'Superguc' Dis Politikasinin Sonu mu?

‘SUPERGUC’ DIS POLITIKASININ SONU MU?

S. ARLI

4 Kasim 2008 gunu Barack Hussein Obama ABD’nin 44. Baskani secildi. Secilen baskan bir siyahti ve dedesi Kenya’li bir muslumandi. ABD’nin tarihinde ilk defa bir siyah, Afrika kokenli bir Amerikan vatandasi baskan secilmisti. Obama’nin atalari daha 150 yil oncesine kadar kole idiler. 50 yil once beyazlarla ayni tuvaleti kullanamiyorlardi. Halbuki simdi bir siyah, Kunta Kinte’nin torunlarindan biri ABD’nin baskani secilmisti. Bu secim ABD icin oldugu kadar butun dunya icin bir surpriz, bir sok oldu. Avrupa’li Puriten Protestan gocmenlerin kurdugu bir federal cumhuriyete, bir super guce, bir siyah baskan oluyordu.

Ayni Obama 6 Kasim 2012 gunu yapilan secimlerde Cumhuriyetci rakibi Romney’I yenerek ikinci dort yillik donem icin (2013-2016) tekrar baskan secildi.

Bu Amerika’nin tarihinde bir devrimdi. Amerika bir siyahi baskan secmekle yetinmemis, onu ikinci donem de secmisti. Ustelik onun onculugunde ornegi ancak sosyalist ulkelerde gorulebilecek genis kapsamli bir sosyal saglik sistemi (universal health-care system) yasasi cikarmis; ilk defa bir kadin Temsilciler Meclisi baskani secilmis; ilk defa Hispanic bir yargic Yuksek Mahkeme uyeligine atanmis; gay oldugunu saklamayan bir kisi Senator secilmis; Connecticut, Iowa, Masachusettes, New Hampshire, New York, Vermont, Maine, Maryland, Washington ve District of Columbia’da gay evliligi yasalasmis ve Baskan ile yardimcisindan destek almisti. Colorado ve Washington’da marjuhana kullanimi yasal hale gelmisti.

Ustelik bu baskan, borclarini cevirme yetenegini kaybetmis, ekonomik cokusun esigindeki ABD’yi aldigi tedbirlerle duze cikarmisti.

Kim bu Obama?

Barack Hussein Obama 4 Agustos 1961’de Hawai’de dogdu. Annesi bir beyaz, atalari Ingiliz olan Stanley Ann Dunham’di. Kansas’da dogmustu. Babasi Kenya’daki ucuncu buyuk etnik grup olan Luo mensubu bir siyahti. Annesi ile babasi 1960 yilinda Hawai Universitesinin Rusca kursunda tanismis ve bir yil sonar 2 Subat 1961’de evlenmislerdi. Cift Mart 1964’te bosandi. Baba Obama Kenya’ya dondu ve tekrar evlendi. Hawai’ye oglunu gormeye sadece bir kez 1971’de geldi. 1982 yilinda bir trafik kazasinda hayatini kaybetti.

Annesi de 15 Mart 1965’te Endonezya’li doktora ogrencisi Lolo Soetoro ile evlendi ve bir yil sonar esi ve oglu ile birlikte Jakarta’ya tasindi. Obama 1966-1971 yillari arasinda Jakarta’da okudu. 1971’den sonra ise Hawai’de anne tarafindan dedesi ve nenesinin yaninda ozel bir kolejde burslu okudu ve 1979’da orta ogrenimini tamamladi.

Obama cocukluk yillari ile ilgili olarak soyle yazdi: “Babam etraftaki insanlardan oyle farkliydi ki o zift gibi simsiyah, annem ise sut gibi beyazdi; zihnimde ikisini bir turlu biraraya getiremiyordum.” Ergenlik cagindaki Obama yine farkli irklardan olusan bir aileden gelmenin sosyal baskisi ile cebellesti. “Hawai’deki cok kulturlu ortam ve farkli kulturlerin saygili iliskisi benim icin bir sansti; oyle ki bu benim dunya gorusumu belirledi ve en cok onem verdigim degerlerin basinda geldi.”

