Gezinme

    Gezinme

    En son site faaliyeti

    KURAN PEYGAMBERİMİZ (S.A.S ) İÇİN KONUŞTU.

    ŞİİR ŞAİR KURAN DİN Kuran kadın için konuştu Kuran Kuran için konuştu Kuran Peygamberimiz (S.A.S)için konuştu. YAŞAMIMA RENK KATANLAR ONLAR Unutulan manşetler 1-Şiir sayfam 2-şiir sayfam Dini şiirler Eşime şiirler Mevlana şiirleri Gezgin çocuğun şiirleri Tarihi şiirler Siyasi şiirler

    Kuran Peygamberimiz (S.A.S)için konuştu.

    yald_zl___allah_cc_.gif

    KURAN
    PEYGAMBERİMİZ (S.A.S.)
    İÇİN
    KONUŞTU

    4-MEALDEN-İNCELEME

    NOT. BEN İSMAİL UYSAL ÖZDEN ÖZGÜR SADECE AYETLERİ AYIRDIM KONULARINA GÖRE. ASLA KENDİ FİKRİM YADA KATKIM YOKTUR BU ÇALIŞMADA.SAYGILARIMLA ( RABBİM YÜZÜMÜ KARA ÇIKARMA )

    K O N U L A R

    1-RABBİM ALLAH ELÇİSİNE DİYOR Kİ.(1-----43 )

    2-PEYGAMBERİM VE CİNLER.(42----46)

    3-YÜCE PEYGAMBERİMİZE ÖZE.(47--103 )

    4-PEYGAMBERİMİZE ALLAH'IN YARDIMI VE UYARILAR;.(104-147)

    5-ASRISAADETTE VE SONRASINDA KÖTÜLER ,CEZALARI.(148-182)

    6-PEYGAMBERİMİZ VE ÖTEKİ ALEMLER.(183-187)

    7-PEYGAMBERİMİZE DE Kİ DİYE VURGU YAPILAN AYETLER.(188-245)
    .
    8-TAKVA SAHİPLERİNE MESAJLAR.(246-274)

    9-PEYGAMBERİMİZ ,EŞLERİ VE KADINLAR.(275-290)

    10- KONU DIŞI AMA YAZMADAN GEÇEMEDİĞİM AYETLER.(291-327)

    ----1----

    RABBİM ALLAH ELÇİSİNE, DİYOR Kİ


    A L A K S U R E S İ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALAK 19-Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş!
    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALAK 19-Hayır, sakın onu dinleme de, secde et ve yaklaş!
    DİYANET MEALİ
    ALAK 19.Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!
    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALAK – 19 Hayır, ona boyun eğme; (Rabbine) secde et ve yaklaş!

    K A L E M S U R E S İ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KALEM 8. O halde, yalanlayanlara itaat etme!
    KALEM 48. Artık Rabbinin hüküm vermesi için sabret! Balığın dostu Yûnus gibi olma! Hani o, hıçkırıktan boğulur bir halde yakarmıştı.
    KALEM 51. O küfre sapanlar, Zikir'i/Kur'an'ı işittiklerinde az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi. "Bu tam bir cinlidir." diyorlardı.


    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KALEM 8-O halde tanıma o yalan diyenleri!
    KALEM 48-O halde Rabbinin hükmüne sabret de balık sahibi (Yunus peygamber) gibi olma! Hani o, öfkeye boğulmuş da seslenmişti.
    KALEM 51-Ve gerçekten o küfredenler o zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı; bir de durmuşlar: "O şüphesiz bir deli." diyorlar.


    DİYANET MEALİ
    KALEM 8. O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!
    KALEM 48. Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.
    KALEM 51. O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç şüphe yok o bir delidir" derler.


    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KALEM 8 - Öyleyse yalanlayanlara itâ'at etme.
    KALEM 48 - Sen Rabbinin hükmüne sabret, balık sâhibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutkunarak (Allah'a) seslenmişti.
    KALEM 51 - O inkâr edenler Zikri(Kur'ân)'ı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. "O mecnundur" diyorlardı.


    MÜZZEMMİL SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜZZEMMİL 1. Ey giysisine bürünüp yatan!
    MÜZZEMMİL 2. Geceleyin kalk! Kısa bir süre hariç,
    MÜZZEMMİL 3. Gecenin yarısını ayakta ol yahut bundan biraz eksilt!
    MÜZZEMMİL 4. Yahut buna biraz ekle! Ve Kur'an'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku!
    MÜZZEMMİL 5. Doğrusu, biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.
    MÜZZEMMİL 7. Kuşkusuz, gündüz boyu senin için uzun bir dolaşma/yoğun bir uğraş vardır.
    MÜZZEMMİL 8. Rabbinin adını an ve tüm benliğinle O'na yönel!
    MÜZZEMMİL 10. Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan.
    MÜZZEMMİL 11. Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.
    MÜZZEMMİL 20. Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. O HALDE KUR'AN'DAN, KOLAY GELENİ OKUYUN. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah'ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O HALDE KUR'AN'DAN, KOLAY GELENİ OKUYUN! Namazı kılın! Zekâtı verin. Güzel bir ödünçle Allah'a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan af dileyin. Hiç kuşkusuz, Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜZZEMMİL 1-Ey o örtünen,
    MÜZZEMMİL 2-gece kalk, pek azı hariç,
    MÜZZEMMİL 3-yarısı, yahut ondan biraz eksilt (yarısından az kalk)
    MÜZZEMMİL 4-veya artır (buna ilave et, yarısından ziyade kıl) ve Kur'an'ı ağır ağır, güzel güzel oku!
    MÜZZEMMİL 5-Çünkü Biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz;
    MÜZZEMMİL 7-Çünkü sana gündüzün uzun bir yüzüş vardır (birçok meşguliyetin vardır).
    MÜZZEMMİL 8-Rabbinin ismini an ve herşeyden kesilerek O'na çekil (O'na bütün varlığınla yönel)!
    MÜZZEMMİL 10-Başkalarının sözlerine sabret ve onları güzel bir terkedişle terket
    MÜZZEMMİL 11-Refah ve zevk sahibi o inkarcıları Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
    MÜZZEMMİL 20-Gerçekten Rabbin biliyor ki sen, muhakkak gecenin üçte ikisine yakınını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçiriyorsun, beraberinde bulunan bir grup da (böyle yapıyor). Oysa geceyi, gündüzü Allah takdir eder. Sizin bundan ötesini başaramayacağınızı bildiği için size lütuf ile muamelede bulundu. BUNDAN BÖYLE KUR'AN'DAN KOLAYINIZA GELENİ OKUYUN; O, içinizden hastaların olacağını, diğer bir kısmının Allah'ın lütfundan bir kar aramak üzere yeryüzünde yol tepeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bilmektedir; O HALDE O (KUR'AN)DAN KOLAYINIZA GELENİ OKUYUN; namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a karz-ı hasen verin! Kendi hesabınıza hayır olarak ne (iyilik) yapıp gönderirseniz, onu Allah yanında daha hayırlı ve karşılık olarak daha büyük bulacaksınız. Allah'tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    DİYANET MEALİ
    MÜZZEMMİL 1. Ey örtünüp bürünen (Resûlüm)!
    MÜZZEMMİL 2. Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl.
    MÜZZEMMİL 3. (Gecenin) yarısı (kıl). Yahut bunu biraz azalt.
    MÜZZEMMİL 4. Ya da bunu çoğalt ve Kuran’ı tane oku.
    MÜZZEMMİL 5. Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
    MÜZZEMMİL 7. Zira gündüz vakti, sana uzun bir mesguliyet var.
    MÜZZEMMİL 8. Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel.
    MÜZZEMMİL 10. Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.
    MÜZZEMMİL 11. Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
    MÜZZEMMİL 20. (Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah’tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. ARTIK, KURAN’DAN KOLAYINIZA GELENİ OKUYUN. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah’ın lütfündan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O HALDE KURAN’DAN KOLAYINIZA GELENİ OKUYUN. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.


    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜZZEMMİL 1 Ey örtüsüne bürünen,
    MÜZZEMMİL 2 Geceleyin kalk (namaz kıl); yalnız gecenin birazında (uyu).
    MÜZZEMMİL 3 Gecenin yarısında (kalk) yahut bundan biraz eksilt.
    MÜZZEMMİL 4 Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.
    MÜZZEMMİL 5 Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.
    MÜZZEMMİL 7 Çünkü gündüz, senin uzun süre uğraşacağın şeyler vardır.
    MÜZZEMMİL 8 Rabbinin adını an ve bütün gönlünle O'na yönel.
    MÜZZEMMİL 10 Onların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl.
    MÜZZEMMİL 11 Beni ve o ni'met sâhibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver.
    MÜZZEMMİL 20 Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını; Seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allâh, sizin onu sayamayacağınızı (zamanı hesabedip gecenin belli sâ'atlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. Artık (belli bir sâ'at gözetmeden) KUR'ÂN'DAN KOLAYINIZA GELENİ OKUYUN (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın, kendinizi zorlamayın.) Allâh, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allâh'ın lutfunu arayan başka kimseler ve Allâh yolunda savaşan daha başka insanlar bulunacağını bilmiştir. ONUN İÇİN KUR'ÂN'DAN KOLAYINIZA GELDİĞİ KADAR OKUYUN. Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için verdiğiniz hayırları, Allâh katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükâfâtça daha büyük bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allâh, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.



    MÜDDESİR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜDDESSİR1. Ey giysisine bürünüp kenara çekilen!
    MÜDDESSİR 2. Kalk da uyar!
    MÜDDESSİR 3. Rabbinin yüceliğini duyur!
    MÜDDESSİR 4. Temizle giysilerini!
    MÜDDESSİR 5. Uzaklaştır kendinden pisliği!
    MÜDDESSİR 6. Çok bularak başa kakma yaptığın iyiliği!
    MÜDDESSİR 7. Ve yalnız Rabbin için dayanıklı kıl benliği!
    MÜDDESSİR 11. Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜDDESSİR 1 -Ey (sarılıp) bürünen,
    MÜDDESSİR 2- kalk artık uyar,
    MÜDDESSİR 3- ve Rabbini artık büyükle,
    MÜDDESSİR 4- elbiseni artık temizle,
    MÜDDESSİR 5- pislikleri artık uzaklaştır,
    MÜDDESSİR 6- çoksunarak (yaptığını çok görerek) başa kakma
    MÜDDESSİR 7 -ve Rabbin (rızası) için sabret!
    MÜDDESSİR 11 -Bana bırak temtek olarak yarattığım o herifi,

    DİYANET MEALİ
    MÜDDESSİR 1. Ey bürünüp sarınan (Resulüm)!
    MÜDDESSİR 2. Kalk ve (insanları) uyar.
    MÜDDESSİR 3. Sadece Rabbini büyük tanı.
    MÜDDESSİR 4. Elbiseni tertemiz tut.
    MÜDDESSİR 5. Kötü şeyleri terk et.
    MÜDDESSİR 6. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
    MÜDDESSİR 7. Rabbinin rızasına ermek için sabret.
    MÜDDESSİR 11. Tek olarak yarattığım, kimseyi bana bırak,

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜDDESSİR 1 Ey örtüsüne bürünen,
    MÜDDESSİR 2 Kalk, uyar.
    MÜDDESSİR 3 Rabbini tekbir et (O'nun büyüklüğünü an),
    MÜDDESSİR 4 Elbiseni temizle,
    MÜDDESSİR 5 Pislikten kaçın.
    MÜDDESSİR 6 Verdiğini çok bularak başa kakma.
    MÜDDESSİR 7 Rabbin için sabret.
    MÜDDESSİR 11 Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım.


    DUHA SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    DUHA 1. Yemin olsun kuşluk vaktine,
    DUHA 2. Gelip oturduğu vakit geceye ki,
    DUHA 3. Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
    DUHA 4. Sonrası, senin için öncesinden elbette ki daha mutlu ve kutlu olacaktır.
    DUHA 5. Rabbin sana verecek de sen hoşnut olacaksın!
    DUHA 6. O seni bir yetim olarak bulup da barınağa kavuşturmadı mı?
    DUHA 7. Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi?
    DUHA 8. Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?
    DUHA 9. O halde, yetimi örseleme,
    DUHA 10. Yoksulu/dilenciyi azarlama!
    DUHA 11. Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    DUHA 1-Andolsun kuşluk vaktine
    DUHA 2-ve dindiği zaman o geceye ki,
    DUHA 3-Rabbin sana veda etmedi ve darılmadı!
    DUHA 4-Ve kesinlikle senin için sonu önünden (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır.
    DUHA 5-ileride Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın!
    DUHA 6-O, seni bir yetim iken barındırmadı mı?
    DUHA 7-Seni, yol bilmez iken (doğru) yola koymadı mı?
    DUHA 8-Seni bir yoksul iken zengin etmedi mi?
    DUHA 9-Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama)!
    DUHA 10-El açıp isteyeni de azarlama!
    DUHA 11-Fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat!

    DİYANET MEALİ
    DUHA 1. Andolsun kuşluk vaktine
    DUHA 2. Ve sükûna erdiğinde geceye ki,
    DUHA 3. Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.
    DUHA 4. Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.
    DUHA 5. Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın.
    DUHA 6. O, seni yetim bulup barındırmadı mı?
    DUHA 7. Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?
    DUHA 8. Seni fakir bulup zengin etmedi mi?
    DUHA 9. Öyleyse yetimi sakın ezme.
    DUHA 10. El açıp isteyeni de sakın azarlama.
    DUHA 11. Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    DUHA 1 Kuşluk vaktine andolsun,
    DUHA 2 Sâkinleşen geceye andolsun ki,
    DUHA 3 Rabbin, seni bırakmadı ve sana darılmadı.
    DUHA 4 Senin sonun, ilkinden iyi olacaktır.
    DUHA 5 Rabbin, sana verecek ve sen râzı olacaksın.
    DUHA 6 O, seni yetim bulup barındırmadı mı?
    DUHA 7 Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?
    DUHA 8 Seni fakir bulup zengin etmedi mi?
    DUHA 9 Öyleyse sakın öksüzü ezme,
    DUHA 10 Dilenciyi azarlama.
    DUHA 11 Ve Rabbinin ni'metini anlat.


    İNŞİRAH SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İNŞİRAH 1. Açıp genişletmedik mi senin göğsünü!
    İNŞİRAH 2. İndirmedik mi üzerinden ağır yükünü!
    İNŞİRAH 3. Ki o, belini çatırdatmıştı senin.
    İNŞİRAH 4. Ve yüceltmedik mi senin şanını!
    İNŞİRAH 5. Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var!
    İNŞİRAH 6. Zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak var!
    İNŞİRAH 7. O halde, boşalır boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul!
    İNŞİRAH 8. Ve yalnız Rabbine yönelip doğrul!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İNŞİRAH 1-Senin için bağrını açmadık mı?
    İNŞİRAH 2-İndirmedik mi senden o yükünü?
    İNŞİRAH 3-O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü?
    İNŞİRAH 4-Senin şanını yüceltmedik mi?
    İNŞİRAH 5-Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var.
    İNŞİRAH 6-Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!
    İNŞİRAH 7-O halde boş kaldığında yine kalk yorul!
    İNŞİRAH 8-Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!

    DİYANET MEALİ
    İNŞİRAH 1. Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
    İNŞİRAH 2. Yükünü senden alıp atmadık mı?
    İNŞİRAH 3. O senin belini büken yükü .
    İNŞİRAH 4. Senin şanını ve ününü yüceltmedik mi?
    İNŞİRAH 5. Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.
    İNŞİRAH 6. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.
    İNŞİRAH 7. Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul,
    İNŞİRAH 8. Yalnız Rabbine yönel.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ

    İNŞİRAH 1 Biz senin (bunalan) göğsünü açmadık mı (ondaki bunalımları, sıkıntıları giderip, onu ilim, hikmet ve huzur ile genişletmedik mi)?
    İNŞİRAH 2 Ve atmadık mı senin üzerinden yükünü?
    İNŞİRAH 3 Ki (o, ağırlığından) sırtını çatırdatmıştı!
    İNŞİRAH 4 Senin şânını yükseltmedik mi?
    İNŞİRAH 5 Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
    İNŞİRAH 6 Evet, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
    İNŞİRAH 7 O halde (işlerinden) boşaldığın zaman (ibâdete) dur.
    İNŞİRAH 8 Rabb'ine niyaz et, yalvar.


    KEVSER SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KEVSER 1. Hiç kuşkusuz, biz verdik sana Kevser'i/iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, soy ve aydınlığın tükenmezini.
    KEVSER 2. O halde, sen de Rabbin için namaz kıl ve göğsünü gererek dimdik dur/sağ elini sol elinin üzerine koyup kıyam et/namazı vakti girer girmez kıl/kavrayışını bilgi ile derinleştir/eti yenecek hayvan kes!
    KEVSER 3. Kuşkun olmasın ki ebter/soyu kesik, seni kötüleyenin ta kendisidir!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KEVSER 1-Muhakkak Biz, sana Kevseri'i verdik.
    KEVSER 2-Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!
    KEVSER 3-Doğrusu sana kin besleyendir soyu kesik olan!

    DİYANET MEALİ
    KEVSER 1. (Resûlum!) Kuskusuz biz sana Kevser'i verdik.
    KEVSER 2. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes.
    KEVSER 3. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KEVSER 1 Biz sana Kevser'i (bol ni'met, ilim ve büyük şeref) verdik.
    KEVSER 2 Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve nahret (kurban kes veya ellerini boğazına kadar kaldırıp tekbir al).
    KEVSER 3 Asıl sonu kesik olan, sana buğz edendir.


    NECM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NECM 29. Bizim zikrimizden/Kur'an'ımızdan yüz çeviren ve iğreti dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden, sen de yüz çevir
    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NECM 29-O halde sen de Bizi anmaktan yüz çevirip de dünya hayatından ötesini istemeyen kimselere bakma!
    DİYANET MEALİ
    NECM 29. Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere yüz verme.
    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NECM 29 Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünyâ hayâtından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir.


    ABESE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ABESE 1. Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
    ABESE 2. Yanına kör adam geldi diye.
    ABESE 3. Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
    ABESE 4. Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
    ABESE 5. O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,
    ABESE 6. Ki sen ona yöneliyorsun;
    ABESE 7. Sana ne onun arınmasından!
    ABESE 8. O, koşarak sana gelen var ya;
    ABESE 9. Odur içine ürperti düşen.
    ABESE 10. Sen ona aldırmazlık ediyorsun.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ABESE 1-Ekşidi (yüzünü ekşitti) ve döndü.
    ABESE 2-Ona ama(kör) geldi diye.
    ABESE 3-Ne bilirsin, belki o temizlenecek.
    ABESE 4-Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.
    ABESE 5-Ama ihtiyaç duymayana gelince,
    ABESE 6-sen onun sesine özeniyorsun.
    ABESE 7-Onun temizlenmemesinden sana ne!
    ABESE 8-Ama sana can atarak gelen,
    ABESE 9-içinde saygı duyarak gelmişken,
    ABESE 10-sen ondan tegafül ediyor (ona ilgi göstermiyor) sun.

    DİYANET MEALİ
    ABESE l. (Peygamber), yüzünü ekşitti ve geri döndü.
    ABESE 2. Âmâ ‘nın kendisine gelmesinden ötürü
    ABESE 3. Belki o temizlenecek,
    ABESE 4.Yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
    ABESE 5. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince,
    ABESE 6. Sen ona yöneliyorsun,
    ABESE 7. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
    ABESE 8. Fakat koşarak sana gelen ,
    ABESE 9. Ve (Allah'tan) korkarak gelenle ,
    ABESE 10.Sen onunla ilgilenmiyorsun.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ABESE 1 Surat astı ve döndü;
    ABESE 2 Kör geldi diye.
    ABESE 3 Ne bilirsin belki o arınacak?
    ABESE 4 Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
    ABESE 5 Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince;
    ABESE 6 Sen ona yöneliyorsun.
    ABESE 7 Onun arınmamasından sana ne?
    ABESE 8 Fakat koşarak sana gelen,
    ABESE 9 Saygılı olarak gelmişken,
    ABESE 10 Sen onunla ilgilenmiyorsun.


    KIYAMET SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KIYAMET 16. Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!
    KIYAMET 17. Onu toplamak ve okumak bize düşer.
    KIYAMET 18. O halde, biz onu okuduğumuzda, sen onun okunuşunu izle.
    KIYAMET 19. SONRA ONU AÇIKLAMAK DA BİZİM İŞİMİZ OLACAKTIR.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KIYAMET 16-Depretme ona dilini telaşından onu (tekrarlamak için)!
    KIYAMET 17-Çünkü onun derlenip toplanması Bize aittir!
    KIYAMET 18-Biz onu (Kur'an'ı) okuduğumuz zaman okuduğunu takip et!
    KIYAMET 19-SONRA ONUN AÇIKLAMASI DA YİNE BİZE AİTTİR.

    DİYANET MEALİ
    KIYAMET 16. (Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
    KIYAMET 17. Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.
    KIYAMET 18. O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.
    KIYAMET 19. SONRA ŞÜPHEN OLMASINKİ, ONU AÇIKLAMAK DA BİZE AİTTİR.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KIYAMET 16 (Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.
    KIYAMET 17 Onu (senin kalbinde) toplamak ve (sana) okumak bize düşer.
    KIYAMET 18 O halde sana Kur'ân'ı okuduğumuz zaman onun okunuşunu izle.
    KIYAMET 19 SONRA ONU AÇIKLAMAK DA BİZE DÜŞER.


    KAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KAF 45. Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. SEN ONLARIN ÜSTÜNE BİR ZORBA DEĞİLSİN. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur'an'la öğüt ver.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KAF 45-Biz onların ne söylediklerini çok iyi biliyoruz. SEN DE ONLARA KARŞI BİR ZORBA DEĞİLSİN. Şimdi benim tehditlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüt ver!

    DİYANET MEALİ
    KAF 45. Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. SEN ONLARIN ÜZERİNDE BİR ZORLAYICI DEĞİLSİN. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KAF 45 Biz onların ne dediklerini biliyoruz. SEN ONLARIN ÜSTÜNDE BİR ZORLAYICI DEĞİLSİN,
    sadece tehdidimden korkanlara Kur'ân ile öğüt ver.


    BELED SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    BELED 1. Yemin ederim bu kente ki, iş onların sandığı gibi değildir!
    BELED 2. Sen bu kente mahremsin/bu kente gireceksin.
    BELED 12. Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?
    BELED 13. Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.
    BELED 14. Yahut da açlık ve perişanlık gününde doyurmaktır o,
    BELED 15. Yakındaki bir yetimi,
    BELED 16. Yahut ezilmiş-boynu bükük bir yoksulu.
    BELED 17. Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı öneren, merhameti öneren kişilerden olmaktır o.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    BELED 1-Yo... yemin ederim bu beldeye!
    BELED 2-Sen bu beldede oturmaktayken.
    BELED 12-Bildin mi, nedir o sarp yokuş?
    BELED 13-Esir bir boyun kurtarmak (bir köle azad etmek)
    BELED 14-Ya da salgın bir açlık gününde yemek yedirmektir.
    BELED 15-Yakınlığı olan bir yetime
    BELED 16-veya toprak döşenen (hiçbir varlığı olmayan) bir yoksula. . .
    BELED 17 Sonra da o iman edip de sabrı tavsiyeleşen ve merhamet tavsiyeleşenlerden olandır.

    DİYANET MEALİ
    BELED l. Andolsun bu beldeye ,
    BELED 2. Ki sen bu beldedesin ,
    BELED 12.O sarp yokuş nedir bilir misin?
    BELED 13. Köle azat etmek,
    BELED 14.Veya açlık gününde yemek yedirmektir,
    BELED 15.Yakınlığı olan bir yetime
    BELED 16.Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.
    BELED 17. Sonra iman edenlerden, birbirlerine Sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    BELED 1 Yoo, and içerim bu kente,
    BELED 2 Ki sen bu şehire girmekte(burada yaşamakta)sın.
    BELED 12 Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
    BELED 13 Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek,
    BELED 14 Yahut açlık gününde doyurmaktır:
    BELED 15 Akrabâ olan yetimi,
    BELED 16 Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu.
    BELED 17 Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.


    TARIK SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TARIK 2. Nereden bileceksin sen nedir Târık?
    TARIK 3. Parlayan, ışığıyla karanlığı delen yıldızdır o.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TARIK 2-Bildin mi Tarık nedir?
    TARIK 3-O karanlığı delen (parlak) yıldızdır.

    DİYANET MEALİ
    TARIK 2. Tarıkın ne olduğunu nereden bileceksin?
    TARIK 3. (O, karanlığı) delen yıldızdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TARIK 2 Târık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
    TARIK 3 Parlayan yıldızdır.

    A’RAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    A’RAF 2.Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak... O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.
    A’RAF 6.YEMİN OLSUN, KENDİLERİNE ELÇİ GÖNDERİLENLERİ MUHAKKAK HESABA ÇEKECEĞİZ; GÖNDERİLEN ELÇİLERİ DE MUTLAKA HESABA ÇEKECEĞİZ.
    A’RAF 101.İşte o kentler/medeniyetler! Haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz sana. Andolsun, resulleri onlara açık-seçik deliller getirmişti. Ama daha önce yalanlamış oldukları için inanmadılar. Küfre sapanların kalplerini Allah işte böyle mühürler.
    A’RAF 205.Rabbini, öz benliğinin içinde yalvarıp ürpererek, BAĞIRTILI OLMAYAN BİR SESLE sabah-akşam zikret. Sakın gafillerden olma.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    A’RAF 2-Bu, kendisiyle uyarasın diye ve mü'minlere bir ihtar olmak üzere sana indirilen bir kitaptır; sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın!
    A’RAF 6-SONRA KESİNLİKLE, PEYGAMBER GÖNDERİLEN ÜMMETLERE SORACAĞIZ; KESİNLİKLE GÖNDERİLEN PEYGAMBERLERE DE SORACAĞIZ;
    A’RAF 101-İşte o ülkeler -ki, sana bunların başlarına gelenlerden bazılarını naklediyoruz- andolsun ki, onlara peygamberleri açık deliller ile geldiler. Daha önce inkar etmeyi adet edindikleri için, iman etmek istemediler. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler!

    A’RAF 205-Sabah ve akşamları içinden yalvararak, gizlice ve KENDİN İŞİTECEK KADAR BİR SESLE Rabbini zikret de gafillerden olma!

    DİYANET MEALİ
    A’RAF 2. (Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın.
    A’RAF 6. ELBETTE KENDİLERİNE PEYGAMBER GÖNDERİLEN KİMSELERİ DE, GÖNDERİLEN PEYGAMBERLERİ DE MUTLAKA SORGUYA ÇEKECEĞİZ!
    A’RAF 101. İşte o ülkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
    A’RAF 205. Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, YÜKSEK OLMAYAN BİR SESLE sabah aksam Rabbini an. Gafillerden olma.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    A’RAF 2 (Bu,) Sana indirilen bir Kitaptır. Onunla (insanları) uyarman ve insanlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın (hiç kuşkulanma, tasalanma, bu tamamen Allâh tarafındandır. Sen hemen insanları uyar).
    A’RAF 6 HEM KENDİLERİNE ELÇİ GÖNDERİLMİŞ OLANLARA SORACAĞIZ, HEM DE GÖNDERİLEN ELÇİLERE SORACAĞIZ.
    A’RAF 101 İşte o ülkeler; sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, elçileri onlara açık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarından ötürü, inanmak istemediler. İşte Allâh, kâfirlerin kalblerini böyle mühürler.
    A’RAF 205 Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, YÜKSEK OLMAYAN BİR SESLE sabah akşam an, gâfillerden olma!



    YASİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YASİN 1. Yâ, Sîn.
    YASİN 2. Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur'an'a ki,
    YASİN 3. Hiç kuşkusuz, sen, gönderilen hak elçilerindensin;
    YASİN 4. Dosdoğru bir yol üzerindesin.
    YASİN 5. Azîz ve Rahîm'in indirdiği üzeresin.
    YASİN 6. Babaları uyarılmamış, tam gaflet içinde bir toplumu uyarman için gönderildin.
    YASİN 10. Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.
    YASİN 11. Sen ancak o zikire/Kur'an'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele!
    YASİN 76. Artık onların sözü seni üzmesin! Biz onların sır olarak tuttuklarını da açıkladıklarını da biliyoruz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YASİN 1-Yasin.
    YASİN 2-Hikmetli Ku'ran'ın hakkı için!
    YASİN 3-Emin ol ki sen, o elçilikle gönderilen peygamberlerdensin!
    YASİN 4-Bir dosdoğru yol üzerindesin.
    YASİN 5-Güçlü ve çok merhametli Allah'ın peyderpey indirdiği vahyi ile.
    YASİN 6-Babaları uyarılmamış olup gaflet içinde olan bir topluluğu uyarasın (vehameti haber veresin) diye.
    YASİN 10-Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.
    YASİN 11-Sen ancak Kur'an'a uyan ve Rahman'dan gıyabında saygı besleyen kimseyi sakındırırsın; İşte onu, hem bir bağışlama hem de değerli bir mükafatla müjdele!
    YASİN 76-O halde onların lakırdıları seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz dışlarını da.

    DİYANET MEALİ
    YASİN 1. Yâsîn,
    YASİN 2. Hikmet dolu Kur'an hakkı için,
    YASİN 3. Sen şüphesiz peygamberlerdensin.
    YASİN 4. Doğru yol üzerindesin.
    YASİN 5. (Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
    YASİN 6. Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.
    YASİN 10. Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
    YASİN 11. Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
    YASİN 76. (Resûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YASİN 1 Yâsin
    YASİN 2 Hikmetli Kur'ân'a andolsun.
    YASİN 3 Kuşkusuz sen gönderilmiş elçilerdensin.
    YASİN 4 Dosdoğru bir yol üzerinde,
    YASİN 5 Yani üstün ve çok esirgeyen Allâh'ın indirdiği (Kur'ân yolu) üzerindesin.
    YASİN 6 Babaları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için (seni gönderdik).
    YASİN 10 Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
    YASİN 11 Sen ancak Zikre uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte öylesini bir mağfiret ve güzel bir mükâfâtla müjdele.
    YASİN 76 Onların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.


    FURKAN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FURKAN 10. Şanı yücedir o kudretin ki, dilerse sana ondan daha hayırlısını, altından nehirler akan bahçeleri verir ve senin için köşkler de yapar.
    FURKAN 31. Biz böylece her peygambere, suçlulardan bir düşman musallat ettik. Kılavuz ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
    FURKAN 32. İnkâr edenler dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.
    FURKAN 33. Onlar sana bir mesel getirdikçe,biz sana hakkı ve en güzel yorumu getiririz.
    FURKAN 43. İğreti arzusunu ilah edinen kişiyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?
    FURKAN 44. Yoksa sen bunların çoğunun işittiğini, akledip düşündüğünü mü sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yolca, hayvanlardan da şaşkındırlar.
    FURKAN 52. Artık inkârcılara boyun eğme, onlara karşı Kur'an ile zorlu bir cihat aç.
    FURKAN 56. Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
    FURKAN 58. O hiç ölmeyecek diriye, o Hayy olana dayanıp güven, O'nu överek tespih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FURKAN 10-Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha hayırlısını verir; altından ırmaklar akan cennetler verir ve sana köşkler de yapar!
    FURKAN 31-Ve işte Biz böyle her peygamber için suçlulardan bir düşman yapmışızdır. Fakat yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
    FURKAN 32-Yine o inkar edenler dediler ki: "O Kur'an ona hep birden indirilseydi yal" Biz onu kalbine iyi yerleştirmek için böyle indirdik ve onu mükemmel bir okuyuşla ağır ağır okuduk.
    FURKAN 33-Hem onlar sana karşı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, Biz sana (ona karşılık) gerçeği ve en güzel yorumu getirmiş olmayalım.
    FURKAN 43-Gördün mü o tanrısını canının istediği edineni? Artık ona sen mi vekil olacaksın?
    FURKAN 44-Yoksa sen onların çoğunun işittiklerini veya kavradıklarını mı sanıyorsun? Onlar sırf hayvan gibi, hatta gidişçe daha sapkındırlar.
    FURKAN 52-Madem ki, yalnız seni gönderdik. O halde kafirlere uyma ve bununla (Kur'an ile) onlara cihad et, büyük cihad!
    FURKAN 56-Halbuki seni ancak bir müjdeci ve uyancı olarak gönderdik
    FURKAN 58-Sen ölmeyecek olan diriye güven de O'nu hamd ile tesbih et! Kullarının günahlarına O'nun haberdar olması yeter.

    DİYANET MEALİ
    FURKAN 10. Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah’ın şanı yücedir.
    FURKAN 31. (Resûlüm!) İşte biz böylece her peygamber için suçlulardan düşmanlar peydâ ettik. Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
    FURKAN 32. İnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
    FURKAN 33. Onların sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun karşılığında) sana doğrusunu ve daha açığını getirmeyelim.
    FURKAN 43. Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Sen (Resûlüm!) ona koruyucu olabilir misin?
    FURKAN 44. Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.
    FURKAN 52. (Fakat evrensel uyarıcılık görevini sana verdik..) O halde, kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'an ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!
    FURKAN 56. (Resûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
    FURKAN 58. Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarını O'nun bilmesi yeter.


    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FURKAN 10 Yücedir O ki dilerse sana bundan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan bahçeler verir ve senin için saraylar yapar.
    FURKAN 31 Biz böylece her elçiye suçlulardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
    FURKAN 32 İnkâr edenler: "Kur'ân, ona bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk.
    FURKAN 33 Onların sana getirdiği her misâle (her bâtıl soruya) karşı mutlaka biz sana, (o bâtılı yok edecek) gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz.
    FURKAN 43 Arzusunu tanrı edinen kimseyi gördün mü? Onun üstüne sen mi bekçi olacaksın?
    FURKAN 44 Yoksa sen onların çoğunun işittiklerini, düşündüklerini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hattâ onlar, yolca (hayvanlardan) daha sapıktır.
    FURKAN 52 Kâfirlere boyun eğme ve bu Kur'ân ile onlara karşı büyük cihâd et.
    FURKAN 56 Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
    FURKAN 58 Ve ölmeyen(diriy)e tevekkül et ve O'nu överek tesbih et. Kullarının günâhlarını, O'nun bilmesi yeter.

    FATIR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FATIR 4. Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki resuller de yalanlanmıştır. Bütün işler ve oluşlar Allah'a döndürülür.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FATIR 4-Ve eğer seni yalanlıyorlarsa, bundan önce bir çok peygamberler de yalanlandı. Bütün işler Allah'a döndürülür.

    DİYANET MEALİ
    FATIR 4. Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme); senden önceki peygamberler de yalanlanmıştır. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülecektir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FATIR 4 Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki elçiler de yalanlanmıştır. Bütün işler Allah'a döndürülecek(ve Allâh, herkesi yaptığıyle cezâlandıracak)tır.



    MERYEM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MERYEM 39. Sen onları, o hasret günü ile ilgili olarak uyar. Çünkü onlar gaflet içindeyken, iman da etmemişken iş bitirilmiş olacaktır.
    MERYEM 41. Kitap'ta İbrahim'i de an. O, özü-sözü doğru bir peygamberdi.
    MERYEM 51. Kitap'ta Mûsa'yı da an. Çünkü o, içtenlik ve dürüstlüğe erdirilmişti ve o bir resul, bir peygamberdi.
    MERYEM 54. Kitap'ta İsmail'i de an. Çünkü o, vaadinde sadıktı; bir resuldü, bir peygamberdi.
    MERYEM 56. Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, özü-sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi.
    MERYEM 58. İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimet lütfettiği peygamberlerdendir: Âdem'in soyundan, Nûh'la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in soyundan, kılavuzluk edip seçtiğimiz kimselerden. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı.
    MERYEM 59. Ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı yitirdiler, şehvetlere uydular. Bunlar, azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.
    MERYEM 77. Ayetlerimizi inkâr edip, "Bana mal da evlat da kesinlikle verilecek." diyeni gördün mü?
    MERYEM 78. Bu adam gaybı mı öğrendi, yoksa Rahman katında bir söz mü aldı?
    MERYEM 79. Hayır, hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve onun için azabı uzattıkça uzatacağız.
    MERYEM 80. O dediklerine biz vâris olacağız. Kendisi bir başına bize gelecek.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MERYEM 39-Onlar gaflet içinde iken, onlar iman etmezlerken, o hasret gününün, o işlerin bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver !
    MERYEM 41-Kitapta İbrahim'i de an, çünkü o, dosdoğru biri, bir peygamberdi.
    MERYEM 51-Kitapta Musa'yı da an, çünkü O, ihlaslı idi ve bir elçi, bir peygamber idi.
    MERYEM 54-Kitapta İsmail'i de an; çünkü o cidden va'dinde sadık bir kimse idi, bir Resul, bir peygamber idi.
    MERYEM 56-Kitapta İdris'i de an; çünkü o, dosdoğru biri, bir peygamber idi.
    MERYEM 58-İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden Adem, soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan İbrahim ile İsmail'in soyundan hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendirler. Kendilerine Rahmanın ayetleri okunduğu zaman, ağlayarak secdeye kapanırlardı.
    MERYEM 59-Sonra bunların arkasından bozuk bir güruh geldi, namazı ziyan ettiler ve şehvetlerinin ardına düştüler; bunlar da Gayya kuyusunu boylayacaklardır.
    MERYEM 77-Şimdi şu küfredip de: "Bana muhakkak mal ve evlat verilecektir." diyen herifi gördün mü?
    MERYEM 78-O, gayba vakıf mı olmuş yoksa esirgemesi çok olan Allah'ın katında bir söz mü almış?
    MERYEM 79-Hayır! Biz onun dediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız !
    MERYEM 80-Ve o söylediği şeyleri hep elinden alacağız da o, Bize tek başına gelecektir.

    DİYANET MEALİ
    MERYEM 39. (Resûlüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir.
    MERYEM 41. Kitap'ta İbrahim’i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi.
    MERYEM 51. (Resûlüm!) Kitap'ta Musa’yı da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem resûl, hem de nebî idi.
    MERYEM 54. (Resûlüm!) Kitap'ta İsmail’i de an. Gerçekten o, sözüne sadıktı, resûl ve nebî idi.
    MERYEM 56. Kitapta İdris’i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.
    MERYEM 58. İste bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail (Yakub) 'un soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah’ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.
    MERYEM 59. Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.
    MERYEM 77. (Resûlüm!) Âyetlerimizi inkâr eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlât verilecek" diyen adamı gördün mü?
    MERYEM 78. O, gaibi mi bildi, yoksa Allah’ın katından bir söz mü aldı?
    MERYEM 79. Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.
    MERYEM 80. Onun dediğine biz vâris oluruz, (malı ve evlâdı bize kalır); kendisi de bize yapayalnız gelir

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MERYEM 39 Onları şu hasret gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur (yaptıklarına pişman olup hasret çeker dururlar, ama iş işten geçmiştir artık).
    MERYEM 41 Kitapta İbrâhim'i de an; gerçekten o, çok doğru bir peygamberdi.
    MERYEM 51 Kitapta Mûsâ'yı da an, çünkü o, içi temiz (bir insan)dı ve elçi bir peygamberdi.
    MERYEM 56 Kitapta İdris'i de an: Çünkü o, çok doğru bir peygamberdi.
    MERYEM 58 İşte bunlar; Allâh'ın ni'met verdiği peygamberlerden, Âdem, neslinden, Nûh ile beraber gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrâhim ve İsrâil (Ya'kûb) neslinden, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahmân'ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
    MERYEM 59 Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, şehvetlerine uydular. Onlar kötülük bulacaklardır.
    MERYEM 77 Âyetlerimizi inkâr edip: "Bana mal ve evlâd verilecek" diyen adamı gördün mü?
    MERYEM 78 Gaybe mi çık(ıp bak)tı, yoksa Rahmân'ın huzûrunda bir söz mü aldı (Allâh ile bir andlaşma mı yaptı)?
    MERYEM 79 Hayır (yanılıyor), biz onun dediğini yazacağız ve onun için azâbı uzattıkça uzatacağız.
    MERYEM 80 O dediği(malı ve evlâdı)na biz vâris olacağız (nesi varsa hepsi bize kalacak) ve o, bize tek başına gelecek (yanında ne malı, ne de evlâdı olmayacak).



    TA HA SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TAHA 2. Biz bu Kur'an'ı sana, zahmet çekesin, bedbaht olasın diye indirmedik;
    TAHA 3. Saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.
    TAHA 4. Yeri ve o yüce mi yüce gökleri yaratandan bir vahiy olarak indirdik.
    TAHA 130. Artık, onların söylediklerine sabret; Güneş'in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini överek tespih et! Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespit et ki, hoşnutluğa erebilesin.
    TAHA 131. Onlardan bazı çiftlere, kendilerini imtihan etmek için iğreti hayatın süsü olarak verdiğimiz nimetlere gözlerini dikme! Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem daha süreklidir.
    TAHA 132. Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et! Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır!
    TAHA 133. Dediler ki: "Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" Peki, önceki sayfalardaki açık kanıt onlara gelmedi mi?
    TAHA 134. Eğer biz onları, ondan önce bir azapla helâk etseydik mutlaka şöyle diyeceklerdi: "Rabbimiz, ne olurdu bize bir resul gönderseydin de zelil ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TAHA 2-Kur'an'ı sana mutsuz olasın diye indirmedik.
    TAHA 3-Ancak saygısı olana bir öğüt olmak üzere.
    TAHA 4-Hem yeri, hem o yüksek yüksek gökleri yaratan tarafından peyderpey indirilen bir kitap olarak indirdik.
    TAHA 130-O halde onların dediklerine sabret, güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gece saatlerinde de gündüzün uçlarında da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin.
    TAHA 131-Kafirlerden birkaç çiftini, kendilerini fitneye düşürmek için, dünya hayatının cicibicisi olarak yararlandırdığımız şeylere gözlerini dikme sakın! Oysa Rabbinin rızkı (nimeti) hem daha hayırlı, hem daha kalıcıdır.
    TAHA 132-Hem ailene (ümmetine) namazı emret, hem de kendin ona sabırla devam et! Biz, senden bir rızık istemiyoruz, seni Biz rızıklandırırız; güzel sonuç takvanındır.
    TAHA 133-Bir de onlar: "Rabbinden bir mucize getirse ya !" dediler. Onlara, daha önceki kitaplardakinin apaçık delili gelmedi mi ki?
    TAHA 134-Eğer Biz, onları bundan önce bir azap ile helak etmiş olsaydık: "Ey Rabbimiz, ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de biz alçak ve rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık." diyeceklerdi.

    DİYANET MEALİ

    TAHA 2-(Ey Muhammed!) Biz Kur'an'ı sana sıkıntı çekesin diye değil,
    TAHA 3-ancak (Allah'ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.
    TAHA 4-(O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.
    TAHA 130. (Resûlüm!) Sen, onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et; gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hoşnut olasın, (Allah da senden!).
    TAHA 131. Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir.
    TAHA 132. Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.
    TAHA 133. Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçık delili (Kur'an) onlara gelmedi mi?
    TAHA 134. Eger biz, bundan (Kur'an'dan) önce onları bir azapla helâk etseydik, muhakkak ki söyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elçi gönderseydin de, su aşağılığa ve rüsvaylığa düşmeden önce âyetlerine uysaydık!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TAHA 2 Biz bu Kur'ân'ı sana güçlük çekesin diye indirmedik.
    TAHA 3 Ancak (Allah'tan) korkanlara bir öğüt (olarak indirdik).
    TAHA 4 (O) yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından azar azar indirilmiştir.
    TAHA 130 Onların dediklerine sabret, güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini överek tesbih et; gece sâ'atlerinden bir kısmında ve gündüzün taraflarında da tesbih et ki memnun olasın!
    TAHA 131 Onlardan bazı zümrelere kendilerini denemek için verdiğimiz dünyâ hayâtının süsüne gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.
    TAHA 132 Âilene namazı emret, kendin de namaz kılmaya dayan. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz besliyoruz. Sonuç takvâ(sâhipleri)nindir.
    TAHA 133 Dediler ki: "Rabbinden bize bir âyet (mu'cize) getirmeli değil mi?" Onlara, önceki Kitap'larda bulunan kanıt gelmedi mi?
    TAHA 134 Şâyet onları, ondan önce bir azâb ile helâk etseydik: "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de böyle alçak ve rezil olmadan önce senin âyetlerine uysaydık!" derlerdi.


    ŞUARA SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ŞUARA 192. Kesin olan şu ki, o âlemlerin Rabbi'nden indirilmiştir.
    ŞUARA 193. O güvenilir Rûh indirdi onu,
    ŞUARA 194. Senin kalbine ki, uyarıcılardan olasın.
    ŞUARA 195. Açık-seçik Arapça bir dille indirdi.
    ŞUARA 196. O, elbette ki öncekilerin kitaplarında da var.
    ŞUARA 197. BENİİSRAİL BİLGİNLERİNİN DE ONU BİLMESİ BUNLAR İÇİN BİR BELİRTİ/KANIT DEĞİL Mİ?
    ŞUARA 217. O Azîz, o Rahîm olana güvenip dayan.
    ŞUARA 218. O ki görüyor seni kıyam ettiğin zaman.
    ŞUARA 219. Görüyor nasıldır secde edenler içinde dolaşman.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ŞUARA 192- Ve gerçekten bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir.
    ŞUARA 193 Onu Ruhu'l-Emin (Cebrail) indirdi.
    ŞUARA 194 Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın,
    ŞUARA 195 O, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da var.
    ŞUARA 196 açık parlak bir Arapça ile.
    ŞUARA 197 BENİ İSRAİL BİLGİNLERİNİN ONU BİLMESİ, ONLAR İÇİN BİR DELİL DEĞİL Mİ?
    ŞUARA 217 Ve O güçlü ve merhametli olana güvenip dayan
    ŞUARA 218 O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor
    ŞUARA 219 ve secde edenler arasında dolaşmanı da.

    DİYANET MEALİ
    ŞUARA 192-Şüphesiz bu Kur'an, âlemlerin Rabbi'nin indirmesidir.
    ŞUARA 193-194-195-Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.
    ŞUARA 196-Şüphesiz bu (Kur'an'ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.
    ŞUARA 197-İSRAİLOĞULLARI BİLGİNLERİNİN ONU BİLMESİ, ONLAR (MEKKE MÜŞRİKLERİ) İÇİN BİR DELİL DEĞİL MİDİR? ŞUARA 217-218-219-Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ŞUARA 192 Muhakkak ki o (Kur'ân), âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
    ŞUARA 193 Onu, er-Rûhu'l-Emin (güvenilir ruh, Cebrâil) indirdi:
    ŞUARA 194 Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,
    ŞUARA 195 Apaçık Arapça bir dille.
    ŞUARA 196 O(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır.
    ŞUARA 197 İSRÂİL OĞULLARI BİLGİNLERİNİN ONU BİLMESİ DE ONLAR İÇİN (KUR'ÂN'IN GÜVENİLİR RÛH TARAFINDAN VAHYEDİLDİĞİNE) YETERLİ BİR DELİL DEĞİL Mİ?
    ŞUARA 217 Gâlib ve esirgeyen(Allâh)a tevekkül et.
    ŞUARA 218 O, seni görür: Namaza durduğun zaman,
    ŞUARA 219 Ve secde edenler arasında eğilip doğrulurken.


    NEML SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NEML 80. Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
    NEML 81. Ve sen, düştükleri sapıklıktan körleri de çıkaramazsın. Teslim olmuş kişiler halinde ayetlerimize inananlardan başkasına sesini duyuramazsın.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NEML 80-Şüphesiz sen, ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
    NEML 81-Sen o körleri sapıklıklarından kurtarıp hidayete erdirecek de değilsin. Sen, ancak ayetlerimize inanacaklara işittirirsin de onlar müslüman olur kurtuluş bulurlar.

    DİYANET MEALİ
    NEML 80. Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da daveti duyuramazsın.
    NEML 81. Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NEML 80 Sen ölülere duyuramazsın, arkalarını dönmüş kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
    NEML 81 Ve sen kör(ler)i içine düştükleri sapıklıklardan çıkarıp yola getiremezsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara duyurabilirsin ve onlar derhal müslüman olurlar.


    KASAS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KASAS 88. Allah'ın yanında diğer bir tanrıya daha kulluk etme. İlah yok O'ndan başka. O'nun yüzü dışında herşey helâk olacaktır. Hüküm yalnız O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KASAS 88-Allah'la birlikte diğer bir tanrıya daha çağırma; O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun zatından başka herşey helak olacaktır. Hüküm O'nundur ve nihayet döndürüIüp O'na götürüleceksiniz.

    DİYANET MEALİ
    KASAS 88. Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KASAS 88 Allâh ile beraber başka bir tanrıya yalvarma. O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun yüzü(zatı)ndan başka herşey helâk olacaktır. Hüküm O'nundur ve O'na
    döndürüleceksiniz.

    İSRA SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İSRA 86. Yemin olsun, biz dilesek sana vahyetmiş olduğumuzu tamamen gideriveririz, sonra onu elde etmek için bizim katımızda kendine bir vekil de bulamazsın.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İSRA 86-Andolsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi tamamen gideriveririz; sonra Bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın.

    DİYANET MEALİ
    İSRA 86. Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İSRA 86 Andolsun, biz dilesek, sana vahyettiğimiz(âyetler)i tamamen gideririz; sonra onun (geri alınması) için bize karşı sana bir yardımcı bulamazsın.

    YUNUS SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUNUS 41. Seni yalanladılarsa şöyle söyle: "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım."
    YUNUS 42. İçlerinde sana kulak verenler de vardır. Peki, sağırlara sen mi işittireceksin? Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa!
    YUNUS 43. Onlardan sana bakanlar da vardır. Peki, körlere sen mi kılavuzluk edeceksin? Hele, kalp gözleriyle de görmüyorlarsa!
    YUNUS 46. Onların vaat ettiğimizin bazısını sana göstersek de seni vefat ettirsek de dönüşleri bizedir. Sonunda Allah, işlemiş olduklarına tanıklık edecektir.
    YUNUS 109. Sana vahyedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUNUS 41-Eğer sen yalan söylüyorsun diye ısrar ederlerse de ki: "Benim işlediğim bana, sizin işlediğiniz de size! Siz benim işlediğimden uzaksınız; ben de sizin işlediğinizden uzağım!"
    YUNUS 42-İçlerinden seni dinlemeye gelenler de var; ama akılları da yokken sağırlara sen mi duyuracaksın?
    YUNUS 43-İçlerinden sana bakanlar da var; ama basiretleri de yokken sen mi hidayet edeceksin?
    YUNUS 46-Onlara va'dettiğimizin bir kısmını sana hemen göstersek de yahut senin ruhunu alsak da onların dönüşü Bizedir. Sonra Allah onların ne yapacaklarına da şahittir!
    YUNUS 109-Sana ne vahyolunursa ona uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret; hakimlerin en hayırlısı O'dur!

    DİYANET MEALİ
    YUNUS 41. (Resûlüm! ) onlar seni yalanlarlarsa de ki: Benim işim bana, sizin işiniz de size aittir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım.
    YUNUS 42. Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat sağırlara -üstelik akılları da ermiyorsa- sen mi duyuracaksın?
    YUNUS 43. Onlardan sana bakan da vardır. Fakat -hele (gerçeği) göremiyorlarsa- körleri sen mi doğru yola ileteceksin?
    YUNUS 46. Eğer onları tehdit ettiğimiz (azabın) bir kısmını sana (dünyada iken) gösterirsek (ne âlâ); yok eğer (göstermeden) seni vefat ettirirsek nihayet onların dönüşü de bizedir. (O zaman onlara ne olacağını göreceksin). Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.
    YUNUS 109. (Resûlüm!) Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayırlısıdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUNUS 41 Eğer onlar seni yalanladılarsa de ki: "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım!"
    YUNUS 42 İçlerinden sana kulak verip dinleyenler de vardır. Fakat sağırlara sen mi duyuracaksın? Hele akıllarını da kullanmıyorlarsa!
    YUNUS 43 İçlerinden sana bakanlar da var. Fakat körleri sen mi yola götüreceksin? Hele sezgileriyle de görmüyorlarsa?
    YUNUS 46 Ya onları uyardığımız şeylerin bir kısmını sana gösteririz. Ya da (bundan önce) seni vefat ettiririz (farketmez). Nasıl olsa dönüşleri bizedir. Sonra Allâh onların yaptıklarına da şâhiddir.
    YUNUS 109 Sana vahyolunana uy ve Allâh hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.

    HUD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HUD 112. O halde sen, emrolunduğun gibi dosdoğru yürü! Seninle birlikte tövbe edenler de... Sakın aşırılık edip azmayın! O, yapmakta olduklarınızı görüyor.
    HUD 113. Zulmedenlere eğilim göstermeyin! Yoksa ateş sizi sarmalar. Allah'tan başka dostlarınız kalmaz, size yardım de edilmez.
    HUD 114. Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namaz kıl! Güzellikler kötülükleri silip süpürür. İşte bu, Allah'ı ananlara bir öğüttür.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HUD 112-Onun için emrolunduğun gibi doğruluk et; sen ve beraberinde tevbe edenler de böyle olsun ve aşın gitmeyin! Çünkü O, bütün yaptıklarınızı görür.
    HUD 113-Ve zulmedenlere meyil etmeyin; yoksa size ateş dokunur. Allah'tan başka kayıranlarınız da yoktur;sonra kurtulamazsınız.
    HUD 114-Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl! Çünkü iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, algılaması olanlara bir öğüttür.

    DİYANET MEALİ
    HUD 112. O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.
    HUD 113. Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O'ndan da) yârdım göremezsiniz!
    HUD 114. Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kil. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ HUD 112 Öyleyse emrolunduğun gibi doğru ol; seninle beraber tevbe edenler de (doğru olsunlar), aşırı gitmeyiniz! Zira O, yaptıklarınızı görmektedir.
    HUD 113 Sakın zulmedenlere dayanmayın, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım edilmez.
    HUD 114 Gündüzün iki tarafında (sabah, akşam) ve geceye yakın sâ'atlerde namaz kıl; çünkü iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir öğüttür.

    HİCR SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HİCR 98. Şimdi sen, Rabbine hamd ile tespih et ve secde edenlerden ol!
    HİCR 99. Sana şaşmaz ve kesin bilgi gelinceye kadar Rabbine ibadet et!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HİCR 98-O halde Rabbine hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!
    HİCR 99-Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et!

