olsun

3. İyi kız kötü kızdır

“özgür ve aktif şekilde cinselliğini yaşayan kadınlar ya manyaktır ya da lezbiyendir, e öyleyse manyaktır” gibi kültürel klişelerden bıktık. Biz artık Betty Blue, Ophelia ve Thelma & Louise’in eninde sonunda ölmek zorunda olmadığı filmler izlemek ve yapmak istiyoruz.

4. Kapitalizmi ve patriyarkayı kırın , dökün!

Porno endüstrisi cinsiyetçidir çünkü bizler ataerkil ve kapitalist bir toplumda yaşıyoruz. İnsanların cinsellik ve erotizm ihtiyaçlarından yüksek kar sağlanır ve bu süreçte kadınlar sömürülür. Cinsiyetçi pornoyla mücadelede, kapitalizm ve patriyarkayı yıkmak asıl hedeftir.

5. Ne kadar istersek o kadar hınzırız

Takılmanın ya da koyvermenin tadını çıkarın. HAYIR diyebilmek, gerçekten istediğinizde EVET diyebilmektir.

6. Legal ve serbestçe kürtaj yaptırabilmek, insanlık hakkıdır!

Herkes kendi bedenini kontrol edebilme hakkına sahiptir. Her yıl milyonlarca kadın istenmeyen gebeliklerden musdarip oluyor ve illegal kürtaj uygulamalarında hayatını kaybediyor. Doğum kontrole ve cinsel bilinçlenmeye karşı çıkan ahlakçı vaazların canı cehenneme!

7. Asıl düşmanla mücadele edin!

Sansür cinselliği özgürleştiremez. Kadın cinselliğinin imajını değiştirmek, bu imajların kendileri tabu olarak kaldığı sürece imkansızdır. Kadınlara cinselliklerini sergiledikleri için saldırmayın. Onun yerine, cinselliğimizi denetlediği için cinsiyetçiliğe saldırın.

8. Queer olmaya devam edin

Erotik külliyatın çok büyük bir kısmı homofobik ve daha çok da transfobiktir. Bizler cinsiyetler arası savaşa değil, cinsiyetlere karşı savaşa inanıyoruz. İstediğiniz cinsiyetle özdeşleşin ve kimle istiyorsanız onunla sevişin. Cinsellik çeşitlidir.

9. Korunun

“Ben dışarı çıkın ve yapın demiyorum, eğer illa öyle yapacaksanız, olaya girişmeden kayışları kuşanın.” (Missy Elliot)

10. Kendiniz Yapın

Erotik külliyat iyidir ve ihtiyaç duyduğumuz birşeydir. Hoşumuza giden erotik filmler yaparak, anaakım porno endüstrisine bir alternatif yaratmanın mümkünatına, kesinlikle inanıyoruz!

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklâl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org




Sosyal ekoloji forumunda Vicdani red


YER: Diyarbakir, Amed SumerPark Yasam Alani

Vicdani ret paneli tarihi: 29 Ocak 2011 saat 13:00 ile 15:00


Forum kapsamında "Savaşların ekosistem üzerindeki yıkımı", "Barajların coğrafyaya sağlığa etkileri", "GDO üretim ve biyoçeşitlilik", "Politik ekoloji ve ekososyalizm" konuları tartışılacak.Diyarbakır'da Mezopotamya Sosyal Forum'u (MSF) tarafından Sümerpark Kampüsü'nde 29-30 Ocak tarihleri arasında düzenleyeceği Ekoloji Forumu'na sayılı günler kaldı. İki gün sürecek olan foruma yerli ve yabancı çok sayıda çevre bilimcinin katılması bekleniyor.

29 Ocak gunu programinda ise saat 13:00 - 15:00 arasi Vicdani Ret konusulacak.





LAMBDAISTANBUL’DA “ISTE BOYLE GUZELIM…”

 

Mart 2008′den bu yana Diyarbakir, Istanbul, Ankara, Izmir, Erzincan, Tunceli ve Bursa’da 1200’den fazla kadin ve erkek “iste boyle guzelim…” demek uzere bir araya geldi, 24 farkli okumada 270 kadar kadin ve erkek, “iste boyle guzelim…” kitabindan hikâyeler seslendirdi,.

Bu sefer, bir kez daha  “Iste boyle guzelim…” demek uzere LambdaIstanbul Kultur Merkezi’nde bir araya geliyor; dillendir(e)mediklerimize ses, hikayelerimize renk katiyoruz!

Sectigimiz hikayeleri seslendirecegimiz ve ardindan hep birlikte bu hikâyelerin bizlere neler hissettirdigini, cinselliklerimizi yasama/yasayamama, konusma/konusamama hallerimizi tartisacagimiz etkinligimize tum kadin/trans bireyler davetlidir!

Yer: LKM (LambdaIstanbul Kultur Merkezi)
Gun: 30 Ocak PAZAR
Saat: 16.00

“Iste Boyle Guzelim…”  nedir?

“  ‘Iste boyle guzelim…’ kadinlarin kadinlara anlattiklari cinsellik hikâyelerinden olusan bir okuma tiyatrosu. 2002 Subat’inda biraraya gelerek once birbirimizle, sonra da baska kadinlarla cinselliklerimizi konusmaya basladik: Bastirilan, kiskirtilan, metalasan, kufurlesen, gozlerden irak yasanan, gozumuze gozumuze sokulan, haz veren, gizlenen, utanilan, korkulan, susulan, arzulanan, icimizi kipir kipir yapan, kâbusa donusen, adi olmayan, adini baskalarinin koydugu cinselliklerimiz once soze dokuldu, sonra da yaziya.
Okumalarimizin bir kismi yalnizca kadinlara (ve trans bireylere) acikti, bir kisminda ise erkekler hikâyelerimizi dinlemekle kalmadilar, sahnede seslendirenler arasina katildilar. Birbirimizin sesinden dinledigimiz iste boyle guzelim… hikây eleri uzerinden, hayatin cok farkli aktigi cografyalardan, mahallelerden, kesimlerden kadinlar (ve erkekler) olarak tum kesismeleri ve ayrismalariyla cinselliklerimizi konustuk.”

Okuma tiyatrosu nedir?

“Okuma tiyatrosu, ‘tiyatro’dan cok ‘okuma’ uzerine kurulu bir etkinliktir. Baska bir deyisle dekor, kostum ve oyunculuktan arindirilmis, ‘oyuncularin’ hicbir egitim almalarinin gerekmedigi bir tiyatrodur. Biz bu yonteme kisaca ‘okuma’ diyoruz.
Okumalarda herkes okuyucu ve dinleyici olabilir. Aslinda bahsettigimiz sey, okuyucularin ve dinleyicilerin surekli yer degistirdigi; tanimadigimiz kisilerin hikâyelerini okuyarak ve dinleyerek kendimizle ve baska kisilerle tanistigimiz cok sesli bir paylasim. Bu paylasim her okumada farkli oluyor. Her bir hikâye her bir okuyucusuyla birlikte yeni bir ‘ses’e burunuyor, yeni bir ‘bedene’ giriyor, yeni anlamlar kazaniyor.”

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklâl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org




‘Herkes bebek doğar’ demek de artık suç!

Evrim Kepenek
25/01/2011 - EVRENSEL


VİCDANİ retçilere yönelik ceza kıskacı yakınlarına da sıçradı. İnancı gereği vicdani reddini açıklayan Enver Aydemir’in babası Ahmet Aydemir ve avukatı Davut Erkan hakkında, “Herkes bebek doğar” sloganı attıkları için “halkı askerlikten soğutmaktan” dava açıldı.

VİCDANİ retçilere yönelik ceza kıskacı yakınlarına da sıçradı. İnancı gereği vicdani reddini açıklayan Enver Aydemir’in babası Ahmet Aydemir ve avukatı Davut Erkan hakkında, “Herkes bebek doğar” sloganı attıkları için “halkı askerlikten soğutmaktan” dava açıldı.

Enver AydemirHaziran ayında çok sayıda vicdani retçinin desteği ile Eskişehir’de görülen davanın ardından serbest bırakılmıştı. Aydemir’e destek için Eskişehir’e giden Aydemir’in babası Ahmet Aydemir ve avukatı Davut Erkan’ında aralarında bulunduğu 5 vicdani ret destekçisi hakkında “halkı askerlikten soğuttukları” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5 kişi hakkında TCK’nın 318/1 maddesi gereği halkı askerlikten soğutma suçlaması ile dava açıldı. Dava açılanlar arasında Aydemir’in babası ve avukatı Erkan’ın yanında, Oyuncu Mehmet Atak ve vicdani retçi Halil Savda ile Fahri Fatih Tezcan’da bulunuyor. Davanın ilk duruşması 21 Nisan’da görülecek.

İddianamede yer alan deliller ise Türkiye’deki hukuk sisteminin durumunu gözler önüne seriyor. Savcılık, vicdani redde destek veren ve “Her Türk asker doğar” diyen ve savaş koşullarını körükleyenlere karşı, “Herkes bebek doğar”, “Barış için vicdanı retçiler”, “Hiç kimse asker doğmaz”, “Biz orduya sadece fındığa gideriz”, “Enver Aydemir serbest bırakılsın” slogan ve dövizleri suç unsuru olarak gösteriyor.
Aydemir’in avukatı Davut Erkan, bir hukukçu olarak böylesi bir iddianame karşısında şaşkın olduğunu belirtti. “Doğumhanelerde doğan bebekler doğarken, ‘emret komutanım’ diye mi bağırıyorlar. Bunu öğrenmek için bilirkişi isteyeceğiz” diyerek trajikomik durumu anlatan Erkan, “Biz ‘herkes bebek doğar’ dedik. Bunu suç kabul etmiş savcılar. Bakalım savcıların suç olarak kabul ettiği, bizim de herkes bebek doğar sözü mü doğru yoksa her Türk’ün asker doğduğu ifadesi mi doğru” diye konuştu.
(İstanbul/DİHA)





Toplumsal Cinsiyet ve Katilim Calisma Ziyaretleri


Calisma Ziyaretleri Hakkinda

Sivil Toplum Gelistirme Merkezi (STGM) 2009 yilindan bu yana Olof Palme Merkezi ortakligi ile yuruttugu calismalar kapsaminda calisma ziyaretleri duzenlemektedir. Calisma ziyaretleri duzenlerken  amacimiz, Sivil Alanda faaliyet gosteren STO'ler arasinda iletisim, dayanisma ve isbirligi eksenli iliskilerin kurulmasina katkida bulunmak. Bu sekilde belli bir tematik alanda faaliyet gosteren orgutlerin, farkli tematik alanlarda faaliyet gosteren orgutlerle bir araya gelerek sivil alana donuk butuncul yaklasimlar gelistirmelerine katki saglamayi hedefliyoruz.

Calisma Ziyaretleri Suresince,

Calisma ziyaretleri suresince 17-20 Subat 2011 tarihlerinde Ankara'da "Toplumsal Cinsiyet ve Katilim" temasi ile calisma ziyaretleri yapmayi planlamaktayiz. Calismada toplumsal cinsiyet ve katilim uzerine hem bilgi birikimimizi arttiracak hem de son donemde Turkiye?de gerceklesen bu alandaki gelisme ve ihlallere donuk paylasimlari iceren bir egitim gerceklestirecegiz. Egitim ve paylasimlardan sonra ise Ankara?da Toplumsal cinsiyet alaninda faaliyet gosteren orgutler ziyaret edilecektir.

Bu egitim kimler icin?

Calisma Ziyaretleri; Farkli alanlarda faaliyet gosteren orgutlerin toplumsal cinsiyet ve katilim konusunda bilgi, deneyim ve farkindaliklarini arttirmak amaciyla;

Toplumsal cinsiyet, ekoloji, cocuk haklari, insan haklari, engelli haklari, genclik, kulturel haklar alanlarinda faaliyet gosteren hak temelli orgutlerde profesyonel veya gonullu olarak calisan aktivistlere cagrida bulunuyor. Degerlendirmede oncelik toplumsal cinsiyet alani disinda calisan orgutlere verilecektir.

Calisma Ziyaretleri Davetli Iller;

Tum Turkiye

Calisma Ziyaretleri Icerigi,

Toplumsal cinsiyet, Katilim ve katilim mekanizmalari

Toplumsal cinsiyet alaninda faaliyet gosteren sivil toplum orgutlerinin ziyaret edilmesi

Organizasyon

Egitim 17 Subat 09.30'da baslayacak ve 20 Subat 15.00'da sona erecektir. Calisma ziyaretleri Ankara'da gerceklestirilecektir. Ankara disindan calismaya katilacak katilimcilarin yol ve konaklama masraflari STGM tarafindan karsilanacaktir.

Basvurular icin;

Basvurularinizi STGM'nin web sayfasindan online yapmaniz gerekmektedir. Online basvuru formunu en gec 6 Subat Pazar gunu 17.00'a kadar buraya tiklayarak veya duyurunun altinda bulunan baglantidan ulasabilirsiniz.

Calisma Ziyaretleri icin Onemli Tarihler

Duyuru tarihi: 20 Ocak 2011

Son basvuru tarihi: 6 Subat 2011

Basvurularinin sonuclandirilmasi: 8 Subat 2011

Basvuru Formu

http://www.stgm.org.tr/tr/icerik/detay/toplumsal-cinsiyet-ve-katilim-calisma-ziyaretleri




QUEER FILM ATOLYESI: 101 Reykjavik

Post image for QUEER  FILM  ATOLYESI:  101 Reykjavik


Lambda ve Amargi uyeleri  ve dostlari

2011′de queer filmlerinin ikinci gosterimine sizleri davet ediyoruz. Bu projenin amaci queeri film gosterimi ve film uzerine tartismaktir. Queer sinemada genel bir estetik veya oyku anlayisi yoktur, filmler daha cok bir meydan okuma tavri tasimaktadir.
Queer sinema filmleri sadece gay ve lezbiyen topluluga odaklanmayarak diger marjinal gruplara da ses getiriyor. Ana akim (mainstream) filmlerin aksine kuir sinema ana karekterleri kurban( ki aids hastasi veya kesfedilmis) olarak gostermiyor.

Tum film gosterimlerinde Ingilizce ve Turkce altyazi olacaktir.
 Giris ucretsizdir. Arkadaslarinizi da getirebilirsiniz!
Ikinci filmimiz:

101 Reykjavik,  Hallgrimur Helgason

YER:LAMBDAISTANBUL KULTUR MERKEZI
TARIH:28 Ocak 2011
SAAT: 19:00








2010’LU YILLARDA KADINA YÖNELİK AİLE İÇİ ŞİDDETLE MÜCADELE KONFERANSI


Kadir Has Üniversitesi, 15 Ocak 2011


PROGRAM


9:30 Hoş Geldiniz ve Açılış

Mor Çatı
Domenica Bumma / Sivil Toplum Dairesi Bşk. Yardımcısı Avrupa Biriliği Komisyonu Türkiye Delegasyonu
Güldal Akşit / TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı
Yakın Ertürk / Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü   

10:30 – 10:45 Ara

10:45 – 13:15 1. Oturum   

“Kadına yönelik aile içi şiddete karşı mücadele ve kazanımlar”

Nükhet Sirman / Boğaziçi Üniversitesi-Sosyoloji Bölümü
Ayşe Gül Altınay / Sabancı Üniversitesi-Kültürel Çalışmalar
María do Mar Castro Varela /Alice Salomon Hochschule/University of Applied Sciences /Berlin/ Germany    
O. Meriç Eyüboğlu / SFK
Uygulama Örnekleri ve Bütçe Sorunu
Nazik Işık / Birleşmiş Milletler Kadın Sığınmaevleri  (Eski) Proje Koordinatörü
Songül Sallan Gül / Süleyman Demirel Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü
Gülsun Kanat / Mor Çatı
Olcay Baş / KSGM – Kadının Sosyal Statüsünü Geliştirme Daire Başkanı  

13:15 – 14:00 Öğle yemeği


14:00 – 15:15 3. Oturum    

“Erkek Egemenliğini Güçlendiren Politika ve Uygulamalar”

Moderatör:  Binnaz Toprak / Boğaziçi Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslar arası İlişkiler Bölümü

Serpil Sancar / Ankara Üniversitesi SBF
Hülya Uğur Tanrıöver / Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi
Pınar İlkkaracan / Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler
Hülya Gülbahar / Feminist aktivist

15:15 – 15:30 Ara

15:30 – 17:00 Forum    

“2010’lu Yıllarda Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Stratejileri”

Gülistan Aydoğdu / Feministbiz (Ankara)
İstanbul Feminsit Kolektif
Ülfet Taylı / Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
Selis Kadın Dayanışma


Yer: Kadir Has Yerleşkesi (Cibali)
Adres:  Kadir Has Caddesi Cibali / İSTANBUL
Tel: (212) 533 57 65
       (212) 533 65 32






Çocuklarından doğan anneler - BELGESEL


"
Anladık ki, biz anneler politikaya ilişkin hiç birşey bilmiyoruz.

Biz hepimiz evimizde, ailemizle birlikteydik. Ama ne zaman ki çocuklarımızı alıp götürdüler, ondan sonra öğrendik. Nasıl bir hayat istiyorlar? Nasıl bir düşünceyi savunuyorlar? Nasıl bir ütopya istiyorlar?

Aynı şekilde askeri diktatörlük bir sürü muhalifin ölmesine yol açtı.

Ne zaman ki anneler, yürümeye başladı, gösteri yaptı. "Nerede bizim çocuklarımız?" dedi.

Çocuklarımızın ne durumda olduğundan haberimiz yoktu.

Üç çocuğu alıp götürmüşler, başka birisinin de bir çocuğu kayıp.

Ya hepsini birlikte alıp götürmüşler. Ya da sadece birini almışlar.

Herkes önce yalnız başına gösteri yapıyordu.

Ne zaman ki gösteriye başladık. O zaman anladık ki, aynı durumda olan çok fazla anne var. Aynı zamanda biz gösteriye başladığımızda, birbirimizle sosyal olarak ta ilişkiye geçtik.

Anladık ki, hepsi Otuz bin. İki nesil çocuk kayıp! Otuz bin çocuğu ortadan kaldırdılar. Çünkü askeri cunta, muhalifleri, devrimcileri istemiyordu, askeri cunta.

Çünkü çocuklarımız sosyal bir dönüşüm istiyordu. Çocuklarımız biliyorlardı ki, Arjantin çok zengin bir ülke, Dünyayı doyurabilecek kadar, bütün dünyayı, bütün dünyayı! Fakat, bunu onlara öğreten kimse yoktu. Bunu öğretmek için okullarda çalışan bir baba yoktu. Çocuklarımız değişimin gerekliliğini anladılar, onlar biliyorlardı. Annelerse, anneler başka bir konu. Ama biz de öğrendik. Ne zaman ki çocuklarımız için yürümeye başladığımızda; Düşünceler, planlar, çocuklarımızın düşünceleri ve mücadeleleri. Biz anneler ve onların kardeşleri, hepimiz çocuklarımızın adları üzerine söz verdik.

Biz ölümleri üzerine konuşmayacağız. Biz biliyoruz ki, onlar toplama kamplarında şiddete maruz kaldılar. Dehşet verici işkencelere maruz kaldılar. Ve onları öldürdüler, uçaklardan denize atıldıklarını da biliyoruz. Ne zaman uçaklar havalansa, kilise "Tanrı günahlarımızı affetsin" diyordu, bütün bu yapılanlar için.

...

Bir baba aç çocuklarını doyurmak için ekmek çalıyor ve hapse atılıyor
ama bizim Otuz bin çocuğumuz öldürenler, onlar hala serbest. Bizim mücadelemiz hala bitmedi. Yirmisekiz yıldır mücadeleyi sürdürüyoruz. Bunun için biz ant içiyoruz. Soruyoruz hapishaneler var, hücreler var. Neden onlar hapishaneye gitmiyorlarmış? Bütün şiddeti kullananlar neden bugün hala serbest? Bizim mücadelemiz hala bitmedi. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman. Biliyor musun niye? Biz çocuğumuzu dokuz ay karnımızda büyüttük. İşte bu bizim gücümüz, biz onları istiyoruz. Onlar büyüttük, eğitim ve kültür verdik. Ve bununla birlikte onlar aşıktılar.
"
Juana Meller De Pargament, Plaza de Mayo Madre - Mayıs (Meydanı) Annesi, Arjantin

"
...

Ben şahsen dışarıdan direnmeye çalışıyordum, onlar da içerden direnmeye çalışıyordu. Ama işte biliyordum ki orada, içerde dışarda direniş olmadan olmayacağını, en azından, en azından birşeylerin yapılacağını. Ama Sibel'de üzerine düşen ölüm orucuydu, başka bir silahı yoğudu ki, Sibel'in eli kolu bağlı, o an tek yapacağı oydu, onu yaptı. Şok ta olmadım, çünkü ben de direniyordum. Şunu söylüyordum bende, içerde ben de Sibel'in yerinde olmuş olsam ben de aynı şeyi yapardım.

O arkadaşları orada öte tarafta ölürken, çoğu arkadaşları yoldaşları o zaman ölüm orucundaydı, benim için o zaman şu yapı bu yapı yoktu, hepsi aynıydı. Biri öbür hücre de, biri beri hücrede de olsa, onların yaptıkları, birbirlerinden aldıkları güçle, onlar orada direniyorlardı. Onun için Sibel haklıydı, hatta dediği de şuydu, "burada yaşanılmaz, ölünür" dedi bana.

"
Sakine Sürücü, Cumartesi Annesi, Türkiye


İzlemek ve İndirmek için:


http://www.archive.org/details/cocuklarindandogananneler_dilek_metin_emre

Yönetmen: Dilek Çolak - Metin Yeğin

Kurgu: Emre Özkapı

Kamera: Dilek Çolak

Çeviri(İspanyolca-Türkçe): Metin Yeğin

Müzik: Leon Gieco - "Las Madres Del Amor"

Film Kolektifi: 2005 - CopyLEFT

Süre: 27.30'

Dil : İspanyolca, Türkçe

Altyazı: Türkçe



Lambdaistanbul’da taciz farkındalık atölyesi:  

LGBTT camia içinde tacizi konuşuyoruz...


  

çoğumuzun en az bir kere deneyimlediği, adlandırdığı ya da adlandırmadığı, dillendirdiği ya da dillendirmediği bir taciz hikayesi vardır...

acaba lgbtt bireyler arasında taciz, heteroseksüel dünyada yaşandığından daha farklı mı deneyimleniyor?

tacizden ne anlıyoruz, neye taciz diyoruz?

sınırlar/ımız neler?

korkularımız da var, emin olamadıklarımız da...

“acaba taciz mi ediyorum?”

“ az önce beni taciz mi etti?”

“flört müdür bu yoksa taciz mi?”

“arzu” ve “rıza” nın taciz meselelerindeki rolü nedir?

peki ya kimin beyanını esas alıyoruz?

tacizi sorgularken toplumsal cinsiyeti nereye yerleştiriyoruz?

haydi hep birlikte tacizi sorunsallaştırmaya...


Lambdaistanbul Kültür Merkezi

24 Aralık Cuma, 19.30-21.30


İstiklal Caddesi Katip Çelebi Mah. Tel Sok. No:28/5 Kat:4 Beyoğlu - İstanbul

 Tel: 0 (212) 245 70 68






nü.kolektif'ten Yeni Oyun: Sürüne Sürüne Erkek Olmak

Bir insan doğar sonra yavaş yavaş nasıl "ERKEK" olur? Bu olma halini nasıl doğallaştırır? Erkeklik "yüce"dir askerlik ise ondan da "yüce" bir görevdir. Bir erkek askerde neler yaşar? Hangi yollardan geçerek "işte şimdi erkeksin" olur. Erkek olmak için kaç tokat yemeli, kaç kere yerlerde sürünmeli, süründükçe daha çok erkek olmalı? "Hamuru" şiddet olan askerlikle de yoğrulan erkek sivil hayatta ne yapar? Ölmeyi ve öldürmeyi öğrenen erkek, evinde dövmeden ve öldürmeden nasıl durur?

Kadınlar ne zaman kardeşleri, kocaları, oğulları için değil, kendi canları yandığı için anti-militarist olur?

Oyun, Pınar Selek’in Sürüne Sürüne Erkek Olmak adlı araştırması Ülfet Sevdi tarafından oyunlaştırılmıştır. Oyunda Jülide Durmaz, Güray Dinçol, Gülsün Odabaş ve Mustafa Çiçek oynamaktadır. Kemanda Nicolas Royer Artuso, vurmalı çalgılarda Eren Paydaş yer almaktadır. Kostüm ve afiş tasarım Feyza Çanaklı’ya, aittir.

Oyun 24 -27 Kasım 2010 ve 1, 8, 11, 15, 18, 22, 25, 29, Aralık 2010 tarihlerinde saat: 20.00'da Kooperatif Art & Performance Hall’de.

 

Kadınlarla,  Kadın ve Şiddet Atölyeleri gerçekleştirmiştir.

Kadın ve Şiddet Atölyeleri İstanbul'un farklı yerlerinde kadın katılımcılarla yapılmıştır. Bu atölyelerde Agusto Boal'in Ezilenlerin Tiyatrosu tekniğinden yararlanılmıştır.

nü.kolektif, farklı sanat dallarından gelen sanatçıların bir araya gelerek oluşturdukları bir sanat üretim kolektifidir. nü.kolektif biçimsel ve kavramsal sanatı bir arada kullanarak disiplinler arası bir yaklaşımı benimser. Sanat eserleri arasındaki kesin çizgileri ortadan kaldırarak, sosyal bilimlerin, güzel sanatların ve gösteri sanatlarının, modern ve modern olmayan yaklaşımlarını kullanarak, kendi tarzlarını oluşturacak performanslarını hazırlamayı hedefliyor.

İletişim bilgileri: www.nukolektif.com - email: nukolektif@gmail.com  Rezervasyon Adresi: İstiklal Cad. Rumeli Han /Ağa Camii arkası Mahyacı Sk. C Blok 88/12

Telefon: 0212 245 82 48

an Hakları Merkezi (AÜ SBF İHM) ile birlikte Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında düzenlenmeye devam edecek olan etkinlikler yine Cebeci Kampüsünde gerçekleşecek. Şair adına Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında düzenlenen etkinliklere Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrenci Dayanışma Derneği (SBF-d-Der) ev sahipliği yapıyor.






STGM - Toplumsal Cinsiyet Çalışma Ziyaretleri


Çalışma Ziyaretleri Süresince,

23-25 Aralık 2010 tarihlerinde Diyarbakır'da "Toplumsal cinsiyet" alanında çalışma ziyaretleri yapmayı planlamaktayız. Çalışma süresince hem toplumsal cinsiyet üzerine eğitimler verilecek hem de Diyarbakır'da hak savunuculuğu yapan ve toplumsal cinsiyet alanımda faaliyet gösteren örgütler ziyaret edilecektir.

Bu eğitim kimler için?

Çalışma Ziyaretleri Toplumsal cinsiyet, ekoloji, çocuk hakları, insan hakları, engelli hakları, gençlik, kültürel haklar alanlarında faaliyet gösteren hak temelli örgütlerde profesyonel veya gönüllü olarak çalışan aktivistler için.

Çalışma Ziyaretleri Davetli İller;
Tüm Türkiye

Çalışma Ziyaretleri İçeriği,

1. Gün Sabah; Belma Beyaz; Toplumsal cinsiyet eğitimi
Öğleden sonra; Toplumsal cinsiyet ve kadın hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin ziyaret edilmesi
2. Gün Sabah; Nurcihan Temur; Toplumsal cinsiyet eğitimi
Öğleden sonra; Toplumsal cinsiyet eğitimi ve toplumsal cinsiyet ve kadın hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin ziyaret edilmesi
3. Gün; Toplumsal cinsiyet ve kadın hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin ziyaret edilmesi

Organizasyon:

Eğitim 23 Aralık 09.30'da başlayacak ve 25 Aralık 14.00'da sona erecektir. Çalışma ziyaretleri Diyarbakır'da gerçekleştirilecektir. Diyarbakır dışından çalışmaya katılacak katılımcıların yol ve konaklama masrafları STGM tarafından karşılanacaktır.

Başvurular için;

Başvuruların en geç 4 Aralık 2010 Çarşamba Günü saat 17.00'a kadar gerçekleşmesini bekliyoruz. Ekte yer alan başvuru formlarını hatce@stgm.org.tr adresine e-posta yolu ile göndermenizi rica ediyoruz.

