MOBBİNG_İş yerinde psikolojik şiddet,duygusal baskı,taciz ve yıldırma süreci.


İşyerinde yaşanan duygusal baskı ve zorlama

Sevgili arkadaşlar,

 Mesajımı size yurtdışından gönderiyorum. Mobbing hakkında yazdıklarınız çok doğru ama olaya bir de objektif yönden bakmanızı ve bu olayın neden bu kadar yayıldığını da yazmanızı beklerdim. Gelişmiş ülkelerde olayın bu kadar yaygın olmasının en büyük sebeplerinden biri işçilerin haklarının devlet ve sendikalar tarafından çok mükemmel bir şekilde korunması ve bu yüzdende iş verenlerin işçi çıkarmakta çektikleri zorluklardır. Bakınız mesela benim oturduğum ülkedeki kanunlar şöyle; İşçinin dört aylık deneme suresinden sonra isten çıkarılması için işçinin kendisinin çoook büyük bir suç islemesi gerekir. is yerinden çalmak, iş yeri sırlarını dışarıya söylemek, alkol sorunu vs. Bunların haricinde is veren, işçiyi, iş yapmasa bile, işten çıkardığı zaman, suçlu duruma düşebilir. Ayrıca çıkarılan işçinin yerine yeni birini alamaz, en az 9 ay bekledikten sonra yeni bir işçi alabilir. Ondada kanun sunu der açılan yeni is öncelikle çıkarılan işçiye sunulur eğer o kabul etmezse başka eleman iş yerine alınabilir.Kısa sözün özeti buralarda ha deyince kimseyi işten çıkaramazsınız daha da iyisi işçi dünyanın en tembeli bile olsa çıkarmanız çok zordur.İşçi kendi isteği ile işi terk ettiği an firma hiç bir sorumluluk altına girmez ve yerine hemen işçi alabilir. Kanunlarca iş yerindeki psikolojik baskı yasak dahi olsa bunun ispatlanması çok zordur. Fakat bunun yanı sıra gelişmiş ülkelerde stres bugün bir hastalık olarak kabul edilmekte ve baskılara dayanamayan işçi rahatlıkla stres izni kullanabilmektedir. Ayrıca işçilere ödenen maaşların yüksekliği gelişmekte olan ülkelerin bir takım firmalarını ülke dışında iş kurmaya zorlamaktadır. Şu an Çin, Tayland gibi ülkeler ucuz ve profesyonel işçi bolluğundan dolayı rağbet görmektedir. Bu da ülkenin kendi içindeki iş sayısını azaltmakta ve işçi çıkarmanın zor olduğu bu gibi ülkelerde bu "mobbing" sisteminin gittikçe daha da fazla kullanılmasına sebep olmaktadır. Kısacası çalışan insanlarımızı ileri günlerde daha da stresli dönemler beklemektedir. Bu konuyla ilgili şu an hala, işçileri koruyacak kesin bir kanun (genel kanunların dışında) yoktur. Kişiler arasında cereyan eden olayların ispatlanması güvenilir şahitler olmadığı surece çok zordur ve bunu yapan yöneticiler zaten şahit olayını saf dışı ettikleri için maalesef mahkemelik bir durumda bile bu tur bir olaya uğrayan kişinin mahkemeyi kazanması da bir o kadar zor olacaktır.

Konu o kadar geniş kapsamlı ki yaz yaz bitmiyor. O yüzden sözlerime burada son vermek istiyor ve hepinize huzur, mutluluk dolu is günleri diliyorum.

Saygılarımla.

Özgül Okoh-Tenhune

 İş hayatında yaşadıklarınızı ve Mobbing derecesini ölçmek amaçlı uygulanan araştırma anketi 

MOBBİNG ANKETİ 

 

Makalelerim 

 

İş hayatında yaşananlar

Araştırma sonuçları 

 Mobbingle ilgili site adresleri

PSİKOLOJİK YILDIRMA

Mobbing_Türkiye

 

 

 

 

İşyerindeki Stresin Gizli Kaynağı : Zorbalık ve Duygusal Taciz

Türkiyede bu konuda tam bir kavram birliği bulunmamaktadır.tam karşılığı kullanılamamakta "örgütsel baskı " olarak nitelendirilmektedir.Mob sözcüğü, kanun dışı şiddet uygulayan düzensiz kalabalık anlamına gelmektedir.latincede kararsız kalabalık anlamına gelen mobile vulgus sözcüklerinden gelmektedir.Mob fiili, ortalıkta toplanmak,saldırmak veya rahatsız etmek anlamındadır.

