FANTE’YI BILIR MISINIZ?


Sezai ARLI

 

 ‘- En begendiginiz yazar?”

“- Fante.”

“- Kim?”

“- John F-a-n-t-e. ‘Toza Sor’, ‘Bahara Kadar Bekle, Bandini’.

“- Kitaplarini nerde bulabiliriz?”

“- Ben Sehir Kutuphanesinde buldum. Sehrin gobeginde Fifth and Olive caddesinde degil mi?”

“- Nicin onu begeniyorsunuz?”

“- Tamamen duygu. Cok cesur bir adam.”

“- Baska?”

“- Celine.”

“- Neden?”

“- Barsaklarini destiler, guldu. Onlari da guldurdu. Cok cesur bir adam.”

“- Cesarete inanir misiniz?”

“- Onu heryerde gormek isterim; hayvanlarda, kuslarda, surungenlerde, insanlarda.”

“- Neden?”

“- Neden mi? Beni mutlu ediyor. Sansini hic denememek karsisinda bu bir tavir meselesi.”

“- Hemingway?”

“- Hayir.”

“- Neden?”

“- Cok kurnaz, cok ciddi. Iyi bir yazar, guzel cumleler. Ama onun icin yasam butunuyle bir savasti. Hic dagitmadi, hic dansetmedi.” (1)

 

Bukowski’nin “Kadinlar” romaninda yer alan yukardaki diyalogda ‘en begendigi yazar’ olarak sozunu ettigi John Fante kimdi?

 

“Arturo Bandini” ya da Fante

 

Romanlarinda kendisini “Arturo Bandini” olarak adlandiran Fante 1909’da Colorado’da dogdu. Italyan gocmeni bir ailenin uc cocugunun en buyuguydu. Babasi capkin, alkolik bir duvarci ustasiydi. Boulder’da kasaba ilkokulunda ve Regis High School adli yatili katolik misyoner okulunda okuduktan sonra Colorado Universtiesi ve Long Beach Sehir Kolejinde egitim gordu.

 

Yazarlik seruvenine 1929’da baslayan Fante’nin ilk kisa oykusu 1932’de “The American Mercury” adli dergide yayinlandi. Bu ilk oykuyu cesitli dergi ve gazetelerde yayimlanan bir cok diger oyku izledi. Ilk romani “Wait Until Spring, Bandini” (Bahara Kadar Bekle, Bandini) 1938’de yayinlandi. Bir sonraki yil “Ask The Dust” (Toza Sor) basildi.

 

1940 yilinda kisa oykulerinin toplandigi “Dago Red” kitabi cikti. (Daha sonra “The Wine of Youth” (Genclik Sarabi) basligiyla basilmistir.)

 

Bu donemde Fante’nin yogun olarak oyunlar da yazdigini goruyoruz. Bunlardan bazilari “Full of Life”, “Jeanne Eagles”, “My Man and I”, “The Reluctant Saint”, “Something for A Lonely Man”, “My Six Loves” ve “Walk On The  Wild Side” baslikli oyunlaridir.

 

Fante’ye 1955 yilinda diabet teshisi kondu ve bu hastalik yuzunden 1978 yilinda kor oldu. Ama o karisi Joyce’a dikte ettirerek yazmayi surdurdu. Boylece son romani “Dreams From Bunker Hill” (Bunker Hill Dusleri) (1982) ortaya cikti.

 

John Fante 8 Mayis 1983 gunu 74 yasinda yasama veda etti.

 

 “O Benim Tanrimdi”

 

Bukowski, 1979 yilinda Fante’nin “Ask The Dust” romanina yazdigi onsozde soyle diyor:

 

“Genctim, actim, cok iciyordum. Tek amacim yazar olmakti. Her gun Los Angeles Sehir Kutuphanesine gidip saatlerce okuyordum. Ama okuduklarimin hic biri beni, sokaklari, tanidigim insanlari anlatmiyordu. Sanki herkes kelime oyunlari pesindeydi. Ciltler dolusu yazip da hic bir sey soylemeyenler “mukemmel yazar” sayiliyordu. Yazdiklari uslup, yazma teknigi ve bilinenlerin tekrarinin bir karisimiydi. Okunuyor, ogreniliyor, sindiriliyor ve unutuluyordu. (…) Bir parca kurgu, bir parca tutku bulabilmek icin devrim oncesi Rus yazarlarina gitmek gerekiyordu. Istisnalar yok degildi. Ama bunlar o kadar azdi ki cabucak okuyor yine raflar dolusu sikici kitaba bakakaliyordunuz. (…)”

 

“Raflardan pespese kitaplar cekiyordum. Nicin kimse bir sey soylemiyordu? Neden kimse ciglik atmiyordu?”

 

“Kutuphanedeki diger salonlari denedim. Dini kitaplar bolumu benim icin buyuk bir bataklikti. Felsefeye daldim. Beni mutlu eden bir iki acili Alman’a rastladim, ama o da cabucak gecti. Matematigi denedim, ama yuksek matematik de din gibiydi, beni sarmiyordu. Aradigim seyi bir turlu bulamiyordum.”