Çalışma Ziyaretleri için Önemli Tarihler :
Duyuru tarihi: 11 Kasım 2010
Son başvuru tarihi: 4 Aralık 2010
Başvurularının sonuçlandırılması: 2 Aralık 2010
Başvuru Formu [94.50 KB]

Çalışma Ziyaretleri Hakkında
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) 2009 yılından bu yana Olof Palme Merkezi ortaklığı ile yürüttüğü çalışmalar kapsamında çalışma ziyaretleri düzenlemektedir. Çalışma ziyaretleri düzenlerken amacımız sivil alanda faaliyet gösteren STÖ'ler arasında iletişim, dayanışma ve işbirliği eksenli ilişkilerin kurulmasına katkıda bulunmak.
http://www.stgm.org.tr/tr/icerik/detay/toplumsal-cinsiyet-calisma-ziyaretleri-2








STÖ'lerin Karar Verme Süreçlerine Katılımlarının Güçlendirilmesi Eğitimi Diyarbakır

16-19 Aralık 2010

Eğitim Hakkında

STÖ'lerin Karar Verme Süreçlerine Katılımlarının Güçlendirilmesi Eğitimi, özellikle hak temelli sivil toplum örgütlerinin (STÖ) katılım süreçlerinde dönüştürücü özelliklerinin güçlendirilmesini hedefliyor.

Eğitime Davetli İller

Diyarbakır'da düzenlenecek çalışmaya aşağıda sıralanan illerden başvuru kabul edilmektedir,

Diyarbakır, Malatya, Şanlıurfa, Mardin, Siirt, Batman, Şırnak, Elazığ, Bingöl, Tunceli, Muş, Van, Hakkari, Bitlis, Ağrı

Eğitim Süresince,

  • Eğitim programı kapsamında katılımcılar sivil toplum, demokrasi ve örgütlenme kavramlarını politika bilimi araçlarını kullanarak değerlendirebilecekleri çalışmalara katılacaklar.
  • Katılımcılar, hak temelli yaklaşım ve savunuculuk alanındaki temel yaklaşımları, güncel gelişmeleri, uluslararası ve yerel örnekleri birlikte tartışacaklar.
  • Katılımcılar, Dünyadaki ve Türkiye'deki örnekler ışığında karar verme süreçlerine katılım mekanizmalarını inceleyecekler. Kamu kurumlarının ve STÖ'lerin karar verme süreçlerine katılım süreçlerine yönelik geliştirdikleri araçları ve bu araçların kulanım yollarını öğrenecekler.
  • Karar verme süreçlerine katılım süreçlerinde STÖ'lerin ağ kurma ve koalisyonlar ile çalışma deneyimleri ve sivil alana bütüncül yaklaşımı tartışma olanağı bulacaklar.

Eğitimin İçeriği,

  • Sivil Toplum, Örgütlenme ve Demokrasi
  • Hak Temelli Yaklaşım, Savunuculuk, Ayrımcılıkla Mücadele
  • Katılım Nedir?
  • Karar Verme Süreçlerine Katılım Mekanizmaları, Türkiye'den ve Dünya'dan Örnekler
  • Karar Verme Süreçlerine Katılım Stratejileri
  • Ağ Kurma, Diyalog ve Kurumlar Arası İletişim

Organizasyon  

Eğitim 16 Aralık 09.30'da başlayacak ve 19 Aralık 18.00'da sona erecektir. Eğitim çalışması Diyarbakır'da gerçekleştirilecektir. Diyarbakır dışından eğitime katılacak katılımcıların yol ve konaklama masrafları STGM tarafından karşılanacaktır.

Bu eğitim kimler için?

Toplumsal cinsiyet, ekoloji, çocuk hakları, insan hakları, engelli hakları, gençlik, kültürel haklar alanlarında çalışan STÖ aktivistleri ve çalışanları için.

Program ve Eğitmenler

1. Gün Nilgun Toker-Devlet Algısı ve Sivil Toplum

2. Gün Murat Çekiç&Özlem Kara-Hak Temelli Yaklaşım ve Ayrımcılıkla Mücadele

3. Gün Ebru Ağduk&Sinem Mısırlıoğlu-Karar Verme Süreçlerine Katılım: İyi Örnekler ve Türkiye'de Merkezi Karar Verme Süreçlerine Katılım Araçları

4. Gün Sunay Demircan-Ağ Kurma ve Diyalog

Başvurular için,

STÖ'lerin Karar Verme Süreçlerine Katılımlarının Güçlendirilmesi Eğitimi başvurularını STGM'nin web sayfasından online yapmanız gerekmektedir. Online başvuru formunu en geç 6 Aralık Pazartesi günü 17.00'a kadar buraya tıklayarak veya duyurunun altında bulunan bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Eğitim Programı için Önemli Tarihler

Eğitim duyuru tarihi: 10 Kasım 2010

Son başvuru tarihi: 6 Aralık 2010

Eğitim başvurularının sonuçlandırılması: 9 Aralık 2010

Başvuru Formu


 STGM Hakkında

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) 2004 yılında kurulmuş bir kapasite geliştirme örgütüdür. "Güçlü ve Demokratik Sivil Toplum" vizyonu ile çalışmalarına devam eden STGM özellikle hak temelli yerel sivil örgütlere kapasite geliştirme çalışmalarında destek olmaktadır.

STGM'nin temel kapasite geliştirme programı yerinde kurumsal destekler, ihtiyaç temelli eğitimler, çalışma ziyaretleri ve genel kapasite geliştirme eğitimleri gibi araçlardan oluşmaktadır. STGM, kapasite geliştirme destekleri ile birlikte kampanya destekleri, ağ kurma destekleri, hukuk destek hattı yayınlar, hibe programları gibi destek çalışmaları yürütmektedir. Ayrıntılı bilgi almak için www.stgm.org.tr adresli web sitesini inceleyebilirsiniz.


http://www.stgm.org.tr/tr/icerik/detay/sto-lerin-karar-verme-sureclerine-katilimlarinin-guclendirilmesi-egitimi-diyarbakir






EKOLOJİ FORUMU’NA ÇAĞRI...


   (29-30 Ocak 2011, Diyarbakır)


Doğa ile ilişkimiz var oluşumuzdan beri süregelen ve kaçınılmaz bir olgudur. Beslenme, barınma, giyinme ve soluduğumuz hava gibi yaşamsal gereksinimlerimizi doğadan karşılamaya devam etmekteyiz. Bu güne kadar tüm nimetlerini bizimle cömertçe paylaşan doğa; insanın sınırsız istekleri karşısında pes etmek üzeredir.

Günümüze kadar devam eden tahakkümcü ekonomik ve siyasal sistem, dünyayı daha yaşanılmaz hale getirmektedir. Kapitalistlerin hırsları, tutkuları ve arzuları;  insan ve doğayı feda edilebilir birer metaya indirgemiştir. Egemenlerin sömürü düzenini sürdürmek amacıyla çıkardıkları savaşlarda, ilk gözden çıkarılanlar her zaman doğa ve insan olmuştur.

Ortadoğu’da yıllardır devam eden savaşların en önemli sebepleri, iktidar mücadeleleri, halkların çeşitliliğinin tanınmaması ve buna bağlı olarak doğal kaynakların kontrolü ve sömürüsüdür. Özellikle petrol, su, maden rezervleri açısından zengin olan Ortadoğu coğrafyasında yaşayan halklar bu rezervlerin sömürülmesi adına yerlerinden edilmekte ve bu sayede halklar modern-küresel-kapitalist sisteme bağımlı kılınmaktadır. Ayrıca tarımsal üretimin çeşitliliği monokültür ve GDO’lu ürünler sayesinde ‘daha çok verim’ adına yok edilmekte ve yıkımın boyutları ekolojik-ekonomik-kültürel ve toplumsal alanlarda kendini göstermektedir.

Dünya ekosistemi artık insan tahribatlarını hazmedemeyecek boyuta ulaşmıştır. Küresel ısınma bu bozulmanın en büyük göstergesi olup , “dünya benimdir” diyen zengin efendileri bile tehdit etmektedir. İnsanlık artık yol ayrımına gelmiştir.

Bu yol ayrımında,  algı kapılarımızı aralamak ve ortak bir mücadele hattı örmek için ekoloji aktivistlerini, kolektifleri, oluşumları, taban örgütlenmelerini dil, din, ırk, renk, cinsiyet ayrımı olmaksızın 29–30 Ocak 2011 tarihlerinde Diyarbakır’da düzenleyeceğimiz Ekoloji Forumu’na davet ediyoruz.

Ayrıca Cochabamba’dan, alternatif  su forumlarına; dünya baraj karşıtı hareketlerden yerel özerk örgütlenmelere kadar bütün küreselleşme ve yıkım sistemi karşısında duran hareketleri ve oluşumları selamlıyor ve foruma katılmaya davet ediyoruz.

TARTIŞMA EKSENLERİ

  • Ortadoğu’da Doğal Kaynakların Yönetimi Ve Tüketimi

  • Ekoloji Ve Siyaset Düzleminde Toplumsal Sistem Arayışları:  Deneyimler Ve Direnişler

  • Genetiği Değiştirilmiş Dünya’nın yan etkileri ve alternatifler: Gıda egemenliği ve Mezopotamya’da GDO

  • Ekolojik çeşitlilik: Halkların ve Doğanın Çeşitliliği

  • Ekolojik Krizin Nedenleri ve Krizden Çıkış İçin Yaklaşımlar

  • Sürdürülebilir Kentler(Eko Kentler) ve Alternatif Teknolojiler







6. Homofobi Karşıtı Buluşma’nın Hazırlıkları Başladı!


Homofobi Karşıtı Buluşma’nın altıncısına altı ay kaldı!

Kaos GL tarafından her yıl 17 Mayıs Haftasında organize edilen Homofobi Karşıtı Buluşma’nın altıncısının merkezi etkinlikleri, 1-22 Mayıs 2011 tarihlerinde Ankara’da gerçekleşecek. Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği ayrımcılığına karşı mücadele yürüten Kaos GL, Buluşma’yı, homofobi ve transfobiye karşı örgütlüyor.

İlk kez Mayıs 2006’da gerçekleşen Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma, 2009’da ayrımcılığa karşı mücadelede örülen ağların sonucunda Ankara sınırlarını aşarak 5 şehre yayıldı. 2010’daki Buluşma ise Ankara ile birlikte 14 şehirde gerçekleşti.

Ayrımcılığa karşı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBT) bireylerin insan haklarının geliştirilmesi için mücadele eden Kaos GL Derneği, önümüzdeki yıl Homofobi Karşıtı Buluşma’nın altıncısını düzenleyecek.

Homofobiye Karşı Bölgesel Ağ

6. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma, Bölgesel Ağ girişimine de ev sahipliği yapacak.

Kaos GL, 16 yıl önce kendini deklare edip mücadele perspektifini tanımlarken, “Ortadoğu ve Balkan Ülkeleri Eşcinselleri Konferansı”nı bir hayal olarak ilan etmişti. 2006’dan beri devam eden Buluşma’nın temel forumlarından biri “Homofobiye Karşı Mücadelede Uluslararası Deneyimler” oldu.

Homofobiye karşı mücadelede dayanışma için Ortadoğu, Kafkasya ve Balkan Ülkeleri LGBT Ağı oluşturmayı planlayan Kaos GL, Bölgesel Ağ’ı örgütleme hazırlıklarına başladı.

“Homofobiye Karşı Bölgesel Ağ” girişimi için uluslararası çağrıda bulunan Kaos GL, Ermenistan, İsrail, Filistin, Lübnan, Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Gürcistan, Kıbrıs (Kuzey/Güney), Azerbaycan gibi ülkelerden katılımcıları 6. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’ya davet ediyor. Altıncı Buluşma’nın bir tam günü “Bölgesel Ağ” toplantına ayrılacak.

Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları

Buluşmayı sahiplenen öğrenci toplulukları ve akademisyenlerle birlikte “Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları” her yıl daha fazla üniversite kampüsüne taşınıyor.

Homofobi Karşıtı Buluşma, 2006 yılında ilk kez 4 günlük bir salon etkinliği olarak başlamıştı. 2007 yılında merkez etkinliklere, başkentin üç büyük üniversitesinde yapılan “Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları” eklendi. 2011 yılında ise en az 20 kampüste buluşma planlanıyor.

Kaos GL Derneğinin koordinasyonu ile 6. Buluşma’nın yerel etkinlikleri Trabzon, Samsun, Adana, Mersin, Kayseri, Edirne, Aydın, Diyarbakır, Van, Antalya, Eskişehir, Denizli, Kars, Çanakkale, İzmir ve İstanbul’da yapılacak. Ankara programı ise 1 Mayıs ile 22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek.

Arkadaş Z. Özger Buluşması

5 Mayıs Arkadaş Z. Özger Etkinlikleri, Beşinci Buluşma’da ilk kez düzenlenmişti. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İns

Homofobiye Karşı Gökkuşağı

Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma'nın beşincisi Judith Butler’in “Queer-Yoldaşlığı” konferansı ile tamamlanmıştı. Altıncı buluşma için yine konferanslar, atölyeler, söyleşiler, gösterimler, sergiler ve forumlardan oluşacak rengarenk bir program hazırlanıyor.

Altıncı Buluşma programı kapsamında 15 Mayıs Vicdani Ret Günü, Homofobi Karşıtı Buluşma’ya dahil olacak. Anti-Militarist Forum’un yanı sıra 15 Mayıs’ta, eşcinsellik ve askerlikle ilgili etkinlikler yapılacak. 

Anti-Militarist Forum ile birlikte “LGBT’nin Yoksulluk Halleri”, “Anarko-Queer Forum”, “Mekânsal Forum” ve “Dinsel Forum” gibi başlıklar Altıncı Buluşma’nın programında öne çıkan temalar olacak.

Buluşmalarda daha önce Homofobi ve Ayrımcılık çerçevesinde düzenlenen forumlardan bazıları:
“Ruhsal Forum - Hastalık'tan İdeoloji'ye Homofobi”, “Queer Forum”, “Homofobiye Karşı Mücadelede Uluslararası Deneyimler”, “Lezbiyenler ve Biseksüel Kadınlar Forumu”,  “Medya-İletişim Forumu”, “Trans Forum”, “Feminist Forum”, Homofobiye Karşı Video Art”, “Homofobi Kıskacındaki Beden: Erkeklik & Kadınlık”, “Anayasa Forumu”, “AB Sürecinde İnsan Hakları”, “Milliyetçilik, Nefret Salgını ve Homofobi”, “LGBT Bireylere Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık”,LGBT Bireylerin İnsan Hakları ve Nefret Suçları, “Eğitimde Cinsel Ayrımcılığa Karşı Forum”, “LGBT Mültecilerin Sorunları”, “Sınırlara Karşı Forum”, “Sol ve Homofobi Forumu”, “Gökkuşağı Forumu”.

Homofobi Karşıtı Buluşma ile yaşdaş olan “Kadın Kadına Öykü Yarışması”nın altıncısını kazananlar yine Buluşma programında ödüllerine kavuşacaklar.

Homofobiye Karşı Sanat

Gökkuşağı sinemasından tiyatro ve sergilere, sanat da Homofobiye Karşı Buluşuyor.

6. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma, LGBT temalı kısa ve uzun filmlerinizi, oyunlarınızı, performanslarınızı, müziklerinizi ve bestelerinizi bekliyor.

Homofobi ve Transfobi Karşıtı Yürüyüş

Homofobi Karşıtı Buluşma, 1 Mayıs Yürüyüşü ile başlayıp 17 Mayıs Yürüyüşü ile tamamlanıyor. 17 Mayıs Homofobi Karşıtı Gün nedeniyle düzenlenen yürüyüş, Türkiye’nin dört bir yanından gelen LGBT birey ve örgütlerce yapılıyor.

6. Buluşma kapsamında, 22 Mayıs Pazar günü Ankara’da yapılacak “Homofobi Karşıtı Yürüyüş”, homofobi, transfobi ve nefrete karşı gökkuşağı bayrağı altında olacak.


Kaos GL, Buluşma’yı Neden Örgütlüyor?

Buluşmanın koordinasyonunu yapan Kaos GL, 90’lı yılların başından beri ayrımcılığa karşı LGBT bireylerin insan haklarının geliştirilmesi yönünde sosyal, kültürel ve akademik alanlarda etkinlikler düzenliyor.

2005 senesinde “Kaos Gey-Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği” adıyla yasal bir derneğe dönüşerek LGBT hakları için çalışmalarına ve mücadeleye devam ediyor.

Homofobi ve Transfobiye Karşı Buluşma ile Türkiye'de Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans (LGBT) bireylere yönelik ayrımcılığın tartışılmasına ve görünürlüğünün sağlanmasına zemin yaratmayı amaçlıyor.

LGBT bireylerin ve heteroseksüellerin birlikte özgürleşeceği bir dünyaya dair düşüncelerin paylaşılmasını ve tartışılmasını istiyor.

Homofobi Karşıtı Buluşma ile LGBT topluluğunun örgütlenme ve ifade hürriyetinin gelişmesi ve ayrımcılığa uğramaması yönündeki çalışmalar yayılıyor.

Kaos GL, diğer şehirlerdeki LGBT bireylerin kendi örgütlerini oluşturabilmeleri için dayanışma gösteriyor.

LGBT bireylerin insan haklarının görünürlüğünü sağlamak için çalışıyor. Bunun için de kadın örgütlerinden insan hakları örgütlerine ulusal ve uluslararası pek çok kurum ve kuruluşla homofobiye karşı ortak çalışmalar yürütüyor.

Tüm bu ortak çalışmalar ve ayrımcılığa karşı mücadelede örülen ağların sonucunda Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma diğer şehirlere yayılıyor.

Homofobi Kimin Meselesi?

17 Mayıs Uluslararası Homofobi Karşıtı Gün’ü, “Homofobi Karşıtı Buluşma” programıyla Türkiye’ye uyarlayan Kaos GL, “homofobi kimin meselesi?” sorusunu soruyor. Farklı ayrımcılıklar arasında bağlantılar kurmaya çalışıyor. Söz konusu ayrımcılıklara karşı mücadele pratikleri ve özgürlük mücadeleleri arasında yatay ağlar örmeyi hedefliyor.

Kaos GL, homofobi meselesi ile seksizm, milliyetçilik, ırkçılık, militarizm arasındaki bağlantılara dikkat çekince, “homofobi kimin meselesi?” sorusu akademide ve sivil toplumun farklı kesimlerinde sahiplenildi. Böylece Homofobi Karşıtı Buluşma’yı kendi mücadele alanlarına uyarlayarak, şehirlerinde ve kampüslerinde örgütlemek isteyen öğrenci toplulukları ve sivil toplum örgütleri ortaya çıktı. Bu sayede LGBT bireylerin henüz görünür olamadıkları şehir ve kampüslerde de homofobi meselesi tartışılabiliyor

Neden 1 Mayıs’tan 17 Mayıs’a…

Özgürlük talebi ortak, mücadele de ortak olmalı şiarından hareket eden Kaos GL, 1 Mayıs’tan 17 Mayıs’a özgürlük mücadeleleri arasında köprüler kuruyor. 

1 Mayıs, Türkiye LGBT mücadelesi açısından önemli bir dönüm noktası. 2001'de Kaos GL Ankara'daki kutlamalara katılarak ilk kez kamusal alana çıkmış; gökkuşağı bayrakları ve sloganlarıyla emek mücadelesiyle LGBT mücadelesinin ortaklığına işaret etmişti. Homofobiye Karşı Buluşma da özgürlük mücadelesinin bir parçası olarak gelişiyor. Kaos GL, kurulacak bu köprü sayesinde, LGBT'lerin maruz kaldığı saldırı ve ayrımcılıklara karşı mücadelelerin birleştirilmesini ve alanların genişletilmesini hedefliyor.

Dünyadaki LGBT hareketinin ve hak mücadelesinin kurumsallaşması harekete yeni açılımlar getirdi. Bununla birlikte, yoğunlukla Batı'da olmak üzere kazanılan çeşitli haklara rağmen homofobi ve transfobi hâlâ küresel ölçekte bir sorun teşkil ediyor. Homofobiye Karşı Uluslararası Gün’ün (IDAHO) bu nedenlerle yeniden harekete geçmeye ve sokağa çıkmaya karar vermesi ile 1 Mayıs’tan 17 Mayıs’a Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma örtüşüyor.

http://www.kaosgl.org/icerik/6_homofobi_karsiti_bulusmanin_hazirliklari_basladi

Buluşma için iletişim:

Kaos GL

Nevin Öztop & Ali Erol 

Tel: 0 312 230 03 58 /12  

E-posta: kaosgl@kaosgl.org

www.kaosgl.org

www.antihomofobi.org



Nefret Suclari Karsiti Bulusma

Post image for Nefret Suclari Karsiti Bulusma

17-18 Aralik 2010

Taxim Hill Oteli
Istanbul

PROGRAM:

17 Aralik 2010, Cuma

  • Saat 10.00:

Kayit

  • Saat 10.30 – 11.30:

- Acilis konusmasi.

- Avrupa ve uluslararasi hukuk acisindan nefret suclari

  • Saat 11.30 – 12.00:

Tartisma ve degerlendirme

  • Saat 12.00 – 13.00:

Yemek arasi

  • Saat 13.00 – 14.00:

Nefret suclari tanimi, bu suclarda ayirt edici ozellikler

  • Saat 14.00 – 15.00:

Turkiye’de mevzuat

  • Saat 15.00 – 15.15:

Ara

  • Saat 15.15 – 17.30:

Cesitli gruplardan magdurlarin karsilastigi nefret suclari. Avrupa ve Turkiye’den deneyimlerin karsilastirilmasi. Sorunlarin ve nasil bir mevzuat gerektiginin tespiti.

***

18 Aralik 2010, Cumartesi

  • Saat 14.00 – 15.30

Atolyeler:

Pozitif Yasam Dernegi, Hrant Dink Vakfi, Pembe Hayat Dernegi, Sosyal Degisim Dernegi

  • Saat 15.30 -16.00

Atolye sonuclarinin sunumlari

  • Saat 16.00  – 16.15

Ara

  • Saat 16.15 – 18.30

Forum – Sunumlar ve tartisma

Sunuslar:

- Prof. Dr. Yasemin Inceoglu, Pozitif Yasam Dernegi, Pembe Hayat Dernegi, Multeci-Der, Insan Haklari Arastirmalari Dernegi, DurDe!

- Nefret suclari karsiti platform girisimi icin tartisma; deneyim aktarimi ve oneriler

Toplanti yeri:

Taxim Hill Oteli

Siraselviler Caddesi, No: 5, Taksim – Istanbul
Not: Toplantilar herkesin katilimina acik ve ucretsizdir. Kurumsal katilim icin asagidaki numara veya e-mail adresinden bilgi alinabilir. Toplantilar sirasinda stant acmak isteyen kurumlar dernegimize basvurabilir.


Duzenleyen:
Sosyal Degisim Dernegi
Istiklal Caddesi, Bekar Sokak, 16/3, 34435 Beyoglu – Istanbul
Tel: 0212-292 34 39
Faks: 0212-292 45 50
E-mail: bilgisosyaldegisim.org
Web:  a style="PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 0px; MARGIN: 0px; COLOR: rgb(0,0,0); PADDING-TOP: 0px; TEXT-DECORATION: underline" href="http://www.sosyaldegisim.org/">http://www.sosyaldegisim.org/

 

Facebook: http://www.facebook.com/SosyalDegisim
Twitter: http://twitter.com/sosyaldegisim





 VİCDANİ RET PANELİ

Ø  10-17 Aralık 2010 tarihleri arasında devam eden “insan hakları haftası” etkinlikleri kapsamında (VİCDANİ RET’TİN TARİHSEL GELİŞİMİ) konulu panel düzenlenecektir.

Tarih: 16 Aralık 2010(Perşembe)

Saat : 14.00

Yer   : İHD İstanbul Şubesi Toplantı Salonu

 

FİLM GÖSTERİMİ

Ø  10-17 Aralık 2010 tarihleri arasında devam eden “insan hakları haftası” etkinlikleri kapsamında ( ARJANTİN’DE KAYIP HİKAYELERİ)  adlı film gösterilecektir.

Tarih: 16 Aralık 2010(Perşembe)

Saat : 19.00

Yer   : İHD İstanbul Gösteri Salonu






PINAR SELEK ile dayanışma gecesi...

" MASAL PINARI " - DEVLET İNSANI SADECE CANINI ALARAK ÖLDÜRMEZ –

MASALCI Pınar Selek   TASARLAYAN & YÖNETEN Mehmet Atak

Kendisine en büyük yalanların, iftiraların dayatıldığı yıllarda hakikatini, yazdığı masal kitaplarında arayan Pınar Selek için düzenlenecek gecede, gelin bu dayanışmanın sıcaklığını birlikte paylaşalım.

9 ARALIK, PERŞEMBE

SAAT 19:00

GARAJ İSTANBUL

Tomtom Mah. Yeni Çarşı Cad. Kaymakam Reşat Bey Sk. No:11a 34433 Galatasaray-Beyoğlu / İstanbul - +90 (0) 212 244 22 90



BİBER GAZIYLA MÜCADELE: www.gazlamucadele.org

İSTANBUL -
Türk polisinin “orantısız” gaz kullanımına karşı www.gazlamucadele.org adlı internet sitesi ‘gaza karşı savunma’ taktikleri sunuyor. Site, biber gazının kullanımını görsel anlamda eğlenceli, renkli ve hatta sempatik bir dille eleştirirken, bu gaza maruz kalan insanların neler yapması gerektiğini anlatıyor.
Sitenin ana sayfası, “Biber gazı: Dünyadaki tüm kontrol güçlerinin kolu kanadı. Etken maddesi doğal derler. Ama acil servis bahçesindeki çınar ağacı değil. Sadece kargaşa anında kullanılır derler ama ne zaman nereden çıkacağı hiç belli olmaz. İşte bu yüzden Gazla Mücadele Paketi herkese lazım” duyurusuyla açılıyor.

İnternetin, “fotoları görmek için tıkla” ya da “hemen sipariş ver” mantığından ibaret olmadığını düşünen Ayşenur Göğebakan, geçtiğimiz 1 Mayıs’ta biber gazına maruz kaldıktan ve korunmak için ne yapacağını bilemediği için sitenin kurulmasına ön ayak olanlardan biri olmuş.

Göğebakan bunun da ötesinde, demokratik hakların kullanılmasına “orantısız güç kullanımı” ile karşılık verilmesine tepki duyduklarını söylüyor. Amaçlarının provokasyon değil, bilinçlendirme çabası olduğunu dile getiriyor.

Site, gazla mücadeleye destek vermek için imza kampanyası da düzenliyor.

ÖNERİLER…

Site biber gazına karşı şu önerilerde bulunuyor: Biber gazı bulunan bir ortamda iseniz limonu bir mendile sıkarak koklayın, gözlerinizi ve burnunuzu silin veya ağzınızın içine sıkın. Bu dildeki ve gözdeki yanmayı azaltır, öksürmeyi ve hapşırığı engeller. Burnunuzu ve ağzınızı sirkeli atkı ile sarın. Burun tıkanıklığını ortadan kaldırır. Yüzünüze yoğurt sürün veya bir kaşık yoğurt yiyin. Derideki acıyı alır. Yüzünüzü rüzgâra dönün, temiz havayı yavaş ve derin nefesler halinde içinize çekin. Nefes darlığını azaltır. Su içmeyin. Su, deriye yapışan biberin gözeneklere girmesini neden olur. Gözünüze veya yüzünüze dokunmayın. Gazın yayılmasına izin vermeyin.

Türk polisinin gaz'ına karşı mücadele taktikleri için www.gazlamucadele.org adresine bakınız.

Alıntı: ANF NEWS AGENCY




PANEL: Erkek Egemen Sistemde Şiddetle Mücadele
Heteroseksüel erkek egemen toplum tarafından kadına yöneltilen şiddet karşısında örülen mücadele biçimleri; kadın ve eşcinsel direnişlerin örnekleri, örgütlülüğü ve yaratıcılığı üzerinden yükseltilen dayanışmanın tarihine odaklanan panel, şiddet karşısında inşa edilen, diriltilen, yenilenen deneyimleri kadınların yaşam olanakları üzerinden tartışmaya açmayı, kadınların özgürlüğü ve eşitliği mücadelesi ekseninde değerlendirmeyi hedefliyor.