Obama 1979’da los Angeles’a giderek Occidental College’da yuksek ogrenimine basladi. Burada 1981’de ilk halka acik konusmasini yapti. Konusmasinda Occidental’in irk ayrimi (apartheid) politikasi zleyen Guney Afrika’dan cekilmesini istiyordu. Obama ayni yil annesini ve kizkardesini gormek icin Endonezya’ya, universiteden arkadaslarinin ailelerini gormek icin Pakistan ve Hinsitan’a gitti. Yil sonuna dogru New York City’deki Columbia Universitesine naklini yaptirip buradan 1983’te uluslarasi iliskiler lisans diplomasi ile mezun oldu. Iki yil New York’ta calistiktan sonar uc yil sure ile (1985-1988) Chicago’daki Developing Communities Project (DCP) adli kilisenin kurdugu sivil toplum orgutunun yoneticisi olarak alt gelir gruplarina yonelik meslek edindirme kurslari, universiteye hazirlik kurslari, kiraci haklarinin korunmasi dernegi kurulmasi gibi faaliyetleri organize etti. 1988 yili ortalarinda Avrupa’ya ilk seyahatini yapti ve arkasindan Kenya’ya giderek baba tarafindan akrabalari ile tanisti. 1992 ve 2006’da Kenya’ya iki defa daha gitti.

Obama 1988 yili sonunda Harvard Hukuk Fakultesine girdi ve birinci yilin sonunda Harvard law Review’un editoru, ikinci yilnda da baskani oldu. Yaz tatillerinde Chicago’ya donup ortagi oldugu hukuk burolarinda calisti. Obama’nin Harvard law Review gibi unlu bir derginin baskani secilmesi medyanin ilgisini cekti ve bu ilgi Obama’nin 1995 yili ortalarinda yayinlanan “Dreams From My Father” (Babamin Hayalleri) adli anilarinin yayinlanmasini sagladi.

Obama 1996’da ilk defa Illinois eyelet senatosuna secildi ve senatorluk gorevini 1998 ve 2002’de tekrar secilerek 2004’e kadar surdurdu.

Bush yonetiminin Irak’a mudahalesine ilk karsi cikanlardan biri Obama’ydi. 2 Ekim 2002’de Kongre’nin mudahaleye onay verdigi gun Obama, Chicago’da duzenlenen kitlesel bir yuruyus ve mitingde halka hitabediyordu. 2003’te duzenledigi ikinci bir mitingde ‘savasi durdurmak icin gec degil’ diyordu.

2004 yilinda yapilan genel secimlerde Obama Cumhuriyetci rakibi Alan Keyes’I geride birakarak Federal Senator secildi. Obama’nin Mart 2004’te yapilan Demokrat Parti senator adayligi secimindeki beklenmedik ezici basarisi buyuk yanki uyandirdi; Babamin Hayalleri kitabinin pespese yeni baskilari yapilirken Obama’nin ilerde baskan olacagi soylentileri yayildi. Temmuz 2004’te yapilan Demokrat Parti Ulusal Kongresinin acis konusmasini da Obama yapti. 9.1 milyon kisinin izledigi bu konusma buyuk ilgi gordu ve Obama’nin parti icindeki konumunu guclendirdi.

Senatorlugu suresince Dis Iliskiler Komitesi, Cevre ve Bayindirlik Komitesi, Gazilerin Sorunlari Komitesindeki aktif calismalari ile one cikti; ayrica, gocmenler, yolsuzlukla mucadele ve seffaflik, nukleer sizinti ve konvansiyonel silah tehdidinin azaltilmasi, secmenlerin aldatilmasi ve tehdit edilmesinin onlenmesi gibi konularda bir cok yasa teklifi Verdi ve bunlarin cogu yasalasti.

Obama 10 Subat 2007’de Illinois eyaletinin Springfield kentindeki eski parlamento binasi onunde yaptigi bir konusma ile ABD baskanligina aday oldugunu acikladi. Konusma yaptigi yer Abraham Lincoln’in 1858’de kolelik karsiti unlu ‘house divided’ konusmasini yaptigi yerdi. Bu konusmada Obama, Irak savasinin derhal sona erdirilmesi, enerjide disa bagimliliginin azaltilmasi, genel saglik sistemi gibi uc onemli konuya vurgu yapti; kampanyasinin sloganlari ‘umut’ ve ‘degisim’di.

4 Kasim 2008 gunu yapilan baskanlik seciminde Obama, Cumhuriyetci rakibi John McCain’I geride birakarak %52.9 oyla baskan secildi. Yardimcisi Joe Biden’di.