    DİYANET MEALİ
    HİCR 98. Sen simdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!
    HİCR 99. Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HİCR 98 Sen Rabbini hamd ile tesbih et (O'nu övecek sözlerle an, subhanallahi velhamdulillah de) ve secde edenlerden ol.
    HİCR 99 Ve Rabbine kulluk et ki sana yakin gelsin (kesin bilgiye eresin)!


    ENAM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENAM 10. Yemin olsun ki, senden önceki resullerle de alay edildi; fakat eğlence konusu yaptıkları şey, o maskaralığı sergileyenleri kıskıvrak sarıverdi.
    ENAM 35. Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.
    ENAM 106. Rabbinden sana vahyedilene uy! O'ndan başka ilah yoktur. Müşriklerden yüz çevir!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENAM 10-Andolsun ki, senden önce gönderilen peygamberlerle de eğlenildi, ancak o eğlendikleri hak, o maskaralığı yapanları çepeçevre kuşatıverdi.
    ENAM 35-Eğer onların omuz dönmeleri sana ağır geliyorsa, haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıp da onlara bambaşka bir mucize getirmeye gücün yettiği takdirde hiç durma, bunu yap! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
    ENAM 106-Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa ona uy! O'ndan başka tanrı yoktur. Sen müşriklere bakma!

    DİYANET MEALİ
    ENAM 10. Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti.
    ENAM 35. Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma!
    ENAM 106. Rabbinden sana vahyolunana uy. O'ndan başka tanrı yoktur. Müşriklerden yüz çevir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENAM 10 Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlarla alay edenleri, alay ettikleri gerçek kuşatıverdi.
    ENAM 35 Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkaileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mu'cize getiresin! Allâh, dileseydi, elbette onları hidâyet üzerinde toplardı, o halde câhillerden olma.
    ENAM 106 Rabbinden sana vahyolunana uy; O'ndan başka tanrı yoktur. (O'na) ortak koşanlara da aldırma!


    SAFFAT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SAFFAT 178. Yüz çevir onlardan belli bir vakte kadar!
    SAFFAT 179. Ve gör neler olacak. Onlar da görecekler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SAFFAT 178-Yine sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir;
    SAFFAT 179-gör (ne olacak akibetleri. Onlar da) yakında göreceklerdir.

    DİYANET MEALİ
    SAFFAT 178. Sen bir zamana kadar onlara aldırma.
    SAFFAT 179. Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SAFFAT 178 Bir süreye kadar onları kendi hallerine bırak.
    SAFFAT 179 Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.


    MÜMİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMİN 78. Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik. Onların bir kısmının hayat ve hatırasını sana anlattık, bir kısmının hayat ve hatırasından sana bahsetmedik. Hiçbir resulün, Allah'ın izni olmaksızın herhangi bir mucize getirmesi söz konusu olamaz. Allah'ın emri geldiğinde, hakla hükmedilir ve gerçeği hükümsüz kılmaya çalışanlar orada hüsrana uğrarlar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMİN 78-Andolsun ki, Biz senin önünden nice peygamberler gönderdik; onlardan kimini sana ayıttık, kimini ayıtmadık (anlatmadık). Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir ve batıl bir dava peşinde koşanlar, işte hüsrana burada düştüler.

    DİYANET MEALİ
    MÜMİN 78. Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana kıssalarını anlattığımız kimseler de var, durumlarını sana bildirmediğimiz kimseler de var. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmaksızın herhangi bir âyeti kendiliğinden getiremez. Allah’ın emri gelince de hak uygulanır ve o zaman batılı seçenler hüsrana uğrayacaklardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMİN 78 Andolsun biz, senden önce de elçiler gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık, kimini de anlatmadık. Hiçbir elçi, Allâh'ın izni olmadan bir mu'cize getiremez. Allâh'ın emri geldiği zaman hak yerine getirilir ve işte o zaman (Allâh'ın âyetlerini) boşa çıkarmağa uğraşanlar, hüsrana uğrarlar.



    ZUHRUF SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZUHRUF 89. Artık sen onlara aldırma, "Selam!" deyiver. Yakında bilecekler

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZUHRUF 43-Sen hemen o sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin.

    DİYANET MEALİ
    ZUHRUF 43. Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZUHRUF 43 Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen doğru yoldasın.


    DUHAN SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    DUHAN 5. Katımızdan bir emir olarak. Hiç kuşkusuz biz, resuller göndeririz,
    DUHAN 6. Senin Rabbinden bir rahmet olarak. Hiç kuşkusuz O, gereğince duyan, gereğince bilendir.
    DUHAN 13. Nerede onlarda öğüt almak? Yemin olsun, delillerle açıklayan bir resul gelmişti onlara.
    DUHAN 14. Ama ondan yüz çevirdiler ve şöyle dediler: "Eğitilmiş bir mecnun!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    DUHAN 5-Tarafımızdan (gelen) emir; çünkü Biz peygamber gönderiyorduk,
    DUHAN 6-Rabbinden bir rahmet olarak; gerçekten O öyle işiten, Öyle bilendir.
    DUHAN 13-Onlara düşünmek, ibret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir peygamber geldi de,
    DUHAN 14-sonra ondan döndüler. "Bu öğretilmiş bir delidir." dediler.

    DİYANET MEALİ
    DUHAN 5.(Yani)katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.
    DUHAN 6.Senin Rabb'inin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açıklar,vahiylerimizi bildiririz) .Doğrusu o işitendir ,bilendir.
    DUHAN 13. Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
    DUHAN 14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! Dediler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    DUHAN 5 Katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz elçi göndericiyiz.
    DUHAN 6 Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir.
    DUHAN 13 Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
    DUHAN 14 Ondan yüz çevirdiler: "Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir" dediler.


    KEHF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KEHF 23. HİÇBİR ŞEY İÇİN, "BEN BUNU YARIN KESİNLİKLE YAPACAĞIM." DEME.
    KEHF 24. "Allah dilerse" şeklinde söyleyebilirsin. Unuttuğunda, Rabbini an. Ve de: "Umarım ki Rabbim beni, bundan daha yakın bir zamanda başarıya/aydınlığa ulaştırır."
    KEHF 27. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur. O'nun dışında bir sığınak/bir dayanak asla bulamazsın.
    KEHF 28. Benliğini, sabah-akşam yüzünü isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma. Ve sakın, kalbinin bizim zikrimizden/Kur'anımızdan gafil koyduğumuz, boş arzularına uymuş kişiye boyun eğme. Böylesinin işi hep aşırılıktır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KEHF 23-HİÇBİR ŞEY HAKKINDA DA: "BEN BUNU YARIN MUHAKKAK YAPARIM DEME,
    KEHF 24-Allah'ın dilemesine bağlamaksızın. Unuttuğun zamanda Allah'ı an ve şöyle de: "Umarım ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir zamanda dosdoğru bir başarıya eriştire!"
    KEHF 27-Rabbinden sana vahyolunanı oku! O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınakcak da bulamazsın!
    KEHF 28-Sabah akşam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber nefsince sabret! Sen dünya hayatinin süsünü arzu ederek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, Bizi anmaktan gafil kıldığımız, keyfinin ardına düşmüş ve işi aşırılık olmuş kimseye uyma!
    DİYANET MEALİ
    KEHF 23. Hiçbir şey için "Bunu yârın yapacağım" deme.
    KEHF 24.Ancak Allah dilerse (yapacağım de). Unuttuğun zaman Allah’ı an ve "Umarım Rabbim beni, doğruya daha yakin olana eriştirir."de.
    KEHF 27. Rabbinin Kitabı’ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
    KEHF 28. Sabah aksam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KEHF 23 Hiçbir şey için "Bunu yarın yapacağım" deme.
    KEHF 24 Ancak "Allâh dilerse (yapacağım)" (de). Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Rabbimin beni bundan daha doğru bir bilgiye ulaştırcağını umarım" de.
    KEHF 27 Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak bir kimse de bulamazsın.
    KEHF 28 Nefsini, sabah akşam, rızâsını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut (onlarla beraber bulunmağa candan sabret). Gözlerin, dünyâ hayâtının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyduğumuz keyfine uyan ve işi, hep aşırılık olan kişiye itâat etme.



    NAHL SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NAHL 123. Daha sonra sana şunu vahyettik: Bir hanîf olarak İbrahim'in milletine uy! O, müşriklerden değildi.
    NAHL 125. Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gerçeğe kılavuzlananları da en iyi bilendir.
    NAHL 126. Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NAHL 123-Sonra da sana: "Hakperest (hanif) olarak İbrahim'in dinine tabi ol! O, hiçbir zaman Allah'a ortak koşanlardan olmadı." diye vahyettik.
    NAHL 125-Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele yap! Çünkü Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve doğru yolda gidenleri en iyi bilen de ancak O'dur.
    NAHL 126-Eğer ceza ile karşılık verecek olursanız, ancak size yapılan cezanın misli ile cezalandırınız. Şayet sabrederseniz, andolsun ki bu, sabredenler için elbette daha hayırlıdır.

    DİYANET MEALİ
    NAHL 123. Sonra da sana: "Doğru yola yönelerek İbrahim’in dinine uy! O müşriklerden değildi" diye vahyettik.
    NAHL 125. (Resulüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.
    NAHL 126. Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NAHL 123 Sonra sana: "Allâh'ı birleyerek İbrâhim'in yoluna uy; o, ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.
    NAHL 125 Hikmetle ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel biçimde mücâdele et. Kuşkusuz Rabbin, işte yolundan sapanları en iyi bilen O'dur ve O, yola gelenleri de en iyi bilendir.
    NAHL 126 Eğer azâb edecekseniz, size yapılan azâb kadar azâb edin. Ama sabrederseniz, andolsun ki o, sabredenler için daha iyidir.(170)
    170 Hz. peygamber, Uhud Savaşında, amcası Hamza'yı kâfirler tarafından burnu ve kulakları kesilmiş, ciğeri çıkartılmış bir durumda görünce: "Allah'a andolsun ki, eğer Allah bana zafer verirse, senin yerine, onlardan yetmiş kişiyi böyle yapacağım!" demişti. Fakat yemînine keffâret vererek bu sözünü uygulamamış, Mekke'nin Fethinde düşmanlarını affetmiştir.


    HAC SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HAC 34. Biz her ümmet için bir kurbanlık hayvan kesme zamanı/kurbanlık hayvan kesme yeri/kurbanlık hayvan kesme tarzı belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üstüne Allah'ın ismini ansınlar. Sizin tanrınız bir tek tanrıdır; o halde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllü, saygılı kişileri muştula.
    HAC 67. HER ÜMMET İÇİN BİZ, BİR İBADET ŞEKLİ/BİR İBADET YERİ BELİRLEDİK; ONLAR, ONU İZLERLER. ARTIK BU İŞ KONUSUNDA SENİNLE ÇEKİŞMESİNLER. SEN DE RABBİNE DAVET ET/DUA ET. SEN, ELBETTE Kİ ŞAŞIRTMADAN YOL ALDIRAN BİR KILAVUZUN ARDINDASIN.
    HAC 68. Seninle mücadele ederlerse şöyle de: "Yapmakta olduklarınızı Allah daha iyi bilir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HAC 34-Her ümmet için Allah'ın kendierine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine (Allah'ın) adını ansınlar diye bir mabed yapmışızdır. Hepinizin tanrısı bir tek tanrıdır; onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. İtaat eden alçak gönüllü kimseleri müjdele!
    HAC 67-BİZ HER ÜMMET İÇİN BİR İBADET YOLU YAPMIŞIZDIR Kİ, ONLAR ONUN ABİDLERİDİR. Şu halde bu işte seninle asla tartışmaya girmesinler; ve sen Rabbine davet et; çünkü sen muhakkak doğru olana götüren, doğru bir yoldasın.
    HAC 68-Eğer seninle tartışırlarsa de ki: "Yaptıklarınızı Allah pekala biliyor."

    DİYANET MEALİ
    HAC 34. Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah’ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlah’tır. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâslı ve mütevazı insanları müjdele!
    HAC 67. BİZ, HER ÜMMETE, UYGULAMAKTA OLDUKLARI BİR İBADET TARZI GÖSTERDİK. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın.
    HAC 68. Eğer seninle münakaşa ve mücadeleye girişirlerse: "Allah yaptığınızı çok iyi bilmektedir" de.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HAC 34 Biz, her ümmet için bir kurban ibâdeti koyduk ki Allâh'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar. Tanrınız bir tek Tanrıdır, yalnız O'na teslim olun. (Ey Muhammed) o alçak gönüllü, saygılı, samimi insanları müjdele; HAC 67 BİZ HER ÜMMETE, UYDUKLARI BİR MENSEK (İBÂDET YÖNTEMİ) YAPTIK. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru, bir yol üzerindesin.
    HAC 68 Eğer seninle mücâdele ederlerse: "Allâh yaptıklarınızı daha iyi bilir" de.


    BAKARA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    BAKARA 136. Söyle deyin: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub'a, onun torunlarına indirilene, Mûsa'ya ve İsa’ya verilene ve diğer nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız. Biz yalnız O'na/Allah'a teslim olanlarız."
    BAKARA 137. Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa, hiç kuşkusuz, iyiyi ve güzeli bulmuş olurlar; eğer sırt dönerlerse artık onlar parçalanmış olurlar. Onlara karşı sana Allah yeter. En iyi işiten, en güzel bilendir O.
    BAKARA 138. Allah’ın boyasını esas âlın. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalnız O'na kulluk ederiz.
    BAKARA 142. İnsanlar içinden bazı beyinsizler: "Onları, yönelmekte oldukları kıbleden ne çevirdi?" diyecekler. De ki: "Doğu da Allah’ın, batı da. O, dilediğini dosdoğru yola kılavuzlar."
    BAKARA 143. İşte böyle! Biz sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resul de sizin üstünüze tanık olsun diye, orta yolu izleyen bir ümmet yaptık. Biz, eskiden üzerinde olduğunu kıble haline getirdik ki resule uyanı, ökçesi üstüne gerisin geri dönenden ayıralım. Bu, Allah’ın kılavuzluk ettikleri dışındakilere gerçekten zor gelecektir. Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir. Su da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir.
    BAKARA 144. Biz senin, yüzünün habire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.
    BAKARA 145. Yemin olsun, Ehlikitap'a sen her türlü mucizeyi getirsen de onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun.
    BAKARA 146. KENDİLERİNE KİTAP VERDİKLERİMİZ, ONU ÖZ OĞULLARINI TANIDIKLARI GİBİ TANIRLAR. BUNUNLA BİRLİKTE, İÇLERİNDEN BİR ZÜMRE, BİLİP DURDUKLARI HALDE GERÇEĞİ GİZLİYORLAR.
    BAKARA 150. Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescide-i Haram'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. Onların zulme sapanları müstesna. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Yüzünüzü Mescid-i Haram'a dönün ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede güzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    BAKARA 136-Ve deyin ki: "Biz Allah'a iman ettiğimiz gibi, bize ne indirildiyse; İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub'a ve torunlarına ne indirildiyse; Musa'ya, İsa’ya ne verildiyse ve bütün peygamberlere Rableri tarafından ne verildiyse hepsine iman ettik. O'nun elçilerinden hiçbirini ayırt etmeyiz. Ve biz, ancak O'nun için boyun eğen Müslümanlarız.
    BAKARA 137-Eğer onlar da böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse muhakkak doğru yolu buldular. Yok, yüz çevirirlerse, onlar sadece bir ihtilaf ve çekişme içindedirler. Allah da senden yana onların haklarından geliverecektir. O, herşeyi işiten ve bilendir. BAKARA 138-Sen Allah’ın boyasına bak! (Vaftiz de ne ki!) Kim Allah'tan daha güzel boya vurabilir? İste biz O'na ibadet edenleriz!
    BAKARA 142-İnsanlardan beyinsiz takımı: "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyeceklerdir. De ki: "Doğu da batı da Allah’ındır. O, dilediği kimseyi doğru bir caddeye çıkarır.
    BAKARA 143-İste böyle sizi, bütün insanlar üzerine adalet örneği, hak şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun diye, doğru bir caddeye çıkarıp ortada yürüyen bir toplum yaptık. Sana önceden durduğun Ka'be'yi kıble yapmamız da yalnız peygamberlerin izinde gidecekleri iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayırt etmemiz içindir. Elbette o, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerden başkasına mutlaka ağır gelecekti. Allah imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
    BAKARA 144-Gerçekten yüzünün gök yüzünde aranıp durduğunu görüyoruz. Artık gönlünü ferah tut, seni hoşnut olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Haydi yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir! Siz de ey insanlar, nerede bulunursanız, yüzünüzü o yana doğru çeviriniz. Kendilerine kitap verilmiş olanlar da şüphesiz onun, Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu kesinlikle bilirler. Allah, onların yaptıklarından ve yapacaklarından habersiz değildir.
    BAKARA 145-Andolsun ki, sen, o kitap verilmiş olanlara her türlü delili de getirsen yine senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymazsın. Bir kısmı diğer bir kısmının kıblesine de uymuyor. Andolsun ki sana gelen bunca ilmin arkasından tutup onların arzularına uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka haksızlık yapanlardan olursun.
    BAKARA 146-KENDİLERİNE KİTAP VERDİĞİMİZ TOPLUMLARIN ALİMLERİ, PEYGAMBERİ, OĞULLARINI TANIR GİBİ TANIRLAR. BÖYLE İKEN İÇLERİNDEN BİR TAKİMİ, GERÇEĞİ BİLE BİLE GİZLERLER.
    BAKARA 150-Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir ve her nerede olursanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksizlik edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, Benden korkun ki hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım hem de bu sayede doğru yola eresiniz.

    DİYANET MEALİ
    BAKARA 136. "Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa ve İsa’ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk" deyin.
    BAKARA 137. Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.
    BAKARA 138. Allah’ın (verdiği) rengiyle boyandık. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).
    BAKARA 142. İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.
    BAKARA 143. İste böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin (arzulayıp da su anda) yönelmediğin kıbleyi (Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırdetmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah’ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allah insanlara karsı şefkatli ve merhametlidir.
    BAKARA 144. (Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte simdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.
    BAKARA 145. Yemin olsun ki (habibim ! ) sen ehl-i kitaba her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun.
    BAKARA 146. KENDİLERİNE KİTAP VERDİKLERİMİZ ONU (O KİTAPTAKİ PEYGAMBERİ), ÖZ OĞULLARINI TANIDIKLARI GİBİ TANIRLAR. BUNA RAĞMEN ONLARDAN BİR GURUP BİLE BİLE GERÇEĞİ GİZLER.
    BAKARA 150. (Evet Resûlüm ! ) Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yana çevirin ki, aralarından haksızlık edenler (kuru inatçılar) müstesna, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! yalnız benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    BAKARA 136 "Allah'a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmâ'il'e, İshak'a, Ya'kub'a ve sıbt(torun kabile)lere indirilene, Musa ve Îsâ'ya verilene ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilene inandık, onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz Allah'a teslim olanlarız." deyin.
    BAKARA 137 eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; ama dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşerler. Onlara karşı Allah sana yeter. O, işitendir, bilendir.
    BAKARA 138 Allah’ın boyası (ile boyan). Allah’ın boyasından daha güzel boyası olan kimdir? Biz ancak O'na kulluk ederiz.
    BAKARA 142 İnsanlardan bazı beyinsizler: "Onları, üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da Allah’ındır. O, dilediğini doğru yola iletir."
    BAKARA 143 Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlara şâhid olasınız. Elçi de size şâhid olsun. Biz, Elçi'ye uyanı, ökçesi üzerinde geriye dönenden ayıralım diye, eskiden yöneldiğin Kâbe’yi kıble yaptık. Bu, Allah’ın yol gösterdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Şüphesiz Allah, insanlara şefkatli, merhametlidir.
    BAKARA 144 (Ey Muhammed), biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu (gökten haber beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız, yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap verilenler, bunun Rableri tarafından bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
    BAKARA 145 Sen Kitap verilenlere her türlü ayeti getirsen yine onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, o takdirde sen, mutlaka zalimlerden olursun.
    BAKARA 146 KENDİLERİNE KİTAP VERDİKLERİMİZ, ONU, OĞULLARINI TANIDIKLARI GİBİ TANIRLAR, AMA YİNE DE ONLARDAN BİR GRUP, BİLE BİLE GERÇEĞİ GİZLERLER.
    BAKARA 150 Nereden (yola) çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir, nerede olursanız, yüzünüzü o yana çevirin ki, haksızlardan başka hiç kimsenin, aleyhinizde bir delili olmasın. Onlardan da çekinmeyin, benden çekinin ve (o yana dönün ki) size olan nimetimi tamamlayayım, böylece yolu bulmuş olasınız.


    ALİ İMRAN

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALİ İMRAN 26. Şöyle yakar: "Ey mülkün Mâlik'i, sahibi olan Allahım! Sen mülk ve saltanatı dilediğine verir, mülk ve saltanatı dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltip aziz edersin, dilediğini alçaltıp zelil kılarsın. İmkân, mal ve nimet senin elindedir. Sen, herşeye kadirsin."
    ALİ İMRAN 27. "Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü diriden çıkarırsın. Dilediğini hesapsızca rızıklandırırsın."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALİ İMRAN 26-De ki ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Dilediğine mülk verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın; dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Hayır yalnız senin elindedir. Gerçekten sen, herşeye gücü yetensin."
    ALİ İMRAN 27-Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

    DİYANET MEALİ
    ALİ İMRAN 26. (Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.
    ALİ İMRAN 27. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALİ İMRAN 26 De ki: "Allah’ım, (ey) mülkün sahibi, sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü alırsın; dilediğini yükseltirsin, dilediğini alçaltırsın. Hayır (mal), senin elindedir. Sen her şeye kadirsin!"
    ALİ İMRAN 27 "Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın, dilediğini hesapsız rızıklandırırsın!"


    CUMUA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CUMA 11. Bir ticaret yahut oyun-eğlence görür görmez, dağılıp ona yöneldiler de seni ayaküstü bıraktılar. Onlara de ki: "Allah katında bulunan, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır! Ve Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CUMA 11-Böyle iken, bir ticaret veya eğlenti (eğlence) gördüklerinde ona fırladılar ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın katındaki, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır ve Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır."

    DİYANET MEALİ
    CUMA 11. Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CUMA 11 Bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hep dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: "Allâh'ın yanında bulunan, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır. Allâh, rızık verenlerin en hayırlısıdır."


    MAİDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MAİDE 48. Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şerîat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.
    MAİDE 49. Sen de aralarında, Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor. Zaten insanların birçokları doğru yoldan iyice sapmış bulunuyorlar.
    MAİDE 82. ŞU TARTIŞILMAZ BİR GERÇEKTİR Kİ, İNSANLARIN İMAN EDENLERE EN ŞİDDETLİ DÜŞMANLIK DUYANLARINI, YAHUDİLERLE ŞİRKE BATANLAR BULURSUN. ŞU DA TARTIŞILMAZ BİR GERÇEKTİR Kİ, İNSANLARIN İMAN EDENLERE SEVGİDE EN YAKIN OLANLARINI "BİZ HIRİSTİYANLARIZ" DİYENLER BULURSUN. BU BÖYLEDİR. ÇÜNKÜ O HIRİSTİYANLAR İÇİNDE DERİN ARAŞTIRMALAR YAPAN KEŞİŞLER, KENDİNİ ALLAH'A ADAMIŞ RAHİPLER VARDIR. VE ONLAR, KİBRE SAPMAZLAR.
    MAİDE 83. Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz, iman ettik. Artık bizi de gerçeğin tanıklarıyla birlikte kaydet."
    MAİDE 84. "Rabbimizin bizi barışseverler arasına koymasını umup dururken, Allah'a ve Hak'tan bize gelene neden inanmayacakmışız?"
    MAİDE 85. Böyle söyledikleri için Allah onları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle lütuflandırdı. Sürekli kalıcıdırlar orada. İşte budur güzel davrananların ödülü.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MAİDE 48-Sana da önünde bulunan kitapları doğrulayıcı ve onlara bir şahit olmak üzere bu hak kitabı indirdik; onun için sen de aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, sana gelen gerçekten ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme! Her biriniz için bir kanun ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat sizi, her birinize verdiği şeylerde imtihan edecek. O halde durmayın, hayırlı işlerde yarışın. Nihayet dönüşünüz hep Allah'adır. O zaman O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
    MAİDE 49-Ve şu emri indirdik: "Aralarında yalnız Allah'ın indirdiği ile hükmet, onların keyiflerine uyma ve onların Allah'ın indirdiği hükümlerin birinden seni şaşırtmalarından sakın! Yine yüz çevirirlerse bil ki, Allah, onların bazı günahları sebebiyle, başlarına bir bela getirmek istiyor. Her halde insanlardan birçoğu Allah yolundan çıkmışlardır.
    MAİDE 82-İNSANLARIN İNANANLARA DÜŞMANLIK BAKIMINDAN EN AZILISI OLARAK HERHALDE YAHUDİLERLE ALLAH'A ORTAK KOŞANLARI BULACAKSIN. İNANANLARA DOSTLUK BAKIMINDAN EN YAKIN OLARAK DA HER HALDE "BİZ HIRİSTİYANLARIZ." DİYENLERİ BULACAKSIN. BUNUN SEBEBİ, ONLARIN İÇİNDE BİLGİN KEŞİŞLERİN VE DÜNYAYI TERK ETMİŞ RAHİPLERİN BULUNMASIDIR VE BUNLAR BÜYÜKLÜK TASLAMAZLAR.
    MAİDE 83-Peygambere indirileni dinledikleri zaman onun hak olduğuna aşinalıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup boşandığını görürsün. Onlar: "Ey bizim Rabbimiz, inandık iman getirdik, şimdi Sen bizi şahitlik yapanlarla beraber yaz!
    MAİDE 84-Rabbimizin bizi iyilerle birlikte bulundurmasını gönülden arzu ederken, biz ne diye Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım." derler.
    MAİDE 85-Böyle demelerine karşılık Allah da kendilerine mükafat olarak altlarından ırmaklar akan cennetleri içlerinde ebedi kalmak üzere verdi. İşte iyilik yapanların mükafatı budur.

    DİYANET MEALİ
    MAİDE 48. Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitabı (Kur'an'i) gönderdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şeriatlarda) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.
    MAİDE 49. (Sana şu talimata verdik): Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır.
    MAİDE 82. İNSANLAR İÇERİSİNDE İMAN EDENLERE DÜŞMANLIK BAKIMINDAN EN ŞİDDETLİ OLARAK YAHUDİLER İLE ŞİRK KOŞANLARI BULACAKSIN. ONLAR İÇİNDE İMAN EDENLERE SEVGİ BAKIMINDAN EN YAKIN OLARAK DA "BİZ HIRİSTİYANLARIZ" DİYENLERİ BULACAKSIN. ÇÜNKÜ ONLARIN İÇİNDE KEŞİŞLER VE RAHİPLER VARDIR VE ONLAR BÜYÜKLÜK TASLAMAZLAR.
    MAİDE 83. Resule indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz."
    MAİDE 84. "Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?"
    MAİDE 85. Söyledikleri (bu) sözden dolayı Allah onlara, içinde devamlı kalmak üzere, zemininden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İyi hareket edenlerin mükâfatı işte budur.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MAİDE 48 Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allâh'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'at ve bir yol belirledik. Allâh isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni'met)ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir.
    MAİDE 49 Aralarında Allâh'ın indirdiğiyle hükmet, onların keyiflerine uyma ve onların, Allâh'ın indirdiği şeylerin bir kısmından seni şaşırtmalarından sakın! Eğer dönerlerse bil ki Allâh, bazı günâhları yüzünden onları felâkete uğratmak istiyordur. Zaten insanlardan çoğu, yoldan çıkmışlardır.
    MAİDE 82 İNSANLAR İÇERİSİNDE, İNANANLARA EN YAMAN DÜŞMAN OLARAK YAHÛDİLERİ VE (ALLAH'A) ORTAK KOŞANLARI BULURSUN. İNANANLARA SEVGİCE EN YAKINLARI DA "BİZ HIRİSTİYANLARIZ." DİYENLERİ BULURSUN. ÇÜNKÜ ONLARIN İÇLERİNDE KEŞİŞLER VE RAHİPLER VARDIR VE ONLAR BÜYÜKLÜK TASLAMAZLAR.
    MAİDE 83 Elçi'ye indirilen(Kur'ân)ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz, inandık, bizi şâhidlerle beraber yaz!"
    MAİDE 84 "Biz, Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umarken neden Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?"
    MAİDE 85 Bu sözlerinden dolayı Allâh onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler verdi. Güzel davrananların mükâfâtı işte budur!

    ----2----

    PEYGAMBERİMİZ VE CİNLER

    hayalet.jpg



    KALEM SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KALEM 2. Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde,

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KALEM 2-sen Rabbinin nimeti sayesinde, deli değilsin.

    DİYANET MEALİ
    KALEM 2.Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun degilsin.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KALEM 2 Sen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin.


    TEKVİR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEKVİR 22. Ve arkadaşınız bir cin çarpmış değildir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEKVİR 22-Yoksa sizin arkadaşınız (Muhammed), delirmiş değildir.

    DİYANET MEALİ
    TEKVİR 22. Arkadaşınız (Muhammed) de mecnun değildir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEKVİR 22 Arkadaşınız cinli değildir.



    NAS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NAS 4. Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen vesvesenin/o sinsi, o aldatıcı şeytanın şerrinden,
    NAS 5. İnsanların göğüslerine kuşkular, kuruntular sokar o;
    NAS 6. Cinlerden de insanlardan da olur o!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NAS 4-o sinsi vesvesecinin şerrinden,
    NAS 5-ki, insanların sinelerine vesvese verir durur.
    NAS 6-Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olsun)."

    DİYANET MEALİ
    NAS 4.O sinsi vesvesenin şerrinden,
    NAS 5.O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler)fısıldar.
    NAS 6.Gerek cinlerden, gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım!)

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NAS 4 O sinsi vesvesecinin şerrinden.
    NAS 5 O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.
    NAS 6 Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).


    ARAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    A’RAF 184.Düşünmediler mi ki, o arkadaşlarında cinnetten eser yok. Apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir o.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    A’RAF 184-Bunlar hiç düşünmediler mi ki, kendilerine söz söyleyen zatta cinnetten bir eser yoktur. O, ancak ilerideki tehlikeyi açık bir şekilde haber veren bir uyarıcıdır.

    DİYANET MEALİ
    A’RAF 184. Düşünmediler mi ki, arkadaşlarında (Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    A’RAF 184 Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır?


    CİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CİNN 1. De ki: "Cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyolundu: 'Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur'an dinledik."
    CİNN 2. "Doğruya ve hayra kılavuzluyor. Biz de inandık ona. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CİNN 1-De ki: "Cinlerden bir grubun (Kur'an'ı) dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyolundu: "İnan olsun biz acaip bir Kuran dinledik.
    CİNN 2-Doğru yola iletiyor. Biz de ona iman ettik, Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.

    DİYANET MEALİ
    CİNN l. (Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de söyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, harikulade güzel bir Kur'an dinledik.
    CİNN 2. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CİNN 1 De ki: Cinlerden bir topluluğun Kur'ân dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulâde güzel bir Kur'ân dinledik.
    CİNN 2 Doğru yola iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.



    EN’AM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENAM 130. Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi? "Kendi aleyhimize tanıklık ettik." dediler. İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri aleyhinde tanıklık ettiler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENAM 130-"Ey cin ve insan topluluğu, size ayetlerimizi anlatan ve bu gününüzün geleceğini haber veren peygamberler gelmedi mi?" Onlar: "Ey Rabbimiz, biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz." diyecekler. Dünya hayatı onları aldattı da kendi aleyhlerine kafir olduklarına şahitlik ettiler.

    DİYANET MEALİ
    ENAM 130. Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu günle karsılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi! Derler ki: "Kendi aleyhimize şahitlik ederiz." Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENAM 130 "Ey cin ve insan topluluğu, içinizden, size âyetlerimi anlatan ve bugününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" "Kendi aleyhimize şâhidiz." dediler. Dünyâ hayâtı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şâhidlik ettiler.


    AHKAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHKAF 29. Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinede: "Susup dinleyin!" dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak kendi toplumlarına döndüler.
    AHKAF 30. DEDİLER Kİ: "EY TOPLUMUMUZ! BİZ; MÛSA'DAN SONRA İNDİRİLEN, KENDİNDEN ÖNCEKİNİ DOĞRULAYAN, HAKKA VE DOSDOĞRU YOLA İLETEN BİR KİTAP DİNLEDİK."
    AHKAF 31. "Ey toplumumuz! Allah'ın davetçisine uyun, ona iman edin ki Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHKAF 29-Bir de şu vakti anlat, hani cinlerden bir takımını Kur'an dinlemek üzere sana göndermiştik. Onu dinlemeye geldiklerinde: "Susun, dinleyin!" dediler. (Dinleme) bitirilince de dönüp uyarmak üzere kavimlerine gittiler.
    AHKAF 30-VE DEDİLER Kİ: "EY KAVMİMİZ, HABERİNİZ OLSUN Kİ, BİZ MUSA'DAN SONRA İNDİRİLMİŞ ÖNÜNDEKİ KİTAPLARI DOĞRULAYIP GERÇEĞİ VE DOĞRU YOLU GÖSTEREN BİR KİTAP DİNLEDİK.
    AHKAF 31-Ey kavmimiz, Allah' ın davetçisine uyun ve O'na iman edin ki, bazı günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun!"

    DİYANET MEALİ
    AHKAF 29. Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur'an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) "Susun" demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.
    AHKAF 30. EY KAVMİMİZ! DEDİLER, DOĞRUSU BİZ MUSA'DAN SONRA İNDİRİLEN, KENDİNDEN ÖNCEKİNİ DOĞRULAYAN, HAKKA VE DOĞRU YOLA İLETEN BİR KİTAP DİNLEDİK.
    AHKAF 31. Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarınızı kısmen bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHKAF 29 Bir zaman, cinlerden bir topluluğu Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde (birbirlerine): "Susun, (dinleyin)" dediler. (Okuma) Bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler:
    AHKAF 30 "EY KAVMİMİZ, DEDİLER, BİZ MÛSÂ'DAN SONRA İNDİRİLEN, KENDİNDEN ÖNCEKİNİ DOĞRULAYAN, GERÇEĞE VE DOĞRU YOLA GÖTÜREN BİR KİTAP DİNLEDİK."
    AHKAF 31 "Ey kavmimiz, Allâh'ın da'vetçisine uyun ve O'na inanın ki (Allâh) günâhlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi, acı azâbdan korusun."




    KALEM SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KALEM 2. Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde,

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KALEM 2-sen Rabbinin nimeti sayesinde, deli değilsin.

    DİYANET MEALİ
    KALEM 2.Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun degilsin.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KALEM 2 Sen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin.


    TEKVİR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEKVİR 22. Ve arkadaşınız bir cin çarpmış değildir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEKVİR 22-Yoksa sizin arkadaşınız (Muhammed), delirmiş değildir.

    DİYANET MEALİ
    TEKVİR 22. Arkadaşınız (Muhammed) de mecnun değildir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEKVİR 22 Arkadaşınız cinli değildir.



    NAS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NAS 4. Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen vesvesenin/o sinsi, o aldatıcı şeytanın şerrinden,
    NAS 5. İnsanların göğüslerine kuşkular, kuruntular sokar o;
    NAS 6. Cinlerden de insanlardan da olur o!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NAS 4-o sinsi vesvesecinin şerrinden,
    NAS 5-ki, insanların sinelerine vesvese verir durur.
    NAS 6-Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olsun)."

    DİYANET MEALİ
    NAS 4.O sinsi vesvesenin şerrinden,
    NAS 5.O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler)fısıldar.
    NAS 6.Gerek cinlerden, gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım!)

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NAS 4 O sinsi vesvesecinin şerrinden.
    NAS 5 O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.
    NAS 6 Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).


    ARAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    A’RAF 184.Düşünmediler mi ki, o arkadaşlarında cinnetten eser yok. Apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir o.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    A’RAF 184-Bunlar hiç düşünmediler mi ki, kendilerine söz söyleyen zatta cinnetten bir eser yoktur. O, ancak ilerideki tehlikeyi açık bir şekilde haber veren bir uyarıcıdır.

    DİYANET MEALİ
    A’RAF 184. Düşünmediler mi ki, arkadaşlarında (Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    A’RAF 184 Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır?


    CİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CİNN 1. De ki: "Cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyolundu: 'Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur'an dinledik."
    CİNN 2. "Doğruya ve hayra kılavuzluyor. Biz de inandık ona. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CİNN 1-De ki: "Cinlerden bir grubun (Kur'an'ı) dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyolundu: "İnan olsun biz acaip bir Kuran dinledik.
    CİNN 2-Doğru yola iletiyor. Biz de ona iman ettik, Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.

    DİYANET MEALİ
    CİNN l. (Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de söyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, harikulade güzel bir Kur'an dinledik.
    CİNN 2. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CİNN 1 De ki: Cinlerden bir topluluğun Kur'ân dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulâde güzel bir Kur'ân dinledik.
    CİNN 2 Doğru yola iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.



    EN’AM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENAM 130. Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi? "Kendi aleyhimize tanıklık ettik." dediler. İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri aleyhinde tanıklık ettiler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENAM 130-"Ey cin ve insan topluluğu, size ayetlerimizi anlatan ve bu gününüzün geleceğini haber veren peygamberler gelmedi mi?" Onlar: "Ey Rabbimiz, biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz." diyecekler. Dünya hayatı onları aldattı da kendi aleyhlerine kafir olduklarına şahitlik ettiler.

    DİYANET MEALİ
    ENAM 130. Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu günle karsılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi! Derler ki: "Kendi aleyhimize şahitlik ederiz." Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENAM 130 "Ey cin ve insan topluluğu, içinizden, size âyetlerimi anlatan ve bugününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" "Kendi aleyhimize şâhidiz." dediler. Dünyâ hayâtı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şâhidlik ettiler.


    AHKAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHKAF 29. Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinede: "Susup dinleyin!" dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak kendi toplumlarına döndüler.
    AHKAF 30. DEDİLER Kİ: "EY TOPLUMUMUZ! BİZ; MÛSA'DAN SONRA İNDİRİLEN, KENDİNDEN ÖNCEKİNİ DOĞRULAYAN, HAKKA VE DOSDOĞRU YOLA İLETEN BİR KİTAP DİNLEDİK."
    AHKAF 31. "Ey toplumumuz! Allah'ın davetçisine uyun, ona iman edin ki Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHKAF 29-Bir de şu vakti anlat, hani cinlerden bir takımını Kur'an dinlemek üzere sana göndermiştik. Onu dinlemeye geldiklerinde: "Susun, dinleyin!" dediler. (Dinleme) bitirilince de dönüp uyarmak üzere kavimlerine gittiler.
    AHKAF 30-VE DEDİLER Kİ: "EY KAVMİMİZ, HABERİNİZ OLSUN Kİ, BİZ MUSA'DAN SONRA İNDİRİLMİŞ ÖNÜNDEKİ KİTAPLARI DOĞRULAYIP GERÇEĞİ VE DOĞRU YOLU GÖSTEREN BİR KİTAP DİNLEDİK.
    AHKAF 31-Ey kavmimiz, Allah' ın davetçisine uyun ve O'na iman edin ki, bazı günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun!"

    DİYANET MEALİ
    AHKAF 29. Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur'an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) "Susun" demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.
    AHKAF 30. EY KAVMİMİZ! DEDİLER, DOĞRUSU BİZ MUSA'DAN SONRA İNDİRİLEN, KENDİNDEN ÖNCEKİNİ DOĞRULAYAN, HAKKA VE DOĞRU YOLA İLETEN BİR KİTAP DİNLEDİK.
    AHKAF 31. Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarınızı kısmen bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHKAF 29 Bir zaman, cinlerden bir topluluğu Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde (birbirlerine): "Susun, (dinleyin)" dediler. (Okuma) Bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler:
    AHKAF 30 "EY KAVMİMİZ, DEDİLER, BİZ MÛSÂ'DAN SONRA İNDİRİLEN, KENDİNDEN ÖNCEKİNİ DOĞRULAYAN, GERÇEĞE VE DOĞRU YOLA GÖTÜREN BİR KİTAP DİNLEDİK."
    AHKAF 31 "Ey kavmimiz, Allâh'ın da'vetçisine uyun ve O'na inanın ki (Allâh) günâhlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi, acı azâbdan korusun."


    ----3----

    hz._muhammed__sas_.jpg

    YÜCE PEYGAMBERİMİZE ÖZEL


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KALEM 2. Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde,
    KALEM 4. VE GERÇEKTEN SEN, ÇOK BÜYÜK BİR AHLAK ÜZERİNDESİN.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KALEM 2-sen Rabbinin nimeti sayesinde, deli değilsin.
    KALEM 4-VE HERHALDE SEN, PEK BÜYÜK BİR AHLAK ÜZERİNDESİN.

    DİYANET MEALİ
    KALEM 2.Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun degilsin.
    KALEM 4. VE SEN ELBETTE YÜCE BİR AHLÂK ÜZERESİN.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KALEM 2 Sen, Rabbinin ni'metiyle cinlenmiş (deli) değilsin.
    KALEM 4 VE SEN, BÜYÜK BİR AHLÂK ÜZERİNDESİN.



    CİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CİNN 27. Seçtiği bir elçi müstesna. Çünkü O, resulünün önünden ve arkasından gözetleyiciler yürütür.
    CİNN 28. Ki onların, Rablerinin elçiliklerini hedefine tam ulaştırdıklarını bilsin. Allah, onların katında bulunan şeyleri kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıya bağlamıştır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CİNN 27-Seçtiği bir elçiden başka; çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler dizer.
    CİNN 28-Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla ulaştırmış olduklarını, onlarda bulunan her şeyi kuşattığını ve herşeyi bir bir saymış olduğunu bilsin diye.

    DİYANET MEALİ
    CİNN 27. Ancak, (bildirmeyi) dilediği peygamber bunun dışındadır. Çünkü O, bunun önünden ve ardından gözcüler salar,
    CİNN 28. Ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CİNN 27 Ancak râzı olduğu elçiye gösterir. Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler (koruyucular) koyar.
    CİNN 28 (Böyle yapar) Ki onların, Rablerinin kendilerine verdiği mesajları duyurduklarını bilsin. Allâh, onlarda bulunan herşeyi (bilgisiyle) kuşatmıştır ve herşeyi bir bir saymış(hesabetmiş)tir.


    FURKAN SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FURKAN 20. Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de mutlaka yemek yiyorlar, sokaklarda yürüyorlardı. Biz sizi birbiriniz için imtihan aracı yaptık. Sabrediyor musunuz? Rabbin her şeyi görmektedir.
    FURKAN 56. Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FURKAN 20-Biz, senden önce de peygamberleri başka türlü göndermedik, kuşkusuz onlar da yemek yiyorlar ve çarşılarda yürüyorlardı. Bir de kiminizi kiminize bir imtihan aracı yaptık ki, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin, herşeyi hakkıyla görendir.
    FURKAN 56-Halbuki seni ancak bir müjdeci ve uyancı olarak gönderdik

    DİYANET MEALİ
    FURKAN 20. (Resulüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
    FURKAN 56. (Resulüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FURKAN 20 Senden önce gönderdiğimiz bütün elçiler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi. Biz sizi birbiriniz için bir sınav yaptık. (Sizin bir kısmınızı, diğer bir kısmınızla denemekteyiz ki bakalım) sabrediyor musunuz? Rabbin, (herşeyi) görendir.
    FURKAN 56 Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.


    MERYEM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MERYEM 97. Biz onu; senin dilinle kolaylaştırdık ki, sakınanları onunla müjdeleyesin, inatçı bir kavmi de onunla uyarasın.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MERYEM 97-Biz, o Kur'an'ı sadece onunla takva sahiplerini müjdelemen ve inat edenleri de korkutman için senin dilinle kolaylaştırdık.

    DİYANET MEALİ
    MERYEM 97. (Resulüm!) Biz Kur'an'ı, sadece, onunla Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MERYEM 97 Biz o(Kur'â)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi onunla uyarasın.


    TAHA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TAHA 99. İşte böylece, geçip gitmişlerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Biz sana katımızdan da bir Zikir verimişizdir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TAHA 99-Ya Muhammed, işte sana böyle geçmişin önemli haberlerinden kıssa anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana tarafımızdan bir zikir verdik.

    DİYANET MEALİ
    TAHA 99. (Resulüm!) İste böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir verdik.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TAHA 99 Böylece sana geçmişlerin haberlerinden bir miktar anlatıyoruz. Gerçekten sana katımızdan bir Zikir (geçmiş olaylardan bir anı) verdik.


    ŞUARA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ŞUARA 2. İşte sana gerçeği apaçık gösteren Kitap'ın ayetleri...
    ŞUARA 3. Onlar iman etmiyorlar diye kendini üzüntüden tüketir gibisin.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ŞUARA 2-Bunlar sana o apaçık Kitab'ın ayetleridir!
    ŞUARA 3-Onlar iman etmeyecekler diye, neredeyse sen kendine kıyacaksın.

    DİYANET MEALİ
    ŞUARA 2. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.
    ŞUARA 3. (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ŞUARA 2 Şunlar o apaçık Kitabın ayetleridir.
    ŞUARA 3 Herhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin!

    NEML SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NEML 6. Emin ol ki, sen bu Kur'an'a Hakîm ve Alîm bir kudret tarafından muhatap kılınıyorsun.
    NEML 91. "Ben sadece, bu beldenin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Orayı saygıya layık kılmıştır O. Her şey O'nundur. Ben, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan olmakla emrolundum."
    NEML 92. "VE KUR'AN OKUMAKLA EMROLUNDUM. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: 'Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!"
    NEML 93. Ve şöyle yakar: "Hamt olsun Allah'a! O size ayetlerini gösterecek de siz onları tanıyacaksınız. Senin Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir."


    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NEML 6-Ve gerçekten sen bu Kur'an'a bilgisinin nihayeti olmayan bir hikmet sahibi tarafından erdiriliyorsun.
    NEML 91-Ben, yalnızca bu beldenin, onu saygın kılan ve herşey de kendilerinin olan Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve yine halis müslümanlardan olmamla emrolundum.
    NEML 92-BİR DE KURAN OKUYAYIM DİYE EMROLUNDUM. Her kim doğru yolu kabul ederse, yalnızca kendi yararına kabul etmiş olur. Kim de sapa giderse de ki: "Ben, yalnızca tehlikeyi haber verenlerdenim."
    NEML 93-ve de ki: "Hamdolsun Allah'a; 0, size ayetlerini gösterecek de onları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacağınızdan gaflette değildir."


    DİYANET MEALİ
    NEML 6. (Resulüm!) Şüphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından sana verilmektedir.
    NEML 91. (De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine -ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Bana Müslümanlardan olmam " emredildi.
    NEML 92. "VE KUR'AN'I OKUMAM (EMREDİLDİ). Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyarıcılardanım.
    NEML 93. Ve şöyle de: Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız (ama artık faydası olmayacaktır). Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NEML 6 (Ey Muhammed) Sana bu Kur'ân, hüküm ve hikmet sâhibi, (herşeyi) bilen (Allâh) katından verilmektedir.
    NEML 91 (De ki): "Ben sadece bu kentin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. O, burayı saygıdeğer kıldı ve her şey O'nundur. Ve bana müslümanlardan olmam emredildi."
    NEML 92 "VE KUR'ÂN OKUMAM (EMREDİLDİ)." "İmdi kim yola gelirse kendi yararına yola gelmiş olur ve kim saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."
    NEML 93 Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size âyetlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Rabbin, yaptıklarınızdan gâfil değildir.


    KASAS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KASAS 44 . Biz Mûsa'ya o emri vahyettiğimizde, sen batı tarafında değildin; olayı izleyenlerden de değildin.
    KASAS 45. Ancak biz, birçok nesil oluşturduk da bunlar üzerinden ömürler akıp gitti. Sen Medyen halkı içinde oturarak onlara ayetlerimizi okuyor değildin. Biz, peygamberler gönderiyoruz, hepsi bu.
    KASAS 46. Ve sen, biz seslendiğimizde, Tûr tarafında da değildin. Sen, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarmak için Rabbinden bir rahmetsin. Bu sayede onların düşünüp öğüt almaları umuluyor.
    KASAS 56. Şu bir gerçek ki, sen istediğin kişiyi doğru yola iletemezsin. Ama Allah, dilediğine kılavuzluk eder. Hidayete erecekleri O daha iyi bilir.
    KASAS 86. Sen bu Kitap'ın sana indirileceğini ummuyordun; Rabbinden bir rahmet olarak geldi. O halde küfre sapanlara sakın destekçi olma.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KASAS 44-Musa'ya o emri vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun, olayı görenlerden de değildin.
    KASAS 45-Fakat Biz, birçok nesiller yarattık, ömürleri de uzun oldu. Sen Medyen halkı arasında ikamet ederek ayetlerimizi onlardan okuyup öğrenmedin; fakat peygamberlik verip gönderen Biz olduk.
    KASAS 46-Yine Biz seslendiğimiz zaman da sen Tur'un yanında değildin; fakat senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; ola ki, düşünüp ibret alırlar.
    KASAS 56-Doğrusu sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin; fakat Allah dilediğini doğru yola iletir ve doğru yola erecekleri o daha iyi bilir.
    KASAS 86-Sen, sana kitap indirileceğini ümit etmiyordun; fakat Rabbinden bir rahmettir o. O halde sakın kafirlere arka çıkma!

    DİYANET MEALİ
    KASAS 44. (Resulüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden de değildin.
    KASAS 45. Bilakis biz nice nesiller var ettik de, onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen, ayetlerimizi kendilerinden okuyarak öğrenmek üzere Medyen halkı arasında oturmuş da değilsin; aksine (onları sana) gönderen biziz.
    KASAS 46. (Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, sen Tûr'un yanında değildin. Bilakis, senden önce kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik); ola ki düşünüp öğüt alırlar.
    KASAS 56. (Resulüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.
    KASAS 86. Sen, bu Kitab’ın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmiş) tir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KASAS 44 Mûsâ'ya o işi yaptığımız (yani kendisine bildirmek istediğimiz işi ona vahyettiğimiz) vakit sen (Mukaddes Vâdinin) batı tarafında değildin, (o hâdiseyi) görenlerden de değildin.
    KASAS 45 Fakat biz (Mûsâ'dan sonra) birçok nesiller yarattık da onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen Medyen halkı arasında oturmuş değildin ki (orada olanları görüp öğrenesin de) âyetlerimizi bunlara okuyasın. (Bu, bir yerden görme, öğrenme ile değildir, fakat) Biz seni elçi olarak gönderdik (ve bu olayları sana vahyettik).
    KASAS 46 (Mûsâ'ya) ünlediğimiz zaman sen Tûr'un yanında değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik) ki senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan toplumu uyarasın; belki düşünüp öğüt alırlar.
    KASAS 56 (Ey Muhammed), sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allâh, dilediğini doğru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir.
    KASAS 86 Sen, o Kitabın, senin kalbine bırakılacağını ummazdın. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (Kitap senin kalbine bırakıldı). O halde kâfirlere arka olma.


    İSRA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İSRA 45. Kur'an okuduğunda, seninle, âhirete inanmayanlar arasına gizli bir perde çekeriz.
    İSRA 46. Kalpleri üzerine, onu anlamamaları için kabuklar geçiririz, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Rabbini yalnız Kur'an'da andığın zaman, nefretle geriye dönüp kaçarlar.
    İSRA 54. Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size rahmet eder, dilerse size azap eder. Biz seni onlar üzerine vekil göndermedik.
    İSRA 78. GÜNEŞİN KAYMASINDAN/AŞAĞI SARKMASINDAN, GECENİN KARARMASINA KADAR NAMAZI KIL. SABAH KUR'AN'INI DA GÖZET. ÇÜNKÜ SABAH KUR'AN'I TANIKLARCA İZLENMEKTEDİR.
    İSRA 79. Sana özgü bir davranış olarak, gecenin bir kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere uyanık ol/uykudan uyan. Böylece Rabbinin seni övgüye layık bir konuma ulaştırması umulur.
    İSRA 80. Şöyle yakar: "Rabbim! Beni, gireceğim yere doğruluk-dürüstlükle sok, çıkacağım yerden doğruluk-dürüstlükle çıkar. Katından bana yardımcı bir güç/kanıt ver."
    İSRA 87. Ancak, Rabbinden bir rahmet müstesna. Kuşkusuz, O'nun sana lütfu pek büyüktür.
    İSRA 93. "Yahut altından bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin. Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indireceğin zamana kadar, asla inanmayız!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir. BEN, İNSAN BİR RESULDEN BAŞKA NEYİM Kİ?"
    İSRA 94. Kendilerine hak kılavuzcusu geldiğinde, insanların iman etmelerine, şöyle demelerinden başka bir şey engel olmadı: "Allah, bir insan mı resul gönderdi?"
    İSRA 105. Biz onu hak ile indirdik ve o hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
    İSRA 106. Onu, bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp ağır ağır indirdik.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İSRA 45-Bir de sen Kur'an'ı okuduğun zaman Biz seninle ahirete inanmayanlar arasına görünmez bir perde çekeriz.
    İSRA 46-Ve kalplerinin üzerine onu iyi anlamalarına engel kabuklar geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kuran'da tek olarak andığın vakitte ürkerek arkalarım döner giderler.
    İSRA 54-Rabbiniz sizi daha iyi bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onların üzerlerine vekil göndermedik.
    İSRA 78-GÜNEŞİN KAYMASINDAN, GECENİN KARARMASINA KADAR NAMAZI GÜZEL KIL; BİR DE KIRAATIYLE SEÇKİN OLAN SABAH NAMAZINI; ÇÜNKÜ SABAH KUR'AN'I GERÇEKTEN ŞAHİTLİDİR.
    İSRA 79-Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk. Kur'an ile teheccüd kıl; yakındır ki Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştıra.
    İSRA 80-De ki: "Rabbim, gireceğim yere doğrulukla girmemi sağla, çıkacağım yerden de doğrululukla çıkmamı nasip et ve benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver."
    İSRA 87-Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (vahyettiklerimi ortadan kaldırma işini) yapmadık. Gerçekten O'nun sana olan lütfü çok büyüktür.
    İSRA 93-veyahut altından bir evin olsun ya da gökyüzüne çıkasın; ona çıktığına da asla inanmayız; ta ki bize okuyacağımız bir mektup indiresin!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir, BEN SADECE BEŞER OLAN BİR PEYGAMBERİM."
    İSRA 94-Kendilerine doğru yolu gösteren rehber geldiğinde insanların iman etmelerine ancak şöyle demeleri engel oldu: "Allah bir insanı mı peygamber gönderdi?"
    İSRA 105-Bunu (Kur'an'ı) gerçeğin ifadesi olarak indirdik, o da gerçek bir şekilde indi. Seni ancak sevabımızın müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik.
    İSRA 106-Hem onu bir Kur'an olarak ayet ayet ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın, hem de gerektikçe parça parça indirdik.