Katılımcılar: Nihal Kuyumcu (İstanbul Üniversitesi), Habibe Yılmaz Kayar (KAHDEM - Kadınlara Hukuki Destek Merkez Derneği), Filiz Karahasanoğlu (Mor Çatı gönüllüsü), Esen Özdemir (Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu), Zeynep Özdal (KİHEP: Kadının İnsan Hakları–Yeni Çözümler Derneği), Eylem Çağdaş (Kadın Kapısı)
Moderatör: Gülnur Elçik

11 Aralık 2010, C.tesi, saat 19:00
Tütün Deposu




İZMIR AMARGİ KARMA BULUŞMALARI: MİLİTARİZM


Teknik ve araçsal akıl temelinde tesis edilen modern devletin temel niteliğidir militarizm ve modern devlet, kapitalizmin düzen ilkesine göre kurumsallaştırılmıştır. Bu düzen, içinde yer alacak tüm ögelerin yerinin ve işlevinin belirlendiği, dolayısıyla toplumun üyelerinin her birinin düzenin bir parçası olarak işlemesinin sağlandığı bir kontrol düzenidir. İnsanlar arası bağıntının, insanlara ait bir nitelikten değil, onları bir düzen içinde birarada tutan kontrol sisteminden kaynaklandığı bu modern devlet yapısının esası, niteliği bakımından aynılaştırılmış, işlevleri bakımından farklılaştırılmış insan topluluğunu güç ve zor altında birarada tutmak ve zoru, güvenlik ve barış adına meşrulaştırmaktır. Böylece devlet, bir yandan düzene uygun insanı biçimlendirme araçlarını, diğer yandan da bu düzeni muhafaza edecek aygıtları içinde taşıyan örgütlü bir güç olarak kurumsallaşır. “


Amargi izmir olarak ikincisini gerçekleştireceğimiz KARMA BULUŞMALARIMIZA bu ay militarizm ile devam ediyoruz. Bu hafta Nilgün Toker'in “Anti-militarizm Bir Sorumluluktur” yazısı ile Pınar Selek'in “Türkiyede Özgürlüğü Ararken” ararken makalelerini okuyoruz. Bundan sonra karma buluşmalarımız her ayın 2. cumartesisi gerçekleşecektir. Tüm cinsiyet kimliklerini bekliyoruz. Makaleler ektedir.

11 aralık cumartesi saat 13:00
salepçioğlu işhanı kat:5 d:509 kemeraltı-konak
iletişim: selda ustabaş 0554 927 58 08




FORUM TİYATROSU: "Gündelikçilerin Forum Tiyatrosu"

Hazırlayan ve yöneten: Nihal Kuyumcu

Koordinatör: Tijen Savaşkan


Katılanlar: Gül Korkutan, Yıldız Ay ve IMECE'li kadınlar

11 Aralık 2010, C.tesi saat: 14:30
Kumbaracı50
İMECE Kadın Dayanışma ve İşletme Kooperatifi işbirliğiyle.
(Tiyatroya katılım davetiyeyle sınırlıdır)






AKTİVİST FİLMCİLERDEN AKTİVİST FİLMLER...


Türkiye'de belli alanlarda aktivist filmler üreten sinema kolektifleri, son çalışmalarını paylaşarak kendilerini anlatıyorlar:

Filmmor Kadın Kolektifi: ►►

8 Aralık Çarşamba, saat 16:00, Tütün Deposu

Lambdalı Kadınlar ►►

9 Aralık Perşembe, saat 16:00, Tütün Deposu

Özgür Açılım Kolektifi ►►

10 Aralık Cuma, saat 16:00, Tütün Deposu




Yeni bir queer oluşum: İLLET

Post image for Illet Eskisehir Bulusmasi

İlk etkinliklerini 4 Aralık Cumartesi günü Eskişehir'de düzenleyen yeni queer oluşumun çağrı metninde şunlar yazılıydı:

Sesimizle/bedenimizle konusuyoruz/dinliyoruz

DELI DELI, SERE SERPE, USUL USUL konusup, DERIN DERIN birbirimizi dinliyoruz…

Herbirimiz farkli yerlerden geliyoruz, kimimiz mordan, kimimiz turuncudan, kimimiz maviden, kimimiz yesilden, kimimiz kirmizidan, kimimiz saridan…

Bir gunlugune Eskisehir’de bulusup, birbirimizin renklerine degsek, dokunsak, her renge bulansak ve anlatsak renklerimizi, dinlesek birbirimizi, dinlensek?

Lezbiyen, biseksuel kadinlar/translar olarak

Durup beraber “DINLEN”iyoruz!








Tartışma serisi...



MSGSÜ Yüksek Lisans Toplumsal Hareketler Sosyolojisi dersi öğrencileri tarafından düzenlenen tartışma serisinin ilk konusu "anti-militarizm ve vicdani red hareketi".

Tartışmacılar: Mehmet Tarhan, Enver Aydemir, Ercan Aktaş.

Tarih: 6 Aralık Pazartesi
Saat: 18:30
Yer: Bellek ve Kültür Sosyolojisi Çalışmaları Derneği (BEKS)
İstiklal Caddesi. Danışman Geçidi Han. No: 1.







       Tütün Deposu Lüleci Hendek Caddesi No.12 Tophane 34425 İstanbul E depo@depoistanbul.net T +90 212 292 39 56 W www.depoistanbul.net
838







Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma Buluşması


BULUŞMA PROGRAMI


Kampüs Etkinlikleri

Ortadoğu Teknik Üniversitesi – Bilkent Üniversitesi

22 – 28 Kasım 2010 tarihlerinde, ODTÜ LGBTT Dayanışması ve Bilkent LGBTT Klübü tarafından, çeşitli öğrenci klüplerinin desteğinde “nefret”in üniversite kampüslerinde LGBTT bireyler, diğer azınlık grupları ve farklılıklar üzerindeki yansımasının tartışılacağı paneller ve atölyeler gerçekleştirilecektir.
Ayrıca, kampüs etkinlikleri çerçevesinde üniversite kampüslerinde stand açılacak ve “nefret”e karşı yürüyüş gerçekleştirilecektir.







Trans Ağı Buluşması

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği olarak, Sivil Toplumu Geliştirme Merkezi’nin finansal desteği ile Türkiye’nin ilk trans ağı buluşmasını 22 – 28 Kasım 2010 tarihleri arasında gerçekleştiriyoruz.

Türkiye’nin 9 ilinden ( Istanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Diyarbakır, Antalya, Mersin, Yalova ) 25 trans bireyi bir araya getirerek, sorunlar, talepler ve çözüm stratejilerini konuşmayı planlıyoruz. İlknur Üstün’ün moderasyonu ile gerçekleştirilecek olan iki günlük buluşmanın, Türkiye trans hakları hareketinin öznelerini bir araya getiren önemli bir başlangıç olacağını umuyoruz.

İlki Kasım ayı içerisinde gerçekleştirilecek olan trans ağı buluşmasının ikincisi Mart ayında Ankara’da, üçüncüsü Haziran ayında İstanbul’da gerçekleştirilecektir.


24 Kasım 2010, Çarşamba - Ekin Sanat Merkezi
Açılış Oturumu
13.00 – 14.30
Uluslararası Trans Hakları Savunucuları ve Politikacılardan Destek Mesajları
Thomas Hammerberg - Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri,
Fundacio Triangulo Aktivistleri
Julia Ehrt – Transgender Avrupa Eşbaşkanı,
Justus Eisfeld – Uluslararası Trans Savunucuları Ağı Başkanı,
Hossein Alizadeh – Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Konseyi Program Direktörü,
Sass Roganda Sasot – Filipinli TransKadınlar Birliği Kurucu Başkanı

Açılış Konuşması
Sinem Kuzucan, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği

HIV/AIDS ve Transfobik Nefret
15.00 – 16.30
Moderatör: Zeynep Munlafalıoğlu, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Seyhan Arman, Pozitif Yaşam Derneği
Gökhan Yıldırımkaya, Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Programı Üreme Sağlığı Genel Koordinatörü

Seks İşçiliği ve Nefret; Deneyimler, Çözüm Önerileri
17.00 – 18.30
Moderatör: Neslihan Uras, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Şevval Kılıç, Kadın Kapısı Derneği
Ebru Kırancı, İstanbul LGBTT Sivil Toplum Girişimi
Sinem Kuzucan, Pembe Hayat Derneği


Sergi Açılış Kokteyli, Çankaya Belediyesi Galeri Kara
18.30 – 19.30
Diana Blok, “See Through Us”
Gabrielle Le Roux, “Proudly African and Transgender”
Çankaya Belediye Başkanı ve Hollanda Büyükelçiliği yetkililerinin katılımı ile.


25 Kasım 2010, Perşembe – Ekin Sanat Merkezi
Gün içerisinde, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği olarak, Ankara Kadın Platformu’nun düzenleyeceği yürüyüş ve etkinliklere katılım gösterilecektir.

Nefret Suçları & Mevzuat Tartışmaları
15.15 – 16.45
Moderatör: Kemal Ördek, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Michael Miller, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler Müsteşarı
Hakan Ataman, İnsan Hakları Gündemi Derneği
Cengiz Alğan, Sosyal Değişim Derneği Başkanı
Ahmet Toköz, Avukat


Transfeminizm, Transfobik Şiddete Karşı Feminist Dayanışma
17.00 – 18.30
Moderasyon: Selin Berghan,
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği

Foruma katılacak olan kurumlar şunlardır:
Amargi Kadın Kooperatifi
FeministBiz
Ankara Kadın Dayanışma Vakfı
Çankaya Kent Kadın Meclisi
Kaos GL Derneği
Pembe Hayat Derneği
Ankara Kadın Platformu Üyesi Diğer Örgütler

19.00 – 20.30
Film Gösterimi : “Ben ve Nuri Bala”

Söyleşi: Esmeray

26 Kasım 2010, Cuma – Ekin Sanat Merkezi

Aile ve Nefret
13.00 – 14.30
Moderatör: Buse Kılıçkaya, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Lambdaistanbul Aile Grubu (LISTAG) Üyeleri
Cinsel Eğitim ve Tedavi Araştırma Derneği Psikiyatrları
Ankaralı Trans Birey Aileleri

Medyada Transfobik Nefret
15.00 – 16.30
Moderatör: Arzu Gümüş,
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Oray Eğin, Akşam Gazetesi
Lale Kemal, Taraf Gazetesi
Kürşad Kahramanoğlu, Birgün Gazatesi


Transfobik Nefrete Karşı Sivil Toplum Forumu*
17.00 – 18.30
Moderatör: Canan Şahin, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Tacim Coşgun, İnsan Hakları Derneği
Özge Yenier Duman, Türkiye İnsan Hakları Vakfı
Bedriye Poyraz, Alevi Enstitüsü
Zeynep Şanal, Başkent Kadın Platformu Derneği
Selçuk Karadeniz, Roman Gençlik Derneği
Nejat Ünlü, Pozitif Yaşam Derneği
Cansu Albayrak, Avrupa Öğrenci Birliği
Zafer Kıraç, Ceza İnfaz Sistemlerinde Sivil Toplum Derneği
Foruma ayrıca, LGBTT ve feminist kadın örgütleri de katılım göstereceklerdir.

19.00 – 20. 30
Film Gösterimi: Pembe Gri

Söyleşi: Zeynep Özcan, Selay Tunç, Serra Can, Barış Sulu

27 Kasım 2010, Cumartesi – Ekin Sanat Merkezi

STOP Trans Pathologization
13.00 – 14.30
Moderatör: Sedat Yağcıoğlu, Psikolog
Seven Kaptan, Psikiyatr
Miguel Misse, STOP 2012 Kampanyası Organizatörü
Alira Araneta, STOP 2012 Kampanyası Organizatörü
Aimar Suess, STOP 2012 Kampanyası Organizatörü

Politikacılar Paneli: “Transfobik Nefrete Karşı Siyaset Ne Diyor?”
15.00 – 16.30
Moderatör: Damla Çimen, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Anette Trettebergstuen, Norveç Parlamentosu İşçi Partisi Milletvekili
Sebahat Tuncel, Barış ve Demokrasi Partisi Milletvekili
Şenol Karakaş, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı
Nicole Maes, Hollanda Büyükelçiliği Siyasi İşler Departmanı Başkanı

16.40 – 17.00
Kadın Tiyatrosu “Ağır Tahrik”

“Nefret”e Karşı Sanatçılar
17.00 – 18.30
Moderatör: Serra Can, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
İlkay Akkaya, Şarkıcı
Barbaros Şansal, Modacı
Görkem Kanbolat, Oyuncu
Ayta Sözeri, Oyuncu
Gabrielle Le Roux, Sanatçı ve Aktivist
Diana Blok, Fotoğraf Sanatçısı

28 Kasım 2010, Pazar – Ekin Sanat Merkezi

Uluslararası Trans Hakları Aktivizmi
13.00 – 14.30
Moderatör: Kemal Ordek, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Carla La Gata, Transgender – Europe Yönetim Kurulu Üyesi
Joel Le Deroff, ILGA-Europe Program Koordinatörü
Zara Shushanian, Uluslararası LGBTQ Gençlik ve Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Maria Sundin, RFSL İsveç Yönetm Kurulu Üyesi

Aynı gün saat 15.30’da Sakarya Caddesi’nden Yüksel Caddesi’ne yürüyüş gerçekleştirilecektir.





25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE HAFTASI ETKİNLİKLERİ



23 KASIM SALI

BÜ(S)K-BÜKAK ORTAK BELGESEL-FİLM GÖSTERİMİ:

“Üç Etek”
...Üç Etek –Erguvan, Lila ve Mor filmlerinden oluşan, İstanbul’a çıkmak için uyulması gereken “kılık-kıyafet”, “etek boyu” kaidelerinin dünü, bugünü, geleceğine dair bir üçleme…

İstanbul’da, yüz yılda, sokaklar, köprülerin altından akan sular, sahiller, evler hızla değişir… Moda, yasaklar, kanunlar da… Kadınların kılık-kıyafet, hal-hareket derdi-tasası hep baki kalır… Sözü, yüz yılda değişen ve değişmeyenlere tanıklık eden dört kadın alır…
Saat: 17.30

“Böyle Giremezsiniz!”

Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü'nün (BÜKAK) çektiği Boğaziçi Üniversitesi'nde başörtüsü yasağını konu alan belgesel, "Böyle Giremezsiniz!" yeniden gösterimde! Gösterimin ardından da belgeselle ilgili söyleşi yapacağız!

"…Shuttle’ı durdurdu güvenlik. Böyle giremezsiniz. Bekledim birisi bir şey desin 'Hayır o giremiyorsa ben de girmiyorum' ya da 'Hayır ne demek!' Çünkü orada o güvenlik görevlisi yani. Hiçbir yetki alanı yok insanlar üzerinde. Ve o shuttle’dan indim…“

Saat: 18.30
Yer: İBRAHİM BODUR SALONU


30 KASIM SALI

PANEL: “Tecavüz Kültürünü Tartışıyoruz: Hukukta ve Medyada Tecavüz Temsilleri”

Son dönemde sıkça duyduğumuz toplu tecavüz vakaları ve özellikle Fatmagül’ün Suçu Ne? dizisinin medyada ele alınışı ve bu dizinin toplumsal tüketiliş biçimleri tecavüz kültürünü yeniden gündeme taşıdı. Bu panelde, tecavüz kültürünün yaygınlaşmasındaki temel mekanizmalardan ikisini, hukuk ve medyada tecavüz temsillerini tartışacağız. Türkiye'de mevcut devlet kurumlarının ve hukuk sisteminin kadına yönelik cinsel şiddeti meşrulaştıran ve failleri koruyan pratiklerini, mağdurların hukuk alanındaki mücadelelerini, ve medyada özellikle haberler ve diziler aracılığıyla yaratılan tecavüz temsillerini ele alacağız.

Konuşmacılar
Av. Eren Keskin (Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu)
Deniz Türkali (Oyuncu/ “Fatmagül'ün suçu ne?” dizisi oyuncusu)
Pınar Gümüş (Oyuncu/ Tiyatro Boğaziçi ve Feminist Kadın Çevresi Üyesi)
Moderatör: İrem Az (B.Ü. Kadın Araştırmaları Kulübü)

Saat: 17.30
Yer: ÖFB (Demir Demirgil Salonu)

1 ARALIK ÇARŞAMBA

OYUN: “Cadının Bohçası" - Esmeray

Bir travestinin ezberinizi bozmasına izin verecek kadar cesur musunuz?

Kadınlık, erkeklik, transeksüel yaşam, Doğu‘dan İstanbul’a bir yolculuk hikâyesi, kadınlar, erkekler, “lobunyalar”, sokaklar, barlar, politikler, a-politikler, bir de anti-politikler. Cinselliğin arka sokakları, erkeklerin kadınlara göstermedikleri yüzleri, kadınların aynada fark etmedikleri ölçüleri, kadınların erkeklerden, erkeklerin kadınlardan sakladıkları.

Saat: 18.30
Yer: ÖFB (Demir Demirgil Salonu)


                -----------------------------------------

Kadına Yönelik Şiddet ve Mücadele Perspektifleri
Sempozyum

Insanlık tarihinden Mirabel kardeşlere ve günümüze kadar uzanan “ Kadına yönelik şiddet”i masaya yatırıyoruz. Kadına yönelik şiddetin biçimlerini ve sonuçlarını tartışıyor, şiddetle mücadele yöntemleri ve politikası için buluşuyoruz.

Katılımcılar:
1. Oturum

Moderatör-Mukaddes Erdoğdu Çelik
Av. Canan Arın
Av. Eren Keskin- Militarizm ve şiddet
Arzu Torun- Devlet Kaynaklı Şiddet
Esmeray- Ezilen Cinsel Kimliklere Dönük Şiddet

2. Oturum

Moderatör- Nurten Taşlı
Dr. Lale Tırtıl -Kadına Yönelik Şiddet Olgularında "adalet" İçin Tıp
Av. Sezin Uçar- İşçi kadınlara Yönelik Hak Gaspları ve Şiddet
Birsen Kaya (SKM )- Kadına Yönelik Şiddete Karşı Politika
Ave- Kon- Göçmen Kadınlara Yönelik Şiddet
Şiddet Mağdur ve Tanıkları

Tarih: 27 Kasım Cumartesi
Saat: 13.00- 18.00
Yer: Petrol-İş Sendikası
Altunizade/ İstanbul İletişim için: 0212 253 60 13-14 mbakademi@gmail.com




Ünlü Savaşkarşıtı Alman Yazar Wolfgang Borchert'in yazdığı "Kapıların Dışında" adlı oyun gösterimde


ünlü Alman yazarin savas sonrasinda bir kalemde yazdigi ve sergilenisini bile göremedigi "KAPILARIN DIŞINDA"

30 Ekim Cumartesi 20:30

31 Ekim Pazar 15:00
22 Kasım Pazartesi 20:30

Yer: Kumbaraci 50 - Beyoglu - Istanbul

"Altıdan Sonra Tiyatro" tarafından sahneye çıkıyor. Bir Savaşın Masalı olan bu oyun, II. Dünya Savaşından döndükten sonra, hastalığına yenilip henüz 26 yaşındayken ölen, Alman yazınının en önemli isimlerinden Wolfgang Borchert'in oyununda; savaşta ayakta kalabilmeyi başaranlar ve savaşı
tüm sorumluluklarıyla omzunda taşıyanlar, bir savaş masalının eciş bücüş kahramanları olarak canlanıyor. Tüm bunlar; savaş sonrası yurduna dönen bir askerin, hayatta kalmakla ölümü seçmek arasındaki çatışmasının tam ortasında, onun gözünden yansıyan bir görsellik içerisinde seyirciye sunuluyor.

Oyun, iki perde / 120 dak
Yazan: Wolfgang Borchert
Çeviren: Behçet Necatigil
Yöneten: Yiğit Sertdemir
Dekor Tasarımı: Gamze Kuş
Kostüm Tasarımı: Nihal Kaplangı
Işık Tasarımı: Mahmut Özdemir
Müzik Tasarımı: Onur Kahraman
Maske ve Kukla Tasarımı: Candan Seda Balaban
Hareket Düzeni: Özgür Tanık
Oynayanlar: Ebru Gözdaşoğlu, Onur Kahraman, Seda Özen Yürük, Y. Ömer
Erzurumlu, Yiğit Sertdemir


Yazarın savaşa hayır diyen şu şiiri meşhurdur;

SONRA YAPILACAK TEK ŞEY VAR

Sen. Makine başındaki adam ve atölyedeki.
Sana yarın su boruları ve vanalar yerine çelik miğferler ve makineli tüfekler yapmanı emrederlerse, yapılacak bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Tezgahı ardındaki kız ve bürodaki kız.
Sana yarın bomba doldurmanı ve keskin nişancı tüfekler için hedef dürbünleri monte etmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Fabrika sahibi.
Sana yarın pudra ve kakao yerine barut satmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Laboratuardaki araştırmacı.
Sana yarın eski yaşama karşı yeni bir ölüm icat etmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Odasındaki ozan.
Sana yarın aşk şarkıları yerine nefret şarkıları söylemeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Hastası başındaki doktor.
Sana yarın savaşa adam yazmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Kürsüdeki din adamı.
Sana yarın savaşa dair kutsal sözler söylemeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Vapurdaki kaptan.
Sana yarın buğday yerine top ve tank taşımanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Havaalanındaki pilot.
Sana yarın kentler üzerine bomba ve fosfor yağdırmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Dikiş masası başındaki terzi.
Sana yarın üniformalar dikmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Cübbesi içindeki yargıç.
Sana yarın savaş mahkemesine gitmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. İstasyondaki adam.
Sana yarın cephane treni ve kıt'a nakli için kalkış sinyali vermeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Kentin varoşlarındaki adam.
Sana yarın gelir de siper kazmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Normandiya'daki ana ve Ukranya'daki, sen Frisko ve Londra'daki ana.
Sen Hoangho ve Missisippi' deki ve Hamburg ve Kore ve Oslo'daki ana,
bütün toprak parçaları üzerindeki analar, dünyadaki analar,
sizden yarın yeni kırgınlar için hemşireler ve çocuklar doğurmanızı isterlerse, dünyadaki analar, yapacağınız bir tek şey var:

HAYIR deyin!... Analar, HAYIR deyin!...

Çünkü eğer hayır demezseniz, eğer hayır demezseniz analar, sonra,
sonra:

Gürültülü vapur dumanlarıyla yüklü liman kentlerinde büyük gemiler inildiye inildiye sessizleşecek, dev mamut kadavraları gibi su üstünde ölgün ve hantal, su yosunu, deniz bitkileri ve midye kabuklarıyla kaplı, önceleri öyle ipildeyip çınlayan gövdesi mezarlık ve çürümüş balık kokusuyla yüklü, yıpranmış, hasta ve ölü gövdesi rıhtım duvarlarına karşı, ölü ve yalnız rıhtım duvarlarına karşı yalpalanacak.

Tramvaylar beyinsiz, ışıltısız, cam gözlü kafesler gibi yamru yumru olacak.
Çürümüş hangarların arkasında, büyük çukurlar açılmış yitik caddelerde raylar öylece duracak.

Çamur grisi, pelteleşmiş, kurşuni bir sessizlik dönenecek ortalığı,
her şeyi unutarak, büyüyecek okullarda ve üniversitelerde
ve tiyatro salonlarında büyüyecek, stadyumlarda ve çocuk parklarında,
korkunç ve hırslı kesintisiz bir sessizlik büyüyecek.

Güneşli taze bağlar yıkık yamaçlarda çürüyecek, kuraklaşan
toprakta kuruyacak, pirinç ve patates ekilmeyen tarlalarda
donacak ve sığırlar katılaşmış bacaklarını devrilmiş iskemleler
gibi dikecek gökyüzüne.

Enstitülerde büyük doktorların dahi buluşları asitlenecek,
çürüyüp, mantarsı küfle kaplanacak.

Mutfaklarda, hücre odalarda ve kilerlerde, soğuk hava depolarında ve
ambarlarda son torba un, son kase çilek, kabak

ve diğerleri bozulup gidecek, ekmek ters çevrilmiş masaların altında,
parça parça olmuş tabakların üstünde yemyeşil kesilecek,

ortalığa yayılan yağ arap sabunu gibi kokacak, tarlalarda buğday
paslanmış karasabanların yanına düşüp kalacak, yok edilmiş

bir ordu gibi ve tüten tuğla bacalar, demirci ocakları ve yıkık
fabrika bacaları sonsuz çimle kaplanarak ufalanacak, ufalanacak,

ufalanacak.

Sonra son insan dökülüp parçalanmış barsaklarıyla ve kirlenmiş
ciğerleriyle zehir gibi kızaran güneşin altında yalnız ve yanıtsız

ve yalpalayan yıldızların altında bir yanılgı gibi ordan oraya
dolaşacak, o kocaman beton yığınları, tenha kentlerin soğuk putları

ve gözden kaçması olanaksız toplu mezarlar arasında yalnız, son
insan, kupkuru, delirmiş, allaha küfrederek, yakınarak o korkunç

soruyu soracak : NEDEN? Bu ses bozkır derinliğinde yiterek duyulmaz bir
hale gelecek, yıkıntılar üzerinde esecek, çatlaklar

arasından akacak, bu ses, ibadethane enkazları içinde ve sığınaklara
çarparak şaklayacak, kan birikintileri üzerine düşecek,

duyulmayacak, yanıtlanmayacak, son insan-hayvanın son hayvanca
bağırışı.

Tüm bunlar olacak, yarın, yarın belki, belki hemen bu gece, belki bu
gece, eğer-eğer-eğer siz.

HAYIR demezseniz!...

Wolfgang  BORCHERT

Çeviri    : Rahman HAYDAR





LGBTT ve Askerlik (film gosterimi/soylesi)

Film: Curugum,Askerim, Reddediyorum

Yonetmen: Aydin Oztek
29′ 56

Escinsel, biseksuel ve transgender bireylerin askerlik yukumlulugu ve ordu ile karsilasma hallerini anlatan film, tanikliklar yoluyla LGBTT hareketinin ve bireylerin “zorunlu askerlik” konusundaki ic tartismasina isik tutuyor.

Soylesi: Ne Yapmali?
Moderator: Mehmet Tarhan

Zorunlu askerlik hizmeti ile yuzlesme halindeki bireylerin haklari nelerdir? Askerlik hizmeti veya “curuk” raporu alim surecinde olasi hak ihlallerini en aza indirme yollari nelerdir? Vicdani red tutumu nedir?
Tanikliklarimizla soylesiyoruz.

Tarih: 7 Kasim 2010 pazar
Saat: 16:00 – 18:00
Yer: Lambdaistanbul Kultur Merkezi

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklāl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org





Türkiye'nin yeni internet queer sözlüğü yayınına başladı!



http://queersozluk.sozlukspot.com/ adresinden takip edebileceğiniz sözlükte bir çok kavramın alt kültürel ve politik tanımına ulaşabilirsiniz.









 
"Queer, Türkiye ve Transkimlik" Konferansı

Boğaziçi Üniversitesi Eleştiri ve Kültür Araştırmaları Yüksek Lisans Programı'nın ilkini 2004 yılında düzenlediği “ 'Queer', Türkiye ve Kimlik” konferansının “transgender” temalı ikincisi 21-22 Ekim 2010 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi'nde gerçekleştirilecektir. Konferansa herkes katılabilir.
Konferans aşağıdaki konulardan oluşacak ve program kısa bir süre içinde açıklanacaktır.

* SEKS İŞÇİLİĞİ
* TRANSFOBİ
                                         * TRANSAKTİVİZM VE QUEER YOLDAŞLIĞI
                                         * TRANSSİNEMA
                                         * TRANSPERFORMANSLAR
                                         * BEDEN POLİTİKALARI



Sohbet: Acil/ma/k

Kendine acilmak, arkadaslara acilmak, aileye acilmak, okulda acilmak, iste acilmak…

Acilmak / acil-a-mamak bize ne kazandiriyor, ne kaybettiriyor?

Acilinca hersey bitiyor mu? Yoksa hersey yeni mi basliyor?

Her birimizin farkli farkli hikayeleri var, anlatmanin ve dinlemenin bize birseyler katacagi hikayeler…

23 ekim 2010 cumartesi gunu saat 17:00 – 19:00 arasi acil/ma/k konulu etkinligimize davetlisiniz.

Tarih: 23 Ekim Cumartesi

Saat: 17:00 – 19:00

Yer: Lambdaistanbul Kultur Merkezi

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklâl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org





Atelye: Kentsel Mekanların Kurulumunda Heteroseksist Politikalar ve Uygulamalar

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, mekânsal dışlanmaya ve toplumsal adaletsizliğe karşı mücadele eden tüm kişi, kurum ve örgütlerin katılımı ile 21–23 Ekim’de Ankara’da “Mimarlığın Sosyal Forumu” düzenliyor. Kaos GL, Foruma, “Kentsel Mekânların Kurulumunda Heteroseksist Politikalar ve Uygulamalar” başlıklı bir atelye ile katılıyor.

