ALINTILAR VE ANEKDOTLARLA KüRTLER VE KüRT MESELESİ-3

ALINTILAR VE ANEKDOTLARLA KüRTLER VE KüRT MESELESİ-3

S. ARLI

Wilfred Thesiger (İngiliz Kaşif, Seyyah, Yazar, 1910-2003) 


Kürdistan’da karşılaştığım en ilginç karakter Şeyh Mahmud idi. Müthiş hırslı, bağımsız bir Kürdistan’ın hükümdarı olmaya can atarak, 1919 ile 1930 yılları arasındaki dönemde emrindeki aşiretleri o sırada Irak’ı kontrol eden İngilizlere karşı ayaklandırdı. Şiddetli çatışmalardan sonra her seferinde yenildi, sürgün edildi, affedildi ve geri dönmesine izin verildiyse de tekrar ayaklandı. Son ayaklanması 1941 yılında Irak’lılara karşı idi. Ününü duymuştum ve yaptıklarını iyi biliyordum. Cesur, hayat dolu bir zat olan Şeyh Mahmud beni sıklıkla evine davet ederdi: akşam yemeğinden sonra eski savaşlarını ve tanıdığı İngiliz subaylarını anlatırdı. Birkaç yıl sonra vefat etti. Onu tanıdığım için çok memnunum. 

Wilfred Thesiger, "Among the Mountains-Travels through Asia", Flamingo, London, 2000, p.4

1949 yılında, Umman’dan İngiltere’ye dönerken araba ile İran içlerine bir yolculuk yaparak Buşehr’den Şiraz, İsfahan, Tahran ve Tebriz’e, arkasından Kürdistan’dan geçerek Bağdat’a gittim. Irak’a geçmek için Hacı Umran geçidine doğru tırmanırken büyülendim. Bazıları karlarla kaplı dağların görüntüsü muhteşemdi. İçimde en kısa zamanda buraya geri dönmek ve bu dağları gezmek isteği uyandı. 

Hiç böyle bir ülke görmemiştim; Rewanduz geçidi üzerindeki Hendren büyük kaya burcu; onikibin ayak yüksekliğindeki Helgord; karlarla kaplı, beşbin ayak yüksekliğindeki keskin uçurumları ile Kandil silsilesi, onlardan da yüksek, Türkiye sınırının ötesindeki Karadağ. Her tarafta birbirinin üzerinde yükselen dağ silsileleri. Dağların etekleri ve vadilerin altıbin ayak yüksekliğine kadarki yamaçları meşe, dişbudak, alıç, ahlat, ardıç ağaçları ile kaplı. Vadilerin diplerinde Zap, Küçük Zap ve diğer irili ufaklı çaylar, dereler buz gibi soğuk, köpüklü suları ile cilalı görünüşlü kaya yataklarından ve yukardaki uçurumlardan düşmüş büyük kaya kütleleri arasından çağlayarak veya arada bir etrafı çimenli, salkım söğütlerin gölgesindeki sakin derin yeşil göllerden geçerek çok uzaklardaki Dicle’ye doğru akıyorlar.

Wilfred Thesiger, "Among the Mountains-Travels Through Asia", Flamingo, London, 2000, pp. 1-2 

***

Wilfred Thesiger kimdir?

 

3 Haziran 1910 günü Etyopya’nın başkenti Addis Ababa’da bir İngiliz diplomatın oğlu olarak dünyaya geldi. Eton kolejini bitirdikten sonra girdiği Oxford Universitesi Magdalen koleji tarih bölümünden üçüncü olarak mezun oldu. İmparator Haile Selasiye’nin tahta çıkış töreni davetine icabetle 1930’da tekrar Afrika’ya döndü.

1933’te Awaş nehrinin doğup geçtiği yerleri keşif seferine çıktı ve Aussa Sultanlığı ile Abbe gölüne ayak basan ilk Avrupalı oldu.

1935-40 yılları arasında Darfur ve Yukarı Nil’de bulunan Sudan Siyasi Servisinde görev yaptı.

İkinci Dünya Savaşının patlak vermesiyle Sudan Savunma Gücü’ne katılan Thesiger İtalyan işgaline karşı Abisinyalıların direnişini örgütledi ve Aqibar’ı, 2500 İtalyan askerinden oluşan garnizonu ile birlikte ele geçirdiği için DSO (Seçkin Hizmet Erbabı) ünvanı aldı.