    DİYANET MEALİ
    İSRA 45. Biz, Kur'an okuduğun zaman, seninle ahrete inanmayanların arasına gizleyici bir örtü çekeriz.
    İSRA 46. Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kuran’da Rabbinin birliğini yâdettiginde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.
    İSRA 54. Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üstüne bir vekil olarak göndermedik.
    İSRA 78. GÜNDÜZÜN GÜNEŞ DÖNÜP GECENİN KARANLIĞI BASTIRINCAYA KADAR (BELLİ VAKİTLERDE) NAMAZ KIL; BİR DE SABAH NAMAZINI. ÇÜNKÜ SABAH NAMAZI ŞAHİTLİDİR.
    İSRA 79. Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kil. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.
    İSRA 80. Ve söyle niyaz et: Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yârdim edici bir kuvvet ver.
    İSRA 87. Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an baki kalmıştır). Çünkü O'nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.
    İSRA 93. "Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız." De ki: Rabbimi tenzih ederim. BEN, SADECE BEŞER BİR ELÇİYİM.
    İSRA 94. Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, "Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?" demeleri engellemiştir.
    İSRA 105. Biz Kur'an'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
    İSRA 106. Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (ayet ayet, sûre sûre) ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İSRA 45 Kur'ân okuduğun zaman seninle, âhirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.
    İSRA 46Kalblerine onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur'ân'da yalnız Rabbini andığın zaman (tek Tanrı inancından hoşlanmadıkları için) arkalarına dönüp kaçarlar.
    İSRA 54 Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size acır, dilerse size azâbeder. Biz seni, onların üzerine vekil göndermedik.
    İSRA 78 GÜNEŞİN SARKMASINDAN (AŞAĞI KAYMASINDAN) GECENİN KARARMASINA (YATSI VAKTİNE) KADAR NAMAZ KIL VE SABAHIN KUR'ÂN'IN(I, UZUNCA KUR'ÂN OKUNAN SABAH NAMAZINI) DA (UNUTMA). ÇÜNKÜ SABAH KUR'ÂN (OKUMASI) GÖRÜLECEK ŞEYDİR.
    İSRA 79 Ayrıca sana özgü olarak gecenin bir kısmında da Kur'ân oku(yup namaz kıl)mak üzere uyan! Rabbinin seni güzel bir makama ulaştırması umulur.
    İSRA 80 De ki: "Rabbim, beni doğruluk girdirişiyle girdir ve beni doğruluk çıkarışıyla çıkar. Bana katından yardımcı bir güç ver."
    İSRA 87 Ancak Rabbin sana acıyarak âyetlerini geri almamaktadır. Çünkü O'nun sana olan lutfu cidden büyüktür.
    İSRA 93 "Yahut altundan bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Ama, sen üzerimize, okuyacağımız bir Kitap indirmedikçe senin sadece göğe çıkmana da inanmayız!" De ki: "Rabbimin şânı yücedir. (Böyle şeyleri yapmak benim işim değildir). BEN, SADECE ELÇİ (OLARAK GÖNDERİL)EN BİR İNSAN DEĞİL MİYİM?"
    İSRA 94 Zâten kendilerine hidâyet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alıkoyan şey, hep: "Allâh, bir insanı elçi mi gönderdi?" demeleridir.
    İSRA 105 Biz o(Kur'â)nı hak olarak indirdik ve o, hak ile inmiştir. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
    İSRA 106 Onu, insanlara ağır ağır okuman için, okuma parçalarına ayırdık ve onu azar azar indirdik.

    YUNUS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUNUS 2. "İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele" diye içlerinden bir er kişiye vahiy göndermemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? Küfre batanlar: "Bu adam açık bir büyücüdür." dediler.
    YUNUS 15. Ayetlerimiz onlara açık-seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bize ulaşmayı ummayanlar şöyle dediler: "Bundan başka bir Kur'an getir yahut bunu değiştir." De ki "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkuya düşerim."
    YUNUS 20. Şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Gayb, Allah'ın tekelinde. Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim."
    YUNUS 49. De ki: "Ben kendime bile Allah'ın istediği dışında bir zarar verme yahut yarar sağlama gücünde değilim. Her ümmetin bir eceli var. Ecelleri geldiğinde bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler."
    YUNUS 94. Şayet sen, sana indirdiğimizden kuşkulanmakta isen, senden önce Kitap'ı okuyanlara sor. Yemin olsun, hak sana Rabbinden gelmiştir. O halde, sakın kuşkulananlardan olma!
    YUNUS 95. Ve sakın ayetlerimizi yalanlayanlardan olma, yoksa hüsrana düşenlerden olursun.
    YUNUS 99. Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi toptan iman ederdi. Hal böyle iken, mümin olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın!
    YUNUS 100. Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. ALLAH, PİSLİĞİ, AKLINI KULLANMAYANLAR ÜZERİNE BIRAKIR.
    YUNUS 101. De ki: "Göklerde ve yerde neler var/neler oluyor, bir bakın!" O ayetler ve uyarılar iman etmeyen bir toplumun hiçbir işine yaramaz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUNUS 2-İnsanlar için, içlerinden bir ere: "Bütün insanları uyar ve iman edenleri müjdele; kendileri için Rablerinin katında yüce bir mertebe var!" diye vahyedişimiz hiç duyulmadık şaşılacak birşey mi oldu ki, kafirler: "Kesinlikle bu bir sihirbazdır!" dediler.
    YUNUS 15-Böyle iken ayetlerimiz birer açık delil olarak karşılarında okunduğu zaman Bize kavuşmayı arzu etmeyenler: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir!" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir! Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."
    YUNUS 20-Bir de: "Ona Rabbinden bambaşka bir mucize indirilse ya!" diyorlar. Sen de de ki: "Gayb ancak Allah'a aittir! Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"
    YUNUS 48.49- "Ne zamandır bu va'dedilen (azap); eğer doğru söylüyorsanız?" diyorlar. De ki: "Ben Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir yarar, ne de bir zarara malikim!" Her ümmetin bir eceli vardır; ecelleri gelince artık bir an geride kalamazlar, ileri de gidemezler.
    YUNUS 94-Şimdi şu sana indirdiğimiz şeylerde faraza şüphe edecek olursan, senden önce kitap okuyanlara sor! Andolsun ki, sana Rabbinden gerçek geldi, sakın şüphe edenlerden olma!
    YUNUS 95-Ve sakın Allah'ın ayetlerini inkar edenlerden olma ki, hüsrana düşenlerden olmayasın!
    YUNUS 99-Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mü'min olsunlar diye sen mi zorlayacaksın?
    YUNUS 100-Allah'ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. AKILLARINI GÜZELCE KULLANMAYANLARI ALLAH PİSLİK İÇİNDE BIRAKIR!
    YUNUS 101-De ki: "Bir bakın neler var göklerde ve yerde! Fakat o deliller, o uyarılar iman etmeyecek bir kavme ne fayda sağlar ki!

    DİYANET MEALİ
    YUNUS 2. İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?
    YUNUS 15. Onlara ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.
    YUNUS 20. Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilse ya! diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyin (bakalım) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
    YUNUS 49. De ki: "Ben kendime bile Allah’ın dilediğinden başka ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.
    YUNUS 94. (Resulüm!) Eğer sana indirdiğimizden (bu anlattığımız olaylardan) kuşkuda isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmiştir. Sakın şüphecilerden olma!
    YUNUS 95. Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra ziyana uğrayanlardan olursun.
    YUNUS 99. (Resulüm!) Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?
    YUNUS 100. Allah’ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, AKILLARINI KULLANMAYANLARI MURDAR (İNKÂRCI) KILAR.
    YUNUS 101. De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUNUS 2 İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında kendileri için bir doğruluk kademesi bulunduğunu müjdele!" diye vahyettiğimiz, insanlara tuhaf mı geldi? kâfirler: "Bu, apaçık bir büyücüdür." dediler.
    YUNUS 15 Onlara açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman, bizimle buluşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Şâyet ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azâbından korkarım."
    YUNUS 20 "Ona Rabbinden bir mu'cize indirilmeli değil mi?" diyorlar. De ki: "Gayb Allâh'ındır (görülmeyeni bilen O'dur). Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
    YUNUS 49 De ki: "Ben kendime dahi, Allâh'ın dilediğinden başka, ne zarar, ne de yarar verme gücüne sâhip değilim. Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler."
    YUNUS 94 Eğer sen, sana indirdiğimizden kuşkuda isen, senden önce Kitabı okuyanlara sor. Andolsun, sana Rabbinden hak geldi, sakın kuşkulananlardan olma!
    YUNUS 95 Ve sakın Allâh'ın âyetlerini yalanlayanlardan olma, yoksa ziyana uğrayanlardan olursun.
    YUNUS 99 Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın?
    YUNUS 100 Allâh'ın izni olmadan hiç kimse inanmaz VE (ALLÂH) PİSLİĞİ (HUZURSUZLUĞU, AZÂBI), AKILLARINI KULLANMAYANLARIN ÜZERİNE KOR.
    YUNUS 101 "Göklerde ve yerde olanlara bakın!" de; ama o âyetler ve uyarılar, inanmayacak bir kavme yarar sağlamaz.


    HUD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HUD 2. Ki başkasına değil, yalnız Allah'a ibadet edesiniz! Kuşkusuz, ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim.
    HUD 12. Belki de sen; onlar, "Ona bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya!" diyorlar diye göğsün sıkışıp daralarak, sana vahyedilmekte olanının bir kısmını terk etmeye kalkarsın. Gerçek olan şu ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şey üzerinde bir Vekîl'dir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HUD 2-şöyle ki, Allah'tan başkasına kul olmayın! Ben size O'nun tarafından müjdelemek ve uyarmak için gönderilmiş bir peygamberim!
    HUD 12-Şimdi belki de sen, onların: "Ona bir hazine indirilse veya beraberinde bir melek gelse ya!" demeleri yüzünden için sıkılarak, sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise herşeye vekildir.

    DİYANET MEALİ
    HUD 2. (De ki: Bu Kitap) "Allah'tan baskasina ibadet etmemeniz için (indirildi). şüphesiz ki ben, onun tarafindan size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
    HUD 12. Belki de sen (müşriklerin:) "Ona (gökten) bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi!" demelerinden ötürü sana vahyolunan ayetlerin bir kısmını (duyurmayı) terk edeceksin ve bu yüzden ruhun daralacaktır. (İyi bil ki) sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HUD 2 Tâ ki Allah'tan başkasına tapmayasınız. Ben de, O'ndan size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
    HUD 12 Herhalde sen: "Ona bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden ötürü, sana vahyolunanın bir kısmını bırakacaksın ve bununla göğsün sıkılacak; ama sen sadece bir uyarıcısın (böyle sözlere aldırma), her şeye vekil olan Allah'tır. .



    YUSUF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUSUF 2. Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
    YUSUF 102. İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onlar birlikte karar verip tuzak kurarlarken sen yanlarında değildin.
    YUSUF 103. Sen hırslanasıya istesen de, insanların çoğu inanmayacaktır.
    YUSUF 104. Sen, bu tebliğin için onlardan bir ücret istemiyorsun. O, bütün âlemler için bir hatırlatmadan başka şey değildir.
    YUSUF 109. Senden önce gönderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz bazı erlerden başkası değildi. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nce oldu görsünler. Elbette ki âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllarınızı kullanmayacak mısınız?"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUSUF 2-Biz onu akıl erdirebilesiniz diye. Bir Kur'an olmak üzere Arapça olarak indirdik.
    YUSUF 102- İşte bu gayb haberlerindendir ki sana onu vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip hile yaparlarken sen yanlarında değildin.
    YUSUF 103-Ve insanların çoğu sen ne kadar çok arzu etsen de mümin değillerdir!
    YUSUF 104-Buna karşı onlardan bir ücret de istemiyorsun; O Kur'an bütün alemlere ancak ilahi bir uyarıdır.
    YUSUF 109-Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de ancak şehirler halkından kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkeklerdi. Şimdi o yerde dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akibetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya! Elbette ahiret evi korunanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

    DİYANET MEALİ
    YUSUF 2. Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
    YUSUF 102. İşte bu (Yusuf kıssası) gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin (ki bunları bilesin).
    YUSUF 103. Sen ne kadar üstüne düşsen de insanların çoğu iman edecek değillerdir.
    YUSUF 104. Halbuki sen bunun için (peygamberlik görevini îfa için) onlardan bir ücret istemiyorsun. Kur'an, âlemler için ancak bir öğüttür.
    YUSUF 109. Senden önce de, şehirler halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber göndermedik. (Kâfirler) yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler! Sakınanlar için ahiret yurdu elbette daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUSUF 2 Biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik ki anlayasınız.
    YUSUF 102 (Ey Muhammed) bu (anlatılanlar), sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onlar kararlarını verip tuzak kurarlarken sen yanlarında değildin.
    YUSUF 103 Ama sen, ne kadar istesen de, yine insanların çoğu inanacak değillerdir.
    YUSUF 104 Sen bu(okudukları)na karşılık onlardan bir ücret istemiyorsun. O, sadece bütün âlemler için bir öğüttür.
    YUSUF 109 Senden önce de kentler halkından, yalnız kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka, (elçi) göndermedik. Yeryüzünde hiç gezmediler mi ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Korunanlar için âhiret yurdu daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?


    HİCR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HİCR 87. Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift mânalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.
    HİCR 88. Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!
    HİCR 89. Ve de ki: "Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!"
    HİCR 97. Yemin olsun ki, onların söyledikleri yüzünden senin göğsünün daraldığını biliyoruz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HİCR 87-Andolsun ki, sana namazlarda tekrarlanan yedi ayeti = Fatiha'yı ve Yüce Kur'an'ı verdik.
    HİCR 88-Sakın, o kafirlerden bir takımlarını zevkyab ettiğimiz şeylere göz atma, onlara karşı üzülme ve müminlere kanadını indir.
    HİCR 89-Ve de ki:"Benim o apaçık uyarıcı ben!"
    HİCR 97-Andolsun ki, onların sözlerine gerçekten içinin sıkıldığını biliyoruz.

    DİYANET MEALİ
    HİCR 87. Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve yüce Kur'an'ı verdik.
    HİCR 88. Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.
    HİCR 89. De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.
    HİCR 97. Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HİCR 87 Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur'ân'ı verdik(148).
    148 Âyetteki mesânî, mesnâ 'nın çoğulu olabildiği gibi senâ 'dan da gelebilir. Mesnâ nın çoğulu ise âyet: "Sana, ikişerlerden yedi verdik" demektir. Bu yedi şeyin ne olduğu ihtilâflıdır. Bunların, Hz. peygamber'e, Kur'ân'dan ayrı olarak verilen yedi mu'cize olduğu da düşünülebilir. Fakat genellikle kabul edildiğine göre bunlar, Fâtiha'nın yedi âyetidir. Her namazda, bir bütün olan iki rek'atın ikisinde de okunduğu için, Fâtiha'nın âyetleri, ikişerli yedi âyet sıfatını almıştır. Senâ'dan ise mîmli masdarın çoğulu olan mesânî övgüler anlamına gelir. Bununla da yine Fâtiha'ya işâret edildiği kanâati vardır. Fâtiha yedi âyettir. Allah övüldüğü için Fâtiha âyetlerine ": Övgüler" denmiştir.
    HİCR 88 Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyâlığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevâzi, şefkatli davran).
    HİCR 89 Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de.
    HİCR 97 Andolsun onların söylediklerine senin göğsünün daraldığını (canının sıkıldığını) biliyoruz.



    ENAM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENAM 8. Şunu da söylediler: "Bu peygambere bir melek indirilseydi ya!" Eğer böyle bir melek indirmiş olsaydık iş mutlaka bitirilmiş olurdu da kendilerine göz bile açtırılmazdı.
    ENAM 9. Eğer o peygamberi bir melek kılsaydık kuşkusuz onu bir er kişi yapacaktık ve içine yuvalandıkları kuşku ve karmaşayı onların üzerlerine giydirmiş olacaktık.
    ENAM 50. Onlara şunu söyle: "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben! Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!" Sor onlara: "Körle gören bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?"
    ENAM 51. Rablerinin huzurunda haşredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O'ndan başka ne bir dostu vardır ne de şefaatçısı.
    ENAM 52. Sabah akşam, yüzünü isteyerek Rablerine yalvarıp yakaranları kovma! Onların hesabından bir şey sana ait olmadığı gibi, senin hesabından bir şey de onlara ait değildir. O halde onları kovarsan zalimlerden olursun.
    ENAM 66. O, hak olduğu halde senin toplumun onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim."
    ENAM 68. Ayetlerimiz hakkında lakırdıya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze dalıncaya değin onlardan yüz çevir. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra o zalimler topluluğu ile oturma.
    ENAM 107. Allah dileseydi, şirke batmazlardı. Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin.
    ENAM 112. İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;
    ENAM 161. De ki: "Beni, dosdoğru yola Rabbim iletmiştir. Güçlü, pürüzsüz bir dine, hanîf olan İbrahim'in milletine. Müşriklerden değildi o."
    ENAM 162. De ki: "Benim namazım, kulluğum/bağışım, hayatım, ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."
    ENAM 163. "Ortağı yoktur O'nun. Bununla emrolundum ben. Ve Müslümanların ilkiyim ben."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENAM 8-Bir de "Şuna bir melek indirilse de görsek?" diyorlar. Eğer öyle bir melek indirseydik muhakkak iş bitirilmiş olur, kendilerine bir an bile göz açtırılmazdı!
    ENAM 9-Kendisini bir melek de yapsaydık, yine onu bir erkek kılacak ve onları yine düştükleri şüpheye düşürecektik.
    ENAM 50-De ki: "Ben size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum; gaybı da bilmem, size "Ben meleğim." de demiyorum; ben ancak bana verilen vahye uyarım." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Artık biraz düşünmez misiniz?
    ENAM 51-Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Öyleki, kendileri için O'nun huzurunda ne bir dost ne de bir şefaatçı vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlar.
    ENAM 52-Rablerinin rızasını isteyerek, sabah-akşam O'na dua edenleri yanından kovayım deme! Sen onların hesabından sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değildirler ki, biçareleri kovup da zalimlerden olasın.
    ENAM 66-Bu böyle gerçek iken, kavmin bu (Kur'an)'a yalan dediler. De ki: "Ben sizin vekiliniz değilim."
    ENAM 68-Ayetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün vakit, kendilerinden yüz çevir, ta ki başka bir söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana bir an unutturursa, hatırına geldiği gibi hemen kalk, o zalimler topluluğu ile beraber olma!
    ENAM 107-Allah dileseydi onlar Allah'a ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine gözcü göndermedik, sen onlara vekil de değilsin!
    ENAM 112-Böylece Biz, her peygambere insanların ve cinlerin şeytanlarını düşman etmişizdir; bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Eğer Rabbin dileseydi bunları yapmazlardı. O halde onları iftiraları ile başbaşa bırak!
    ENAM 161-De ki: "Beni Rabbim, şüphesiz dosdoğru bir yola, gerçek ve daima ayakta olan bir dine, başka dinlerden sıyrılıp yalnız hakka yönelen İbrahim'in tertemiz dinine iletti. O, hiçbir zaman Allah'a ortak koşanlardan olmadı.
    ENAM 162-De ki: "Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm kesinlikle hep o alemlerin Rabbı olan Allah içindir.
    ENAM 163-O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben, bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim."

    DİYANET MEALİ
    ENAM 8. Muhammed'e (görebileceğimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı.
    ENAM 9. Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan suretine sokar onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.
    ENAM 50. De ki: Ben size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaibi da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?
    ENAM 51. Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar için Rablerinden başka ne bir dost, ne de bir aracı vardır; belki sakınırlar.
    ENAM 52. Rablerinin rızasını isteyerek sabah aksam O'na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki onları kovup ta zalimlerden olasın!
    ENAM 66. Kur'an hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. De ki: Ben size vekil (kefil) değilim.
    ENAM 68. Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.
    ENAM 107. Allah dileseydi, onlar ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bir bekçi kılmadık. Sen onların vekili de değilsin.
    ENAM 112. Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artik onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
    ENAM 161. De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah’ı birleyen İbrahim’in dinine iletti. O, ortak koşanlardan değildi.
    ENAM 162. De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.
    ENAM 163. O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENAM 8 "O'na bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, artık kendilerine hiç göz açtırılmazdı.
    ENAM 9 Eğer O(Hak Elçisi)ni melek yapsaydık, yine bir adam (şeklinde) yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdük.
    ENAM 50 De ki: "Ben size, Allâh'ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size 'Ben meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Körle, gören bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?"
    ENAM 51 Rablerin(in huzûru)na toplanacakların(a inanıp bu durum)dan korkanları onunla uyar ki; kendilerinin, O'ndan başka ne dostları, ne de destekçileri yoktur. (Onları uyar), belki korunurlar.
    ENAM 52 Sabah akşam Rablerinin rızâsını isteyerek, O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok ki, onları kovup da zâlimlerden olasın!
    ENAM 66 O, gerçek iken kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim!"
    ENAM 68 Âyetlerimiz hakkında (münasebetsizliğe) dalanları gördüğün zaman, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir; eğer şeytân sana (bunu) unutturursa hatırladıktan sonra (hemen kalk), o zâlimler topluluğuyla beraber oturma!
    ENAM 107 Allâh isteseydi, ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!
    ENAM 112 Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytânlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
    ENAM 161 De ki: "Rabbim beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, Allâh'ı birleyen İbrâhim'in dinine. O, ortak koşanlardan değildi."
    ENAM 162 De ki: "Benim namazım, ibâdetim, hayâtım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allâh içindir."
    ENAM 163 "O'nun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim."


    SAFFAT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SAFFAT 37. Hayır, öyle değil! O, hakkı getirmişti. Diğer peygamberleri de tasdik etmişti.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SAFFAT 37-Hayır, o hak ile geldi ve bütün peygamberleri doğruladı.

    DİYANET MEALİ
    SAFFAT 37. Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SAFFAT 37 "Hayır, o (ne şâirdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı."


    SEBE SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SEBE 28. Biz seni, bütün insanlara bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, başka değil! Ama insanların çokları bilmiyorlar.
    SEBE 29. Diyorlar: "Doğru sözlülerseniz, bu tehdit ne zaman?"
    SEBE 30. De ki: "Size bir gün vaat edilmiştir; ondan ne bir saat geri kalabirsiniz ne de ileri geçebilirsiniz."
    SEBE 35. Şunu da söylemişlerdir: "Biz, malca da evlatça da çoğuz. Azaba uğratılacak olanlar, bizler değiliz."
    SEBE 36. De ki: "Rabbim, dilediğine rızkı genişletip açar, dilediğine ölçülü verir/kısar. Fakat insanların çokları bilmiyorlar."
    SEBE 37. Sizi bize yaklaştırıp, katımızda size yakınlık sağlayacak olan, ne mallarınızdır ne de çocuklarınız. İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapanlar müstesna. Onlara, yaptıklarının kat kat fazlası ödül vardır. Onlar, seçkin odalarda güven içindedirler.
    SEBE 39. De ki: "Rabbim, kullarından dilediğine rızkı bolca-genişçe verir, dilediğine de kısarak verir. Bir şey infak ederseniz O, onun yerine başka bir şey lütfeder. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O.
    SEBE 46. De ki: "Size, bir tek şey öğütleyeceğim: Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkın, sonra da iyice düşünün!" Arkadaşınızda cinnetten eser yok! O, şiddetli bir azap öncesinde sizi uyaran bir kişiden başkası değil.
    SEBE 47. De ki: "Ben sizden herhangi bir ücret istemedim; o sizin olsun. Benim ödülüm yalnız Allah'tandır. Ve O, her şey üzerinde bir Şehîd, gerçek bir tanık..."
    SEBE 48. De ki: "Benim Rabbim, gerçeği ortaya koyar. Gaybları en iyi bilen O'dur."
    SEBE 49. De ki: "Hak geldi, artık bâtıl ortaya yeni bir şey çıkaramaz; eskiyi de geri getiremez."
    SEBE 50. De ki: "Eğer saparsam, öz benliğim aleyhine saparım. Doğruyu ve güzeli
    bulursam bu, Rabbimin bana vahyettiği

    ELMALILI HAMDİ YAZIR

    SEBE 28-Seni de ancak bütün insanları içeren bir elçilikle rahmetimizin müjdecisi, azabımızın habercisi olarak gönderdik, başka değil! Fakat insanların çoğu bilmezler.
    SEBE 29-Ve: "Eğer doğru söylüyorsanız, ne zaman bu va'd?" diyorlar.
    SEBE 30-De ki: "Size va'd edilen bir gündür ki. ondan bir saat geri de kalamazsınız, ileri de geçemezsiniz."
    SEBE 35-Ve dediler ki : "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da ve bize azap edilmez."
    SEBE 36-De ki: "Rabbim, rızkı dilediğine döşer (bol verir), dilediğine de sıkar (kısar); fakat insanların çoğu bilmezler.
    SEBE 37-Oysa sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınız ne de evladlarınızdır. Ancak iman edip yararlı işler yapanlar, var ya, işte onların yaptıklarına karşılık kendilerine kat kat mükafat vardır ve onlar, cennet köşklerinde güvenlik içindedirler.
    SEBE 39-De ki: "Gerçekten Rabbim, rızkı kullarından dilediği kimseye hem bol verir, hem kısar. Hayır için her neyi harcarsanız, O, onun yerini doldurur. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
    SEBE 46-De ki : "Size sadece bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer, üçer ve teker teker kalkarsınız sonra da iyi düşünürsünüz; arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde sizi sakındıracak bir peygamberdir."
    SEBE 47-De ki: "Ben, sizden herhangi bir ücret istersem, o sizin olsun. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir ve Allah, herşeye şahittir."
    SEBE 48-De ki : "Gerçekten Rabbim, hakkı fırlatır (dilediğinin kalbine indirir.) O, gaybları hakkıyla bilendir."
    SEBE 49-De ki: "Hak geldi; artık batılın önü de katmaz sonu da!"
    SEBE 50-De ki: "Eğer ben yanılırsam, yalnız kendime kalarak yanılırım ve eğer doğru yolu bulmuşsam bilmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Çünkü O, yakındır, işitir, işittirir.

    DİYANET MEALİ
    SEBE 28. Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
    SEBE 29. Eğer sözünüzde doğru iseniz bu vâdettiğiniz (kıyamet) ne zaman kopacak? derler.
    SEBE 30. De ki: Size öyle bir gün vâdedilmistir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.
    SEBE 35. Ve dediler ki: Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak da değiliz.
    SEBE 36. De ki: Rabbim, dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden) kısar; fakat insanların çoğu bilmezler.
    SEBE 37. Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız. İman edip iyi amelde bulunanlar müstesna; onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükâfat vardır. Onlar (cennet) odalarında güven içindedirler.
    SEBE 39. De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SEBE 28 Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler.
    SEBE 29 Diyorlar ki: "Doğru iseniz bu tehdid(ettiğiniz azâp) ne zaman (olacak)?"
    SEBE 30 De ki: "Sizin için belirtilmiş bir gün vardır. Ondan ne bir sâ'at geri kalırsınız, ne de ileri geçebilirsiniz."
    SEBE 35 Ve dediler ki: "Biz malca ve evlâdça daha çoğuz, biz azâba uğratılacak değiliz."
    SEBE 36 De ki: "Rabbim dilediğine rızkı yayar ve (dilediğine) kısar; fakat insanların çoğu bilmezler, (sanırlar ki mal ve evlâd çokluğu şeref ve büyüklük sebebidir.)"
    SEBE 37 Ne mallarınız, ne de evlâdlarınız size katımızda bir yakınlık sağlar. Ancak inanıp faydalı iş yapanlar başka. Onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükâfât vardır ve onlar saraylarda güven (ve huzûr) içindedirler.
    SEBE 39 De ki: "Rabbim kullarından dilediğine rızkı yayar ve ona (tekrar rızkı) kısar. Siz Allâh için ne verseniz, Allâh onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."
    SEBE 46 De ki: "Size bir şeyi öğütleyeyim: 'Allâh için, ikişer ikişer ve teker teker durup düşününüz! Arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O, çetin bir azâbın arefesinde sizin için bir uyarıcıdır."
    SEBE 47 De ki: "Ben sizden bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim yalnız Allah'a âittir. O her şeye şâhiddir'."
    SEBE 48 De ki: "Rabbim gerçeği, (dilediği kulunun kalbine) atar. (O) gaybleri bilendir."
    SEBE 49 De ki: "Hak geldi, artık bâtıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir. (O tamamen yok olup gitmiştir)."
    SEBE 50 De ki: "Eğer saparsam, kendi zararıma sapmış olurum. Eğer yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettiği (Kur'ân) sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakındır."


    ZÜMER SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZÜMER 2.Emin ol, bu Kitap'ı biz sana hak olarak indirdik. O halde, dini yalnız Allah'a özgüleyerek O'na kulluk/ibadet et!
    ZÜMER 11.De ki: "Bana, dini yalnız Allah'a özgüleyerek, O'na ibadet/kulluk etmem emredildi."
    ZÜMER 12. "Ve bana, müslümanların ilki olmam emredildi."
    ZÜMER 13.De ki: "Eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."
    ZÜMER 14.De ki: "Ben, dinimi yalnız kendisine özgüleyerek, Allah'a ibadet ediyorum."
    ZÜMER 19.Üzerine azap sözü hak olanı, ateşe dalmış olanı sen mi kurtaracaksın?
    ZÜMER 20.Hayır, kurtaramazsın! Rablerinden korkanlara gelince, onlar için üstüste bina edilmiş odalar var; altlarından ırmaklar akar. Allah'ın vaadidir bu, Allah vaadine ters düşmez.
    ZÜMER 30.Hiç kuşkusuz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
    ZÜMER 65.Andolsun, sana da senden öncekilere de şu vahyedilmiştir: Eğer şirke saparsan amelin kesinlikle boşa çıkar ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.
    ZÜMER 66.Başkasına değil, sadece Allah'a kulluk/ibadet et; şükredenlerden ol!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZÜMER 2-Emin ol, Biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız O'na halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et!
    ZÜMER 11-De ki: "Ben Allah'a dini kendisine halis kılarak ibadet edeyim diye emrolundum.
    ZÜMER 12-Ve O'nun birliğine teslim olan müslümanların ilki olayım diye emrolundum"
    ZÜMER 13-De ki: "Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."
    ZÜMER 14-De ki: "Ben dinimi O'na has kılarak yalnız Allah'a kulluk ederim,
    ZÜMER 19-Ya üzerine azap hükmü sabit olan kimse de mi (böyledir)? Artık o ateşdeki kimseyi sen mi çıkaracaksın?
    ZÜMER 20-Fakat o Rablerine sığınarak korunanlar için altlarından ırmaklar akan kat kat yapılmış odalar ve balkonlu köşkler vardır. Bu Allah'ın va'didir. Allah va'dinden dönmez.
    ZÜMER 30-Sen elbette öleceksin, onlar da elbette öleceklerdir.
    ZÜMER 65-Andolsun ki, sana da senden öncekilere de: "Yemin ederim ki, eğer (Allah'a) ortak koşarsan bütün çalışman boşa gider ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun!" diye vahyolundu.
    ZÜMER 66-Hayır, onun için yalnızca Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol!

    DİYANET MEALİ
    ZÜMER 2. (Resulüm!) Şüphesiz ki Kitab’ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.
    ZÜMER 11. De ki: Bana, dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmem emrolundu.
    ZÜMER 12. Bana Müslümanların ilki olmam emrolundu.
    ZÜMER 13. De ki: Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım.
    ZÜMER 14. De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim.
    ZÜMER 19. (Resulüm!) Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş kimseyi ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!
    ZÜMER 20. Fakat Rablerinden sakınanlara, üst üste yapılmış, altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Bu, Allah’ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden caymaz.
    ZÜMER 30. Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
    ZÜMER 65. (Resulüm!) Şüphesiz sana da senden öncekilere de şöyle vahyolunmuştur ki: Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak koşarsan, işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun!
    ZÜMER 66. Hayır! Yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZÜMER 2 Biz bu Kitabı sana hak ile indirdik; sen dini yalnız Allâh'a halis kılarak O'na kulluk et.
    ZÜMER 11 De ki: "Bana dini yalnız Allah'a hâlis kılarak, O'na kulluk etmem emredildi."
    ZÜMER 12 "Ve bana müslümanların ilki olmam emredildi."
    ZÜMER 13 De ki: "Ben, Rabbime isyân edersem, büyük bir günün azâbından korkarım."
    ZÜMER 14 De ki: "Ben, dinimi yalnız Allah'a hâlis kılarak O'na kulluk ediyorum."
    ZÜMER 19 Üzerine azâb kararı hak olanı mı, sen ateşte bulunanı mı kurtaracaksın?
    ZÜMER 20 Fakat Rablerinden korkanlar için üstüste yapılmış odalar var. Odaların altından da ırmaklar akmaktadır. Bu, Allâh'ın va'didir. Allâh va'dinden caymaz.
    ZÜMER 30 Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
    ZÜMER 65 Sana ve senden öncekilere şöyle vahyedildi: "Andolsun, eğer (Allah'a) ortak koşarsan amelin boşa çıkar ve kaybedenlerden olursun!"
    ZÜMER 66 Hayır, yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.


    MÜMİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMİN 55. Öyleyse sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. Günahın için af dile. Akşam ve sabah, Rabbini överek tespih et!
    MÜMİN 66. De ki: "Ben, Rabbimden bana açık-seçik ayetler gelince, sizin, Allah'ın berisinden yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım. Ben, âlemlerin Rabbi'ne teslim olmakla emrolundum."
    MÜMİN 77. Sen sabret! Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Onları tehdit ettiğimiz şeyin bir kısmını belki sana gösteririz, belki de seni vefat ettiririz. Sonunda onlar bize döndürülecekler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMİN 55-O halde sabret, çünkü Allah'ın va'di haktır; günahının bağışlanmasını dile ve akşam-sabah Rabbini hamd ile tesbih et!
    MÜMİN 66-De ki: "Bana Rabbimden açık deliller geldiği zaman, ben o sizin Allah'tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmekten kesinlikle men'edildim ve O alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum."
    MÜMİN 77-Onun için, sabret. Allah'ın va'di gerçektir, mutlaka olacaktır. Artık onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni kendimize alsak da onlar mutlaka döndürülüp Bize getirileceklerdir.

    DİYANET MEALİ
    MÜMİN 55. (Resulüm!) Simdi sen sabret. Çünkü Allah’ın vaadi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Aksam-sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.
    MÜMİN 66. (Resulüm)! De ki: Bana Rabbimden apaçık deliller gelince, sizin Allah’ı bırakıp o taptıklarınıza kulluk etmem bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.
    MÜMİN 77. Onun için (Resulüm), sen sabret! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya sana gösteririz yahut seni daha önce vefat ettiririz. Nasıl olsa onlar bize döneceklerdir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMİN 55 Sabret, Allâh'ın va'di mutlaka gerçektir. Günâhına da istiğfar et ve akşam sabah Rabbini övgü ile an.
    MÜMİN 66 De ki: "Ben, Rabbimden bana açık deliller gelince, sizin Allah'tan başka yalvardıklarınıza tapmaktan men'olundum ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum."
    MÜMİN 77 Sabret, Allâh'ın sözü gerçektir. Onları tehdidettiğimiz şeylerin bir kısmını ya sana gösteririz, yahut seni daha önce vefat ettiririz. (Sonunda) onlar bize döndürülecklerdir.


    FUSSİLET SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FUSSİLET 6. DE Kİ: "BEN SADECE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. İlahınızın bir tek ilah olduğu bana vahyediliyor. O halde şaşıp sendelemeden O'na yönelin ve O'ndan af dileyin. Vay haline ortak koşanların!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FUSSİLET 6-DE Kİ: "BEN, SADECE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM, ancak bana tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyolunuyor. Onun için hep O'na yönelin ve O'nun bağışlamasını isteyin; vay haline o ortak koşanların

    DİYANET MEALİ
    FUSSİLET 6. DE Kİ: BEN DE ANCAK SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. Bana ilâhınızın bir tek İlâh olduğu vahy olunuyor. Artik O'na yönelin, O'ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FUSSİLET 6 DE Kİ: "BEN DE ANCAK SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. Bana, tanrınızın bir tek Tanrı olduğu vahyediliyor. O'na doğrulun (O'na yönelerek işlerinizi düzeltin), O'ndan mağfiret dileyin. (O'na) Ortak koşanların vay haline!"


    ŞURA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ŞURA 3. İşte böyle vahyeder sana ve senden öncekilere Azîz ve Hakîm olan Allah!
    ŞURA 6. O'nun berisinden veliler edinenlere gelince, onlar üzerine gözcü de Allah'tır. Sen değilsin onlara vekil.
    ŞURA 7. İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplanma günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.
    ŞURA 15. İşte bunun için sen çağrıda bulun/dua et ve emrolunduğun gibi dosdoğru yürü. Onların boş arzularına uyma ve şöyle de: "Allah'ın Kitap'tan indirdiğine inandım. Aranızda adaleti sağlamakla emrolundum. Allah'tır, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz. Bizim amellerimiz bize, sizin amellerinizin size. Bizimle sizin aranızda delil yok. Allah bizi biraraya toplayacaktır/aramızı bulacaktır. Dönüş O'nadır."
    ŞURA 48. Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başkası değildir. Biz insana, bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinip şımarır. Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca, bakarsın insan, alabildiğine nankörleşmiştir.
    ŞURA 52. İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ŞURA 3-O güçlü, hikmet sahibi Allah sana, senden öncekilere de işte böyle vahyediyor.
    ŞURA 6-O'nun dışında dostlara tutunanlara gelince, Allah onların üzerinde gözcüdür. Sen üzerlerine vekil değilsin.
    ŞURA 7-İşte böylece sana Arapça bir Kur'an vahyetmekteyiz ki, Anaşehir (Mekke) halkını ve çevresindekileri uyarasın ve hakkında şüphe olmayan o toplama (kıyamet) gününün dehşetin! haber veresin. Bir grup cennette, bir grup da cehennemdedir.
    ŞURA 15-Bunun için sen durma çağır ve emrolunduğun gibi doğru gitl! Onların arzularına uyma ve de ki: "Ben Allah'ın indirdiği her kitaba iman getirdim ve aranızda adalet yaparım diye emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size (aittir). Aramızda tartışmaya gerek yoktur. Allah hepimizi bir araya getirecek ve hep O'na gidilecektir.
    ŞURA 48-Yine de aldırmıyorlarsa Biz de seni üzerlerine gözcü göndermedik ya! Sana düşen sadece tebliğdir. Fakat Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman bununla sevinirse de duyar; kendi ellerinin yaptıkları yüzünden başlarına bir fenalık gelirse o zaman da insan hepsini unutan bir nankör olur.
    ŞURA 52-Ve işte sana da böylece emrimizden bir ruh vahyettirdik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ama Biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidayet vereceğiz. Ve emin ol sen de (insanları) doğru bir yola çağırıyorsun.

    DİYANET MEALİ
    ŞURA 3. Aziz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
    ŞURA 6. Allah'tan başka dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
    ŞURA 7. Şehirlerin anası (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir.
    ŞURA 15. İşte onun için sen (tevhide) davet et ve emrolundugun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah’ın indirdiği Kitab'a inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. Aramızda tartışılabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de O’nadır. (Ayette Hz. Peygamber in insanları davet edeceği prensipler açıklanırken, uyacağı esaslar da beyan edilmiştir. Buna göre davete devam edilecek, inanmayanların teklif ve ısrarları dinlenmeyecektir.)
    ŞURA 48. Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!
    ŞURA 52. İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kildik. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ŞURA 3 O aziz ve hakim olan Allâh, sana ve senden öncekilere böyle vahyeder:
    ŞURA 6 O'ndan başka veliler edinenleri Allâh kollamaktadır. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
    ŞURA 7 Biz sana böyle Arapça bir Kur'ân vahyettik ki Anakent(Mekke'y)i ve çevresinde bulunanları ikaz edip; (vukuunda) asla kuşku bulunmayan toplanma gününe karşı uyarasın. (O gün), bir bölük cennette, bir bölük ateştedir.
    ŞURA 15 Bundan dolayı sen (Hakka) çağır ve emrolunduğun gibi doğru ol; onların keyiflerine uyma ve de ki: "Ben Allâh'ın indirdiği her Kitaba inandım ve aranızda adâlet yapmakla emrolundum. Allâh bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim eylemlerimiz bize, sizin eylemleriniz size âittir. Bizimle sizin aranızda bir tartışma nedeni yoktur. Allâh aramızı bulur, (yahut: Allâh bizi bir araya toplar), dönüş O'nadır.
    ŞURA 48 Eğer yüz çevirirlerse (üzülme); biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, yalnız duyurmaktır. Biz insana, bizden bir rahmet taddırdığımız zaman ona sevinir. Ama ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelirse, insan hemen nankör olur.
    ŞURA 52 İşte sana da böyle emrimizden bir ruh (gönüllere can veren bir söz) vahyettik. Sen Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, doğru yola ilettiğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz sen, doğru yola götürüyorsun:


    ZUHRUF SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZUHRUF 40. Sen şimdi sağırlara söz mü duyuracaksın; yoksa körlere, apaçık sapıklığa dalmışlara kılavuzluk mu edeceksin?!
    ZUHRUF 43. Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
    ZUHRUF 44. GERÇEK ŞU: BU KUR'AN SANA VE TOPLUMUNA ELBETTEKİ BİR HATIRLATICI/BİR DÜŞÜNDÜRÜCÜ/BİR ŞEREF/BİR ÖĞÜTTÜR. BUNDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ.
    ZUHRUF 45. Senden önce gönderdiğimiz resullerimize sor: Rahman'dan başka kulluk/ibadet edilecek tanrılar yapmış mıyız?

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZUHRUF 40-O halde sağırlara sen mi işittireceksin. yahut körlere. apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?
    ZUHRUF 43-Sen hemen o sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin.
    ZUHRUF 44-VE MUHAKKAK Kİ O (KUR'AN) HEM SENİN İÇİN, HEM KAVMİN İÇİN BİR ŞEREFTİR ve İLERİDE BUNDAN SORULACAKSINIZ.
    ZUHRUF 45-Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor: Biz Rahman'dan başka ibadet olunacak ilahlar yapmış mıyız?

    DİYANET MEALİ
    ZUHRUF 40. (Resulüm!) Sağırlara sen mi işittireceksin yahut körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?
    ZUHRUF 43. Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.
    ZUHRUF 44. DOĞRUSU KUR'AN, SANA VE KAVMİNE BİR ÖĞÜTTÜR. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ.
    ZUHRUF 45. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahman’dan başka tapılacak tanrılar (edinin diye) emretmiş miyiz?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZUHRUF 40 (Ey Muhammed), sen mi sağıra işittireceksin, yâhut körü ve apaçık sapıklıkta olanı yola ileteceksin?
    ZUHRUF 43 Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen doğru yoldasın.
    ZUHRUF 44 O (KUR'ÂN) SANA VE KAVMİNE BİR ZİKİR(UYARI, ŞAN VE ŞEREF)DİR ve YAKINDA (ONA UYUP UYMADIĞINIZDAN SORULACAKSINIZ.)
    ZUHRUF 45 Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor: Rahmân'dan başka tapılacak tanrılar yapmış mıyız?



    AHKAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHKAF 9. De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim."
    AHKAF 35. Artık, resullerin azim sahibi olanlarının sabrettiği gibi sabret! O inkârcılar için acele etme! Tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, gündüzün sadece bir saati kadar yaşamış gibi olurlar. Bir duyurudur bu. Sapmışlar topluluğundan başka kim helâk edilir!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHKAF 9-De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyuyorum. Ben, sadece açık bir uyarıcıyım."
    AHKAF 35-O halde üstün irade sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret ve onlar hakkında ivedilik etme! Onlar, kendilerine va'dedilen acıyı görecekleri gün, gündüzün bir saatinden başka durmamışa döneceklerdir. Bu yeterli bir tebliğdir. Demek ki, helak edilecekler, başkası değil, ancak itaattan çıkmış fasıklar topluluğudur!

    DİYANET MEALİ
    AHKAF 9. De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.
    AHKAF 35. O halde (Resulüm), peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar vâdedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHKAF 9 De ki: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."
    AHKAF 35 O halde sen de, azim (ve irâde) sâhibi elçilerin sabrettikleri gibi sabret. O (nankör)ler için acele etme. Onlar, tehdidedildikleri azâbı gördükleri gün, sanki gündüzün sadece bir sâ'ati kadar yaşamış gibi olurlar. (Bu) Bir duyurudur. Yoldan çıkmış topluluktan başkası mı helâk edilecektir?


    ZARİYAT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZARİYAT 50. O halde Allah'a kaçın/sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
    ZARİYAT 51. Allah'ın yanına başka bir ilah koymayın! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
    ZARİYAT 54. Artık onlardan yüz çevir. Sen bu yüzden kınanmayacaksın.
    ZARİYAT 55. Hatırlat/öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek müminlere yarar sağlar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZARİYAT 50-"O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
    ZARİYAT 51-Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
    ZARİYAT 54-Onun için onlardan yüz çevir, artık sen kınanacak değilsin!
    ZARİYAT 55-Bununla beraber öğüt vermeye devam et; çünkü öğüt müminlere fayda verir.

    DİYANET MEALİ
    ZARİYAT 50. O halde Allah'a koşun. Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
    ZARİYAT 51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O'nun tarafından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
    ZARİYAT 54-Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.
    ZARİYAT 55-Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZARİYAT 50 "O halde Allâh'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
    ZARİYAT 51 "Allâh ile beraber başka tanrılar uydurmayın. Ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
    ZARİYAT 54 Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin.
    ZARİYAT 55 Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.


    ĞAŞİYE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ĞAŞİYE 21. Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.
    ĞAŞİYE 22. ÜZERLERİNE MUSALLAT BİR DESPOT DEĞİLSİN.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ĞAŞİYE 21-Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!
    ĞAŞİYE 22-ONLARIN ÜZERİNDE BİR ZORBA DEĞİLSİN!

    DİYANET MEALİ
    ĞAŞİYE 21. O halde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin.
    ĞAŞİYE 22. ONLARIN ÜZERİNDE BİR ZORBA DEĞİLSİN.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ĞAŞİYE 21 Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
    ĞAŞİYE 22 ONLARIN ÜZERİNDE ZORLAYICI DEĞİLSİN.


    KEHF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KEHF 1. Hamt o Allah'a ki, kuluna Kitap'ı, kendisinde hiçbir eğiklik ve çelişme yapmaksızın indirdi.
    KEHF 2. Katından dosdoğru gelen açık bir söz olarak indirdi onu. Ki, zorlu bir iş ve oluş konusunda uyarsın ve barışa yönelik hayırlı ameller sergileyen müminlere, kendileri için güzel bir ödül öngörüldüğünü muştulasın...
    KEHF 4. Ve "Allah bir çocuk edindi" diyenleri uyarsın diye indirdi onu.
    KEHF 6. Şimdi sen, bu söze inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.
    KEHF 110. DE Kİ: "BEN DE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. Ancak, tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. O halde, Rabbine kavuşmayı uman, hayra ve barışa yönelik iş yapsın ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O'na ortak koşmasın."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KEHF 1-Hamd o Allah'a mahsustur ki, kuluna Kitab indirdi, içinde hiçbir yamukluk yapmadan,
    KEHF 2-dosdoğru; tarafından şiddetli bir azap ile korkutmak ve yararlı yararlı işler yapan müminlere şunu müjdelemek için:
    KEHF 4-Bir de: " Allah çocuk edindi." diyenleri uyarmak için.
    KEHF 6-Şimdi bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa belki arkalarından üzülerek kendini tüketeceksin!
    KEHF 110-De ki: "Ben ancak sizin gibi bir insanım, bana ancak ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor, onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse, güzel bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiçbir şirk karıştırmasın!"

    DİYANET MEALİ
    KEHF 1. Hamd olsun Allah'a ki kulu (Muhammed'e), Kitab 'i indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
    KEHF 2. Onu dosdoğru (bir Kitab)olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları)uyarmak ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel mükâfat bulunduğunu müjdelemek için.
    KEHF 4. Ve "Allah evlât edindi" diyenleri de uyarmak için.
    KEHF 6. Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.
    KEHF 110. DE Kİ: BEN, YALNIZCA SİZİN GİBİ BİR BEŞERİM. (şu var ki) bana, İlâh’ınızın, sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KEHF 1 Allah'a hamdolsun ki, kuluna Kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
    KEHF 2 Onu dosdoğru (bir Kitâp) olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azâba karşı (insanları) uyarsın ve iyi işler yapan mü'minlere de kendileri için güzel mükâfât bulunduğunu müjdelesin.
    KEHF 4 Ve: "Allâh çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.
    KEHF 6 Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini helâk edeceksin!
    KEHF 110 DE Kİ: "BEN DE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM; Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu bana vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine (yaptığı) ibâdete hiç kimseyi ortak etmesin.


    NAHL SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NAHL 37. Sen onların iyiye ve doğruya ulaşmalarını tutkuyla istesen de Allah, saptırdığına yol göstermez. Hiçbir yardımcıları da olmaz onların.
    NAHL 43. Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir/Kur'an ehline sorun.
    NAHL 44. Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. SANA DA BU ZİKİRİ/KUR'AN'I VAHYETTİK Kİ, KENDİLERİNE İNDİRİLENİ İNSANLARA AÇIK-SEÇİK BİLDİRESİN DE DERİN DERİN DÜŞÜNEBİLSİNLER.
    NAHL 64. Bu Kitap'ı sana yalnız şunun için indirdik: Hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara iyice açıklayasın ve Kitap, iman eden bir topluluk için kılavuz ve rahmet olsun.
    NAHL 82. Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.
    NAHL 89. Gün olur, her ümmet için kendi aleyhlerine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız. Seni de şu insanlar hakkında tanık olarak getireceğiz. Sana bu Kitap'ı indirdik ki herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.
    NAHL 102. De ki: "İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir müjde ve kılavuz olarak, Ruhulkudüs onu, senin Rabbinden indirdi.
    NAHL 103. Yemin olsun ki, biz, onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" demekte olduklarını biliyoruz. Nispet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu, apaçık Arapça bir dildir.
    NAHL 127. Sabret! Senin sabrın da Allah'ın yardımıyladır. Onlar için tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden de telaşlanma!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NAHL 37-Sen onların doğru yolu bulmalarını aşırı derecede istesen de kesinlikle Allah, sapıklıkta bırakacağı kimseleri doğru yola eriştirmez; Onların yardımcıları da yoktur.
    NAHL 43-Senden önce de peygamberler olarak yalnızca kendilerine vahy vermekte olduğumuz erkekler gönderdik. Bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
    NAHL 44-Onları açık mucizelerle ve kitaplarla göndermiştik. SANA DA BU KUR'AN'I İNDİRDİK, İNSANLARA KENDİLERİNE İNDİRİLENİ ANLATASIN DİYE. BELKİ DÜŞÜNÜRLER.
    NAHL 64-Biz, sana bu kitabı, yalnızca onlara ihtilaf ettikleri şeyi açıklayasın ve iman edeceklere bir hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.
    NAHL 82-Buna karşı eğer yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen ancak açık tebliğdir.
    NAHL 89-Hele her ümmet içinde kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğimiz seni de onların üzerine şahit getirdiğimiz gün!.. Bu Kitabı sana, herşeyi beliğ bir şekilde açıklamak; hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de müslümanlara müjde olmak üzere ceste ceste indirdik.
    NAHL 102-Söyle onlara: "Onu Rabbinden hak olarak Rühu'l-Kudüs (Cebrail), iman edenlere sebat vermek ve müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için indirdi."
    NAHL 103-Muhakkak biliyoruz ki onlar: "Mutlaka onu bir insan öğretiyor!" da diyorlar. Haktan saparak isnatta bulunmak istedikleri kimsenin dili yabancıdır; bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.
    NAHL 127-Sabret, sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir ve onlar için üzülme, kurdukları tuzaktan dolayı telaş da etme!

    DİYANET MEALİ
    NAHL 37. (Resulüm!) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur.
    NAHL 43. Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.
    NAHL 44. Apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). İNSANLARA, KENDİLERİNE İNDİRİLENİ AÇIKLAMAN İÇİN VE DÜŞÜNÜP ANLASINLAR DİYE SANA DA BU KUR'AN'I İNDİRDİK.
    NAHL 64. Biz bu Kitab’ı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.
    NAHL 82. (Ey Resûlüm!) Yine de yüz çevirirlerse, artık sana düşen ancak açık bir tebliğden ibarettir.
    NAHL 89. O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu Kitab’ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
    NAHL 102. De ki: Onu, Mukaddes Ruh (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, Müslümanları doğru yola iletmek ve onlara müjde vermek için, Rabbin katından hak olarak indirdi.
    NAHL 103. Şüphesiz biz onların: "Kur'an'ı ona ancak bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancidir. Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadir.
    NAHL 127. Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!