“Kentsel Mekânların Kurulumunda Heteroseksist Politikalar ve Uygulamalar” Atelyesi, Mimarlar Odası Ankara Şubesinin Konur Sokak’taki salonunda, 21 Ekim Perşembe günü, saat 18’de başlayacak.

Atelye herkesin katılımına açık

Kaos GL, “Kentsel Mekanların Kurulumunda Heteroseksist Politikalar ve Uygulamalar” başlıklı atelyenin çerçevesini şu sorular ile çizdi:

“Eşcinseller kentten nasıl dışlanıyorlar ve sosyal hayattan nasıl kovuluyorlar? Dışlanma pratikleri nasıl gelişiyor? Eşcinsellerin bu dışlanma ve kovulmalar karşısında tepkileri ve eşcinselliklerini kurma ve yaşama sürecine etkileri ne oluyor? Eşcinsel politika kovulma mekanlarını nasıl etkiliyor? Dışlanılan mekanlara geri dönme hamleleri nasıl seyrediyor?

“Eşcinsel Gettolar Değil Kentin Tamamını İstiyoruz!” ne demek?”

Herkesin katılımına açık olacak atelyenin amacı, “yeni bir kent için yan yana gelmeler ve yeni politikalar üretmenin gerekleri ve olanakları nasıl ve neler olabilir” şeklinde belirlendi.

21 Ekim Perşembe, saat 18’de başlayacak çalışma iki saat sürecek.

Atölyeye katılmak isteyenler secin@kaosgl.org adresinden de iletişime geçebilirler 

Yürütücü: Ali Erol

Gün…….: 21 Ekim Perşembe

Saat…….: 18:00-20:00

Yer……...: Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Konur sok. No:4/3 Kızılay

İlgili bağlantılar:

http://www.socialarch.net/Atolye2/KentselMekanlarin_copy1.aspx?sflang=tr

http://www.kaosgl.org/icerik/escinsel_gettolar_degil_kentin_tamamini_istiyoruz

Program ve MSF’ye ilişkin diğer konularda daha detaylı bilgi forumun web sitesinden edinilebilir. www.socialarch.net



Eylem Cagrisi: “Trans kimlikler hastalik degildir”

Istanbul icin:

“Trans kimlikler hastalik degildir” (Stop Trans Pathologization-2012) trans kimliklerin (transseksuel, transgender, interseksuel) hastalik tanimindan cikarilmasi gerekliligini savunan uluslararasi bir kampanyadir. Kampanyanin temel amaclari, sozde “cinsiyet 

“Trans kimlikler hastalik degildir” (Stop Trans Pathologization-2012) trans kimliklerin (transseksuel, transgender, interseksuel) hastalik tanimindan cikarilmasi gerekliligini savunan uluslararasi bir kampanyadir. Kampanyanin temel amaclari, sozde “cinsiyet kimlik bozukluklarinin” tum dunyada ve Turkiye’de kullanilan Amerikan Psikiyatri Birligi’nin 2013’te yenilenecek DSM ve Dunya Saglik Orgutu’nun 2014’te yenilenecek ICD teshis kilavuzlarindan cikarilmasi ve trans bireylerin saglik haklarinin guvence altina alinmasi amaclanmaktadir. Trans-iliskili saglik hizmetleri sigortasinin duzenlenmesi icin STP 2012, ICD-11’de hastalik tanimindan cikarilmasini onermektedir.

Kampanya dahilindeki hareketin gorunurlugunu arttirmak ve taleplerimizi duyurmak icin23 Ekim Cumartesi gunu saat 19:00‘da Taksim Tramvay Duragi‘ndan Galatasaray Meydani’na yuruyoruz.

Eylemin Facebook sayfasi icin tiklayin.

STP 2012 kampanyasi dahilinde, Ekim 2007’den beri tum dunyada degisik sehirlerde eszamanli gosteriler duzenlenmistir. Siradaki “Trans Kimliklerin Hastalik Tanimindan Cikarilmasi icin Uluslararasi Eylem Gunu” 23 Ekim 2010’da tum dunyada, farkli sehirlerde gosteri ve eylemler gerceklesecek.

Su ana dek kampanyaya katilan sehirler:
Ames, Amsterdam, Ankara, Bangkok, Barcelona, Berlin, Bilbao, Bogotá, Bologna, Brussels, Budapest, Buenos Aires, Cape Town, Caracas, Compostela, Córdoba (Argentina), Donostia, Gaborone Botswana, Gasteiz, Granada, Guayaquil, Istanbul, Jaén, Las Palmas de Gran Canaria, Lille, Lima, Lisbon, Ludwigsburg, Madrid, Managua, Manila, Mexico City, Mumbai, Murcia, New York, Paris, Quito, Salta, San Francisco, San Salvador, Santiago de Chile, Ulaanbaatar, Valencia, Zaragoza.

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklâl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org


Ankara icin:



 

SUSMADIK, SUSMAYACAĞIZ, TECAVÜZE SESSİZ KALMAYACAĞIZ EYLEMİ

tarih:
22 October · 11:00 - 21:00

yer:
Fatih Adliyesi /ANKARA

Üniversite öğrencisi bir kadını zorla kaçırarak tecavüz ettikleri iddiasıyla yakalanan ve tutuklu yargılanan Tolga D. ve Arif Y.'un 19 Ekim 2010 tarihinde yapılan 3. duruşmasında 2 kadın 1 erkek üyeden oluşan mahkeme heyeti, tecavüz eylemi dosyadaki deliller ile sabit olmasına rağmen, sanıkların tutukluluk sürelerini dikkate alarak ve dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumundan dönüşünün uzun süreceğini gerekçe göstererek 2 tecavüzcün...ün tutukluluk hallerini kaldırıldı. Tecavüzcüler artık aramızda!

Kadın kuruluşları temsilcileri ve dayanışma için bağımsız olarak davayı takip eden kadınlar olarak kadının insan haklarının açık bir ihlali olan ve can güvenliğimizi tehlikeye atan bu kararı protesto etmek, tacizlere tecavüzlere sessiz kalmayacağımızı bir kez daha açıklamak için 22 Ekim 2010 tarihinde saat 11:00’de Fatih Adliyesi önünde bir araya geliyoruz.

Susmadık, Susmayacağız, Tecavüze Sessiz Kalmayacağız!

NOT: Otobüs kalkış:10:00
09:45'te Kolejdeki Çankaya Belediyesi Otoparkında toplanılacak.




YA CEVAP VERİN, YA HESAP!

25 Ekim Pazartesi, saat 10:00’da, Beşiktaş İskele Meydanı’nda


Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi

Hakikat anlatıcımız, arkadaşımız Hrant Dink’in özlemiyle geçen yıllar acımıza yeni acılar ekliyor. “Bu planlamış, bu silahı vermiş, bu tetiği çekmiş...” diye giden masalın nasıl yakıcı bir gerçeği işaret ettiğini anlamak ve anlatmak için her kapıyı çalmaya, sonu hiç gelmese de sonuna kadar adal...et nöbetimizin başında olmaya kararlı biz Hrant Dink’in arkadaşları, en son Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, Adalet, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıkları’na sorduk. Aldığımız cevaplar bize açıkça “verecek cevapları olmadığını” gösteriyordu. Her keresinde adalet umudumuz biraz daha incinse de, her keresinde acımız, mücadele isteğimiz ve öfkemiz biraz daha artıyor. Savsaklanmış, ciddiyetsiz ve değersizleştirici her tavra bir yenisi eklendiğinde, biz; mağduru, takipçisi ve tanığı olduğumuz bu utanç davasını, bu vicdan kavgasını daha da bilenerek sürdürme azmiyle doluyoruz.

Şimdi yine bir duruşma kapıda. Biz de yine o duruşmanın kapısında olacağız. Adalet sahnesinde sergilenen oyunu bütün dikkatimizle izlemek için... Nöbeti birlikte tutmak, unutmamak, unutturmamak için...

25 Ekim Pazartesi, saat 10:00’da, Beşiktaş İskele Meydanı’nda, Hrant için, adalet için, biraraya geliyoruz!

HRANT’IN ARKADAŞLARI




Hrant Dink ödülü ''Vicdani Retçiler Hareketi''ne...

"2. Uluslararası Hrant Dink Ödülleri" törenle sahiplerini buldu.
Adalet Ağaoğlu, Judith Butler, Hasan Cemal, Daniel Cohn-Bendit, Rakel Dink, Alper Görmüş, Amira Hass, Irene Khan ve Boris Navasartian'ın yer aldığı jürinin değerlendirmesi sonucu bu yılki ödüller "Vicdani Retçiler Hareketi" ile İspanyol yargıç Baltasar Garzon Real'e verildi.
Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nü vicdani ret hareketi adına alan Mehmet Tarhan, "Bizler Hrant gibi biraz ürkekçe ama özgürce yaşamayı seçen insanlarız" dedi
Hrant Dink Vakfınca, Dink'in doğum gününde Cemal Reşit Rey Konser Salonunda düzenlenen törende konuşan Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, bugün piyasaya çıkan "Hrant" adlı kitabın, eşi için bir doğum günü hediyesi olduğunu ve hafızaları ve vicdanları uyanık tutma adına bu ödüllerin verildiğini vurguladı.



İSTANBUL AMARGİ CUMARTESİ TARTIŞMALARI


Tarih: 9 Ekim Cumartesi

Saat: 13.00

Yer: Barış İçin Kadın Girişimi

Nane Sokak no: 18 (Beyoğlu Ağacami arkası, sağdan üçüncü sokak)


İstanbul Amargi Cumartesi Tartışmaları’na devam ediyor!

Meme dikleştirici sütyen, kalori cetvelleri, okka gibi burun, Ebru Şallı ile pilates, 90-60-90, istenmeyen kıl bölgeleri, Ender Saraç’ın detoks çorbası ve kürü, portakal kabuğu görünümlü baldırlar, saç düzleştirici, vajina estetiği… Bu hafta “beden ve güzellik” konusunu feminist bakış açısıyla değerlendirmeye ve birlikte anlamaya çalışacağız.

Tartışmalarımızda bize ışık tutması için okuyacağımız makaleler :

1. Gülnur Elçik, “İğdiş Edilmiş Güzellik” (Feminizm dosya konulu Cogito Dergisi, sayı:58, 2009)

2. Yasemin İnceoğlu ve Altan Kar, “Yeni Güzellik İkonları: İnsan Bedeninin Özgürlüğü mü, Mahkumiyeti mi?” (Dişillik,Güzellik ve Şiddet Sarmalında Kadın ve Bedeni, Ayrıntı Yayınları,2010)

Ayrıca konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler Bedende Kıpırdanmalar kitabındaki “Güzelliğin Cetveli” bölümüne bakabilir.
Feminist sözü birlikte üretmek, çoğaltmak, zenginleştirmek ve yaygınlaştırmak için biraraya geldiğimiz ‘Cumartesi Tartışmaları’nda buluşmak dileğiyle...



Yoksulluğun LGBT Halleri

Kaos GL Dergisi, Mart-Nisan 2010 tarihli 111. Sayısında “dosya” konusu olarak “Yoksulluk”u tartışmaya açmıştı. “Yoksulluk” başlıklı Kaos GL Dergisinin dosyasında yayınlanmış yazıların tamamını kaosgl.org okurları ile de buluşturmak için yayınlamaya başlıyoruz. Tanıklık ve yorumlarınızla tartışmaya katkı sunabilirsiniz… 

“Yoksulluğumuz/Yoksunluğumuz” başlıklı dosya sunuşunda, “KaosGL yoksulluk ile ilgili bir dosya yapmaya neden ihtiyaç duydu?” sorusuna cevap veriliyordu. Volkan Yılmaz’ın “Sosyal Vatandaşlık Etrafında İttifakın Olanakları Üzerine” başlıklı yazısı ile kaosgl.org’da yayınlamaya başladığımız “Yoksulluk” dosyasının sunuş yazısından işte bu sorunun cevabını da paylaşıyoruz.

 

Yoksulluğun LGBT Hal(ler)i

“Yoksulluk, maddi ve kültürel kaynaklardan yoksun kalındığını ifade eden bir durum ve/veya süreç olarak tanımlanabilir. Egemen iktisadî paradigma yoksulluğu, doğallığında/kendiliğinde oluşmuş yahut yoksulluk içinde bulunan bireyin özelliklerinden kaynaklanan bir durum ve süreç olarak kodlar. Oysaki yoksulluk, bir şeyin yokluğu, bir şeylerden yoksunluk ve yoksullaştırma kavramları üzerinden kavrandığında yoksulların, kendi varoluşunu belirleyebilme imkânına sahip özneler olmaktan uzak oldukları anlaşılır. Yoksulluğun bu tür kavranışı, bireyin içinde bulunduğu toplumsal formasyonun tarihsel gelişimini ve o formasyondaki üretim-bölüşüm ve tüketim ilişkilerinin tahlil edilmesini gerektirir (Akyüz, 2006). Burada uzun boylu bir tahlile girişmeden günümüz açısından bir değerlendirme yapmak gerekirse; kapitalizmin yeni bir evresini teşkil eden, neo-liberal politikaların yön verdiği küreselleşme süreci, var olan toplumsal yapıları hızla dönüştürerek, ‘yeni ekonomi’nin gereklerine göre biçimlendirmekte, bu sürece koşut olarak farklı görüngüleriyle yoksulluk giderek artan ve derinleşen bir dinamik olarak karşımıza çıkmaktadır (Turan, 2007). Bir başka ifadeyle küresel kapitalizm bir yandan bolluk yaratırken onunla eş zamanlı olarak yeni kıtlık biçimleri doğurmakta ve buna bağlı olarak sefaleti modernize etmektedir (Rahnema, 2009).”
 

Peki, yoksulluk bizi neden ilgilendiriyor?

“KaosGL yoksulluk ile ilgili bir dosya yapmaya neden ihtiyaç duydu? Yoksulluğu tüketim merkezli olarak tanımlayan kapitalist tüketim toplumu, LGBT bireyleri ‘varlıklı tüketiciler’den oluşan homojen bir topluluk olarak görme eğilimindedir. Buradan hareketle LGBT bireylerin nüfusun geri kalanına göre daha az yoksul olduğuna dair mit daimi surette beslenir. Hatta bu mit çoğu zaman muhalif siyaset icra ettiğini ileri süren yapılarda da kabul görür. Oysaki LGBT bireylerin büyük çoğunluğu ile kapitalizmin bir türevi olan ‘pembe ekonomi’nin yön verdiği yaşam tarzına sahip, sistem içerisinde yer tutmuş ve bizatihi sistem tarafından öne çıkarılan LGBT bireyler farklı sınıf konumlarını temsil ederler. Sınıf ayrımlarını görmezden gelerek ya da muğlâklaştırarak orta-üst ve üst sınıf LGBT bireyler tüm LGBT topluluğunu temsil eder nitelikte görmek LGBT bireylerin kapitalist toplum içerisinde ezilmesini, sömürülmesini ve yoksullaştırılmasını gizlemeye hizmet eder (Morgan). Dolayısıyla LGBT bireyleri küresel kapitalizmin yarattığı küresel yoksulluğun dışında düşünmek için herhangi sebep yoktur. Bu nedenle Kaos GL’nin bu sayısında yoksulluk ve yoksulluğun LGBT hallerini irdelemeye çalıştık.”

 

Volkan Yılmaz, yoksulluğun ve ötekiliğin yani farklı türden eşitsizliklerin tekil hayatlarda üst üste gelmesi gerçeğinden hareketle halk mefhumunun içinde eşcinsellerin de mevcut olduğunu göz ardı etmeyen bir ‘sosyal vatandaşlık’ savunusu etrafında Türkiye’de güçlü bir siyasal ittifak inşasının olabilirliği üzerinde duruyor.

Sosyal Vatandaşlık Etrafında İttifakın Olanakları Üzerine

 http://www.kaosgl.org/icerik/yoksullugun_lgbt_halleri




23 Ekim 2010 Karadeniz Forumuna Dogru

Direnisin Belgeselleri ve Soylesiler - Her Cumartesi Saat:18.00

Yasamı yok eden tum enerjilere, halkın ve doğanın düşmanı tüm projelere karşı Karadeniz’den, Bergama’dan, Dersim’den, Hasankeyf’ten yükselen çığlığı ve direnişi anlatan belgeseller 4 Eylül 16 Ekim tarihleri arasında izleyici ile buluşuyor

Platformumuzun düzenlediği ve 4 Eylül günü başlayıp 16 Ekim’e kadar her Cumartesi günü belgesellerin yönetmenlerinin de katılacağı gösterimler gerçekleştirilecektir. Kadıköy Son Irmak Doğa ve Sanat Derneğinde yapılacak olan gösterimler ücretsiz olup gösterim öncesi Son Irmak grubunun müzik dinletileri olacaktır.

18 Eylül - Vatandaş Mustafa (45')

Yönetmen: Remzi Kazmaz

Konu: Fırtına Vadisi direnişi / Yönetmenin Katılımıyla.


25 Eylül - Av! Su! Mai! (40')

Yönetmen: Alejandro Haddad

Konu: Hasankeyf'in Çığlığı / Yerelden katılımla.

 

2 Ekim - Gole Çhetu (70')

Yönetmen: Metin- Kemal Kahraman

Konu: Dersim'de baraj altında kalacak kutsal mekan / Yönetmenin katılımıyla.

 

9 Ekim - Son Kumsal (56')

Yönetmen: Rüya Arzu Köksal

Konu: Karadeniz Sahil Yolu / Yönetmenin Katılımıyla.

 

16 Ekim - Alethea (41')

Yönetmen: Ethem Özgüven

Konu: Bergama'da maden aramalarına karşı direniş / Yönetmenin katılımıyla.

Gösterim Yeri:

Son Irmak Doğa ve Sanat Derneği

Caferağa Mah. Moda Cad.Mescit Sok.No:13 D:7 KADIKOY

Kadıköy Çarşı içinde, Balıkçılar Pazarının olduğu sokaktan (Güneşli Bahçe sk) ilerleyin, Çiya Restoranın hemen yanında kalan sokaktan sola sapın. Sağdaki ilk bina (13 Numaralı bina)

*Gösterimler ücretsizdir.

Karadeniz İsyandadır Platformu

http://www.facebook.com/karadenizisyandadir

http://www.facebook.com/group.php?gid=213273236147&ref=ts

http://www.karadenizisyandadir.org/

 



Amargi İzmir 3. Kitap Atölyesi

Amargi İzmir olarak gerçekleştirdiğimiz 2 kitap atölyesinden sonra, üçüncüsüyle tekrar birlikteyiz. Bu atölyemizde Handan Çağlayan’ın Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar - Kürt Hareketinde Kadınlar ve Kadın Kimliğinin Oluşumu adlı kitabını hep birlikte okuyor ve konuşuyoruz.

Atölyeye katılmak isteyenlerin 13 Ekime kadar isimlerini bize bildirmesi gereklidir. Katılmak isteyenler amargizmir@gmail.com adresinden bize ulaşabilirler. Atölye tarihleri 6-7 Kasım Cumartesi-Pazar olacaktır. Saatler katılımcılarla birlikte belirlenecektir. Atölyemizin verimli geçmesi adına kitabın okunarak gelinmesi rica olunur.

Kitap içeriği şöyle;

GİRİŞ

1.bölüm
“Kürt Kadını’nın” konumu

2.bölüm
Erken Dönem Milliyetçi İdeolojide Kadınların Yeri

3.bölüm
Yeni Bir Kimlik İnşası Bağlamında 1980 Sonrası Kürt Hareketi ve Kadınlar: “Analar, Yoldaşlar,Tanrıçalar”

4.bölüm
Yasal Partilerde Kadınlar ve “
Politikacı Kadın” Kimliği

5.bölüm
Kadınların Yaşam Anlatılarına Göre Kürt Kadın Kimliği: Oluşumu, Bileşenleri ve Dinamikleri

SONUÇ

daha fazlası için: http://www.izmiramargi.blogspot.com/







"KAVRAMLAR KARMAŞASI" TOPLANTI DİZİSİ BAŞLIYOR...

Bazi kavramlardan ne anliyoruz, onlarla kendimizi nasil hissediyoruz, onlari gundelik yasamimizda / politik dilimizde ne kadar ve nasil kullaniyoruz? “Kavram Karmasasi” toplanti dizisinde bir araya geliyoruz ve konusuyoruz; dogrusunu bulmak icin degil, birbirimizi anlamak, algi farkliliklarimizi ortaya koymak icin…

Ayrica malum, soz ucar, yazi kalir. Bu konustuklarimizin bir amaci da, Kaos GL, Pembe Hayat ve Siyah Pembe Ucgen LGBT orgutlerinin onumuzdeki iki yil boyunca yapacaklari ortak bir calismaya katki saglamak olacak. Bu yuzden toplantilarda not tutacagiz ve en sonunda bu notlari toparlayip yazili olarak Kaos GL’ye gonderecegiz. Boylece gelecekte bu kavramlari kullanirken karsilikli ne kastettigimizi anlayabilmek icin bir adim atilmis olacak.

25 temmuz pazar 17:00 – 19:30

CINSEL KIMLIKLER VE HETEROSEKSIZM

“cinsel kimlik”, “cinsiyet kimligi”, “cinsel yonelim”, “heteroseksizm” ve “heteronormativite”

cinsel kimlik”, “cinsiyet kimligi”, “cinsel yonelim” kavramlarindan ne anliyoruz? kimden hoslandigimizi mi, hangi cinsiyetten oldugumuzu mu, cinsiyetimizi nasil ifade ettigimizi mi? bunlarin birbirinden farki ne?

“heteroseksizm” ne anlama geliyor? “heteronormativite” de ne?

30 temmuz cuma 19:00 – 21:30

TRANS- KIMLIKLER

“trans birey”, “travesti/transseksuel”, “transgender”, “transfobi”

· “trans” ne demek? “transseksuel”den farki var mi? varsa ne? peki “travesti”yle “transseksuel”in farki ne? Peki ya “transgender” ne de mek? Tum bunlarin ameliyat olmakla, kimlik almakla ilgisi var mi? yoksa kiyafetle mi ilgili? ya ameliyat olmak istemiyorsam?

· “transfobi” bize ne ifade ediyor?

6 agustos cuma 19:00 – 21:30

SEMSIYE KAVRAMLAR + BIFOBI

· “ibne”, “LGBT/LGBTT/escinsel”, “queer”

· “ibne” denince rahatsiz mi oluyoruz, yoksa inadina kullaniyor muyuz? kimin, nasil soyledigine gore degisiyor mu yoksa?

· LGBT (lezbiyen, gey, biseksuel, trans) mi, yoksa LGBTT (lezbiyen, gey, biseksuel, travesti, transseksuel) mi? yoksa hepsine birden es cinsel mi demeliyiz kisaca? tum cinsel acidan ayrimciliga ugrayanlari kapsayan bir sozcuk mu, yoksa kadinlari, translari disarida mi birakiyor? ya da baska bir semsiye laf mi kullanmali, hepsini kapsayan? “queer” ne demek, sahi? bambaska, acayip bir kavram mi, yoksa kimlik ifademizi rahatlatan bir sozcuk mu?

· “bifobi”

· “bifobi” ne demek? biseksueller ayrimciliga ugruyor mu? nasil? neden az konusuluyor? Bifobi, LGBTT hareketinin kendi icinde proble mi mi, yoksa toplumun geneline ait bir ayrimcilik mi?

Yer: Lambdaistanbul Kultur Merkezi

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklāl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org







TÜRKİYE İÇİN ACI KARAR: NÜKLEER SANTRAL YASASI MECLİSTEN GEÇTİ, ŞİMDİ AKKUYU'DA SANTRAL KURMA HAZIRLIKLARI BAŞLIYOR...

Nükleer anlaşmanın oylanmasının hemen ertesi günü, Enerji Bakanı Taner Yıldız Ankara’da yayın yapan Beyaz TV’ye stüdyo konuğu oldu. Programa canlı telefon bağlantısı ile katılan
Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi ile canlı yayında nükleer hakkında konuştular. Özesmi, Türkiye’nin vaktini ve enerjisini nükleer enerji ile kaybetmek yerine, yenilenebilir enerjilere yönelinmesi gerektiğini anlattı.

Konuşmasında Sayın Taner Yıldız’ın “Türkiye’nin toplam 4848 km kıyısı vardır. 10km’lik bir banttan bahsediyoruz” diyerek Akkuyu’yu nasıl gözden çıkardığını kendi ağzından duyabilirsiniz.

Türkiye’nin toplam kıyı uzunluğu 8.333km! Konuşmasında önce 4 bin ardından 8 bin diyen Yıldız, önceki gece 3’e kadar nükleer oylamasında mesaide olduğu için olsa gerek, şaşırdı. Konuşmasında ara ara her bir enerji kaynağının diğerine göre avantaj ve dezavantajları vardır diyerek nükleerin dezavantajlarını kabul etmesi gözden kaçmadı.

Program sırasında, 170.000 nükleer imzanın teslim edildiği kutu ve “Türkiye Nükleer İstemiyor” yazan tişört Bakan Yıldız’a hediye edildi.

Kaynak: Greenpeace

Programın videosunu izlemek için tıklayınız: http://nukleer.greenpeace.org/?page=blog




18. LGBTT Onur Haftası Programı Açıklandı

Lambdaistanbul Gökkuşağı ile İstanbul'u boyamaya hazırlanıyor. İstanbul'u yine etkinliklere boğacak dolu dolu bir program hazırlanmış. Tiyatrolar, performanslar, sergiler, atölyeler, paneller ve en önemlisi Onur Yürüyüşü bu sene de bizlerle. Sen Yoksan Bir Eksiğiz!

İstanbul Pride’ın tam programı kaosgl.org’da

http://www.kaosgl.org/icerik/18_lgbtt_onur_haftasi_programi_aciklandi

Bakan Kavaf'a LGBTT'lerden "Ödül"!

LGBT’lere ya da eşcinselliğe, biseksüelliğe, transeksüelliğe karşı irrasyonel bir şekilde nefret, korku, hoşnutsuzluk duyan ve bu kişilere karşı ayrımcılık yapan ya da bu tür söylemlerde bulunan kişi ve kurumlara verilen geleneksel 'Hormonlu Domates' ödüllerinin bu yılki adayları açıklandı.
Lambdaistanbul'un 5 senedir dağıttığı "Hormonlu Domates"ler psikiyatriden siyasete magazinden basına kadar bir çok dalı içeriyor ve bu sene ayrıca ilk kez “Domates Tarlası Jüri Özel Ödülü” verilecek. Ve bu ödülün sahibi isim sizin de tahmin edeceğiniz gibi şimdiden belli oldu: Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf...

Tüm adaylar kaosgl.org’da…

http://www.kaosgl.org/icerik/hormonlu_domates_adaylari_aciklandi

Haklarımız bizim ONURUMUZ!

19 Haziran Komitesi, Torino Pride 2010 için eyleme ve eğlenceye çağırıyor. LGBT hareketi, kadınlar, göçmenler, laikler, ırkçılık karşıtları ile anti-faşistler tartışılmaz değerler için buluşuyor.

İtalya’nın Torino kentinde, 19 Haziran 2010, Cumartesi günü, Porta Susa’da, saat 15:00’de başlayacak buluşma için 19 Haziran Komitesi bir çağrı yayımladı.

Çağrı, özerklik yanlısı Torino'lu kadınlar ve Torino Pride LGBT Koordinasyonu tarafından hazırlandı.

Kaos GL yazarlarından Murat Çınar tarafından İtalyancadan Türkçeye çevrilen Torino Pride’ının çağrısını olduğu gibi yayımlıyoruz…

http://www.kaosgl.org/icerik/haklarimiz_bizim_onurumuz

Madrid Gay Pride'dan İsrail'e Veto

LGBT yekilileri ‘saldırıyı kınayan, insan haklarını savunan İsrailli grupları kabule hazır olduklarını ekledi. 

http://www.kaosgl.org/icerik/madrid_gay_pridedan_israile_veto

İstanbul Pride’ın resmi sitesi: www.prideistanbul.org

Lambdaistanbul’un sitesi: www.lambdaistanbul.org

Haberler için: www.kaosgl.org

BARIŞ NOKTASINA ÇAĞRI


Bir yıl önce operasyonlarla mücadele alanlarından sökülüp alınan 
arkadaşlarımızla dayanışmak, savaşa hayır demek, mücadele ve dayanışmamızla barışı örmek için yola çıktık.