Daha sonra Suriye’de Özel Operasyonlar Komutanı, arkasından Kuzey Afrika Operasyonlarında Özel Hava Harekatı Komutanı olarak görev yaptı ve Binbaşı rütbesi aldı. 1943-45 yılları arasında Abisinya Veliaht Prensinin siyasi danışmanlığını yaptı.

1945’te Arabistan’da Çöl Kımılları Araştırma Teşkilatında çalıştı. Bu arada, 1945-49 yılları arasında Arap yarımadasının güney bölgelerini keşfe çıktı ve Boş Bölgeyi iki defa geçen ilk kaşif oldu. Seyahat ve keşiflerine daha sonra Irak, İran, Kürdistan, Fransız Batı Afrikası ve Pakistan’la devam etti. Kenya’da uzun yıllar yaşadıktan sonra 1990’larda İngiltere’ye döndü ve 1995’te Şövalye ünvanı aldı.

Thesiger özellikle iki seyahat kitabı ile ün kazandı. Bunlardan  Arabian Sands (Arap Çölleri) (1959) Arabistan’ın Empty Quarter olarak adlandırılan keşfedilmemiş bölgesine yaptığı seyahatler ve özellikle Bedevilerin kaybolmaya yüz tutmuş yaşam tarzları; The Marsh Arabs (Bataklık Arapları)(1964) adlı ikincisi ise, Güney Irak’ın bataklık, sazlık Madan bölgesi yerlileri hakkındadır.

Thesiger, seyahatlerinde çektiği 23’000 negatiften oluşan fotoğraf kolleksiyonunu Oxford’daki Pitt Rivers müzesine bağışlamıştır.

Thesiger’in diğer eserleri arasında “The Last Nomad” (1979), “The Life of My Choice” (1987), “Visions of a Nomad” (1987), “My Kenya Days” (1994), “The Danakil Diary: Journeys through Abyssinia, 1930-4” (1996), “Among the Mountains: Travels Through Asia” (1998), “Crossing the Sands” (2000), “My Life and Travels” (2002), “A Vanished World” sayılabilir.

Sir Wilfred Thesiger 24 Ağustos 2003 tarihinde vefat etmiştir.

***

Tacy Atkinson (Amerikalı Misyoner, 1870-1937) 


Dün Dersim’den çok kalabalık bir kadın ve çocuk grubu getirdiler. Sanırım ikibin kişiden fazlalar. Yakalanp buraya getirilmelerinin sebebi Kürtlerin isyanda olması. Ermenilere yapıldığı gibi sürgün yoluna çıkarılıp öldürülecekleri sanılıyor. Geçen yaz Ermenilerin mola verdikleri mezarlığa getirilmişlerdi. Bugün öğleden sonra Dersim yoluna doğru yola çıkarıldılar. Bizimkilere göre öldürmek üzere yola çıkarıyorlar, kiminleri de affedildiklerini ve Dersim’e geri götürüldüklerini söylüyor.

Tacy Atkinson, "The German, The Turk and the Devil Made A Triple Alliance-Harpoot Diaries, 1908-1917, with a Foreword by J. Michael Hagopian", Gomidas Institute, Tanderon Press, USA, 2000, p. 70

***

Tacy Atkinson kimdir?

3 Temmuz 1870’de Salem, Nebraska’da İskoç, İrlanda kökenli bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Pacific University’den 1899’da mezun oldu. 1901’de Herbert Atkinson’la evlenerek Hristiyan misyoner hareketine katıldı ve 1902’de Harput’a geldi. 1917’e kadar burada kaldı.

 

 

Eşi Herbert Atkinson bölgede çok saygı duyulan bir insandı. O nedenle de Ermeni tehciri sırasında olup biten herşeyden haberdar oldu ve birçok Ermeni kadın ve çocuğun hayatının kutarılmasına yardımcı oldu. O günlerde tuttuğu günlüğü daha sonra “The German, The Turk and the Devil Made a Triple Alliance-Harpoot Diaries, 1908-1917” (Alman, Türk ve Şeytan Üçlü Bir İttifak Kurdu-Harput Günlüğü, 1908-1917) başlığı altında yayınlandı.

Bayan Tacy Atkinson 1 Aralık 1937’de vefat etmiştir.

 

***

Sheri Laizer (İngiliz Gazeteci, Yazar, 1955-....) 