Prof.dr.leymann, mobbingin bir veya birkaç kişi tarafından, diğer bir kişiye yönelik olarak sistematik bir biçimde düşmanca ve ahlak dışı bir iletişim yöneltilmesi şeklinde, psikolojik bir terör olduğunu vurgulamaktadır.

Dr.leymann, kendisine işyerinde zor kişiler olarak bildirilen kişileri araştırdı ve bunların başlangıçta zor olmadığını belirledi.davranışlarının kalıtsal bir kişilik bozukluğu olmadığını ortaya çıkardı.İşyeri yapısı ve kültürünün bu insanları, zor sıfatıyla damgalandıkları ortamı yarattığını belirledi.bir kez zor olarak tanımlandıklarında, şirket onları kovmak için, başka nedenler yaratıyordu.Bu, leymann’ın mobbing olarak tanımladığı şeydi.Tim field, mobbingi, diğer kimsenin kendine güveni ve özsaygısına sürekli ve acımasız bir saldırı olarak tanımlamaktadır.Bu davranışın altında yatan nedenler ise, üstünlük kurmak, buyruğu altına almak ve yok etmek arzusudur.buna ek olarak field, failin davranışının sonuçlarını inkar etmesini de, bu tanıma ilave etmektedir.Araştırmacılar,mobbinge maruz kalanların bazılarının otuzlu yaşlarda olduğunu, bazılarının ise, lisans üstü eğitiminin olduğunu vurgulamaktadırlar.Mobbing yapılan kişi, savunmasız ve yardım alamaz bir duruma itilir.bu eylemler uzun bir süre boyunca sıklıkla uygulanır. Bu sendromu yaşayanlar, sonunda kendi istekleriyle veya zorunlu olarak istifa etmekte,kovulmakta veya erken emekliliğe zorlanmaktadırlar.Bu,mobbingdir:duygusal taciz yoluyla işyerinden ihraç edilme.ne yazık k,i kurbanlar, hatalıymış ya da kendi çöküşlerini kendileri hazırlamış gibi gösterilmektedirler.

Mobbing nedir, nasıl oluşur ?:

Mobbing, duygusal bir saldırıdır.kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olması ile başlar.Bir kişinin, diğer insanları, kendi rızaları ile veya rızaları dışında başka bir kişiye karşı etrafında toplaması ve sürekli kötü niyetli hareketlerde bulunma,ima,alay ve karşısındakinin toplumsal itibarını düşürme gibi yollarla,saldırgan bir ortam yaratarak onu işten çıkmaya zorlamasıdır.Bu eylemler, giderek korkutucu davranışlara ve açık suistimale dönüşür.kişinin çalıştığı kuruluş, bu davranışları sona erdirmeyecek, hatta bunları planlayıp hoş görecek olursa kurban kendini giderek daha çaresiz durumda bulur.

Sonuçta kişi, giderek artan sıkıntı, hastalık ve sosyal sorunlar yaşamaya başlar.Verim sıklıkla düşer.kişi üzerindeki baskı ve eziyeti dengelemek ve azaltmak için hastalık raporu kullanmaya başlar.Kazalar olabilir ve kişi depresyona girebilir.bunları da istifa,işine son verme,erken emeklilik ya da anlaşmalı veya anlaşmasız işten çıkarma izler.Kurban için mobbingin sonu hastalık veya intihar yolu ile ölüm bile olabilir.Örgütler için mobbing kanser gibidir.habis hücreden başlayarak örgütün bütün yaşamsal organlarına büyük bir hızla sıçrar.İyileştirici önlemler biran önce alınmalıdır.Herhangi birine karşı saldırganlık: iş yerinden kovulma mobbing,kişiye yönelik,kişinin yaşı,ırkı,cinsiyeti,dini,uyruğu,sakatlığı veya hamileliği gibi herhangi bir nedene dayalı belirgin bir ayrımcılık olmaktan çok,taciz,rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla herhangi bir kişiye yönelen saldırganlıktır.Kişiyi, iş yaşamından dışlamak amacıyla, kasıtlı olarak yapılır.bu davranışlar, pasif ve aktif saldırganlık olarak ikiye ayrılabilir.