4 Kasim 2008 gunu yapilan baskanlik seciminde Obama, Cumhuriyetci rakibi John McCain’I geride birakarak %52.9 oyla baskan secildi. Yardimcisi Joe Biden’di.

Obama, 26 Ocak 2009’da baskan olarak ilk roportajini Al-Arabiya televizyonuna verdi. “Islam dunyasina mesajim sudur ki Amerikalilar siz dusmaniniz degildir’ diyen Obama’nin bu sicak yaklasimi daha once hic bir ABD baskaninda gorulmemisti.

20 Ocak 2009’daki yemin toreninin ardindan basladigi gorevinin ilk bir kac gununde ABD ordusuna Irak’tan cekilme plani hazirlamasi emrini verdi. Guantanamo kampinin kapatilmasi talimatini verdiyse de Kongre’nin ilgili butceyi onaylamamasi yuzunden gerceklesmedi. Bes gun sonra dort milyon cocugun daha saglik sigortasi kapsamina alinmasini ongoren yetki kararini imzaladi. Mayis 2009’da ABD tarihinde ilk defa Hispanic bir kadin yargici (Sonia Stomayer)Yuksek Mahkeme uyeligine atadi. Bir yil sonar da ikinci kadin yargici (Elena Kagan) atadi.

Obama yonetimi Eylul 2009’da kuresel isinma ve sera etkisine yol acan gaz salinimi konusunda fabrika, enerji santrallari ve rafinerilere kisitlamalar getiren yonetmelikleri yururluge koydu.

Obama, Mart 2010’da genel saglik sigortasi ve egitim reform yasasini imzaladi. Nisan 2010’da NASA’nin faaliyetlerini bilimsel ve insancil konulara yonlendiren plani, Aralik 2010’da escinsellerin Amerikan ordusunda cinsel egilimlerini saklamak zorunda olmadan gorev alabilmelerini saglayan yasayi imzaladi.

Baskan Obama 2011 yilindaki ‘ulusa seslenis’ (state of the union address) konusmasinda egitim ve teknoloji gelistirmenin (innovation) onemini vurgulayarak, ic karcamalari bes yil sure ile sabit tutmak, petrol sirketlerinin ve varlikli Amerikalilarin vergi muafiyetlerini ve kongre tahsislerini kaldirmak, saglik hizmetlerini ucuzlatmak planlarini acikladi. Ayni konusmada, 2015 yilina kadar ABD yollarinda bir milyon elektrikli arac ve enerjide %80 oraninda yenilenebilir (temiz) enerjiye ulasma sozu verdi.

Obama, Mayis 2012’de escinsel evliliklerinin yasallasmasini destekledigini acikladi.

Obama, unlu Time dergisi tarafindan iki defa ‘yilin adami’ secildi ve fotografi derginin kapaginda yer aldi. Time’a gore Obama, ‘yeni Amerika’nin mimari’ ve ‘demografik ve kulturel anlamda degisen yeni Amerika’nin yaraticisi, temsilcisi ve simgesi’ idi.

‘Amerika sonrasi donem’ mi?

Obama’nin 2008 kampanyasi, 44ncu baskan secilmesi halinde ABD dis politikasinda radikal degisiklikler olacaginin isaretleri ile doluydu. 23 Nisan 2007 gunu Chicago Council On Global Affairs’te yaptigi konusmada, izleyecegi dis politikanin bes ana prensibini soyle acikladi:

-          Irak’taki savasa sorumlu bir tutumla son vermek ve daha genis bir cografyadaki kritik sorunlara odaklanmak;

-          Gercek bir 21. Yuzyil ordusu kurmak ve nasil kullanilacagi konusunda vizyon gelistirmek;

-          Ortaya cikabilecek daha buyuk tehditlere aninda karsilik verebileck bir kuresel isbirligi ve guc olusturmak –kitle imha silahlarinin yayginlasmasini engellemek, mevcutlari emniyet altina almak ve imha etmek;

-          Ortak tehditleri birlikte tespit etmek ve karsi koymak icin mevcut ittifak ve ortakliklari gelistirmek, yenilerini kurmak;

-          ABD, digger ulkelere daha guvenli toplumlar kurmalari konusunda yardimci olurken, bunlarin surdurulebilililiginin ancak kendi hakllarinca saglanabilecegini unutmamak.

