• YAZILARIM


 

GENÇLERİN SUÇA YÖNELMESİ

ÖNCE CEVABI OLAN SORULAR SORUN

BENLİK SAYGISINI OLUŞTURUN

BİR DEĞİL, BİR ÖMÜR KUTLU DOĞUM

ALKOL İNSANLIK SORUNUDUR

KİTLE PSİKOLOJİSİ

DİSİPLİN İLE BAŞARMAK

BİR YAŞAMDIR FETİH

BAŞARAMASAN DA…

BAŞARMAK İÇİN

KARNEYİ NASİL DEĞERLENDİRMELİYİZ?

 

 

 

 

 

HAREZMİ’DEN ALGORİTMAYA*

 

            İnsan hafızasıyla vardır. Hafızasını kaybetmiş bir bireyin günlük yaşantısının  ne kadar zor, anlamsız ve içi boş olduğunu  düşünmek gerekir. Yarına bir şey taşıyabilmek için dünlerini bilmesi ve dünlerinin üzerine yarınlarını inşa etmesi gerekir.

            Peki toplumların hafızası var mıdır? Diye bir soru sorsak  cevabı ne olur? Elbette evet olur. Her toplum geçmişte yaptıklarıyla gerçek anlamda vardır. Yarınlarını inşa ederken hiçbir toplum  geçmişini unutmaz, unutmamalıdır. Geçmiş, toplumsal  köklerin derinlerde olmasıyla ilgilidir. Kökleri derinde olan toplumlar yeni nesillerini yetiştirirken derinlerdeki köklerinden yararlanırlar. Nitekim kendi toplumunu beğenmeyen ve sürekli başka toplumlara karşı kendi toplumunu aşağılayan, küçümseyenlerin ortak sorunu kendi tarihlerini yada değerlerini bilmemelerinden kaynaklanır. Böyle yetişmiş bireyler güvensiz, kompleksli ve belki de en önemlisi bir şeyler yapabilecek gücü ve güveni kendinde göremeyen kişiler olmaktadır. Bu da çözülmüş, yozlaşmış bir toplum demektir.

            Her toplumun kendine has değerleri vardır. Toplumlar kendilerine ışık tutmuş bu değerlerden hem eserleri yoluyla yararlanmakta hem de ölümlerinden sonra isimlerinden. Bu bağlamda kendi geçmişimizden olup da  çok az bilinen hatta başka toplumlar tarafından  bizden daha çok bilinen bir isim. Milattan sonra 770- 840 yıllıları arasında yaşamış Özbekistan doğumlu Muhammed Bin Musa El- Harezmi. Hayatının tümünü ilimle geçirmiş ve dünya matematiğine adını altın harflerle yazdırmış bir kişilik. Cebirin kurucusu olan Harezmi’nin açtığı çığır yüzyıllarca Avrupa’da kendini hissettirmiş. Devrin önemli devleti Abbasi’nin başkenti olan Bağdat’ta  saray kütüphanesinin başına getirilir. Çünkü ondaki yetenek ve ilim aşkı kolayca fark edilecek düzeydedir.  Kütüphanede daha sonra tercüme bölümünün başına getirilerek devrin bütün eserleriyle haşır neşir olur.

            O Şam’da bulunan Kasiyun Rasathanesin’de çalışan ve yerkürenin bir derecelik meridyen yayı uzunluğunu ölçmek için Sincar Ovasına  giden bilim heyetinin de içindedir. Hint matematiğini incelemek için  Hint yolarına da düşer. Buraya kadar bile önemli bir bilim insanı olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Ancak belki  bize en güzel gelen tarafı bizden biri olduğunu düşünmek değil mi? bizler düşüne duralım Harezmi’nin diğer çalışmalarına da bakalım.  

            Harezmi 'nin  Latince’ye çevrilen  eserlerinden  olan El-Kitab 'ul  Muhtasar  fi 'l Hesab 'il cebri ve 'l Mukabele adlı eserinde ikinci  dereceden   bir bilinmeyenli ve iki  bilinmeyenli  denklem  sistemlerinin  çözümlerini  inceler. Bu çözümlerin üzerine de yıllarca çözüm konulamaz.. Bu kitabında muhtelif binom formülleri, bugün dahi çok sayısal denilebilecek konularda bilgi vermiştir. Harezmi’nin çözümlerine örnek  olarak teklif ettiği çözüme bakalım.

ax2=bx+c'dir.

Bunlar ;

ax2+bxc,

ax2+c=bx

ax2+bx=cy2 şöyle ifade etmektedir:

x2+10x=39.

Bunu kareye tamamlayarak

x2+ 10+25=39+25=64

64=8 8-5=3

x=3

          “ Kitab Ül Muhtasar Fi Hesab El-Cebr Ve’l Mukabele” isimli kitabında ayrıca dünyada ilk kez onlu sayı sistemini, cebir dalının ismini aldığı denklem kurma yolu ile cebirsel çözüm, sayısal hesap ve açığa pek çıkarılamayan “çözüm yöntemi- algoritmasını” anlatmıştır. Onlu sayı sisteminin başlangıcını ve kimi hesaplama yaklaşımını Hind gezisinde oradan almış olsa da yukarda tanıtılan üç konuda verdikleri özgün ve tümü ile Harzemli’nin bilimsel süzgecinden geçerek tanımlanmış kuramlardır.    

