BIR ZAMANLAR 'KUCUK PARIS'TI


Sezai ARLI


"Kuzey Garindan Dimbovitsa nehrine dogru yururken birkac adim sonra rastlayacaginiz gorkemli bina bir zamanlar Silistre kumandani Cincir Efendi Kayha Beyin yasadigi evdi. 1821’de Yunanlilarla birlikte Osmanli’ya karsi ayaklanan Tudor Vladimirescu’nun safinda yer alan muhafiz bolugu kumandani Sava Binbasi, 30 Arnavut askeri ile birlikte bu evde oldurulmustu. Sonraki gunlerde Bukres’in dort bir yanindan getirilen her bir isyanci kellesi icin Pasa’nin veznedari 5 ley degerinde 1 Osmanli altini oduyordu.”

 

Silvia Colfescu’nun “Turistik, Tarihi, Artistik Bukres Rehberi” (*) kitabinda sozu edilen bu bina bugun Loto-Piyango binasi olarak hizmet veriyor.

 

Nehir boyunca yurumeye devam ederek sehir merkezine gelirseniz sizi Bukres’in tarihi Lipscani bolgesindeki en unlu yapilardan biri, ikiyuz yillik “Hanul lui Manuc” (Manuk’un Hani) karsilar. Hani 1800 yilinda zengin bir tuccar ve politikaci olan Emanuel Mirzayan Manuk Bey yaptirmis. Ortadaki genis avluyu cevreleyen cardakli, iki katli han odalarindan olusan bu yapi Anadolu mimarisinin tipik orneklerinden. Bukres’in Taksim meydani diyebilecegimiz Unirii (Birlik) meydaninin bir kosesinde yer alan bu tarihi yapi 55 odali oteli, otantik yemekler sunan lokantasi, zengin sarap mahzeni, café-bari, toplanti-dugun salonlari ve hediyelik esya dukkanlari ile turistlerin oldugu kadar,  Bukres’lilerin de ilgi odagi.

 

Unirii meydani ile ‘Cavusescu’nun Sarayi’ olarak bilinan Parlamento binasi arasindaki bolge sosyalist donemde ‘civic center=sehir merkezi’ olarak planlanip cogunlugu tamamlanmis, bir kismi ise 1989’daki devrimden sonra kaba insaat halinde kalmis binalarla dolu. Bunlarin en ilginci yabancilarin ‘Cavusescu’nun Sarayi’ olarak bildigi bina.

 

Pentagon’dan sonra dunyanin ikinci buyuk binasi oldugu soylenen bu bina ucyuzellibin metrekarelik bir kapali alana sahip. Binanin insaatina 1984’de baslanmis ve 1989’da bitmek uzere iken Cavusescu’nun devrilip kursuna dizilmesi ile ‘cumhuriyet sarayi’ olan adi once ‘halk sarayi’ daha sonra da parlamento binasi olarak kullanilmasi ile birlikte ‘parlamento sarayi’ olarak degismis. Bukres’e gelen yabancilarin mutlaka gezip gordugu yerlerin basinda gelen bu bina, megaloman bir diktatorun kisisel fantazilerini gerceklestirmek icin ulke kaynaklarini nasil carcur edebileceginin tipik bir ornegi.

 

“Kucuk Paris”

Efsaneye gore Bukres (Bucuresti) “Bucur” adli bir coban tarafindan kurulmus. Bir baska efsaneye gore de 14. yuzyilda Mircea cel Batran’in (Yasli Mitrea) Turklere karsi kazandigi bir zaferin anisina kurulmus. (Romence’de ‘bucur’ sevinc, nese anlamina geliyor.) Cagdas tarihcilere gore ise baslangicta Wallachia’nin eski baskenti Tirgoviste’yi korumak icin kurulmus bir kale idi.

 

1800’de nufusu 32’000’di, 1918’de 400’000’e, 1939’da 870’000’e ulasti. Artan sadece nufusu degildi. Wallachia’nin (Eflak) kucuk baskenti, 1918’de kurulan birlesik Romanya’nin baskenti olunca her bakimdan gelismis, her yerde gorulebilen Fransiz etkisi sonucunda “Kucuk Paris” olarak anilmaya baslanmisti.

 

Bugun 2 milyon 600 bin kisinin yasadigi Bukres’in uluslararasi Otopeni havaalanindan sehir merkezine girerken Champ Elysees bulvarinin basindaki zafer takinin bir benzerinin altindan gecersiniz. Devamindaki bulvar (Calea Victoriei = Zafer Bulvari) da Champ Elysees’nin sonuk bir taklididir. Sehir merkezini dogu-bati yonunde ikiye bolen Dambovitsa nehri de kanal icerisine alinmis Sen nehridir.

 


 Universite Meydani (Piata Universitatea)

 

 

 

19. yuzyilin ikinci yarisindan itibaren yasanan ani nufus artisi, ‘extravagant’ mimari, kozmopolit yuksek kultur ve yasam tarzi, araya iki dunya savasi girmesine karsin komunistlerin iktidara geldigi 1945’e kadar surmus. Romen sanat ve edebiyatinin zirveye ulastigi, Bukres’in ‘Balkanlar’in Parisi’ olarak une ulastigi bu donem, araya giren elli yillik komunist doneme ragmen hala bizdeki ‘ah Beyoglu vah Beyoglu’ benzeri nostaljik ozlemlerle aniliyor. 