    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NAHL 37 (Ey Muhammed) Sen onların yola gelmelerini ne kadar istesen de Allâh şaşırttığını yola getirmez ve onların yardımcıları da olmaz!
    NAHL 43 Biz senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Sorun, Zikir ehline; eğer bilmiyorsanız:
    NAHL 44 Açık kanıtları ve Kitapları. SANA DA O ZİKR'İ İNDİRDİK Kİ, KENDİLERİNE İNDİRİLENİ İNSANLARA AÇIKLAYASIN, TÂ Kİ DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALSINLAR.
    NAHL 64 Biz sana Kitabı indirdik ki, hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklayasın ve (o Kitap), inanan bir kavim için yol gösterici ve rahmet olsun.
    NAHL 82 Eğer yine yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen sadece açık bir şekilde duyurmaktır.
    NAHL 89 Her ümmet içinde, kendi aralarından, aleyhlerine bir şâhid getireceğimiz gün, seni de bunların aleyhine şâhid getirmiş olacağız. Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik.
    NAHL 102 De ki: "İnananları sağlamlaştırmak ve müslümanlara yol gösterici ve müjde olmak üzere onu, Ruhu'l-Kudüs (Cebrâil) Rabbinden gerçek (bilgi) olarak indirdi."
    NAHL 103 Biz onların, "Ona bir insan öğretiyor!" dediklerini biliyoruz. Hak'tan saparak kendisine yöneldikleri adamın dili a'cemi (yabancıdır, açık değildir), bu ise apaçık Arapça bir dildir.
    NAHL 127 Sabret, sabrın ancak Allâh(ın yardımı) iledir. Onlara üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme.



    İBRAHİM SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İBRAHİM 1. Elif, Lâm, Râ. Bir kitaptır bu. Ki indirdik sana, çıkarasın diye insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan nura; Hamîd, Azîz olanın yoluna...
    İBRAHİM 4. Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Azîz'dir, Hakîm'dir O!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İBRAHİM 1-Elif, Lam, Ra. Bir kitap sana indirdik ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan nura çıkarasın; doğruca o yüce ve övülmeye layık olanın yoluna ki, bütün izzet ve hamd O'nundur.
    İBRAHİM 4-Ve biz her gönderdiğimiz peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın; sonra da Allah dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. Ve O, öyle herşeye galip, tam hüküm sahibidir.

    DİYANET MEALİ
    İBRAHİM 1. Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.
    İBRAHİM 4. (Allah’ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İBRAHİM 1 Elif lâm râ. (Bu,) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarıp o güçlü ve övgüye lâyık olan(Allâh)ın yoluna iletmen için sana indirdiğimiz Kitaptır.
    İBRAHİM 4 Biz, her elçiyi kendi kavminin diliyle gönderdik ki olara açıklasın. Allâh dilediğini şaşırtır, dilediğini yola iletir. O, azizdir, hüküm ve hikmet sâhibidir.


    ENBİYA SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENBİYA 25. Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu: İlah yok benden başka, artık bana kulluk/ibadet edin."
    ENBİYA 34. Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ölümsüz mü olacaklar?"
    ENBİYA 107. Ve biz seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik.
    ENBİYA 108. De ki: "Bana şu vahyediliyor: "Tanrınız ancak bir tek tanrıdır. Peki, siz, müslümanlar/Allah'a teslim olanlar mısınız?"
    ENBİYA 109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Hepinize aynı şekilde, aynı düzeyde açıkladım. Artık bilmiyorum, tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır, uzak mıdır?"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENBİYA 25-Biz senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım:' "Gerçek şu ki, Benden başka ilah yoktur; onun için hep Bana ibadet edin."
    ENBİYA 34-Bir de Biz senden önce hiçbir kimseye ölümsüzlük vermedik. Eğer sen ölürsen onlar baki mi kalacaklar?
    ENBİYA 107-Seni sadece bütün kainata rahmet olarak göndermişizdir.
    ENBİYA 108-De ki: "Bana ancak ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. şimdi siz müslüman oluyor musunuz?"
    ENBİYA 109-Yine de aldırmazlarsa de ki: "Size düpedüz açıkladım, tehdit edildiğiniz şeyin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmem."

    DİYANET MEALİ
    ENBİYA 25. Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona: "Benden başka İlâh yoktur; su halde bana kulluk edin" diye vahyetmis olmayalım.
    ENBİYA 34. Biz, senden önce de hiçbir besere ebedîlik vermedik. Simdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?
    ENBİYA 107. (Resulüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
    ENBİYA 108. De ki: Bana sadece, sizin ilâhinizin ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hâlâ Müslüman olmayacak mısınız?
    ENBİYA 109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENBİYA 25 Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona: "Benden başka tanrı yoktur, bana kulluk edin!" diye vahyetmiş olmayalım.
    ENBİYA 34 Senden önce hiçbir insana ebedi yaşama vermedik. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar?
    ENBİYA 107 (Ey Muhammed) Biz seni ancak âlemlere rahmet için gönderdik.
    ENBİYA 108 De ki: "Bana, Tanrınız, ancak bir tek Tanrıdır; diye vahyolunur. O'na teslim ol(up putperestliği bırak)acak mısınız?
    ENBİYA 109 Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizin hepinize eşit biçimde açıkladım. Artık tehdidedildiğiniz şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem."


    MÜMİNUN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMİNUN 96. En güzel olan neyse onunla sav kötülüğü. Onların nasıl nitelendirme yaptıklarını biz daha iyi biliriz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMİNUN 96-Sen o kötülüğü en güzel bir davranışla defet; Biz onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz.

    DİYANET MEALİ
    MÜMİNUN 96. Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMİNUN 96 Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz.

    SECDE SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SECDE 3. Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar?! Hayır, haktır o; senin Rabbindendir; senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman içindir. Umulur ki, doğruya ve güzele kılavuzlanırlar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SECDE 3-Yoksa: "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o, senden önce kendilerine bir gocundurucu (uyarıcı) peygamber gelmemiş olan bir kavmi gocundurasın (uyarasın) diye, Rabbin tarafından gelen bir gerçektir, gerek ki hidayeti kabul ederler.

    DİYANET MEALİ
    SECDE 3. "Onu Peygamber kendisi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır! O, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı (peygamber) gelmemiş bir kavmi uyarman için -doğru yolu bulalar diye- Rabbinden gönderilen hak (Kitap) tır .

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SECDE 3 Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi, doğru yola gelirler umuduyla uyarman için Rabbin tarafından (sana indirilen) gerçektir.


    TUR SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TUR 29. Artık hatırlat, öğüt ver! Rabbinin nimetine yemin olsun ki, sen ne kâhinsin ne de cin çarpmış.
    TUR 30. Yoksa şöyle mi diyorlar: "O bir şairdir. Zamanın ölüm getiren felaketine çarpılmasını bekliyoruz."
    TUR 48. Rabbinin hükmüne sabret! Kuşkusuz, sen bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığında, Rabbinin hamdiyle tespih et!
    TUR 49. Gecenin bir bölümünde ve yıldızların ardından da O'nu tespih et!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TUR 29-O halde anlatıp öğüt vermeye devam et; çünkü sen, Rabbinin nimeti hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun!
    TUR 30-Yoksa: "O bir şairdir, zamanın felaketine uğramasını gözetiyoruz" mu diyorlar?
    TUR 48-Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen bizim gözetimimiz altındasın, kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et.
    TUR 49-Gecenin bir kısmında da O'nu tesbih et, yıldızların batmaya yaklaştığı sıra da!

    DİYANET MEALİ
    TUR 29. (Resulüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfüyle sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
    TUR 30. Yoksa onlar: (O,) bir şairdir; onun, zamanın felâketlerine uğramasını bekliyoruz mu diyorlar?
    TUR 48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.
    TUR 49. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batısından sonra da O'nu tesbih et.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TUR 29 (Ey Muhammed), Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnun.
    TUR 30 Yoksa onlar (senin hakkında): "Bir şâ'irdir, zamanın felâketlerine çarpılmasını gözetliyoruz" mu diyorlar?
    TUR 48 Rabbinin hükmüne sabret, çünkü sen, gözlerimizin önündesin (korumamız altındasın), Kalktığın zaman Rabbini övgü ile an.
    TUR 49 Gecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da O'nu tesbih et.




    RUM SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RUM 52. Artık sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri takdirde sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
    RUM 53. Ve sen körleri de sapıklıklarından aydınlığa çıkaramazsın. Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere dinletirsin de onlar müslüman oluverirler.
    RUM 58. Yemin olsun ki, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirsen, o inkâr edenler mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Siz, eskiyi hükümüz kılanlardan başkası değilsiniz."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    RUM 52-Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
    RUM 53-Körleri de sapıklıktan doğru yola çıkaramazsın; sen ancak ayetlerimize iman edeceklere duyurabilirsin de onlar İslam'a gelir, selameti bulurlar.
    RUM 58-Andolsun ki bu Kur'an'da her çeşit misaller getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara başka bir ayet de getirsen o küfredenler yine diyecekler ki: "Siz muptilsiniz (olmayanı gerçek gibi gösteren kimselersiniz)!"

    DİYANET MEALİ
    RUM 52. (Resulüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin.
    RUM 53. Körleri de sapıklıklarından (vazgeçirip) doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.
    RUM 58. Andolsun ki biz, bu Kuran’da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle söyle diyeceklerdir: Siz ancak batıl şeyler ortaya atmaktasınız.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RUM 52 Sen de ölülere söz dinletemezsin; arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı işittiremezsin.
    RUM 53 Ve sen, körleri de sapıklıklarından çıkarıp yola getiremezsin. Sen ancak, âyetlerimize inananlara işittirirsin de onlar müslüman olurlar.
    RUM 58 Andolsun biz bu Kur'ân'da insanlara her çeşit misali getirip anlattık. Onlara bir âyet getirdiğin zaman inkâr edenler: "Siz (geleneklerimizi) iptal edenlerden başka bir şey değilsiniz." derler.


    ANKEBUT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ANKEBUT 18. "Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."
    ANKEBUT 45. KİTAP'TAN SANA VAHYEDİLENİ OKU! NAMAZI DA KIL! ÇÜNKÜ NAMAZ, ÇİRKİNLİKLERDEN VE KÖTÜLÜKLERDEN ALIKOYAR. ELBETTE Kİ ALLAH'IN ZİKRİ/KUR'AN'I DAHA BÜYÜKTÜR! ALLAH, NELER YAPTIĞINIZI BİLİYOR.
    ANKEBUT 47. Kitap'ı sana işte böyle indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar içinden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimize, gerçeği örtenlerden başkası kafa tutmaz.
    ANKEBUT 48. Sen bundan önce herhangi bir kitap okumuyordun; onu sağ elinle de yazmıyorsun. Eğer öyle olsaydı bâtıla saplananlar mutlaka kuşku duyacaklardı.
    ANKEBUT 50. Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler Allah katındadır. Bana gelince, ben açıkça uyaran biriyim. Hepsi bu."
    ANKEBUT 51. Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ANKEBUT 18-Eğer siz yalanlarsanız, bilin ki, sizden önce bir takım milletler de yalanlamışlardı. Peygamberin görevi ise açık bir tebliğden ibarettir.
    ANKEBUT 45-SANA VAHYEDİLEN KİTABI GÜZEL GÜZEL OKU VE NAMAZI KIL! MUHAKKAK SAHİH NAMAZ EDEPSİZLİKTEN VE UYGUNSUZLUKTAN ALIKOYAR. MUHAKKAK ALLAH'I ANMAK EN BÜYÜK İŞTİR VE ALLAH, HER NE İŞLERSENİZ BİLİR.
    ANKEBUT 47-İşte sana (öncekileri tasdik eden) böyle bir kitap indirdik. O'nun için kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar eder.
    ANKEBUT 48-Sen bundan önce kitap okur değildin, hala da elinle yazı yazmazsın; öyle olsaydı batıla uyanlar şüphelenebilirlerdi.
    ANKEBUT 50-Nitekim "Ona Rabbinden mucizeler indirilse ya!" dediler. De ki: "O mucizeler hep Allah'ın katındadır.Ben ise sadece açık bir uyancıyım."
    ANKEBUT 51-Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır.

    DİYANET MEALİ
    ANKEBUT 18. Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalan saymışlardır. Peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir.
    ANKEBUT 45. (RESULÜM!) SANA VAHYEDİLEN KİTAB’I OKU VE NAMAZI KIL. MUHAKKAK Kİ, NAMAZ, HAYÂSIZLIKTAN VE KÖTÜLÜKTEN ALIKOYAR. ALLAH’I ANMAK ELBETTE (İBADETLERİN) EN BÜYÜĞÜDÜR. ALLAH YAPTIKLARINIZI BİLİR.
    ANKEBUT 47. (Resulüm!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu Kitab’ı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi, ancak kâfirler (inatları yüzünden) bile inkâr eder.
    ANKEBUT 48. Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.
    ANKEBUT 50. "Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?" derler. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.
    ANKEBUT 51. Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ANKEBUT 18 "Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Elçiye düşen, yalnız açıkça duyurmaktır."
    ANKEBUT 45 KİTAPTAN SANA VAHYEDİLENİ OKU VE NAMAZI DA KIL. ÇÜNKÜ NAMAZ KÖTÜ VE İĞRENÇ ŞEYLERDEN MEN'EDER. ELBETTE ALLÂH'I ANMAK, EN BÜYÜK(İBÂDET)TİR. ALLÂH, NE YAPTIĞINIZI BİLİR.
    ANKEBUT 47 İşte böylece Kitabı sana da indirdik. Kendilerine Kitabı verdiklerimiz, ona inanırlar: Şunlardan (şu Araplardan) da ona inananlar vardır. Âyetlerimizi, kâfirlerden başkası inkâr etmez.
    ANKEBUT 48 (Ey Muhammed) Sen bundan önce bir Kitap okumuyordun, elinle de onu yazmıyorsun. Öyle olsaydı o zaman (Allâh'ın sözlerini boşa çıkarmaya çalışan) iptalciler, kuşkulanırlardı.
    ANKEBUT 50 Dediler ki: "Ona Rabbinden âyetler indirilmeli değil miydi?" De ki: "Âyetler (mu'cizeler) Allâh'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
    ANKEBUT 51 Kendilerine okunan Kitabı sana indirmemiz, onlara yetmedi mi? Şüphesiz inanan bir toplum için bunda bir rahmet ve öğüt vardır.

    RAD SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RAD 1. Elif, Lâm, Mîm, Râ. O Kitap'ın ayetleridir bunlar. Ve sana Rabbinden indirilen, haktır. Ne var ki, insanların çokları iman etmezler.
    RAD 7. Küfre sapmış olanlar şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" Sen sadece bir uyarıcısın ve her topluluk için doğruyu ve iyiyi gösteren bir önder vardır.
    RAD 30. İşte seni böylece, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmet içinde resul kıldık ki, onlar Rahman'a küfrederlerken sen kendilerine, sana vahyettiğimizi okuyasın. De ki: "O'dur benim Rabbim, ilah yok O'ndan başka, O'na dayanmışım ben! Yalnız O'nadır tövbem!"
    RAD 36. Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenle ferahlarlar. Ama hiziplerden bazıları onun bir kısmını inkâr ederler. De ki: "Bana, yalnız Allah'a kulluk etmem, O'na ortak koşmamam emredildi. Ben O'na yakarır, O'na davet ederim. Dönüşüm de O'nadır."
    RAD 37. İşte biz o Kur'an'ı Arapça bir hüküm kaynağı olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, Allah'tan sana ne bir dost nasip olur ne de bir koruyucu.
    RAD 38. Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik, onlara da eşler ve evlatlar verdik. Hiçbir resul, Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her süre için bir yazı vardır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    RAD 1-Elif, Lam, Mim, Ra. İşte bunlar sana o Kitab'ın ayetleridir ve sana Rabbinden indirilen gerçeğin ta kendisidir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
    RAD 7- O küfredenler diyorlar ki:"Ona Rabbinden bambaşka bir mucize indirilse ya!" Sen ancak bir uyarıcısın;her kavmin bir yol göstericisi vardır.
    RAD 30-İşte seni böyle kendilerinden önce birçok ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmet içinde gönderdik ki onlar Rahman'ı inkar ederlerken, sen onlara karşı, sana vahyettiğimiz Kitab'ı okuyasın. De ki: "0 Rahman benim Rabbim, O'ndan başka ilah yoktur; ben O'na dayandım, tevbem de O'nadır!"
    RAD 36-Biz de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen bu Kur"an ile sevinç duyuyorlar. Muhalif hiziplerden, bazısını inkar edenler de vardır. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na şirk koşmamakta emrolundum; ben O'na davet ediyorum, varacağım O.
    RAD 37-Ve işte Biz o Kur'an'ı Arapça bir hüküm olmak üzere indirdik. Andolsun ki eğer sen, sana vahiyle gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, sana Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
    RAD 38-Andolsun ki. Biz senden önce de peygamberler gönderdik; onlara da eşler ve çocuklar verdik Allah' ın izni olmadıkça bir mucize getirmek, hiçbir peygamberin haddi değildir. Her ecel için bir yazı vardır.

    DİYANET MEALİ
    RAD 1. Elif. Lâm. Mim. Râ. Bunlar, Kitab’ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar.
    RAD 7. Kâfirler diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! (Hâlbuki) sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir rehberi vardır.
    RAD 30. (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahman’ı inkâr ediyorlar. De ki: O benim rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dönüş sadece o’nadır.
    RAD 36. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilene (Kuran’a) sevinirler. Fakat (senin aleyhinde birleşen) guruplardan onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: "Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüş de yalnız o’nadır.
    RAD 37. Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, (işte o zaman) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır.
    RAD 38. Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkânı yoktur. Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RAD 1 Elif lâm mim râ. Şunlar Kitabın âyetleridir; Rabbinden, sana indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar.
    RAD 7 İnkâr edenler diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir âyet indirmeli değil miydi?" Sen, ancak bir uyarıcısın, her toplumun bir yol göstericisi vardır.
    RAD 30 Seni de böylece, kendilerinden önce nice milletler geçmiş bulunan bir millete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Oysa onlar Rahmân'a nankörlük ederler De ki: "O (Rahmân), benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. O'na dayandım, tevbem yalnız O'nadır."
    RAD 36 Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilene sevinirler. Fakat kabilelerden onun bir kısmını inkâr edenler vardır. De ki: "Bana, yalnız Allah'a kulluk etmem ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamam emredildi. Ben (insanları) O'na da'vet ederim, dönüşüm de O'nadır."
    RAD 37 Ve işte biz onu, Arapça bir hüküm (hikmet gereğince hükmeden bir Kitap) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, artık seni Allah'tan kurtaracak ne bir veli ne de koruyucu olmaz.
    RAD 38 Andolsun, biz senden önce de elçiler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allâh'ın izni olmadan hiçbir elçi, bir âyet (mu'cize) getiremezdi. Her sürenin bir yazısı vardır (herşeyin zamanı yazılıp tesbit edilmiştir).


    HAC SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HAC 49. De ki: "Ey insanlar, ben sizin için, açıklayıcı bir uyarıcıdan başkası değilim."
    HAC 52. Biz senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, o bir şey dilediğinde, şeytan onun düşünce ve dileği içine bir şey atmış olmasın. Ama Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi ayetlerini muhkemleştirir. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.
    HAC 53. Bu, Allah'ın; şeytanın attığını, kalplerinde hastalık olanlara, gönülleri katılaşanlara bir fitne yapması içindir. Zalimler, geri dönülmez bir ayrılık ve kopuş içindedirler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HAC 49-De ki: "Ey insanlar, ben size sadece açıkça anlatan bir uyarıcıyım!"
    HAC 52-Biz senden önce bir resul ve bir nebi göndermedik ki, o bir şey yapmak arzu ettiğinde, şeytan onun arzularına şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi derhal giderir. Sonra da Allah, ayetlerini güçlendirir. Allah, bilendir, hikmet sahibidir.
    HAC 53-Bunu, şeytanın karıştıracağı şüpheyi kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimselere bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Çünkü zalimler haktan uzak bir ayrılık için dedirler.

    DİYANET MEALİ
    HAC 49. De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım.
    HAC 52. (Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de (beşerî arzular) katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanin katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini (lafız ve mana bakımından) sağlam olarak yerleştirir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    HAC 53. (Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme (vesilesi) yapsın. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HAC 49 De ki: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."
    HAC 52 Senden önce hiçbir resûl ve nebi göndermemiştik ki o, temenni ettiği zaman, şeytân onun temennisine (bir düşünce) atmış olmasın. Fakat Allâh, şeytânın attığını siler, sonra kendi âyetlerini sağlamlaştırır. Allâh, 'alim(bilen)dir, hakim (sağlamlaştıran)dır.
    HAC 53 (Allâh, böyle yapar ki) Şeytânın attığını, kalblerinde hastalık olanlar ve kalbleri katılaşanlar için bir imtihan yapsın; zâlimler uzak bir ayrılık içindedirler.

    İNSAN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İNSAN 24. O halde, Rabbinin hükmü karşısında sabret ve onların günahkârlarına da nankörlerine de boyun eğme.
    İNSAN 25. Rabbinin adını sabahtan da akşamdan da an!
    İNSAN 26. Gecenin bir kısmında da O'na secde et! Ve geceleyin O'nu uzunca tespih et/uzun bir gece boyu O'nu tespih et!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İNSAN 24-O halde Rabbinin hükmünü vermesi için de sabret. Onlardan bir günahkara veya nanköre itaat etme!
    İNSAN 25-Rabbinin ismini hem (sabah) erken, hem de ikindi üstü an!
    İNSAN 26-Gecenin bir kısmında O'na secde et ve uzun bir gece O'nu tesbih et!

    DİYANET MEALİ
    İNSAN 24. Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra yahut hiçbir nanköre boyun eğme.
    İNSAN 25.Sabah akşam Rabbinin ismini yâdet.
    İNSAN 26. Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İNSAN 24 O halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günâhkâra, yahut nânköre itâ'at etme.
    İNSAN 25 Sabah akşam Rabbinin adını an.
    İNSAN 26 Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun zaman O'nu tesbih eyle (şânının yüceliğini an)!


    BAKARA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    BAKARA 99. Yemin olsun, biz sana açık-seçik ayetler indirdik. Onları, sapmış olanlardan başkası inkâr etmez.
    BAKARA 119. İnan olsun ki, biz seni hak üzere bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen, cehennem ehlinden sorgu suale çekilmeyeceksin/cehennem yâranından sen sorumlu değilsin.
    BAKARA 147. Gerçek, Rabbinden gelir. O halde sakın kuşkuya düşenlerden olma!
    BAKARA 151. Nitekim size aranızdan bir resul göndermişiz; size ayetlerimizi okuyor, sizi temizleyip arıtıyor, size Kitap’ı ve hikmeti öğretiyor, size, daha önce bilmediklerinizi belletiyor.
    BAKARA 252. İşte bunlar Allah’ın ayetleri. Onları sana hak olarak okuyoruz. Yemin olsun ki sen, gönderilen elçilerdensin.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    BAKARA 99-Andolsun ki, sana çok açık ayetler; Parlak mucizeler indirdik. Öyle ki iman sahasından uzaklaşmış fasıklardan başkası onları inkâr etmez.
    BAKARA 119-Şüphesiz ki, Biz seni hak (olan Kur'an) ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik. Sen o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.
    BAKARA 147-O gerçek rabbindendir. Artık sakın şüpheye düşenlerden olma!
    BAKARA 151-Nitekim içinizde size ayetlerimizi okuyan, sizi tertemiz yapan, size kitap ve hikmet öğreten ve size bilmediğiniz şeyleri öğreten, sizden bir elçi gönderdik.
    BAKARA 252-İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir. Onları, sana dosdoğru okuyoruz. Şüphesiz ki sen gönderilen peygamberlerdensin.

    DİYANET MEALİ
    BAKARA 99. Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkâr eder.
    BAKARA 119. Doğrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
    BAKARA 147. Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde kuşkulananlardan olma!
    BAKARA 151. Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resul gönderdik.
    BAKARA 252. İşte bunlar Allah’ın ayetleridir. Biz onları sana doğru olarak anlatıyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    BAKARA 99 Andolsun, sana apaçık ayetler indirdik, onları yoldan çıkmışlardan başkası inkâr etmez.
    BAKARA 119 Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
    BAKARA 147 Gerçek, Rabbinden gelendir, artık kuşkulananlardan olma.
    BAKARA 151 Nitekim kendi içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitabı, hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir Elçi gönderdik.
    BAKARA 252 Bunlar, Allah’ın ayetleridir; bunları sana gerçek ile okuyoruz (bunlarla sana gerçekleri açıklıyoruz). Elbette sen gönderilen elçilerdensin.

    ENFAL SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENFAL 39. Fitne kalmayıncaya ve din tümüyle Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaş. Vazgeçerlerse kuşkusuz ki Allah, ne yaptıklarını iyice görecektir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENFAL 39-Siz de, ortalıkta hiçbir fitne kalmayıp din tamamıyla Allah'ın dini oluncaya kadar onlarla cihad edin! Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görür.

    DİYANET MEALİ
    ENFAL 39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savasın! (İnkâra) son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENFAL 39 Fitne (baskı) kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer (baskıya) son verirlerse muhakkak ki Allah, ne yaptıklarını görmektedir.

    ALİ İMRAN

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALİ İMRAN 7. Kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun yorumuna öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.
    ALİ İMRAN 20. Seninle kanıt yarıştırmaya girerlerse şöyle söyle: "Ben yüzümü Allah'a teslim ettim. Bana uyanlar da." Kitap verilenlerle ümmîlere de sor: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olurlarsa doğruya ve güzele kılavuzlanmışlardır. Yüz çeviririlerse sana düşen sadece tebliğ etmektir. Allah, kullarını görmektedir.
    ALİ İMRAN 81. Ve unutma ki Allah, peygamberlerden mîsaklarını almış, şöyle demişti: "Size Kitap'tan ve hikmetten nasip verdim. Sonra size elinizdekini doğrulayıcı bir resul geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona muhakkak yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?". "Kabul ettik." dediler. "O halde tanık olun, sizinle beraber ben de tanıklardanım." dedi.
    ALİ İMRAN 84. De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa'ya, İsa'ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O'na teslim olanlarız."
    ALİ İMRAN 108. Bunlar sana Allah'ın ayetleri. Hak olarak okuyoruz sana onları. Allah, âlemlere zulüm istemiyor.
    ALİ İMRAN 128. İş ve hüküm konusunda sana düşen bir şey yoktur. Allah ya tövbelerini kabul ederek onları bağışlar yahut da zalim oldukları için onlara azap eder.
    ALİ İMRAN 144. Muhammed bir resulden başkası değildir. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölse yahut öldürülse ökçeleriniz üzerine gerisin geri mi döneceksiniz! İki ökçesi üzerine geri dönen, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah, şükredenleri ödüllendirecektir.
    ALİ İMRAN 159. Allah'tan bir rahmet sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim korusunda da onlarla şûraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah'a güvenip dayan. Allah, tevekkül edenleri sever.
    ALİ İMRAN 161. Bir peygamberin emanete hıyanet etmesi/kamu malından aşırması olacak şey değildir. Her kim hıyanet eder, kamu malından bir şey aşırırsa, aşırdığını kıyamet günü yüklenip getirir. Sonra her benliğe; kazandığı tam olarak ödenir. Hiç birine zulmedilmez.
    ALİ İMRAN 164. Yemin olsun ki, Allah müminlere lütufta bulunup onları minnettar bırakmıştır: Kendi içlerinde onlara öyle bir resul gönderdi ki, onlara Allah'ın ayetlerini okuyor, onları temizleyip arındırıyor, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretiyor. Oysaki onlar, bundan önce açık bir sapıklığın tam içindeydiler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALİ İMRAN 7-Sana bu muazzam kitabı indiren O'dur. O'nun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da anlamları benzeşik olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece anlamı benzeşiklerin ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: "İnandık, hepsi Rabbimizdendir." derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez.
    ALİ İMRAN 20-Buna karşı seninle tartışmaya kalkışanlara de ki: "Ben yüzümü İslam ile tertemiz Allah'a tuttum, bana uyanlar da." O kitap verilenlerle verilmeyen ümmilere de ki: "Siz İslam'ı kabul ettiniz mi?" Eğer kavgayı kesip İslam'a girerlerse doğru yolu tutmuşlardır. Yüz çevirirlerse, sana düşen ancak tebliğdir; Allah o kulları görüyordur.
    ALİ İMRAN 81-Allah, vaktiyle peygamberlerden: "Andolsun ki, size kitap ve hikmetten her ne verdiysem, sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde ona kesinlikle inanacaksınız ve çaresiz ona yardım edeceksiniz." diye söz almış ve: "Bunu kabul ettiniz mi? Bunun üzerine ağır ahdimi boynunuza aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik." dediler. Allah da: "Öyle ise, şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim!" buyurdu.
    ALİ İMRAN 84-De ki: "Biz, Allah'a, bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene; Musa'ya İsa'ya peygamberlere Rablerinden verilene inandık iman getirdik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz, ancak O'na boyun eğen müslümanlarız!"
    ALİ İMRAN 108-İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir. Onları sana hak sebebiyle okuyoruz. Yoksa Allah alemlere hiçbir haksızlık yapmak istemez.
    ALİ İMRAN 128-Senin elinde yapacak bir şey yok. Allah ya onların tevbesini kabul eder ya da onlara azap eder. Çünkü onlar, zalimlerdir.
    ALİ İMRAN 144-Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler gelip geçti. Şimdi o, ölür veya öldürülürse, siz gerisin geriye mi döneceksiniz? Her kim geri dönecek olursa, kesinlikle Allah'a bir zarar veremeyecektir. Fakat Allah, şükredenleri yakında mükafatlandıracak.
    ALİ İMRAN 159-Sen yalnızca Allah'ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli bir nobran olsaydın kesinlikle etrafından dağılıp gitmişlerdi. O halde onları bağışla, bağışlanmalarını dile ve yapılacak işlerde onların görüşlerini al. Sonra bir kere karar verdin mi artık Allah'a dayan, çünkü Allah, kendisine güvenenleri sever.
    ALİ İMRAN 161-Bir peygamberin emanete hiyanet etmesi olur şey değildir. Her kim hiyanet ederse, ganimet ve hasılattan bir şey aşırırsa kıyamet gününde boynuna aldığı şeyi yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığını ödenir, hiç birine haksızlık edilmez.
    ALİ İMRAN 164 Allah, müminlere, aralarından kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulundu. Oysa, bundan önce açık bir sapıklık içinde idiler.

    DİYANET MEALİ
    ALİ İMRAN 7. Sana Kitab’ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih ayetlerin peşine düşerler. Hâlbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.
    ALİ İMRAN 20. Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: "Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim." Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok, eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir.
    ALİ İMRAN 81. Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yârdim edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.
    ALİ İMRAN 84. De ki: Biz, Allah a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve Ya'kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.
    ALİ İMRAN 108. İşte bunlar, Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.
    ALİ İMRAN 128.Ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur yahut (Müslüman olsunlar da) tövbelerini kabul etsin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlar zalimdirler.
    ALİ İMRAN 144. Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Simdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
    ALİ İMRAN 159. O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.
    ALİ İMRAN 161. Bir peygambere, emanete hıyanet yaraşmaz. Kim emanete (devlet malına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın-kazandığı tastamam verilir.
    ALİ İMRAN 164. Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'in âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti ögreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmustur. Halbuki daha önce onlar apaçik bir sapiklik içinde idiler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALİ İMRAN 7 Kitabı sana O indirdi. Onun bazı âyetleri muhkemdir (ki) onlar Kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşâbih(birbirine benzeyen, sonucu tam bilinmeyen)dir. Kalblerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak, uyardığı sonuca uğra(yıp belâlarını bul)mak için onun müteşâbih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun te'vili(uyardığı sonucun ne zaman gerçekleşeceği)ni Allah'tan başka kimse bilmez. İlimde ileri gidenler: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. Sağduyu sâhiplerinden başkası düşünüp öğüt almaz.
    ALİ İMRAN 20 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben de özümü Allah'a teslim ettim bana uyanlar da." Kendilerine Kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de İslâm oldunuz mu?" Eğer İslâm olurlarsa doğru yolu bulmuşlardır. Yok eğer dönerlerse, sana düşen, sadece duyurmaktır. Allâh kulları(nın yaptıklarını) görmektedir.
    ALİ İMRAN 81 Allâh, peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Bakın, size Kitap ve hikmet verdim; imdi yanınızda bulunan(Kitap)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. "Kabul ettik!" dediler. "O halde tanık olun, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım." dedi.
    ALİ İMRAN 84 De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrâhim'e, İsmâ'il'e, İshak'a, Ya'kûb'a ve sıbtlara (Ya'kûb oğullarından türeyen kabilelere) indirilene; Mûsâ'ya, Îsâ'ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilene inandık; onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz O'na teslim olanlarız."
    ALİ İMRAN 108 İşte onlar Allâh'ın âyetleridir. Onları sana gerçek ile okuyoruz. Allâh, âlemlere zulmetmek istemez.
    ALİ İMRAN 128 O konuda senin yapacağın bir şey yoktur. Allâh, ya tevbelerini kabul edip onları affeder, ya da zâlim olduklarından dolayı onlara azâb eder.
    ALİ İMRAN 144 Muhammed, sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse, Allah'a hiçbir ziyan veremez. Allâh, şükredenleri mükâfâtlandıracaktır.
    ALİ İMRAN 159 Allâh'ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi. Öyleyse onlar(ın kusurların)dan geç, onlar için mağfiret dile. İşini onlara danış, karar verince de Allah'a dayan; çünkü Allâh kendine dayanıp güvenenleri sever.
    ALİ İMRAN 161 Bir peygamberin aşırması, hiyanet etmesi, olur şey değildir. Kim (emânete hıyanet eder), aşırırsa kıyâmet günü aşırdığını boynuna yüklenip getirir. Sonra herkese kazandığı tastamam verilir, hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.
    ALİ İMRAN 164 Andolsun ki, Allâh, mü'minlere büyük lutufta bulundu: Zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara, kendi içlerinden, kendilerine Allâh'ın âyetlerini okuyan, kendilerini yücelten ve kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi.

    HAŞR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HAŞR 21. EĞER BİZ BU KUR'AN'I BİR DAĞIN ÜZERİNE İNDİRSEYDİK, HER HALDE SEN ONU HUŞÛ İLE BOYNUNU BÜKMÜŞ, ÇATLAYIP YARILMIŞ GÖRÜRDÜN. BİZ BU ÖRNEKLERİ İNSANLARA HEP VERİYORUZ Kİ, İNCEDEN İNCEYE DÜŞÜNEBİLSİNLER.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HAŞR 21-BİZ BU KUR'AN'I BİR DAĞIN ÜZERİNE İNDİRSEYDİK KESİNLİKLE, SEN ONU, ALLAH KORKUSUNDAN BAŞINI EĞMİŞ, ÇATLAMIŞ GÖRÜRDÜN. İŞTE BİZ O MİSALLERİ, DÜŞÜNSÜNLER DİYE İNSANLARA VERİYORUZ.

    DİYANET MEALİ
    HAŞR 21. EĞER BİZ BU KUR'AN'I BİR DAĞA İNDİRSEYDİK, MUHAKKAK Kİ ONU, ALLAH KORKUSUNDAN BAŞ EĞEREK, PARÇA PARÇA OLMUŞ GÖRÜRDÜN. BU MİSALLERİ İNSANLARA DÜŞÜNSÜNLER DİYE VERİYORUZ.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HAŞR 21 BİZ BU KUR'ÂN'I BİR DAĞA İNDİRSEYDİK, ALLÂH KORKUSUNDAN ONU, BAŞ EĞMİŞ, ÇATLAMIŞ, YARILMIŞ GÖRÜRDÜN. BU MİSÂLLERİ, DÜŞÜNMELERİ İÇİN İNSANLARA ANLATIYORUZ.

    CUMA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CUMA 2. O Allah'tır ki, ümmîlere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.
    CUMA 3. O resulü, ümmîlerden olup da henüz onlara katılmamış bulunan başka kimselere de gönderdi. O'dur Azîz, O'dur Hakîm.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CUMA 2-O'dur, ümmiler içinde kendilerinden olup onlara ayetlerini okuyan, onları temize çıkarıp parlatan, onlara kitap ve hikmet öğreten bir peygamber gönderen. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içindeydiler.
    CUMA 3-Onlardan henüz kendilerine katılmamış diğer insanlara da (göndermiştir o peygamberi). O, öyle güçlü, öyle hikmet sahibidir.

    DİYANET MEALİ
    CUMA 2. Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.
    CUMA 3. (Peygamberi) müminlerden henüz kendilerine katılmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir. O, azizdir, hakîmdir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ

    CUMA 2 O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allâh'ın âyetlerini okuyan, onları yücelten, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Oysa onlar, önceden, açık bir sapıklık içinde idiler.
    CUMA 3 (O Elçiyi) yine onlardan olup henüz kendilerine katılmamış bulunan başka kimselere de (gönderdi). O azizdir, hakimdir.

    AHZAB SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHZAB 1. Ey Peygamber! Allah'tan kork ve küfre batmışlarla münafıklara boyun eğme! Kuşkusuz, Allah Alîm, ve Hakîm'dir.
    AHZAB 2. Rabbinden sana vahyedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır.
    AHZAB 3. Allah'a dayanıp güven! Vekil olarak Allah yeter.
    AHZAB 6. O peygamber, müminlere öz benliklerinden daha dost, daha yakındır. Onun eşleri de o müminlerin anneleridir. Anne tarafından akraba olanlar da Allah'ın Kitabı'nda, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır. Bu, Kitap'ta satırlara geçirilmiştir.
    AHZAB 7. Biz, peygamberlerden mîsaklarını almıştık. Senden de mîsak aldık. Nûh'tan, İbrahim'den, Mûsa'dan, Meryem oğlu İsa'dan, bunların hepsinden kuvvetli bir sözleşmeyle mîsak aldık;
    AHZAB 40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; O, Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah herşeyi gereğince biliyor.
    AHZAB 45. Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
    AHZAB 46. Ve Allah'ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak...
    AHZAB 47. Ve muştula inananlara: Kendilerine Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
    AHZAB 48. İnkârcılara, ikiyüzlülere itaat etme, onların ezalarına aldırma; Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
    AHZAB 53. Ey iman edenler! Size bir yemek için izin verilmedikçe Peygamber'in evlerine girmeyin. Vaktini bekleyip durmaksızın çağırıldığınızda girin, ancak yemeği yiyince hemen dağılın. Söze dalıp lafı koyulaştırmayın. Çünkü böyle davranmanız Peygamber'i rahatsız eder. Fakat o size bir şey söylemekten utanır. Allah ise hakkı dile getirmekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir yoldur. Allah'ın resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra onun eşleriyle nikâhlanmanız, size helal kılınmamıştır. Böyle bir şey Allah katında büyük bir vebaldir.
    AHZAB 63. İnsanlar sana kıyametin saatinden soruyorlar. De ki: "Ona ilişkin bilgi Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de o saat yakındır!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHZAB 1-Ey peygamber, Allah'tan kork, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak ki, Allah bilendir, hikmet sahibidir.
    AHZAB 2-Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa onun ardınca git, muhakkak ki, Allah ne yapıyorsanız haberdardır.
    AHZAB 3-Ve Allah'a tevekkül et ki, koruyucu olarak Allah yeter!
    AHZAB 6-Peygamber, mü'minler nazarında kendi canlarından daha önce gelir; hanımları da analarınızdır. Akraba da (miras bakımından) Allah'ın Kitab'ına göre birbirlerine, öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarımıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. O Kitapta yazılı bulunuyor.
    AHZAB 7-Unutma o peygamberlerden kesin sözlerini aldığımız vakti! Hele senden, Nuh, İbrahim, Musa, Meryem oğlu İsa'dan ki, onlardan ağır bir söz aldık.
    AHZAB 40-Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir; fakat Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.
    AHZAB 45-Ey peygamber, Biz seni hakka bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir gocundurucu (uyarıcı) olarak gönderdik.
    AHZAB 46 Hem kendi izniyle Allah'a bir davetçi ve aydınlık saçan bir şavk (ışık) olarak.
    AHZAB 47-Mü'minlere müjdele, onlara Allah tarafından büyük bir nimet olduğunu! AHZAB 48-Kafirlere ve münafıklara itaat etme, onların eziyetlerini bırak ve Allah'a tevekkül et! Allah vekil olunca hepsine yeter!
    AHZAB 53-Ey iman edenler, Peygamberin evlerine, vaktine dikkat etmeksizin ve yemek için izin verilmedikçe girmeyin; ancak çağrıldığınızda girin, yemeği yediğinizde de hemen dağılın; sohbet etmek için de izinsiz girmeyin! Çünkü o, peygambere eziyet veriyor, üstelik sizden utanıyor; ama Allah, gerçeği söylemekten sıkılmaz. Bir de hanımlarına, gerekli birşey soracağınızda bir perde arkasından sorun! Öyle yapmanız, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha çok temizdir. Sizin, Allah'ın peygamberini incitmeye hakkınız yoktur; arkasından hanımlarını nikahlayamazsınız da. Çünkü, bunlar, Allah katında çok büyük bir günahtır.
    AHZAB 63-O insanlar, sana kıyamet saatini soruyorlar. De ki : "Onun ilmi ancak Allah'ın nezdindedir ve ne bilirsin belki de o Kıyamet yakında olur.

    DİYANET MEALİ
    AHZAB 1. Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır.
    AHZAB 2. Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
    AHZAB 3. Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.
    AHZAB 7. Hani biz peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim’den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa’dan da. (Evet) biz onlardan pek sağlam bir söz aldık.
    AHZAB40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
    AHZAB 45. Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
    AHZAB 46. Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak (gönderdik).
    AHZAB 47. Allah'tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele.
    AHZAB 48. Kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Onların eziyetlerine aldırma. Allah'a güvenip dayan, vekil ve destek olarak Allah yeter.
    AHZAB 53. Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakki söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah’ın Resulünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah) tir.
    AHZAB 63. İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHZAB 1 Ey peygamber, Allah'tan kork; kâfirlere ve münafıklara itâ'at etme. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    AHZAB 2 Rabbinden sana vahyedilene uy; muhakkak ki Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır.
    AHZAB 3 Allah'a dayan; vekil olarak Allâh yeter.
    AHZAB 7 Biz peygamberlerden, (verdiğimiz elçilik görevini yapmak ve hak dine da'vet etmek hususunda) kuvvetle ahidlerini almıştık, senden, Nûh'dan, İbrâhim'den, Mûsâ'dan ve Meryem oğlu Îsâ'dan, (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık.
    AHZAB 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden birinin babası değil, falat Allâh'ın Elçisi ve peygamberlerin hâtemidir. Allâh her şeyi bilendir.
    AHZAB 45 Ey peygamber, biz seni şâhid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
    AHZAB 46 Ve izniyle, Allah'a da'vetçi ve aydınlatıcı bir lamba olarak (gönderdik).
    AHZAB 47 Mü'minlere, Allah'tan büyük bir lutuf bulunduğunu müjdele!
    AHZAB 48 Kâfirlere ve münâfıklara itâ'at etme. Onların eziyetlerine aldırma, Allah'a dayan; vekil (koruyucu) olarak Allâh yeter.
    AHZAB 53 Ey inananlar, (rastgele) Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak yemek için size izin verilir de girerseniz (erkenden gelip) yemeğin pişmesini beklemeyin. Çağrıldığınız zaman girin; yemeği yeyince dağılın, söze dalmayın. Çünkü bu (davranışınız) Peygamberi incitiyor, fakat o, (size bunu söylemekten) utanıyordu. Ama Allâh, gerçek(i söylemek)ten utanmaz. Onlardan (yani peygamberin hanımlarından) bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalbleriniz, hem de onların kalbleri için daha temizdir. Sizin, Allâh'ın Elçisini incitmeniz ve kendisinden sonra onun eşlerini nikâhlamanız asla olamaz. Çünkü bu, Allâh katında büyük(bir günâh)tır.
    AHZAB 63 İnsanlar sana O sâ'atten soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Allâh'ın yanındadır." Ne bilirsin belki o sâ'at yakın olur?


    NİSA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NİSA 41. Her ümmetten bir tanık getirip seni de şunlar üzerine bir tanık olarak diktiğimizde iş nice olacak?!
    NİSA 79. İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.
    NİSA 80. Resule itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Yan çizen çizsin, biz seni onlar üzerine bekçi göndermedik.
    NİSA 105. Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma!
    NİSA 106. Allah'tan af dile; Allah çok affedici, çok merhametlidir.
    NİSA 107. Öz benliklerine hainlik edenler için didinip durma. Çünkü Allah, sürekli hainlik eden günahkârı sevmez.
    NİSA 113. Eğer Allah'ın senin üzerindeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni şaşırtmaya mutlaka yeltenecekti. Ama onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah sana Kitap'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
    NİSA 166. Şu da var ki, Allah sana indirdiğini, kendi ilmiyle indirdiğine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ediyorlar. Zaten tanık olarak Allah yeter.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NİSA 41-Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz, seni de bunların üzerine şahit getirdiğimiz zaman, bakalım bunların hali nasıl olacak?
    NİSA 79-Sana güzellikten her ne ulaşırsa, bil ki Allah'tandır; Kötülükten de başına her ne gelirse anla ki sendendir! Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik, şahit olarak da Allah yeter!
    NİSA 80-Kim peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur, kim de yan çizerse, kendilerine seni gözcü de göndermedik!
    NİSA 105-Doğrusu Biz sana gerçeğin ta kendisi olan kitab (Kur'an)'ı indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma!
    NİSA 106-Ve Allah'tan af dile. Çünkü Allah gerçekten bağışlayan, çok merhamet edendir.
    NİSA 107-Kendilerine hıyanet edip duranlar adına mücadeleye kalkışma. Çünkü Allah, günahkar, hain olan kimseleri sevmez.
    NİSA 113-Allah'ın sana lütfu ve merhameti olmasaydı onlardan bir kısmı seni bile hükmünde doğrudan saptırmayı planlamışlardı, oysa onlar yalnız kendilerini saptırırlar, sana da asla zarar veremezler. Nasıl yapabilirler ki Allah sana kitap (Kur'an) ve hikmet indirmekte ve bilmediklerini sana bildirmektedir. Allah'ın senin üzerinde bulunan lütfu çok büyüktür.
    NİSA 166-Fakat Allah, özellikle sana indirdiği ile şahitlik ediyor ki, onu kendi bilgisi ile indirdi. Melekler de şahitlik ediyorlar, kaldı ki Allah'ın şahit olması yeter!

    DİYANET MEALİ
    NİSA 41. Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!
    NİSA 79. Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter.
    NİSA 80. Kim Resul’e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!
    NİSA 105. Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!
    NİSA 106. Ve Allah'tan mağfiret iste, çünkü Allah, çok yarlıgayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir.
    NİSA 107. Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez.
    NİSA 113. Allah’ın sana lütfü ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab’ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. Allah’ın lütfu sana gerçekten büyük olmuştur.
    NİSA 166. Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kâfidir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NİSA 41 Her ümmetten (inanç ve davranışlarının doğru olup olmadığına tanıklık edecek) bir şâhid, seni de bunlara şâhid getirdiğimiz zaman (halleri) nice olur?
    NİSA 79 Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana gelen her kötülük de kendi(günâhın yüzü)ndendir. Seni insanlara elçi gönderdik. (Buna) şâhid olarak Allâh yeter.
    NİSA 80 Kim Elçi'ye itâ'at ederse Allah'a itâ'at etmiş olur. Kim de yüz çevirirse (bil ki), biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.
    NİSA 105 Biz sana Kitabı gerçek ile indirdik ki, insanlar arasında Allâh'ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hâinlerin savunucusu olma!
    NİSA 106 Allah'tan mağfiret dile. Kuşkusuz Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
    NİSA 107 Kendilerine hâinlik edenleri savunma; zira Allâh, hâinlik yapıp günâh işleyen insanı sevmez!
    NİSA 113 Allâh'ın sana lutfu ve acıması olmasaydı, onlardan bir grup, seni saptırmağa yeltenmişti. Onlar sadece kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allâh, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Allâh'ın sana lutfu, cidden büyüktür.
    NİSA 166 Allâh, sana indirdiğini kendi bilgisiyle indirmiş olduğuna şâhidlik eder. Melekler de (buna) şâhidlik ederler. Allâh'ın şâhidliği de (bir şeyin gerçekliği için) kâfidir.


    TAHRİM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TAHRİM 9. Ey Peygamber! Küfre sapanlarla ve münafıklarla mücadele et ve onlara karşı sert davran! Varacakları yer cehennemdir onların. Ne kötü dönüş yeridir o!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TAHRİM 9- Ey Peygamber! Kâfirler ve münafiklarla savaş, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer, ne de kötüdür!

    DİYANET MEALİ
    TAHRİM 9. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karsı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TAHRİM 9 Ey Peygamber! kâfirlerle ve iki yüzlülerle uğraş, onlara karşı katı davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir o!

    TEĞABÜN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEĞABÜN 12. Allah'a itaat edin, resule de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz resulümüze düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEĞABÜN 12-İman edin de Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer aksine giderseniz bilin ki Resulümüzün görevi açık bir tebliğden ibarettir.

    DİYANET MEALİ
    TEĞABÜN 12. Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEĞABÜN 12 Allah'a itâ'at edin, Elçiye itâ'at edin. Eğer dönerseniz (bilin ki) Elçimize düşen, açıkça duyurmaktır.


    SAFF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SAFF 6. Meryem oğlu İsa'nın da şöyle dediğini hatırla: "Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim. Benden önce Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmet adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim." Fakat İsa'nın müjdelediği elçi onlara apaçık deliller getirdiğinde: "Bu, katıksız bir büyüdür!" dediler.
    SAFF 9. Resulünü hidayet ve hak dini getirmek üzere o gönderdi ki, ortak koşanlar hoşlanmasa bile, onu tüm dinlerden üstün kılsın.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SAFF 6-Bir vakit de Meryem oğlu İsa: "Ey İsrail oğulları, ben size Allah'ın elçisiyim. Önümdeki Tevrat'ın doğrulayıcısı ve benden sonra gelecek, adı Ahmed olan bir peygamberin müjdecisi olarak geldim." dedi. Sonra o, onlara apaçık delillerle gelince: "Bu apaçık bir büyüdür!" dediler.
    SAFF 9-O'dur dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet kanunu ve hak dini ile gönderen; isterse müşrikler hoşlanmasınlar!

    DİYANET MEALİ
    SAFF 6. Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmet adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler.
    SAFF 9. Müşrikler istemeseler de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O'dur.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SAFF 6 Meryem oğlu Îsâ da: "Ey İsrail oğulları, ben size Allah’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrât'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim" demişti. Fakat (Îsâ'nın müjdelediği elçi) onlara apaçık deliller getirince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
    SAFF 9 O, Elçisini, hidâyet ve hak din ile gönderdi ki müşrikler hoşlanmasa da onu, bütün dinlere üstün getirsin.


    FETİH SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FETİH 1. Şu bir gerçek ki, biz sana apaçık bir fetih nasip ettik.
    FETİH 2. Ki Allah senin günahından geçmiş olanı da gelecek olanı da bağışlasın, nimetini senin üzerinde tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola kılavuzlasın.
    FETİH 8. Şu bir gerçek ki, biz seni, bir tanık, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
    FETİH 9. Allah'a ve resulüne inanasınız, O'nu destekleyesiniz, O'nu yüce bilesiniz ve sabah-akşam O'nu tespih edesiniz diye.
    FETİH 28. O, resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, o dini tüm dinlere üstün kılsın. Tanık olarak Allah yeter.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FETİH 1-Doğrusu Biz sana apaçık bir fetih açtık.
    FETİH 2-Allah, senin geçmiş ve gelecek kusurlarını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin diye.
    FETİH 8-Doğrusu Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem de bir uyarıcı olarak gönderdik.
    FETİH 9-Allah'a ve peygamberine inanasınız da bunu takviye edip onurlandırarak O'na sabah akşam tesbih edesiniz diye.
    FETİH 28-O'dur peygamberini hidayet rehberi ve hak dini ile gönderen; onu her dinin üstüne çıkarmak için şahit olarak da Allah yeter!

    DİYANET MEALİ
    FETİH 1. Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.
    FETİH 2. Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir.
    FETİH 8. Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
    FETİH 9. Ta ki (ey müminler!) Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, Resulüne yardım edesiniz, O'na saygı gösteresiniz ve sabah aksam Allah’ı tesbih edesiniz.
    FETİH 28. Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FETİH 1 Biz sana apaçık bir fetih verdik.
    FETİH 2 Ki Allâh, senin geçmiş ve gelecek günâhını bağışlasın (bütün tasalarını gidersin) ve sana olan ni'metini tamamlasın ve seni doğru bir yola iletsin.
    FETİH 8 Biz seni, şâhid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
    FETİH 9 Ki Allah'a ve Resulüne inanasınız, O'nu(n dinini) destekleyesiniz. Ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih ed(ip şânını yücelt)esiniz...
    FETİH 28 O, Elçisini hidâyet ve hak dinle gönderdi ki, o(hak di)ni, bütün dinlere üstün kılsın. Şâhid olarak Alah yeter.


    MAİDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MAİDE 15. Ey Ehlikitap! Resulümüz size geldi. Kitap'tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan-beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah'tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir.
    MAİDE 19. Ey Ehlikitap! Resullerin arası kesildiği bir sırada resulümüz size geldi; ayan-beyan açıklamalarda bulunuyor. "Bize ne müjdeci geldi ne uyarıcı" demeyesiniz. İşte müjdeci de geldi size, uyarıcı da. Allah her şeye kadirdir.
    MAİDE 67. Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.
    MAİDE 92. Allah'a itaat edin, resule itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin: Bizim resulümüze düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
    MAİDE 99. Resule düşen, tebliğden başka bir şey değildir. Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
    MAİDE 109. Allah, resulleri bir araya getireceği gün şöyle der: "Size ne cevap verildi?" Şöyle derler: "Hiçbir bilgimiz yok. Gaybları en iyi biçimde bilen sensin, sen!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MAİDE 15-Ey kitap verilenler, şimdi size, kitabınızın gizlemekte olduğunuz birçok yerlerini sizlere açıklayan birçoğunu da geçiveren Peygamberimiz geldi. İşte size Allah'tan bir nur, bir parlak kitap geldi.
    MAİDE 19-Ey kitap verilenler, bakınız size, peygamberlerin gelişinin kesintiye uğradığı bir zamanda: "Bize ne müjdeyle sevindirecek bir müjdeci ne de ihtar ile gocunduracak bir uyarıcı gelmedi!" demeyesiniz diye, tatlı ve acı gerçekleri açıklayan elçimiz geldi! İşte size hem müjdeci hem de uyarıcı bir peygamber geldi! Allah, her şeye gücü yetendir.
    MAİDE 67-Ey şanlı Peygamber, sana Rabbinden her indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Emin ol, Allah, kafirleri muratlarına erdirmeyecektir.
    MAİDE 92-Allah'ı ve peygamberleri dinleyin, karşı gelmekten sakının! Eğer kulak asmazsanız biliniz ki, elçimize düşen sadece açık bir tebliğden ibarettir.
    MAİDE 99-Peygamberin üzerine düşen sadece tebliğdir. Açıkladığınız ve gizlediğiniz şeylerin hepsini bilecek olan ise, ancak Allah'tır.
    MAİDE 109-Allah bütün Resulleri toplayacağı o günde: "Size ne cevap verildi." diye soracak. Onlar da: "Bizim bir bilgimiz yok, gizli olanları bilen ancak Sensin Sen!" diyecekler.

