Anksiyeteye son verin.    anasayfa                 "Mutluluğa giden tek yol vardır ve bu irademizin dışındaki şeyler yüzünden kaygılanmayı bırakmaktır."


 Herkes aynı hataya düşüyor. Hayal kırıklığı.. Bir şeylerin kötüleşmesi..  Kötü bir olay.. Sonra ayıkla pirincin taşını..

1-Tansiyon mu çıktı..düştü mü 2-Kalp krizi mi geçiriyorum. 3-Ben de kötü bir hastalık mı var şüphesi  4-Nefes alamıyorum. 5-Felç mi acaba ...  6.Uykusuzluk..  işte bu hatalara yılların stresi biniyor ve oyun başlıyor... Bunun sonucu her türlü ağrı ve sıkıntılar.. Bu kısır döngüyü çözün. Kendinizi hasta sanmayın ve hasta gibi davranmayın.                             Korkmayın Eninde sonunda biter.....  Yaşanan acılar bitecek    

Aşağıda tecrübeli kaygı bozukluğu yaşamış birinin   yazısı                   

Anksiyete varken ve bu da mutsuzluğu getirir ve bunun sebebide biyolojik olabilir yani beyindeki seretonun seviyesinde düşüş olmuştur! ve mutsuz iken yani panik halindeyken yani korkudayken OKB körüklenir bu da bilimseldir... bu yüzden en başkta anksiyeteyi yenmelisin ve bu yüzden ilaç tedavisine başladın... önce mutlu olman gerekir! bu yüzden sakın ilacı kesme! anksiyete için çözüm; düşünceme göre onu hiçe saymaktır, bırak için sıkılsın, umursama hatta bunun anksiyete yani yapay olduğunu düşün! durumu oluşturayım: işini tam yapamadın, bu seni sıkıyor ve bunun sonucu içine sıkıntı geldi! bu anksiyetedir! umursama bırak sıkılsın sen umursamaz ve dert etmezsen geçer... o geçerse OKB'yi kontrol altına alırsın ve OKB'yi kontrol altına alırsan, anksiyete geçer farkettin mi? zaten anksiyetenin geliş sebebi işinin iyi yapmadığını düşünmek ti. Sanki obsesyon bu bir tesadüf olmasa gerek ? bunlar birbirine bağlı... birinden başla! birinden başlarsan çarka demir çubuk sokmuş olursun ve çark çalışmazsa sistem bozulur 

mükemmel olmaya çalışma olması gerekeni ol, negatif değil pozitif düşün, dertlerini çözemiyorsan, çözecek birini bul! ve tedaviye sarıl! doktoruna sarıl  inan! ve en önemlisi, OKB'yi yensen bile tekrar edeceğinden korkma çünkü bu da bir obsesyon ! bana kalırsa hayatta değerli olan şeyden saldırıyor OKB, bu sağlıyın, okulun, sınavın, işin, hayatın, çocuğun, sevdiğin ve en önemlisi sen olabilirsin! eet zaten değerlidir! ve bunu en iyi silahla yani korkuyla yapıyor, ve mermi olarakta yanlış düşüncelerden faydalanıyor.

Notum: Bol su için ve çok yürümeye çalışın,toprakla uğraşın zor da olsa gülün.Odanızda çiçek bulundurun.    Çünkü böyle bir şey yok... Şurası ağrıyor burası sızlıyor deseniz de sizi kimse anlamayabilir. Bunu faydası yok.


YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU

(AŞIRI KAYGI BOZUKLUĞU)

 

Bu bozukluğun temel özelliği, en az 6 ay boyunca, bir dizi olay ya da etkinlik hakkında aşırı kaygı (evhamlılık, takıntılı ve rahatsız edici düşünceler) ve endişe (kuruntu) duymadır.

 

Yineleyici özellikteki endişe verici düşünceler, olası iş yükümlülükleri, ekonomik durum, aile ve üyeleri kendisinin sağlığı, çocuklarının başına gelebilecek kötü durumlar ile ev işleri, onarımlar, randevulara geç kalma gibi önemsiz konulara ilişkindir.

 

Endişelerin çoğu günlük yaşamda yaşanabilecek olağan olaylar, konuşmalar, davranışlar ile ilgilidir. Yaşanan tüm durumlar endişe, kaygı nedeni olabilir. Bu durum, hastalar tarafından “havadan nem kapıyorum” şeklinde yorumlanmaktadır.

 

Kişinin yaşadığı kaygı ve endişe var olan olay, durum ile ilgili duyulabilecek kaygıdan daha fazladır. Abartılarak kaygı odakları bulunabilir, olmayacak durumlar hakkında kaygılar üretilir. Kaygının şiddeti, süresi ve sıklığı beklenenden fazladır. Endişe konusu (kaygı odağı), hastalığın gidişi sırasında bir konudan başkasına kayabilir. Kuruntulu bekleyiş hali kolayca ağlamaya neden olabilmektedir. Sürekli olan endişenin varlığı ve aşırılığı bu rahatsızlık için önemli bir belirti ve işarettir.

 

İkinci önemli özellik de kişinin yaşadığı kaygıyı kontrol edememesidir. Yani, bu durum “kafaya aşırı takma” olarak söylenebilir. Hasta yakınları “takma kafana” diyerek hastayı telkin etmeye çalışsalar da bu mümkün değildir. Aslında hiç kimse durduk yere kaygılar üreterek, kendisi huzursuz etmek istemez. Kim rahatsız olmayı isteyebilir, kendini ve etrafını rahatsız edebilir. Bu hastalığın doğasındandır ve kontrol etmek zordur. 