Obama, Demokrat Parti baskan adayligi yarisinda geride biraktigi Hillary Clinton’i disisleri bakani olarak atadi. Ona gore de “Amerika’nin cikarlarini korumanin yolu kuresel tehditlere karsi kuresel firsatlardan yararlanmak, kuresel cozumler uretmekten” geciyordu. Clinton “akilli guc” kullanimindan bahsediyor ve “diplomatic, ekonomik, askeri, siyasi, yasal ve kulturel her turlu aracin kullanilmasini, her duruma uygun araclarin tespiti ile bunlardan birinin veya birkacinin birarada kullanilmasinin gerekliligini” vurguluyordu. Ona gore,bu yeni dis politika anlayisinin basinda diplomasi geliyordu.

Obama yemin ederek baskanlik gorevine basladiktan sonra yaptigi ilk konusmada Irak’tan cekilme surecini hemen baslatabilecegi umudunu yineledi ve Afganistan’a odaklanma istegini dile getirdi. Nukleer tehdidi azaltmak icin ‘eski dostlar ve dusmanlarla yorulmadan birlikte calismaktan’ soz etti. Amerika’nin terorizme karsi mucadelesinden bahsederken “Amerika’nin mucadele azmi yuksektir, kirilamaz –bizimle basa cikamazsiniz, size yeneriz” diyordu. Islam dunyasina yonelik olarak da “karsilikli saygi ve karsilikli cikarlara dayali yeni bir baslangic” cagrisi yapti. Ayrica, “hile ve zorbalikla iktidara gelenlere” cagrida bulundu ve “yumruklarini gevsetip ellerini acmak isterlerse, onlara da elini uzatmaya hazir oldugunu” bildirdi. Obama, “guvenligimizle ideallerimiz arasinda bir secim yapmak zorunda oldugumuz yonundeki yanlis dusunceyi reddediyoruz. Kurucu atalarimiz, inanilmaz zorluklarla karsilastiklari halde insan haklari ve kanun hakimiyetini esas alan bir anayasa yaptilar. Bu ilkeler sonraki kusaklarin kanlari uzerinde daha da gelisti. Bu idealler bugun de dunyayi aydinlatiyor; cikar ugruna onlardan vazgecemeyiz” diyerek Bush donemi dis politikasindan koklu bir kopusun isaretini verdi.

Baskan Yardimcisi Joe Biden da yonetimin 7 Subat 2009’daki ilk kapsamli dis politika konusmasinda ayni noktayi vurguladi: ‘ideallerimizle guvenligimiz arasinda bir zitlik yoktur; bunlar birbirini guclendirir. Silah gucu ile bagimsizligimizi kazandik ve tarihimiz boyunca silahlarin gucu ozgurlugumuzu korudu; bu degismeyecek. Ancak, bagimsizligimizi ilan ettigimiz gun dunyanin onune devrimimizin temel degerlerini koyduk ve politikamizin insanligin saygin inanclari ile uyumlu olmasi kararliliginda olduk.”

Baskanliginin ilk tam gununde, 21 Ocak 2009 gunu Obama, Filistin Ulusal Yonetimi Baskani Mahmoud Abbas, Israil Basnakani Olmert, Urdun Krali Abdullah ve Misir Cumhurbaskani Mubarek’I telefonla aradi. Israil’e Gazze’deki ablukayi kaldirma cagrsisi yapti. Filistin-Israil anlasmazliginia bir cozum bulunmasi ic Geoerge Mitchell’i, Pakistan-Afganistan ihtilafi icin de Richard Holbrooke’u ozel temsilci atadi. Goreve geldiginin ilk haftasinda Bayan Clinton kirka yakin lider veya disisleri bakanini aradi.

ABD’nin dis politika anlayisinda koklu bir degisimin isaretleri yavas yavas ortaya cikmaya basladi. Adina kisaca ‘daha diplomatic ve cok tarafli dis politika yaklasimi’ denen bu anlayis tek tarafli askeri mudahale ve operasyonlari reddeden, yerine NATO’nun rolunu kuresel olcege tasiyan, ABD’nin cikarlarini kuresel duzeyde demokrasiyi desteklemekle koruyacagina inanan; boylece icerdeki ekonomik ve sosyal sorunlara yogunlasan bir anlayisti. ABD’nin israil’in israrina ragmen Iran’a askeri operasyona soguk durmasi, Afganistan’dan bir an once cekilmenin yolunu aramasi, Suriye’ye askeri mudahaleden uzak durmasi, Sudan-Mali-Somali gibi ulkelerdeki catismalarin disinda kalmasi, Israil-Filistin anlasmazligina eskisi kadar ilgi gostermemesi.. bu yeni dis politika anlayisinin sonuclari. Artik ABD’nin ‘global policeman’ ya da ‘dunya jandarmasi’ rolu sona ermis gorunuyor.

