İş hayatında yaşananlar


Yalnız değilsiniz !

                                                                                                                                                                            ANA SAYFA

       Öte yandan, her gün işyerinden herkesten sonra ayrılan, titiz ve çalışkan, iş yükü aşırı olan bir sekretere, çalıştığı bölümdeki bazı kişiler aylardır iş verirken “Derhal istiyorum, gecikmeye tahammülüm yok!”, “Yetiştiremeyeceksen ne diye burada oturuyorsun?” , “Sallanma! Sallanma! İşleyen demir ışıldar. Sırf senin yüzünden buranın işi yürümüyor.” Diyorlarsa, yükü kaldıramayacak olduğu halde kimseden yardım isteyemeyen, yüzü kızaran, üzülen ve gururu incinen, zaman içinde uykuları bozulan ve içi işten atılma korkusuyla dolan, panik atakları başlayan ve “Tek istediğim, bir işi isterlerken ‘Lütfen’ demeleri, hiç ‘Lütfen’ demiyorlar” diye ağlayan kişi, zorbalığa uğramaktadır.

 

 

“İş hayatı böyledir”…
       Genel müdürlük yapmış, şimdi üniversitede hocalık yapmakta olan, yurt dışı tecrübesi de olan bir arkadaşım var. Ona zorbalıktan bahsettiğimde “Hadi canım, böyle bir şey yok. Doğru dürüst çalışan adama kim, niye taksın? İşini yapmıyordur” dedi. O kadar burun kıvırdıktan sonra onun hayatını düşündük; hayatında o kadar büyük bir zorbalık vardı ki; profesyonel hayatının çok önemli bir bölümünü bitirmiş, dengesini bulması yıllarını almıştı.

Kaynak: Gülcan ARPACIOĞLU

 

 

 Devlet memurluğundan istifa etti.

Genç bir delikanlı..İyi bir eğitim almış.. Önce Özel sektörde göreve başlamış orada sınavlara girmiş ve Devlet Memurluğunu kazanmış..Gümrük Muhafaza’da işe başlamış.. İşe gidip gelirken, işinin bilincini yansıtıyor çevresine..Düzeyli ilişkiler kuruyor iş çevresiyle.. işine sadık..Giyimiyle kuşamıyla da mesai arkadaşlarına örnek olacak tarzı var.Her gün tıraşını oluyor, ayakkabılarını boyatıyor, nöbetini tutuyor vukuat vermiyor..Kendine güveni sonsuz ve işini yadırgamıyor ama bu ancak beş ay kadar sürebiliyor..

Sonra nöbet yeri değişiyor, görev alanlarında değişiklikler yapılıyor, o kapı senin bu kapı benim diye gezdiriliyor, ast üst ilişkilerinde saygılı olmasına karşın ezildiğini fark ediyor. Başkaldırmıyor ama hakkını aramaya çalışıyor. Çalışıyor da ne, bu ülkede kim hakkını aramışta kötü olmamış ki? İşte o da kötü oluyor. Boyun eğmediği için haksızlıklara tabi damarına iyice basıldığının kompleksine kapılıyor! Belki de kompleks değil ama boyun eğmediği için cezalandırılma algısına yol açacak görevlendirmelere daha fazla dayanamıyor; öyle ki, iki aylık hizmetiçi eğitim için Ankara’ya gidiyor ve dönüşünde de hemen görevlendirilmesine sinirleniyor ve dinlenme hakkına saygı gösterilmediği için de basıyor istifasını ve kurumdan ayrılıyor..

kuzey haber