Michael Ignatieff yeni milliyetçilikle ilgili “Blood and Belonging” adlı bu kitabında ‘kendi evinin efendisi olma’ kavramını kendi milletinin ve dolayısıyla da kendi kendinin kontrolunu elinde tutma anlamında kullanıyor. Kürtlerin gerçek anlamda kendi evlerinin efendisi olup olamayacaklarını sorguladıktan sonra şu yorumu yapıyor: “Devletsizlik zihinsel bir olgudur, ve evsizliğe benzer. Bir milliyetçinin anlayışı şudur: bir halk ancak kendine ait bir ülkesi varsa gerçek anlamda özgür ve gerçek anlamda insan olabilir. Bu özlem, (devlet) terörü ile durduralamayacak kadar güçlüdür. 

Sheri Lazier, "Martyrs, Traitors and Patriots-Kurdistan after the Gulf War", Zed Books, USA, 1996, p.190 

***

 Sheri Lazier kimdir?

 Yeni Zelanda doğumlu İngiliz gazeteci, yazar, şair, fotograf sanatçısı ve Orta Doğu uzmanıdır.

 Auckland Universitesinde İngiliz ve Fransız Edebiyatı, Orta Doğu ve Eski Çağ Tarihi okudu.

 

Kürtler ve Kürt sorunu hakkında “Into Kurdistan” (Kurdistan’da)(1991) ve “Martyrs, Traitors and Patriots-Kurdistan after the Gulf War” (Şehitler, Hainler ve Vatanseverler-Körfez Savaşından Sonra Kürdistan)(1996) başlıklı iki kitabı yayınlanmıştır.

 

***

Jonathan C. Randal (Amerikalı Gazeteci, Yazar, 1933-....) 


Bağdat, Şam, İstanbul veya Tahran’da yaşayan Kürtler bu kozmopolit şehirlerin hayatı homojenleştiren erozyonuna karşı gizli bir Kürt bahçesini canlı tutuyor ve onu sürekli besliyorlar.  Bir önceki kuşaktan bir Fransız gazeteci meslektaşım Irak Kürdistanında savaş yıllarında kendisine tercümanlık yapan Bağdat’ta doğup büyümüş, çok az Kürtçe konuşabilen bir gencin kararlı Kürtlüğü karşısında hayretler içerisinde kalmıştı. Dışardan göründüğünün aksine kendisini Kürt olarak hissettiğini açıklarken “Elimde değil, öyle hissediyorum” diyordu. Ben kendim de genç Türkiye Kürtlerinin kaya gibi sağlam milliyetçilikleri karşısında büyülenmiştim; ki bunlar Türkçeyi çok rahat konuşan, okuyan, yazan insanlardı; ama dilini bile doğru dürüst bilmedikleri Kürdistan için ölmeye hazırdılar. Aynı şey taa Avustralya’daki Kürtler için de geçerliydi.

Jonathan C. Randal, "After Such Knowledge, What Forgiveness?-My Encounters with Kurdistan", Farrar, Straus and Giroux, New York, 1997, p.5

Her Kürt, Ahmed-e Khani’nin onyedinci yüzyılda kaleme aldığı Mem u Zin’deki lanetli bölünmüşlük durumuna hayıflanan destansı şiiri bilir:

Kılıçları ile zaferler kazanan şu Kürtler,

Nasıl oluyor da cihan imparatorluğu kurabilecekken başkalarına tabi oluyorlar?

Türkleri ve Persleri Kürtlerin duvarları koruyor,

Fakat her seferinde Araplar ve Türkler kapışınca kana bulanan Kürtler oluyor.

Hep bölünmüş, hep kavgalı, birbirlerine asla itaat etmezler.

Eğer birlik olabilseydik, Türk de Arap da Pers de hizmetçimiz olurdu.

Jonathan C. Randal, "After Such Knowledge, What Forgiveness?-My Encounters with Kurdistan", Farrar, Straus and Giroux, New York, 1997, p.43

1960’larda Kahire’den yayın yapan ve bütün Orta Doğu’da heyecanla dinlenen Arapların Sesi radyosunun Kürtçe yayınlarından şikayetçi olan Türkiye’nin görevli diplomatına o zamanki Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdul Nasır diplomatik konuşma tarzının dışına çıkarak doğrudan sordu, “Tamam da sizin ülkenizde Kürt var mı?” Yok cevabı karşısında, “Öyleyse niye şikayet ediyorsunuz?” dedi.