 

“Jeolojiyi denedim ve ilginc buldum, ama ilgim uzun sureli olamadi.”

 

“Cerrahi ile ilgili bazi kitaplar buldum; sozcukler yeni, resimler harikaydi. Kalinbarsak ameliyatini ozellikle sevdim ve ezberledim.”

 

“Sonra cerrahiden de vazgectim ve tekrar roman ve oykulerin bulundugu buyuk salona geri dondum. (Icecek ucuz sarabim oldugu zaman kutuphaneye gitmiyordum. Kutuphane yiyecek, icecek bir seyinizin olmadigi, evsahibi kadinin kira icin pesinize dustugu zamanlarda gidilecek iyi bir yerdi. En azindan tuvalet bedavaydi.) Benden baska bir suru berdus daha vardi. Cogu kitaplarin uzerine kapanmis uyukluyordu.”

 

“Buyuk salonda raflar arasinda dolasiyor, kitaplari cekip aliyor bir-iki satir ya da birkac sayfa okuyor, sonra tekrar yerlerine koyuyordum.”

 

“Derken bir gun bir kitap cektim ve acip okumaya basladim. Rafin onunde ayakta duruyordum. Bu kitapta bir seyler vardi. Biraz okuduktan sonra sehir coplugunde altin bulmus gariban gibi kitabi alip masaya gittim. Satirlar sel gibi akiyordu. Her satirin bir enerjisi vardi ve pesinden onun gibi biri daha geliyordu. Satirlarin gucu sayfaya bir ruh veriyor, sayfanin icine islenmis duyguyu besliyordu. Iste en azindan duygusalliktan korkmayan bir adam. Aci ve mizah olaganustu bir yalinlikla bir araya getirilmisti.  Kitabin baslangici benim icin vahsi ve buyuk bir mucize idi.”

 

“Kutuphane uyelik kartim vardi. Kitabi odunc aldim ve eve goturdum. Yatagima uzanip okumaya basladim. Daha kitabi bitirmeden bile farkli bir yazma stili gelistirmis biri ile karsi karsiya oldugumu biliyordum. Kitap “Toza Sor” ve yazari John Fante’ydi. Fante yasamim boyunca yazdiklarimi etkileyecekti. “Toza Sor”u bitirdim ve kutuphanede Fante’nin diger kitaplarini arastirdim. Iki kitabini daha buldum: “Dago Red” ve “Bahara Kadar Bekle, Bandini”. Ayni nitelikteydiler; cesaret ve yurekle yazilmislardi.”

 

(…)

 

“Fante benim tanrimdi.” (2)

 

***

 

Bukowski’yi boylesine derinden etkileyen Fante, Amerikan edebiyatinin sarhoslari, berduslari, orospulari, esrarkesleri, delileri, gocmen aileleri ile sokaktaki adami; insani ve dogayi, o dunyanin icinden biri olarak destansi bir yalinlik, aciksozluluk, durustluk ve akicilikla anlatan devlerinden biridir.

 

Buyuk depresyon yillarinin yazari Fante’nin kahramani Arturo Bandini, Italyan kokenli katolik, kalabalik bir Amerikan ailesinde buyuyen, yoksul, yalniz, icine kapanik, utangac, saf bir cocuktur. Ama asla elde ettikleri ile yetinmeyen, icinde dunyaya sunacak birseyleri olduguna inanan, okuldaki egitiminde ve girdigi islerde basarisiz ancak cok okuyan ve buyuk bir yazar olma sevdasindasinda bir genctir.

 

Yazarin genellikle otobiyografik ozellikli oyku ve romanlarinda reddedilme korkusu, bu korkudan kaynaklanan bazen saldirgan bazen de yalvaran tutum, ihtiras, ask, arzu, sehvet, kimlik bunalimi (gocmen psikolojisi) gibi celisikili duygular buyuk bir ustalikla anlatilmistir. Fante’nin anlatiminda Bukowski ve Salinger’deki argo, lumpen, kufurbaz, maco dil yoktur. Fante’nin tarzi, bircok elestirmen tarafindan ‘yasamin karanlikta kalan yanini saglam, temiz ve etkili bir dille anlatmak’ olarak degerlendirilmistir.

 

Hemingway, Fitzgerald, Dos Passos ve Salinger gibi unlu ve cok satan Amerikali yazarlarla cagdas olan Fante uzunca bir sure golgede kalmis, ancak 70’li yillarin sonuna dogru Bukowski’nin tanitim cabalari sonucunda bir bakima yeniden kesfedilmistir.    

 

----------------------------------------------------------------------------------------- 

(1)   Women, Charles Bukowski, Ecco, New York, 2002, p.200-201.

(2)   Ask The Dust, John Fante, Ecco, New York, 2002, p.5-6.

-----------------------------------------------------------------------------------------

(*) Ilk olarak Dusle Edebiyat ve Kultur Dergisi’nde yayinlanmistir. Sayi: 45, Haziran 2005. (http://www.dusle.com).

 

 

BACK TO HOME PAGE