    DİYANET MEALİ
    MAİDE 15. Ey ehl-i kitap! Resulümüz size Kitap'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.
    MAİDE 19. Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki (kıyamette): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye hakkiyle kadirdir.
    MAİDE 67. Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.
    MAİDE 92. Allah'a itaat edin, Resule de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resulümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.
    MAİDE 99. Resule düşen (vazife), ancak duyurmadır. Allah açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.
    MAİDE 109. Allah’ın peygamberleri toplayıp da "Size ne cevap verildi" dediği gün, "Bizim hiçbir bilgimiz yok, şüphesiz gizlilikleri hakkiyle bilen ancak sensin" diyeceklerdir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MAİDE 15 Ey Kitap ehli, elçimiz size geldi, Kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da geçiyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve açık bir Kitap gelmiştir.
    MAİDE 19 Ey Kitap ehli, elçilerin arasının kesildiği sırada size Elçimiz geldi, size gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyâmette); "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allâh, herşeyi yapabilendir.
    MAİDE 67 Ey Elçi, Rabbinden sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan, O'nun mesajını duyurmamış olursun. Allâh seni insanlardan korur. Doğrusu Allâh, kâfirler toplumunu yola iletmez.
    MAİDE 92 Allah'a itâ'at edin, Elçi'ye itâ'at edin, (kötü şeylerden) sakının! Eğer (kabul etmez) dönerseniz, bilin ki elçimize düşen, açıkça duyurmaktır.
    MAİDE 99 Elçi'ye düşen, sadece duyurmaktır. Allâh, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir.
    MAİDE 109 Allâh, Elçileri toplayacağı gün: "Size ne cevap verildi?" der. "Bizim bilgimiz yok, derler, gizlileri bilen yalnız sensin, sen!"

    NASR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NASR 1. Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
    NASR 2. Ve insanları kitleler halinde Allah'ın dinine girerken gördüğünde,
    NASR 3. Tespih et Rabbini O'na hamt ile! Ve O'ndan af dile! Çünkü O, Tevvâb'dır, günahları affeder sınırsız bir şekilde

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NASR 1-Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
    NASR 2-insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde.
    NASR 3-"artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır!

    DİYANET MEALİ
    NASR 1. Allah’ın yardımı ve zaferi geldiği,
    NASR 2. Ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit,
    NASR 3.Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NASR 1 Allâh'ın yardımı ve fetih geldiği,
    NASR 2 Ve insanların dalga dalga Allâh'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman,
    NASR 3 Rabbini överek tesbih et, O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeyi kabul edendir.



    ----4----

    _elale.jpg

    PEYGAMBERİMİZE ALLAH'IN YARDIMI VE UYARILAR


    KALEM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KALEM 5. Yakında göreceksin, onlar da görecekler,
    KALEM 6. Hanginizmiş fitneye tutulan, deliren!
    KALEM 9. İstediler ki sen, alttan alıp gevşek davranasın/yağcılık edesin de onlar da yağcılık etsinler/yumuşaklık göstersinler.
    KALEM 39. Yoksa sizin lehinize üzerimizde kıyamete kadar uzanacak yeminler mi var da siz ne hükmederseniz oluverecek!
    KALEM 40. Sor onlara: "Böyle bir şeye hangisi kefil?"
    KALEM 46. Bir ücret mi istiyorsun kendilerinden de onlar, bir borç altında eziliyorlar!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KALEM 5-Yakında göreceksin ve görecekler,
    KALEM 6-O fitne, o delilik hanginizdeymiş.
    KALEM 9-Arzu ettiler ki, sen (onları) yağlasan onlar da sana yağ yapacaklardı.
    KALEM 39-Yoksa size karşı üzerinizde kıyamet gününe kadar sürecek yeminler taahütler mi var, "Siz her ne hüküm verirseniz mutlaka öyle olacak." diye.
    KALEM 40-Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi?
    KALEM 46-Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır borç altında mı eziliyorlar?

    DİYANET MEALİ
    KALEM 5. (Sen de) göreceksin, onlar da görecekler,
    KALEM 6. Hanginizde delilik olduğunu yakında.
    KALEM 9. Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
    KALEM 39. Yoksa "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?
    KALEM 40. Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?
    KALEM 46. Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KALEM 5 (Sen de) Göreceksin, onlar da görecekler;
    KALEM 6 Hanginizin fitnelenmiş (cin çarpmış delirmiş) olduğunu.
    KALEM 9 İstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar).
    KALEM 39 Yoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyâmete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde?
    KALEM 40 Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak?
    KALEM 46 Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır borç altında mı kalıyorlar?


    MÜZZEMMİL SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜZZEMMİL 15. Biz size, üstünüze tanık olan bir resul gönderdik. Tıpkı Firavun'a bir resul gönderdiğimiz gibi.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜZZEMMİL 15-Haberiniz olsun Biz size üzerinize şahit olacak bir peygamber gönderdik, tıpkı Firavun'a peygamber gönderdiğimiz gibi;

    DİYANET MEALİ
    MÜZZEMMİL 15. Nasıl Firavun'a bir elçi göndermiş idiysek doğrusu size de, hakkınızda şahitlik edecek bir peygamber gönderdik.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜZZEMMİL 15 (Ey insanlar,) Doğrusu biz size, aleyhinize tanıklık edecek bir elçi gönderdik; nasıl ki Fir'avn'a da bir elçi göndermiştik.

    ALA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    A’LA 6. Seni/sana okutacağız da artık unutmayacaksın.
    A’LA 7. Allah'ın dilediği müstesna. O, açıklananı da gizleneni de bilir.
    A’LA 8. Sana, en kolay olanı kolaylaştıracağız.
    A’LA 9. Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!
    ALA 10. İçine ürperti düşen, öğüt alacaktır.
    A’LA 11. İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    A’LA 6-Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da unutmayacaksın.
    A’LA 7-Yalnız Allah'ın dilediği başka; çünkü O, açığı da bilir, gizliyi de.
    A’LA 8-Ve seni en kolay yola muvaffak kılacağız.
    A’LA 9-Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
    A’LA 10-Saygısı olan öğüt alacaktır.
    A’LA 11-Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.

    DİYANET MEALİ
    A’LA 6. Sana (Kur an’ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın.
    A’LA 7. Artik Allah’ın dilediği hariç, Şüphesiz Allah, açığı ve gizleneni bilir.
    A’LA 8. Seni en kolaya muvaffak kılacağız.
    A’LA 9. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
    A’LA 10. (Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak.
    A’LA 11.Kötü kimse ise öğütten kaçınacaktır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    A’LA 6 Sana (Kur'ân'ı), okutacağız, unutmayacaksın.
    A’LA 7 Yalnız Allâh'ın dilediğini unutursun. O, açığı da bilir, gizli olanı da.
    A’LA 8 Seni en kolay yola muvaffak edeceğiz.
    A’LA 9 O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.
    A’LA 10 (Allah'a) Saygılı olan hatırlar (öğüt alır).
    A’LA 11 Bahtsız olan da ondan kaçınır.


    NECM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NECM 2. Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.
    NECM 3. O; kuruntudan, keyfinden konuşmuyor.
    NECM 4. İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o.
    NECM 5. Kuvvetleri çok müthiş olan belletip öğretti onu ona.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NECM 2-arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da!
    NECM 3-Hevadan (arzusuna göre) söylemiyor.
    NECM 4-O (Kur'an) sadece vahyolunan bir vahiydir.
    NECM 5-Ona, kuvvetleri çok güçlü olan öğretti.

    DİYANET MEALİ
    NECM 2.Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı.
    NECM 3.O,arzusuna göre de konuşmaz.
    NECM 4. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.
    NECM 5. Çünkü onu güçlü kuvvetli biri (Cebrail) öğretti.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NECM 2 Arkadaşınız sapmadı, azmadı.
    NECM 3 O hevâ'dan konuşmaz.
    NECM 4 O(nun okuduğu Kur'ân) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
    NECM 5 Onu, mühtiş kuvvetleri olan biri öğretti;


    CİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CİNN 24. Sonunda, onlar kendilerine vaat edileni gördüklerinde, yardımcı bakımından daha zayıf kim, sayı bakımından daha az kim, bileceklerdir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CİNN 24-Nihayet o vadolundukları şeyi gördüklerinde, artık bileceklerdir, kimmiş yardımcısı en zayıf ve sayıca en az olan!

    DİYANET MEALİ
    CİNN 24. Sonunda, tehdit edilip durduklarını (azabı, kıyameti) gördükleri zaman, kim yardımcı olma bakımından daha güçsüz ve sayıca daha az imiş, bileceklerdir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CİNN 24 Kendilerine va'dedilen şeyi (ya azâbı veya kıyâmet sâ'atini) gördükleri zaman, kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir.


    YASİN SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YASİN 30. Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.
    YASİN 69. Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur'an'dan başka şey değildir;
    YASİN 70. DİRİ OLANI UYARSIN ve inkârcılar üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YASİN 30-Yazıklar olsun o kullara ki kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
    YASİN 69-Biz ona şiir öğretmedik, ona yakışmaz da; o sadece bir öğüt ve parlak bir Kur'an'dır.
    YASİN 70-DİRİ OLANI UYANDIRMAK, nankörlere de o azap sözünün gerekmesi için.

    DİYANET MEALİ
    YASİN 30. Ne yazık su kullara! Onlara bir peygamber gelmeye görsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
    YASİN 69. Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
    YASİN 70. DİRİ OLANLARI UYARSIN ve kâfirler cezayı hak etsinler diye.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YASİN 30 Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay ederlerdi.
    YASİN 69 Biz ona (Muhammed'e) şiir öğretmedik, (şiir) ona yakışmaz da. O(na vahyedilen) sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
    YASİN 70 (Bu Kur'ân Muhammed'e vahyedilmiştir) Ki, DİRİ OLANLARI UYARSIN ve inkâr edenlere de (azâb) söz(ü) hak olsun.


    FURKAN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FURKAN 30. RESUL DE ŞÖYLE DER: "EY RABBİM, BENİM TOPLUMUM, BU KUR'AN'I TERK EDİLMİŞ/DIŞLANMIŞ HALDE TUTTULAR."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FURKAN 30-PEYGAMBER DE DEDİ Kİ: "EY RABBİM, KAVMİM BU KUR'AN'I BİR KENARA İTİP BIRAKTILAR"
    DİYANET MEALİ
    FURKAN 30. PEYGAMBER DER Kİ: EY RABBİM! KAVMİM BU KUR'AN'I BÜSBÜTÜN TERKETTİLER.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FURKAN 30 ELÇİ DE: "YA RABBİ, KAVMİM, BU KUR'AN'I TERK EDİLMİŞ BIRAKTILAR DEMİŞTİR.

    NEML SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NEML 70. Onlar yüzünden tasalanma. Kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
    NEML 73. Senin Rabbin, insanlara karşı gerçekten lütufkârdır; fakat çokları şükretmezler.
    NEML 74. Ve senin Rabbin, onların göğüslerinin sakladığını da açığa vurduğunu da çok iyi bilir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NEML 70-Onlara karşı üzülme ve yaptıkları hileler yüzünden bir darlığa düşme!
    NEML 73-Muhakkak Rabbin, insanlara karşı mutlak bir nimet sahibidir; fakat onların çoğu şükretmezler.
    NEML 74-Oysaki, Rabbin onların sineleri ne gizliyor ve ne açıklıyorlarsa hepsini mutlaka biliyor.

    DİYANET MEALİ
    NEML 70. (Resulüm!) Onların yüzünden tasalanma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü sıkıntı duyma.
    NEML 73. Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
    NEML 74. Rabbin elbette onların kalplerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NEML 70 (Ey Muhammed) onlar(ın sözlerin)e üzülme, tuzak kurmalarından da sıkılma.
    NEML 73 Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lutuf sâhibidir, fakat çokları şükretmezler.
    NEML 74 Ve Rabbin elbette onların göğüslerinin gizlediğini de, açığa vurduklarını da bilir.


    KASAS SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KASAS 87. Allah'ın ayetleri sana indirildikten sonra sakın seni geri çevirmesinler. Rabbine yakar/Rabbine çağır. Sakın şirke bulaşanlardan olma.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KASAS 87-Ve sakın sana indirildikten sonra, Allah'ın ayetlerinden seni çevirmesinler; hemen Rabbine davet et ve sakın ortak koşanlardan olma!

    DİYANET MEALİ
    KASAS 87. Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu ayetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla müşriklerden olma!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KASAS 87 Ve Allâh'ın, âyetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbine da'vet et, ortak koşanlardan olma.

    İSRA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İSRA 47. Onların seni dinlerken, neye kulak verdiklerini biz daha iyi biliriz. Aralarında fısıldaşırlarken de şöyle konuşur o zalimler: "Büyülenmiş bir adamdan başkasının ardısıra gitmiyorsunuz!"
    İSRA 48. Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.
    İSRA 73. Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.
    İSRA 74. Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin.
    İSRA 75. İşte o zaman sana, hayatın da ölümün de katmerli acılarını tattırdık. Ve bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.
    İSRA 76. Az kalsın bu topraktan çıkarmak için seni sıkıştıracaklardı. Böyle bir durumda onlar orada senin arkandan çok az bir süre kalacaklardı.
    İSRA 77. Senden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan yöntem de buydu. Sen bizim yol ve yöntemimizde değişme bulamazsın.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İSRA 47-Biz çok iyi biliriz seni dinledikleri zaman ne maksatla dinlediklerini ve birbirleriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!" dediklerim.
    İSRA 48-Bak seni nelerle mukayese ettiler de nasıl sapıklığa düştüler, onun için bir yol bulmaya da güçleri yok.
    İSRA 73-Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.
    İSRA 74-Ve eğer Biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara nerede ise meylettindi.
    İSRA 75-O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de katmerli acısını tattırırdık; sonra Bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.
    İSRA 76-Az daha seni bu yerden çıkarmak için rahatsız edeceklerdi ve o takdirde kendileri de senin ardından pek az kalacakları.
    İSRA 77-Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere uygulanan bir kanundur ki sen Bizim bu kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın!

    DİYANET MEALİ
    İSRA 47. Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliriz.
    İSRA 48. Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.
    İSRA 73. Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
    İSRA 74. Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.
    İSRA 75. O zaman, hiç şüphesiz sana hayatınveölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.
    İSRA 76. Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.
    İSRA 77. Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun (da budur). Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İSRA 47 Biz onların, seni dinlerken ne sebeple dinlediklerini, kendi aralarında gizli konuşurlarken de o zâlimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini gâyet iyi biliyoruz.
    İSRA 48 Bak, nasıl misaller verdiler (seni şâ'ire, büyücüye, kâhine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.
    İSRA 73 Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.
    İSRA 74 Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.
    İSRA 75 O takdirde sana hayâtın da, ölümün de kat kat(azâb)ını taddırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
    İSRA 76 Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için tedirgin edeceklerdi. O takdirde kendileri de senin ardından pek az kalabilirler.
    İSRA 77 Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizin de yasası (budur). Bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın.


    YUNUS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUNUS 65. Onların sözü seni üzmesin. Tüm onur ve kudret Allah'ındır. O her şeyi işitir, her şeyi bilir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUNUS 65-Ötekilerin lafları seni üzmesin! Çünkü güç ve kuvvet Allah'ındır. O, hepsini işitiyor, hepsini biliyor!

    DİYANET MEALİ
    YUNUS 65. (Resulüm) Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah’ındır. O, işitendir, bilendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUNUS 65 Onların sözü seni üzmesin, üstünlük tamamen Allâh'ındır. İşiten ve bilen O'dur.

    HUD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HUD 115. Sabret! Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.
    HUD 120. Resullerin haberlerinden, kendisiyle kalbini destekleyip sağlamlaştıracağımız her şeyi sana anlatıyoruz. Bunun içinde sana hak gelmiştir. Bunda, inananlar için bir öğüt ve hatırlatma da vardır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HUD 115-Ve sabret, çünkü Allah iyi davrananların mükafatım ziyan etmez.
    HUD 120-Peygamberlerin haberlerinden kalbini uvvetlendireceğimiz her türlüsünü sana anlatıyoruz. Bu sürede de sana gerçek, mü'minlere bir öğüt ve uyarı geldi.

    DİYANET MEALİ
    HUD 115. (Ey Muhammed!) Sabırlı ol, çünkü Allah güzel işyapanların mükâfatını zayi etmez.
    HUD 120. Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini (tatmin ve) teskin edeceğimiz her haberi sana anlatıyoruz. Bunda sana gerçeğin bilgisi, müminlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HUD 115 Sabret, çünkü Allâh güzel davrananların ecrini zayi etmez.
    HUD 120 Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini sağlamlaştıracak her şeyi sana anlatıyoruz. Bunda da sana hak ve inananlar için bir öğüt ve ibret gelmiştir.

    YUSUF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUSUF 110. Ne zaman ki resuller ümitsizliğe düşüp yalanlandıkları kanısına vardılar, işte o zaman yardımımız kendilerine ulaştı da dilediklerimiz kurtarıldı. Azabımız suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUSUF 110-Nihayet peygamberler ümitlerinikesecek hale geldikleri ve kendilerinin yalancı çıkarılmış oldukları zannına kapıldıkları zaman, onlara yardımımız geldi ve dilediklerimiz kurtuluşa erdirildi. Suçlular topluluğundan ise azabımız geri çevrilmez!

    DİYANET MEALİ
    YUSUF 110. Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUSUF 110 (Bir süre serbest bırakılmalarına aldanmasınlar. Kendilerinden önce gelenlere de öyle fırsat verilmişti. Fakat) Ne zaman ki, elçiler umutlarını kestiler ve kendilerinin yalana çıkarıldıklarını (kâfirlere karşı kendilerine yapılacağı va'dedilen yardımın yapılmayacağını) sandılar, işte o zaman onlara yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Azâbımız suçlular topluluğundan asla geri çevrilmez.


    HİCR SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HİCR 95. Alay edip eğlenenlere karşı biz sana yeteriz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HİCR 95-Herhalde Biz, o alay edenlerin hakkından gelmek için sana yeteriz.

    DİYANET MEALİ
    HİCR 95. (Seninle) alay edenlere karşıbiz sana yeteriz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HİCR 95 O alay edenlere karşı biz sana yeteriz.


    ENAM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENAM 34. Yemin olsun ki, senden önce de resuller yalanlanmış ama yalanlanmalarına, eziyet görmelerine sabretmişlerdi. Nihayet yardımımız onlara ulaştı. Allah'ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. Yemin olsun, elçi olarak gönderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmiştir.
    ENAM 112. İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;
    ENAM 114. Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma.
    ENAM 116. Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENAM 34-Andolsun ki, senden önce gönderilen peygamberler de yalanlandılar. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet edilmeye karşı sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur! Allah biliyor ya, sana peygamberlerin kıssalarından haber de geldi.
    ENAM 112-Böylece Biz, her peygambere insanların ve cinlerin şeytanlarını düşman etmişizdir; bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Eğer Rabbin dileseydi bunları yapmazlardı. O halde onları iftiraları ile başbaşa bırak!
    ENAM 114-Şimdi de Allah size kitabı, içinde herşey inceden inceye açıklanmış olarak göndermişken Allah'tan başkasını mı hakem isteyeceğim? Kendilerine kitap verdiklerimiz de bilirler ki, o tamamıyla gerçek olarak Rabbin tarafından indirilmiştir. Sakın şüphelenenlerden olma!
    ENAM 116-Yer(yüzün)dekilerin çoğunluğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar yalnızca zannın ardından gider ve sade atarlar.

    DİYANET MEALİ
    ENAM 34. Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah’ın kelimelerini (kanunlarını) değiştirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi.
    ENAM 112. Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
    ENAM 114. (De ki): Allah'dan başka bir hakem mi arayacağım? Hâlbuki size Kitab’ı açık olarak indiren o’dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!
    ENAM 116. Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENAM 34 Senden önce de elçiler yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler, nihâyet onlara yardımımız yetişti. Allâh'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur. Sana da elçilerin haberinden bir parça gelmiştir.
    ENAM 112 Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytânlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
    ENAM 114 Allâh, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiş iken O'ndan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, O(Kur'a)nın, gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler, hiç kuşkulananlardan olma.
    ENAM 116 Yeryüzünde bulunan(insan)ların çoğuna uysan, seni Allâh'ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zannediyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar.

    ZÜMER SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZÜMER 15."Siz O'nun dışında dilediğinize kulluk/ibadet edin." De ki: "Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana atanlardır. Dikkat edin! Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur."
    ZÜMER 20.Hayır, kurtaramazsın! Rablerinden korkanlara gelince, onlar için üstüste bina edilmiş odalar var; altlarından ırmaklar akar. Allah'ın vaadidir bu, Allah vaadine ters düşmez.
    ZÜMER 36.Allah, kuluna Kafi değil mi, yetmiyor mu? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona kılavuzluk edecek yoktur.
    ZÜMER 38.Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, yemin olsun "Allah!" diyecekler. De onlara: "Peki Allah dışındaki yakardıklarınız hakkında ne diyorsunuz? Allah bana bir zarar vermek istese, O'nun vereceği zararı uzaklaştırabilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilese, O'nun rahmetini tutabilirler mi?" De ki: "Bana Allah yeter! Tevekkül edenler O'na dayanıp güvenirler."
    ZÜMER 39.De ki: "Ey toplumum! Yapabildiğinizi yapın; ben de kendi işimi yapacağım. Yakında bileceksiniz,
    ZÜMER 41.Kuşkusuz, bu Kitap'ı biz sana insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.

    ZÜMER 44.DE Kİ: "ŞEFAAT, TÜMDEN VE SADECE ALLAH'INDIR. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O'nundur. Sonunda O'na döndüreleceksiniz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZÜMER 15-siz de O'ndan başka dilediğinize kul olun." De ki:"Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerine ve mensuplarına ziyan verenlerdir. Evet, işte asıl açık hüsran budur."
    ZÜMER 20-Fakat o Rablerine sığınarak korunanlar için altlarından ırmaklar akan kat kat yapılmış odalar ve balkonlu köşkler vardır. Bu Allah'ın va'didir. Allah va'dinden dönmez.
    ZÜMER 36-Allah, kuluna kafi değil midir? Durmuşlar da seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Her kimi Allah şaşırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur.
    ZÜMER 38-Andolsun ki, onlara: "O gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan kesinlikle "Allah'tır" diyeceklerdir. De ki: "Gördünüz ya. Allah'tan başka çağırdıklarınızı, eğer Allah bana bir keder dilerse, onlar O'nun vereceği kederi açabilirler mi? Ya da O, bana bir rahmet dilerse onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi?" De ki:" Allah bana yeter! Tevekkül edenler hep O'na dayanır!"
    ZÜMER 39-De ki:"Ey kavmim, haliniz üzere çalışın; şüphesiz ben de çalışıyorum. Artık ileride bileceksiniz:
    ZÜMER 41-Biz, insanlar için sana hak ite kitap indirdik. O halde kim yola gelirse kendi lehinedir; her kim de saparsa yalnızca kendi aleyhine olarak sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin!
    ZÜMER 44-De ki: "BÜTÜN ŞEFAAT ALLAH'A AİTTİR. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürülecekstniz!"

    DİYANET MEALİ
    ZÜMER 15. (Ey Allah'a eş koşanlar!): Siz de O'ndan başka dilediğinize tapın! De ki: Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır.
    ZÜMER 20. Fakat Rablerinden sakınanlara, üst üste yapılmış, altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Bu, Allah’ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden caymaz.
    ZÜMER 36. Allah kuluna kâfi değil midir? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur.
    ZÜMER 38. Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? Diye sorsan, elbette "Allah’tır" derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanırlar.
    ZÜMER 39. De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de yapacağım! Artık yakında bileceksiniz!".
    ZÜMER 41. (Resulüm)! Şüphesiz biz bu Kitab’ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
    ZÜMER 44. De ki: BÜTÜN SEFÂAT ALLAH'INDIR. Göklerin ve yerin hükümranlığı o’nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZÜMER 15 "Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin." De ki: "Ziyana uğrayanlar kıyâmet günü hem kendilerini, hem de âilelerini ziyan edenlerdir. Dikkat edin, işte bu, apaçık bir ziyandır!"
    ZÜMER 20 Fakat Rablerinden korkanlar için üstüste yapılmış odalar var. Odaların altından da ırmaklar akmaktadır. Bu, Allâh'ın va'didir. Allâh va'dinden caymaz.
    ZÜMER 36 Allâh kuluna kâfi değil mi? Seni O'ndan başkalarıyle korkutuyorlar. Allâh kimi şaşırtırsa artık onu yola getiren olmaz.
    ZÜMER 38 Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allâh" derler. De ki: "O halde Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü, şimdi Allâh, bana bir zarar vermek istese, onlar O'nun vereceği zararı kaldırabilirler mi? Yahut (Allâh) bana bir rahmet (fayda) vermek dilese onlar O'nun rahmetini durdurabilirler mi?" De ki: "Allâh bana yeter. Tevekkül edenler O'na dayanırlar."
    ZÜMER 39 De ki: "Ey kavmim, durumunuza göre bildiğinizi yapın, ben de (bildiğimi) yapıyorum; yakında bileceksiniz;"
    ZÜMER 41 Biz Kitabı, insanlar için, sana hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
    ZÜMER 44 De ki: "ŞEFÂ'AT TAMAMEN ALLÂH'INDIR (yardım ve destek yalnız O'ndandır). Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."


    MÜMİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMİN 4. Allah'ın ayetleri hakkında, küfre sapmış olanlardan başkası çekişip didişmez. Onların beldelerde dolaşıp durmaları seni aldatmasın.
    MÜMİN 51. Şu bir gerçek ki, biz, resullerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem de tanıkların ayağa kalkacakları gün mutlaka yardım edeceğiz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMİN 4-Allah'ın ayetleri hakkında yalnızca nankörlük eden kafirler mücadele eder. Şimdi onların memleketler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın!
    MÜMİN 51-Elbette Biz peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında, hem de şahitlerin dikileceği günde yardım edeceğiz.

    DİYANET MEALİ
    MÜMİN 4. İnkâr edenler müstesna, hiç kimse Allah’ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların şehirlerde (rahatlıkla) gezip dolaşması seni aldatmasın.
    MÜMİN 51. Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMİN 4 İnkâr edenlerden başkası, Allâh'ın âyetleri hakkında mücâdele etmez. Onların (öyle) şehirlede dolaşmaları, seni aldatmasın.
    MÜMİN 51 Elbette biz elçilerimize ve inananlara hem dünyâ hayâtında hem, şâhidlerin (şâhidliğe) duracakları günde yardım ederiz.

    DUHAN SURESİ



    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    DUHAN 58. Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
    DUHAN 59. Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    DUHAN 58-Biz onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi düşünsünler.
    DUHAN 59-O halde gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.

    DİYANET MEALİ
    DUHAN 58. Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
    DUHAN 59. (Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    DUHAN 58 Biz o(Kur’a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
    DUHAN 59 Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).


    CASİYE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CASİYE 18. Daha sonra seni, iş ve yönetimde bir şerîat/bir yol-yöntem üzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme!
    CASİYE 19. Kuşkun olmasın ki onlar, Allah karşısında sana hiçbir yarar sağlayamazlar/Allah'tan gelecek hiçbir şeyi senden uzaklaştıramazlar. Zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah ise takvaya sarılanların Velî'sidir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CASİYE 18-Sonra emirden (olan) bir şeriat ile seni vazifelendirdik; onun için sen o şeriata uy'da ilmi olmayanların arzularına uyma!
    CASİYE 19-Çünkü onlar, Allah' tan gelecek hiçbir şeyi senden savuşturamazlar. Gerçekten zalimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise, kendisinden korkanların dostudur.

    DİYANET MEALİ
    CASİYE 18. Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.
    CASİYE 19. Çünkü onlar, Allah'a karşı sana hiçbir fayda vermezler. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah da takva sahiplerinin dostudur.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CASİYE 18 Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.
    CASİYE 19 Çünkü onlar, Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi senden savamazlar. Zâlimler birbirlerinin velisidirler. Allâh ise korunanların velisidir.

    NAHL SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NAHL 127. Sabret! Senin sabrın da Allah'ın yardımıyladır. Onlar için tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden de telaşlanma!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NAHL 127-Sabret, sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir ve onlar için üzülme, kurdukları tuzaktan dolayı telaş da etme!

    DİYANET MEALİ
    NAHL 127. Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NAHL 127 Sabret, sabrın ancak Allâh(ın yardımı) iledir. Onlara üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme.

    MÜMİNUN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMİNUN 53. Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.
    MÜMİNUN 54. Artık sen onları bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
    MÜMİNUN 69. Yoksa resullerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
    MÜMİNUN 70. Yoksa, "onda bir cinnet mi var" diyorlar! Hayır, o kendilerine hakkı getirdi ama onların çoğu haktan tiksiniyor.
    MÜMİNUN 71. Eğer hak onların keyiflerine uysaydı, gökler de yer de bunların içindekiler de kesinlikle fesada uğrardı. Hayır, biz onlara zikirlerini/Kur'anlarını getirdik ama onlar zikirlerinden/Kur'anlarından yüz çeviriyorlar.
    MÜMİNUN 72. Yoksa onlardan bir vergi mi istiyorsun? Rabbinin vereceği daha hayırlıdır. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O.
    MÜMİNUN 73. Şu bir gerçek ki, sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.
    MÜMİNUN 84. De ki: "Eğer biliyorsanız, yeryüzü ve içindekiler kimindir?"
    MÜMİNUN 85. "Allah'ındır!" diyecekler. De ki: "Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?"
    MÜMİNUN 86. Sor: "Yedi göklerin Rabbi ve o büyük arşın Rabbi kimdir?"
    MÜMİNUN 87. "Allah'tır!" diyecekler. De ki: "Hâlâ benden sakınmıyor musunuz?"
    MÜMİNUN 88. Şunu da sor: "Eğer biliyorsanız söyleyin. Kimdir o, her şeyin melekûtu/aslı-esası elinde olan? O koruyup gözeten ama korunup gözetilmeyen?"
    MÜMİNUN 89. "Allah'tır!" diyecekler. De ki: "Nasıl oluyor da büyüleniyorsunuz?"
    MÜMİNUN 90. Hayır, hayır! Biz onlara hakkı getirdik ama onlar tam anlamıyla yalancıdırlar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMİNUN 53-Derken kumandalarını aralarında kitap kitap parçalaştılar, her grup kendilerininkine güveniyor.
    MÜMİNUN 54-Şimdi sen onları bir zamana kadar dalgınlıkları içinde bırak.
    MÜMİNUN 69-Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?
    MÜMİNUN 70-Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, o, onlara gerçek ile geldi; fakat onların çoğu gerçekten hoşlanmıyorlar.
    MÜMİNUN 71-Eğer Hak, onların keyiflerine uysaydı, gökler, yeryüzü ve bunlardaki kimseler kesinlikle bozulurdu.Hayır, Biz onlara unutulmaz ders olacak zikirlerini getirdik de onlar, zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
    MÜMİNUN 72-Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin mükafatı daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
    MÜMİNUN 73-Doğrusu, sen onları dosdoğru bir caddeye çağırıyorsun.
    MÜMİNUN 84-De ki: "Yeryüzü ve onda bulunan kimseler kime aittir; eğer biliyorsanız?"
    MÜMİNUN 85-"Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "O halde düşünmez misiniz?
    MÜMİNUN 86-Sor onlara, de ki: "Kimdir o yedi kat göklerin Rabbi ve o büyük Arşın sahibi?"
    MÜMİNUN 87-"Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "O halde korkmaz mısınız?"
    MÜMİNUN 88-Sor onlara ki: "Kimdir herşeyin mülkiyeti ve yönetimi kudret elinde olan, kayırıp da kendisine kayırılmaz olan; söyleyin, biliyorsanız?"
    MÜMİNUN 89-"Allah'a ait" diyecekler. De ki: "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?"
    MÜMİNUN 90-Doğrusu Biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise şüphesiz yalancılar.

    DİYANET MEALİ
    MÜMİNUN 53. Ne var ki insanlar kendi aralarındaki islerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
    MÜMİNUN 54. Simdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
    MÜMİNUN 69. Yoksa Peygamberlerini henüz tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
    MÜMİNUN 70. Yoksa onda bir cinnet olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar.
    MÜMİNUN 71. Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiler.
    MÜMİNUN 72. (Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Rabbinin vereceği daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
    MÜMİNUN 73. Gerçek su ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
    MÜMİNUN 84. (Resulüm!) de ki: Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?
    MÜMİNUN 85. "Allah'a aittir" diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız? de.
    MÜMİNUN 86. Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş’ın Rabbi kimdir? diye sor.
    MÜMİNUN 87. "(Bunlar da) Allah’ındır" diyecekler. Su halde siz Allah’tan korkmaz mısınız? de.
    MÜMİNUN 88. Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.
    MÜMİNUN 89. "(Bunların hepsi) Allah’ındır" diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz? de.
    MÜMİNUN 90. Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMİNUN 53 Fakat işlerini aralarında parçalayıp, çeşitli Kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
    MÜMİNUN 54 Bir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde bırak.
    MÜMİNUN 69 Yoksa elçilerini tanımadıkları (onun doğruluğunu, dürüstlüğünü bilmedikleri) için mi onu inkâr ediyorlar?
    MÜMİNUN 70 Yoksa "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o kendilerine hakkı getirdi, fakat çokları haktan hoşlanmıyorlar.
    MÜMİNUN 71 eğer hak, onların keyiflerine uysaydı, gökler, yer ve bunların içinde bulunan kimseler bozulur, giderdi. Biz onlara Zikir'lerini getirdik fakat onlar, Zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
    MÜMİNUN 72 Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da onun için mi hakkı kabul etmiyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en iyisidir.
    MÜMİNUN 73 Sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
    MÜMİNUN 84 De ki: "Biliyorsanız dünya ve içinde bulunanlar kimindir?"
    MÜMİNUN 85 "Allah’ındır" diyecekler. "O halde düşün(üp, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabileceğini anla)mıyor musunuz?" de.
    MÜMİNUN 86 "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?" de.
    MÜMİNUN 87 "Bunlar Allah’ındır" diyecekler. "O halde korunmuyor musunuz?" de.
    MÜMİNUN 88 "Biliyorsanız (söyleyin) her şeyin melekûtu (mülkü ve yönetimi) elinde olan, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollan(maya muhtaç ol)mayan kimdir?" de.
    MÜMİNUN 89 "(Her şeyin yönetimi) Allah'a aittir" diyecekler. "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?" de.
    MÜMİNUN 90 Doğrusu biz, onlara hakkı getirdik, (bizim söylediklerimiz gerçektir), onlarsa yalancıdırlar.



    SECDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SECDE 30. Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SECDE 30-Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar

    DİYANET MEALİ
    SECDE 30. Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SECDE 30 Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.

    MEARİC SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MEARİC 42. Bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri için belirlenen günlerine ulaşıncaya kadar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MEARİC 42-O halde bırak onları, kendilerine vadolunan güne çatacakları ana kadar dalsınlar ve oynayadursunlar.

    DİYANET MEALİ
    MEARİC 42. Ama sen onları (şimdilik) bırak da, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya dek dalsınlar, oynayadursunlar.
    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MEARİC 42 Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.

    ANKEBUT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ANKEBUT 46. Ehlikitap'la, en güzel olan yöntem dışında bir yolla mücadele etmeyin! Onların zulme sapanları müstesna. Şöyle deyin: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik; tanrımız ve tanrınız bir. Ve biz O'na teslim olanlarız."
    ANKEBUT 61. Onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim boyun eğdirdi?" diye sorarsan, mutlaka şöyle diyecekler: "Allah!" Peki nasıl döndürülüyorlar?

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ANKEBUT 46-Kitap ehli ile zulmedenleri bir yana ancak en iyi bir şekilde mücadele edin ve deyin ki: "Biz, hem bize indirilene iman ettik, hem size indirilene ve bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir. Ancak biz yalnız O'na teslim olmuşuzdur."
    ANKEBUT 61-Andolsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri yaratıp, güneş ve ayı emri altında tutan kimdir?" diye sorsan elbette şüphesiz "Allah" derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?

    DİYANET MEALİ
    ANKEBUT 46. İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim Tanrımız da sizin Tanrınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur.
    ANKEBUT 61. Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ANKEBUT 46 Kitâp ehliyle, haksızlık edenleri dışında en güzel tarzda tartışın ve deyin ki: "Bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir, biz de O'na teslim olanlarız.
    ANKEBUT 61 Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim (sizin yararınıza) boyun eğdirdi?" desen; "Allâh", derler. O halde nasıl Allâh'ın (birliğinden) döndürülüyorsunuz?

    HAC SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HAC 42. Eğer seni yalanlıyorlarsa bilesin ki, senden önce Nûh kavmi de Âd da, Semûd da yalanladı.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HAC 42-Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı; Ad ve Semud (kavimleri) de;

    DİYANET MEALİ
    HAC 42. (Resulüm!) Eğer onlar (inkârcılar) seni yalanlıyorlarsa, (sunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Ad, Semûd(kavimleri de kendi peygamberlerini) yalanladılar

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HAC 42 (Ey Muhammed), eğer (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (bil ki) bunlardan önce Nûh, 'Âd ve Semûd kavmi de yalanlamıştı.


    BAKARA SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    BAKARA 108. Yoksa siz de resulünüzden, daha önce Mûsa'dan istekte bulunulduğu gibi isteklerde bulunmak mı diliyorsunuz?! İmanı küfürle değiştirmeye kalkan, yolun dosdogrusunu saptırmış olur.
    BAKARA 120. Sen onların öz milletlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmaz. De ki: "Allah’ın kılavuzluğu erdirici kılavuzluğun ta kendisidir." İlimden sana ulaşan nasipten sonra bunların boş ve iğreti arzularına uyarsan, Allah katından ne bir dostun/destekçin olur ne de bir yardımcın.
    BAKARA 204. İnsanlardan öylesi vardır ki, onun dünya hayatına ilişkin sözü senin hoşuna gider ve o, KALBİNDEKİNE ALLAH'I TANIK TUTAR. OYSAKİ O, DÜSMANLARIN EN YAMANIDIR.
    BAKARA 205. Yanından ayrıldığında/işbaşına geçtiğinde yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için işe koyulur. Oysaki Allah, fesadı sevmez.
    BAKARA 206. Ona, "Allah'tan sakın!" dendiğinde, gurur kendisini günaha götürür. Böylesine, cehennem yeter. Gerçekten ne kötü yataktır o!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    BAKARA 108-Yoksa siz peygamberinizi, bundan önce Musa'ya sorulduğu gibi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Oysa her kim imanı inkârla değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olur.
    BAKARA 120-Sen onların milletlerine tabi olmadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmazlar. De ki: "Her halde yol Allah yoludur." Şanım hakki için sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, faraza onların arzularına uyacak olsan, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı bulunur.
    BAKARA 204-İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayati hakkındaki sözü seni imrendirir ve o, KALBİNDEKİNE ALLAH'I ŞAHİT TUTAR. OYSA O, İSLAM DÜSMANLARININ EN AZILISIDIR.
    BAKARA 205-İş başına geçtiğinde yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için didinir. Allah da bozgunculuğu sevmez.
    BAKARA 206-Ona: "Allah'tan kork!" denildiği zaman da gururu kendisini daha çok günaha iter. Cehennem de onun hakkından gelir. O, gerçekten ne kötü yataktır.

    DİYANET MEALİ
    BAKARA 108. Yoksa siz de (ey Müslümanlar), daha önce Musa'ya sorulduğu gibi peygamberinize sorular sormak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfre değişirse, şüphesiz dosdoğru yoldan sapmış olur.
    BAKARA 120. Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
    BAKARA 204. İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. Hatta BÖYLESİ KALBİNDE OLANA (SAMİMİ OLDUĞUNA) ALLAH'I ŞAHİT TUTAR. HALBUKİ O, HASIMLARIN EN YAMANIDIR.
    BAKARA 205. O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.
    BAKARA 206. Böylesine "Allah'tan kork!" denilince benlik ve gurur kendisini günaha sevkedir. (Ceza ve azap olarak) ona cehennem yeter. O ne kötü yerdir!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    BAKARA 108 Yoksa siz de Elçinizden, daha önce Musa’dan istendiği gibi bir takım isteklerde bulunmak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfürle değiştirirse, şüphesiz (o), dümdüz yolu sapıtmıştır.
    BAKARA 120 Sen onların, kendi dinlerine uymadıkça ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar senden razı olmazlar. "Asıl doğru yol, Allah’ın yoludur" de. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olmaz.
    BAKARA 204 İnsanlardan öylesi var ki, dünya hayatına dair sözü, senin hoşuna gider. KALBİNDE OLAN (SAMİMİ DÜŞÜNCELERİNİ SÖYLEDİĞİN)E ALLÂH'I ŞÂHİD TUTAR. OYSA O, HASIMLARIN EN YAMANIDIR.
    BAKARA 205 Dönüp gitti mi (veya iş başına geçti mi) yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır; Allah da bozgunculuğu sevmez.
    BAKARA 206 Ona: "Allah'tan kork!" dense gururu, kendisini günaha sürükler. Artık ona cehennem yetişir; ne kötü bir yataktır o!


    ENFAL SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENFAL 20. Ey iman edenler! Allah'a ve resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yüzünüzü çevirmeyin.
    ENFAL 27. Ey inananlar! Allah'a ve resule hıyanet etmeyin! Bilip durduğunuz halde, öz emanetlerinize hıyanet mi ediyorsunuz?
    ENFAL 40. Eğer yüz çevirirlerse bilin ki, Allah sizin Mevlâ'nızdır. Ne güzel Mevlâ'dır O, ne güzel destekler; ne güzel Nasîr'dir O, ne güzel yardım eder.
    ENFAL 42. O vakit siz, vadinin beri yamacında idiniz, onlarsa öte yamacında idiler. Kervan sizden daha aşağıda idi. Sözleşmiş olsaydınız buluşma yer ve saatinde ayrılığa düşerdiniz. Ama Allah, olması kararlaştırılan işi yerine getirmek istiyordu. Ta ki, ölen beyyine üzerine ölsün, yaşayan da beyyine üzerine yaşasın. Allah elbette ki çok iyi işitir, çok iyi bilir.
    ENFAL 43. Allah onları sana uykunda az gösteriyordu. Eğer onları sana çok gösterseydi, yılgınlığa düşer, işi kotarmada çekişmeye başlardınız. Ama Allah, sizi selamete çıkardı. O, göğüslerin içindekini çok iyi bilir.
    ENFAL 44. Karşılaştığınızda onları sizin gözlerinize az gösteriyordu. Sizi de onların gözünde azaltıyordu ki, yapılmasına karar verilen işi yürürlüğü koysun. Zaten bütün işler Allah'a döndürülür.
    ENFAL 45. Ey inananlar! Bir düşman topluluğu ile karşılaştığınızda sebat edin. Allah'ı çok anın ki zafere ulaşabilesiniz.
    ENFAL 46. Allah'a ve resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız, rüzgârınız kesilir. Sabredin; Allah sabredenlerle beraberdir.
    ENFAL 56. Bunlar, kendileriyle antlaşma yaptığın kişilerdir. Ama her defasında antlaşmalarını bozarlar. Hiç çekinmez ki bunlar...
    ENFAL 57. Eğer onları harpte ele geçirirsen, onlarla birlikte arkalarındakileri de ürkütüp dağıt ki, ders alabilsinler.
    ENFAL 58. Eğer bir topluluktan hıyanet kuşkusu duyarsan, antlaşmaya bağlı kalmayacağını aynı şekilde sen de onlara bildir. Allah, hainlik edenleri sevmez.
    ENFAL 59. Küfre sapanlar sakın öne geçtiklerini düşünmesinler. Onlar bizi âciz bırakamazlar.
    ENFAL 60. Onlara karşı, gücünüz yettiğince kuvvet hazırlayın. Ordugâhlarda atlar besleyin. Böylece hem Allah'ın düşmanını hem kendi düşmanınızı hem de bunlardan başkalarını korkutabilirsiniz. Siz onları bilmezsiniz ama Allah hepsini bilir. Allah yolunda harcadığınız herşey size tam olarak ödenir; hiçbir haksızlığa uğratılmazsınız.
    ENFAL 61. Eğer barışa eğilim gösterirlerse sen de buna yanaş ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, en iyi işitenin, en iyi bilenin ta kendisidir.
    ENFAL 62. Eğer sana hile-oyun yapmak isterlerse Allah sana yeter. Yardımıyla ve müminlerle seni destekleyen O'dur.
    ENFAL 63. Onların kalplerini kaynaştıran da O'dur. Sen, yeryüzündeki herşeyi bağışlasaydın, onların kalplerini yine de kaynaştıramazdın; ama Allah onları birbirine ısıtıp yaklaştırmıştır. O'dur Azîz ve Hakîm.
    ENFAL 64. Ey Peygamber! Allah ve inanananlardan seni izleyenler sana yeter/Allah, sana da seni izleyen müminlere de yeter!
    ENFAL 65. Ey Peygamber! Müminleri çarpışmaya teşvik et! Sizden sabırlı yirmi kişi olsa, küfre sapanların iki yüzüne galip gelir; sizden yüz kişi olsa, onların binine galebe çalar. Çünkü onlar gereğince anlamayan bir topluluktur.
    ENFAL 67. Hiçbir peygamber için, yeryüzünde ağır basmadıkça, esirlere sahip olmak uygun değildir. Siz şu iğreti dünyanın nimetini istiyorsunuz; Allah ise âhireti istiyor. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.
    ENFAL 70. Ey Peygamber! Elinizde esir olarak bulunanlara de ki: "Eğer Allah, kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse size, sizden alınandan daha değerlisini verir ve sizi affeder. Allah çok affedici, çok esirgeyicidir."
    ENFAL 71. Sana hıyanet etmek isterlerse kesin olan şu ki, daha önce Allah'a hıyanet ettiler de Allah, aleyhlerine bir imkân yarattı. Allah herşeyi bilen, her hikmete sahip olandır.
    ENFAL 72. Onlar ki inanıp hicret ettiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda savaştılar ve onlar ki hicret edenleri barındırdılar, onlara yardım ettiler, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edecekleri vakte kader size onların yönetiminden bir şey düşmüyor. Ama sizden dinde yardım isterlerse, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak üzere, kendilerine yardım etmeniz gerekir. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENFAL 20-Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yan bükmeyin!
    ENFAL 27-Ey iman edenler, Allah ve Resulüne hiyanet etmeyin ki, bile bile kendi emanetlerinize hiyanet etmiş olmayasınız.
    ENFAL 40-Yok vazgeçmezlerse, artık bilin ki, Allah sizin dostunuzdur! O, negüzel dost, ne güzel yardımcıdır!
    ENFAL 42-O vakit siz vadinin beri yamacında , onlar öte yamacında, süvarileri de sizden tam aşağıda bulunuyordu. Şayet onlarla önceden sözleşmiş olsaydınız, kesinlikle buluşma vaktinde görüş ayrılığına düşerdiniz; fakat Allah, yapılması gereken bir işi yerine getirmek için yok olacak olan açık delil ile yok olsun, yaşayacak olan da açık delil ile yaşasın diye, böyle yaptı. Çünkü Allah herşeyi işiten, herşeyi bilendir.
    ENFAL 43-Hani Allah, sana rüyandan onları az gösteriyordu; eğer sana onları açık gösterseydi, korkacak ve kumanda da tartışacaktınız. Fakat Allah, selamete bağladı; çünkü O, bütün sinelerin özünü bilir.
    ENFAL 44-Hani karşılıştığınızda Allah, o yapılması gereken işi yerine getirmek için onları sizin gözlerinizde azaltıyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Öyle ya, bütün işler yalnız Allah'a döndürülecektir.
    ENFAL 45-Ey iman edenler, bir düşman kümesi ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çok anın ki, kurtuluşa eresiniz.
    ENFAL 46-Allah'a ve peygamberlerine itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra içinize korku düşer ve devletiniz elden geçer. Bir de sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
    ENFAL 56-Onlar, kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını bozar ve hiç çekinmezler.
    ENFAL 57-Onun için onları ne zaman savaşta yakalarsan kendileri ile arkalarındakilerini ürküt; belki ibret alırlar.
    ENFAL 58-Eğer bir kavmin hiyanetinden endişe edersen, hemen doğrudan doğruya antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir; çünkü Allah hainleri sevmez.
    ENFAL 59-Ve sakın küfredenler ileri gidip kurtulduklarını sanmasınlar, çünkü onlar aciz bırakamazlar.
    ENFAL 60-Sizler de onlara karşı gücünüzün yettiği her çeşit kuvvetten savaş için beslenen atlardan hazırlayın; onunla hem Allah'ın düşmanı hem sizin düşmanınızı, hem de sizin bilmediğinizi fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanlarınızı korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız mükafatı size tamamen ödenir ve hiç zarara uğramazsınız.
    ENFAL 61-Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a dayan; çünkü işiten, bilen ancak O'dur.
    ENFAL 62-Eğer sana hile yapmak isterlerse, sana Allah yeter. O'dur seni yardımı ile ve inananlarla destekleyen.
    ENFAL 63-Ve onların gönüllerini uzlaştıran da. Yoksa yeryüzünde ne varsa hepsini harcasaydın yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Ancak Allah, onların arasında birleşmeyi sağladı; çünkü O, güçlüdür, hikmet sahibidir.
    ENFAL 64-Ey peygamber, Allah, sana ve arkandan gelen mü'minlere yeter!
    ENFAL 65-Ey peygamber, mü'minleri cihada teşvik et! Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa ikiyüz kişinin üstesinden gelir ve eğer sizden yüz kişi olursa o küfredenlerden binini alteder. Çünkü onlar, gerçeği kavrayamayan anlayışsız bir topluluktur.
    ENFAL 67-Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kafirlere karşı ezici bir üstünlük sağlamadıkça), esirlerinin olması doğru değildir. Siz dünya varlığını istiyorsunuz, Allah ise ahireti kazanmanızı istiyor. Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.
    ENFAL 70-Ey peygamber, elinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allah, sizin kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse, size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve günahlarınızı bağışlar. Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.
    ENFAL 71-Eğer sana hiyanet etmek isterlerse, unutmasınlar ki, bundan önce Allah'a hiyanet ettiler de kahredilmelerine imkan verdi. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.
    ENFAL 72-İman edip yurtlarından göç eden ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaşanlar ile onları barındıranlar ve yardıma koşanlar, birbirlerinin dostudurlar. İman edip de hicret etmeyenler hicret edinceye kadar sizin için onlara velayet namına birşey yoktur. Bununla beraber sizden dine ait bir konuda yardım isterlerse, aranızda antlaşma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak şartıyla, yardım etmek de üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı görüp gözetir.