Türkiye'de Zorbalık

 

Türkiye'de, iş yerinde zorbalık, yıldırma amaçlı duygusal taciz konusunun (Mobbing) yaygın olduğu, bu olgunun da tıpkı cinsel taciz gibi konuşulması, kurumların ve devletin insanlara sahip çıkması gerektiği bildiriliyor.

Uzmanların belirttiğine göre, Türkiye'de çalışanların yaklaşık yüzde 35'i, iş hayatında bireysel veya çete halindeki zorbalığa maruz kalıyor. Yıldırma amaçlı duygusal taciz mağduru kişi, başka bir yere gitme imkanı yoksa, o iş yerinden hasta olup, duygusal dengesi tamamen bozulmuş olarak ayrılıyor. 'Günah keçisi' olarak seçilenlerin ortak özelliği ise, "İçe dönük, iş odaklı, işini çok önemseyen, yüksek değer sahibi kişiler olmaları"..

Endüstri Mühendisi ve Eğitimci Danışman Gülcan Arpacıoğlu imzasıyla yapılan açıklamada 'Mobbing'i (Zorbalık ve Yıldırma), "Bir iş yerinde başarısı, bilgisi ve olumlu tavırları sebebiyle bazı kişilere tehdit oluşturan bir çalışana, bir veya birkaç kişinin çeteleşerek uyguladığı, sistematik ve uzun süreli duygusal eziyet" olarak tarif ediyor. Bu çalışana astları, eşitleri ya da üstünün çeşitli şekillerde saldırabildiğini vurgulayan Arpacıoğlu, "İmkanları, eğitimleri, bütçesi kısıtlanır, yükselmesi engellenir, alay edilir, toplantılara çağrılmaz, dışlanır. Bağrılır, hakaret edilir, aşağılanır" diyor.

Arpacıoğlu, zorbalığın ve yıldırma politikalarının bir sorun olarak henüz bilinmediğine dikkat çekerek, "İş ortamında kelime anlamıyla zorbalık var, ama Türkiye'de mobbingin, dilimizdeki şekliyle 'İş yerinde Sistematik Zorbalık'ın tanımı yapılmamış henüz. Avrupa Birliği ve ABD ortalaması olarak baktığımızda, çalışanların yüzde 16'sının zorbalığa maruz kaldığını görüyoruz. Bu oranın Türkiye'de en az yüzde 30-35 olduğunu düşünüyorum. Çünkü zorbalık, Türkiye'de bir çalışma biçimi olarak benimsenmiş durumda" diye yakınıyor.

'Mobbing'de çok fazla çıkış yolu olmadığını kaydeden Arpacıoğlu, "Amaç, o kişiyi yıldırmak ve oradan 'defolup gitmesini' sağlamaktır. Genelde, 'Ben bu kişiye istediğimi yaparım, çünkü o benim altımda çalışıyor' anlayışı hakimdir. Zorbalığa uğrayan kişi farkında olmadan çok büyük zarar görür. Örneğin, İsveç'te zorbalığa uğrayan kişilerin yüzde 3'ü intihar ediyor ya da travma sonrası stres bozukluğuna uğruyor ve bir daha hiçbir yerde çalışamaz hale geliyorlar" diyor.