Savaşın kadınlar için şiddet, yoksulluk, tecavüz, göç, fuhuşa sürüklenmek, hayatın iyice kıyısına itilmek, sosyal hakların gasp edilmesi, omuzlarımızdaki yükün artması anlamına geldiğini anlatmak için barış noktaları oluşturduk.

Savaşın hayatı yok ettiğini, yeryüzünü bütün canlılar için yaşanmaz kıldığını haykırdık. Savaşın, şiddetin,  silahların sesine karşı barışın, hayatın, kadınların sesini yükseltmeye çalıştık.
Operasyonların şiddetlenerek sürdüğü, savaşın bütün dünyada halkları birbirine düşman eden, komşuları birbirinin katiline dönüştüren, milliyetçiliği, ırkçılığı, askerileşmeyi, kadınlara yönelik şiddeti besleyip üreten erkek dilinin yaşama yeniden egemen olduğu bu günlerde kadın dayanışmasına her zamankinden daha çok ihtiyaç var.
 
28 Mayıs’ta kadınlar olarak savaşa bir kez daha bütün gücümüzle hayır demek için Taksim’de barış noktası oluşturuyoruz. Operasyonlar dursun, silahlar sussun, hayat konuşsun diyoruz. Eylemin ardından Nane Sokak’taki yerimizde buluşuyoruz. Müzikle, dansla, halayla, horonla kadınların barışı çağıran sesini yükseltiyoruz; barış savaşa, hayat öldürmeye galebe çalsın diye…

Yaşasın Kadın Dayanışması
Barış için Kadın Girişimi.            
 
28 Mayıs 2010 Cuma
Barış noktası: 19.00 Taksim Tramvay durağı önü baris noktasi bulusmasindan sonra, 
İstanbul Kadın Barış Girişimi  Buluşma: 20.00
Nane Sokak no: 18.(Beyoğlu Ağacami arkası, sağdan üçüncü sokak)
İçecekleri yanımızda getiriyoruz, yiyecekler ikram   


panel: BİLGİ VE İKTİDAR


Cumartesi 29 Mayis 2010 saat 13:00



Yer: Boğaziçi Üniversitesi

“Muhalif olmak, muhalif bir duruşa sahip olmak iktidar karşısındaki bireyi nasıl bir özne olarak inşa eder? O özneyi kendisine tabi kılmak için nasıl bir refleks geliştirir ? Onunla başetmek ister mi? Ondan korkar mı? Görmezden gelmeye mi çalışır? Yoksa onu, o mükemmel organizmasına bir tehdit olarak mı algılar?

Peki iktidar tüm bu reflekslerini medya ve hukuk sistemi üzerinden uygularken, medya nasıl bir dil kullanmakta ve iktidarla nasıl bir ilişki kurmaktadır? Suç ortaklığı varsa eğer bunu nasıl okumalıyız? Saptadığımız mekanizmalara karşı nasıl bir dönüştürücü muhalefet oluşturabiliriz?

Bizler Türkiye’de yaşanan adaletsizliklere, hukuk sistemindeki bocalamalara, hak savunucularının-gazetecilerin-araştırmacıların ve sosyal bilimcilerin hedef gösterilmesine hep tanığız ve hala adalet bekliyoruz.


PROGRAM

“Bilgi ve İktidar”

Yer: Boğaziçi Üniversitesi İbrahim Bodur Salonu
Tarih: 29 Mayıs 2010
Saat: 13.00

13.30-14.30: İktidar ve Sac Ayakları:
Hukuk-Medya-Siyaset

Modaratör: Karin Karakaşlı (yazar)

Erol Önderoğlu (gazeteci)
Nazli Ökten (akademisyen)
Yasemin Öz (avukat)

15.00-17.00: Bilim ve Aktivizm İlişkisi:
Dönüştürücü Muhalefet (Forum)

Moderatör: Özgür Sevgi Göral (EHESS Doktora Öğrencisi)

Zeynep Direk (akademisyen)

 







ACIN KAPILARI: 2010 Kultur Baskenti'nin misafir kulturu gozler onunde!

 

Yıllardır Avrupa Birliği'ne girmek için sırada bekleyen Türkiye, AB'nin sınırları ile çevrili büyük hapishanenin kapısında, üstüne düşen jandarmalık görevini layığıyla yerine getiriyor. Üçüncü ülkelerden Avrupa'ya gitmeye çalışan göçmenler, Türkiye'de insan haklarına, hiçbir hukuka ve adalete sığmayan "misafirhane/geri gönderme merkezi" olarak tanımlanan adı konmamış hapishanelerde olağanüstü kötü şartlarda kapatılıyorlar. Bunların en büyüklerinden biri de, '2010 Avrupa Kültür Başkenti' unvanını alan, öte yandan kentsel donusum ve soylulastirma “projeleriyle” kültürlerin yok edildiği İstanbul’un tarihi yarımadasında bulunan Kumkapı Göçmen Misafirhanesi.

AB fonlarıyla İstanbul'un tarihi binalarının dış yüzlerini temizleyerek Avrupa kültür mirasına katkı yapan Türkiye, Avrupa'ya dışarıdan gelenlere kapıları kapatma kültürüne de en gaddar koşulları yaratarak destek oluyor. Her fırsatta misafirperverliği ile övünen bir ülkenin 'misafirhane' adında kullandığı merkezler, kültür ve sanata verdiği yüksek önemi, insanların insanca yaşama koşullarına göstermeyen Avrupa'nın ikiyüzlülüğünün de Türkiye'deki bir devamı aslında.

Ayrımcı kültürün şık salonlara sığmayan elit neşesi, şimdi de Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde İstanbul'da olağan koşullarda ziyaret edilmesi mümkün olmayan tarihi ve mimari öneme sahip binaların "Açık Kapı Festivali" adıyla 22-30 Mayıs arasında ziyaret edilmesini içeriyor.

Bizler, herkesin koşulsuz serbest dolaşım hakkına ve istediği yerde yaşama özgürlüğüne sahip olduğunu savunan Göçmen Dayanışma Ağı (GDA) olarak Avrupa ile çevresindeki göçmen kampları üzerine çalışan Paris merkezli bir aktivist ağı olan Migreurop ile birlikte Kumkapı Misafirhanesi'nin de kapılarının bir daha kapanmamak üzere açılmasını istiyoruz. 'Göstermekten gurur duyulan kilise, cami ve tarihi binalar ne kadar kültürse, kapatılma merkezleri de o kadar kültürünüzdür' diyoruz ve sizi 28 Mayıs Cuma günü saat 19.15'de Kumkapı'da göçmenlik gerçekliğini görünür kılmak için düzenlediğimiz eyleme çağırıyoruz.

  Sınırsız, ulussuz, surgunsuz, ozgur bir dünyada yaşamak isteyen herkesi bekliyoruz.

Tarih / Yer : 28 Mayıs 2010 Cuma saat

19:00 Beyazıt Tramvay Durağı

19:15 Kumkapı Yabancılar Misafihanesi önü

(Eski Bölge İdare Mahkemesi Vergi Mahkemesi Binası)

Muhsinehatun Mahallesi, Büyük Kömürcü Sk, 1-23, 34126 Kumkapı

Gocmen Dayanisma Agi / Migrant Solidarity Network

http://www.facebook.com/group.php?gid=116530175039689

http://www.gocmendayanisma.org/

bilgi@gocmendayanisma.org

http://www.migreurop.org/IMG/pdf/Programme_TR_site.pdf

http://www.migreurop.org/article1633.html?lang=en




HRANT DİNK ATÖLYE ÇALIŞMALARI

Susturulmuş Fakat Direnen: Anadolu ve Çevresinde Dil ve Bellek
27-29 Mayıs, 2010
Cezayir Toplantı Salonu, Galatasaray, İstanbul
Sabancı Üniversitesi (Anadolu Kültür İşbirliğiyle)

Paneller için Türkçe / İngilizce çeviri sunulmaktadır.
Lütfen hrantdink-workshop@sabanciuniv.edu adresine yazarak kaydolunuz.

Daha fazla bilgi için: http://myweb.sabanciuniv.edu/hrantdink-workshop/

PROGRAM

27 MAYIS PERŞEMBE

17:00-18:30
Açılış Etkinliği: Sanat, Dil ve Hafıza Üzerine Düşünceler
Kolaylaştırıcılar: Osman Kavala (Anadolu Kültür), Banu Karaca (Sabancı
Üniversitesi)
* Silvina Der-Meguerditchian: "Yokluğun Dokusu"
* Helin Anahit (Middlesex University): "Solan Sesler: Anadolu Halkında
Çok-Dilli Kahve Falı Bakma Geleneği Üzerine bir Proje"

19:00 AÇILIŞ KOKTEYLİ

28 MAYIS CUMA

9:30-10:00 ÇAY - KAHVE

10:00-12:00
I.  Edebiyatta Aidiyet ve Ötekilik
Oturum Başkanı: Jale Parla (Bilgi Üniversitesi)
Tartışmacı: Marc Nichanian (Sabancı Üniversitesi)
* Arlene Avakian (University of Massachusetts Amherst): "Yuva Olarak
Baklava: Diana Abu-Jaber'ın Romanı Crescent ["Hilal"]'de Sürgün ve
Arap Mutfağı"
* Alparslan Nas (Sabancı Üniversitesi): Mıgırdiç Margosyan: "'Minör
Edebiyat' Yolunda Otobiyografi ve Roman Birlikteliği: Türkiye'de
Minör-Oluş'a Doğru"
* Efe Çakmak (Columbia University): "Edebiyat, Suçlu: Edib, Hümanizm,
Sömürgecilik"
* Sema Bulutsuz (Istanbul Üniversitesi): "Leyla Erbil'de Bellek
Yerleri ve Simgeleri"

12:00-13:30 ÖĞLE YEMEĞİ

13:30-15:30
II. Siyasi Tercüme Edilebilirlik
Oturum Başkanı: Bülent Bilmez (Bilgi Üniversitesi)]
Tartışmacı: Umut Azak (Okan Üniversitesi)
* Sanem Salgırlı (Marmara Üniversitesi): "Ana Hatlarıyla İç
Sömürgecilik: Türk Ulus-Devletinin Kuruluşunda Tıp Dili"
* Kelda Jamison (University of Chicago): "Kamusal Kürtçe ve Türkiye'de
Meşru Dil Siyaseti"
* Armen Grigoryan (Küreselleşme ve Bölgesel İşbirliği Analitik
Merkezi, Yerevan) "Siyasetin, Entellektüellerin ve Ulus-Oluşturmanın
Dili"
* Phil Gamaghelyan (Imagine Uzlaşmazlık Dönüşümü Merkezi, Boston):
"Ötekiyi Dahil Etmek: Türk-Ermeni Anlaşmazlığında 'Bize Karşı Onlar'
İkiliğini Çözümlemek"

15:30-16:00  ÇAY - KAHVE MOLASI

16:00-18:00
III. Entellektüellerin Rolleri ve Söylemleri
Oturum Başkanı / Tartışmacı: Fikret Adanır (Sabancı Üniversitesi)
* Seyhan Bayraktar (University of Zurich): "Siyaset, Hafıza, Dil:
Türkiye'deki Ermeni Soykırımı Söyleminde Değişimler, Süreklilikler ve
Kırılmalar"
* Ayda Erbal (New York University): "MeaCulpalar, Pazarlıklar,
Müdafaanameler: Türk Entellektüellerinin 'Özür'ünü Yeniden Ele Almak"
* Bilgin Ayata (Johns Hopkins University): "Türkiye'deki Yüzleşme
Söylemleri Üzerine Eleştirel Sorgulamalar"
* Ferhat Kentel (İstanbul Şehir Üniversitesi): "Türkiye'nin Geçmişiyle
Yüzleşmek: İyileşmek ve Hastalanma"

29 MAYIS CUMARTESİ

9:00-10:30
IV. Çok Dillilik
Oturum Başkanı: Erol Köroğlu (Boğaziçi Üniversitesi)
Tartışmacı: Valentina Calzolari (University of Geneva)
* Alice von Bieberstein (University of Cambridge): "Intimate Abject:
Berlin'deki Ermeni Diasporası Bünyesinde Türkçe"
* Nona Shakhnazarian (Kuban Social and Economic Institute): "'Rusya'da
Müslümanız, Türkiye'de Gâvur...' Karadeniz Sınır Bölgesi, Sovyet
Döneminde Ülkeden Sürülmeler, ve Marjinalleşmenin Dili"
* Christine Allison (University of Exeter): "Kırmanca'da Bellek
Çalışmaları: Çağdaş Türkiye ve Sovyet Ermenistan"

10:30-11:00 ÇAY - KAHVE MOLASI

11:00-12:30
V.  Bellek Çalışmaları A
Oturum Başkanı: Haldun Gülalp (Yıldız Teknik Üniversitesi)
Tartışmacı: Biray Kolluoğlu (Boğaziçi Üniversitesi)
* Yektan Türkyılmaz (Duke University): "Mağdurlar İktidara Gelince:
Van Ermeni Bölgesel Yönetimi, Mayıs-Temmuz 1915"
* Talin Bahçıvanoğlu (Humboldt University at Berlin): "Dersim: Ermeni
Görgü Tanıklarının Perspektifinden Yaşanan Ortam"
* Ramazan Aras (University of Western Ontario): "Dil, Beden ve
Egemenlik: 1980'lerde Amed/Diyarbakır Cezaevinden Tutukluluk, İşkence
ve Direnme Anıları"

12:30-14:00 ÖĞLE YEMEĞİ

14:00-16:00
VI.  Bellek Çalışmaları B
Oturum Başkanı/ Tartışmacı: Arzu Öztürkmen  (Boğaziçi Üniversitesi)
* Burcu Yıldız (Istanbul Teknik Üniversitesi): "Müzik Aracılığıyla
Memleket Performansı: Onnik Dinkjian ve Diyarbakır (Dikranargertsi)
Müziği"
* Laurence Ritter (Caucasus Institute, Yerevan): "Türkiye'de Dönme ve
Gizli Ermeniler: Geçmişten Günümüze Suskun Sesler"
* Leyla Neyzi (Sabancı Üniversitesi): "1915'i Anımsamak: Türkiye'de
Türk, Kürt ve Ermenilerin Anlatılarında 'Postmemory' Dilin Kullanimi"
* Louis Fishman (City University of New York): "Geçmişten/Günümüzden
Artakalanlar: Tarihî/ Yaşayan Eser Olarak Yahudiler, Rumlar, ve
Ermeniler"

16:00-16:30 ÇAY - KAHVE MOLASI

16:30-18:00
VII. Kültürel Tercüme Edilebilirlik
Oturum Başkanı: Hülya Adak (Sabancı Üniversitesi)
Tartışmacı: Şenay Özden (Koç Üniversitesi)
* Defne Ayas (Blind Dates Projesi): "Blind Dates: Bir Küratörlük
Sürecinin Zorlukları ve Hazineleri"
* David Kazanjian (University of Pennsylvania): "Geçmiş Hısımlıklar,
Hısımlığın Geleceği"
* Ruken Şengül (The University of Texas at Austin): "Tercümede
Kaybedilen ya da Bulduğumuz: Doğu'da Hısımlık, Cemaat, Devlet
Çatışmaları ve Kirvelik"

PARALEL ETKİNLİKLER

a) 28 Mayıs Cuma, 19:00  Tütün Deposu
Sergi Açılışı: "Açık Açık Konuşmak" (Helin Anahit)

b) 30 Mayıs Pazar, 17:30  Cezayir Toplantı Salonu
Panel: "Açık açık konuşmak: Sen, Ben ve Ötekiler" (Helin Anahit)
Kolaylaştırıcı: Ayşe Öncü (Sabancı Üniversitesi)
* Asuman Suner (İstanbul Teknik Üniversitesi)
* Ayfer Bartu (Boğaziçi Üniversitesi)
* Cengiz Aktar (Bahçeşehir Üniversitesi)
* Ferhat Kentel (İstanbul Şehir Üniversitesi)
* Zafer Yenal (Boğaziçi Üniversitesi)


Transfobi Sohbetleri

Hepimiz transfobik ve homofobik  bir kulturun icinde yetistik.
 
Gey, lezbiyen, biseksuel, travesti veya transseksuel olmak bizi kendiligimizden homofobi ve transfobiden arinmis kilmadi. 
 
Hepimiz fobiler barindiriyor olsak da, LGBTT orgutler olarak bizler, kendimizi bu somuru sistemini daha iyi ifsa etmek ile sorumlu tutuyoruz. Bu sorumlulugun gerektirdigi cabayi da oncelikle kendi icimize bakarak harciyoruz. 
 
LGBTT'ler her ne kadar heteroseksist ve ataerkil duzen karsisinda ortak bir mucadele icerisinde olsalar da, her bir kimlik sinif, yas, cinsiyet, din, etnik koken gibi pek cok degiskenin de etkisiyle birlikte bambaska deneyimler yasiyor. Iste her kimlik gibi trans kimlikler de LGBTT hareket icinde kendi ozgun kosullarini ifade etmenin yollarini ariyor.
 
Bilincimizi taze tutmak adina belki defalarca yaptigimiz, ama yapmaktan da vazgecmeyecegimiz transfobi sohbetlerini 2 Mayıs Pazar gunu saat 17:00 de trans arkadaslarimizin deneyimleri isiginda tekrarlayacagiz.
 
Transfobi karsisinda bir adim daha atabilmek icin Pazar gunu hepinizi aramizda gormeyi umuyoruz.

Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklāl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org




15 Mayıs 2010 Cumartesi, Saat 13.00 - 17.00, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi/Beyoğlu

15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nde 'toplu vicdani ret açıklamaları'na sen de KATIL!


Savaşın ve militarizmin diline, imha ve inkar politikalarına,

her türlü ayrımcılığa, ötekileştirmeye HAYIR!

Barışın diline, diyaloğa, birada yaşam politikalarına EVET!

Savaşa karşıysanız, savaşı istemiyorsanız,

YAPACAK TEK ŞEY VAR! GİTMEYİN!

VİCDANİ RETÇİ ENVER AYDEMİR DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!


Reddet, diren hayır de! ASKERE GİTME!

Askere gitme! KARDEŞ KANI DÖKME!

BARIŞ İÇİN VİCDANİ RET PLATFORMU






Siyah Pembe Üçgen İzmir Kapatılmadı

Türkiye'nin beşinci lezbiyen, gay, biseksüel, travesti, transseksüel derneği Siyah Pembe Üçgen'e İzmir Valiliği'nin başvurusuyla açılan kapatma davasını mahkeme, reddetti. Siyah Pembe Üçgen'in açıklamasında, "Derneğimizin karşılaştığı yasal engellemelerin, yeni kurulacak derneklerin önüne çıkartılmamasını umuyoruz" denildi.

İzmir - BİA Haber Merkezi
30 Nisan 2010, Cuma

Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneği'nin "genel ahlaka ve Türk aile yapısına aykırı olduğu" iddiasıyla açılan kapatma davasında mahkeme, kapatma isteğini reddetti.

Kaos GL, Bursa Gökkuşağı, Pembe Hayat ve Lambdaistanbul'un ardından Türkiye'nin beşinci lezbiyen, gay, biseksüel, travesti, transseksüel derneği olarak kurulan Siyah Pembe Üçgen'e İzmir Valiliği'nin başvurusuyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı kapatma davası açmıştı.

Kapatma davasına, dernek tüzüğünün ikinci maddesinin "genel ahlaka ve ailenin korunmasına aykırılığı" gerekçe gösterilmişti.

Davanın bugün görülen üçüncü duruşmasına İzmir Amargi, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), İnsan Hakları Gündemi Derneği, Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci - Der) ve Uluslar arası Af Örgütü (UAÖ) temsilcileri de izleyici olarak katıldı.

Savcı davanın reddini istedi

Cumhuriyet Savcısı mütalaasında, "İl Dernekler Müdürlüğü'nün bildiriminin dernek denetimi ile görevlendirilen kişilerin sübjektif görüşlerini içerdiğini, dernek yöneticilerinin bildiriminin ise Yüksek Yargıtay kararlarına dayandığını" belirtti ve davanın reddini talep etti.

Mahkeme hakimi ise "her insan gibi lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel ve travesti kişilerin de dernek kurma özgürlüğüne sahip olduklarını" belirterek fesih isteminin reddine karar verdi.

Siyah Pembe Üçgen: Kararı Azra'nın hatırasına atfediyoruz

Siyah Pembe Üçgen tarafından yapılan açıklamada, "Özgürlükler lehine verilen bu kararı, LGBTT özgürlük mücadelesi açısından çok önemli bir kazanım olarak görüyoruz. Derneğimizin ve daha önce kurulan diğer LGBTT derneklerin karşılaştığı yasal engellemelerin, yeni kurulacak LGBTT derneklerinin de önüne çıkartılmamasını umut ediyoruz" denildi.

Aksi takdirde, kurulan her LGBTT derneğinden tüzük değişikliği istenmesi ve dernek hakkında fesih davası açılmasının LGBTT bireylerin örgütlenme hakkını kullanmasını elden geldiğince zorlaştırma gayreti sayılacağını vurgulayan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

Derneğimiz hakkında kapatma davası açılması bile İzmir'deki LBGTT bireylerin örgütlenme özgürlüğünün engellenmesidir. Oysa örgütlenmek, ayrımcılığa uğrayan gruplar için nefes alabilmenin olmazsa olmazıdır.

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri yüzünden sosyal yapılar tarafından baskı altına alınan eşcinsel, biseksüel ve transseksüellerin, dışlanma - yalıtma düzeneğine karşı direnebilmelerinin mümkün tek yolu, dayanışmak ve bir araya gelebilmektir.

Kamusal alandaki ayrımcı uygulamalarla, homofobik ve transfobik söylemlerle, nefret suçlarıyla mücadele etmenin keşfedilmiş başkaca yolu yoktur.

Bu hafta içinde transseksüel arkadaşımız Azra'nın öldürülmesi tekrar göstermiştir ki, onca baskı ve cinayet karşısında LGBTT bireyler için örgütlenmek hayati öneme sahiptir. Ahmet Yıldız gibi, öldürülen pek çok eşcinsel ve transseksüelin yaşam hakkı dahi güvence altına alınamamışken sistemin LGBTT örgütler önüne yasal engel çıkarmasını manidar buluyoruz.

Kaynak: Bianet Haber






NÜKLEER ENERJİYE KARŞI ÇIKMANIN İLK 35 NEDENİ:


a- Politik gerekçeler:

1. Nükleer santrallar, endüstriyalizmin ve yüksek teknolojiye tapınmanın en uç noktalarından birini temsil eder.

2. Aşırı enerji tüketimine ve masif (büyük miktarlarda) enerji akışına olan bağımlılığı arttırır, enerji yoğunluğunun düşürülmesi girişimlerini baltalar.

3. Tüketim toplumunu, enerji israfını ve kullan at mantığını seçeneksiz hale getirir.

4. Nükleer silahlanmayla ve savaşlarla bire bir ilişkisi vardır, askeri ya da sivil reaktörlerin bazı tipleri nükleer silah hammaddesi üretir.

5. Uluslararası güç dengelerinde barışçıl olmayan stratejik bir silah olarak kullanılır.

6. Merkezi denetimi zorunlu kıldığı için enerji üretiminde ve dağıtımında merkezileşmeye neden olur.

7. Yapımına antidemokratik süreçlerle, merkezi olarak ve kamuoyunda özgürce tartışılmasına izin verilmeden karar verilir; aynı şekilde yapılır ve işletilir.

8. Toplumu ikna etmek için beyin yıkama/rıza yaratma kampanyalarını kullanır.

9. Şeffaf değildir, yatırım kararından silah yapımına, kazalardan atıklara kadar her aşamada gizlilik esastır.

10. Teknolojiyi elinde tutan, denetleyen ve dağıtan hegemonik devletlerin gücünü ve bu ülkelere olan bağımlılığı arttırır.

11. Teknokrasinin ve uzmanların egemenliğindeki toplumsal ve ekonomik düzeni pekiştirir.

12. Sabotajlara karşı korunma adına asker ve polis denetimini meşrulaştırır.

13. Özellikle yatırım aşamasında büyük rüşvetler döner.

14. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji ekonomisine geçişin önünde engel oluşturur.

15. İklim değişikliğinin çözümü için asıl yapılması gerekenlere karşı kalkan olarak kullanılır.

16. Toplumda “herşeye kadir canavar ‘nükleer teknoloji’ karşısında kalıcı ruhsal hasar” oluşturur (F. Hundertwasser, 1979).

17. Enerjiyle ilgili araştırma bütçelerinin büyük bölümü yenilenebilir kaynaklar yerine nükleer enerjiye harcanır.

18. Toplumda nükleer teknolojiye karşı olağanüstü bir güvensizlik mevcuttur.

 
b- Nükleer enerji üretimindeki sakıncalar:


19. Teknolojisi, yapım, inşaat ve güvenlik maliyetleri çok yüksektir.

20. Riski çok büyük olduğu için sigortalanamaz ve finansal riski kamuya yüklenir.

21. Yapım süresi çok uzundur, büyük gecikmeler yaşanır ve zamanında bitmez. Geri ödeme süresi çok uzundur.

22. Uranyum madenciliği ve yakıt üretimi/zenginleştirme aşamalarında sürdürülebilir olmayan kaynak bağımlılığı yaratır.

23. İşletim ömrü 40 yıl kadardır ve bu aşamadan sonra devreye giren söküm maliyetleri çok yüksektir.

24. Yüksek düzeyde uzman iş gücü kullanır, yerel ve ulusal düzeyde anlamlı istihdam yaratmaz (kaza sonrası temizlik işleri hariç).

25. Enerji üretimi verimsizdir (soğutma sırasında büyük miktarda enerji kaybı olduğu için üretilen net enerji miktarı düşüktür).

26. Arızalarda üretim çok uzun süre durur, santral atıl hale gelir.

 
c- Nükleer enerji üretiminin riskleri ve tehlikeleri:

 
27. Kazalardan kaçınılamaz, tasarım kusurları, yıpranma, mekanik ve insani hatalar nedeniyle kaza olasılığı yapısaldır. “Yeni” diye pazarlanmaya çalışılan modeller için başka bir deneme olanağı olmadığı için toplum “kobay” olarak kullanılacaktır. Kaza ve sızıntılar, yüksek toplumsal maliyete yol açar ve sınır tanımaz.

28. Normal işleyişi sırasında farkedilmeyen sızıntılar nedeniyle çevresinde radyoaktif kirlilik yaratır.

29. Yüzbinlerce yıl radyoaktif kalan atıkların zararsız hale getirilmesi mümkün değildir.

30. Çeşitli şekillerde yarattığı radyoaktif kirlilik hastalıklara, hayvan ve bitkilerde mutasyonlara yol açar.

31. Sabotajlara açıktır.

32. Deprem sırasında kaza riski ortaya çıkar. Fay hatları yakınına reaktör kurulması ekstra risk yaratır.

33. Sel ve tayfun gibi meteorolojik afetlerde kaza riski ortaya çıkar.

34. Soğutma suyunun geri verilmesi sırasında nehirlerin, göllerin ve denizin ısıl kirlenmesine neden olur ve sudaki canlı yaşama zarar verir. Küresel ısınmaya bağlı olarak suların aşırı ısındığı dönemlerde soğutma işlemi tehlikeye girer.

35. Kapanan santrallar uzun süren söküm aşamasında nükleer atık haline gelir.





5. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma Başlıyor...



Homofobi Karşıtı Buluşma’nın beşincisi başlıyor. 13 şehirde, Mart’tan Mayıs’a kampüs ve şehir etkinlikleri ile sürecek buluşmalar, “Homofobi ve Transfobiye Karşı Yürüyüş” ile Ankara’da tamamlanacak

 Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği ayrımcılığına karşı mücadele yürüten Kaos GL, her yıl 17 Mayıs haftasında Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşmayı örgütlüyor. Homofobiyi ve LGBT’lerin sorunlarını tartışmak isteyen, eşcinsel ve heteroseksüel birlikte özgürleşmek isteyen herkes Buluşmalara katılabiliyor.

Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın ilki Mayıs 2006’da gerçekleşti ve ayrımcılığa karşı mücadelede örülen ağların sonucunda geçen yıl Ankara sınırlarını aşarak 5 şehre daha yayıldı. Mart’tan Mayıs’a kampüs ve şehir etkinlikleri ile gerçekleşecek Beşinci Buluşma ise Trabzon’dan başlıyor ve 13 şehre yayılıyor.