Jonathan C. Randal, "After Such Knowledge, What Forgiveness?-My Encounters with Kurdistan", Farrar, Straus and Giroux, New York, 1997, p.88 (footnote)

Bağdat’taki İngiliz Yüksek Komiseri Henry Dobbs’un Kasım 1926’da Ankara’ya yaptığı bir ziyaret sırasında Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Beyin kendisine söyledikleri şunlardı: “Hükümetimiz Kürtlerin asla asimile edilemeyeceği, dolayısıyla tehcir edilmeleri gerektiği kanaatindedir. Çağdaş Türkiye büyük çaplı katliamlar sonucunda kurulabildi ve aynı şekilde acımasız olmaya devam etmelidir. Türkiye, Ermeni ve Rumlardan kurtuldu şimdi de Kürtlerden kurtulmalıdır. Rüştü Beye göre Kürtlerin tehcir edilmesinin gerekçesi ‘ümitsiz zihniyetleri’ idi; Türkiye’nin onların verimli topraklarına ihtiyacı vardı ve sınırlarda onlara güvenemezdi, bir kere tehcir edilince de “Türkiye onları bir daha asla geri almayacaktı.”

Jonathan C. Randal, "After Such Knowledge, What Forgiveness?-My Encounters with Kurdistan", Farrar, Straus and Giroux, New York, 1997, p.289 (footnote)

***

Jonathan C. Randal kimdir? 

1933 yılında Buffalo, New York’da doğdu. Harvard universitesinde okurken Fransa’da bulunan ABD ordu birliklerinde er olarak görev yaptı. 

1951’de Harvard’dan mezun oldu ve Paris Herald’da gazeteciliğe başladı. ABD’ye döndükten sonra Time dergisi, The New York Times, Washington Post gibi önde gelen gazete ve dergilerde çalıştı.

 

 

Washington Post’un Orta Doğu muhabirliğini otuz yıldan fazla sürdürdü.

Gazetecilik yıllarında başta Cezayir ulusal kurtuluş savaşı olmak üzere, Kürdistan, İran, Lübnan, Bosna, Liberya ve diğer bir çok ülkedeki kriz ve savaşları yakından izledi.

“Going All the Way: Christian Warlords, Israeli Adventurers and the War in Lebanon” (1983); “After Such Knowledge, What Forgiveness? My Encounters With Kurdistan” (1997); ve “Osama, The Making of a Terrorist” (2004) başlıklı kitapları yayınlanmıştır.

 

***
Lloyd George (İngiliz Devletadamı, 1863-1945)

 

ABD, Britanya ve Fransa’nın hakimiyeti altında geçen Paris konferansında [1919] Lloyd George’un şöyle dediği duyuldu: "Mezopotamya... evet... petrol... sulu ziraat... Mezopotamya bizim olmalı [böylece Irak ortaya çıktı]. Filistin... evet. Kutsal Topraklar... Siyonizm... Filistin bizim olmalı. Suriye... hım; ne var ki Suriye’de? Bırakın Fransızlar alsın." O andan itibaren Şam Fransız hakimiyetindeydi, Büyük Suriye’nin kralı Emir Faysal’ın üstü çift çizgi ile çizildi, ve onunla birlikte Arap Lawrence’ın da.

 

Kaynak: "Syria: A Road Map to Peace", by David Owen, The Peninsula, Doha, Qatar, 5 May 2013

 

***

Lloyd George kimdir?

 

Lloyd George 17 Ocak 1863’te Galler halkından (Welsh) bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve İngiltere başbakanlığı görevine getirilen ilk ve son Gal’li oldu. Genç yaşta babasını kaybetti ve kunduracı, din adamı ve koyu bir liberal olan dayısının etkisi ile hukuk okudu ve politik yaşama girdi.

Lloyd George, 1916-1922 yılları arasındaki başbakanlığı dönemindeki enerjisi ve Büyük Britanya İmparatorluğunun Almanya ve müttefiklerine karşı yürüttüğü başarılı savaşın önderi olarak ün yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında toplanan Paris Barış Konferansında Avrupa ve Orta Doğunun yeniden şekillendirilmesinde kilit rol oynamıştır.

20. Yüzyıl Liberalizminin simge isimlerinden olan Lloyd George İngiliz sosyal devletinin de kurucusudur. 1926-1931 yılları arasında Liberal Parti lideri olan Lloyd George, MORI tarafından organize edilen ve 139 akademisyenin oy kullandığı bir ankette 20. Yüzyılın üç büyük başbakanından biri, Birleşik Krallık düzeyinde yapılan bir başka ankette ise, En Büyük 100 Büyük Britanyalı arasına girmiştir.

Lloyd George, 26 Mart 1945 tarihinde 82 yaşında vefat etmiştir.