    DİYANET MEALİ
    ENFAL 20. Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne itaat edin, işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyin.
    ENFAL 27. Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.
    ENFAL 40. Eğer (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
    ENFAL 42. Hatırlayın ki, (Bedir savaşında) siz vadinin yakın kenarında (Medine tarafında) idiniz, onlar da uzak kenarında (Mekke tarafında) idiler. Kervan da sizden daha aşağıda (deniz sahilinde) idi. Eğer (savaş için) sözleşmiş olsaydınız, sözleştiğiniz vakit hususunda ihtilâfa düşerdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olanın açık bir delille (gözüyle gördükten sonra) helâk olması, yaşayanın da açık bir delille yaşaması için (böyle yaptı). Çünkü Allah hakkıyla işitendir, bilendir.
    ENFAL 43. Hatırla ki, Allah, uykunda sana onları az gösterdi. Eğer onları sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu iş hakkında münakaşaya girişecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtardı. Şüphesiz O, kalplerin özünü bilir.
    ENFAL 44. Allah, olacak bir işi yerine getirmek için (savaş alanında) karşılaştığınız zaman onları sizin gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Bütün işler Allah'a döner.
    ENFAL 45. Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki başarıya erişesiniz.
    ENFAL 46. Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
    ENFAL 56. Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir.
    ENFAL 57. Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almaları için onlar ile (onlara vereceğin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dağıt.
    ENFAL 58. (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de (onlarla yaptığın ahdi) ayni şekilde bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.
    ENFAL 59. İnkâr edenler yakayı kurtardıklarını sanmasınlar. Çünkü onlar (bizi) aciz bırakamazlar.
    ENFAL 60. Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
    ENFAL 61. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et, çünkü O işitendir, bilendir.
    ENFAL 62. Eğer sana hile yapmak isterlerse, sunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.
    ENFAL 63. Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
    ENFAL 64. Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.
    ENFAL 65. Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
    ENFAL 67. Yeryüzünde ağır basıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malini istiyorsunuz, hâlbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
    ENFAL 70. Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
    ENFAL 71. Eğer sana hainlik etmek isterlerse (üzülme, çünkü) daha önce Allah'a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı sana imkân ve kudret vermişti. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
    ENFAL 72. İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yârdım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yârdım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o Müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENFAL 20 Ey inananlar, Allah'a ve Elçisine itâ'at edin, işittiğiniz halde ondan dönmeyin.
    ENFAL 27 Ey inananlar, bile bile emanetlerinize hiyânet etmek sûretiyle Allah'a ve Elçisine hiyânet etmeyin.
    ENFAL 40 Eğer dönerlerse, bilin ki Allâh sizin sâhibinizdir. O, ne güzel sâhip, ne güzel yardımcıdır!
    ENFAL 42 O gün siz, vâdinin yakın kenarında idiniz, onlar da uzak kenarında idiler. Kervan da sizden daha aşağıda idi. Eğer sözleşmiş olsaydınız dahi, sözleştiğiniz vakitte öyle buluşamazdınız. Fakat Allâh, yapılması gereken bir işi yerine getirmek için (sizi böyle buluşturdu) ki helâk olan, açık delille helâk olsun; yaşayan da açık delille yaşasın. Çünkü Allâh, işitendir, bilendir.
    ENFAL 43 Allâh, sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi, çekinirdiniz ve (savaş) iş(in)de çekişirdiniz. Fakat Allâh, (sizi bundan) kurtardı. Doğrusu O, göğüslerin özünü bilir.
    ENFAL 44 Karşılaştığınız zaman onları sizin gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki yapılması gereken bir işi yerine getirsin. İşler, hep Allah'a döndürülecektir.
    ENFAL 45 Ey inananlar, bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allâh'ı çok anın ki, başarıya erişesiniz.
    ENFAL 46 Allah'a ve Elçisine itâ'at edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkuya kapılırsınız, devletiniz gider. Sabredin, çünkü Allâh sabredenlerle beraberdir.
    ENFAL 56 Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden, her defa andlaşmalarını bozarlar.
    ENFAL 57 Savaşta onları yakalarsan, onlar(a vereceğin cezâ) ile arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ibret alsınlar.
    ENFAL 58 Bir kavmin, (andlaşmaya) hiyânet etmesinden korkarsan, sen de (onlarla yaptığın andlaşmayı) aynı şekilde onlara at; çünkü Allâh; hâinleri sevmez.
    ENFAL 59 İnkâr edenler (bizim elimizden kurtulup) geçtiklerini sanmasınlar. Onlar (bizi) âciz bırakamazlar.
    ENFAL 60 Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihâd için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. Bununla Allâh'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allâh'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allâh yolunda ne harcarsanız tam olarak size ödenir, hiç haksızlığa uğratılmazsınız.
    ENFAL 61 Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a dayan, çünkü O, işitendir, bilendir.
    ENFAL 62 Eğer sana hile yapmak isterlerse (korkma) Allâh sana yeter. O ki, yardımıyle seni ve mü'minleri destekledi.
    ENFAL 63 Ve onların kalblerinin arasını uzlaştırdı. Sen yeryüzünde bulunan herşeyi verseydin, yine onların kalblerinin arasını uzlaştıramazdın; fakat Allâh, onların arasını uzlaştırdı. Çünkü O, dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
    ENFAL 64 Ey peygamber, Allâh sana ve sana tâbi olan mü'minlere yeter.
    ENFAL 65 Ey peygamber, mü'minleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, iki yüz(kâfir)i yenerler. Sizden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiyi yenerler. Çünkü kâfirler, anlamaz bir topluluktur.
    ENFAL 67 Yeryüzünde ağır bas(ıp küfrün belini iyice kır)ıncaya kadar hiçbir peygambere esirler sâhibi olmak yakışmaz. Siz, geçici dünyâ malını istiyorsunuz, Allâh ise (sizin için) âhireti istiyor. Allâh dâimâ üstün, hüküm ve hikmet sâhibidir.
    ENFAL 70 Ey peygamber, ellerinizde bulunan esirlere söyle: "Eğer Allâh, sizin kalblerinizde bir hayır olduğunu bilirse, size, sizden alınan(fidye)den daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
    ENFAL 71 Eğer sana hâinlik yapmak isterlerse, daha önce Allah'a da hâinlik yapmışlardı. Bu yüzden (Allâh) onlara karşı (sana) imkân verdi. Allâh (herşeyi) bilendir, yerli yerince yapandır.
    ENFAL 72 Onlar ki inandılar, hicret ettiler, Allâh yolunda mallarıyle, canlarıyle savaştılar ve onlar ki (yurtlarına göçenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar, birbirlerinin velisi(dostu, koruyucusu)durlar. İnanıp da hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar, onların velâyetinden size bir şey yoktur (onları korumakla yükümlü değilsiniz). Fakat dinde yardım isterlerse (onlara) yardım etmeniz gerekir. Yalnız, aranızda andlaşma bulunan bir topluma karşı (yardım etmeniz) olmaz. Allâh, yaptıklarınızı görmektedir.


    ALİ İMRAN

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALİ İMRAN 121. Hani, sen ailenden erkenden ayrılmıştın da müminleri savaş için tutulması gereken noktalara yerleştiriyordun. Allah her şeyi çok iyi duyar, çok iyi bilir.
    ALİ İMRAN 122. Sizden iki takım, korku ile bozulmak üzereydi. Halbuki Allah onları Velî'siydi. Müminler yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.
    ALİ İMRAN 123. Yemin olsun ki, ezik-boynu bükük olduğunuz bir sırada Allah size Bedir'de de yardım etmişti. O halde Allah'tan korkun ki, şükredebilesiniz.
    ALİ İMRAN 124. O sırada sen, müminlere şöyle diyordun: "Rabbinizin, indirilmiş üçbin melekle destek vermesi, size yetmiyor mu?"
    ALİ İMRAN 125. İş, sanıldığı gibi değildir. Onlar, hemen şu anda üstünüze gelseler bile, eğer siz sabreder ve korunursanız, Rabbiniz sizi, üzerlerine nişan vurulmuş beş bin melekle destekler.
    ALİ İMRAN 126. Allah bunu size bir müjde olması ve onunla kalplerinizi yatıştırması dışında hiçbir şey yapmamıştır. Yardım, Azîz ve Hakîm olan Allah katından başka hiçbir yerden gelmez.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALİ İMRAN 121-Hani bir vakit erkenden, müminleri savaş için elverişli mevkilere yerleştirmek üzere, ailenden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendi.
    ALİ İMRAN 122-O zaman içinizden iki grup oluşturanlar, Allah yardımcıları iken, yılıp çekilmek istemişlerdi. Demek ki, inananlar, yalnızca Allah'a dayanmalıdırlar.
    ALİ İMRAN 123-Gerçek şu ki, sizler çaresiz birkaç kişi iken Allah, size Bedir'de sırf yardımı ile zafer verdi. O halde Allah'tan korkun ki, şükretmiş olasınız.
    ALİ İMRAN 124-O vakit sen inananlara: "Rabbinizin size indirilmekte olan üç bin melekle yardım etmesi size yetişmez mi?" diyordun.
    ALİ İMRAN 125-Evet sizler sabreder ve itaatsizlikten sakınırsanız onlar da hemen üzerinize saldırırlarsa, Rabbiniz size beş bin nişanlı melekle yardım edecek.
    ALİ İMRAN 126-Bunu Allah size yalnızca bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Zafer, yalnız güçlü, hikmet sahibi Allah'tandır.

    DİYANET MEALİ
    ALİ İMRAN 121. Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. . .-Allah, hakkiyle işiten ve bilendir.-
    ALİ İMRAN 122. O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.
    ALİ İMRAN 123. Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah'tan sakının ki O'na şükretmiş olasınız.
    ALİ İMRAN 124. O zaman sen, müminlere söyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?
    ALİ İMRAN 125. Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder.
    ALİ İMRAN 126. Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALİ İMRAN 121 Hani sen, erkenden ailenden ayrılmıştın, (Uhud'da) mü'minleri savaş üslerine yerleştiriyordun. Allâh da işitendi, bilendi.
    ALİ İMRAN 122 Sizden iki takım, korkup bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allâh, kendilerinin dostu idi. İnananlar, Allah'a dayansınlar.
    ALİ İMRAN 123 (Allâh mü'minlere yardım eder). Nitekim Allâh, zayıf durumda bulunduğunuz Bedir'de de size yardım etmişti. O halde Allah'tan korkun ki, şükredesiniz.
    ALİ İMRAN 124 O zaman sen mü'minlere: "Rabbinizin, size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi, size yetmez mi?" diyordun.
    ALİ İMRAN 125 Evet, sabreder, korunursanız; onlar hemen şu dakikada üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı beşbin melekle yardım eder.
    ALİ İMRAN 126 Allâh bu(yardım va'di)ni sırf size müjde olsun ve kalbleriniz bununla güven bulsun diye yaptı. Yardım, yalnız, dâimâ gâlib, hüküm ve hikmet sâhibi Allâh katındandır.

    HAŞR SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HAŞR 7. Allah'ın, kentler halkından resulüne zahmetsizce aktardığı mal ve nimetler şunlar içindir: Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar. Bu böyle düzenlenmiştir ki, O MAL VE NİMETLER SİZDEN YALNIZ ZENGİN OLANLAR ARASINDA DÖNÜP DURAN BİR KUDRET ARACI OLMASIN. Resul size ne verdiyse onu alın; sizi neden yasakladıysa ona son verin ve Allah'tan korkun. Hiç kuşkusuz, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
    HAŞR 8. Sözü edilen o mallar, göçmen yoksullar içindir. Onlar ki, yurtlarından çıkarılıp mallarından yoksun bırakılmışlardır; Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşindedirler; Allah'a ve resulüne yardım ederler. İşte onlardır, özü-sözü doğru olanlar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HAŞR 7-Allah'ın peygamberine diğer memleketlerden tahvil buyurduğu fey'i de Allah'a peygamberine, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmış kimselere verilir; YALNIZCA İÇİNİZDEN ZENGİNLER ARASINDA DOLAŞAN BİR SERVET OLMASIN DİYE. Bir de peygamber size her ne emir verirse onu tutun, yasakladığından da sakının ve Allah'tan korkun; çünkü Allah, cezalandırması çetin olandır.
    HAŞR 8-Bir de (o gelirler) yoksul muhacirler içindir ki, yurtlarından ve mallarından (uzaklaştırıp) çıkarıldılar. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ararlar, Allah'a ve peygamberine hizmet ederler. İşte onlardır doğru olanlar!

    DİYANET MEALİ
    HAŞR 7. Allah’ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. BÖYLECE O MALLAR, İÇİNİZDEN YALNIZ ZENGİNLER ARASINDA DOLAŞAN BİR DEVLET OLMAZ. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
    HAŞR 8. (Allah’ın verdiği bu ganimet malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah’ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HAŞR 7 Allâh'ın, o kent halkından, Elçisine verdiği ganimetler, Allah'a, Elçiye, (ona) akrabâ olanlara, yetimlere, yoksullara (yolda kalan) yolcuya âittir. TÂ Kİ (O MALLAR), İÇİNİZDEN YALNIZ ZENGİNLER ARASINDA DOLAŞAN BİR ŞEY OLMASIN. Elçi size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allâh'ın azâbı şiddetlidir.
    HAŞR 8 (O mallar) Şu göçmen fakirlere âittir ki (onlar) yurtlarından ve mallarından (sürülüp) çıkarılmışlardır; Allâh'ın lutuf ve rızâsını ararlar; Allah'a ve Elçisine yardım ederler. İşte doğru olanlar onlardır.

    AHZAB SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHZAB 8. Ki Allah, özüyle sözü bir olanlardan doğruluklarını sorsun. Küfre batmışlara ise korkunç bir azap hazırlamıştır.
    AHZAB 12. Münafıklarla, kalplerinde maraz olanlar şöyle diyorlardı: "Allah ve resulü bize, bir aldanışdan başka bir şey vaat etmemiş."
    AHZAB 13. Hani, onlardan bir grup şöyle demişti: "Ey Yesrib halkı, duracak yeriniz yok, hemen geri dönün!" İçlerinden bir grup da Peygamber'den izin istiyor: "İnan olsun, evlerimiz kaygı duyulacak durumda." diyorlardı." Oysaki evleri kaygı duyulacak durumda değildi; sadece kaçmak istiyorlardı.
    AHZAB 56. Şu bir gerçek ki, Allah ve melekleri, o Peygamber'e destek verirler/onun şanını yüceltirler. Ey inananlar! Siz de ona destek olun/onun şanını yüceltin ve ona içtenlikle selam verin.
    AHZAB 57. Allah'ı ve resulünü incitenleri Allah dünyada da âhirette de lanetlemiştir. Onlar için, alçaltıcı bir azap da hazırlanmıştır.
    AHZAB 60. İkiyüzlüler, kalplerinde maraz bulunanlar, şehirde çirkin haberler yayanlar, bu yaptıklarına son vermezlerse, seni onların üzerine gitmeye elbette teşvik edeceğiz. Bundan sonra onlar, orada senin yakınında, çok az kalabilirler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHZAB 8-(Bunu) doğrulara doğruluklarından sorması için (yaptı). Kafirler için ise acı bir azap hazırladık.
    AHZAB 12-O vakit münafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü bize bir aldanıştan başka bir va'd yapmamış." diyorlardı.
    AHZAB 13-O vakit bunlardan bir grup: "Ey Yesrip (Medine) halkı sizin için duracak yer yok, hemen dönün." diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da peygamberden izin istiyor, evlerimiz gerçekten açıktır." diyorlardı; halbuki, açık değildi, sırf kaçmak istiyorlardı.
    AHZAB 56-Muhakkak ki, Allah ve melekleri, peygambere hep salat ile ikramda bulunurlar. Ey iman edenler, haydi ona teslimiyetle salat ve selam getirin!
    AHZAB 57-Çünkü Allah ve Resulüne eziyet edenler muhakkak dünyada ve ahirette onlara lanet etmiş (rahmet sahasından kovmuş) ve onlara pek hakaretli bir azap hazırlamıştır.
    AHZAB 60-Andolsun ki, eğer o münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde yalan haberler yapıp tahrikte bulunanlar vazgeçmezlerse, mutlaka seni kendilerine musallat kılarız sonra orada çevrene pek az yanaşabilirler.

    DİYANET MEALİ
    AHZAB 8. Allah bu sözü doğruları doğruluklarıyla sorumlu kılmak için aldı. Kâfirler için de çok acıklı bir azap hazırladı.
    AHZAB 12. Ve o zaman, münafıklar ile kalplerinde hastalık (iman zayıflığı) bulunanlar: Meğer Allah ve Resulü bize sadece kuru vaatlerde bulunmuşlar! diyorlardı.
    AHZAB 13. Onlardan bir gurup da demişti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artık sizin için durmanın sırası değil, haydi dönün! İçlerinden bir kısmı ise: Gerçekten evlerimiz emniyette değil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede değildi, sadece kaçmayı arzuluyorlardı.
    AHZAB 56. Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
    AHZAB 57. Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.
    AHZAB 60. Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar (fuhuş düsüncesi taşıyanlar), şehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yaninda ancak az bir zaman kalabilirler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHZAB 8 (Böyle yaptık) Ki (Allâh), o doğrulara doğruluklarından sorsun. Kâfirlere de acı bir azâb hazırlamıştır.
    AHZAB 12 Münâfıklar ve kalblerinde hastalık bulunan kimseler: "Allâh ve Resulü bize sadece boş vaadlerde bulundu." diyordu.
    AHZAB 13 Onlardan bir grup da demişti ki: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık size duracak yer yok, (haydi durmayın, evlerinize) dönün (Yahut: Artık bu dinde durmanız doğru değil, dönün)". Onlardan bir topluluk da. "Evlerimiz (sağlam değil), açıktır" diyerek peygamberden izin istiyordu. Oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.
    AHZAB 56 Allâh'ı ve melekleri, Peygambere salât etmekte(onun şerefini gözetmeğe, şânını yüceltmeğe özen göstermekte)dir. Ey inananlar, siz de ona salât edin, (onun şânını yüceltmeğe özen gösterin); içtenlikle selâm edin (ona esenlik dileyin).
    AHZAB 57 Allâh'ı ve Elçisini incitenler var ya, işte Allâh onlara dünyâda ve âhirette la'net etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azâb hazırlamıştır.
    AHZAB 60 Andolsun, iki yüzlüler, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde kötü haberler yayanlar (bu yaptıklarından) vazgeçmezlerse seni onların üstüne süreriz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.

    NİSA SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NİSA 60. Şunları görmedin mi? Kendilerinin, sana indirilene de senden önce indirilene de inandıklarını sanırken, inkâr etmekle emrolundukları tağutu aralarında hakem yapmak istiyorlar. Zaten şeytan da onları geri dönülmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor.
    NİSA 61. Kendilerine, Allah'ın indirdiğine ve resule gelin denince, o ikiyüzlülerin senden iyice yüz çevirdiklerini görürsün.
    NİSA 62. Peki, nasıl oluyor da ellerinin hazırladıkları yüzünden başlarına bir musibet çöktüğünde, sana gelip, "Biz sadece iyilik yapmak, barıştırmak istedik!" diye Allah'a yeminler ediyorlar!
    NİSA 63. Allah bunların kalplerindekini biliyor. Artık aldırma onlara; öğüt ver kendilerine ve öz benlikleri hakkında etkili sözler söyle onlara.
    NİSA 64. Biz hiçbir resulü, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi dışında bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, öz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan af dileseler, resul de kendileri için af dileseydi, elbette ki Allah'ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahîm olarak bulacaklardı.
    NİSA 65. Hayır, Rabbine yemin olsun ki iş, onların sandığı gibi değil. Onlar, aralarında çıkan karmaşık işlerde seni hakem yapıp verdiğin hükümle ilgili olarak, içlerinde hiçbir burukluk duymadan tam bir teslimiyete ulaşmadıkça iman etmiş olamazlar.
    NİSA 102. Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir grup seninle namaza dursun; silahlarını da alsınlar. Bunlar secdeye varınca, diğerleri arkalarında beklesinler. Sonra namaz kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte kılsınlar. Dikkatli olsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler isterler ki, silahlarınızdan ve teçhizatınızdan habersiz olasınız da üstünüze bir çullanışla çullanıversinler. Eğer yağmurdan gelen bir sıkıntı varsa yahut hasta-yaralı iseniz silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Ama tedbirinizi alın, dikkatli olun. Allah, kâfirler için rezil edici bir azap hazırlamıştır.
    NİSA 103. Korku halindeki namazı tamamlayınca, artık Allah'ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükûnet bulduğunuzda, namazı tam bir biçimde yerine getirin. Namaz, müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NİSA 60-Bakmaz mısın; o hem sana indirilene, hem senden önce indirilene iman ettiklerini söyleyip gezen kimselere ki, o azgın şeytan tarafından muhakeme edilmelerini istiyorlar. Oysa onu emrolunmuşlardı. O şeytan da onları, bir daha dönemeyecekleri kadar uzak bir sapıklığa düşürmek istiyor.
    NİSA 61-Onlara: "Allah'ın indirdiği hükme gelin, peygambere gelin!" denildiği vakit, münafıkların senden çekindikçe çekindiğini görürsün.
    NİSA 62-Ya kendi yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket geldiği zaman durumları nasıl olur? Sonra gelmişler bir de sana: "VAllahi, muradımız sırf bir iyilik yapmak ve ara bulmaktan ibaretti." diye yemin ediyorlar.
    NİSA 63-Onlar öyle kimselerdir ki kalplerinde olanı Allah bilir. Onun için sen onlara aldırma da kendilerine öğüt ver ve nefisleri hakkında dokunaklı sözler söyle.
    NİSA 64-Biz herhangi bir peygamberi gönderdikse, sadece Allah'ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip günahlarına mağfiret dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması için dua ediverseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli bulacaklardı.
    NİSA 65-Yok, yok! Rabbine yemin ederim ki onlar aralarında çıkan çapraşık işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
    NİSA 102-Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar, bunlar secdeye vardıklarında diğer kısım arkanızda beklesinler, sonra henüz namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunup silahlarını da yanlarına alsınlar. Kafirler silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil bulunsanız da size ani bir baskında bulunsunlar diye arzu ederler. Eğer yağan yağmurdan bir güçlüğe uğrarsanız veya hasta olursanız, silahları bırakmanızda bir mahzur yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Çünkü Allah kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
    NİSA 103-O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarken hep Allah'ı anın. Korkudan kurtulduğunuz da namazı tam erkanı ile eda edin. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.

    DİYANET MEALİ
    NİSA 60. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut'a inanmamaları kendilerine emrolunduğun halde, Tâğut'un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Hâlbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.
    NİSA 61. Onlara: Allah’ın indirdiğine (Kitab'a) ve Resul’e gelin (onlara başvuralım), denildiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.
    NİSA 62. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felâket gelince hemen, biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmak istedik, diye yemin ederek sana nasıl gelirler!
    NİSA 63. Onlar Allah’ın, kalplerindekini bildiği kimselerdir; onlara aldırma, kendilerine öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında tesirli söz söyle.
    NİSA 64. Biz her peygamberi -Allah’ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.
    NİSA 65. Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.
    NİSA 102. Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silahlarını (yanlarına) alsınlar, böylece (namazı kılıp) secde ettiklerinde (diğerleri) arkanızda olsunlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan (bu) diğer gurup gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil olsanız da üstünüze birden baskın yapsalar. Eğer size yağmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursanız silahlarınızı bırakmanızda size günah yoktur. Yine de tedbirinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
    NİSA 103. Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah’ı anin. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kilin; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NİSA 60 Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tâğûta (o azgın şeytâna) başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkâr etmeleri emredilmişti. Şeytân da onları iyice saptırmak istiyor.
    --- Münâfıklardan biri, bir yahûdî ile çekişmişti. Yahûdî, aralarındaki da'vanın çozümü için Hz. Muhammed'e başvurmayı önerdi. bunu kabul etmeyen münâfık, yahûdî taraftarı olup şiirleriyle Hz. peygamber'i yeren, halkı müslümanlara karşı kışktırtan Ka'b ibn el-Eşref'i hakem yapmayı öne sürdü. Bu âyet, o münâfık hakkında inmiştir.
    NİSA 61 Kendilerine: "Allâh'ın indirdiğine ve Elçiye gelin!" denince, o ikiyüzlülerin, senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.
    NİSA 62 Ya nasıl, elleriyle yaptıkları (kötülükler) yüzünden başlarına bir felâket gelince, hemen sana gelirler: "Biz sadece iyilik etmek ve uzlaştırmak istedik." diye Allah'a yemin ederler?
    NİSA 63 Allâh onların kalblerinde olanı bilir. Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onların içlerine işleyecek güzel söz söyle!
    NİSA 64 Biz hiçbir elçiyi, Allâh'ın izniyle itâ'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günâhlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allâh'ı affedici, merhametli bulurlardı.
    NİSA 65 Hayır, Rabin hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyle teslim olmadıkça inanmış olmazlar.
    NİSA 102 Sen de içlerinde bulunup onlara namazı başlattığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silâhlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda olanlar), secde edince arkanıza geçsinler; bu kez namaz kılmayan öteki bölük gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma(tedbir)lerini ve silâhlarını da alsınlar. İnkâr edenler istediler ki siz silâhlarınızdan ve eşyanızdan gaflet etseniz de birden üzerinize bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir günâh yoktur. Ama korunma tedbirinizi alın (uyanık bulunun). Allâh, kâfirlere alçaltıcı bir azâb hazırlamıştır.
    NİSA 103 Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde (uzanarak) Allâh'ı anın; güvene kavuştunuz mu namazı (tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minlere vakitli olarak farz kılınmıştır.

    MUHAMMED SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MUHAMMED 16. İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: "Az önce ne söyledi?" İşte bunlar, Allah'ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş arzularının ardına düşmüşlerdir.
    MUHAMMED 32. Nankörlüğe sapıp Allah yolundan alıkoyanlar ve hidayet kendilerine tam bir şekilde belli olduktan sonra resule kafa tutanlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. O, onların amellerini işe yaramaz hale getirecektir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MUHAMMED 16-Onlardan seni dinlemeye gelen de var. Yanından çıktıkları zaman ise, kendilerine ilim verilmiş olanlara: "O demin ne söytedi?" derler. Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah kalplerini mühürlemiştir de hep heveslerinin ardına düşmektedirler.
    MUHAMMED 32-Haberiniz olsun ki, inkar edip Allah yolundan alıkoyanlar ve gerçek kendilerine belli olduktan sonra peygambere karşı gelenler, hiç bir zaman Allah'a zerre miktarı zarar veremeyeceklerdir. O, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    DİYANET MEALİ
    MUHAMMED 16. Onların arasında, seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara "Az önce ne demişti?" diye sorarlar. Bunlar, Allah’ın kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.
    MUHAMMED 32. İnkâr edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelenler, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MUHAMMED 16 Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmiş olanlara: "Demin ne söyledi?" derler. Onlar Allâh'ın kalblerini mühürlediği, keyiflerinin ardına düşmüş kimselerdir.
    MUHAMMED 32 Nankörlük edip Allâh yoluna engel olanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Elçiyi incitenler Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allâh onların işlerini boşa çıkaracaktır.

    BEYYİNE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    BEYYİNE 1. Ehlikitap'tan küfre sapanlarla müşrikler, kendilerine beyyine/açık kanıt gelinceye kadar çözülüp ayrılacak değillerdi.
    BEYYİNE 2. Allah tarafından gönderilen, tertemiz sayfalar okuyan bir resul gelinceye dek.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    BEYYİNE 1-Kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden o küfredenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar ayrılacak değillerdi.
    BEYYİNE 2-(Bu delil), Allah'tan gelen bir peygamberdir, peyderpey tertemiz sahifeler okur.

    DİYANET MEALİ
    BEYYİNE 1. Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkârcılar (küfürden) ayrılacak değillerdi.
    BEYYİNE 2. (İşte o apaçık delil,) Allah tarafından gönderilen ve tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    BEYYİNE 1 Kitap ehlinden ve müşriklerden (hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık kanıt gelinceye dek (halleri üzere) bırakılacak değillerdi (mutlaka kendilerine açıklama gelecekti).
    BEYYİNE 2 (Yani) Allâh tarafından gönderilen ve tertemiz sahifeler okuyan bir elçi.

    NUR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NUR 41. Görmedin mi, göklerdeki ve yerdeki şuurlular da bölük bölük olmuş kuşlar da Allah'ı tespih etmektedir. Her biri kendine özgü duasını, kendine özgü tespihini bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilmektedir.
    NUR 43. Görmedin mi, Allah, bulutları sürüyor, sonra onları kaynaştırıp iç içe sokuyor, sonra onları birbiri üstüne yığıyor. Nihayet, onların arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Gökten, ondaki dağlardan bir dolu indiriyor da onunla dilediğini çarpıyor, dilediğinden de onu yan geçiriyor. Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse gözleri alıp götürecek.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NUR 41-Baksana gerçekten Allah, o göklerdeki ve yerdeki kimseler, diziler halinde kanat çırpıp süzülen kuşlar hep O'nun için tesbih ediyorlar. Hepsi gerçekten duasını ve tesbihini bilmiştir. Allah da onların bütün yaptıklarını biliyor.
    NUR 43-Baksana şu gerçeğe, Allah bir bulut sevk ediyor, sonra onun açıklığını birleştiriyor, sonra onu yoğunlaştırıyor da sen onun içinden yağmurun çıktığını görüyorsun. Bir de gökten, ondaki dağlardan bir dolu yağdırıyor ve onu dilediğine isabet ettiriyor, dilediğinden uzaklaştırıyor. Şimşeğinin parıltısı da neredeyse gözleri alıverecek.

    DİYANET MEALİ
    NUR 41. Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah’ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkiyle bilir.
    NUR 43. Görmez misin ki Allah bir takım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu diledigine isabet ettirir; dilediginden de onu uzak tutar; (bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözlerı alır!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NUR 41 Görmedin mi göklerde ve yerde olan kimseler, kanatlarını çırparak uçan kuşlar Allâh'ı tesbih ederler? Her biri kendi du'âsını ve tesbihini bilmiştir. Allâh da onların ne yaptıklarını bilmektedir.
    NUR 43 Görmedin mi Allâh bulutları sürer, sonra onları birbirine geçirir, sonra onları birbiri üstüne yığar (sıkıştırır), arasından yağmurun çıktığını görürsün. Gökteki dağlar(gibi büyük bulut parçaların)dan bir dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğinden de onu öteye çevirir. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.

    FETİH SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FETİH 3. Ve Allah sana onur ve kudret dolu bir yardımla destek verecektir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FETİH 3-Ve Allah, eşsiz bir şanlı zafer ile sana yardım etsin.

    DİYANET MEALİ
    FETİH 3. Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FETİH 3 Ve Allâh sana şanlı bir zafer versin.


    MAİDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MAİDE 41. Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla "inandık" diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin. Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler; huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk için dinlerler. Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler. "Size şu verilirse alın, eğer o verilmezse çekinin." derler. Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın. Bunlar o kişilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dünyada bir rezillik vardır onlar için; âhirette de büyük bir azap var onlara.
    MAİDE 42. Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler. Sana geldiklerinde ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Allah, adaletle hükmedenleri/adaleti ayakta tutanları sever.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MAİDE 41-Ey şanlı Peygamber, gerek ağızlarıyla "Biz inandık." deyip de kalpleriyle inanmayanlardan, gerekse yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin! Onlar yalancılık etmek için dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler, yerli yerinde söylenen kelimeleri sonradan değiştirirler, "Size böyle fetva verilirse tutun, verilmezse sakının!" derler. Allah, kimin fitneye düşmesini dilerse sen onun lehine Allah'tan hiçbir şey koparamazsın. Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah, kalplerini temizlemek istememiştir. Onların hakları dünyada zillet ahirette de büyük bir azaptır.
    MAİDE 42-Onlar, sürekli yalancılık için dinler, boyuna haram yerler. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, istersen onlardan yüz çevir. Eğer yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Şayet hükmedersen, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adaletli kimseleri sever.

    DİYANET MEALİ
    MAİDE 41. Ey Resul! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla "inandık" diyen kimselerden ve Yahudilerden küfür içinde koşuşanlar(ın hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydırıp değiştirirler. "Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!" derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahrette onlara mahsus büyük bir azap vardır.
    MAİDE 42. Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet. Allah âdil olanları sever.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MAİDE 41 Ey Elçi, ağızlarıyla "inandık" dedikleri halde kalbleri inanmamış olanlar arasında küfürde yarış edenler seni üzmesin. yahûdiler arasında da yalana kulak veren, sana gelmemiş olan bir kavme kulak verenler vardır. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırırlar: "Eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının!" derler. Allâh birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allâh'ın, kalblerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyâda rezillik var ve yine onlar için âhirette de büyük bir azâb vardır.
    MAİDE 42 Yalana kulak verirler, harâm yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir; eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adâletle hüküm ver. Çünkü Allâh, adâlet yapanları sever.

    MÜMTEHİNE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMTEHİNE 1. Ey iman sahipleri! Düşmanımı ve düşmanınızı dostlar yerine tutmayın! Onlar, size Hak'tan geleni inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınız için Peygamber'i ve sizi yurdunuzdan çıkardıkları halde, siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Benim yolumda gayret sarf etmek, benim hoşnutluğumu kazanmak için seferber olduğunuz halde, içinizde onlara sevgi gizliyorsunuz. Sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da en iyi ben bilirim. Sizden kim bunu yaparsa denge yolundan sapmış olur.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMTEHİNE 1-Ey iman edenler, düşmanımı ve düşmanınızı dostlar edinmeyin! Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken siz onlara dostluk gösteriyorsunuz. Onları Rabbiniz olan Allah'a iman ettiğiniz için peygamberi ve sizi (yurdunuzdan) çıkarıyorlardı. Eğer sizler, Benim yolumda ve hoşnutluğum uğrunda savaşa çıktıysanız (böyle yapmazsınız). Siz, dostluk göstererek onlara sır veriyorsunuz, oysa Ben sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da tamamen bilirim ve içinizden her kim onu yaparsa, artık düz yolun ortasında şaşırmış olur.

    DİYANET MEALİ
    MÜMTEHİNE 1. Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir. Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Peygamber'i de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Ben, sizin saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) doğru yoldan sapmış olur.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMTEHİNE 1 Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Elçiyi ve sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda cihâdetmek ve benim rızâmı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktığınız halde içinizde onlara sevgi (mi) gizilyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.


    HADİD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HADİD 25. Yemin olsun, biz, resullerimizi açık-seçik delillerle gönderdik ve onlarla birlikte Kitap'ı ve ölçüyü de indirdik ki, insanlar adaleti ayakta tutsunlar/adaletle doğrulsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini bilecektir. Allah Kavî'dir, Azîz'dir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HADİD 25-Andolsun ki, Biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik; beraberlerinde kitap ve mizan (terazi, ölçü) indirdik ki, insanlar adaletle tutunsunlar. Bir de demiri indirdik ki, onda hem çetin bir sertlik, hem de insanlar için birçok faydalar vardır. Çünkü Allah kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri belli edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, üstündür.

    DİYANET MEALİ
    HADİD 25. Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah’ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yârdım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HADİD 25 Andolsun biz elçilerimizi açık kanıtlarla gönderdik ve onlarla beraber Kitabı ve (adâlet) ölçü(sün)ü indirdik ki insanlar adâleti yerine getirsinler. Ve kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok yararlar bulunan demiri indirdik ki Allâh, kimin (ondan yararlanarak) gaybda (görmediği halde) kendisine ve elçilerine yardım edeceğini bilsin, (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allâh kuvvetlidir, dâimâ üstündür.


    TEVBE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEVBE 7. Müşriklerin Allah katında, onun resulü katında ahitleri nasıl olabilir! Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız müstesna. Bu şekilde antlaşması olanlara, onlar size doğru-dürüst davrandıkça, siz de doğru-dürüst davranın. Allah, sakınanları sever.
    TEVBE 26. Sonra Allah, resulünün üzerine de müminlerin üzerine de sükûnetini indirmiş, ayrıca sizin görmediğiniz orduları göndermiş de küfre sapanlara azap etmişti. Kâfirlerin cezası işte budur.
    TEVBE 74. Söylemediklerine ilişkin Allah'a yemin ediyorlar. Yemin olsun ki, o küfür sözünü söylediler. İslam'a girmeleri ardından küfre saptılar. Başaramadıkları bir şeyi tasarladılar. Oysaki intikam almaları için, Allah'ın ve resulünün, Allah'ın lütfuyla kendilerini zengin etmiş olmasından başka bir sebep de yoktu. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Eğer yan çizerlerse Allah onlara dünyada da âhirette de acıklı bir azapla azap edecektir. Ve yeryüzünde onların ne bir dostu olacaktır ne de bir yardımcısı.
    TEVBE 80. İster af dile onlar için, ister dileme. Yetmiş kez af dilesen de onlar için, Allah onları affetmeyecktir. Çünkü onlar Allah'ı da resulünü de inkâr ettiler. Allah, yoldan çıkmış böyle bir topluluğa kılavuzluk etmez.
    TEVBE 107. BİR DE ŞUNLAR VAR: TUTUP BİR MESCİT YAPMIŞLARDIR: ZARAR VERMEK İÇİN, NANKÖRLÜK İÇİN, İNANANLARI FIRKALARA BÖLMEK İÇİN, DAHA ÖNCEDEN ALLAH VE RESULÜYLE SAVAŞMIŞ KİŞİYE GÖZETLEME YERİ KURMAK İÇİN. "İYİLİK VE GÜZELLİKTEN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMİŞ DEĞİLİZ!" DİYE GERİLE GERİLE YEMİN DE EDECEKLER. ALLAH ŞAHİTTİR Kİ, ONLAR KESİNLİKLE YALANCIDIRLAR.

    TEVBE 108. BÖYLE BİR MESCİTTE SAKIN NAMAZA DURMA! DAHA İLK GÜNÜNDE TAKVA ÜZERİNE KURULAN BİR MESCİT, İÇİNDE NAMAZ KILMAN İÇİN ÇOK DAHA UYGUNDUR. TEMİZLENMEK ARZUSU TAŞIYAN ERLER VARDIR O MESCİTTE. ALLAH, TEMİZLENENLERİ SEVER.
    TEVBE 117. Yemin olsun ki, Allah, içlerinden bir grubun kalpleri kaymaya yüz tuttuktan sonra, peygambere ve o güçlük saatinde ona uymuş olan Muhacirlerle Ensar'a tövbe nasip etmiş, sonra da onların tövbelerini kabul buyurmuştur. Çünkü onlara karşı Raûf ve Rahîm'dir.
    TEVBE 120. Medine halkına ve çevrelerindeki Bedevî Araplara, Allah resulünden geri kalmaları ve onu bırakıp da kendi canlarının derdine düşmeleri yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere ayak basmaları, düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları durumunda kendileri için, barışa yönelik iyi bir amel mutlaka yazılacaktır. Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEVBE 7-Müşriklerin, Allah katında peygamber yanında bir antlaşması nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram'ın yanında antlaşma yaptıklarınız başka. Onlar size dürüstçe davrandıkça siz de onlara dürüst davranın. Şüphe yok ki, Allah hiyanetten sakınanları elbette sever.
    TEVBE 26-Sonra Allah, peygamberinin ve mü'minlerin üzerine kalplere sükunet veren rahmetini indirdi ve görmediğiniz ordular indirip kendisini tanımayanları azaba uğrattı. İşte kafirlerin cezası budur.
    TEVBE 74-Allah'a, söylemediklerine dair yemin ediyorlar. Andolsun ki, o küfür sözünü söylediler, müslüman olduktan sonra yine kafirlik ettiler ve başaramadıkları cinayeti kurdular. Oysa öç almaya kalkmaları için kendilerini Allah'ın peygamberiyle, ilahı lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep de yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur, şayet yan çizerlerse Allah onları dünyada ve ahirette acı bir azaba uğratır; onların yeryüzünde ne bir kayırıcısı ne de bir yardımcısı bulunur.
    TEVBE 80-İster onlar için af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kere af dilesen de Allah, onları asla bağışlayacak değildir. Bu, onların Allah'ı ve peygamberini tanımamaları yüzündendir. Allah, öyle baştan çıkmış fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez.
    TEVBE 107-BİR DE İNADINA ZARAR VERMEK, KAFİRLİK ETMEK, MÜ'MİNLERİN ARASINA TEFRİKA SOKMAK VE DAHA ÖNCE ALLAH VE PEYGAMBERİNE KARŞI SAVAŞ AÇAN BİR HERİFE PUSU, GÖZCÜLÜK YAPIVERMEK İÇİN TUTTULAR BİR MESCİT YAPTILAR. BUNUNLA BERABER, "İYİ NİYETTEN BAŞKA BİR MAKSADIMIZ YOKTUR!" DİYE YEMİN EDECEKLER. FAKAT BUNLARIN KESİNLİKLE YALANCI OLDUKLARINA ALLAH ŞAHİTTİR.
    TEVBE 108-ONUN İÇİN KESİNLİKLE ORADA NAMAZA DURMA! TA İLK GÜNÜNDE TEMELİ TAKVA ÜZERİNE KURULAN MESCİT, İÇİNDE NAMAZ KILMANA ELBETTE DAHA LAYIKTIR. ONUN İÇERİSİNDE TERTEMİZ OLMAYI SEVEN KİMSELER VARDIR. ALLAH DA ÇOKÇA TEMİZLENENLERİ SEVER.
    TEVBE 117-Andolsun ki, Allah yine peygambere ve o güçlük anında ona uyan muhacirlerle Ensara; içlerinden bir kısmının kalpleri az kalsın eğilecek gibi olmuşken sonra kendilerine tevbelerinin kabulüyle iltifat buyurdu. Gerçekten O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
    TEVBE 120-Ne Medine halkının ne de etrafındaki bedevilerin Resulullah'tan geride kalmaları ve kendilerini tercih edip ondan yüz çevirmeleri yakışmaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir çalık ve kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşman karşısında elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine güzel bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah iyilerin mükafatını zayi etmez.

    DİYANET MEALİ
    TEVBE 7. Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınızın dışında müşriklerin Allah ve Resulü yanında nasıl (muteber) bir ahdi olabilir? Onlar size karşı dürüst davrandıkları müddetçe siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakınanları sever.
    TEVBE 26.Sonra Allah, Resul’ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin görmediğiniz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. İşte bu, o kâfirlerin cezasıdır.
    TEVBE 74. (Ey Muhammed! O sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve Müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Başaramadıkları bir şeye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sırf Allah ve Resulü kendi lütuflarından onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar. Eğer tevbe ederlerse onlar için daha hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahrette de elem verici bir azaba çarptıracaktır. Yeryüzünde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır.
    TEVBE 80. (Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Resulünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
    TEVBE 107. (MÜNAFİKLAR ARASİNDA) BİR DE (MÜMİNLERE) ZARAR VERMEK, (HAKKI) İNKÂR ETMEK, MÜMİNLERİN ARASINA AYRILIK SOKMAK VE DAHA ÖNCE ALLAH VE RESÛLÜNE KARŞI SAVAŞMIŞ OLAN ADAMI BEKLEMEK İÇİN BİR MESCİD KURANLAR VE: (BUNUNLA) İYİLİKTEN BAŞKA BİRŞEY İSTEMEDİK, DİYE MUTLAKA YEMİN EDECEK OLANLAR DA VARDIR. HÂLBUKİ ALLAH ONLARIN KESİNLİKLE YALANCI OLDUKLARINA ŞAHİTLİK EDER.
    TEVBE 108. ONUN İÇİNDE ASLA NAMAZ KILMA! İLK GÜNDEN TAKVÂ ÜZERİNE KURULAN MESCİT (KUBA MESCİDİ) İÇİNDE NAMAZ KILMAN ELBETTE DAHA DOĞRUDUR. ONDA TEMİZLENMEYİ SEVEN ADAMLAR VARDIR. ALLAH DA ÇOK TEMİZLENENLERİ SEVER.
    TEVBE 117. Andolsun ki Allah, Müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tövbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.
    TEVBE 120. Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevî Araplara Allah’ın Resulünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa duçar olmaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir. Çünkü Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEVBE 7 Ortak koşanların, Allâh'ın yanında ve Elçisinin yanında nasıl andlaşması olabilir? Ancak Mescid-i harâm'da andlaştıklarınız hariç. Onlar size dürüst davrandıkça siz de onlara dürüst davranın, çünkü Allâh, korunanları sever.
    TEVBE 26 Sonra Allâh, Elçisinin ve mü'minlerin üzerine sekinetini (güven veren rahmetini) indirdi, sizin görmediğiniz askerler indirdi ve kâfirlere azâb etti (onları bozguna uğrattı). İşte kâfirlerin cezâsı budur!
    TEVBE 74 (Senin aleyhinde söyledikleri yakışıksız sözleri) söylemediklerine Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler, İslâm olduktan sonra inkâr ettiler, başaramadıkları bir şeye yeltendiler. Sırf Allâh ve Elçisi, Allâh'ın lutfiyle kendilerini zengin etti diye (şimdi) öc almağa kalktılar. (Allâh ve Elçisinin iyiliğine karşı böyle nankörlük ettiler.) Eğer tevbe ederlerse kendileri için daha iyi olur. Yok eğer (inkâr yoluna) dönerlerse Allâh onlara dünyâda da, âhirette de acı bir biçimde azâbedecektir. Yeryüzünde onların ne velisi, ne de yardımcısı vardır.
    TEVBE 80 Onlar için ister af dile, ister dileme, onlar için yetmiş defa af dilesen, yine Allâh onları affetmez. Böyledir, çünkü onlar Allâh'ı ve Elçisini tanımadılar; Allâh, yoldan çıkan kavmi yola iletmez.
    TEVBE 107 (SEFERDEN GERİ KALANLAR ARASINDA) ZARAR VERMEK, NANKÖRLÜK ETMEK, MÜ'MİNLERİN ARASINI AÇMAK VE ÖNCEDEN ALLÂH VE ELÇİSİYLE SAVAŞMIŞ OLAN(ADAMIN GELMESİN)İ GÖZETLEMEK İÇİN BİR MESCİD YAPANLAR DA VAR. "İYİLİKTEN BAŞKA BİR NİYETİMİZ YOKTU" DİYE DE YEMİN EDECEKLER. OYSA ALLÂH ONLARIN YALAN SÖYLEDİKLERİNE ŞÂHİDTİR(109).
    109 Amr ibn Avf Oğulları, Kubâ Mescidini yaptıkları zaman Allah'ın Elçisinden, gelip mescidlerinde teberrüken namaz kılmasını ricâ etmişler, o da gidip orada namaz kılmıştı. Ganem ibn Avf Oğulları da bir mescid yaptılar. Bunlar, İslâm düşmanı olan münâfık Ebû Âmir er-Râhib'in, Şam'dan dönünce, kendilerine imamlık yapması için bu mescidi yapmışlardı. Ebû Âmir'in önderliğinde o mescidde toplanıp İslâmın ve müslümanların aleyhine planlar hazırlayacaklardı. İşte âyet o münâfık insanların bu niyyet ve davranışını sergilemektedir.
    TEVBE 108 ORADA ASLA NAMAZA DURMA, TÂ İLK GÜNDEN TAKVÂ ÜZERE KURULAN MESCİD, ELBETTE İÇİNDE NAMAZA DURMANA DAHA UYGUNDUR. ONDA TEMİZLENMEYİ SEVEN ERKEKLER VARDIR. ALLÂH DA TEMİZLENENLERİ SEVER.
    TEVBE 117 Andolsun Allâh, Peygamberi ve o güçlük sâ'atinde ona uyan Muhâcirleri ve Ensârı affetti. O zaman içlerinden bir kısmının kalbleri kaymağa yüz tutmuş iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. TEVBE 120 Ne Medine halkının, ne de onların çevresinde bulunan bedevi Arapların, Allâh'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri, onlara yakışmaz. Böyledir, çünkü Allâh yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık; kâfirleri öfkelendirecek bir yeri çiğne(yip zaptet)meleri ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine iyi bir amel yazılmış olmasın. Allâh güzel davrananların ecrini zayi etmez.

    ----5----

    ASRISAADETTE VE SONRASINDA KÖTÜLER VE CEZALARI

    korkun__adam.jpg


    KALEM SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KALEM 10. Şunların hiçbirine eğilme, uyma: Çok yemin eden, bayağı-alçak,
    KALEM 11. Alaycı/gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,
    KALEM 12. Hayrı engelleyen, sınır tanımaz-saldırgan, günaha batmış,
    KALEM 13. Kaba/obur, bütün bunlardan sonra da soyu bozuk, kötülükle damgalı.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KALEM 10-Tanıma şunların hiç birini; çok yemin eden , aşağılık,
    KALEM 11-gammaz, koğuculukla gezer,
    KALEM 12-hayrı engelleyen, saldırgan, vebal yüklü,
    KALEM 13-zobu (kaba), sonra da takma (soysuzlukla damgalı),

    DİYANET MEALİ
    KALEM 10.Şunların hiçbirine itaat etme: yemin edip duran, aşağılık,
    KALEM 11.(Herkesi) kötüleyen, söz götürüp getiren,
    KALEM 12. Hayra engel olan, mütecaviz ve saldırgan günahkâr,
    KALEM 13.Kaba ve kötülükle damgalı,

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KALEM 10 Şunların hiçbirine itâ'at etme: Yemin edip duran aşağılık,
    KALEM 11 Kötüleyip duran, söz götürüp getiren,
    KALEM 12 Hayra engel olan, saldırgan, günâhkâr,
    KALEM 13 Kaba, sonra da kötülükle damgalı,


    KAARİA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KARİA 8. Tartıları hafif çekeninse,
    KARİA 9. Anası, Hâviye'dir.
    KARİA 10. Onun ne olduğunu sana bildiren nedir?
    KARİA 11. Kızışmış bir ateştir o!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KARİA 8-Fakat tartıları hafif gelen kimse.
    KARİA 9-O vakit onun anası Haviyedir.
    KARİA 10-Ve bildin mi, Haviye nedir?
    KARİA 11-Kızışmış bir ateştir!


    DİYANET MEALİ
    KARİA 8. Ameli yeğni olana gelince.
    KARİA 9. İşte onun anası (yeri, yurdu) Hâviye'dir.
    KARİA 10.Nedir o (Haviye) bilir misin?
    KARİA 11.Kızgın ateş!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KARİA 8 Kimin tartıları hafif gelirse,
    KARİA 9 Onun anası (bağrına atılacağı) hâviye(uçurum)dur.
    KARİA 10 Onun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
    KARİA 11 Kızgın bir ateştir!


    HÜMEZE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HUMEZE 4. Hayır, iş, sandığı gibi değil! Yemin olsun ki fırlatılıp atılacaktır o kırıp geçirene, yalayıp yutana/Hutame'ye.
    HUMEZE 5. Hutame'nin ne olduğunu sana öğreten nedir?
    HUMEZE 6. Allah'ın, tutuşturulmuş ateşidir o,
    HUMEZE 7. Ki tırmanıp işler yüreklere.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HUMEZE 4-Hayır, andolsun ki, o Hutame'ye (cehenneme) atılacaktır!
    HUMEZE 5-Bildin mi Hutame nedir?
    HUMEZE 6-Allah'ın, tutuşturulmuş ateşidir
    HUMEZE 7-ki, gönüllerin ta üstüne çıkar!

    DİYANET MEALİ
    HUMEZE 4. Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır.
    HUMEZE 5. Hutame'nin ne olduğunu bilir misin?
    HUMEZE 6. Allah’ın, tutuşturulmuş ateşidir.
    HUMEZE 7.(Yandıkça) tırmanıp kalplerin ta üstüne çıkar.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HUMEZE 4 Hayır, andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır.
    HUMEZE 5 Hutame'nin ne olduğunu sen nereden bileceksin?
    HUMEZE 6 Allâh'ın tutuşturulmuş ateşidir.
    HUMEZE 7 (Bir ateş) Ki gönüllere işler.


    MÜRSELAT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜRSELAT 14. Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?
    MÜRSELAT 15. Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 16. Öncekileri helâk etmedik mi?
    MÜRSELAT 17. Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.
    MÜRSELAT 18. Biz, suçlulara işte böyle yaparız.
    MÜRSELAT 19. Yalanlayanların o gün vay haline!
    MÜRSELAT 20. Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
    MÜRSELAT 21. Onu dayanıklı karargâhta tuttuk.
    MÜRSELAT 22. Bilinen bir ölçüye/süreye kadar.
    MÜRSELAT 23. Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!
    MÜRSELAT 24. Vay başına o gün, yalanlayanların!
    MÜRSELAT 25. Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?
    MÜRSELAT 26. Diriler bakımından da ölüler bakımından da.
    MÜRSELAT 27. Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
    MÜRSELAT 28. Vay haline o gün, yalanlayanların!
    MÜRSELAT 29. Haydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin!
    MÜRSELAT 30. Haydi, üç çatallı gölgeye gidin!
    MÜRSELAT 31. Ne gölgelendirir ne alevden korur.
    MÜRSELAT 32. Gerçekten o, köşke benzer kıvılcımlar saçar.
    MÜRSELAT 33. O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir.
    MÜRSELAT 34. Vay haline o gün, yalanlayanların!
    MÜRSELAT 35. Konuşamayacakları gündür bu!
    MÜRSELAT 36. İzin verilmez ki onlara özür dilesinler.
    MÜRSELAT 37. Vay haline o gün, yalanlayanların!
    MÜRSELAT 38. Ayırma günüdür bu! Sizinle öncekileri bir yere topladık.
    MÜRSELAT 39. Eğer bir hileniz/bir tuzağınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana!
    MÜRSELAT 40. Vay haline o gün, yalanlayanların!
    MÜRSELAT 45. Vay haline o gün, yalanlayanların!
    MÜRSELAT 46. Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.
    MÜRSELAT 47. Vay haline o gün, yalanlayanların!
    MÜRSELAT 48. Onlara, "rukû' edin!" dendiğinde rukû etmezler.
    MÜRSELAT 49. Vay haline o gün, yalanlayanların.
    MÜRSELAT 50. Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜRSELAT 14-Ayırım gününün ne olduğunu bilir misin?
    MÜRSELAT 15-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 16-Önceki toplulukları helak etmedik mi?
    MÜRSELAT 17-Sonra arkalarına takacağız geridekileri!
    MÜRSELAT 18-Biz suçluları öyle yaparız!
    MÜRSELAT 19-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 20-Yaratmadık mı sizi hor bir sudan?
    MÜRSELAT 21-Onu güvenli bir yere (rahme) koyduk.
    MÜRSELAT 22-Belirli bir vakte değin!
    MÜRSELAT 23-Demek ki ölçmüşüz, demek ki Biz ne güzel güçlüleriz.
    MÜRSELAT 24-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 25-Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?
    MÜRSELAT 26-Gerek diriler gerekse ölüler için.
    MÜRSELAT 27-Ve orada, oturaklı yumru yumru dağlar oturtup size tatlı su sunmadık mı?
    MÜRSELAT 28-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 29-Haydi boşalıp (gidin) o yalan dediğinize.
    MÜRSELAT 30-haydi boşalın (gidin) bir üç çatallı (üç kola ayrılmış) gölgeye;
    MÜRSELAT 31-ne gölgelendirir, ne de alevden korur.
    MÜRSELAT 32-Çünkü o öyle kıvılcımlar atar ki, her biri bir saray gibi.
    MÜRSELAT 33-Sanki sarı hopalar (erkek develer) gibi.
    MÜRSELAT 34-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 35-Bugün onların nutukları tutulacağı gündür.
    MÜRSELAT 36-İzin de verilmez ki, özür dileyeler!
    MÜRSELAT 37-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 38-İşte bu o ayırt etme günüdür; topladık sizi ve öncekileri;
    MÜRSELAT 39-Bir fenniniz (çareniz) varsa beni atlatın!
    MÜRSELAT 40-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 45-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 46-Kısa bir süre yiyin, zevkedin! Çünkü suçlularsınız!
    MÜRSELAT 47-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 48-(Yerken, içerken de) onlara "Rüku edin!" denildiği zaman, rüku etmezler.
    MÜRSELAT 49-O gün yalan diyenlerin vay haline!
    MÜRSELAT 50-Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?