 

Entellektuel cevelerde ‘post-American era’ (isim babasi Fareed Zakaria) ya da ‘Amerika sonrasi donem’ uzerine tartismalar, degerlendirmeler her gecen gun daha da artiyor.

ABD’nin, adina Obama Doktrini de denen ve ‘soft power’ (yumusak guc) ya da ‘smart power’ (akilli guc) kullanimini ongoren bu yeni dis politika anlayisi ile terorizme karsi mucadeleden basarisiz devletlere (failed states) yardima, kuresel iklim degisikliginden nukleer silahlarin ve salgin hastaliklarin yayilmasina karsi mucadeleye kadar bir dizi kuresel sorunu yine kuresel boyuttaki kurumlarla (Birlesmis Milletler, NATO, G20) isbirligi yaparak ve bu kurumlari guclendirerek cozmeye calisacagi anlasiliyor. Eski Ulusal Guvenlik Danismanlarindan Brezinski’ye gore ABD’nin Bush sonrasi donemdeki en oncelikli gorevi ‘kuresel politik uyanisin’ yaninda yer almak olmali, zira tarihte ilk defa ‘insanligin butunu politik olarak aktif’ durumda. Mayis 2010 tarihli Ulusal Guvenlik Stratejisi (NSS) belgesine gore Amerika’nin guvenligi ‘icerden’ basliyordu; oncelikle ulkenin cokmekte olan altyapisini yeniden insa etmek ve Amerikan ekonomisini guclendirmek gerekiyordu.

 

Bush doneminin El-Kaide ve Seytan Ekseni (Irak, Iran, Kuzey Kore) merkezli politikasi, ABD dis politikasini militarize etmis ve gercek itici guc olan kuresellesmenin disinda birakmisti. ‘Terorizmle kuresel savas’ adi altinda benimsenen saldirgan askeri yaklasim diplomasiyi bir kenara itmis, teroristleri olduklarindan daha guclu gostererek onlarin karsi saldirilarina yol acmis ve en onemlisi dunyadaki 1,5 milyar muslumanin radikallesmesine ve ABD karsitligina itmistir. Ayrica, bu politika ABD’nin yalnizlasmasina ve kuresel duzeydeki tehditlere tek basina karsi koymasina yol acmis; diger ulkeleri uluslararasi tehditlere karsi yukumluluklerini yerine getirme ve sorumlulugu paylasmaya ikna yetenegini zayiflatmistir.

 

11 Eylul saldirisindan sonra El-Kaide ve radikal islamci militanlara karsi mucadele abartilmis; bunlara mafia ceteleri ve uyusturucu kartelleri benzeri gruplar yerine Nazi Almanyasi veya Sovyetler Birligi benzeri hayali bir super guc muamelesi yapilmistir. Bu propaganda ile Cumhuriyetcilerin secim kazanmasi ve savunma harcamalarinin gorulmemis duzeyde arttirilmasi mumkun olmustur. Neocon bilim adami Eliot Cohen daha da ileri giderek bu savasi Dorduncu Dunya Savasi (ucuncusu Soguk Savas) olarak nitelemistir!

Bush yonetiminin aksine Obama yonetiminin Orta Dogu merkezli dis politikadan uzaklasarak Uzak Dogu ve Guney-Dogu Asya’ya oncelik veren; bu kapsamda Cin ve Hindistan’la iliskilerini gelistirmeye yonelik bir yaklasimi benimsedigi goruluyor. Obama’nin ikinci baskanlik doneminin ilk ziyaretlerini bu bolgeye yapmasi tesaduf degil. Cin’in askeri-ekonomik gucunu dengelemek icin Hindistan, Japonya, Filipinler, Vietnam ve Guney Kore ile iliskiler guclendiriliyor.

