ABDALLAR

   KONUK DEFTERİ                                                                                                                                                                           KIRŞEHİR'DE HAVA  Bugün Kırşehir'de Hava

FAYDALI LİNKLER

*Emniyet Müd

*Milli Eğitim

*Telefonlar

*e-Devlet Link.

*T.C Kimlik

*İller Arası Km

*Nöbetçi Eczaneler

 
 

Abdal; Türk tasavvufunun daha radikal formlarında karşılaşılan en üst mânevî mertebenin bir adıdır.

        Sunni İslam dışında kalan birçok Türkmen dinsel topluluğunda rastlanmakta, Derviş veya baba da denmekteydi.

 Tarihsel  Nitelikleri    Abdallar İslam dini ile Türklerin İslam öncesi şamanizmini şahıslarında birleştirmişlerdi. Eskiden Kök Tengri ile mânevî bağlantı kurabilen "kam karakteri" İslamlaşmayla beraber yerini abdala bırakmıştır.

      Anadolu 'nun 11.yüzyıldan başlayarak Türklerin göçüne maruz kalması abdalları ve babaları da buraya getirmiştir. Sarı Saltuk gibi bazı abdallar Osmanlılardan önce Balkanlara geçerek dinsel etkinliklerde bulunmuşlardır. Baba İshak'ın 1239/1240'da Adıyaman bölgesinde başlattığı Babaî İsyanı Anadolu Selçuklu Devleti'nin zayıflamasına ve Moğol saldırısına 1243 'de karşı koyamayışına yol açmıştır.

         Söğüt-Bilecik bölgesinde ortaya çıkan Osmanlı Beyliği'nde abdallar (Edebali, Geyikli Baba) Osmanlı Beylerine (Osman Gazi, Orhan Gazi) bağlı kişilerdi. Osmanlı erken döneminde abdallar gerek Batı Anadolu, gerekse Balkanlardaki Hıristiyan nüfusun İslamlaşmasında etkili olmuşlardır.

    Halk sufiliğinde, abdalların istedikleri zaman istedikleri mekanda olabileceklerine inanılır. Yani inanışa göre; zaman ve mekan sınırlarını aşabilme gücüne sahip olduklarına inanılır. "Onlar, bazı müstesna varlıklar dışında kimseye görünmezler." İnanışa göre gizli güçleri olan ve büyü gücüne sahip olan abdallar, "bol yağmur  yağması, bereketin artması ve belalardan korunmak için Allah’tan ne dilerse kabul edilir".

      Abdal hakkındaki görüşler,Türk halk inanışlarında da kendine yer edinmiştir. Örneğin, Dağıstan’da yaşayan Türk topluluklarından bir kısmında yaygın olan inanışa göre, eğer dokuz aylık bebek, anne rahminde ölmüşse, bunu Abdal götürmüş demektir. Söylenenlere göre uzun ak sakallı olan Abdal, dağlarda yaşar, dağ keçileri arasında dolaşıp onları korur. Kimselere görünmez. Avcılar onun adına dua edip kurban verirlerse avları uğurlu olur. Eğer bunu yapmazlarsa ne kadar usta avcı olurlarsa olsunlar o avdan eli boş dönecekleri kesindir. Abdal, insanların yalvarışlarını dinler. Onlara acır, ancak verdiği nasihatlerin de dinlenmesini ister. Bazı mitolojik metinlerde Abdal’ın ölmüş dağ keçisini dirilttiği ve yeniden hayat verdiği bile anlatılmıştır.

     
     
  Saka Türkçesinde, erkek Şamanlara lakap olarak “abıdal” şeklinde bir sözcük vardır. (Kaynak belirtilmeli)Bu sözcüğün Abdal sözcüğüne benzerliği dikkat çekicidir. Azerbaycan’da bir zamanlar aşıklar yetiştirmekte ünlü olmuş, Abdal adında bir şehir bile vardır. Ayrıca abdal sözü, tarihte “Ağ hun” adıyla bilinen Eftalitlerin adıyla da bağlantıdır. Kızılbaşlarda Abdallık kültürünün varlığı, Haza Denizi’nin güney kıyısında yaşayan Türkmen boylarında Abdal adını taşıyan insanlara rastlanabilmesi, Abdalların gizli dillerinin olması, Anadolu’daki Abdalların,daha çok göçebe hayatı sürerek, çalgıcı, türkücü ve masalcı olmaları, Köroğlu masallarını söylemekte meşhur olmaları, kendilerine Alevi diyen bu insanların Ehl-i Beyt’in kulları olduklarını söylemeleri, Muharrem ayında Kerbela şehitlerine yas tutmaları, (Anadolu Abdallarına, en çok Alevilerin sıklıkla yaşadığı yerlerde rastlanır) ve bunlar gibi birçok örnek,gerçekten bu sözcüğün çok eski tarihi kökleri olduğunu gösteriyor. Çünkü Alevi olarak bilinen zümre, kimi zaman Müslümanlıkla uyuşmayan,bu yüzden çok yerde kabul görmeyen,gerçekte İslam öncesi yüzyıllara ait eski Türk inançlarını yaşatırlar. Geçmişte "Abdalan-ı Rum" denilen ve halk arasında büyük şöhretleri olan bu kimseler, çoğu zaman inançları bozuk, serseri dervişler olarak gösterilmiş, şeriat düşmanı olarak lanse edilmişlerdir.

   

       Değişik kaynaklardan edinilen bilgiye göre bu sözcük, İran’da 11. ve 14. yüzyıllarda kaleme alınmış edebi metinlerde “derviş”, 15. yüzyıla ait metinlerde ise “divane” anlamında kullanılmıştır. Kimi zaman onlardan bahsedildiğinde de “ışık” sözcüğü kullanılmıştır. Daha sonraları Bektaşiliğin onu içine aldığı, bir kısmını değiştirdiği ve hatta erittiği yönünde görüşler de vardır.


 TEBERLER (ABDALLAR)

Düğün zamanıdır teber harmanı,

Sazında sözünde ayvaynan narı,

Rakı birde tavuk gözünün feri,

Olmazsa dermansız bizim teberler

 

Su başı yeşillik onun cenneti,

Keyfine düşkündür sevmez zahmeti,

Gel birde konuştur Bulduğun Ahmet’i,

Laf ebesi olur bizim teberler.

 

Gelin ağladanı dinle Ayvaz’da

Kemanda Cahit’i, Veli’yi sazda,

Sevince ortamı çalarlar özde,

Doyumsuz muhabbet eder bizim teberler.

 

Efkarına efkar, neşene neşe,

Hele muhabbette varsa bir büyük şişe,

Korlanmış bağrını yakar ateşe,

Sevda adamıdır bizim teberler.

Kıymetli Kardeşim Yücel KILIÇ'a teşekkür ederim

Kaynakça

  • Ahmet T. Karamustafa : God's unruly friends: Dervish groups in the Islamic later middle period, 1200-1550 (Salt Lake City: University of Utah Press, 1994)
  • Ahmet Yaşar Ocak : La révolte de Baba Resul, ou, la formation de l'hétérodoxie musulmane en Anatolie au XIIIe siecle (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1989).

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Abdal"'dan alındı

iletişim:mutlukirsehir@gmail.com