'BEYAZ YAKALILARDA ENTRİKA'

Endüstri Mühendisi Arpacıoğlu, özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde ve kalabalık fabrika ortamlarında zorbalığın farkında bile olmadan yapıldığını ifade ederek, "Beyaz yakalılarda entrikalarla ve komplolarla yapılıyor. Hükümet eliyle kamuya getirilen insanların yaptığı zorbalıklara, zaten hiç sesinizi çıkaramıyorsunuz. Tıp ve eğitim dünyasının hiyerarşisi içinde nice değerli insan harcanıyor. Özellikle, başka bir yere gitme imkanınız yoksa, o iş yerinden hasta olup, duygusal dengeniz tamamen bozulmuş olarak ayrılıyorsunuz" diye konuşuyor.

Özgüvene doğrudan yapılan pervasızca saldırılar sonucunda kişilerin içe dönük olarak hesaplaşmaya başladığını belirten Arpacıoğlu, "Bu hesaplaşmalar çok derin ve üzücü olur. Kişi, 'Acaba neden başaramıyorum, karakterim mi bozuk, bilgim ve deneyimim mi yetersiz, hakikaten aptal olabilir miyim?' diye düşünür. Kendine olan güveni sarsıldığında, dikkatini daha çok başarılı olmaya, kendini ispat edebilmek için daha çok çalışmaya verir. Bu davranışı, saldırganların ekmeğine yağ sürer. Her işi ona verirler, iş tanımında olmayan işlerle masasını doldururlar, imkansız sürelerde bitirmesini emredip, yapamadığı zaman haşlarlar, dalga geçerler. Kurban kendi yapması gereken işleri de yetiştiremeyince, bu sefer performans değerlendirmede puanları düşer, bu da özgüvenini iyice yitirmesine neden olan yeni bir kısır döngü doğurur. Örgüt buna göz yumduğu, kimi zaman kışkırttığı için, kurban kendini büyük baskı altında çaresiz görür" diyor.

Endüstri Mühendisi ve Eğitimci Danışman Gülcan Arpacıoğlu, 'günah keçisi' olarak seçilen zorbalık mağdurlarının ortak özelliklerini ise şöyle açıklıyor:

"Günah keçisi diye seçilen kişi, o şirkette kendini ispatlamış ya da ispatlamaya başlamış çok iyi niyetli, ilkelerine son derece saygılı, çok sadık, çok dürüst, kendine çok saygı duyan ve şirkete hizmet etmeyi düşünen bir kişidir ve saf bir insandır. Bu kişiler sabahları, 'İşe gidip akşama kadar bütün emeğimi vereyim' diye düşünen insanlardır. İçe dönük, iş odaklı, işini çok önemseyen, yüksek değerleri olan kişilerdir çoğunluğu".

'ÇETE HALİNDE SALDIRI'

Bireysel zorbalıkta kurbanların, kendilerinden daha az eğitimi olan, onun gibi dil bilmeyen veya yeni yöntemleri öğrenmeden, eski yöntemlerle çalışmaya devam eden bir üst pozisyondaki yöneticiler tarafından tehdit olarak algılanabildiğine dikkat çeken Arpacıoğlu, "Mevkii tehlikeye giren, ya da saygınlığının sarsılacağından korkan yönetici, ondan en yüksek verimi almak yerine, bertaraf etmeyi seçer. Çeteleşme durumunda ise, işe yeni giren üstün özellikli kişiyi veya kendi aralarında çalışkanlığıyla yükselen, yeni eğitimler alarak bir üst niteliğe sahip olan ya da ayrı bir zam/unvan alan kişiyi çekemiyorlar, onun gerisinde kaldıkları için veya bu kişinin çıta yükseltmesinden hoşlanmadıkları için dışlıyorlar. Aralarından birinin yönetici olması bekleniyorsa, onun olmasını istemiyorlar. Çete halinde o kişiye saldırıyorlar" diye konuşuyor.

Arpacıoğlu, çete halinde yapılan zorbalıkta, öncelikle bu kişinin dışlandığını, hakkında dedikodular üretildiğini, bu kişiyle konuşulmadığını, konuşulduğu zaman ise son derece aşağılayıcı şeyler söylendiğini ya da bu kişinin eşyalarının kurcalandığını vurgulayarak, "Sürekli haksız suçlamalar yapılır, küçük düşürülür, kişi ortamda zavallı durumuna getirilir, kişiye hazmedilemeyecek ve cevap verilemeyecek laflar söylenir, herkesin karşısında rezil edilir ve kişi bunun nedenini anlayamaz. Duygu ve düşünce olarak da, telefonla ya da benzer yollardan taciz edilir, kişiye duygusal olarak eziyet çektirilir" diyor.