 

ABD’nin dunya jandarmaligi rolunun sona ermesi ve tek tarafli askeri mudahalelerden uzak durmasi NATO, AB, Afrika Birligi, …Asya’daki gibi kuresel ve bolgesel orgutlerle bolgesel askeri-ekonomik gucleri (Cin, Hindistan, Rusya, Turkiye, Brezilya, Iran, Israil, S. Arabistan, Birlesik Arap Emirlikleri, Misir, Guney Afrika Cumhuriyeti, Kenya, G. Kore) one cikariyor. ABD’nin Afganistan’I Hindistan’a, Suriye’yi Turkiye ve Arap Ligine (S.Arabistan ve Korfez ulkeleri), Afrika’daki catismalari Afrika Birligine ‘emanet’ eden guncel dis politikasinin temelinde bu genel politika degisikligi var.

 

Esitler arasinda birinci

ABD’nin bu tarihsel dis politika degisikliginin temelinde ekonomik kriz ve Amerikan halkinin Irak ve Afganistan benzeri mudahalelere tepkisi var. Amerikan ekonomisi artik dunya jandarmaligini kaldirmiyor. Agir borc yuku, artan issizlik, eskiyen altyapinin yenilenme ihtiyaci ABD’yi yeni arayislara zorluyor. Bu kapsamda Orta Dogu petrolune bagimliligi azaltma (petrol tuketimini azaltici tedbirler, yenilenebilir enerji kaynaklarina yonelme, Kanada-ABD arasinda petrol ve dogal gaz boru hatlari insasi, vb) .ve Irak, Afganistan gibi ulkelerde ‘nation building’ (ulus insasi) icin trilyon dolarlar harcamak yerine ulke icinde istihdami gelistirici, disa bagimliligi azaltici ekonomik ve sosyal tedbirler oncelik kazaniyor.

ABD’nin etkili stratejik dusunce kuruluslarindan National Intelligence Council’e gore 2020 yilina gelindiginde Cin ekonomisi ABD ekonomisini sollamis olacak. 2030 yilinda ise ABD artik bir super guc degil, ‘esitler arasinda birinci’ olacak. Cin, daha dusuk oranlarda da olsa buyumeye devam edecek. Buna karsilik AB, japonya ve Rusya gerilemeye devam edecek. Kolombiya, Misir, Endonezya, Iran, Meksika, Guney Afrika Cumhuriyeti ve Turkiye buyuyecek. (www.dni.gov/nic/globaltrends)

Bu ilginc rapora gore;

-          2030 yilinda dunyada ‘super guc’ olmayacak. Bu cok kutuplu dunyada guc, birlikler ve koalisyonlara gececek.

-          Batinin 1750’den beri suregelen yukselisi sona erecek; kuresel ekonomide Asya’nin agirligi artacak; ulusal ve kuresel duzeyde demokratiklesme hizlanacak.

-          Dunya nufusunun hizla yaslanmasi, buna karsilik enerji kaynaklarina talebin artmasi, yiyecek ve su kitligina yol acacak.

-          Ideolojiler devri sona erecek; fasizm, komunizm benzeri ideolojilerin yerini daha kucuk capli politik, psikolojik, sosyal egilimler alacak.

-          Onumuzdeki 20 yil icin en kotumser senaryo: ABD icine kapanacak; devletlerarasi catismalar artacak; kuresellesme kesintiye ugrayacak; cin siseden cikacak; ulkelerin kendi iclerindeki esitsizlikler sosyal patlamalara yol acacak; yeni teknolojiler sayesinde devlet disi ceteler kuresel tehdit olusturacak.

-          Onumuzdeki 20 yil icin en iyimser senaryo: ABD ve Cin isbirligi yapacak; boylece daha genis bir uluslararasi isbirligi mumkun olacak; kuresellesme hizlanacak; birey guclenecek; despotic guc zayiflayacak; sivil toplum guclenecek.

Nereye kadar?

ABD’nin yeni dis politika stratejisi devam eden bir surec. Bu politikanin ne kadar surecegi bilinmiyor. Ancak, cok iyi bilinen bir sey var; Amerikan halki artik dunya jandarmaliginin bedelini odemek istemiyor. Obama doktrininin dar bir neo-con cevre disinda hemen her kesimden destek gormesi bunun en guclu kaniti. Amerikan halki uzak diyarlardaki savaslardan bikmis durumda ve artik ‘ulus insasini’ kendi ulkesinde istiyor.

-----------------------------------------------------------------------------------------

Ilk olarak Mart 2013 tarihli Mesele dergisinde yayinlanmistir. 



BACK TO HOMEPAGE 

Comments