Atatürk gay mıydı?

 

Mustafa Kemal'i en iyi tanıyanlardan biri olan Tabib Rıza Nur, 'Hayat ve Hatıralarım' isimli kitabının 4. cildinin 1357. sahifesinde diyor ki:

*

Anlaşıldığına göre boşanma vak'asından iki-üç gün evvel Latife hanım kardeşi İsmail ve haremi Süreyya Paşa'nın kızı Melahat ile Ankara'ya gitmişlerdi.

Çankaya'da misafir olmuşlar.

O vakit Mustafa Kemal'in yanında kâtip sıfatıyla Halit Ziya'nın oğlu Vedad vardı. Güzel tüysüz bir çocuk.

Bir akşam üzeri karanlık çökerken İsmail'le Melahat balkona çıkmışlar. Bakmışlar Vedad, Mustafa Kemal'i ağacın dibinde yapıyor.

Latife'yi çağırmışlar. O da görmüş. Bir kıyamettir kopmuş. Latife, Mustafa Kemal'e:

'Herşeyini gördüm, hepsine tahammül ettim. Artık buna edemem.' demiş.

Gazi susmuş, İsmet'in evine gitmiş. 'Bu karıyı şimdi boşayacağım' demiş. İsmet, sabahleyin erken Heyet-i Vekile'yi toplamış. Boşanmaya karar vermişler.

İsmet Latife'yi alıp, trene koymuş. Trende teselli etmek istemiş. Latife ona:

 'Sus, sus! İsmet Paşa! Sen ona bir gün dalkavukluk etme, seni benden daha rezil eder. Her pisliğine aleti sensin' demiş.

 ***

Latife hanım'ın yasaklı arşivinin hikayesi de çok ilginç...

Mustafa Kemal Latife Hanım'ı boşayınca bütün özel belgelerini alır, öyle gönderir.

Ve Latife Hanım ömür boyu özel hayatı hakkında kimseye birşey söylemez.

Hatta onunla görüşüp bilgi almak isteyenler olur, fakat ölüm korkusu ile tek kelime söyleyemez.

Fakat Latife Hanım günlük tutmaktadır ve tüm özel hayatını yazmaktadır. Ayrıca kendisine gelen bazı özel mektupları da saklamaktadır.

Öldüğü tarih olan 1975 yılından beş yıl sonra, 1980'de mahkeme kararı ile Türk Tarih Kurumu'na verilen bu arşive, 25 sene boyunca teşhir edilme yasağı konur.

İşte bu özel arşivin süresi 2005'te bitti ve teşhir edilmesi gerekiyordu.

İşte tam o dönemde, bu dehşetli bilgilerin açıklanacağını gören laik basın muazzam bir taarruz başlattı.

Çünkü put yapıp taptıkları adamın nasıl bir puşt, şerefsiz olduğu meydana çıkacaktı.

Yazımızı uzatmıyor, sadece büyük putperest Emin Çölaşan'ın o dönemdeki yazılarına bakıp bitiriyoruz:

 ***

30 Ocak, 2005'te Hürriyet gazetesindeki köşesinden:

*

Türk Tarih Kurumu başkanı Halaçoğlu, arşivi açıklamaya niyetli görünüyor.

Bu konuda mahkemeden yeni bir karar almadan bunu nasıl yapacak?

Bence, doğacak kargaşayı önlemenin en iyi yolu, ilgili kurumların yeniden mahkemeye başvurup bu belgelerin açıklanmasını bir süre daha erteletmesidir...

Çünkü her kesimdeki Atatürk düşmanları, Latife Hanım arşivini ellerini ovuşturarak bekliyor.

Bu oyuna düşmeyelim.

 ***

 2 Şubat'taki yazısından:

*

Halaçoğlu tutturmuş, 'Latife Hanım arşivini ille de açıklayacağım' diyor.

Dünkü Milliyet'te yer alan sözleri ilginç!

Hem de yarın açıklayacağını söylüyor!

Aynı sözleri daha önce İslamcı basına söylemişti.

Bu ne acele, neyin acelesi! Belli ki arşivi okumuş.

 ***

 Arşiv'in gizli kalacağı 3 Şubatta açıklanınca, ertesi günkü yazısı:

*

Bizler, Mustafa Kemal Atatürk'ün aydın izinden yürüyen milyonlar, aslanlar gibi buradaydık.

Ebediyete göçmüş saygın insanları birilerinin sinsi çıkarlarına alet ettirmezdik.

Hevesleri kursaklarında kaldı. Geçmiş olsun!

 ***

Bütün laikler'e kafalarını kuma sokmalarını tavsiye eder, hayallerindeki putlarıyla beraber mutlu bir yaşam dileriz.

 

 

 

 

 

Comments