Zorbalığın genelde üst yönetici tarafından yapıldığını anlatan Endüstri Mühendisi Arpacıoğlu, "Kadın ve erkeklerde zorbalık aynı oranda yapılmaktadır. Fakat erkek yöneticiler sayıca çok fazla olduğu için, zorbalık yapan çoğunluğun 35-45 yaşlar arasındaki eğitimli erkekler olduğunu görüyoruz. Ama kadınlar da yönetici olduklarında sıkı birer zorba oluyorlar, onu da ayrıca belirtmek gerek" diye konuşuyor.

Arpacıoğlu, genellikle zorbalık yapan kişilerin yüzde 81'inin mağdurun üstü, yüzde 14'inin eşiti veya çalışma arkadaşı, yüzde 5'inin astı olduğunu belirtirken, kurbanların ise yüzde 77'sinin kadın olduğunu bildiriyor.

Araştırmaların, erkeklerin yüzde 69 oranında kadınlara, kadınların ise yüzde 84 oranında kadınlara zorbalık yaptığını ortaya koyduğunu kaydeden Arpacıoğlu, "Yani kadının dişi erkeğe değil, kadına geçiyor, erkekle uğraşamıyorlar. Oysa erkeğin dişi kadına hep geçiyor zaten. Dolayısıyla bunlar çok önemli istatistikler" diyor.

ZORBALIĞIN SEBEPLERİ

Endüstri Mühendisi ve Eğitimci Danışman Gülcan Arpacıoğlu'nun verdiği bilgiye göre, zorbalığın yüzde 58'i, kurban boyun eğmeyi reddettiği ve kontrole direnç gösterdiği için, yüzde 56'sı kurbanın zorbalık yapan kişiden iş konusunda daha üstün olmasından kaynaklanan çekememezlik sebebiyle, yüzde 49'u kurbanın sosyal yetenekleri, olumlu tavırları ve iş yerindekilerce sevilmesi sebebiyle, yüzde 46'sı kurbanın kurum içinde yanlış giden olguları otoritelere bildirmesinin ispiyonculuk gibi algılanması ve yüzde 42'si de zorbanın acımasız kişiliğinden kaynaklanıyor.

Bir-iki kere yapılan şeyin zorbalık olmadığını belirten Arpacıoğlu, "Davranışların zorbalık sayılması için sistemli, uzun süreli, - en az 6 ay-, sık sık ve hatta örgütlenerek, çeteleşerek yapılması gerekir" diye konuşuyor. Arpacıoğlu, kurumsal yapı olarak kamu, bankacılık, eğitim, sağlık sektörü ve aile şirketlerinin zorbalık yapılmasına daha müsait ortamlar olduğunu ifade ederek, "Buna ek olarak, orta kademe yöneticilerin eğitim seviyesi düşükse ve değişime kapalı kişilerse; zorbalık yapma ihtimalleri artar" diyor.

Arpacıoğlu, zorbalığa uğrayan kişinin, bunu kimseyle paylaşamadığına dikkat çekerek, "Asıl sorun buradan kaynaklanıyor, zorbalık mağduru içe dönüyor, kendinden şüphe ediyor fakat bunu ne eşine, ne yakın bir arkadaşına, ne de iş yerinden birine anlatıyor. Zaten bununla ilgili bir merci oluşturulmuş değil. Örneğin, insan kaynaklarına gidip başvuramıyor, başvursa da sonuç alamıyor. Dolayısıyla yoğun depresyon başlıyor. Depresyonun sonrasında çeşitli ağrılar, yüksek tansiyon vb. yaşanıyor ve bu durum hastalanmalara kadar gidiyor, kişi en sonunda çalışamayacak hale geliyor ve işten ayrılıyor. Ayrıca kişinin psikolojik sorunlar yaşaması da söz konusu. Örneğin kaygı, stres, yoğun endişe, panik atak, alerji ve uyku bozuklukları oluşabiliyor" diye konuşuyor.