 

*** 

Bernard Lewis (İngiliz Tarihçi, 1916-......)

 

İngiliz Emperyalizmine karşı yürüttüğü uzun mücadele ve sonunda ulaştığı zafer nedeniyle hepimizin hayran olduğu Gandhi, başarıya ulaştı; çünkü medeni ve demokrat bir düşmanla mücadele ediyordu. Hitler veya Stalin ve hatta Saddam Hüseyin’e karşı savaşsaydı bir hafta bile dayanamazdı.  Ghandi’nin İkinci Dünya Savaşı yıllarında Alman işgali altındaki Avrupa Yahudilerine Hitler’e karşı “pasif direnişi” tavsiye etmesini üzüntüyle hatırlıyoruz. Anlaşılan Hitler’in İngiliz olmadığı gerçeğini gözden kaçırmıştı.

Bernard Lewis with Buntzie Ellis Churchill, "Notes On A Century-Reflections Of A Middle East Historian", Viking, USA, 2012, p. 150 

***

Bernard Lewis kimdir?

Bernard Lewis 31 Mayıs 1916 tarihinde Londra’da orta tabakadan Musevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta öğrenim yıllarında dil ve tarihe ilgi duydu.

1936 yılında Londra Universitesi Şark Araştırmaları (School of Oriental Studies, daha sonra adı School of Oriental and African Studies – SOAS olmuştur) Okulunu bitirdi. Üç yıl sonra İslam Tarihi alanında doktora derecesi aldı. Mezuniyetinden sonra Paris’e giderek ünlü şarkiyatçı Louis Massignon’la çalıştı ve 1937’de "Diplôme des Études Sémitiques" aldı. 1938’de SOAS’a döndü ve İslam Tarihi yardımcı profesörü oldu.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kraliyet Zırhlı Birlikleri, Askeri İstihbarat ve Dışişleri Bakanlığında görev yaptıktan sonra tekrar SOAS’a döndü ve 1949’da 33 yaşında Yakın ve Orta Doğu Tarihi Kürsü Başkanlığına atandı.

1974’te 57 yaşında iken Princeton University ve Institute for Advanced Study’nin teklifini Kabul ederek ABD’ye gitti ve 1986 yılına kadar burada öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra emekli oldu; ancak 1990’a kadar Cornell Üniversitesinde derslerine devam etti.

Princeton yıllarında bir çok kitabı yayınlandı ve Lewis tanınmış bir akademisyen olarak 1990 yılında ABD hükümetinin sosyal bilimler alanında verdiği en büyük ödül olan Jefferson Lecture’a layık görüldü. Konuşmasının başlığı  "Western Civilization: A View from the East" (Batı Medeniyeti: Doğu’dan Bir Bakış) daha sonra değişik şekliyle "The Roots of Muslim Rage" (Müslümanların Öfkesinin Kökenleri) başlığı ile yayınlandı. Bu yazısında Lewis, ‘kökten dinci İslam’ ve ‘medeniyetler çatışması’ kavramlarını ilk defa kullanan bilim adamı oldu.

Otuzdan fazla kitabı yayınlanmış bulunan Profesör Lewis’in eserlerinden bazıları şunlardır;

·         The Arabs in History (1950)

·         The Emergence of Modern Turkey (1961)

·         Istanbul and the Civilizations of the Ottoman Empire (1963)

·         The Muslim Discovery of Europe (1982)

·         The Jews of Islam (1984)

·         Semites and Anti-Semites (1986)

·         Islam from the Prophet Muhammad to the Capture of Constantinople (1987)

·         The Political Language of Islam (1988)

·         Race and Slavery in the Middle East: an Historical Enquiry (1990)

·         Islam and the West (1993)

·         Islam in History (1993)

·         The Shaping of the Modern Middle East (1994)

·         Cultures in Conflict (1994)

·         The Middle East: A Brief History of the Last 2,000 Years (1995)

·         The Future of the Middle East (1997)

·         The Multiple Identities of the Middle East (1998)

·         A Middle East Mosaic: Fragments of Life, Letters and History (2000)

·         What Went Wrong?: The Clash Between Islam and Modernity in the Middle East (2002)

·         The Crisis of Islam: Holy War and Unholy Terror (2003)

·         From Babel to Dragomans: Interpreting the Middle East (2004)

·         The End of Modern History in the Middle East (2011)

 ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ilk defa Aralik 2014 tarihli Mesele dergisinde yayinlanmistir.


BACK TO HOME PAGE

Comments