·         Homofobi Karşıtları Trabzon’da Buluşuyor!

·         Hastalık’tan İdeoloji’ye Homofobi & Feminizm’den Queer Teoriye Anti-Homofobi

·         Judith Butler ile Queer Forum!

·         Çukurova’da Homofobi Karşıtı Buluşma!

·         Sınırlara Karşı Forum: “Milliyetçiliğin Kapadığı Kapılar Nelerin Üstünü Örter?”

·         Diyarbakır’da “Milliyetçilik, Nefret Salgını ve Homofobi” Tartışılıyor!

·         Anayasa Forumu

·         Ayrımcılığa Karşı Kamunun Görevleri ve Sorumluğu

·         Homofobi Medyada Farz Mıdır?

·         Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları

·         Arkadaş Z. Özger Buluşması

·         Lale Mansur’la 5. Kadın Kadına Öykü Yarışması

·         Sol ve Homofobi Forumu

·         Homofobi ve Transfobiye Karşı Yürüyoruz!

Homofobi Karşıtları Trabzon’da Buluşuyor!

Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kitap ve Sosyal Araştırmalar Kulübü’nün (KSAK) örgütlediği etkinlikler, 5-6 Mart tarihlerinde Trabzon Sanat Evi’nde yapılacak.

Feminist İlknur Üstün’ün “Kadın Örgütlenmesi Pratikleri” başlıklı atölyesi sadece kadınların katılımına açık ve saat 19:00-21:00 arasında olacak.

6 Mart Cumartesi günkü etkinlikler ise “Homofobi Kimin Meselesi?” oturumu ile başlıyor. Saat 13:00 – 15:00 arasındaki oturumda, “Ayrımcılıktan İdeolojiye Homofobi” sunumunu, Ege Üniversitesinden, Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli yapacak. Ardından "Psikiyatrinin Eşcinselliğe Yaklaşımının Evrimi ve Toplumsal İzdüşümü"nü ise Homofobi Karşıtı Ruh Sağlığı Girişiminden, Psikiyatr Dr. Koray Başar sunacak. Saat 15:00 – 18:00 arasındaki Film Gösteriminin ardından Trabzon Sanat Evindeki Buluşma programı Kaos GL’den Ali Erol’un söyleşisi ile tamamlanacak. “Değişen Algılar İçinde Erkeklik Görünümleri” başlıklı söyleşi saat 19:00-21:00 arasında olacak.

Hastalık’tan İdeoloji’ye Homofobi & Feminizm’den Queer Teoriye Anti-Homofobi

Homofobi Karşıtı Buluşma bu yıl Boğaziçi Üniversitesinde bir günlük bir sempozyum ile “Hastalık’tan İdeoloji’ye Homofobi & Feminizm’den Queer Teoriye Anti-Homofobi” tartışmasını açıyor.

7 Mayıs günü gerçekleşecek sempozyum, Hollandalı Feminist yazar Anja Meulenbelt’in “Utanç Bitti, Özgürlük Mücadelesi Sürüyor!” başlıklı konferansı ile açılıyor.

Michigan Üniversitesi’nde “Cinselliğin Tarihi ve Teorisi” üzerine ders veren David Halperin, “Erkek Eşcinseller Ne İster?” sorusunun cevabını arayacak. Queer teori, erkek eşcinsel kültürü, toplumsal cinsiyet, eleştirel teori, eşcinselliğin son yüz yılı, erotik deneyimlerin oluşturulması ve Foucault…

“Homofobi Kimin Meselesi?” oturumunda Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli, “Hastalık’tan İdeoloji’ye Homofobi”yi tartışacak. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünden Doç. Dr. Nilgün Toker, “İnsan Haklarının İnsanının Cinsiyeti”ni sorgulayacak.

Judith Butler ile Queer Forum!

“Yok artık, daha neler…” deyişinizi duyuyoruz… Evet, yanlış okumadınız, Judith Butler Türkiye topraklarına adım atıyor ve Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katılmak üzere Ankara’ya geliyor…

Berkeley Üniversitesi’nden Prof. Dr. Judith Butler, 15 Mayıs Cumartesi günü Ankara’da konuşacak. Boğaziçi Üniversitesi’nden prof. Dr. Zeynep Gambetti’nin modere edeceği “Queer Forum”daki Butler konferansı, 18:30’da başlayacak.

Çukurova’da Homofobi Karşıtı Buluşma!

Adana ve Mersin’deki etkinler 14-17 Mart tarihlerinde. Tabipler Odası Adana Şube Başkanı Prof. Dr. Gülşah Şeydaoğlu’nun modere edeceği Adana Çukurova Üniversitesindeki 15 Mart Pazartesi günkü oturumda, “Bir Ötekileştirme Pratiği Olarak Cinselliğin Tıbbileştirilmesi ve Eşcinsellik” ile Gazi Üniversitesinden Psikiyatr, Prof. Dr. Selçuk Candansayar; “Hastalık’tan İdeoloji’ye Homofobi” ile Sosyal Psikolog Prof Dr. Melek Göregenli ve “Eşcinselliğin Adlandırılışının ve Anlamlandırılışının Türkiye Seyri” ile Kaos GL’den Ali Erol yer alacaklar.

Mersin Üniversitesinde, 17 Mart Çarşamba günkü oturuma ise Adana’daki konuşmacılara ek olarak “İnsan Haklarının İnsanının Cinsiyeti” başlıklı sunumu ile Ege Üniversitesinden Felsefeci Doç. Dr. Nilgün Toker dahil olacak.

Sınırlara Karşı Forum

“Milliyetçiliğin Kapadığı Kapılar Nelerin Üstünü Örter?” 8 Mayıs’ta İstanbul’da, 15 Mayıs’ta Ankara’da “Sınırlara Karşı Forum”da bu sorunun cevabını arayacağız.

Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu’nun modere edeceği Ankara’daki foruma Birikim Dergisi & Toplum ve Bilim Dergisi’nden Tanıl Bora, 

Agos Gazetesinden Rober Koptaş, Azerbaycan’dan yazar Ali Ekber Aliyev ile Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli katılıyor.

İstanbul’daki forumu ise Diyarbakır Barosu Eski Başkanı, Avukat Sezgin Tanrıkulu modere ediyor. Dicle Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Vahap Coşkun ile birlikte Rober Koptaş ve BirGün Gazetesi yazarı Ahmet Tulgar yer alıyor.

Diyarbakır’da “Milliyetçilik, Nefret Salgını ve Homofobi” Tartışılıyor!

Homofobi Karşıtlarının Diyarbakır’daki buluşması 10-11 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek. 

Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli’nin  “Milliyetçilik, Nefret Salgını ve Homofobi” tartışması oturumunda, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği Avukatı Fırat Söyle de “LGBTT Bireylerin İnsan Hakları Alanında Yaşadıkları Sorunlar”ı anlatacak.

11 Nisan’da ise Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Milletvekili Sebahat Tuncel ile Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Dr. Kürşad Kahramanoğlu “Homofobi Kimin Meselesi?”ni tartışacak.

Anayasa Forumu

Anayasa değişim sürecini takip ediyoruz! 14 Mayıs Cuma günü Ankara’da yapılacak “Anayasa Forumu” başlıklı oturuma, anayasa raportörü Osman Can da katılıyor.

Ayrımcılığa Karşı Kamunun Görevleri ve Sorumluğu

Homofobi Karşıtı Buluşmanın Ankara’daki merkez etkinliklerinin Açılış Forumu’nda “Ayrımcılığa Karşı Kamunun Görevleri ve Sorumluğu” için 14 Mayıs Cuma günü milletvekilleri ve elçiler bir araya geliyor.

AKP İstanbul Milletvekili Alev Dedegil’in katılacağı açılışta Hollanda’dan Sophie In’t Veld (AP), İsveç’ten Anne Ludvigsson, Norveç’ten Milletvekili Anette Trettebergstuen katılacak.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden (HRW) Boris O. Dittrich’in de yer alacağı Açılış Forumuna İspanya, Küba, ABD, Norveç, Almanya, İngiltere ve Kanada Büyükelçileri katılacak.

“Ayrımcılığa Karşı Kamunun Görevleri ve Sorumluğu” forumuna Çankaya Belediye Başkanı Bülent tanık da davet edildi.

Homofobi Medyada Farz Mıdır?

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Aslı Tunç’un sunacağı “Ortam Sanal, Nefret Gerçek: Bloglar, Sosyal Medya Ağları ve Video Oyunlarında Homofobi” tartışmasının da yer alacağı oturum, İstanbul Üniversitesi’nde, 5 Mayıs Çarşamba günü olacak.

Bilgi Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nden Esra Arsan’ın modere edeceği oturuma, Galatasaray Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Nilgün Tutal Cheviron ile İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Yaman Akdeniz konuşmacı olarak katılıyorlar.

Medya alanındaki “Yeni Medya Ortamında Örgütlenme ve Nefret Söylemi” başlıklı oturum ise Hacettepe Üniversitesinde, 11 Mayıs Salı günü yapılacak. Mutlu Binark’ın “Yeni Medya Ortamında Olanaklar ve Olamayanlar” sunumu ile katılacağı oturumda, “Facebook Örneği Üzerinden Nefret Söyleminin Üretimi ve Pekiştirilmesi” ile Eser Aygül ve “Yeni Medya Ortamında Aktivizm ve Örgütlenmeler” ile de Gamze Göker yer alıyor.

Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki “Medyanın Homofobisi, Homofobinin Medyası” başlıklı oturum 30 Nisan Cuma günü gerçekleşecek.

"Homofobik Belleğin Oluşumunda Hoşgörü İktidarının Söylemi" ile Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yusuf Eradam, 15 Mayıs Cumartesi günü Ankara’da olacak.

Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları

Homofobi Karşıtı Buluşma bu yıl 19 Mayıs, Çukurova, Mersin, Trakya, Yüzüncü Yıl, Akdeniz, Anadolu, Ege, Dokuz Eylül, Bahçeşehir, İstanbul, Sabancı, Boğaziçi, Hacettepe, Ankara ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ndeki kampus etkinlikleri ile 16 üniversiteye ulaşıyor.   

Homofobi Karşıtı Buluşma, 2006 yılında ilk kez, 4 günlük bir salon etkinliği olarak başladı. 2007 yılında ise merkez etkinliklere, başkentin üç büyük üniversitesinde yapılan “Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları” eklendi. Buluşmayı sahiplenen öğrenci ve akademisyenlerle birlikte “Homofobiye Karşı Kampüs Buluşmaları” her yıl daha fazla üniversite kampüsüne taşınıyor.

Arkadaş Z. Özger Buluşması

Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında “Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası”  için 5 Mayıs Çarşamba günü Cebeci kampüsünde buluşuyoruz. AÜ SBF İnsan Hakları Merkezi (İHM), SBF-DER ve Kaos GL’nin birlikte organize ettiği buluşmada, şair Arkadaş Z. Özger anılacak.

Lale Mansur’la 5. Kadın Kadına Öykü Yarışması

5.’si düzenlenen Kadın Kadına Öykü Yarışması’nın bu seneki teması “Bir Kadın (mı) Sevdim (?)”. Jüri Onur üyesi Lale Mansur! Sinemanın zakkum çiçeği Lale Mansur, bu seneki buluşmamızın “Sanat Forumu”nda, 14 Mayıs günü bizlerle olacak. Ardından da, Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda derece alanlara ödüllerini verecek. Yani, bu, öykünüzü yazmaya başlamanız için başlı başına bir neden…

“Yasak Hisler” filminin Belçikalı yönetmeni Sümeya Kökten de Homofobiye Karşı Sanat Forumuna katılmak üzere Ankara’ya geliyor.

Sol ve Homofobi Forumu

5. Homofobi Karşıtı Buluşma’da “Sol ve Homofobi” iki forumda tartışılacak.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTU), 13 Mayıs Perşembe günü yapılacak ilk forumu İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Devrim Sezer modere edecek. Ekmek ve Özgürlük’ten Ertuğrul Kürkçü ile eski ODTU mezunu Kürşad Kahramanoğlu’nun katılacağı oturumda Yeniyol ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi temsilcileri de yer alacak.

15 Mayıs’taki merkez forumunu Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Esra Arsan modere edecek. Özgürlükçü Sol’dan Ufuk Uras ile Sosyalist Parti’den Mahir Sayın’ın yer alacağı “Sol ve Homfobi Forumu”na, Demokratik Haklar Federasyonu temsilcisi ile Kürşad Kızıltuğ da katılacaklar.

Homofobi ve Transfobiye Karşı Yürüyoruz!

1 Mayıs’tan 17 Mayıs’a Homofobiye Karşı Yürüyüşlerimizin ilki her yıl olduğu gibi Ankara’da 1 Mayıs Yürüyüşü ile başlıyor…

16 Mayıs Pazar günü Ankara’da yapılacak “Homofobi Karşıtı Yürüyüş”, homofobi, transfobi ve nefrete karşı gökkuşağı bayrağı altında olacak. 17 Mayıs Homofobi Karşıtı Gün nedeniyle düzenlenen yürüyüş, Türkiye’nin dört bir yanından gelen LGBT birey ve örgütlerce yapılıyor.
Buluşma İçin İletişim:

Kaos GL - Nevin Öztop & Ali Erol 

Tel: 0 312 230 03 58 /12  E-posta: kaosgl@kaosgl.org, nevin@kaosgl.org




KAPİTALİZM ÇEKİLİR ŞEY DEĞİL!

Senaryo, Film ve Tasarımlarla: ANTİ-KAPİTALİST REKLAMLAR

Anti-Kapitalist Reklamlar Projesi'yle, Sanalt, birer tüketiciye dönüştürülen insanı ve markalara dönüşen kavramları ele alıyor ve sistemin kendi varlığını sürdürürken kullandığı yalanları teşhir edebilmek için, sistemin kendi oyuncağını, reklamları tersyüz ediyor.

Proje özet olarak, yukardaki fikirler ışığında yazılmış senaryoların, çekilmiş filmlerin ve herhangi bir teknikle yapılmış tasarımların 01 Mart 2010 - 01 Mayıs 2010 tarihleri arasında www.sanalt.net internet sitesine yollanarak paylaşılması, sonrasında projeye yollanan senaryolardan okuyucular ve danışmanlarımız tarafından belirlenecek olanların Mayıs ayı boyunca birer atölye çalışmasının ardından filme çekilmesi, ve nihayetinde 4-5-6 Haziran 2010 tarihlerinde mümkün olan her yerde, tüm filmlerin gösteriminin, tasarımların sergisinin yapılmasından oluşuyor.

Kazanmaya var mısın?

Ayrıntılı bilgi, katılım koşulları ve başvuru için:
www.sanalt.net
antireklam@gmail.com





BAĞYAN FEMİNİSTİVAL BAŞLIYOR!

Nereden çıktı bu Bağyan Feministival?

Festivaller, dertleri, söyleyecek sözleri olan insanlar için bir buluşma, üretim, paylaşım, diyalog ortamı yaratıyorsa , neden feminizm için yapılmasın? Ve  neden kafalarımızdaki birçok  politik soruyu eğlenerek , farklı bakış açılarını birleştirerek yaratıcılığa dönüştürmeyelim? Farklı hisleri, düşünceleri tanımak, birbirimize dokunarak değişmek, birimizin derdiymiş gibi görünenleri hepimizin derdi yapmak için yola çıktık. Niyetimiz; 3 gün süresince zamanla, parayla, mekanla ve bedenlerimizle kurduğumuz ilişkilere alternatif öneriler getirmek ve bu önerileri hep birlikte uygulamak. Tüm bunları yaparken de kadınlık deneyimlerimizi ve çeşitli  olduğuna inandığımız feminizmleri buluşturup  tahayyül ve ihtiyaçlarımıza bir nebze nefes olacak imkanlar yaratmak.

Bağyan Feministival kimler için?

Bu festivalin herkesin beklentilerini kapsamasının mümkün olmadığının farkındayız. Yine de her birimizin ayrı ayrı eylemekten keyif aldığı ya da eylerken dışlandığı; kimimizin gündelik pratiğinde zaten hep varolan, kimimizinse daha önce denemeye fırsat bulamadığı üretimleri bu defa kendi aramızda belirli feminist ilkelere dayanarak paylaşıma açıyoruz ve Feministivali bütün biseksüel, heteroseksüel, lezbiyen, trans kadınlar ve trans erkekler için düzenliyoruz. Feminist perspektifle hayatı, işi, sporu, sanatı, eğlenceyi, hareketi, bedeni sorgulamak ve deneyimlemek isteyen herkes festivalimizin öznesi.

Bağyan Feministivali kim düzenliyor?

Gerek festivalin gerçekleşmesi için çalışanlar, gerekse atölye çalışmaları yapmak için gönüllü olan arkadaşlar bu organizasyona kurumsal değil bireysel olarak katılıyorlar. Başından beri farklılıklarımızla bir arada durmayı başaran, bu farklılıkların üretken ve güçlendirici taraflarını öne çıkarmayı becerebilmiş bir grup gönüllüyüz.

Neden feministival?

Bu festivali organize ederken feminist ilke ve yöntemlerle hareket ediyoruz. Birbirimiz üzerinde baskı oluşturmadan, herkesin karar alma mekanizmalarına eşit katılımını sağlayarak, hiyerarşi ve her türlü ayrımcılığı reddeden, dayanışma ve aktif katılımı esas alan ve şiddetsiz yöntemleri benimseyen bir çalışma anlayışımız var. Birbiriyle iç içe geçmiş bütün iktidar mekanizmalarını; ataerkilliği, cinsiyetçiliği, militarizmi, kapitalizmi, heteroseksizmi, ırkçılık ve milliyetçiliği, insanın doğa üzerindeki egemenliğini ve diğer tüm toplumsal iktidar ilişkilerini sorgulayan, eleştiren bir festival hedefliyoruz. Feminizmin genel kanının aksine eğlenceli olduğuna, eğlendirirken de birbirimizi hem politik hem de duygusal olarak güçlendirdiğine inanıyoruz. Festival organizasyonuna kalkıştığımız andan itibaren bize öncülük eden tek şey çeşitli kadınlık deneyimlerimiz oldu. Birlikte bize dayatılan rolleri reddediyor ve eğlenerek dayanışmanın bizi çoğaltacağına inanıyoruz. 

Herkesi Bekliyoruz…

Gelecekteki eylemlerimiz ve ilişkilerimiz için yeni imkanlar oluşturacağını umduğumuz Bağyan Feministival, 9-10-11 Nisan tarihlerinde İstanbul’daki çeşitli mekanlarda gerçekleşecek. Ayrıntılı bilgi ve program için http://bagyanfest.blogspot.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Her türlü eleştiriye ve çatışmaya açık, iktidar ve ayrımcılıklara kapalı bir feministival olmasını dileyerek hepinizi festivalimize bekliyoruz.

Programı görüntülemek için buraya tıklayınız.

Not: İstanbul dışından katılmak isteyenler ve kalacak yere ya da çocuk bakımına ihtiyacı olanlar
bagyanfest@gmail.com adresinden bizimle iletişime geçebilirler.




NÜKLEER SİLAHLARA KARŞI EYLEM GÜNLERİ

Küresel nükleer silahsızlanma için Avrupa'nın dört bir yanında şiddetsiz eylemler gerçekleşiyor...


Nisan ayının ilk haftası Avrupa'daki barış grupları, nükleer silahsızlanma için Uluslararası Eylem Günü dahilinde nükleer silahların bulunduğu askeri üsler ve kumanda merkezlerinde eylemler gerçekleştiriyor. New York'ta yapılacak Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Andlaşması (NPT) [1] Gözden Geçirme Konferansı'nın bir ay öncesinde, topraklarında nükleer silahları barındıran ülkelerdeki (Belçika, Almanya, Hollanda, Türkiye, Italya, Ingiltere ve Fransa) barış gruplarının tek bir mesajı var: NÜKLEER SİLAHSIZLANMANIN TAM SIRASI! [2] Halihazırda konuşlandırılmış ve yenilenmesi devam eden nükleer silahlar, ülkelerin ve halkların güvenliğini sağlamak yerine bu silahların yayılmasına neden olarak küresel tehlike ortamını hazırlayacaktır.

Nükleer Silahsızlanma için küresel eylem günleri dahilindeki eylemler:

Belçika- 3Nisan: Vredesactie, Kleine Brogel askeri üssünde kitlesel bir BOMBSPOTTING (kitlesel sivil itaatsizlik) eylemi düzenliyor. Detaylar: www.bombspotting.org

Fransa- 2 Nisan: Jeune et Interpellation Paris'te, Nükleer Kuvvetler Harekat Merkezi (COFN) önünde bir nöbet eylemi düzenliyor.

3 Nisan: Non au missile M51, Bordeaux yakınındaki Mont de Marsan hava kuvvetleri üssüne bir halk teftişi düzenliyor. Brest, Britanya'da ise Fransız Nükleer Kuvvetleri'nin denizaltı bölüğünde (FOST) bir protesto gösterisi düzenleniyor. Detaylar: http://www.nonaumissilem51.org/

Hollanda- 3 Nisan: Anti-militarist platform Ontwapen, Volkel'deki güneydoğu nükleer silahlar üssünde bir protesto gösterisi ve halk teftişi düzenliyor. Detaylar: http://ontwapen.puscii.nl.

Canlı yayın: http://www.vredessite.nl/ ve http://www.indymedia.nl/

Almanya- 4 Nisan: DFG-VK/GAA, Büchel'deki nükleer silah üssüne bir protesto yürüyüşü düzenliyor. Detaylar: http://www.bye-bye-nuclear-bombs.gaaa.org/

Birleşik Krallık- 3 Nisan: Trident Ploughshares, Faslane Barış Kampı'ndan başlayan bir protesto yürüyüşü ve Birleşik Krallığa ait nükleer denizaltılara ev sahipliği yapan İskoçya'daki Faslane Üssü'nün Kuzey girişinde sembolik bir blokaj düzenliyor. Detaylar: http://www.tridentploughshares.org/events.php3

Türkiye- 6 Nisan: Türkiye'deki nükleer silahları [3] sahibine iade etmek için Ankara'da bir yerel grup BOMBSPOTTING eylemi ve basın açıklaması düzenleniyor. İletişim: nukleersizincirlik@gmail.com

İtalya- 21 Mart: Beati i Costruttore di Pace, NATO'ya ait 50 adet nükleer silahın bulunduğu Aviano Üssü'ne 800 kişinin katıldığı bir protesto yürüyüşü düzenledi. Detaylar: http://itaca.beati.org/node/34


Eylemlerle ilgili bilgi, görseller ve güncellemeler www.bombspotting.org sitesinden takip edilebilir.

Videolar ise www.youtube.com/bombspotting kanalında bulunabilecek.

NOTLAR:

[1] Türkiye'nin de altında imzasının bulunduğu, nükleer silahların yasadışılığını gösteren NPT andlaşması:

http://www.taek.gov.tr/tr/uluslararasi/cok-tarafli-andlasmalar/134-npt.html

[2] Geçtiğimiz yıl Amerikan Başkanı Obama, Prag'daki konuşmasında nükleer silahsızlanmayı uluslararası siyasi gündemde dile getirdi. Ayrıca, stratejik nükleer silahların sayısını azaltmak için Rusya ve Amerika arasında imzalanan yeni START andlaşması da küresel barış ortamının sağlanması yolunda yerinde bir adım oldu. Soğuk Savaş'ın üzerinden yirmi yıl geçmiş olmasına karşın halihazırda Avrupa, Amerikan, İngiliz ve Fransız nükleer silahlarına ev sahipliği yaparken Rusya ve Amerika yaklaşık 20,000 adet yasadışı nükleer silahı elinde tutuyor. Kırk sene önce, nükleer güce sahip ülkeler NPT andlaşması dahilinde silahsızlanma sözü verdiler ancak şu anda Amerika ve Rusya kendi stratejik nükleer silah cephanelerini azaltırken Avrupa ve Balkan'larda kendilerine ait nükleer cephanelerin bulunduğu ülkelerde yenileme programlarını sürdürüyorlar. Sınırlar içindeki silahların kontrolünü devam ettirirken Avrupa'daki nükleer cephaneleri yenilemek silahsızlanma sözüyle bağdaşmaz. Nükleer güçler, silahsızlanma sözünün getirdiği zorunlulukları iyi niyet çerçevesinde yerine getirmedikleri sürece altına imza attıkları NPT Andlaşmasının meşruiyetinden bahsedilemez.

Mayıs ayında New York'ta gerçekleşecek NPT Andlaşması Gözden Geçirme Konferansı ve halihazırda devam eden NATO'nun Stratejik Konsept Gözden Geçirme süreci, 2010 yılını küresel nükleer silahsızlanma için önemli kılıyor. Avrupa ve Türkiye'deki barış hareketleri, Uluslararası Eylem Haftası dahilindeki eylemleriyle NATO üyesi ülkelerin bu önemli yılı değerlendirmesi için harekete geçiyor. NPT Gözden Geçirme Konferansına katılacak ülke delegelerini, nükleer silahların arındırılmasını sağlayacak adımları atmaya ve NATO'yu güvenlik için nükleer silahlanma stratejisinden vazgeçmeye çağırıyoruz. Bu sonucu önleyecek her karar, daha fazla ülkenin nükleer silaha sahip olması tehlikesini meydana getirecek ve küresel güvensizliği beraberinde getirecektir.

Avrupa'daki nükleer silahların konumyla ilgili detaylı bilgi için: http://www.vredesactie.be/page.php?id=53

[3] Adana, İncirlik Hava Üssü'nde Amerika'ya ait 90 adet nükleer silah bulunuyor.





VİCDAN FİLMLERİ...


Vicdan Filmleri Türkçe, İngilizce ve Ermenice olmak üzere 3 ayrı dilde içeriğe ev sahipliği yapıyor. Filmler http://www.vicdanfilmleri.org/?films adresinden izlenebilir.

"
Mesela... Yol kenarında yalnız bir kadın olmak, sokaklarımızda bir engelli olmak.

Mesela... Kendi ülkesinde ‘sürgün’ olmak, ana babanın dayağa kalkan elini izleyen küçük bir çocuk olmak, okullarımızda başörtülü olmak, HIV pozitif olmak, dayağa mahkûm olduğu evinde hapis bir kadın olmak, cinsiyet ve cinselliği kapalı kutulara hapseden bir dünyada transseksüel ya da eşcinsel olmak, 'duyulur' endişesiyle anadilinde konuşmaktan korkmak.

Mesela... Savaşmaya, eline silah almaya, öldürmeye mecbur kılınmak, koca şehirlerde zenginliğin orta yerinde açlık sınırında yaşamak. Hatta mesela... Bir sokak köpeği olmak... Dünyanın herhangi bir yerinde ‘öteki’ olmak.
" diyerek gelin bunları görüntüleyelim amacıyla eli kamera tutan herkese çağrı yapıyor "vicdan filmleri"...

Daha fazla bilgi için lütfen web sitesini ziyaret ediniz... http://www.vicdanfilmleri.org/?what




EKOLOJİK KARNAVAL


Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü Marul projesi (ekolojist savunuculuk yapan bir grup) olarak ilkini geçen sene gerçekleştirdiğimiz Ekolojik Karnavalımızın bu sene ikincisini gerçekleştirmek için kolları sıvadık. Karnaval tarihi 13-14-15 Nisan.

Ne istiyoruz?
* Sürdürülebilir bir dünya (sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir iklim, sürdürülebilir kültür…) için çalışıyoruz.
* Güneş, rüzgar gibi yenilenebilir ve güvenli enerji kaynaklarını savunuyoruz. Nükleer, kömür gibi dünyaya ve canlılara zarar veren enerji kaynaklarına gıcık oluyoruz.
* Daha az karbon salan ulaşım politikaları istiyoruz. Toplu taşımayı, bisikleti ve tabanvayı tercih ediyoruz.
* Bitkilerin genetiği ile oynayanlardan, canlıların var olma haklarına müdahale edenlerden hiç haz etmiyoruz. Ekolojik tarımı ve daha az et yemeyi destekliyoruz.
* Su mal değil haktır diyoruz.

Ekolojik Karnaval da neyin nesi?
Acilen harekete geçmek için “bir dünya” sebebimiz var.
Karnaval yürüyüşü ile başlayan üç gün boyunca; film gösterimleri, açık dersler, takas pazarı, sürdürülebilir yaşam atölyeleri, konserler ve daha bir sürü etkinlik hayal edin. Durmayın, dahasını da hayal edin.
İklim değişimini durdurmak, gıda demokrasisi oluşturmak ve su hakkımızı savunmak için; bu karnavalı beraber düzenleyelim...