'ZORBAYA DİRENİLMELİ'

Öncelikle kişinin, dirençli ve cesur olmayı öğrenmesi gerektiğini kaydeden Arpacıoğlu, "Zorbaya karşı direnmeli, kendi hakkını aramalı, kendine saygı duymalı, değerini bilmeli, öneminin farkına varmalı. Yani kişiler, nazikçe, biraz dişini göstermeli. Beden diliyle, sakin ses tonuyla varlığının gücünü hissetmeli" diyor.

Endüstri Mühendisi Arpacıoğlu, gerekirse kişinin, tıbbi ve psikolojik yardım alması gereğine işaret ederek, "Stres, panik ve çaresizlik için mutlaka yardım almak gerekir. İş arkadaşlarıyla, eşiyle, herkesle bunu paylaşmak gerekir. Paylaşılmadığı zaman bu durum, bedenle ilgili ağır hastalıklara yol açabilir. Eğer kişi her türlü yardımı aldığı halde, dayanamıyorsa en son şey, kişinin iş araması, hatta hemen istifa etmesidir. Çünkü travma sonrası stres bozukluğu, psikolojik bozukluklar, derin hastalıklar ve yüksek tansiyonlar ile yaşamaktansa başka bir yerde şansını denemek daha mantıklı bir yoldur" diye konuşuyor.

Zorbalığa uğrayan kişi dışındaki çalışanlara da birtakım görevler düştüğünü söyleyen Arpacıoğlu, "Eğer yapılan zorbalıkla ilgili bilginiz varsa ve zorbalığa uğrayan kişinin bu kavram hakkında bilgisi olmadığını hissediyorsanız, o kişiyi uyarmalı ve bu konuda bilgilerinizi aktarmalısınız. Burada amaç, farkındalık oluşturmaktır. Bununla birlikte, arkadaşınıza ya da bir başka çalışana yapılan kötü muameleye karşı tepkisiz ve duyarsız kalmamak gerekir. Bu bağlamda, zorbalık kurbanına yardım edilmeli ve kişi desteklenmelidir. Ayrıca, kişi insan kaynaklarına ya da bir üst yönetime başvuruda bulunduğu zaman, kişinin maruz kaldığı zorbalığa şahitlik etmek de yerinde bir davranış olacaktır" diyor.

'ZORBALIĞIN YAZILI TANIMI YAPILMALI'

Arpacıoğlu, zorbalığın, doğrudan şirketlerin kendi personelinin bilgi yönetiminin, envanterinin kurulmasında temel oluşturulacak iyi kişilerin kaybedilmesine yol açan bir olgu olduğunu vurgulayarak, "İşten ayrılmanın, çıkarmanın, yeni istihdam bulunmasının ve eğitilmesinin masrafları da göz önünde bulundurulursa, zorbalığın ortadan kaldırılması en çok kurum yararınadır. Bu sebeplerden dolayı, öncelikle zorbalık konusunda farkındalık oluşturmak gerekir. Bu farkındalık, Ticaret Odası, iş hukukuyla ilgilenen kurumlar, Çalışma Bakanlığı, yeniden yapılandırma konusunda hizmet veren danışmanlık şirketleri ve insan kaynakları ile ilgili kurumlar yardımıyla oluşturulmalıdır" diye konuşuyor.

Ayrıca, üst düzey yöneticilerin zorbalık kavramını bilmesi ve iş yerinde zorbalık konusunun şirket politikası ile bütünleştirilmesi gerektiğini kaydeden Arpacıoğlu, "Kurumun misyonu ve vizyonu tanımlanırken buna tolerans gösterilmeyeceği bir şekilde ifade edilmelidir ve uyumlu iş yeri kuralları, iş etiği ile pekiştirilmelidir. Kurum kültürü değişmez değildir. Dolayısıyla, zorbalığın yazılı tanımının yapılması gerekir. Çalışanlar hangi sorunla karşılaştıklarında nereye başvurmaları gerektiğini bilmelidirler" diyor.