 

Bukres’in nitelikli kultur ve sanat yapilarinin cogu bu donemde insa edilmis. Bunlar arasinda cok sayida universite, muze, kutuphane, opera, tiyatro, konser salonu, kilise, otel, manastir, park, malikane, vb yapi var.

 

1945’ten 1989’a kadar suren donemde yapilan ‘grandomanic’ sosyalist yapilar sehrin eski dokusunu ciddi olcekte yok etmis. Bu nedenle bugunku Bukres 1945 oncesinden kalan geleneksel ve Bati mimarisini yansitan binalarla sosyalist donemde insa edilmis binalar ve 1989 sonrasi donemde insa edilen ‘yeni kapitalist’ yapilarla tam bir cesitlilik ve celiskiler yumagi.

 

Goller ve Parklar Sehri

Bukres bir goller ve parklar sehri. Sehir merkezindeki en buyuk park olan Herastrau buyuk bir golle etrafindaki muazzam ormanlik alandan olusuyor. Golun cevresinde Bukres’in en unlu lokanta ve gece kulupleri var. Yazin hafta sonlari ve aksam saatlerinde binlerce kisinin akinina ugrayan bu parkta lunaparktan golde vapor sefasina, tennis kortlarindan balik avina kadar her tur spor ve eglence var.

 

Bir baska ilginc park da sehrin eski merkezi diyebilecegimiz Piata Universitatii yakinindaki ‘Cismigiul’ (Cesmeci) parki. Parkin insaatina 1845’te baslanip 1860’da bitirilmis. Mimari Alman peyzaj mimari Carl Meyer. Yuzlerce heykelin susledigi bu park da golu, etrafindaki korulugu, yurume yollari, café-bar’lari ile Bukreslilerin yaz-kis ugrak yeri.

 

Romenler Balkanlarin en hosgorulu toplumu olduklarina inaniyorlar. Bunun kanitlarindan biri de Bukres’teki kilise, sinagog, cami cesitliligi. Nufusunun cogunlugu Ortodoks Hristiyan olan  Bukres’te katolik ve gregoryen (ermeni) kiliseleri ile musevi ve musluman azinliklarin ibadet yerleri de var.

 

Osmanli’dan kalan

Romenlerin tarihi bir yonuyle Osmanli-Romen iliskileri, daha dogrusu savaslari tarihi. 1355 yilinda Dobruca’ya yapilan ilk Osmanli saldirisindan Romanya’nin bagimsizligini kazandigi 1877-1878 Osmanli-Rus harbine kadar gecen besyuz yillik donem, genel olarak butun Balkanlarda oldugu gibi Romanya’da da derin izler birakmis. Bugunku Romence’de ikibine yakin Turkce’den gecen sozcuk var. Ayrica Romanya’nin diger yorelerinde oldugu gibi Bukres’te de Osmanli’dan kalan bircok han, hamam, cami vs var. 


 

 

 

 Manukyan Hani (Hanul Lui Manuc)

 

Belki de bu nedenle, Cavusescu’nun devrildigi 1989’daki ihtilalden hemen sonra Romanya’ya akin akin gelen ilk ‘isadamlari’ Turkler olmus. Bugun Romanya’da dokuzbinden fazla Turk sirketi oldugu soyleniyor.

 

Eski gunlerin ‘cadde-i kebiri’ Calea Victoriei uzerinde, tarihi Odeon Tiyatrosu ile Hotel Majestic arasindaki kucuk bir parkin adi ‘Ataturk parki’ ve ortasinda da Ataturk’un bir bustu var.

 

                    Cesmeci parki (Park Cismigiul)

 

‘Degisim’

Bukres nufus yapisi bakimindan Ankara ile Istanbul’un bir karisimi gibi. Bir yani ile Ankara gibi bir memur-ogrenci-diplomat sehri. Ote yandan ulkenin belli basli egitim-kultur-sanat ve basin-yayin kurumlarinin toplandigi bir merkez olmasi yonuyle bir sanatci-gazeteci-yayinci-akademisyen-entelektuel sehri. Ayrica is dunyasinin da kalbinin attigi yer olmasi bakimindan bir isadami-yonetici-calisan sehri. 

 

 

 

                                                      Unirii meydani (Piata Unirii)

 

Romanya genelindeki etnik mozaigi –cingeneler, macarlar, ermeniler, yahudiler, arnavutlar, makedonyalilar, turkler, tatarlar- Bukres’te de gormek mumkun.

 

Bugunku Bukres’te artik 1930’larin melon sapkali beyleri, tayyorlu hanimlari yok. Eski gunlerin cadde-i kebiri Calea Victoriei’de, Mageru’da, Calea Mosilor’da mutevazi ama temiz giyim-kusamlari ile Komunist donem emeklileri, blue-jean’li genc kiz ve oglanlar, bol parali-sik yerli-yabanci ‘isadamlari’ dolasiyor. Dunun fabrika ekonomalarinin, sosyalist devlet magazalarinin yerini her gecen gun bir yenisi acilan mall’lar, hipermarketler aliyor. Gunumuzun moda tabiriyle ‘hersey degisiyor’.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------

(*) “Bucuresti: Ghid Turistic-Istoric-Artistic”, Silvia Colfescu, Editura Vremea, Bucuresti, 2001.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

(**) Ilk olarak burada yayinlaniyor (Haziran 2007)

 

 

BACK TO HOME PAGE