BİLGİ İÇİN:
www.marullar.blogspot.com



ÇERNOBİL YILDÖNÜMÜNDE...

Çernobil'in 24. Yılında HES'leri, Nükleer ve Termik Santralleri Durdurmak için Kadıköy'de Eylem – 25 Nisan 12.00-16.00

 
Yaşamı yok edecek enerjilere izinleri durdurmak için Karadeniz’den, Munzur’dan, İzmir Allianoi'den, Hasankeyf'ten, Akdeniz'den geliyoruz... 25 Nisan'da Kadıköy'den sesleniyoruz!
Akkuyu'da, Sinop'ta nükleere hayır demek için,
Karadeniz'in, Ege'nin, Akdeniz'in derelerini kurutan, vadilerini yok eden HES'leri durdurmak için,
Munzur'da, Hasankeyf'te, Allianoi'de doğayı ve tarihi sular altında bırakan barajlara karşı çıkmak için,
Canlı tabut termik santrallere yeter demek için,
Doğayı ve yaşamı yok eden enerji yatırımlarına ve yaşam alanlarımıza kasteden tüm projelere karşı sesimizi yükseltmek için,
Çernobil'in 24. yılında, Çernobil kurbanı Karadeniz'den yükselen çağrıyı bütün Türkiye'ye taşıyor, 25 Nisan Pazar günü Kadıköy meydanında buluşuyoruz!

25nisanmitingi@gmail.com




8. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 


12 Mart - 18 Nisan 2010 tarihlerinde yapılacak festivalin bu yıl tek bir teması yok, yeryüzünün çeşitli parçalarından kadınların, umutsuzluktan umut çıkaran filmleri, kadınlardan umut var!

20 ülkeden 53 film, panel ve söyleşiler ile İstanbul, Kars, Sinop ve Creteil-Paris’te,

8. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali ile sizlerle...

8. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, 12-21 Mart 2010’da İstanbul’da, Fransız Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü, İstanbul Modern salonlarında, ardından 10-11 Nisan'da Kars, 17-18 Nisan'da Sinop’ta olacak. Ayrıca bu yıl, Creteil Kadın Filmleri Festivali ortaklığıyla 31 Mart - 6 Nisan tarihleri arasında Türkiye'den kadınların filmleriyle Fransa'da olacak.

Yeryüzü zor bir yıl geçirdi. Türkiye de, kadınlar da… Yine, gözyaşımızla, başörtümüzle, anne olmamız, tenceresi boş olmamız hasebiyle, ‘namus’, ‘iffet’ timsalleri ya da cezalıları olarak yani düşünce, duygu, düşten azade sırf bedenden ibaret yeryüzü misafirleri olarak anıldık ya da hepten unutulduk. Biz de yine, bu yılın festival programını, kadınların düşünceleri, duyguları, deneyimleri, en çok da düşlerini ve umutlarını bir kez daha paylaşmak ve hatırlatmak için hazırladık…

Festivalde Neler Var:

- Feminist sinemanın cesur öykücüsü Marleen Gorris Toplu Gösterimi'nde:

Antonia’nın Yazması / Antonia's Line / Antonia

Kırık Aynalar / Broken Mirrors / Gebroken Spiegels

Mrs. Dalloway / Mrs. Dalloway

Sorulmayan Sorular / A Question Of Silence / De Stilte Rond Christine M

- Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz feminist sinemacı Carole Roussopoulos Anısına:

Çiçekler Simone de Beauvoir İçin / Flowers for Simone de Beauvoir / Les Fleurs Pour Simone de Beauvoir

- Geçen yıl Filmmor Seçkisi ile konuk olduğumuz Ermenistan KIN (Kadın) Filmleri Festivali bu yıl KIN (Kadın) Filmleri Festivali Seçkisi ile Filmmor'da. Mariam Ohanyan, Narine Jrbashyan, Hasmik Gasparyan’ın da konuk olacağı seçkideki filmler:

Çığlıklar / The Voices / Dzainer

Daima / Always / Misht

Ev Efradı / Inhabitants of the House / Tan Bnakichnere

Gönlümün Valsi / The Waltz of Soul / Hogu Vals

Solodan Koroya / From Monologue to Dialogue / Menakhosutjunits Erkkhosutjun

- Jin Jiyan Azadi:

Deng-Sesler / Voices

Ölüm Elbisesi: Kumalık / A Fatal Dress: Polygamy / Kirasê Mirinê: Hewîtî

- Cins Cinsiyet Cinsiyetler:

Ben Hasta Değilim Anne / I’m Not Sick Mum!

Ben ve Nuri Bala / Me and Nuri Bala

Saraybosna - Queer Festival / Queer Sarajevo Festival

- 30 Yıl Sonra 12 Eylül:

Sesler / Sounds

Tekerlek İzi / Wheel Trace

- Sinemada Kadınlar: Melek ya da Şeytan, Masum ya da Fettan ya da Hiç Kimse! bölümünde Anneke Smelik’in katılacağı panel ve:

70-80-90, Masum, Küstah, Fettan / 70-80-90, Innocent, Insolent, Enticing

-Kadınların Sineması bölümünde ise:

Acılı Çikolata / The Bitter Taste of Chocolate / L'Amertume du Chocolat

Agnès'in Plajları / The Beaches of Agnès / Les Plages D'Agnès

Antoine / Antoine

Aradaki / In Between

Aramızdan Birileri / One of Us

Aslan Aşı / Lioness(Es) / Amsaja(Dul)

Bekaret Tacı / Debauched Halo / Aureola e Shthurur

Cambaz / Acrobat

Çamur / Mud

Çek Git / Take A Way

Delikten Gayrı / Beyond the Hole

Deniz Feneri / The Lighthouse / Farat

Derine Kazınmış Yaralar / Can Go Through Skin / Kan Door Huid Heen

Dikenler ya da İpekler / Thorns and Silk

Geçmişten Gelen / Let There Be Light / Bayamim Hahem Bazman Haze

Gökten Beş Kedi Düşer / Cats Keep Falling On My Head / Gata Ex Ouranou

Gülümse / Smile

Hayır Hayır Demektir / The Line

Hudut / Hudud

İbretnüma / Exemplary

Kafesteki Kuş Gibiydik / Like a Bird in a Cage

Karakutu / Black Box / La Caja Negra

Kimlik / Eye - then - tea - tea (Identity)

Kürtaj Politikası: Polonya/Güney Afrika / Abortion Democracy: Poland/South Africa

Loutky / The Puppets

Neyse Halim Çıksın Falim / Coffee Futures

Ölüm / Death

Paramparça / Slice

Sadakat / Sea Dog’s Devotion / Seemannstreue

Sarı Bir Kurdele Bağla / Tie a Yellow Ribbon

Şairin Ölümü / Death of the Poet / Şairişi Ğura

Şehir Düşleri / Our City Dreams

Warda/ Warda

Zamanın Dalgaları / Waves of Time / Zeitwellen

Ziyaretçiler / The Visitors

Kadınların Sineması bölümünde filmleri yer alan Chiara Clemente, Iliana Estanol, Marina Arjona, Moran Peled, Nancy Schwartzman, Paulina Tervo, Ringer Rinkenberger, Sarah Diehl ve Türkiye’den yönetmenlerin katılacağı söyleşiler, İstanbul’da her akşam film gösterimleri ve özel etkinliklerle Akşam Festivali, festival kapanışında 2. Altın Bamya Ödülleri... Dahası festivalde, 20 ülkeden, yüzlerce kadından/ kadınlardan umut var!

12 Mart’ta Saat:21:00’da, İstanbul’da, Akşam Festivali ile başlayacak festivalde gündüz seansları 14:00, 15:30, 17:00 ve 19:00’da. Akşam Festivali ise her gün 21:00’da…

İstanbul’da Fransız Kültür Merkezi, Goethe Entitüsü, İstanbul Modern ve Melek-Filmmor Akşam Festivali’nde, Kars ve Sinop’ta Halk Eğitim Merkezi’nde, geç kalmadan, umutla… Festivalde birlikte olmak dileğiyle…

Ayrıntılı bilgi www.filmmor.org festival sayfalarında, festival program ve katalogları İstanbul Modern, Fransız Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü ve İstanbul Modern’de…

Filmmor Kadın Filmleri Festivali

İletişim:

Tel: (212) 251 5994

Faks: (212) 251 6457

Email: medya@filmmor.com / festival@filmmor.com








MİLİTARİZM VE KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONFERANSI


Militarizm ve Kadına Yönelik Şiddet Konferansı ile Türkiye’de yaşanan savaşın ve militarizm güdümündeki şiddet ortamının kadınların hayatı üzerindeki tahrip edici etkilerinin görünür kılınması ve tartışılması amaçlanıyor. Konferansta kadına yönelik devlet kaynaklı şiddet vakaları gündeme getirilerek, şiddetin belgelenmesi ve militarist şiddetle mücadele yöntemleri üzerinde durulacaktır. Üç oturumdan oluşan konferansın ilk bölümünde militarist şiddet mağduru kadınlar kendi deneyimlerini anlatacaklar, ikinci bölümde bu alanda geliştirilen hukuki mücadelelerden bahsedilecek ve üçüncü bölümde ise şiddetin belgelenmesi ve mücadele yöntemleri üzerine konuşmalar yapılacaktır.

Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu ve Feminist Kadın Çevresi tarafından düzenlenen Militarizm ve Kadına Yönelik Şiddet Konferansı 13 Mart 2010 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi Ayhan Şahenk Salonu’nda yapılacaktır

 
KONFERANS PROGRAMI 13 MART 2010

10.00–10.30 Açılış

10.30–12.30: KADINA YÖNELİK MİLİTER ŞİDDET VE MÜCADELE YÖNTEMLERİ
Moderatör: Eren Keskin (Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu)

Av. Eren Keskin

Sultan Seçik

A. Arzu Torun

Demet Demir

Sebahat Tuncel (BDP İstanbul Milletvekili)

12.30–13.30 Öğlen Arası

13.30–15.00:

KADINA YÖNELİK MİLİTER ŞİDDET BAĞLAMINDA YEREL VE ULUSLARARASI HUKUK
Moderatör: Zeynep Kutluata (Feminist Kadın Çevresi)

Av. Jutta Hermans (Almanya Cumhuriyetçi Avukatlar Derneği Yönetim kurulu Üyesi)

Av. Reyhan Yalçındağ Baydemir 

Av. Dr. Fatma Karakaş Doğan (Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu)

15.00–15.30- Çay, Kahve Molası

15.30–17.00: KADINA YÖNELİK MİLİTER ŞİDDETİN BELGELENMESİ VE ŞİDDETE KARŞI GELİŞTİRİLECEK POLİTİKALAR
Moderatör: Ayşan Sönmez (Feminist Kadın Çevresi)

Doç. Dr. Ufuk Sezgin (İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı) Doç.Dr. Nazan Üstündağ (Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi)
Yıldız Ramazanoğlu  (Gazeteci, Yazar)

17.00–18.00 Tartışma ve Sonuç Bildirgesi

İrtibat Tel: 0212 245 45 93-94





FORUM: “Savaşın sesini sustur, barışın sesini yükselt” 

Tarih: 13 Mart 2010, Cumartesi, Saat: 16.00

Konuşmacılar: 

Erol Kızılelma (SODEV), Mehmet Bekaroğlu (Doğu Konferansı), Sabahat Tuncel (BDP İstanbul

milletvekili), Sırrı Süreyya Önder (Yönetmen), Yıldız Önen (Küresel BAK).

Yer: Taksim Hill Otel

Ortadoğu’da, Asya’da işgaller ve savaş politikaları aynı şiddetiyle devam ediyor. ABD Afganistan işgalini yaymaya çalışıyor. Irak’ta kanlı işgalin üzerinden yıllar geçti, Irak her zamankinden daha da istikrarsız. Filistin ve Gazze’de acılar sona ermedi. İsrail Filistin halkını gettolara sıkıştırmaya devam ediyor.

İran, ABD’nin hedef tahtasında, her gün ambargonun derinleştirilmesiyle ve askeri bir müdahaleyle tehdit ediliyor.

Türkiye’de halkları umutlandıran “Kürt açılımı” binlerce Kürt siyasisinin, belediye başkanının tutuklanmasıyla hayal kırıklığı yaratan bir aşamaya geldi.

Savaştan yana olan, yüz binlerce insanın ölümünü önemsemeyen, şirket karlarını, milliyetçi çıkarlarını her şeyin üzerinde görenlerin müdahalesi sürüyor. Savaşçıların sesi yüksek perdeden çıkmaya devam ediyor.

Oysa bugün tam da savaşın sesini susturmanın, barışın sesini yükseltmenin zamanıdır. Bugün, “Önce barış” demenin zamanıdır.

Gelin, hep birlikte, barışın sesini yükseltmenin neden acil olduğunu tartışalım. Savaşa, ölümlere, şiddete neden tek bir saniye bile tahammülümüz kalmadığını birlikte konuşalım. 

Düzenleyen: Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu

İletişim: kureselbak@gmail.com  , 05362196341









büyütmek için resmin üzerine tıklayınız...





AVRUPA SOSYAL FORUMU HAZIRLIKLARINA DAVET

Bildiğiniz gibi 6. Avrupa Sosyal Forumu 1 - 4 Temmuz 2010 tarihleri arasında İstanbul'da yapılacak.Türkiye'den ve Avrupa'dan İstanbul'a gelecek olan on binlerce toplumsal hareket temsilcisi İstanbul'da buluşup sermayenin Avrupasına karşı kendi alternatiflerini tartışacaklar.

Avrupa Sosyal Forumu hazırlıklarını duyurmak amacıyla 13 Mart Cumartesi günü saat 13.30'da Taksim Tramvay durağından Galatasaray'a yürünüp, Galatasaray'da yapılan basın açıklamasının ardından İstanbul Eczacı Odası Kültür Merkezinde ASF hazırlıklarının tartışılacağı bir toplantı yapılacak. Yürüyüşte Sosyal Forum mantığına uygun olarak süren çeşitli işçi direnişlerinden, ve diğer toplumsal mücadelelerden katılım olması için bir çaba harcanacak.

Yürüyüşe ve ardından yapılacak olan toplantıya herkesin katılımını bekliyoruz.


Program:

13.30 Taksim Tramvay durağında buluşma

14.00 Galatasaray’da Basın Açıklaması

14.30 6. Avrupa Sosyal Forumu Türkiye Hazırlık Toplantısı (İstanbul Eczacılar Odası Galatasaray Kültür Merkezi)

Adres: İstanbul Eczacı Odası Kültür Merkezi - Galatasaray Lisesi karşısı (Ayvalık tostcusunun yanındaki sokak) Aslı Han Kat:6 Beyoğlu-  İstanbul

İletişim için: sosyalforum2010@gmail.com - 05362059121





SAVAŞ KARŞITI JOE GLENTON İLE DAYANIŞMA

Tarih: 5 Mart 2010 Cuma
Saat: 11.00
Yer: Galatasaray Meydanı


Barış İçin Vicdani Ret Platformu çağrı metni:

“Savaş, Afganistanlıların yaşamlarını iyileştirmiyor, yaşamlarına ve ülkelerine, ölümü ve yıkımı getiriyor” diyerek 2007 yılında Afganistan'daki birliğinden firar eden ilk İngiltere askeri olan Joe Glenton 2 yıl sonra kendiliğinden teslim oldu. Şimdi yargılanıyor ve 5 Mart'ta yapılacak duruşmada 'suçlu' bulunursa 2 yıl hapis cezası alabilir.
Bizler, Türkiyeli savaş karşıtları olarak, 5 Mart Cuma günü, saat 11.00'de, Galatasaray'da buluşup, İngiltere yönetimini protesto etmek, Joe Gelnton'a destek olmak ve yalnız olmadığını göstermek için bir basın açıklaması yapacağız.



8 MART!


8 Mart, 8 Mart 1857'de New Yorklu dokuma işçisi kadınların vahşi çalışma koşullarına karşı greve çıktığı ve 129 kadın işçinin yaşamını yitirdiği mücadelenin anısına, 1910 yılı Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı'nda, Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edilmişti. 8 Mart'ta 100. yılını kutlayacağımız bu günde ayrımcılığa, şiddete, tacize, eşitsizliğe karşı bir kez ve 100. kez daha kadınlar alanlarda

olacak!

8 Mart Kadın Platformu, Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü İstanbul, Adana, İzmir'deki etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Platformun bu üç ilde gerçekleştirmeyi planladığı etkinliklerin programı şöyle:

İstanbul:
6 Mart Cumartesi, saat: 13.00
8 Mart mitingi
Yer: Kadıköy, Tepe Nautilus önü

Adana:
5 Mart 2010 Cuma, saat:12.00
"Ellerimizi Birleştiriyoruz" basın açıklaması
Yer : Çakmak Caddesi - Kültür Sokağı

7 Mart 2010 Pazar, saat:12.30
8 Mart mitingi
Yer: Mimar Sinan önünden Uğur Mumcu'ya yürüyüş

8 Mart 2010 Pazartesi , saat:18.00
Katledilen Kadınları Anma Etkinliği
Meşaleli Yürüyüş
Yer: İnönü Parkı

İzmir:
3 Mart Çarşamba, saat: 18:00
Ayrımcılığa karşı kadın buluşması

4 Mart Perşembe, saat: 16:30
Barış ve Kürt sorunu konulu panel

5 Mart Cuma, tüm gün
Kadın Danışma Merkezinin güçlendirilmesi talebiyle imza masası açılacak.
Kadın emeği temalı bildiri dağıtılacak.
Yer: Güzeltepe Çiğli

6 Mart Cumartesi, saat: 15:00
Yoksulluk ve kadın emeği konulu sinevizyon gösterimi ve söyleşi
Yer: Çiğli Organize Sanayi'de Belediye Meclis Salonu

7 Mart Pazar, miting
Yer : Konak Meydanı

8 Mart Pazartesi, saat: 18:30
Kadın Özgürlük Mücadelesinin dünü/bugünü konulu söyleşi
Yer: MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi (BB)

* Etkinlikleri derlerken Sosyalist Feminist Kolektif web sitesinden yararlandık.

**

Diyarbakır "Kadın Kenti" Olacak

Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri, 5 Mart'ta bir resepsiyonla başlayıp 8 Mart Pazartesi günü "Büyük Gün 100. Yıl Yürüyüşü" ve mitingle sona erecek. Etkinlikler kapsamında seminerler, paneller, gezi ve yürüyüşler, sergi, atölye ve konserler gerçekleştirilecek.

Diyarbakır - BİA Haber Merkezi
03 Mart 2010, Çarşamba

Diyarbakır'daki 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri 5 Mart Cuma günü Tara Jaff'ın müzik dinletisiyle başlayacak. Etkinlikler kapsamında doğa yürüyüşleri, geziler, fotoğraf sergileri, atölyeler, tiyatro ve dans gösterileri, panel ve seminerler gerçekleştirilecek. Etkinliklere Ankara ve İstanbul'dan kadınlar da katılacak.

Diyarbakır'daki etkinliklerin programı şöyle:

5 Mart Cuma,Resepsiyon

Müzik dinletisi: Tara Jaff
Açılış konuşmacıları: Aysel Tuğluk (DÖKH) - Muazzez Onuk Özder (DİKASUM)
Organize eden kurum: DİKASUM
Saat: 18.00
Yer: Keçi Burcu (Diyarbakır Surları)

6 Mart Cumartesi, Gezi

Çayönü - Hilar mağaralarına
Hareket Saati: 08:00

6-7 Mart Cumartesi, Pazar

Kadınlar El Emekleri ile Parkorman'da Sizlerle Buluşuyor
Saat: 10:00 ile 20:00 arası
Çadır Etkinliği
Organize Eden Kurum: Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi
Kadın Resimleri Fotoğraf Sergisi, Resim Atölyesi, Slayt Gösterisi, Müzik Dinletisi, Sokak Tiyatrosu (Dicle-Fırat Kültür ve Sanat Derneği Tiyatro Gurubu), Sokak Tiyatrosu (Eğitim-Sen Tiyatro Gurubu)
Yer: Dağkapı Meydanı
Açılış Saati: 11.00

TMK Mağduru Çocuklar ile Kadın Tutuklulara Kart Gönderme
İHD Diyarbakır Şubesi
Yer: Ofis Postanesi
Saat: 11.00

Sergi
"Hunera Berfinan" El Sanatları Sergisi
Organize Eden Kurum : Kardelen Kadın Evi
Açılış saati: 11:00
Yer: Cegerxwin Kültür Merkezi
Not: Sergi 3 dün açık olacaktır

Söyleşi - Müzik Dinletisi
Söyleşi: Barış Gurubu
Müzik: Kardelen Kadın Korosu
Saat: 12:00
Yer: Kardelen Kadın Evi

Seminer
Haklarımızı Biliyor Muyuz?
Organize Eden Kurum: İHD Diyarbakır Şubesi, SELİS Kadın Derneği
Saat: 12:00
Yer: 500 Evler Halk Evi

Tiyatro
Oyun: Şirret
Grup: Tîyatra Jîyana Nu
Saat: 13:00
Yer: Büyükşehir Belediyesi - Şehir Tiyatrosu Salonu

Sergi
El Sanatları Sergisi
Organize Eden Kurum: Epidem Kadın Danışmanlık Merkezi
Saat: 13:00
Yer: Epidem Kadın Danışmanlık Merkezi

Seminer
Kadın Sağlığı
Organize Eden Kurum: Tabipler Odası, SELİS Kadın Derneği
Saat: 13:00
Yer: 450 Evler Toplum Merkezi

Şölen
Organize Eden Kurum: DİKASUM
Müzik: Dilek Alpaslan
Yer: Ben u Sen Çamaşır Evi
Saat: 13:00

Panel
"100. Yılda Kadının Özgür Kimliğe Yolculuğu"
Moderatör Reyhan Yalçındağ
Konuşmacılar: Sennur Sezer, Eren Keskin, Meltem Ahıska, Fatma Kaşan
Organize Eden Kurumlar: Tüm -Bel-Sen Diyarbakır Şb. ve Genel-İş Diyarbakır Şb.
Saat: 13:00
Yer: Sümerpark Resepsiyon Salonu

Belgesel Gösterimi - Söyleşi
Belgesel: 4 Ülkeden Kürt Kadın Şairler Buluşması "Kırdım Kaderin Bildik Aynasını"

Söyleşi:
Moderatör: Ayşegül Devecioğlu
Konuşmacılar: Jana Seyda, Lorin S. Doğan, Deniz Mukan
Saat: 14:00
Yer: Cîgerxwîn Kültür Merkezi

Öykü Yarışmasının Ödül Töreni
" Biz Kadınız, Kimsenin Namusu Değiliz, Namusumuz Özgürlüğümüzdür " Kampanyası Öykü Yarışması
Cezaevlerinden Gelen Öykü ve Şiirlerin Okunması
Organize Eden Kurumlar: Ceren Kadın Derneği
Saat: 15.00
Yer: Ekin Parkı

Dinleti
Ayfer Düzdaş
Tara Jaff
Saat: 17:00
Yer: Ekin Parkı

Meşaleli Yürüyüş
"Geceler Kadınlara Özgür Olacak"
Organize Eden Kurum: Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi
Saat: Dinleti sonrası
Yer: Ekin Parkı - Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı

7 Mart Pazar,

Gezi
Doğa Gezintisi
Organize Eden Kurum: KADEM
Saat: 09:00
Yer: Hevsel Bahçeleri
100.Yıl Anısına 100 Ağaç Dikimi
Kalkış Saati: 10:00
Araç Kalkış Yeri: Cîgerxwîn Kültür Merkezi Önü
Yer: Talaytepe

Ceylan Önkol Anısına Çocuk Etkinlikleri
Çocuk Oyunu: Çiya Gihîşt Bahrê
Saat: 11:00
Yer: Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Salonu

Çadır Etkinliği
Kadın Barış Noktası
Organize Eden: Barış İçin Kadın Girişimi

Forum
Fotoğraf sergisi
Müzik dinletisi
Saat: 11:00
Yer: Dağkapı Meydanı

Koşu
Kadınlar 100. Yılda Özgürlüğe Koşuyor
Başlangıç: Keçi Burcu
Bitiş: Dağ Kapı (Kadın Barış Noktası)
Saat: 11:30

Şölen
Söyleşi: Barış Grupları
Müzik: Kardelen Kadın Korosu
Organize Eden Kurum: Kardelen Kadın Evi
Saat: 12:00
Yer: Yunus Emre Mahalle Evi

Söyleşi
Konu: TMK Mağduru Çocuklar
Konuşmacılar: Deniz TÜRKALİ, Esra ÇİFTCİNİN
Organize Eden Kurum: Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi
Saat: 12:00
Yer: Sümerpark Resepsiyon Salonu

Seminer
Konu: Kadın Sağlığı
Organize Eden Kurumlar: Umut Işığı Kadın Kooperatifi - Tabipler Odası
Saat: 13.00
Yer: Süleyman Nazif İlköğretim Okulu Salonu (Sur İçi)

Seminer
Haklarımızı Biliyor Muyuz?
Organize Eden Kurum: İHD Diyarbakır Şubesi
Saat: 13:00
Yer: KÂBE

Özgürlük Rüyasına Yürüyüş; kadın ve çocukların katılımıyla
Yer: Hasırlı Özgür Yurttaş Derneği'nden Keçi Burcuna
Saat: 13:00

Panel
Bir Kadın Kenti Nasıl Yaratılır?
Moderatör: Yüksel Genç
Konuşmacılar: Yurdusev Özsökmenler, Bilge Contepe, Yıldız Tokman
Saat: 14:00
Yer: Büyükşehir Belediyesi - Şehir Tiyatrosu Salonu

Genç Kadın Şöleni
Saat: 16:00
Yer: Sümerpark Anfi Tiyatro

Dans Gösterimi
Dans Gösterisi: Araz
Zeynep Tanbay Dans Projesi
Saat: 19:00
Yer: Cîgerxwîn Gençlik Kültür Merkezi

8 Mart Pazartesi

Büyük Gün Yüzüncü Yıl Yürüyüşü
"100. Yıl Mitingi "Biz Kadınlar Ortak Mücadele ile Özgür Bir Dünya Yaratacağız"
Saat: 12:00-16:00
Yer: İstasyon Meydanı
Sanatçılar
Silbus ü Tari
Rojda
Şevval Sam (BB)




Nefret Cinayetlerine ve Medyadaki Homofobiye Karsi Eylem

Tarih: 27 Subat Cumartesi


Saat: 13.00
Yer: Galatasaray Meydani
Düzenleyen: Lambda Istanbul

Çağrı metni:

Son 2 Ayda 5 kisi daha Nefret Cinayetine Kurban Gitti! Homofobi ve Transfobi Oldurmeye Devam Ediyor, Medya Destekliyor!

2010 basindan beri, yani sadece iki ayda Denizli, Afyonkarahisar, Antalya ve Istanbul’da 5 nefret cinayeti islendi; 3 gey ve 2 transseksuel olduruldu. Ankara’da bir transseksuel ve Diyarbakir’da bir gey bicakli saldirilar sonucu yaralanirken yine Diyarbakir’da bir transseksuel linc edilmek istendi. Ustelik bunlar sadece bizim bildiklerimiz!

Gerek haber aldigimiz gerekse hukuk hattimiza gelen hak ihlalleri basvurulari durumun kaygi verici boyutlarini her gun yeniden hatirlatiyor! Internet ceteleri, saldirilar, linc girisimleri,...

Siddet azalmiyor aksine fiziksel siddet Lezbiyen, Gey, Biseksuel, Travesti ve Transeksuel bireyler uzerinde agirligini daha da fazla hissettiriyor! Homofobi ve transfobi kisa surede bu kadar can almisken, medya bu cinayetleri gundemlestirmiyor, onun yerine homofobik, bilimdisi sarlatanlari birer tip otoritesi olarak ilan edip "escinsellik tedavileri"nin reklamini yapiyor.

Nefret suclarina haber degeri vermeyen medyanin Zekeriya Beyaz, Esra Erol ve Cemil Ipekci'nin homofobik aciklamalarina yer vermesi ise medyadaki homofobinin toplumdaki nefreti nasil da beslediginin bir kanitidir!

Homofobiye, bifobiye, transfobiye ve nefreti ureten medyanin sessizligine karsi ses cikarmak icin 27 Subat Cumartesi, Saat:13.00 da Galatasaray Meydan'inda bulusuyoruz!