    DİYANET MEALİ
    MÜRSELAT 14. (Resulüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!
    MÜRSELAT 15. O gün (Peygamber'i ve ahreti) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 16. Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi?
    MÜRSELAT 17. Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.
    MÜRSELAT 18. İşte biz suçlulara böyle yaparız!
    MÜRSELAT 19. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 20. (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
    MÜRSELAT 21. İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.
    MÜRSELAT 22. Belli bir süreye kadar.
    MÜRSELAT 23. Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!
    MÜRSELAT 24. O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 25. Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?
    MÜRSELAT 26. Dirilere ve ölülere.
    MÜRSELAT 27. Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik.
    MÜRSELAT 28. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 29. (İnkârcılara o gün şöyle denilir:) yalan saya geldiğiniz azaba doğru gidin!
    MÜRSELAT 30. Üç kola ayrılmış, bir gölgece gidin.
    MÜRSELAT 31. Ki ne gölgelendiren ne de alevden koruyandır.
    MÜRSELAT 32. O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.
    MÜRSELAT 33. Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.
    MÜRSELAT O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 35. Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.
    MÜRSELAT 36. Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.
    MÜRSELAT 37. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 38. (O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.
    MÜRSELAT 39. (Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!
    MÜRSELAT 40. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 45. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 46. (Ey inkârcılar!) Yiyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
    MÜRSELAT 47. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 48. Onlar, kendilerine: "Allah’ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:
    MÜRSELAT 49. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
    MÜRSELAT 50. Onlar artık bundan (Kuran’dan) sonra hangi söze inanacaklar.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜRSELAT 14 Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
    MÜRSELAT 15 Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 16 Öncekileri helâk etmedik mi?
    MÜRSELAT 17 Sonra geridekileri de onların ardına takarız.
    MÜRSELAT 18 Suçlulara böyle yaparız.
    MÜRSELAT 19 (Hakkı) yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 20 Sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?
    MÜRSELAT 21 Onu sağlam bir karar yerine koyduk.
    MÜRSELAT 22 Belli bir süreye kadar.
    MÜRSELAT 23 Biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz.
    MÜRSELAT 24 Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 25 Arz'ı toplanma yeri yapmadık mı?;
    MÜRSELAT 26 Diriler ve ölüler için.
    MÜRSELAT 27 Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi?
    MÜRSELAT 28 Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 29 "Haydi yalanladığınız(azâb)a gidin!"
    MÜRSELAT 30 Üç dallı bir gölgeye gidin."
    MÜRSELAT 31 Ki ne gölgelendirir, ne de alevden korur.
    MÜRSELAT 32 O, kütük gibi kıvılcım(lar) saçar.
    MÜRSELAT 33 (Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır.
    524 Bir tefsîre göre de: "Sanki sarı bir devedir".
    MÜRSELAT 34 Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 35 Bu, konuşamayacakları gündür.
    MÜRSELAT 36 Kendilerine izin de verilmez ki özür dilesinler.
    MÜRSELAT 37 Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 38 İşte bu, hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.
    MÜRSELAT 39 Eğer (kurtulmak için yapacağınız) bir hileniz varsa bana hile yapın (da beni atlatın).
    MÜRSELAT 40 Yalanlayanların vay haline o gün!*
    MÜRSELAT 45 Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 46 "Yeyin, azıcık sefâ sürün, siz suçlularsınız!"
    MÜRSELAT 47 Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 48 Onlara: "Rükû' edin" dendiği zaman rükû' etmezler.
    MÜRSELAT 49 Yalanlayanların vay haline o gün!
    MÜRSELAT 50 Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?

    KAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KAF 2. İş sanıldığı gibi değil! Kendilerine içlerinden bir uyarıcı geldi diye şaştılar da şöyle dediler o küfre batanlar: "Acayip şey bu!"
    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KAF 2-Doğrusu kendilerine içlerinden korkutucu bir peygamber geldiğine şaştılar da kafirler dediler ki: "Bu şaşılacak şey!
    DİYANET MEALİ
    KAF 2. Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler söyle dediler: "Bu şaşılacak bir şeydir."
    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KAF 2 İçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kâfirler: "Bu tuhaf bir şeydir" dediler.


    SAD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SAD 8. "Öğüt ve uyarı, içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden/Kur'an'ımdan kuşkulandılar. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.
    SAD 29. Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SAD 8-O Kur'an aramadan ona mı indirilmiş? Doğrusu onlar benim Kur'an'ımdan bir kuşkulu şüphe içindeler; doğrusu henüz azabımı tatmadılar.
    SAD 29-Bu çok mübarek, kitabı, sana, özü temizler ayetlerini düşünsünler ve ibret alsınlar diye indirdik.

    DİYANET MEALİ
    SAD 8. Kur'an aramızdan Muhammed'e mi indirildi? Diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kuran’ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.
    SAD 29. (Resulüm!) Sana bu mübarek Kitab’ı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SAD 8 "O Zikr (uyarı, başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi?" Doğrusu, onlar benim Zikr'imden yana şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azâbımı tadmadılar!..
    SAD 29 Sana (bu) mübarek Kitabı indirdik ki âyetlerini düşünsünler ve sâğduyu sâhipleri öğüt alsınlar.

    ARAF SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    A’RAF 175.Onlara, şu adamın haberini de oku: Kendisine ayetlerimizi vermiştik; onlardan sıyrılıp çıktı, şeytan da onu peşine taktı; nihayet o, azgınlardan oluverdi. A’RAF 184.Düşünmediler mi ki, o arkadaşlarında cinnetten eser yok. Apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir o.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    A’RAF 175-Onlara o herifin kıssasını da anlat ki, ona ayetlerimizi vermiştik, ama o, onlardan sıyrılıp çıktı, derken onu, şeytan arkasına taktı da yolunu şaşırmışlardan oldu.
    A’RAF 184-Bunlar hiç düşünmediler mi ki, kendilerine söz söyleyen zatta cinnetten bir eser yoktur. O, ancak ilerideki tehlikeyi açık bir şekilde haber veren bir uyarıcıdır.

    DİYANET MEALİ
    A’RAF 175. Onlara (Yahudilere), kendisine ayetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku.
    A’RAF 184. Düşünmediler mi ki, arkadaşlarında (Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    A’RAF 175 Onlara şu adamın haberini de oku: Kendisine âyetlerimizi verdik de onlardan sıyrıldı, çıktı, şeytân onu peşine taktı, böylece azgınlardan oldu.
    A’RAF 184 Düşünmediler mi ki arkadaşlarında(95) hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır?
    95 Yani Hz. Muhammed'de


    FURKAN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FURKAN 4. Küfre batanlar dediler ki: "Bu, onun uydurduğu bir düzmeceden başka şey değildir. Ve bu düzmecede ona, başka bir topluluk da yardım etmiştir." Yemin olsun ki, bunu söyleyenler bir zulüm, günah ve iftira sergilemişlerdir.
    FURKAN 5. Dediler ki: "Öncekilerin masallarıdır bu. Birilerine yazdırdı onu. O ona sabah-akşam birileri tarafından yazdırılıyor."
    FURKAN 6. Şöyle söyle: "Onu göklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir. Kuşkusuz O, Gafûr'dur, Rahîm'dir."
    FURKAN 7. Şunu da söylemişlerdir: "Ne biçim resuldür bu; yemek yiyor, sokaklarda yürüyor. Üzerine bir melek indirilmeli, beraberinde özel bir uyarıcı olmalı değil miydi?"
    FURKAN 8. "Yahut ona bir hazine gönderilmeli, yahut ürününden yediği bir bahçesi olmalı değil miydi?" O zalimler şunu da söylediler: "Sizler büyülenmiş bir adamdan başkasının ardı sıra gitmiyorsunuz."
    FURKAN 9. Bak da gör! Nasıl da örnekler sunuyorlar sana. Sapıttılar, artık bir daha yol bulamazlar.
    FURKAN 12. O, onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar onun kaynayan öfkesini ve uğultusunu işitirler.
    FURKAN 13. Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!"
    FURKAN 14. Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölümü davet edin.
    FURKAN 15. De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa korunanlara vaat edilen o sonsuzluk cenneti mi? O cennet de bu korunanların ödülü ve dönüş yeridir."
    FURKAN 34. O yüzleri üstü cehenneme sevk edilecek olanlar, mekân bakımından en şerli, yol bakımından en sapık kişilerdir.
    FURKAN 41. Seni gördüklerinde, şu şekilde alaya almaktan başka şey yapmazlar: "Allah'ın, resul olarak gönderdiği şu mu?"
    FURKAN 42. "Eğer biz kendilerine bağlılıkta sabırlı olmasaydık, bu bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı gördüklerinde, yolca kimin daha sapık olduğunu bilecekler.
    FURKAN 60. Onlara, "Rahman'a secde edin" dendiğinde şöyle derler: "Rahman da neymiş? Senin emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç?" Ve bu söz onların nefretini artırdı.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FURKAN 4-Küfredenler: "Bu yalnızca onun uydurduğu bir iftiradır. ona başka bir topluluk da yardım da bulunmuştur bu hususta." dediler. Bunlar, gerçekten haksızlık ve iftiraya saptılar.
    FURKAN 5-Yine dediler ki: "Bu eskilerin masallarıdır, onları yazdırtmış da akşam sabah onlar kendisine okunuyor."
    FURKAN 6-De ki: "Onu göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi. Gerçekten O, çok bağışlayandır, merhamet edendir."
    FURKAN 7-Bir de: "Bu nasıl peygamberdir ki, yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor? Ona bir melek indirilip de beraberinde bir yaver, bir savulcu olsa ya?
    FURKAN 8-Veya ona bir hazine bırakılsa ya da onun güzel bir bahçesi olsa da ondan yese ya!" dediler. Yine o zalimler: "Siz, yalnız büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz!" dediler.
    FURKAN 9-Bak, senin hakkında ne kıyaslar, ne temsiller yaptılar da çıkmaza saptılar, artık hiçbir yol bulamazlar.
    FURKAN 12-O ateş onları uzak bir yerden gördüğü zaman, ona özgü bir hışımlanma ve uğultu duyarlar.
    FURKAN 13-Ve çatılıp çatılıp onun dar bir yerine atıldıkları zaman, orada "yetiş ey helak (bizi kurtar)" diye helake haykırırlar!
    FURKAN 14-Bugün bir helaka haykırmayın, çok helaka haykırın!
    FURKAN 15-De ki: "O mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va'dolunan sonsuzluk cenneti mi? O, kendilerine bir mükafat ve varacakları yer olarak hazırlanmıştır.
    FURKAN 34-O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.
    FURKAN 41-Seni gördükleri zaman da, sadece alaya alıyorlar: "Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği?" diyorlar.
    FURKAN 42-"Sahi be! Az kalsın bizi tanrılarımızdan saptıracaktı, onlara tapmakta direnmemiş olsaydık!" diyorlar. Fakat ileride azabı görecekleri gün kimin yolunun daha sapık olduğunu bilecekler.
    FURKAN 60-Ama onlara "Rahma'na secde edin!" denildiği zaman, "Rahman da neymiş?" Bize emrediyorsun diye secde mi ederiz?" dediler; ve bu daha ziyade vahşetlerini artırdı.

    DİYANET MEALİ
    FURKAN 4. İnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduğu bir yalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.
    FURKAN 5. Yine onlar dediler ki: (Bu ayetler), onun, başkasına yazdırıp da kendisine sabah-akşam okunmakta olan, öncekilere ait masallardır.
    FURKAN 6. (Resulüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
    FURKAN 7. Onlar (bir de) şöyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı!
    FURKAN 8. Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (meşakkatsizce geçimini sağlayacağı) bir bahçesi olmalıydı. (Ayrıca) o zalimler (müminlere): Siz, ancak büyüye tutulmuş bir adama uymaktasınız! Dediler. FURKAN 9. (Resulüm!) Senin hakkında bak ne biçim temsiller getirdiler! Artık onlar sapmışlardır ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar.
    FURKAN 12. Cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerini görünce, onun öfkelenişini (müthiş kaynamasını) ve uğultusunu işitirler.
    FURKAN 13. Elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok oluvermeyi isterler.
    FURKAN 14. (Onlara şöyle denir:) Bugün (yalnız) bir defa yok olmayı istemeyin; aksine birçok defalar yok olmayı isteyin!
    FURKAN 15. De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaat edilen ebedilik cenneti mi? Orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir.
    FURKAN 34. Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.
    FURKAN 41. Seni gördükleri zaman: "Bu mu Allah’ın peygamber olarak gönderdiği!" diyerek hep seni alaya alıyorlar.
    FURKAN 42. "Şayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı" diyorlar. Azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!
    FURKAN 60. Onlara: Rahman’a secde edin! Denildiği zaman: "Rahman da neymiş! Bize emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç!" derler ve bu emir onların nefretini arttırır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FURKAN 4 İnkâr edenler: "Bu, yalandan başka bir şey değildir. (Muhammed) onu uydurdu, başka bir topluluk da kendisine yardım etti." dediler ve kesin bir haksızlığa ve iftirâya vardılar.
    FURKAN 5 Dediler: "Evvelkilerin masalları, onları yazmış, sabah akşam onlar kendisine yazdırılıyor."
    291 Yahut: Yazmak istedi, sabah akşam kendisine imlâ ediliyor (yazdırılıyor).
    FURKAN 6 De ki: "Onu, göklerdeki ve yerdeki gizleri bilen indirdi. O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    FURKAN 7 Dediler: "Bu elçiye ne oluyor ki yemek yiyor, çarşılarda geziyor? Ona kendisiyle beraber uyarıcı olacak bir melek indirilmeli değil mi?"
    FURKAN 8 "Yahut üstüne bir hazine atılmalı, yahut kendisinin ürününden yiyeceği bir bahçesi olmalı değil mi?" Ve zâlimler: "Siz başka değil, sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
    FURKAN 9 Bak, senin için nasıl benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.
    FURKAN 12 (Bu ateş) onları uzak bir yerden görünce onlar bunun öfkesini ve homurtusunu işitirler.
    FURKAN 13 (Elleri boyunlarına zincirlerle) Bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada ölümü çağırırlar (yetiş ey ölüm, nerdesin, gel bizi bu azâbdan kurtar! derler).
    FURKAN 14 "Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölüm çağırın."
    292 Çünkü ölüm derecesine gelip yine dirileceksiniz, pişen derileriniz yeniden tazelenecek, her defasında ölümü çağırın.
    FURKAN 15 De ki: "Bu mu iyi, yoksa korunanlara va'dedilen ebedi cennet mi? O da onların mükâfât ve sonucudur!"
    FURKAN 34 O yüzükoyun cehenneme toplanacak olanlar, işte onlar, yerce çok kötü ve yolca çok sapıktır.
    FURKAN 41 Seni gördükleri zaman, mutlaka seni eğlence konusu yapıyorlar; "Allâh bunu mu elçi göndermiş?"
    FURKAN 42 "Eğer biz tanrılarımıza tapmakta ısrar etmeseydik, nerdeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı." (diyorlar). Azâbı gördükleri zaman kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.
    FURKAN 60 Onlara: "Rahmân'a secde edin!" dendiği zaman: "Rahmân nedir? Senin bize emrettiğine secde eder miyiz hiç?" derler. Ve (bu söz), onların nefretini artırır.


    MERYEM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MERYEM 98. Biz onlardan önce de nice kuşaklar helâk ettik. Onlardan herhangi birini hissediyor musun, yahut onların bir iniltisini duyuyor musun?

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MERYEM 98-Bir de onlardan önce nice kuşakları helak ettik. Hiç onlardan birini hissediyor musun veya onların gizli bir seslerini işitiyor musun?

    DİYANET MEALİ
    MERYEM 98. Biz, onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık emaresi) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MERYEM 98 Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Şimdi onlardan hiçbirini duyuyor musun, yahut onların gizli bir sesini işitiyor musun?

    EN’AM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENAM 70. Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur'an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de şefaatçısı. Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.
    ENAM 124. Onlara bir ayet geldiğinde şöyle demişlerdi: "Allah resullerine verilenin tıpkısı bize de verilmedikçe asla inanmayacağız." Allah resullük görevini nereye vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, oynadıkları oyunlar yüzünden Allah katında bir küçüklük ve şiddetli bir azap öngörülmüştür.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENAM 70-Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseleri bırak! Bu vesile ile şunu da ihtar et ki: "Bir kimse yaptıkları yüzünden azabın pençesine düşmeye görsün, o zaman Allah'ın yüce huzurunda O'ndan başka ne bir koruyucu, ne de bir şefaatçi bulunur. Her türlü fidyeyi denkleştirse bile kabul edilmez. Onlar azabın pençesine düşmüş kimselerdir. Nankörlük ettiklerinden dolayı onlara kaynar sudan bir içecek ve gayet acı bir azap vardır.
    ENAM 124-Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen peygamberlik aynen bizlere verilmedikçe sana asla inanmayacağız." diyorlar. Allah, peygamberliğini kime vereceğini en iyi bilendir. Hilekarlıklarından dolayı, öyle günahkarlara, yarın Allah yanında hem bir küçüklük hem de çok çetin bir azap isabet edecek.

    DİYANET MEALİ
    ENAM 70. Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felâkete duçar olmaması için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de şefaatçi. O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.
    ENAM 124. Onlara bir ayet geldiğinde, Allah’ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler. Allah, peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç isleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENAM 70 Bırak o dinlerini oyun, eğlence yerine koyan ve dünyâ hayâtının aldattığı kimseleri de, sen o (Kur'ân) ile (şunu) hatırlat ki, bir kişi, yaptığı işin eline teslim edilmeye görsün, (yoksa) Allah'tan başka onun ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmaz. (Amelinin elinden kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte onlar, kazandıklarının eline teslim edilmişlerdir. Onlar için kaynar sudan bir içki ve inkârlarından dolayı da acı bir azâb vardır!
    ENAM 124 Onlara bir âyet gelince: "Allâh'ın elçilerine verilenin aynı bize de verilmedikçe kat'iyyen inanmayız!" dediler. Allâh, mesajını koyacağı yeri (elçilik görevini kime vereceğini) bilir. Suç işleyenlere Allâh katında bir aşağılık ve yaptıkları hileye karşı çetin bir azâb erişecektir.


    ENBİYA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENBİYA 3. Kalpleri hep oyun ve oyalanmada. O zulüm sergileyenler, şu yolda bir fısıldaşmayı iyice koyulaştırdılar: "Bu adam, sizin gibi bir insandan başkası değil. Gözünüz baka baka büyüye mi gidiyorsunuz!"
    ENBİYA 4. Dedi: "Rabbim, gökteki sözü de yerdeki sözü de bilir. O, herşeyi duyan, her şeyi bilendir!"
    ENBİYA 5. Şöyle de dediler: "Saçma sapan rüyalar bunlar! Belki de uydurduğu bir yalandır. Belki de bir şairdir o. Hadi bir mucize getirsin bize, öncekilere gönderildiği gibi..."
    ENBİYA 6. Onlardan önce yere batırdığımız hiçbir yurt ve uygarlık iman etmemiştir. Onlar mı iman edecekler!...
    ENBİYA 7. Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erler gönderdik. Hadi, sorun zikir/Kur'an ehline, eğer bilmiyorsanız...
    ENBİYA 24. Yoksa O'nun dışında bazı ilahlar mı edindiler? De ki: "Susturucu delilinizi getirin! Benimle beraber olanların da benden öncekilerin de Zikir'i budur. Ne yazık ki onların çokları hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENBİYA 3-Kalpleri hep oyunda, hem o zalimler gizlice fısıldaştılar : "Bu ancak sizin gibi bir insan! Artık göz göre göre büyüye mi gidiyorsunuz?"
    ENBİYA 4-(Peygamber) dedi ki: "Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir; O, herşeyi işitendir, bilendir"
    ENBİYA 5-(Onlar): "Bunlar bir takım karışık rüyalar; yok onu kendisi uydurdu; yok o bir şairdir; öyle değilse, önceki peygamberlerin gönderdikleri gibi, bize bir mucize getirsin!" derler.
    ENBİYA 6-Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir belde halkı iman etmedi. Şimdi bunlar mı iman edecekler?
    ENBİYA 7-Senden önce de Biz, sadece kendilerine vahiy gönderdiğimiz birtakım erkekler gönderdik; bilmiyorsanız, haydi bilgisi olanlara sorun!
    ENBİYA 24-Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki. Haydi getirin delilinizi; işte benimle beraber onların kitabı ve benden öncekilerin kitabı! " Fakat çoğu gerçeği bilmezler de onun için yüz çevirirler.

    DİYANET MEALİ
    ENBİYA 3.Kalpleri hep eğlencede(gaflette),hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?
    ENBİYA 4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.
    ENBİYA 5. "Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir ayet getirsin."
    ENBİYA 6. Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler?
    ENBİYA 7. Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.
    ENBİYA 24. Yoksa O'ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! İşte benimle beraber olanların Kitab’ı ve benden öncekilerin Kitab’ı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENBİYA 3 Kalbleri eğlencededir. O zulmedenler, aralarında şu konuşmayı gizlediler: "Bu (Muhammed) de sizin gibi bir insan değil mi? Şimdi siz, göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"
    ENBİYA 4 Dedi ki: "Rabbim gökte ve yerde konuşulan her sözü bilir, (O'ndan gizli kalan hiçbir şey yoktur). O, işitendir, bilendir."
    ENBİYA 5 "Hayır, dediler, (bu) karmakarışık hayallerdir; hayır onu uydurmuş; hayır o şâ'irdir. (Eğer gerçekten peygamberse) öncekilerin, (mu'cizelerle) gönderildikleri gi
    bi o da bize bir mu'cize getirsin."
    ENBİYA 6 Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir kent (halkı) inanmamıştı, şimdi bunlar mı inanacaklar?
    ENBİYA 7 Biz, senden önce yalnız kendilerine vahyedilen erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız Zikir ehline (Kitap sâhiplerine) sorun.
    ENBİYA 24 Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: "(Bu hususta kesin) delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların da öğütü ve benden öncekilerin de öğütü budur." Ama çokları hakkı bilmezler, bundan dolayı onlar, (haktan) yüz çevirirler.

    SECDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SECDE 12. Günahkârları, Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş olarak şöyle derken bir görsen: "Rabbimiz; gördük, duyduk, geri gönder bizi ki hakka ve barışa yönelik iyi iş yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SECDE 12-Bir görsen o zaman suçluları; Rablerinin huzurunda başlarını eğmişler: "Ey Rabbimiz, gördük ve dinledik. şimdi bizi geri çevir de, iyi bir amel işleyelim; çünkü biz kesin inanç sahibi olduk."derlerken.

    DİYANET MEALİ
    SECDE 12. O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, "Rabbimiz! Gördük duyduk, simdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık" diyecekleri zamanı bir görsen!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SECDE 12 Rablerinin huzûrunda (utançtan) başlarını öne eğmiş; "Rabbimiz, gördük, işittik, bizi geri döndür, iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık!" demekte olan suçluları bir görsen!


    TUR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TUR 45. Bayılıp yere serilecekleri günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TUR 45-O halde bırak onları ta çarpılacakları günlerine (kavuşuncaya) kadar.

    DİYANET MEALİ
    TUR 45. Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TUR 45 Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.


    MÜLK SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜLK 27. Onu yakından gördüklerinde, inkâr edenlerin yüzleri kötüleşti. Şöyle denildi: "O habire çağırıp durduğunuz şey budur."
    MÜLK 28. Söyle onlara: "Diyelim ki, Allah beni ve beraberindekileri öldürdü, yahut bize acıdı. Peki, kâfirleri korkunç bir azaptan kim kurtaracak?"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜLK 27-Derken vakti gelip de onu yakından gördüklerinde o inkar edenlerin yüzleri kötüleşti ve: "İşte o sizin kendinize davet edip durduğunuz budur!" denildi.
    MÜLK 28-De ki: "Gördünüz mü, Allah beni ve beraberimdekileri yok etse ya da bize merhamet buyursa, iki takdirde de kafirleri elem verici azaptan kurtaracak kimdir?"

    DİYANET MEALİ
    MÜLK 27. Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.
    MÜLK 28. De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediğiniz üzere) yok etse veya (öyle olmayıp da) bizi esirgese, (söyleyin bakalım) inkârcıları yakıcı azaptan kurtaracak kimdir?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜLK 27 Onu yakın görünce inkâr edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi.
    MÜLK 28 De ki: "Baksanıza, eğer Allâh beni ve benimle beraber olanları öldürse de yahut bize acısa da (fark etmez,) kâfirleri acı azâbdan kim kurtarabilir?"

    İNŞİKAK SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İNŞİKAK 24. O halde, onlara acıklı bir azap muştula!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İNŞİKAK 24-Onun için onlara acı bir azap müjdele!

    DİYANET MEALİ
    İNŞİKAK 24. (Resûlüm!) Onlara aci azabı müjdele!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İNŞİKAK 24 Onlara acı bir azâbı müjdele.

    ANKEBUT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ANKEBUT 53. Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bunda kuşku yok.
    ANKEBUT 54. Azabı senden acele istiyorlar. Oysa cehennem, o küfre sapanları çepeçevre kuşatmış bulunuyor.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ANKEBUT 53-Bir de senden acele azap istiyorlar; eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, o azap onlara muhakkak gelmişti; ve elbette o kendilerine gelecek, şuurları olmayarak (bilincine varmadan) ansızın gelecek!
    ANKEBUT 54-Senden acele azap istiyorlar, oysa cehennem kafirleri kuşatıp duruyor.

    DİYANET MEALİ
    ANKEBUT 53. Senden, azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir.
    ANKEBUT 54. (Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Hiç şüpheleri olmasın, cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ANKEBUT 53 Senden azâbı çabuk istiyorlar. Eğer (azâb için) belirtilmiş bir süre olmasaydı, onlara hemen azâb gelirdi. Fakat hiç farkına varmadıkları bir sırada o, kendilerine ansızın gelecektir.
    ANKEBUT 54 Cehennem o nankörleri kuşatmış iken, onlar hâlâ senden azâbı çabuk istiyorlar.

    RAD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RAD 6. Senden, güzellikten önce kötülük istemede acele ediyorlar. Halbuki önlerinden pek çok örnek gelip geçti. Şu da bir gerçek ki, Rabbin insanlara karşı, zulümlerine rağmen af sahibidir. Ve Rabbinin azabı elbette çok şiddetlidir.
    RAD 32. Yemin olsun, senden önceki resullerle de alay edildi. İnkâr edenlere biraz süre verdim ama sonunda hepsini yakaladım. Gördüler nasılmış azap!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    RAD 6-Bir de senden iyilikten önce kötülüğün gelmesini istiyorlar. Oysa önlerinde örnek olarak cezalar gelip geçti. Ve gerçekten Rabbin, zulümlerine rağmen bağışlayıcıdır! Bununla beraber Rabbinin azabı çok şiddetlidir.
    RAD 32-Andolsun ki senden önceki peygamberlerle alay edildi. Ben de o küfredenlere bir süre için meydan verdim. Sonra da tuttum cezalandırdım! O vakit azabım nasıl olmuştu?

    DİYANET MEALİ
    RAD 6. (Müşrikler) senden iyilikten önce kötülüğü çabucak istiyorlar. Hâlbuki onlardan önce ibret alınacak nice azap örnekleri gelip geçmiştir. Doğrusu insanlar kötülük ettikleri halde Rabbin onlar için mağfiret sahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin azabı da çok şiddetlidir.
    RAD 32. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi de ben inkâr edenlere mühlet verdim, sonra da onları yakaladım. (Görseydin ki) azabım nasılmış!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RAD 6 Senden, iyilikten önce kötülüğü acele istiyorlar. Oysa onlardan önce benzerleri(ne nice cezâlar) gelip geçti. (Niçin onlardan ibret almazlar?) Şüphesiz Rabbin, o(insa)nların zulümlerine karşı mağfiret sâhibidir, fakat Rabbinin azâbı da pek çetindir.
    RAD 32 Senden önceki peygamberlerle alay edildi de inkâr edenlere bir süre meydan verdim, sonra onları yakaladım. Cezâm nasılmış, (gördüler)!


    HAC SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HAC 72. Onlara açık-seçik ayetlerimiz okunduğunda, o küfre sapanların yüzlerinde bir hoşnutsuzluk/yadsıma görürsün. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracak olurlar. De ki: "Size şu yaptığınızdan daha kötü bir şey haber vereyim mi: Ateş! Allah onu inkârcılara vaat etmiştir. Ne kötü dönüş yeridir o!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HAC 72-Kendilerine karşı ayetlerimiz birer delil olarak okunduğu zaman, o kafirlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın; hemen hemen karşılarında ayetlerimizi okuyanlara karşı saldırıverecek gibi olurlar. De ki: "Şimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş! Allah onu inkar edenlere va'detti. O ne kötü akibettir!

    DİYANET MEALİ
    HAC 72. Ayetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine ayetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzluğunuzdan) daha kötüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HAC 72 Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman kâfirlerin yüzlerinde hoşnutsuzluk belirdiğini anlarsın. Neredeyse kendilerine âyetlerimizi okuyanların üzerine saldıracaklar. De ki: "Size bundan (bu öfkeli durumunuzdan) daha kötü bir şey haber vereyim mi? Varacağınız ateş! Allâh onu kâfirlere va'detmiştir. Ne kötü sonuçtur (o)!


    BAKARA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    BAKARA 6. Su bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen uyarsan da uyarmasan da onlar için ayndır; iman etmezler.
    BAKARA 7. Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır. Onların kafa gözleri üstünde de bir perde vardır. Onlar için korkunç bir azap öngörülmüştür.
    BAKARA 23. Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku içindeyseniz, hadi onun benzerinden bir sure getirin! Allah dışındaki destekçilerinizi/tanıdıklarını da çağırın. Eğer doğru sözlü kişilerseniz...
    BAKARA 24. Eğer yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- korkun o ateşten ki yakıtı insanlarla taşlardır. Küfre sapanlar için hazırlanmıştır o.
    BAKARA 217. Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Ama Allah yolundan alıkoymak, O'na ve Mescid-i Haram'a nankörlük etmek, ora halkını oradan sürüp çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır." FİTNE/BASKI VE BOZGUNCULUK, CANA KIYMAKTAN DAHA BÜYÜK BİR KÖTÜLÜKTÜR. Eğer güçleri yetse sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. İçinizden kim irtidat edip dininden döner de kâfir olarak ölürse böylelerinin amelleri dünyada da ahrette de boşa gitmiştir. Ateş ehlidir onlar. Sürekli kalacaklardır orada.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    BAKARA 6-Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler.
    BAKARA 7-Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş; gözlerine de bir perde inmiştir. Bunların hakkı pek büyük bir azaptır.
    BAKARA 23-Eğer kulumuza parça parça indirdiğimiz Kuran’dan şüphe ediyorsanız, haydi onun gibisinden bir sure meydana getirin ve Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer iddianızda doğru iseniz.
    BAKARA 24-Fakat yapamazsınız -ki hiç bir zaman yapamayacaksınız- o halde kâfirler için hazırlanın -çırası insanlarla taşlar olan- o ateşten sakının!
    BAKARA 217-Sana haram ay ve onda savaşma hakkında soru yöneltiyorlar. De ki: "Onda savaş, büyük bir günahtır. Allah yolundan engellemek, O'nu inkâr etmek, Mescid-i Haram'a gidişi engellemek ve halkını oradan çıkarmak ise, Allah katında daha büyük bir günahtır. FİTNE İSE, ADAM ÖLDÜRMEKTEN DAHA BÜYÜK BİR KÖTÜLÜKTÜR. Onlar güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşı sürdürürler, sizden her kim de dininden döner ve kâfir olarak ölürse, bunların yaptığı bütün iyi işler dünya ve ahrette boşa gitmiştir ve artık onlar cehennemliktirler, hep orada sonsuza kadar kalacaklardır.

    DİYANET MEALİ
    BAKARA 6. Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
    BAKARA 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahrette) büyük bir azap vardır.
    BAKARA 23. Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah'tan gayri şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın.
    BAKARA 24. Bunu yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- yakıtı, insan ve taş olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
    BAKARA 217. Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah’ı inkâr etmek, Mes-cid-i Haram’ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. FİTNE DE ADAM ÖLDÜRMEKTEN DAHA BÜYÜK BİR GÜNAHTIR. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahrette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    BAKARA 6 İnkâr edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; inanmazlar.
    BAKARA 7 Allâh, onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerine de perde inmiştir. Onlar için büyük bir azâb vardır.
    BAKARA 23 Eğer kulumuz (Muhammed)e indirdiğimizden şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin. Allah'tan başka bütün şâhid (yardımcı)larınızı da çağırın; eğer doğru iseniz (bunu yapın).
    BAKARA 24 Yok eğer yapmadınızsa, ki asla yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.
    BAKARA 217 Sana harâm ayında savaşmaktan soruyorlar. De ki: "Onda savaş, büyük bir günâhtır. Fakat Allâh yoluna engel olmak, Allah'a ve Mescid-i Harâm'a karşı nankörlük etmek, halkını ondan (Mekke'den) sürüp çıkarmak, Allâh yanında daha büyük bir günâhtır. FİTNE (BASKI YAPMAK, ADAM) ÖLDÜRMEKTEN DAHA BÜYÜK(BİR GÜNÂH)TIR". Onlar yapabilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları dünyâda da, âhirette de boşa çıkmıştır ve onlar, ateş halkıdır, orada sürekli kalacaklardır(34).
    ---34 Peygamber (s.a.v.), Abdullah ibn Cahş kumandasında, muhâcirlerden bir grup sahâbîyi, Kureyş kervanından haber getirmek üzere Nahle'ye göndermişti. Maksat keşifti, fakat bölüktekiler ticaret kervanını görünce Kureyşlilerin, kendilerine yaptıkları kötülükleri anımsayarak kervana saldırdılar; o gün, harâm aylarından Receb'in birinci günü idi. Halbuki müslümanlar, henüz Receb ayına girmediklerini sanıyorlardı. Kervandan iki kişiyi esir aldılar, bir kişiyi öldürdüler ve kervanı sürüp Hz. peygamber'e getirdiler. Müşrikler, Araplarca savaşmanın yasak olduğu Receb ayında bu olayın vukuunu fırsat bilerek: "Muhammed, harâm ayını helâl saydı!" diye propaganda yapmağa başladılar. İşte bu âyet, bu olayla ilgili olarak inmiştir.


    ENFAL SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENFAL 13. Bu böyledir. Çünkü onlar Allah'a ve resulüne kafa tuttular. Kim Allah'a ve resulüne kafa tutarsa kuşkusuz ki, Allah'ın azabı şiddetli olur.
    ENFAL 30. Küfre sapanlar, seni tutup bağlamaları yahut öldürmeleri ya da yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
    ENFAL 31. Ayetlerimiz onlara okunduğunda şöyle derler: "Tamam, işittik. İstersek bunun gibisini elbette ki söyleriz; öncekilerin masallarından başka şey değil ki bu!"
    ENFAL 32. Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız! Eğer bu, senin katından gelmiş gerçeğin kendisiyse, gökten üstümüze taş yağdır. Yahut bize korkunç bir azap musallat et."
    ENFAL 33. Oysaki, sen onların içinde iken Allah onlara azap etmeyecekti. Onlar, af dileyip dururken de Allah onlara azap etmezdi.
    ENFAL 38. Küfre sapanlara söyle: "Eğer son verirlerse eskide kalmış olan, kendileri için affedilir. Eğer yeniden başlarlarsa, daha öncekilere uygulanan yol ve yöntem, eskisi gibi devam etmiş olacaktır."
    ENFAL 73. Küfre sapanlar da birbirlerinin dostlarıdır. Eğer şu dikkat çekilenleri yapmazsanız yeryüzünde bir fitne, büyük bir bozgun çıkar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENFAL 13-Çünkü onlar Allah ve peygamberine karşı geldiler. Kim Allah'a ve peygamberine karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir.
    ENFAL 30-Hani bir zaman da o kafirler, seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri ya da sürüp çıkarmaları için, sana tuzak kuruyorlardı; onlar tuzak kurarlarken Allah da karşılığını kuruyordu. Öyle ya Allah tuzakların hayırlısını kurar.
    ENFAL 31-Ve onlara ayetlerimiz okunacağı zaman: "Artık işittik, dilesek bunun gibisini biz de söyleriz; bu eskilerin masallarından başka birşey değil!" diyorlardı.
    ENFAL 32-Bir zaman da onlar: "Ey Allah, eğer senin tarafından gelmiş bir hak kitap ise, durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver!" demişlerdi.
    ENFAL 33-Halbuki sen içlerinde iken Allah, onlara azap edecek değildi. İstiğfar ederlerken de Allah onlara azap edecek değildir.
    ENFAL 38-O inkar edenlere de ki: "Eğer vazgeçerlerse geçmişteki günahları bağışlanır; yok yine isyana dönerlerse kendilerinden önceki ümmetlere uygulanan ilahi kanun geçmişti, artık onu beklesinler!
    ENFAL 73-Kafirler de birbirlerinin dostlarıdırlar. Böyle yapmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.

    DİYANET MEALİ
    ENFAL l3. Bu söylenenler, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki Allah, azabı şiddetli olandır.
    ENFAL 30. Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.
    ENFAL 31. Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: "(Evet) işittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
    ENFAL 32. Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah’ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.
    ENFAL 33. Hâlbuki sen onların içinde iken Allah, onlara azap edecek değildir. Ve onlar mağfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici değildir.
    ENFAL 38. İnkâr edenlere, (sana düşmanlıktan) vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle. Yok, geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir!
    ENFAL 73. Kâfir olanlar da birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz onu (Allah’ın emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENFAL 13 Böyle (olacak), çünkü, onlar Allah'a ve Elçisine karşı geldiler. Kim Allah'a ve Elçisine karşı gelirse muhakkak ki, Allâh'ın cezâsı çetin olur.
    ENFAL 30 İnkâr edenler seni tutup bağlamaları, öldürmeleri, ya da sürmeleri için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allâh da tuzak kuruyordu. Allâh tuzak kuranların en iyisidir. (O, kendisine karşı tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirir).
    ENFAL 31 Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman "İşittik" dediler, "İstesek, biz de bunun gibisini söyleriz. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir!"
    ENFAL 32 Ve: "Allâh'ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azâb getir!" demişlerdi.
    ENFAL 33 Oysa sen onların içinde bulundukça Allâh, onlara azâb edecek değildi ve onlar istiğfar ederlerken (içlerinde istiğfar edenler var iken) de Allâh, onlara azâb edecek değildi.
    ENFAL 38 İnkâr edenlere söyle: "Eğer vazgeçerlerse, geçmişteki (günâhları) kendilerine bağışlanır; yok yine (eski hallerine) dönerlerse, öncekilerin (başlarına gelen Allâh) kanunu geçmiştir (bunların da başına gelecektir. Onu beklesinler).
    ENFAL 73 İnkâr edenler, birbirlerinin velisidirler. Eğer bunu yapmazsanız (mü'minleri bırakıp kâfirleri dost tutarsanız), yeryüzünde fitne ve büyük bir kargaşa olur.


    ALİ İMRAN

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALİ İMRAN 12. De o küfre sapanlara: "Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Ne kötü döşektir o!"
    ALİ İMRAN 21. Allah'ın ayetlerini inkâr edip haksız yere peygamberleri öldürenler ve insanlar içinden adaletle emredenlerin canına kıyanlar var ya, işte onlara korkunç bir azabı muştula.
    ALİ İMRAN 22. Çalışıp ürettikleri hem dünyada hem de âhirette boşa çıkmıştır. Hiçbir yardımcıları da yoktur onların.
    ALİ İMRAN 86. İmanlarından, resulün hak olduğuna tanıklık ettikten ve kendilerine ayan-beyan deliller geldikten sonra küfre sapmış bir topluluğa Allah nasıl kılavuzluk eder? Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALİ İMRAN 12-O, inkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenileceksiniz ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz. O ise ne kötü döşektir!
    ALİ İMRAN 21-Allah'ın ayetlerini tanımayanlara, haksızlıkla peygamberleri öldürenlere ve insanlar içinde adaleti ve insafı emreden kimselere kıyanlara acı bir azap müjdele.
    ALİ İMRAN 22-İşte bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa gitmiş kimselerdir ve onları kurtaracak da yoktur.
    ALİ İMRAN 86-Kendilerine açık deliller gelmiş ve peygamberin hak olduğuna şahitlik etmişken, inananların arkasından nankörlük edip inkara sapan bir milleti, Allah nasıl başarılı kılar! Oysa Allah, zulmedenler topluluğunu başarılı kılmaz.

    DİYANET MEALİ
    ALİ İMRAN 12. (Resulüm!) İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlup olacaksınız ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası kalınacak ne kötü bir yerdir!
    ALİ İMRAN 21. Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onlara acı bir azabı haber ver!
    ALİ İMRAN 22. İşte bunlar dünyada da ahrette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.
    ALİ İMRAN 86. İman etmelerinden, Resul’ün hak olduğuna şahadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALİ İMRAN 12 İnkâr edenlere söyle: "Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir döşektir!"
    ALİ İMRAN 21 Allâh'ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar arasında adâleti emredenleri öldürenler (var ya), onlara, acı bir azâbı müjdele!
    ALİ İMRAN 22 Onların yaptıkları, dünyâda da, âhirette de boşa çıkmıştır ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
    ALİ İMRAN 86 İman ettikten, Resul'ün hak olduğunu gördükten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâr eden bir topluma Allâh nasıl yol gösterir? Allâh, zâlim toplumu doğru yola iletmez.


    AHZAB SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHZAB 66. Gün olur, yüzleri ateşin içinde evrilip çevrilir de şöyle derler: "Vay başımıza! Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke resule itaat etseydik."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHZAB 66-O gün yüzleri ateşte çevrilirken: "Ah ne olurdu bizler Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler.

    DİYANET MEALİ
    AHZAB 66. Yüzleri ateşte evrilip çevrildigi gün: Eyvah bize! Keşke Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHZAB 66 Yüzleri ateşin içinde çevrildiği gün: "Eyvah bize! Keşke Allah'a itâ'at etseydik, Elçiye itâ'at etseydik!" derler.


    NİSA SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NİSA 14. Kim de Allah'a ve onun resulüne isyan eder, Allah'ın sınırlarını da aşarsa, Allah onu, içinde sürekli kalıcı olarak ateşe sokar. Artık onun için yere batırıcı bir azap vardır.
    NİSA 42. Bir gündür ki o, küfre sapıp resule isyan edenler toprağa karışıp gitmeyi isteyecekler ve Allah'tan hiçbir sözü gizleyemeyecekler.
    NİSA 81. "Baş üstüne" diyorlar ama senin yanından ayrıldıklarında, içlerinden bir grup senin söylediğinin tam tersini planlıyor. Allah, onların sabahlara kadar kurup durduklarını yazıyor. Onlardan yüz çevir, Allah'ı vekil et. Vekil olarak Allah yeter.
    NİSA 115. Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme sallarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!
    NİSA 150. Onlar ki Allah'ı ve O'nun resullerini inkär ederler, Allah'la O'nun resulleri arasını açmak isterler de "bir kısmına inanırız, bir kısmını inkâr ederiz" derler; böylece imanla inkâr arasında bir yol tutmak isterler.
    NİSA 151. İşte bunlar gerçek käfirlerdir. Ve biz, kâfirler için yere batırıcı bir azap hazırladık.
    NİSA 153. Ehlikitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Zaten onlar Mûsa'dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Allah'ı bize açıktan göster." Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık-seçik kanıtların gelişi ardından buzağıya taptılar. Biz onların bu günahını da affettik. Biz Mûsa'ya apaçık bir kanıt/bir hükmetme gücü verdik.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NİSA 14-Her kim de Allah'a ve peygamberine isyan edip onun sınırlarını aşarsa Allah onu, içinde sonsuza dek kalmak üzere bir ateşe sokar ve ona alçaltıcı bir azap vardır.
    NİSA 42-İşte o gün inkar edip peygambere asi olanlar şöyle arzu edecekler: Keşke yerle bir edilselerdi de Allah'tan bir tek söz gizlemeselerdi.
    NİSA 81-Sana "Baş üstüne!" diyorlar; sonra da yanından ayrıldıklarında içlerinden bir takımı söylediklerinin aksine tezvirat yapıyorlar, Allah da yaptıkları tezviratı kaydediyor. Onun için sen yüzlerine vurmaktan vazgeç de Allah'a havale et! Allah vekil olarak yeter!
    NİSA 115-Kim de doğru, apaçık belli olduktan sonra peygambere muhalefette bulunur ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu gittiği o yolda bırakır ve kendisini cehenneme boylatırız ki, o ne kötü gidiştir!
    NİSA 150-Allah'a ve peygamberlerine inanmayanlar, Allah'ı tanıyıp peygamberleri tanımayarak aralarında ayırım yapmak isteyenler, "Peygamberlerin kimine inanırız, kimine inanmayız." Diyerek küfür ile iman arasında bir yol tutmak isteyenler,
    NİSA 151-İşte onlar, gerçek kafirlerdir, Biz de kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
    NİSA 153-Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirivermeni istiyorlar. Çok görme: Musa'dan daha da büyüğünü istediler ve: "Allah'ı bize açıkça göster." dediler de zulümleri yüzünden kendilerini yıldırım çarptı. Sonra kendilerine o kadar mucizeler gelmişken tuttular danaya taptılar. Biz bunları bağışladık ve Musa'ya güçlü bir saltanat verdik,

    DİYANET MEALİ
    NİSA 14. Kim Allah'a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını asarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.
    NİSA 42. Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.
    NİSA 81. "Başüstüne" derler, ama yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediğinden başkasını gizlice kurar. Allah da onların gizlice kurduklarını yazar. Sen onlara aldırma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter.
    NİSA 115. Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.
    NİSA 150. Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip “Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız” diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu;
    NİSA 151. İşte gerçekten kâfirler bunlardır. Ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
    NİSA 153. Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, "Bize Allah’ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NİSA 14 Kim de Allah'a ve Elçisi'ne karşı gelir, O'nun sınırlarını aşarsa, Allâh onu, sürekli kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azâb vardır.
    NİSA 42 Nankörlük edip, (Allâh'ın) Elçi(sin)e karşı gelenler, o gün yerin dibine geçirilmeyi isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.
    NİSA 81 "Peki", derler, ama yanından çıkınca içlerinden birtakımı senin söylemiş olduğunun tersini kurar. Allâh, onların geceleyin ne düşünüp kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma, Allah'a dayan. (Sana) vekil olarak Allâh yeter(64).
    64----Hz. Peyğgamber devrinde münâfıklar, İslâm topluluğunu dağıtmak için her çâreye başvurdular. Fakat Allah onların bütün düzenlerini boşa çıkardı. Ortaya çıkma zamanı gelen hakkın önünde hiçbir engel duramaz.
    NİSA 115 Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra Elçi'ye karşı gelir ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası!
    NİSA 150 Onlar ki Allâh'ı ve elçilerini inkâr ederler, Allâh ile elçilerinin arasını ayırmak isterler, "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz!" derler; bu ikisinin (inanmakla inkârın) arasında bir yol tutmak isterler.
    NİSA 151 İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azâb hazırlamışızdır!
    NİSA 153 Kitâp ehli, senden, kendilerine gökten bir Kitâp indirmeni istiyorlar. Mûsâ'dan bundan daha büyüğünü istemişler: "Allâh'ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gürültüsü yakalamıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmişken buzağıyı (tanrı) tutmuşlardı. Bundan da vazgeçtik ve Mûsâ'ya açık bir yetki verdik.

    MUHAMMED SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MUHAMMED 13. Seni yerinden çıkaran o kentinden çok daha kuvvetlice nice kentler vardı ki, biz hepsini helâk ettik; hiçbir yardımcıları olmadı.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MUHAMMED 13-Seni yurdundan çıkaran şehirden daha kuvvetli nice şehirler vardı ki, Biz onları helak ettik de onlara yardım eden yok.

    DİYANET MEALİ
    MUHAMMED 13. Senin şehrinden -ki ora (halkı) seni çıkardı daha kuvvetli nice şehirleri yok ettik; onlara bir yardım eden de çıkmadı.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MUHAMMED 13 Seni (içinden) çıkarmış olan kentten daha kuvvetli nice kent var ki biz onları yok ettik de onlara yardım eden çıkmadı.

    NUR SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NUR 47. "Allah'a ve o resule inandık, boyun eğdik." diyorlar, sonra da içlerinden bir fırka bunun hemen ardından yüz çeviriyor. Bunlar, inanmış insanlar değiller.
    NUR 48. Allah'a ve aralarında hüküm versin diye elçiye çağrıldıklarında, içlerinden bir fırka hemen yüz çevirenler oluveriyor.
    NUR 57. Sakın o küfre sapanların, yeryüzünde âciz bırakıcı güçler olduklarını zannetme. Varacakları yer ateştir onların. Ne kötü dönüş yeridir o, ne kötü!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NUR 47-Bir de: "Allah'a ve peygamberine inandık ve itaat ettik." diyorlar. Sonra onlardan bir kısmı bunun arkasından yan çiziyorlar. Onlar mü'min değillerdir.
    NUR 48-Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıklarında bir de bakarsın bunlardan bir kısmı çekiniyorlar.
    NUR 57-Sakın o küfredenlerin yeryüzünde aciz bırakabilecekrini sanma! Onların varacakları yer ateştir! Şüphesiz o, pek kötü bir gidiştir!

    DİYANET MEALİ
    NUR 47. (Bazı insanlar:) "Allah'a ve Peygamber'e inandık ve itaat ettik" diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.
    NUR 48. Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Peygamber'e çağırıldıklarında, bakarsın ki içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler.
    NUR 57. İnkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacaklarını sanmayasın! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeri!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NUR 47 "Allah'a ve Elçiye inandık ve itâ'at ettik," diyorlar. Sonra onladan bir grup, bunun ardından dönüyor. Bunlar inanmış değillerdir.
    NUR 48 Elçinin, aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Elçisine çağırıldıkları zaman hemen onlardan bir grup yüz çevirirler.
    NUR 57 Nankörlerin, yer yüzünde (Allâh'ı) âciz bırakacaklarını, (Allâh'ın azâbına engel olacaklarını) sanma. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir gidiş yeridir o!

    MÜNAFİKUN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜNAFİKUN 1. Münafıklar sana geldikerinde: "Senin kesinlikle Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz." derler. Senin kesinlikle O'nun elçisi olduğunu Allah zaten biliyor. Ve Allah tanıklık eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar.
    MÜNAFİKUN 5. Onlara, "Hadi gelin, Allah resulü sizin için af dilesin!" dendiğinde kafalarını öteye çevirirler. Ve sen onların böbürlenmiş bir halde dönüp gittiklerini görürsün.
    MÜNAFİKUN 6. Sen onlar için ha af dilemişsin ha dilememişsin. Aleyhlerindeki sonuç aynı kalacaktır. Allah onları asla affetmeyecektir. Çünkü Allah, sapıklar topluluğunu doğruya ve güzele iletmez.
    MÜNAFİKUN 7. Onlar: "Allah resulünün yanındakilere infak edip bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler!" diyen kişilerdir. Oysaki göklerin ve yerin hazineleri, Allah'ın tekelindedir. Ama münafıklar bunu anlamazlar.
    MÜNAFİKUN 8. Şöyle derler: "Eğer Medine'ye dönersek, yemin olsun ki, itibarlı ve baskın olan, ezik ve zayıf olanı oradan çıkaracaktır!" Güç ve itibar Allah'a, onun resulüne ve iman sahiplerine özgüdür. Ama münafıklar bunu bilmezler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜNAFİKUN 1-2-Münafıklar sana geldiklerinde: "Şehadet ederiz, gerçekten sen Allah'ın Resulüsün!" dediler. Allah da biliyor ki, sen şüphesiz O' nun Resulüsün! Bununla beraber Allah şahitlik ediyor ki, doğrusu münafıklar katiyyen yalancıdırlar. Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan çizmektedirler, Doğrusu onlar ne fena yapıyorlar.
    MÜNAFİKUN 5-Onlara: "Gelin Allah'ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin!" denildiği zaman da başlarını bükerler ve görürsün ki büyüklük taslayarak yan çizip giderler.
    MÜNAFİKUN 6-Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de haklarında aynıdır; Allah, onları asla bağışlamaz ve Allah fasıklar güruhunu doğru yola çıkarmaz.
    MÜNAFİKUN 7-Onlar: "Allah'ın Resulünün yanındakilere nafaka vermeyin ki, dağılsınlar!" diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat münafıklar anlamazlar.
    MÜNAFİKUN 8-Diyorlar ki: "Eğer Medine'ye dönersek, herhalde en güçlü, en şerefli olan en zayıf olan alçağı oradan çıkaracaktır." Oysa güç, haysiyet Allah'ın, Resulünün ve müminlerindir, fakat münafıklar bilmezler.

    DİYANET MEALİ
    MÜNAFİKUN l. Münafıklar sana geldiklerinde: Şahitlik ederiz ki sen Allah’ın Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. Allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarını bilmektedir.
    MÜNAFİKUN 5. Onlara: Gelin, Allah’ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların, büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
    MÜNAFİKUN 6. Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış topluluğu doğru yola iletmez.
    MÜNAFİKUN 7. Onlar: Allah’ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.
    MÜNAFİKUN 8. Onlar: Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük, ancak Allah’ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜNAFİKUN 1 Münâfıklar sana geldikleri zaman: "Senin muhakkak Allâh'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz" derler. Senin muhakkak kendisinin elçisi olduğunu Allâh bilir ve Allâh münafıkların yalancı olduklarına tanıklık eder.
    493 Münâfık: ikiyüzlü, içi başka, dışı başka insandır.
    MÜNAFİKUN 5 Onlara: "Gelin, Allâh'ın Elçisi sizin için mağfiret dilesin" dendiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
    MÜNAFİKUN 6 Onlar için mağfiret dilesen de, mağfiret dilemesen de onlar için birdir. Allâh onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allâh, yoldan çıkan topluluğu yola iletmez.
    MÜNAFİKUN 7 Onlar öyle kimselerdir ki: "Allâh'ın Elçisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dağılıp gitsinler" diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allâh'ındır, fakat münâfıklar anlamazlar.
    495 Sûre, Benû Mustalik Gazvesinde geçen şu olay üzerine inmiştir: Mustalik Oğullarının, müslümanlara karşı savaşacaklarını duyan Allah Elçisi, ordusuyla hareket etti. Sahil tarafında bulunan Kadîd nâhiyesi yöresinde Muraysi' adlı su başında Mustalik Oğullarını bozguna uğrattı. Hz. Ömer'in atını süren Cahcâh adlı bir ücretlisi vardı. Bu cahcâh ile, Avf ibn Hazrec Oğullarının andlısı Sinân el-Cuhenî, su başında, suyu daha önce alma yüzünden kavga ettiler. Cahcâh Mekkeli, Sinân Medîneli idi. Sinân: "Ey Ensâr!" diye bağırırken, Cahcâh da: "Ey Muhâcirler!" diye bağırıp yardım istedi. Münâfıkların başı olan Abdullah ibn Übeyy, Mekke'den gelen peygamber'i ve arkadaşlarını kasdederek: "Bize geldiler, barındılar. Vallâhi bizim asıl düşmanımız, şu Kureyş artıklarıdır. Onlara yiyecek vermeyin ki dağılıp gitsinler. Bunlarla olan durumumuz, tıpkı 'Köpeğini semizlet, seni yesin!' diyen adamın durumu gibidir. Ama Medîne'ye dönersek, üstün olan, alçak olanı çıkaracaktır!" dedi. Henüz küçük bir çocuk olan Zeyd ibn Erkam orada bulunuyordu.Gelip peygambere haber verdi Abdullah İbn Ubeyy durumu anlayınca yemin ederek çocuğu yalanladı.Ama bu ayet indi.Peygamberimiz ona kendi gömleğini verdiği gibi cenaze namazını da bizzat kıldırdı.
    MÜNAFİKUN 8 Diyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek üstün olan, alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allâh'a, Elçisine ve mü'minlere mahsustur. Fakat münâfıklar bilmezler.