 

Hasta endişesini durduramaz ve endişeli düşünceler işine odaklanmasını engelleyerek dikkatini bozar. Dikkat bozukluğu kendini, kitap, gazete okumada zorluk şeklinde gösterir. Dikkat eksikliği ders çalışmada bir sorun yaratabilir.

 

Kaygılı insanlar sürekli huzursuz, çabuk heyecanlanan ve sabırsız kişilerdir. Kolayca yorulurlar. Sabahları kalktıklarında yorgun, halsiz, uyumamış ve sanki yük taşımış gibi hissederek yataktan kalkmayabilirler.

 

Düşüncelerini toplamada güçlük çekmekten ya da zihnin durmuş gibi olmasından yakınırlar. Sıklıkla aşırı huzursuzlukla beraber kaslarda yorgunluk ve  kas gerginlik görülür.

 

Aşırı gerginlikten kaynaklanan omuz ve boyun ağrıları sıklıkla esnadan başlayan baş ağrılarını getirir. Baş ağrıları başın tepesinden, şakaklardan veya tepeden de başlayabilir.

Bunun dışında özellikle sırt kaslarında olan gerginlik, vücutta gerginlik ve yorgunluğa yol açar. Tüm kaslarda seğirmeler, titremeler, kas ağrıları ve sızıları olabilir.

 

Yoğun gerginlik uykuya dalmayı güçleştirir. Özellikle kaygıların sürekli kafaya takılması uykuya dalmayı güçleştiren nedendir. Kaygılar; günlük olaylar, söylenen sözler, yapılan davranışlardır. “bana bunu söyleme nedeni neydi”, ben neden karşılık vermedim, keşke şunu da söyleseydim” gibi olmamış veya olmuş olsa bile aslında o kadar da önemli olmayan kaygılar yaşanır. Bazı hastalar “kafada atıp-tutma” veya “al-ver” yapma diye tanımlarlar.

 

Kapalı alanlarda çoğunlukla sıkıntı ve daralma hissedilir. Bu bazen “duvarlar üzerime geliyor, kendimi açık alana, balkona atıyorum” şeklinde ifade edilir. Kalabalık ve kapalı alanlarda boğulma hissi, ağız kuruluğu, çarpıntı, kapalı yerden çıkamayacakmış gibi hissedilir.

 

Etrafta konuşulan herhangi bir söz, davranış alınganlığa yol açar. Geçmişte söylenmiş bir söz, yüz ifadesi unutulmaz ve sanki o an yaşanıyormuş gibi aynı sıkıntıyı hissettirir. Sanki adeta hep olumsuzluklar hatırlanır, iyi şeyler yaşanmamıştır.

 

Gelecekle ilgili sürekli kaygı veya ümitsizlik olabilir. Olabileceklerin en kötüsü olacak gibi düşünülür. Bir yakını (özellikle de çocukları), bir yere gitse başına bir iş gelebileceği ile ilgili olumsuzluklarla beraber kaygılı bekleyiş gözlenir. Sürekli telefonla arama ve merak etme, haddinden fazla öğüt ve yönlendirmede bulunabilir.

 

Özellikle yakınında bulunan kişilerin sürekli hataları görülür ve alınganlıklar nedeniyle de küslükler olabilir.

 

Bazı hastalarda aşırı kaygılar bayılmalara, uyuşmalara da yol açarak kişiyi ayrı bir sıkıntı içine düşürebilir. Sıkıntılı ortamlarda veya bazen de beklenmedik iyi ortamlarda bayılmalar olabilir. Vücuttaki uyuşmalar kendini; ağız çevresinde, saçlı deride, yüzde, sağ-sol kolda, ellerde, ayaklarda veya tüm vücutta gösterebilir.

 

Aşırı kaygı çekenlerde sıklıkla aşağıdaki vücut belirtileri de eşlik eder;

Ağızda kuruma,

Göğüste baskı hissi,

Soluk almada güçlük,

Boğazda yumruk hissi,

Sık nefes alma,

Çarpıntı,

Göğüs ağrısı,

Sık idrara çıkma,

Adet (menstruasyon) sorunları,

Cinsel isteksizlik olabilir,

Kulakta çınlama, Çıtlama

Görmede bulanıklık,

Baş dönmeleri,

Uyuşmalar   

 

Yaşanan bedensel belirtiler başka tıbbi sorunlara, yani hastalıklara yorulabilir. Ancak yapılan tahliller ve muayeneler sonucunda başka bir hastalığa ait bulgu tespit edilemez. Yani psikolojiktir.

 

Sakın unutma İlk ve en önemli GERÇEK: HASTA DEĞİLSİNİZ!

Anksiyetenizin(kaygınızın) , panik ataklarınızın, fobilerinizin ve obsesyonlarınızın sebebi zihinsel ya da fiziksel hastalık değil! yaşadığınız rahatsızlığın hastalıkla hiçbir alakasının olmadığını ve hızlı bir şekilde iyileşebileceğinizi bilin . Hap kullanarak veya hapsız da eninde sonunda iyileşeceksiniz... ASLINDA HAPLAR BİLE GEREKLİ DEĞİL!                      1-Doğru nefes al 2-Korkmak yok 3-Her sorun çözülür.. Heran neşeli ol...gülümse..her yeni güne merhaba diyerek uyanın.. odanınızda güzel bir çiçek olsun.. güzel bir resim

Hayat Çok Güzel