            Kitapları  Avrupa kıtasında tercüme ediliyordur. Matematikle ilgilenen ve matematiğin  mihver olan Harezmi ilgisini sınırlı tutmaz. O matematiksiz olmazsa olmaz olan Coğrafya ve astronomiye de ilgi duyar. Ancak öyle uzaktan bir ilgi değil. Bu konularda  eserler vermiştir. Astronomi  cetvelleriyle ilgili eseri 12. yy. da Latince’ye çevrilmiştir. Bilim adamlarıyla çalışarak 830 yılında Dünya Haritası çizmiştir. Dünyanın çevresini ve hacmini hesaplıyor ta o zamanlardan. Güneş saatleri,  gemicilerin vazgeçilmezi olan ve onsuz yapamadıkları yön bulma aracı olan usturlap üzerine kitaplar yazacak kadar bilgi sahibidir.

            Bu kişiliği kaçımız biliyoruz diye bir araştırma yapılsa acaba sonuç ne olurdu?Dünlerimizde güzel şeyler vardır. Köklerimiz derin ve anlamlı. Çocuklarımızı nasıl bir miras alıp bıraktığımızı bilmemiz gerekir. Bir çok eseri tercüme ederek dilimize  kazandırırken bir zamanlar bizden de tercümeler yapıldığını yeni nesillerimize anlatmalıyız. Anlatmalıyız ki kendine güvenen bireyler yetişsin. Matematiği çocuklarımıza anlatırken övünerek Harezmi’den  bahsedelim. Hayatının her anı kopya olan hayatlar, her anı taklit olan anlar belki anlam, renk kazanır. En azından bu bizim ödevimiz olmalıdır. İsterseniz kadir kıymet bilmek deyin isterseniz boynumuzun borcu olarak. Ama hak edilmeye, anılmaya hakları vardır.

          Çocuklarımıza “algoritmadan” bahsederken aslında bunun El- Harezmi’nin batı dillerindeki okunuşu olduğunu söylemeliyiz. Latince’de “Ha” sesi olmadığından değişik dillere yazılması esnasında isim de değişmiştir. Örneklersek: Latince yazılan  eserlerde; Al-Khworizmi, Al-Khwarizmi, Al-Khuwarizmi, İngilizce kaynaklarda; Al-Khowarezmi, Al-Khwarizmi  ya da Mohammed Ben Musa, Fransızca kaynaklarda Zu-Hwarizmi, Khwcarezmci, Almanca kaynaklarda Chowarezmi, İspanyolcada’da Al-Khoreshi. Danimarka’da al-Khwearizmi, Al-yHwearizmei, Khvearazm va Musa, Rusca yayınlarda al-Khorezmi, Arapça kaynaklarda Al-Harizmi, Türkçe kaynaklarda El-Harizmi, Harezmi, Al- Harezmi yazım biçimkeri ile görüyoruz. Dünya, Harezmi’yi  “Müslüman Türk Bilgini” diye bilirken bizim bunları çocuklarımıza anlatmayışımız içimizi acıtmaktadır.

            Harzemli’ye ün kazandıran “cebir kitabı”nın 1831 Yılında, İngilizce çevirisini yapan F. Rosen “The Algebra of Mohammed Ben Musa” isimli yapıtının önsözünde; “ O, yalnız cebir sanatının yaratıcısı değil, İslam yazarları içinde cebir konusunda ilk eser veren kişidir. Harzemli’nin yaşadığı dönemde Bağdat Okulunda iki ayrı matematik göze çarpıyor. Bunlardan birisi Yunan ve Mezepotamya kökenli, diğeri Harzemli’nin başlattığı Hint kökenli matematik..” diyerek Harzemli’nin özgün, kendine ait olan ekolünden bahsetmektedir.

            M.S.830 Yıllarında kitabını, Abbasi  Halifesi Memun’na sunmuştur.Halife; “ Harzemli, bu yazdıkların çok güzel ve yararlı fakat benim halkım bu kural ve işlemleri doğrudan kullanamaz. Haydi git bu kitabı yeniden öyle bir yaz ki herkes anlasın ve kullanabilsin!” Bu buyruktaki derin felsefeyi kolaylıkla görebiliriz. “herkes kolaylıkla yapabilsin !” Bilimin bir zümreye hitap etmesini istemeyen tabana yaymak isteyen bir anlayışı rahatlıkla görebiliriz.

            Günümüzdeki bilgisayar programlamasının birinci adımı olan, çözüm yolunu önceden tanımlamış işlem cümlelerinin mantıksal sırası ile sistemli tanımlama yaklaşımı; Harzemli’nin tanımladığı “kurallar” tanımı verdiği denklem çözüm sistemi yaklaşımı ile açık ve kesin olarak aynıdır. Onun denklem çözüm örnekleri incelendiğinde bu durun apaçık ortaya çıkmaktadır.  Bilgisayar dersi veren sevgili öğretmenlerin öğrencilerine gururla bahsedecekleri Bir Harzemli’leri var. Her öğrencinin bunu öğrenmeye hakları vardır. Her öğretmenin de bunu anlatmak boynunun borcun olmalıdır.

            Geçmişinin, tarihinin nedenli başarılarla dolu olduğunu bilen bir nesil, kapı önlerinde mafyacılık oynamayacaktır. Amaçlı ve yüklü bir toplumun psikolojik yapısı daha sağlıklı olacaktır. Bireyin ruh sağlığını düzeltmek için illa da psikologlara gerek yoktur. Sağlıklı nesiler yetiştirmek en önemli önleyici tedbirdir.  Bilen toplum, öz güvenini kazanmış toplum, komplekslerden arınmış toplum çağının zirvesinde olmayı hak eden toplumdur. **

           

 

 *  Mevlana ÇAKIRAL İstanbul Esenler Atışalanı Lisesi Psikolojik  Danışman ve Rehber Öğretmen

** Bu yazı MEB  “Bilimin Ve Aklın Aydınlığında Eğitim” adlı dergisinde Sayı 79, Eylül 2006 döneminde yayınlanmıştır.