Endüstri Mühendisi Gülcan Arpacıoğlu, Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde insan kaynakları yöneticilerine bu anlamda büyük görevler düştüğünü belirterek, "Çünkü Avrupa Birliği, 'zorbalık-mobbing-bullying' olarak adlandırdığımız olguyu kabul etmiş ve iş kanunları arasına, kurbanları koruyan ve zorbaları cezalandıran yasaları yerleştirmiştir. Kurumlar, en azından çalışanlarını seçerken, eğitim ve tecrübe gibi yetkinliklerin yanı sıra, kişilerde iletişim tarzına ve görgü kurallarına uyup uymadığına dikkat etmelidir. Kurumun etiğinin içinde bu olguya karşı tedbirler yer almalıdır. Devletin kurumları ve kanun koyucular da milyonlarca insanı ve ailelerini etkileyen bu toplumsal yaraya karşı duyarlı davranmaya başlamalı, bir an önce tüm sektörlerde ve kamuda yapılacak araştırmaları desteklemeli ve karşı tedbir almaya kurumları teşvik edecek yasaları, Avrupa standartlarından örnek alarak oluşturmalıdırlar" diye konuşuyor.

 

 

 

Google Groups [Mobbing_Türkiye]
Browse Archives

Mobbing_Turkıye Paylaşım Forumu

 İş yerinde yaşadıklarınızı paylaşma amacımız ortak bir bilinç oluşturmak ve daha çok çalışana yalnız değilsiniz demek.Gizlilik prensibi esas alınacaktır.

  • İletişim biçimi ve etkileri.
  • Sosyal ilişkilere saldırı
  • İtibara saldırı
  • Yaşam ve iş kalitesine saldırı
  • Sağlığı etkileyecek derecede baskı
  • Stresli bir ortam
  • Çatışma ve mobbing

 

Zamanla mobbing magduru kişler uykusuzluk, iştahsızlık, depresyon, sıkıntı, ve panik ataklar yaşamaya başlar. SONUÇ HER ZAMAN İŞTEN ATILMA VEYA KURUMSAL İŞTEN ÇIKARMA DİYEBİLECEĞİMİZ KİŞİNİN İSTİFASI DIR. Avrupalı uzmanlar, bu saldırıya uğrayan bir kişinin topluma maliyetinin, yıllık gelirinden fazla olduğunu ileri sürüyorlar. İşin en acı yanı, gelişmekte olan ülkelerde çok sayıda çalışanın benzer durumda olması; ama, bunu bir hastalık olarak görmemesi...
Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Bu süreç, bireyin zarar veren ve saygısız davranışlara hedef alınmasıyla başlar. Bu davranışlar, işyerlerinde çok farklı biçimlerde ve sürekli olarak sergilenmektedir. Bu olgu, yeni milenyumun işyerlerinde karşılaşılan en ciddi sorunlarından biridir.
Mobbin bir suç olmasına rağmen, “mobbing” davranışları, örgüt yönetimleri tarafından özel bir strateji olarak görmezlikten gelinmiş, müsamaha gösterilmiş, yanlış anlamlandırılmış ya da gerçekten teşvik edilmiştir. Doğal olarak mağdurlar, kendilerini savunurken 'Kimi, kime şikayet edecekleri' gibi bir açmazı yaşanmaktadırlar.
İNGİLTEREDE ÇALIŞANLARIN % 54’Ü, ALMANYADA
 %11 İ BİLDİRİLMİŞ MOBBİNG MAGDURUDUR. ULUSLARARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ RAPORUNDA BAZI MESLEK GRUPLARINDA ÇALIŞANLARIN %95 İ BU SALDIRIYA MARUZ KALMAKTADIR.

TÜRKİYE’DE ÖZEL İŞYERLERİNİN % 90’INDA RESMİ KURUMLARIN % 60’INDA İNSANLAR MOBBING MAĞDURUDUR.

 

Gruba katılabilirsinz.

Grup mail adresi

Mobbing Türkiye mail grubu