Tarih: 27 Subat Cumartesi
Saat: 13.00
Yer: Galatasaray Meydani

* 26 Subat Cuma, Saat:15.00 dan itibaren doviz ve eylem hazirliklari icin Lambdaistanbul Kultur Merkezi acik bulunacaktir, kendi dovizini hazirlamak isteyenler icin malzemeler (olabildigince) Lambdaistanbul tarafindan temin edilecektir. Eylem hazirliklari icin yardiminizi bekliyoruz!

 
Lambdaistanbul LGBTT Dayanisma Dernegi

Tel: +90 (0) 212 245 70 68
Istiklâl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/6 Kat:5
Beyoglu - Istanbul
www.lambdaistanbul.org
lambda@lambdaistanbul.org




KARDEŞİME DOKUNMA!..

Kardeşime Dokunma İnisiyatifi, 30 Ocak'ta ırkçılık ve ayrımcılığı protesto için herkesi Tünel Meydanı'nda buluşmaya çağırıyor.



ÇAĞRI METNİ:

"Ayrımcılığın, yükselen tehcir, linç ve cinayet dalgasının dört bir tarafımızı kuşattığı ve yaygın bir “kültür” haline getirildiği bir yerde ve zamanda yaşıyoruz.

Dün öteki olarak gördüğüne saldıran, bugün kendisi linçe maruz kalıyor.
 

Aralarına sokulmuş sahte düşmanlığa kananlar birbirlerini kırıp geçirirken, çeşitli iktidar odakları egemenliklerini daim kılacak bu kanlı senaryoları kuytu köşelerinden sevinerek izliyor, hatta kolluk kuvvetlerini yere düşeni tekmelesin diye yolluyorlar.

Geçtiğimiz haftalarda Selendi'de Çingene olarak kırıldık, geçen ay Biga'da Kürt., 34’te Trakya’da, 78’de Maraş ve Çorum’da, 38'de Dersim'de,  55'te İstanbul'da, 15'te bütün Anadolu’da..  Eryaman, Tophane, Bursa, Malatya, Trabzon, Edirne, Sakarya ve dikkatlice bakarsaniz resmi tarihin ve otoritenin  üstüne çizik atıp hafızalardan kaçırdığı heryerde ve zamanda. Onyedi yıl önce Sivas'ta çoğu Alevi çeşit çeşit insandık, ondan bir yıl sonra Solingen'de Türk. 3 yıl önceyse hepimiz  Hrant’ın vurulup düştüğü kaldırımda yanına kıvrılmak istedik.

30 Ocak’ta, Tünel Meydanında, saat 15’te, Kardeşlik Sofrası’nda aşuremizi paylaşmaya çağırıyoruz herkesi.

Birbirimizi değil birlikte yemek için; eşit ve özgür insanlar olarak bütün çeşitliliğimizle bir araya gelmek ve bir kez daha “KARDEŞİME DOKUNMA!” diye haykırmak için."

Kardeşime Dokunma İnisiyatifi



HİNDİSTANDA ULUSLARARASI BİR ŞİDDETSİZLİK KONFERANSI...

ŞİDDETSİZ GEÇİM MÜCADELESİ VE KÜRESEL MİLİTARİZM:

BAĞLANTILAR VE STRATEJİLER Ahmedabad, Hindistan, 22-25 Ocak 2010

Uluslararası Savaş Karşıtları örgütü (WRI), Hint partner örgütlerle birlikte, yerel şiddetsiz geçim mücadelesi ve küresel militarizm arasındaki bağlantıları ve savaş vurgunculuğunu incelemek için uluslararası bir konferans gerçekleştiriyorlar. Bu katılıma açık konferans, dünyanın çeşitli yerlerinden gelecek birçok kampanyacı, devletin ve çokuluslu şirketlerin yerel toplumların geçim kaynaklarından mahsun bırakılmasındaki rolünü, farklı seviyelerdeki - yerelden küresel boyuttakilere  - yersizleştirmenin önlenmesinden dönüş planına dek çeşitli boyutlarda şiddetsiz direniş deneyimlerini öğrenerek inceleyecekler. 

Konferansa katılım için WRI'nin internet sayfasındaki online katılımcı formunu doldurabilirsiniz. Konferans dili İngilizce olup İspanyolca, Hintçe simultane çeviriler olacaktır.

Daha fazla bilgi için lütfen WRI'nin sayfasını ziyaret ediniz: http://wri-irg.org/india2010





OTURMA EYLEMİNE DAVET

Düzenleyen: İnsan Hakları Derneği, İstanbul Şubesi

TARİH : 28 Aralık 2009 (Pazartesi)

SAAT   : 18.00

YER     : Taksim Tramvay Durağı

Barış için Oturuyoruz

"Kürt sorununa çözüm girişimleri ve tartışmalarının bizlere umut verdiği bir anda yeniden çatışmalar, provokasyonlar, milliyetçi, ırkçı saldırılar ve nefret söylemlerinin ivme kazandığı bir döneme doğru yönelmiş bulunuyoruz.

Demokratik, ilerici güçlerin artık daha fazla vakit kaybetmeden halkların kardeşliği ve eşitliği temelinde barış, adalet ve insan hakları taleplerini yükseltmesi, kararlılıkla savunması gereken bir süreçteyiz.

Barışın mümkün, bunun ötesinde olmazsa olmaz olduğunu bir kez daha anlatmak; milliyetçi, ırkçı, öfke dolu yaklaşımların çözüm değil yıkım olduğunu ifade etmek için 4 hafta boyunca her pazartesi saat 18.00'de Taksim tramvay durağında oturacak, barışı savunacağız."






EYLEME ÇAĞRI - "SAVAŞIN SESİNİ SUSTUR, BARIŞIN SESİNİ YÜKSELT!"

Küresel BAK Yürüyüş ve Basın Açıklaması

Tarih: 24 Aralık 2009 Perşembe
Saat: 19.00
Yer: Tünel Meydanı


Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (Küresel BAK)'ın çağrısıyla yapılacak yürüyüşe, çeşitli barış inisiyatiflerinden, emek örgütlerinden temsilciler, aydın ve sanatçılarla savaş karşıtlarının katılması bekleniyor.

DTP'nin kapatılması kararı ve ardından yaşanan bir dizi olayın, ülkede yaşayan herkesin yüreğini agzina getirdiğini belirten savaş karşıtları, gerilim ve şiddet ortamının yerine diyalog ve barış ortamı geliştirilemezse, bir kaosa sürüklenme tehlikesine dikkat çekiyor. 'Kürt sorununun çözümü ve barış talebinden vazgeçilemez' diyen Küresel BAK, eylemde 'Barışın sesi susturulamaz' sloganını öne çıkaracak.

'Şimdi savaşın sesini susturmanın, barışın sesini yükseltmenin zamanıdır'

24 Aralık saat 19,00'da İstiklal caddesi Tünel Meydranından başlayacak yürüyüşün ardından bir basın açıklaması da yapacak olan savaş karşıtları, çağrı metninde şunları söylüyor:

"Kürt sorununun barışçı çözümü için somut adım atma zamanıdır. Sokaktan Meclis'e barış ve demokratik çözüm ortamını geliştirmeden bir adım daha atmak imkansız. Barışı savunmalı, barışın sesini yükseltmeliyiz cünkü telafisi mümkün olmayan yeni acılarla kaybedecek bir yılımız daha yok. Barışın sesini yükseltmek için yapacağımız bu eylemde ne kadar çok olursak o kadar iyi. Siz de bize katılır mısınız?"






VİCDANİ RED ETKİNLİĞİ

"Bu ülkede insanlar genç yaşta savaşa sürülüyor. Ellerine silah verilip cepheye gönderiliyor. Bedenlerinden büyük asker elbisesiyle geçmiş çocukluk günlerine elveda dedirtiliyor.
Bu ülkenin gençleri öldürülüyor. El üstünde giden genç tabutta dönüyor.
Vicdanımız bu savaşa el vermiyor. Militarist ideolojileriyle “herkesi asker doğurtan” bu düşünceye karşı çıkıyoruz.
Onların korunaklı mermer duvarlarını delmek ve barıştan yana tavır almak için vicdani rettimizi açıklıyoruz.
Bizler kimisi politik düşüncesinden kimisi cinsel kimliğinden kimisi ulusal kimliğinden dolayı askere gitmeyi reddenler olarak sizleri yanımıza çağırıyoruz. "


Barış için vicdani retçiler




TOPLANTI ÇAĞRISI - "İKLİMİ DEĞİL SİSTEMİ DEĞİŞTİR!"


Konuşmacılar: Ömer Madra, Gökşen Şahin, Ümit Şahin

Tarih: 26 ARALIK 2009 Cumartesi
Saat: 18.00
Yer: TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Adres: Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu

"İklim değişikliği konferansı büyük br hayal kırıklığı ile sona erdi. Kopenhag'dan çıkan umut verici tek şey "İklim Adaleti" kavramı çerçevesinde oluşan dünya çapındaki kitlesel sivil hareket.

7-18 Aralık Kopenhag İklim Zirvesi'nde  resmi görüşmeleri yakından takip eden,  Klimaforum09'un ve eylemlerin içinde yer alan üç aktivistin anlatımlarıyla Kopenhag sürecini değerlendirip, iklim hareketinin bundan sonraki mücadelesini konuşacağımız toplantıya herkesi bekleriz."


Küresel Eylem Grubu

İletişim:
www.kureseleylem.org
kureseleylemgrubu@gmail.com



"GEZEGENİMİZ ALARM VERİYOR" EYLEMİ


Düzenleyen: Küresel Eylem Grubu

"Tüm canlı yaşamı için ses çıkarmak üzere 12 Aralık'ta yürüyoruz.

12 Aralık günü saat 17.00'da İstanbul Tünel Meydanı'ndan Taksim'e
Yürüyüşten sonra İlkay Akaya, Yasemin Göksü ve Marsis konseri.

Bilim insanları uyarıyor, gezegenimiz alarm veriyor; tayfunlar, seller, orman yangınları artıyor, buzullar hızla eriyor, kuraklık, salgın hastalıklar yaygınlaşıyor. Bunların hiçbiri doğal değil.
Bunlar sistemin yarattığı sorunlar. Şimdi sistemin sözcüler ve temsilcileri Kopenhag'da buluşuyor. Kopenhag'da hükümet yetkililerinin katılacağı iklim zirvesi yapılacak. Biz de bu zirve sırasında gösteriler yapacağız. Hem konuşamayan, sesi olmayan gezegenin sesini duyurmak hem de iklim değişiminin en çok vurduğu, en çok tahrip ettiği, en çok öldürdüğü yoksulların taleplerini dile getirmek için 12 Aralık'ta yürüyoruz. Önce "Küresel ısınmayı durdur/Dünyayı değiştir", "Şirketleri değil gezegeni kurtar" sloganlarıyla yürüyeceğiz.
Ardından konser, konuşmalar ve Kopenhag'la canlı bağlantılarla devam edeceğiz.
"

Buluşma ve yürüyüş: Tünel Meydanı (İstanbul)
Tarih: 12 Aralık 2009, Cumartesi
Saat 17.00
Güzergah: Taksim Tramvay Durağı
Eylem sonrası etkinlik:
Konser - İlkay Akkaya, Yasemin Göksu ve Marsis
Yer: Guitar
Saat 19.00
Guitar'ın adresi: İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. 11/1, Beyoğlu - İstanbul


İletişim: 0555-8631636
Web sitesi: www.kureseleylem.org
E-posta: iletisim@kureseleylem.org





TACİZ VE TECAVÜZE KARŞI FARKINDALIK ATÖLYESİ


Düzenleyen: Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi

"Taciz ve Tecavüz. Dünya üstünde tacize uğramamış, tecavüz korkusuyla yüzyüze gelmemiş bir kadın var mı?

Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi bu soruyu bir de öteki taraftan soruyor:

Dünya üstünde hiç kimseyi taciz etmemiş, ya da tecavüz korkusu yaratmamış bir erkek var mı?

Bu soruyu kadınlar ve erkekler birlikte tartışıp, taciz ve tecavüz konusunda farkındalıklarımızı geliştireceğimiz bir atölye yapmaya karar verdik.

Sizi de bekliyoruz; erkekler... özellikle de sizi.

Önemli not: Katılım için erkekdegiliz@gmail.com adresine isminizi yollamanız gerekmektedir."


tarih: 20 Aralık Pazar
saat: 13:00-17:00 arası
yer: Leyla Teras, Bekar sokak, no14 kat 5, Beyoğlu, Taksim.




"TRANS ERKEK ÖYKÜLERİ" OKUMASINA DAVET

Düzenleyen: Voltrans

“From The Inside Out” adlı kitaptan çevirdiğimiz Transgender, Transseksüel, Trans

erkek bireylerin kendi hikâyelerini anlattıkları yaşam öykülerini gelin birlikte okuyalım ve bu

kişilerim cinsel kimlikleri, beden algıları, cinsiyet geçişi

süreçleri ve toplumsal cinsiyet hakkında paylaştıkları deneyimleri üzerine birlikte tartışalım."

 

Tarih: 20 ARALIK 2009, Pazar

Saat: 14.30 – 17.00
Yer: Lambdaistanbul Kültür Merkezi.

Adres: İstiklâl Caddesi, Katip Çelebi Mah. Tel Sok. No: 28/5 Kat:4 Beyoğlu - İstanbul





BARIŞ İÇİN UMUT YÜRÜYÜŞÜ VE BASIN AÇIKLAMASI


Düzenleyen: Barış İçin Sanat, Sanat İçin Barış

TARİH: 10 ARALIK 2009
SAAT: 19:00
YER: TAKSİM MEYDANI (GALATASARAY'A YÜRÜYÜŞ)


ÇAĞRI METNİ:

"Biz, tarihin emri, sanatın kavliyle
barışı halklarımıza isteyen sanatçılar...

-Barış yolunu tıkamak isteyen karanlığa karşı,
-Başka şansımız varmış gibi barışa karşı kayıtsız ve isteksiz kalanlara karşı,
-Ceylanı unutmamak için,
-Geleceğimizin bir gün daha karanlıkta geçmemesi için...

Türkülerimiz, şarkılarımız, halaylarımız, horonlarımızla. ..
Umutla, coşkuyla, müzikle, dansla, eğlenceyle, sanatla yürüyoruz.

Eylemcemize hepinizi bekliyoruz."


25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ


1981 yılında, Latin Amerika ve Karayipler’deki kadın örgütleri 25 Kasım’ı “Kadına Karşı Şiddete Son Uluslararası Günü” ilan ettiler. BM, bu geleneğe sahip çıktı ve 25 Kasım’ın uluslararası düzeyde kadına yönelik şiddetle mücadele günü olmasını sağladı. Bu çerçevede, her 25 Kasım’da tüm ülkelerde çeşitli etkinlikler düzenleniyor, kadına yönelik şiddet konusunun tartışılması, gündeme gelmesi sağlanıyor.

Kadına yönelik şiddetle mücadele gününün 25 Kasım olmasının nedeni ise 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele veren ve öldürülen üç kız kardeşi anmaktı.

Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi'ne göre, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, "bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen" şiddettir. Bildirge, önsözünde kadınlara yönelik şiddeti, "erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir göstergesi" ve "erkeklerle karşılaştırıldığında kadınları zorla bağımlı bir konuma sokmanın çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri" olarak tanımlar.

Türkiye’de kadınlar her türlü şiddete uğradıklarında başvurabilecekleri yerler:

İl Sosyal Hizmet Müdürlükleri
Alo 183 Hattı
Sağlık Kuruluşları
Polis Merkezleri, Jandarma Karakolları
Cumhuriyet Savcılığı
Belediyelerin Kadın Dayanışma Merkezleri
Baroların Kadın Dayanışma Merkezleri ve Adli Yardım Kurulları
Kadın Sivil Toplum Kuruluşları

Şiddete maruz kalanların yararlanabileceği yasalar:

4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasa
Türk Ceza Yasası
Medeni Yasa

Daha fazla bilgi için: Uçan Süpürge Kadın Haber Sitesi

25 Kasım etkinliklerinde şiddete karşı örgütlenme çağrısı

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle Ankara, Hakkari, Van, Mersin, Koceli ve İstanbul'da düzenlenen çeşitli etkinliklerde, kadına yönelik şiddetin her alanda sürdüğüne dikkat çekilerek, kadınlara şiddete karşı örgütlenme çağrısı yapıldı.

Haberin devamini www.savaskarsitlari.org sitesinden okuyabilirsiniz.


CİNSİYET, IRK, SINIF : KADINLARDAN YENİ BİR YAKLAŞIM " ÖLDÜRMEYE DEĞİL YAŞATMAYA YATIRIM"

Küresel Kadın Grevi’nin (Global Women’s Strike) kurucularından ve koordinatörlerinden, kadın hakları savunucusu aktivist yazar Selma James ve Küresel Kadın Grevi koordinatörleri Nina Lopez ve Maggie Ronayne ile kadın emeğini, seks işçiliğini, yoksulluğu, kapitalizmi, militarizmi, muhalif yapıları ve taban hareketlerini tartışıyoruz
   
Tarih: 21 Kasım 2009, Cumartesi
Saat: 15.00-17.00
Yer: Sabancı Üniversitesi Karaköy İletişim Merkezi, Bankalar  Caddesi No: 2, Karaköy

Tarih: 23 Kasım 2009, Pazartesi
Saat: 17.00-19.00
Yer: Boğaziçi Üniversitesi  Demir Demirgil Tiyatro Salonu (ÖFB)
   
Küresel Kadın Grevi hakkında:

Küresel Kadın Grevi İngiltere’de kurulup altmıştan fazla ülkede faaliyet gösteren, on üç ülkede koordinatörlüğü bulunan uluslararası bir kadın ağıdır. Mücadelelerinin merkezinde kadın emeğinin görünür kılınarak ekonomik bileşenlere dahil edilmesi yer alır. Grup yapısında her kesimden kadın mevcuttur. Küresel Kadın Grevi, militarizme yapılan yatırımın özellikle kadınların hayatını olumsuz etkilediğini ve alternatif bir yaşamın savaşa değil, yaşatma kültürüne yapılacak yatırımla mümkün olduğunu savunuyor. Grev’deki kadınlar, kadınların yaşam koşullarının iyileşmesine dönük taleplerini de bu çerçevede dile getiriyorlar. Küresel Kadın Grevi’nin kurucularından Selma James’in 1953-2005 yılları arasında kaleme aldığı makalelerinden oluşan “Cinsiyet, Irk, Sınıf: Kadınlardan Yeni Bir Perspektif” başlıklı kitap Kasım ayında BGST yayınları tarafından yayımlanıyor.



TOPLUMSAL CİNSİYET FARKINDALIK ATÖLYESİ "CİNSİYET BELASI"

Acaba kadın ve erkek olmak birbirlerinden aşılmaz doğal sınırlarla ayrılmış durumlar mıdır?   Yoksa bunlar birer toplumsal cinsiyet kimliği olarak bizlere doğduğumuz andan itibaren öğretilen, inşa edilmiş dolayısıyla yıkılabilir, ya da ötesine yolculuk edilebilir kodlar, kalıplar mıdır? Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi olarak bu sorunun cevabını sizlerle birlikte aramak istiyoruz. Amacımız kimseyi sorgulamak değil; kadın, erkek hepimizin bu konudaki farkındalıklarımızı arttırmak.

Tarih: 22 Kasım PAZAR

Saat: 13:00-17:00

Yer:  Garajistanbul

Önemli not: Atölye çalışması teknik nedenlerle 40 kişiyle  sınırlıdır; lütfen erkekdegiliz@googlemail.com adresine önceden kayıt yaptırınız.




20 KASIM, NEFRET SUÇU MAĞDURU TRANS BİREYLERİ ANMA GÜNÜ

1998 Kasım’ında ABD’de San Francisco'daki evinde vahşice bıçaklanmış bir şekilde ölü bulunan
transeksüel Rita Hester'in ardından "Ölümümüzü Hatırlamak" adıyla başlatılan mumlu nöbet tutma eylemleri sonrasında 20 Kasım, transfobik nefret ve önyargıdan dolayı öldürülen travesti ve transeksüelleri anma günü olarak adlandırılmaya başlamıştır. Türkiye’de de geçen yıldan itibaren 20 Kasım, “NEFRET SUÇU MAĞDURU TRANS BİREYLERİ ANMA GÜNÜ” adıyla trans bireylerin öz örgütlenmesi olan Pembe Hayat LGBTT Derneği tarafından çeşitli etkinliklerle anılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede bu yıl da, nefret sonucu öldürülen arkadaşlarımızı anmak ve her türlü ötekileştirme, dışlama/dışarda bırakma, yok sayma ve nihayet yok etme biçimindeki uygulamalara karşı ortak bir mücadele hattını örmek üzere 20 Kasım 2009 Cuma günü saat 11:00’da Ankara’da TBMM önünde yapılacak olan basın açıklaması ile başlayıp 21–22 Kasım’da Petrol-İş Ankara Şubesi’nde yapılacak sempozyumla devam edecek etkinliklerimize nefret suçlarına karşı duyarlı ve farklılıklarla bir arada yaşamayı savunan tüm toplumsal kesimleri çağırıyoruz.

Basın Açıklaması
Tarih: 20 Kasım 2009 Cuma
Saat: 11.00
Yer: Türkiye Büyük Millet Meclisi Dikmen Kapısı
Çankaya-ANKARA

Cumartesi ve Pazar günü etkinlikler 12:30 da Petrol-İş Ankara Şubesinde yapılacaktır, Adakale Sokak No:6 Yenişehir Kızılay

Etkinlikler için: http://www.pembehayat.org/?q=node/167


TÜRKİYE'DE KONUŞULAN TÜM DİLLERE ÖZGÜRLÜK...

Türkiye' de konuşulan tüm dillere TV ve radyo yayını hakkı tanındı.

Farklı dil ve lehçelerde yayın yapmak isteyen özel kuruluşlar yayın yapmak istedikleri dil ya da lehçeleri, programların günlük yayın akışı içindeki yerleşimi ve ve aylık yayın planlarıyla RTÜK’e başvuracak. RTÜK, başvuruları yayın alanı, teknik imkanlar ve talep edilen dil ve lehçede yayın yapan diğer kuruluşları da göz önünde bulundurarak değerlendirecek ve uygun görmesi halinde yayın izni verecek.
Eski yönetmelikte yer alan “Bu dil ve lehçelerin öğretilmesine yönelik yayın yapılamaz” hükmüne de yeni yönetmelikte yer verilmedi. Önceki yönetmeliğe göre televizyonlar, yayınlarını içerik ve süre açısından birebir olmak kaydıyla Türkçe altyazıyla vermekle veya hemen ardından Türkçe tercümesini yayınlamakla, radyolar da programın yayınlanmasını takiben Türkçe tercümesini yayımlamakla yükümlüydü. (haberin kaynağı Radikal Gazetesi)




CİNSEL VE BEDENSEL HAKLAR KAMPANYASI BAŞLIYOR...

9 Kasım 2009’da, dünyada kendi konusunda ve çapında bir ilk olan bir kampanya başlıyor: “Ortak Mücadele - Hep Birlikte” (“One Day, One Struggle”) başlığı altında yürütülecek uluslararası kampanya, Tunus’tan Endonezya’ya uzanan çok geniş bir coğrafyada, insan hakları konusunda çalışan yüzlerce sivil toplum örgütü tarafından aynı anda gerçekleştirilecek. Kampanyanın konusu: Cinsel ve Bedensel Haklar...

Daha fazla bilgiyi Kaos GL sayfasından okuyabilirsiniz.



GDO'LU ÜRÜNLER TÜRKİYE'YE DE GİRİYOR...


Cartegena Biyogüvenlik Protokolü’ne taraf olan ve Meclisinde kabul eden Türkiye, son derece yaşamsal öneme sahip bir konuda gerekli yasal düzenlemeyi yaparak Ulusal Biyogüvenlik Yasası’nı çıkarmak yerine bir yönetmelikle GDO’ların ve ürünlerinin ülkemize girmesini meşru kılmıştır.

26 Ekim 2009 tarih, 27388 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmeliğin insan yaşamı ve sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, tüketici çıkarları ve çevrenin en üst düzeyde korunması amacıyla hazırlandığı belirtilmesine karşın, getirilen düzenleme bunları sağlamaktan çok uzaktır.  Daha fazla bilgi için: GDO'ya Hayır Platformu web





TÜRK - KÜRT ÇATIŞKISINDA OLUMLU BİR ADIM: BARIŞ GRUPLARI...

Yıllardır devam eden Türk - Kürt çatışkısında şiddetsiz bir çözüm önerisi getirmek amacıyla taraflardan biri olarak yola çıkan "barış grupları", Türk tarafıyla görüşmek için hazırlanıyor.

Barışçıl çözüme destek vermek amacıyla çeşitli sanatçılar tarafından ise "Barış İçin Sanat Girişimi"
oluşturuldu.

Daha fazla bilgi için savaşkarşıtları ve bianet sitelerini ziyaret edebilirsiniz.



"MİZAH DEĞİL NEFRET, ASLA GÜLME REDDET!"

Köşe yazarı Serdar Turgut'un cinsiyetçi yazısını feministler "ÇÜŞŞ" diyerek protesto ettiler.

"Mizah çükle değil beyinle yapılır!"
"Müzisyen Rojin'i dağa kaldırıp seks kölesi yapma fantazisi kuran Akşam Gazetesi köşe yazarı Serdar Turgut'a karşı ırkçı ve cinsiyetçi olmayan mizahımızı bugün sokağa taşıdık. Mağdur olmayı seçmiyoruz, Serdar Bey'in mizah dediği şeyin aslında ne olduğunu çok da iyi anlıyoruz, ama hiç mi komik bulmuyoruz!" diyen feministlerin konu ile ilgili yaptıkları basın açıklaması için Feministbiz bloğunu ziyaret edebilirsiniz.


TRAVESTİ VE TRANSSEKSÜELLERİN HAK ARAYIŞI...


“Bizler Türkiye’nin birçok kentinde ikamet eden transeksüel bireyleriz. Yurttaş olarak devlet politikasının uyguladığı baskılar nedeniyle hiçbir vatandaşlık hakkından faydalanamıyor ve her geçen gün daha çok hak ihlalline maruz bırakılıyoruz. diyen travesti ve transseksüeller Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nin çağrısıyla, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na toplu dilekçe verecekler.
Daha fazlasi için Kaos GL web sitesini ziyaret edebilirsiniz.


24 EKİM 2009 CUMARTESİ ULUSLARARASI İKLİM EYLEM GÜNÜNE ÇAĞRI...


Aralık 2009'da Kopenhag'da gerçekleştirilecek olan BM İklim Konferansına, iklim krizinin durdurulması mesajını vermek için hazırlanan uluslararası bir otkökü (taban hareketi) kampanyası olan "360"; dünyanın heryerinde aynı günde yapılacak eylemler planlamaktadır. Türkiye'de yapılacak eylemlerin listesini görmek için lütfen tıklayınız.







TRANSSEKSÜELLERİ HASTA İLAN ETMEYİ DURDURUN EYLEMİNE ÇAĞRI...

Amerikan Psikiyatrlar Birliği (APA) 1973 yılında, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1990 yılında eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çıkarılmasına karar vermiştir. Ancak transeksüellik hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirilmektedir. APA 2012’de, WHO 2014’te ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçirecek. Bu nedenle dünyanın bir çok ülkesindeki LGBT örgütü 17 Ekim 2009’da başlamak üzere bu tarihlere kadar eylemler düzenleyecek.

Türkiye’den de MorEL Eskişehir LGBTT Oluşumu ve Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği bu eylemleri örgütlemeyi üstlendi.

İlk eylem programı 17 Ekim’de Ankara’da şu şekilde gerçekleşecektir:
12:00 – 17:00 Stand – İmza Kampanyası (Kabahatler Kanunu) Yüksel Caddesi Konur Sokak
17:00 – 17:15 Pembe Hayat Tiyatro Topluluğu – Öteki - Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı
17:15 – 17:30 Transeksüelleri Hasta İlan Etmeyi Durdurun
Basın Açıklaması - Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı
22:00 – 02:00 Parti: Hasta Değil Transeksüeliz! (Mississippi Bar)

MorEL Eskişehir LGBTT Oluşumu                           Facebook Sayfası için tıklayınız
morel.eskisehir@gmail.com
http://moreleskisehir.blogspot.com
0 506 574 58 63
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
pembehayat@pembehayat.org
http://pembehayat.org
0 312 433 85 17 – 0 532 462 17 05