    MÜCADİLE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜCADİLE 5. Allah'a ve resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin çarpılıp tepelendikleri gibi çarpılıp tepeleneceklerdir. Biz, gerçekleri apaçık gösteren ayetler indirmişizdir. Küfre sapanlar için, rezil edici bir azap vardır.
    MÜCADİLE 8. Görmedin mi şu fısıldaşmaktan yasaklananları ki, biraz sonra, yasaklanmış oldukları şeye dönüyorlar ve günah, düşmanlık, peygambere isyan konusunda fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde, seni Allah'ın selamlamadığı biçimde selamlıyorlar. Kendi içlerinde

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜCADİLE 5-Muhakkak ki, Allah ve peygamberine had yarışın (onlann koyduğu sınırlardan başka sınırlar koymağa) kalkanlar, tıpkı kendilerinden öncekilerin çarpıldıkları gibi (helaka) çarpılırlar; Oysa Biz açık açık ayetler de indirmiştik. Kafirlere ise alçaltıcı bir azap vardır.
    MÜCADİLE 8-Bakmaz mısın şunlara ki, gizli konuşmaktan yasaklandılar da sonra dönüp yasaklandıkları şeyi yapıyorlar; günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelme hususunda fısıldaşıyorlar. Yanına geldikleri zaman da seni Allah'ın sağlıklamadığı (selamlamadığı) bir tarzda sağlıklıyorlar ve kendi içlerinden de: "Allah, bize söylediklerimiz yüzünden azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter, ona yaslanacaklardır. Artık o ne kötü akibettir!

    DİYANET MEALİ
    MÜCADİLE 5. Allah'a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz apaçık ayetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.
    MÜCADİLE 8. Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah’ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi? Derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜCADİLE 5 Allah'a ve Elçisine karşı gelen (onların koyduğu sınırlardan başka sınırlar koymağa kalkan)lar kendilerinden öncekilerin tepelendikleri gibi tepeleneceklerdir! Biz açık açık âyetler indirdik. kâfirler için küçük düşürücü bir azâb vardır.
    MÜCADİLE 8 Görmedin mi şu adamları ki gizli gizli konuşmaktan menedildikleri halde yine o menedildikleri işe dönüyorlar; günâh, düşmanlık, Elçiye isyân hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman seni, Allâh'ın selâmlamadığı bir tarzda selâmlıyorlar ve kendi içlerinde de: "Bu dediğimizden ötürü Allâh bize azâb etse ya" diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü gidilecek yerdir orası!



    FETİH SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FETİH 12. Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönmeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.
    FETİH 13. Kim Allah'a ve resulüne iman etmezse bilsin ki biz, inkârcılar için alevli bir ateş hazırladık.
    FETİH 15. Geri bırakılanlar, ganimetleri almak üzere gittiğiniz zaman şöyle diyecekler: "İzin verin, biz de size uyalım!" Onlar Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bize asla uyamazsınız! Allah önceden de böyle buyurmuştu." Bu kez şöyle diyecekler: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.
    FETİH 16. Bedevilerden, geri bırakılmış olanlara de ki: "Siz yakında çok zorlu savaş veren bir kavimle çarpışmaya çağrılacaksınız. Ya onlarla çarpışırsınız, yahut onlar Müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Yok eğer önceden döndüğünüz gibi yüz çevirirseniz, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FETİH 12-Doğrusu siz, peygamberin ve müminlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sandınız; bu, kalplerinizde allandı pullandı ve kötü zanna düştünüz de düşkün blr topluluk oldunuz.
    FETİH 13-Herkim Allah'a ve peygamberine inanmazsa, bilsin ki, Biz kafirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.
    FETİH 15-Sizler bir takım ganimetleri almaya gittiğinizde o geri bırakılanlar yakında diyecekler: "Bırakın bizi, arkanızdan gelelim!" Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isteyecekler. De ki: "Siz asla bizim arkamızdan gelmeyeceksiniz; hakkınızda bundan önce Allah böyle buyurdu." Ona da diyecekler ki: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!" Hayır onlar, ince anlamaz, anlayışları az kimselerdir.
    FETİH 16-O (savaştan) geri bırakılan bedevilere de ki: "Siz, ileride çok zorlu savaşçı bir toplulukla savaşmaya çağrılacaksınız. Onlarla savaşırsınız, yahut müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verir ve eğer bundan önce yaptığınız gibi aksine giderseniz sizi acı bir azaba çarptınr.

    DİYANET MEALİ
    FETİH 12. Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
    FETİH 13. Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artik namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
    FETİH 15. Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey çok kötüdür!
    FETİH 16. Onlar yeminlerini kalkan yapıp Allah’ın yolundan alıkoydular. Bu yüzden onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FETİH 12 Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha âilelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
    FETİH 13 Kim Allah'a ve Elçisine inanmazsa bilsin ki, biz, kâfirler için alevli bir ateş hazırlamışızdır.
    FETİH 15 O geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğiniz zaman: "Bizi bırakın, sizinle beraber gelelim," diyecekler. Onlar, Allâh'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, bizimle gelemezsiniz. Allâh, önceden böyle buyurdu." Onlar: "Bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar.
    FETİH 16 O geride kalan göçebe Araplara de ki: "Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmağa da'vet edileceksiniz, onlarla (ya) dövüşürsünüz, yahut (onlar) müslüman olurlar. Eğer itâ'at ederseniz, Allâh size güzel bir mükâfât verir; (yok) eğer önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, size acı bir şeklide azâbeder.


    MAİDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MAİDE 33. Allah ve resulüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur: Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir yahut bulundukları yerden sürülürler. Bu onlar için dünyada bir rezilliktir. Âhirette de onlara büyük bir azap vardır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MAİDE 33-Allah'a ve peygamberine karşı savaşmaya kalkışan ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, öldürülmelerinden veya asılmalarından veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesinden veya bulundukları yerden sürülmelerinden başka bir şey olmaz. Bu, onların dünyada çekecekleri bir zillettir. Ahirette ise kendilerine büyük bir azap vardır.

    DİYANET MEALİ
    MAİDE 33. Allah ve Resulüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahrette de büyük azap vardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MAİDE 33 Allah ve elçisiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmağa çalışanların cezası: (ya) öldürülmeleri, ya asılmaları, ya ellerinin, ayaklarının çapraz kesilmesi veya bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyâda çekecekleri rezilliktir. Âhirette ise onlara büyük bir azâb vardır.


    TEVBE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEVBE 2. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın ve bilin ki siz, Allah'ı âciz bırakamazsınız. Şu da bir gerçek ki, Allah küfre batanları rezil eder.
    TEVBE 6. Eğer müşriklerden biri senden güvence dilerse/senin yanına gelmek, sana komşu olmak isterse, ona güvence verip yakınlaşma isteğini kabul et ki, Allah'ın kelamını dinleyebilsin. Sonra da onu, güvenli gördüğü yere kadar götür. Böyle yapmanın gerekçesi şudur: Bunlar bilmeyen bir topluluktur.
    TEVBE 29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, Allah'ın ve resulünün yasakladığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğerek kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın.
    TEVBE 45. Ancak Allah'a ve âhiret gününe inanmayanlar, kalpleri kuşkuyla karışmış olup da işkilleri içinde çalkanıp duranlar, sefere katılmak için senden izin isterler.
    TEVBE 50. Sana bir iyilik isabet etse bu onları üzer. Sana bir musibet dokunsa: "İşimizi önceden sağlam tutmuşuz." derler ve kibirli bir sevinçle dönüp giderler.
    TEVBE 51. De ki onlara: "Hakkımızda Allah'ın yazdığından başkası bize asla ulaşmaz. O'dur bizim Mevlâ'mız. Yalnız Allah'a güvenip dayansın inananlar."
    TEVBE 52. De ki: "Bizim için iki güzelliğin birinden başkasını mı bekliyorsunuz? Biz de size Allah'ın, kendi katından veya bizim ellerimizle bir azap çarptırmasını bekliyoruz. Artık bekleyin, sizinle beraber biz de bekliyoruz."
    TEVBE 53. Şunu da söyle: "İster kendi arzunuzla ister baskı ve zorla infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, yoldan çıkan bir topluluk oldunuz."
    TEVBE 59. Ne olurdu, bunlar, Allah ve resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalardı da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir; resulü de. Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız."
    TEVBE 61. İçlerinden bazıları da o Peygamber'i incitirler ve şöyle derler: "O, her şeye kulak kesilir." De ki: "Hayır kulağıdır sizin için o; Allah'a iman eder, müminlere güvenir. İnananlarınız için de bir rahmettir o." Allah'ın resulüne eza edenler için korkunç bir azap öngörülmüştür.
    TEVBE 62. Sizin gönlünüzü hoş etmek için Allah'a yemin ederler. Eğer bunlar inanmış iseler Allah'ın ve resulünün hoşnutluğunu öne almaları daha uygun düşer.
    TEVBE 63. Bilmediler mi ki, her kim Allah'a ve resulüne kafa tutarsa ona, içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır. Büyük rezillik işte budur.
    TEVBE 64. İkiyüzlüler, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin tepelerine inmesinden çekinir dururlar. De ki: "Siz alay edin. Allah, o çekinip durduklarınızı ortaya çıkaracaktır."
    TEVBE 65. Onlara sorarsan elbette şöyle diyeceklerdir: "Lakırdıya dalmış, şakalaşıyorduk, hepsi bu!" De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle, O'nun resulüyle mi eğleniyordunuz?"
    TEVBE 81. Allah'ın resulüne ters düşmek için arkada kalanlar, çöküp oturdukları için sevindiler; Allah yolunda, mallarıyla canlarıyla didinmeyi tiksindirici bulup şöyle dediler: "Bu sıcakta seferber olmayın." De ki: "Hararet bakımından cehennem daha zorludur." Bir anlayabilselerdi!
    TEVBE 82. Kazanır oldukları yüzünden artık az gülsünler, çok ağlasınlar.
    TEVBE 83. Bundan böyle Allah, seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de savaşa çıkmak için senden izin isterlerse şöyle söyle: "Benimle birlikte ebediyen çıkmayacaksınız, benimle birlikte herhangi bir düşmanla savaşmayacaksınız. İlk defasında oturup kalmayı yeğlemiştiniz. O halde geri kalanlarla birlikte oturadurun."
    TEVBE 84. Onlardan ölen biri üzerine sonsuza dek dua etme; böyle birinin mezarı başında da durma. Bunlar Allah'a ve resulüne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış olarak ölüp gittiler.
    TEVBE 85. Malları da evlatları da seni imrendirmesin. Allah bunlarla, dünyada onlara azap etmek istiyor. Kâfir olarak çıkaracaktır canları.
    TEVBE 86. "Allah'a inanın, O'nun resulüyle beraber savaşa çıkın" anlamında bir sure indirildiği zaman, onların imkân ve servet sahibi olanları, senden izin isteyerek şöyle demişlerdi: "Bırak bizi, oturanlarla beraber olalım."
    TEVBE 94. Dönüp yanlarına geldiğinizde sizden özür dilerler. De ki: "Özür dilemeyin. Size asla inanmayacağız. Allah bize sizin hallerinizden birçoğunu haber vermiştir. Yapıp ettiğinizi Allah da resulü de görecektir. Sonra görünmeyen ve görünen âlemleri bilenin huzuruna çıkarılacaksınız da O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.
    TEVBE 97. Çöl Arapları; küfür, parçalanma/ikiyüzlülük yönünden daha şiddetli; Allah'ın resulüne indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEVBE 2-Bundan böyle yeryüzünde dört ay istediğiniz gibi dolaşın; şunu da bilin ki, siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz ve Allah, herhalde kafirleri rezil edecek!
    TEVBE 6-Ve eğer müşriklerden biri senden aman dileyerek yakınına gelmek isterse, Allah'ın kelamını dinleyebilmesi için ona aman ver, sonra onu güven duyacağı yere kadar gönder; çünkü onlar gerçeği bilmez bir toplulukturlar.
    TEVBE 29-Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Peygamberinin haram ettiğini haram tanımayan ve hak dinini din edinmeyenlere küçülmüş oldukları halde kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın!
    TEVBE 45-Ancak, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan ve kalpleri işkilli olup işkilleri içinde çalkalanlar savaşa çıkmak için, senden izin isterler.
    TEVBE 50-Sana bir güzellik kısmet olursa, bu onların zoruna gider ve eğer sana bir kötülük dokunursa: "Biz tedbirimizi önceden almıştık!" derler ve sevinerek dönüp giderler.
    TEVBE 51-De ki: "Bize hiçbir zaman Allah'ın yazdığından başkası ulaşmaz. O, bizim Mevlamızdır ve mü'minler onun için yalnız Allah'a dayanıp güvensinler!"
    TEVBE 52-De ki: "Siz, bizim için ancak iki güzel şeyden birini bekleyebilirsiniz. Biz ise size, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle bir azap indirmesini bekliyoruz. O halde bekleyin, biz de sizinle birlikte bekliyoruz!"
    TEVBE 53-De ki: "İster gönüllü, ister zoraki verin, verdikleriniz hiçbir zaman kabul edilmeyecektir, çünkü siz yoldan çıkmış bir güruh oldunuz."
    TEVBE 59-Ne olurdu bunlar, Allah ve Peygamberi kendilerine ne verdiyse ona razı olsaydılar da: "Bize Allah yeter, Allah bize lütfundan yine verir, peygamberi de. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır." deselerdi.
    TEVBE 61-Yine içlerinden peygamberi inciten ve: "O, her söyleneni dinler bir kulaktır." diyenler vardır. De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır, Allah'a inanır, mü'minlere inanır ve iman edenleriniz için bir rahmettir." Allah'ın peygamberini incitenler için de acı bir azap vardır.
    TEVBE 62-Size gelir hoşnutluğunuzu kazanmak için Allah'a yemin ederler, oysa eğer bunlar mü'minseler, daha önce Allah'ın ve peygamberinin rızasını düşünmeleri gerekir.
    TEVBE 63-Yoksa onlar hala bilmediler mi ki, kim Allah ve peygamberiyle yarış etmeye kalkarsa, ona kesinlikle sonsuza dek kalmak üzere cehennem ateşi vardır. İşte rezilliğin büyüğü odur.
    TEVBE 64-Münafıklar, kalplerinde olanı bütünüyle kendilerine haber verecek bir surenin tepelerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Alay edin bakalım; çünkü Allah, o çekindiklerinizi meydana çıkaracaktır!"
    TEVBE 65-Şayet kendilerine sorsan "Biz, sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Siz Allah ile, ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?"
    TEVBE 81-Arkada kalıp savaşa gitmeyenler, Allah'ın Resulüne karşı koymak üzere, yerlerinde oturup kalmalarına sevindiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar ve: "Bu sıcakta sefere çıkmayın!" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcak!" Keşke duysalardı!
    TEVBE 82-Artık kazandıkları günahın cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar!
    TEVBE 83-Bundan böyle Allah seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de, başka bir cihada çıkmak için senden izin isterlerse: "Artık siz benimle beraber savaşa çıkmayacaksınız ve hiçbir düşmana karşı benimle birlikte savaşmayacaksınız. Daha önce de oturup kalmayı arzu ettiniz, şimdi de geri kalanlarla beraber oturun!" de.
    TEVBE 84-Ve içlerinden ölen birinin asla namazını kılma ve kabri başında da durma; çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar ve kafir olarak can verdiler.
    TEVBE 85-Onların ne malları, ne de evlatları senin gözüne batmasın. Allah onlara dünyada ancak bununla azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor, başka birşey değil!
    TEVBE 86. " Allah'a iman edin ve Resulü ile beraber cihada gidin!" diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve: "Bırak bizi oturanlarla beraber olalım!" dediler.
    TEVBE 94-Yanlarına döndüğünüzde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin, asla size inanmayacağız! Doğrusu Allah bize durumunuzdan birçok haberler verdi; bundan böyle de Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir; sonra hepiniz gizliyi aşikarı bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz. O vakit O, size neler yaptığınızı haber verecektir.
    TEVBE 97-Bedeviler küfür ve nifak bakımından daha beterdirler; bununla beraber Allah'ın Resulüne indirdiği hükümlerin sınırlarını bilmemeye daha layıktırlar; Allah, bilendir, hikmet sahibidir.

    DİYANET MEALİ
    TEVBE 2. (Ey müşrikler!) Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. İyi bilin ki siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz; Allah ise kâfirleri rezil (ve perişan) edecektir.
    TEVBE 6. Ve eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah’ın kelâmını işitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (Müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. İşte bu (müsamaha), onların, bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır.
    TEVBE 29. Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahret gününe inanmayan, Allah ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.
    TEVBE 45. Ancak Allah'a ve ahret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, kuşkuları içinde bocalayanlar senden izin isterler.
    TEVBE 50. Eğer sana bir iyilik erişirse, bu onları üzer. Ve eğer başına bir musibet gelirse, "İyi ki biz daha önce tedbirimizi almışız" derler ve böbürlenerek dönüp giderler.
    TEVBE 51. De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim mevlâmızdır. Onun için müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.
    TEVBE 52. De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah’ın, ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi, bekleyin; şüphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz.
    TEVBE 53. De ki: İster gönüllü verin ister gönülsüz, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz yoldan çıkan bir topluluk oldunuz.
    TEVBE 59. Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Resulü de. Biz yalnız Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu).
    TEVBE 61. (Yine o münafıklardan:) O (Peygamber, her söyleneni dinleyen) bir kulaktır, diyerek peygamberi incitenler de vardır. De ki: O, sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o Allah'a inanır, müminlere güvenir ve o, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah’ın Resulüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.
    TEVBE 62. Rızanızı almak için size (gelip) Allah'a and içerler. Eğer mümin iseler Allah ve Resulünü razı etmeleri daha doğrudur.
    TEVBE 63. (Hâlâ) bilmediler mi ki, kim Allah ve Resulüne karşı koyarsa elbette onun için, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rüsvaylıktır.
    TEVBE 64. Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin müminlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır.
    TEVBE 65. Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış sakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile O'nun ayetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
    TEVBE 81. Allah’ın Resulüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; "bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!
    TEVBE 82. Artık kazanmakta olduklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar!
    TEVBE 83. Eğer Allah seni onlardan bir gurubun yanına döndürür de (Tebük seferinden Medine'ye döner de başka bir savaşa seninle beraber) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: Benimle beraber asla çıkmayacaksınız ve düşmana karşı benimle beraber asla savaşmayacaksınız! Çünkü siz birinci defa (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalanlarla (kadın ve çocuklarla) beraber oturun!
    TEVBE 84. Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla namaz kılma; onun kabri başında da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resulünü inkâr ettiler ve fâsık olarak öldüler.
    TEVBE 85. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Çünkü Allah, bunlarla ancak dünyada onların azaplarını çoğaltmayı ve onların kâfir olarak canlarının güçlükle çıkmasını istiyor.
    TEVBE 86. "Allah'a inanın, Resulü ile beraber cihad edin" diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım, dediler.
    TEVBE 94. (Seferden) onlara döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: (Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmiştir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Resulü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.
    TEVBE 97. Bedevîler, kâfirlik ve münafıklık bakımından hem daha beter, hem de Allah’ın Resulüne indirdiği kanunları tanımamaya daha yatkındır. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEVBE 2 Dört ay daha yeryüzünde dolaşın, bilin ki siz, Allâh'ı âciz bırakamazsınız ve Allâh, kâfirleri rezil, perişan edecektir!
    TEVBE 6 Ve eğer ortak koşanlardan biri güvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanına al ki, Allâh'ın sözünü işitsin; sonra onu güven içinde bulunacağı yere ulaştır. Böyle (yap), çünkü onlar, bilmez bir topluluktur.
    TEVBE 29 Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, Allâh'ın ve Elçisinin harâm kıldığını harâm saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kimselerle, küçül(üp boyun eğ)erek elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın.
    TEVBE 45 Ancak Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya düşmüş ve şüpheleri içinde bocalayıp duranlar, (geri kalmak için) senden izin isterler.
    TEVBE 50 Sana bir iyilik ulaşsa (bu,) onların hoşuna gitmez ve eğer sana bir kötülük ulaşsa: "Biz önceden (sefere katılmamakla) başımızın çaresine bakmışız" derler, sevinerek döner(gider)ler.
    TEVBE 51 De ki: "Allâh, bizim için ne yazmış (ne takdir etmiş) ise ancak o, bize ulaşır, bizim sâhibimiz O'dur. İnananlar Allah'a dayansınlar."
    TEVBE 52 De ki: "Bize yalnız iki iyilikten (ya gâzilik veya şehidlikten) birini gözetmiyor musunuz? Ama biz, Allâh'ın size ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azâb ulaştırmasını gözetiyoruz. Haydi gözetin, biz de sizinle beraber gözetenleriz."
    TEVBE 53 De ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz sadaka verin: sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkan bir kavimsiniz!"
    TEVBE 59 (Ne olur) onlar, Allâh'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine râzı olup: "Allâh bize yeter, yakında Allâh da bize bol lutfundan verecek, Elçisi de; biz sadece Allah'a rağbet ederiz (yalnız O'ndan umarız)." deselerdi!
    TEVBE 61 İçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler: "O, (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır." derler. De ki: "(O), sizin için hayır kulağıdır. Allah'a inanır, mü'minlere inanır. Sizden inananlar için de (O), bir rahmettir, Allâh'ın Elçisini incitenlere acı bir azâb vardır."
    TEVBE 62 Gönlünüzü hoş etmek için size (gelip) Allah'a yemin ederler. Halbuki inanmış olsalardı, Allâh'ı ve Resulünü hoşnud etmeleri daha uygundu.
    TEVBE 63 Bilmediler mi ki kim Allah'a ve Elçisine karşı koymağa kalkarsa onun için sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte, büyük rezillik budur.
    TEVBE 64 Münafıklar, kendileri hakkında, kalblerinde bulunanı kendilerine haber verecek bir sûrenin indirileceğinden çekiniyorlar. De ki; "Siz alay edin, Allâh çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır.
    TEVBE 65 Eğer onlara sorsan: "Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk!" derler. De ki: "Allâh ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun Elçisi ile mi alay ediyordunuz?"
    TEVBE 81 Allâh'ın Elçisinin arkasından oturmakla sevindiler, mallarıyle ve canlarıyle cihâdetmekten hoşlanmadılar: "Sıcakta sefere çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!
    TEVBE 82 Artık kazandıkları işlere karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar!
    TEVBE 83 Eğer Allâh, seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de (onlar savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse "Asla benimle çıkmayacaksınız, benimle beraber düşmanla savaşmayacaksınız. Siz ilk önce oturmağa râzı olmuştunuz. Öyle ise geri kalanlarla beraber oturun!"de.
    TEVBE 84 Ve Onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma, onun kabri başında durma. Çünkü onlar Allâh'ı ve Elçisini tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler.
    TEVBE 85 Onların malları ve evlâdları seni imrendirmesin; Allâh onlara dünyâda, bunlarla azâbetmeyi ve kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.
    TEVBE 86 "Allah'a inanın, Elçisiyle beraber cihâdedin!" diye bir sûre indirildiği zaman içlerinden servet sâhibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler.
    TEVBE 94 (Seferden) geri dönüp onların yanına geldiğiniz zaman sizden özür dilerler. De ki: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız! Allâh bize sizin haberlerinizden (bize karşı çevirdiğiniz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptığınızı Allâh da görecek, Elçisi de. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilenin huzûruna döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek."
    TEVBE 97 Bedevi Araplar, küfür ve iki yüzlülükçe daha yaman ve Allâh'ın, Elçisine indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamağa daha müsâittirler. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

    ----6----

    PEYGAMBERİMİZ VE ÖTEKİ ALEMLER




    galaks__uzay.jpg


    TEKVİR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEKVİR 23. Yemin olsun ki, onu apaçık ufukta gördü.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEKVİR 23-Vallahi onu (Cebrail) açık ufukta gördü.

    DİYANET MEALİ
    TEKVİR 23. Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEKVİR 23 Andolsun (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.


    NECM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NECM 8. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı,
    NECM 9. İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.
    NECM 10. Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.
    NECM 11. Kalp yalanlamadı gördüğünü.
    NECM 13. Yemin olsun ki onu bir başka inişte de görmüştü.
    NECM 14. Son sınır ağacı, Sidretül Münteha yanında.
    NECM 17. Göz ne kayıp şaştı ne azıp haddi aştı.
    NECM 18. Yemin olsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NECM 8-Sonra yaklaştı ve sarktı.
    NECM 9-Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın;
    NECM 10-kuluna verdiği vahyi verdi.
    NECM 11-Gözün gördüğüne kalp yalan demedi.
    NECM 13-Andolsun ki, o onu bir kez daha inişinde gördü;
    NECM 14-ki, Cennetu'l-Me'va onun yanındadır.
    NECM 17-Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı.
    NECM 18-Andolsun ki, Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü.

    DİYANET MEALİ
    NECM 8. Sonra (Muhammed'e) yaklaştı,(yere doğru)sarktı.
    NECM 9. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
    NECM 10.Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.
    NECM 11.(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
    NECM 13. Andolsun onu, önceden bir defa daha görmüştü,
    NECM 14.Sidretü'l-Müntehâ'nin yanında.
    NECM 17. Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.
    NECM 18. Andolsun o, Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NECM 8 Sonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı.
    NECM 9 (Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı.
    NECM 10 Kuluna, vahyettiğini vahyetti.
    NECM 11 Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü).
    NECM 13 Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü;
    NECM 14 Sidretü'l-Müntehâ(uzak ağaç)ın yanında,
    NECM 17 (Muhammed'in) Göz(ü) şaşmadı ve azmadı.
    NECM 18 Andolsun, Rabbinin büyük âyetlerinden bazılarını gördü.


    İSRA SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İSRA 1- Bütün varlıkların tespihi o kudretdir ki, ayetlerimizden bazılarını kendisine gösterelim/kendisini ayetlerimizden bir parça olarak gösterelim diye kulunu, gecenin birinde Mescit-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya yürütmüştür. Hiç kuşkusuz, O'dur Semî' ve Basîr.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İSRA 1-Uzaktır bütün noksanlıklardan O ki, kulunu bir gece Mescidi Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya götürdü; ona ayetlerimizden gösterelim diye. Gerçek şu ki, O'dur işiten gören!

    DİYANET MEALİ
    İSRA 1. Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İSRA 1 Eksiklikten uzaktır O (Allâh) ki gecenin bir vaktinde kulunu, âyetlerimizden bir bölümünü, kendisine göstermemiz için, Mescid-i Harâm'dan, çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya yürüttü. Gerçekten O, işitendir, görendir.


    MÜMİNUN SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMİNUN 95. Biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi sana göstermeye elbette kadiriz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMİNUN 95-Şüphesiz ki Biz, onlara yaptığımız tehdidi sana gösterme gücüne sahibiz elbette.

    DİYANET MEALİ
    MÜMİNUN 95. Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMİNUN 95 Biz, onları tehdidettiğimiz şeyi sana göstermeğe elbette kâdiriz (onları cezâlandıracağız ve sen bunu göreceksin).


    RAD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RAD 40. Ya onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    RAD 40-Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana kesinlikle göstersek de yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek de muhakkak sana düşen tebliğ etmek, hesap ise bize aittir.

    DİYANET MEALİ
    RAD 40. Biz, onlara vâdettiğimizin (azabın) bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah’ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bize aittir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RAD 40 Ya onları uyardığımız şeylerin bir kısmını sana gösteririz, ya da (bundan önce) senin canını alırız (fark etmez). Sana düşen, sadece duyurmaktır. Hesap görmek bize düşer.


    ALİ İMRAN SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALİ İMRAN 44. Bu, gayb haberlerindendir ki, sana vahyediyoruz. Onlar, Meryem'in bakımını kimin üstleneceğini belirlemek için kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Çekiştikleri sırada da yanlarında değildin.
    ALİ İMRAN 58. İşte bu sana ayetlerden ve hikmetlerle dolu Zikir'den okuduğumuzdur.
    ALİ İMRAN 61. Sana ilimden bir nasip geldikten sonra, hak konusunda seninle tartışana de ki: "Gelin; oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, öz benliklerimizi ve öz benliklerinizi çağıralım, mübâhele edelim de Allah'ın lanetini yalancılar üzerine salalım."( Mubahele ayeti )

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALİ İMRAN 44-Bu, sana vahy ile bildirdiğimiz gayb haberlerindendir, Ey Muhammed, yoksa, Meryem'i hangisi himayesine alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken de çekişirlerken de sen yanlarında değildin.
    ALİ İMRAN 58-İşte o hükmü, Biz sana bu ayetlerde ve hikmetlerle dolu Kur'an'dan aşama aşama okuyoruz.
    ALİ İMRAN 61-Sana gelen ilimden sonra artık her kim seninle tartışmaya kalkarsa de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı çağıralım, kendimiz ve kendiniz de onlarla bir araya gelelim. Sonra can u gönülden dua edip Allah'ın lanetini yalancıların boynuna geçirelim!"

    DİYANET MEALİ
    ALİ İMRAN 44. (Resulüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz Gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.
    ALİ İMRAN 58. (Resulüm!) Bu söylenenleri biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kuran’dan okuyoruz.
    ALİ İMRAN 61. Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALİ İMRAN 44 (Ey Muhammed) Bunlar sana vahyettiğimiz, görünmez âlemin haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye (kur'a) oklarını atarlarken sen onların yanında değildin; birbirleriyle çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin.
    ALİ İMRAN 58 İşte bu sana okuduğumuz, o âyetlerden ve o hikmetli Zikir(Kitap)dandır.
    ALİ İMRAN 61 Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya kalkarsa, de ki: "Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra gönülden la'netle du'â edelim de, Allâh'ın la'netini yalancıların üstüne atalım!"


    FETİH SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FETİH 27. Yemin olsun ki Allah, resulüne o rüyayı hak olarak doğru çıkarmıştır. Allah dilerse, başlarınızı tıraş etmiş, saçlarınızı kısaltmış olarak güven içinde, korku duymadan Mescid-i Haram'a mutlaka gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi de bundan önce size yakın bir fetih nasip etti.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FETİH 27-Andolsun ki, Allah gerçekten peygamberine o rüyayı hakkıyla doğru gösterdi, Şanıma yemin ederim ki, İnşaallah Mescid-i Haram'a güvenlik içinde başlarınızı kazıtarak, kırkarak korkusuzca gireceksiniz! Ancak O, sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de ondan önce yakın bir fetih verdi.

    DİYANET MEALİ
    FETİH 27. Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FETİH 27 Andolsun, Allâh, Elçisinin rüyâsını doğru çıkardı. Allâh dilerse, başlarınızı (kökten) traş ederek ve(ya) saçlarınızı kısaltarak, korkmadan, güven içinde Mescid-i Harâm'a gireceksiniz. Allâh sizin bilmediğinizi bildi, bundan önce size yakın bir fetih verdi.

    ----7----

    1443017l.jpg

    EY MUHAMMED DE Kİ !

    KAFİRUN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KAFİRUN 1. De ki: "Ey nankör kâfirler!
    KAFİRUN 2. Kulluk etmem sizin kulluk ettiğinize.
    KAFİRUN 3. Siz de ibadet etmezsiniz benim ibadet ettiğime.
    KAFİRUN 4. Kul değilim sizin taptığınıza,
    KAFİRUN 5. Ve ibadet edenler değilsiniz benim ibadet ettiğime.
    KAFİRUN 6. Sizin dininiz size, benim dinim bana!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KAFİRUN 1-De ki: "Ey kafirler,
    KAFİRUN 2-tapmam o taptıklarınıza!
    KAFİRUN 3-Siz de benim kulluk ettiğime tapanlardan değilsiniz.
    KAFİRUN 4-Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza.
    KAFİRUN 5-hem de siz, benim kulluk ettiğime tapıcılardan değilsiniz.
    KAFİRUN 6-Size dininiz, bana dinim (sizin dininiz size, benim dinim bana)!

    DİYANET MEALİ
    KAFİRUN 1-De ki: "Ey kâfirler,
    KAFİRUN 2-tapmam o taptıklarınıza!
    KAFİRUN 3-Siz de benim kulluk ettiğime tapanlardan değilsiniz.
    KAFİRUN 4-Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza.
    KAFİRUN 5-hem de siz, benim kulluk ettiğime tapıcılardan değilsiniz.
    KAFİRUN 6-Size dininiz, bana dinim (sizin dininiz size, benim dinim bana)!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KAFİRUN 1 De ki: Ey nânkörler,
    KAFİRUN 2 Ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam;
    KAFİRUN 3 Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız.
    KAFİRUN 4 Ben asla sizin yapmakta olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim.
    KAFİRUN 5 Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz.
    KAFİRUN 6 Sizin dininiz size, benim dinim banadır.


    SAD SURESİ



    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SAD 65. De ki: "Ben, sadece bir uyarıcıyım. O Vâhid ve Kahhâr Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
    SAD 66. "Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbi'dir O. Azîz ve Gaffâr..."
    SAD 67. De ki: "Büyük bir haberdir o."
    SAD 68. "Yüz çevirip duruyorsunuz ondan."
    SAD 69. "Onlar tartışırlarken, o yüce konsey hakkında benim hiçbir bilgim yoktu."
    SAD 70. "Bana, sadece açık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor."
    SAD 86. De ki: "Tebliğime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ben size kendiliğimden/zorlamayla yükümlülük getirenlerden de değilim."
    SAD 87. Bu, âlemler için bir Zikir'den başka şey değildir.
    SAD 88. Yemin olsun, bir süre sonra onun haberini bileceksiniz.


    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SAD 65-De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur."
    SAD 66-O göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin çok güçlü, çok bağışlayan Rabbi.
    SAD 67-De ki: "Bu (Kur'an) bir büyük haberdir;
    SAD 68-Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
    SAD 69-Benim bir bilgim olmazdı, (insanın yaratılışı hakkında) melekler yüce mecliste tartışırlarken.
    SAD 70-Fakat ben açık bir uyarıcı olduğum için o bilgi bana vahyolunuyor."
    SAD 86-De ki: "Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve ben yapmacık davrananlardan da değilim.
    SAD 87-O (Kur'an) bütün alemler için sırf bir zikir, bir öğüttür.
    SAD 88-Ve herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."

    DİYANET MEALİ
    SAD 65. (Resulüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve kahhar olan Allah'tan başka bir tanrı yoktur.
    SAD 66. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bağışlayıcıdır.
    SAD 67. De ki: "Bu büyük bir haberdir."
    SAD 68. "Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
    SAD 69. Onlar orada tartışırken benim mele-i âlâ hakkında hiçbir bilgim yoktu.
    SAD 70. Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.
    SAD 86. (Resulüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.
    SAD 87. Bu Kur'an, ancak âlemler için bir öğüttür.
    SAD 88. Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SAD 65 De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve (her şeyi) kahreden Allah'tan başka tanrı yoktur."
    SAD 66 "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, dâimâ üstündür, çok bağışlayandır."
    SAD 67 De ki: "O, büyük bir haberdir."
    SAD 68 "(Ama gafletinizden dolayı) Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
    SAD 69 "Yüce topluluk tartışırlarken (aralarında) neler geçtiği hakkında bir bilgim yoktu."
    SAD 70 "Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için (bu bilgi) bana vahyediliyor."
    SAD 86 De ki: "Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Ve ben yapmacık yapanlardan, (uydurma şeylerle peygamberlik taslayanlardan) değilim."
    SAD 87 "O (Kur'ân), ancak bütün âlemlere öğüttür."
    SAD 88 Bir süre sonra "Onun haberi(nin doğruluğu)nu gâyet iyi bileceksiniz!"


    FELAK SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FELAK 1. De ki: "Yarılan karanlıktan çıkan sabahın Rabbine/yarılışlardan fışkıran oluşun Rabbine sığınırım!
    FELAK 2. Yarattıklarının şerrinden,
    FELAK 3. Çöktüğü zaman karanlığın/gelip çattığı zaman göz perdelenmesinin/tutulduğu zaman Ay'ın/battığı zaman Güneş'in/taştığı zaman şehvetin/soktuğu zaman yılanın/ümit kırdığı zaman musibetin şerrinden!
    FELAK 4. Düğümlere üfleyip tüküren üfürükçülerin şerrinden!
    FELAK 5. Kıskandığı zaman hasetçinin şerrinden..."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FELAK 1-De ki: "Sığınırım o sabahın Rabbine,
    FELAK 2-yarattığı şeylerin şerrinden,
    FELAK 3-Karanlığı çöküp bastırdığında bir gecenin şerrinden,
    FELAK 4-o düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden
    FELAK 5-ve kıskançlık gösterdiğinde bir kıskancın şerrinden!"

    DİYANET MEALİ
    FELAK 1. De ki:"Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım,
    FELAK 2.Yarattığı şeylerin şerrinden,
    FELAK 3.Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
    FELAK 4.Ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden,
    FELAK 5.Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FELAK 1 De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe;
    FELAK 2 Yarattığı şeylerin şerrinden,
    FELAK 3 Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
    FELAK 4 Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden,
    FELAK 5 Ve hased ettiği zaman hasedcinin şerrinden.

    NAS SURESİ



    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NAS 1. De ki: "İnsanların Rabbine sığınırım!
    NAS 2. İnsanların yöneticisine, yönlendiricisine,
    NAS 3. İnsanların ilahına;
    NAS 4. Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen vesvesenin/o sinsi, o aldatıcı şeytanın şerrinden,
    NAS 5. İnsanların göğüslerine kuşkular, kuruntular sokar o;
    NAS 6. Cinlerden de insanlardan da olur o!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NAS 1-De ki: "Sığınırım insanların Rabbine,
    NAS 2-insanların hükümdarına,
    NAS 3-insanların İlahına;
    NAS 4-o sinsi vesvesecinin şerrinden,
    NAS 5-ki, insanların sinelerine vesvese verir durur.
    NAS 6-Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olsun)."

    DİYANET MEALİ
    NAS 1. De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
    NAS 2.İnsanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine),
    NAS 3.İnsanların İlâhına.
    NAS 4.O sinsi vesvesenin şerrinden,
    NAS 5.O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler)fısıldar.
    NAS 6.Gerek cinlerden, gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NAS 1 De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.
    NAS 2 İnsanların pâdişâhına,
    NAS 3 İnsanların Tanrısına:
    NAS 4 O sinsi vesvesecinin şerrinden.
    NAS 5 O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.
    NAS 6 Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).


    İHLAS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İHLAS 1. De ki: O, Allah'tır; Ahad'dır, tektir!
    İHLAS 2. Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!
    İHLAS 3. Ne doğurmuştur O, ne doğurulmuştur!
    İHLAS 4. Hiç kimse onun dengi ve benzeri olmamıştır, olamaz!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İHLAS 1 -De ki: "O Allah tek birdir.
    İHLAS 2-Allah, o eksiksiz, Samed'dir (Her şey O'na muhtaçtır.)
    İHLAS 3-Doğurmadı ve doğurulmadı.
    İHLAS 4-O'na bir küfüv (denk) de olmadı!"

    DİYANET MEALİ
    İHLÂS 1. De ki: O, Allah birdir.
    İHLÂS 2. Allah sameddir.
    İHLÂS 3. O, doğurmamış ve doğmamıştır.
    İHLÂS 4. Onun hiçbir dengi yoktur.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İhlâs, dini hâlis yapmak, şirk bulaşıklarından temizlemek demektir. Tevhid inancını birkaç kelime ile çok kapsamlı bir biçimde anlatan ve Kur'ân'ın özü olan bu sûreye "Esâs", "Tevhid Sûresi", "Tefrid Sûresi", "Tecrid Sûresi", "Necât Sûresi", "Velâyet Sûresi", "Ma'rifet Sûresi" de denmiştir. Mekke'de Nâs Sûresinden sonra inmiştir, 4 âyettir. Mushaf'ta 112, inişte 22. sûredir.
    İHLAS 1 De ki: O Allâh birdir.
    İHLAS 2 Allâh Samed'dir.
    559 Her şey varlığını ve bekâsını O'na borçludur. Herşey O'na muhtaçtır. O, hiçbirşeye muhtaç değildir. Her şeyin başvuracağı, yardım dileyeceği tek varlık O'dur.
    İHLAS 3 Kendisi doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
    İHLAS 4 Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır.


    A’RAF SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    A’RAF 29.Şunu da söyle: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi O'na doğrultun. Dini yalnız O'na özgüleyerek O'na yakarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi O'na döneceksiniz."
    A’RAF 158.De ki: "Ey insanlar! Ben sizin üstünüze Allah'ın resulüyüm. Göklerin ve yerin mülkü o Allah'ındır. İlah yoktur O'ndan başka. O diriltir, O ölüdürür. O halde Allah'a ve resulüne iman edin; Allah'a ve onun sözlerine inanan o ümmi peygambere iman edip uyun ki, doğruya ve güzele ulaşabilesiniz."
    A’RAF 187.Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: "Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiğinde belirginleştirecek olan yalnız O'dur. Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O size ansızın gelecektir, başka değil." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar."
    A’RAF 188.De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapardım. AMA BANA KÖTÜLÜK DOKUNMAMIŞTIR BİLE. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim."
    A’RAF 195.Ayakları mı var onların ki, onlarla yürüsünler; elleri mi var onların ki onlarla tutsunlar; gözleri mi var onların ki, onlarla görsünler; kulakları mı var onların ki, onlarla işitsinler. De ki: "Ortaklarınızı çağurıp bana tuzak kurun. Hadi, göz açtırmayın bana!"
    A’RAF 196."Benim Veli'm, o Kitap'ı indiren Allah'tır. O, hayır ve barış seven kulları koruyup gözetir."
    A’RAF 197.O'nun dışında yakardıklarınız, size yardım edemezler. Kendilerine de yardımcı olamazlar.
    A’RAF 198.Onları, hidayete çağırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar görmezler.
    A’RAF 203.Onlara bir ayet getirmediğinde, "onu da şurdan burdan derleseydin ya," diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    A’RAF 29-De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her mescitte yüzleriniz doğru tutun ve O'na dininizde samimi olarak ibadet edin! Sizi ilkin O yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.
    A’RAF 158-De ki: "Ey insanlar, biliniz ki, ben sizin hepinize Allah'ın gönderdiği peygamberiyim. O Allah ki bütün göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Hem diriltir, hem de öldürür. Onun için gelin Allah'a ve peygamberine iman edin. Allah'a ve Allah'ın bütün kelamlarına inanan o okuyup yazması olmayan peygambere de. Uyun ona ki, kurtuluşa erebilesiniz.
    A’RAF 187-"Ne zaman demir atacak?" diye sana kıyametten soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnız Rabbimin katındadır. Onu vakti vaktine meydana getirecek O'dur! O öyle ağır bir meseledir ki, bütün göklerde ve yerde ona dayanacak bir kimse yoktur. O size ancak ansızın gelecektir." Sanki sen onun hakkında bilgi edinip haberdar olmuşsun gibi senden soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler."
    A’RAF 188-De ki: "Ben kendi kendime Allah'ı dilediğinden başka herhangi bir yarar ya da zarar sağlamaya malik değilim. Eğer ben bütün gaybı bilseydim, daha çok hayır yapardım ve KÖTÜLÜK DENİLEN ŞEY YANIMA UĞRAMAZDI. Ben ancak iman edecek bir kavmi uyarmak ve müjdelemek için görevli bir peygamberim."
    A’RAF 195-Onları yürüyecek ayakları veya tutacak elleri yahut görecek gözleri ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın ortak koştuklarınızı, sonra bana istediğiniz tuzağı kurun, elinizden gelirse bana bir an bile göz açtırmayın!
    A’RAF 196-Zira benim koruyucum o Kitab'ı indiren Allah'tır. Ve O, hep salih kullarına sahip çıkar.
    A’RAF 197-Sizin O'ndan başka taptıklarınız ise, ne size yardım edebilir, ne de kendilerine yardımları dokunur!"
    A’RAF 198-Siz onları doğru yolu göstermeye çağıracak olsanız işitmezler. Onların sana baktıklarını görürsün, ama görmezler.
    A’RAF 203-Sen onlara bir ayet getirmediğin zaman "Derleyip toplasaydın ya!" derler. De ki: "Ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım! Bütünüyle bu Kur'an Rabbinizden gelen kalp gözlerinizi açacak delillerdir. İman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir.

    DİYANET MEALİ
    A’RAF 29. De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz.
    A’RAF 158. De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah`a ve ümmî Peygamber olan Resulüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız.
    A’RAF 187. Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.
    A’RAF 188. De ki: "Ben, Allah’ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaibi bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve BANA HİÇBİR FENALIK DOKUNMAZDI. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim."
    A’RAF 195. Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var veya görecekleri gözleri mi var yahut işitecekleri kulakları mı var (neleri var)? De ki: "Ortaklarınızı çağırın, sonra bana (istediğiniz) tuzağı kurun ve bana göz bile açtırmayın!"
    A’RAF 196. Şüphesiz ki, benim koruyanım Kitab’ı indiren Allah’tır. Ve O bütün salih kullarını görüp gözetir.
    A’RAF 197. Allah’ın dışında taptıklarınızın ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.
    A’RAF 198. Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.
    A’RAF 203. Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! Derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    A’RAF 29 De ki: "Rabbim adâleti emretti. Her mescidde yüzlerinizi O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın (Allah'a hiçbir benzer, eş, ortak koşmadan, gönlünüze başka tanrılar getirmeden sırf Allah'a yönelerek O'na kulluk edin). İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."
    A’RAF 158 De ki: "Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sâhibi olan, kendisinden başka tanrı bulunmayan, yaşatan, öldüren Allâh'ın Elçisiyim. Gelin Allah'a ve O'nun ümmi peygamberi olan Elçisine inanın -ki o (peygamber) de Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır,-O'na uyun ki doğru yolu bulasınız!"
    A’RAF 187 Sana (Duruşma) sâ'at(in)den soruyorlar: Gelip çatması ne zaman diye. De ki: "Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında açığa çıkaracak olan, yalnız O'dur. O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, Allâh'ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler."
    A’RAF 188 De ki: "Ben kendime, Allâh'ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sâhip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbete çok hayır (mal ve mülk) elde ederdim. BANA KÖTÜLÜK DOKUNMAMIŞ (BENİ CİN ÇARPMAMIŞ)TIR. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
    A’RAF 195 Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var, yoksa görecekleri gözleri mi var, yahut işitecekleri kulaklarımı var? De ki: "(Allah'a) ortak(koştuk)larınızı çağırın, sonra bana tuzak kurun, haydi (elinizden geliyorsa) hiç göz açtırmayın bana!"
    A’RAF 196 Benim velim, Kitabı indiren Allah'tır. O, iyileri yönetir (korur).
    A’RAF 197 O'ndan başka yalvardıklarınız ise, ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler.
    A’RAF 198 Onları hidâyete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.
    A’RAF 203 Onlara bir âyet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'ân), Rabbinizden gelen basiretler(gönül gözlerini açan nurlar, gerçeğe ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!"

    CİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CİNN 1. De ki: "Cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyolundu: 'Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur'an dinledik."
    CİNN 2. "Doğruya ve hayra kılavuzluyor. Biz de inandık ona. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."
    CİNN 20. De ki: "Ben ancak Rabbime yakarırım/çağırırım. Ve hiç kimseyi O'na ortak koşmam."
    CİNN 21. De ki: "Ben size zarar verme gücüne de ışık ve aydınlık verme gücüne de sahip değilim."
    CİNN 22. De ki: "Allah'tan beni hiç kimse kurtaramaz ve O'nun dışında bir sığınak da asla bulamam."
    CİNN 23. "Ancak Allah'tan bir tebliğ ve O'nun mesajlarından bir şeyler sunabilirim." Allah'a ve O'nun resulüne isyan edenler için cehennem ateşi vardır. Sürekli içinde kalacaklardır.
    CİNN 25. De ki: "Bilmiyorum, size vaat edilen şey yakın mıdır yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır?"
    CİNN 26. Gaybı bilendir O. Gayb konusunda hiç kimseyi yardımcı yapmıyor.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CİNN 1-De ki: "Cinlerden bir grubun (Kur'an'ı) dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyolundu: "İnan olsun biz acaip bir Kuran dinledik.
    CİNN 2-Doğru yola iletiyor. Biz de ona iman ettik, Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.
    CİNN 20-De ki: "Ben ancak Rabbime dua ederim ve O'na hiçbir ortak koşmam."
    CİNN 21-De ki: "Haberiniz olsun, ben size kendiliğimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir irşad yapabilirim.
    CİNN 22-De ki: "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben, O'ndan başka bir sığınacak bulamam.
    CİNN 23-Ancak Allah'tan ve elçilik görevlerinden bir tebliğ yapabilirim. Her kim de Allah'a ve Rasulüne isyan ederse, muhakkak ona içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.
    CİNN 25-De ki: "Ben dirayetle bilmem, o size vadolunan yakın mı, yoksa Rabbim onun için bir uzun süre mi koyar?"
    CİNN 26-O bütün gaybı bilir, fakat gaybına kimseyi apaçık vakıf kılmaz.

    DİYANET MEALİ
    CİNN l. (Resulüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de söyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, harikulade güzel bir Kur'an dinledik.
    CİNN 2. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız.
    CİNN 20. (Resulüm!) De ki: Ben ancak Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam.
    CİNN 21. De ki: Doğrusu ben (kendi başıma) size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim.
    CİNN 22. De ki: Gerçekten (bana bir kötülük dilerse) Allah'a karşı beni kimse himaye edemez, O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam.
    CİNN 23. (Benim yaptığım) ancak Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Artık kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.
    CİNN 25. De ki: Tehdit edile geldiğiniz (azap), yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, ben bilmem.
    CİNN 26. O bütün görülmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz;

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CİNN 1 De ki: Cinlerden bir topluluğun Kur'ân dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulâde güzel bir Kur'ân dinledik.
    CİNN 2 Doğru yola iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.
    CİNN 20 De ki: "Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O'na ortak koşmam."
    CİNN 21 De ki: "Ben size ne zarar, ne de akıl verme gücüne sâhip değilim."
    CİNN 22 De ki: "Beni Allâh'(ın azâbın)dan hiç kimse kurtaramaz ve ondan başka sığınacak kimse bulamam."
    CİNN 23 Benim yapabileceğim sadece Allah'tan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah'a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır.
    CİNN 25 De ki: "Size söylenen şey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır, bilmem."
    CİNN 26 Gaybı bilen O'dur. Gizli bilgisini kimseye göstermez.


    YASİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YASİN 79. De ki: "Onlara hayata verecek olan, onları ilk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışları/her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YASİN 79-De ki:"Onları ilk defa yaratan diriltir ve o yaratmanın her türlüsünü bilir."

    DİYANET MEALİ
    YASİN 79. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YASİN 79 De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir."

    FURKAN SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FURKAN 57. De ki: "Onun karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; ancak Rabbine varmak için bir yol tutmayı dileyenler istiyorum."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FURKAN 57-De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmak isteyen kimseler (olmanızı) istiyorum."

    DİYANET MEALİ
    FURKAN 57. De ki: Buna karşılık, sizden, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanız) dışında herhangi bir ücret istemiyorum.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FURKAN 57 "Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; ancak Rabbine varan yola girmek isteyene yol gösteriyorum" de.


    TA’HA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TAHA 105. Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un-ufak edecektir."
    TAHA 106. "Yerlerini bomboş, dümdüz bırakacaktır."
    TAHA 107. "Yerlerinde bir eğrilik de bir yumruluk da görmeyeceksin."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TAHA 105-Bir de sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki:"Rabbim, onları un ufak edip savuracak!
    TAHA 106-Yerlerini dümdüz bomboş bir halde bırakacak:
    TAHA 107-Orada ne bir eğrilik, ne de bir yumruluk göremeyeceksin.

    DİYANET MEALİ
    TAHA 105. (Resulüm!) Sana dağlar hakkında sorarlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak.
    TAHA 106. Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
    TAHA 107. Orada ne bir iniş, ne de bir yokuş görebileceksin.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TAHA 105 Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak!
    TAHA 106 Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.
    TAHA 107 Orada ne bir eğrilik, ne de bir tümsek görmeyeceksin.

    VAKIA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    VAKIA 47. Ve şöyle derlerdi: "Ölünce mi, toprak ve kemik haline gelince mi, sahi o zaman mı yeniden diriltileceğiz?"
    VAKIA 48. "Önceki atalarımız da mı?"
    VAKIA 49. De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    VAKIA 47-ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, gerçekten biz mi bir daha diriltileceğiz?
    VAKIA 48-önceki atalarımız da mı?
    VAKIA 49-De ki: "Muhakkak. öncekilerin ve sonrakilerin tümü,

    DİYANET MEALİ
    VAKIA 47. Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?
    VAKIA 48. Önceki atalarımız da mı?
    VAKIA 49. De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler,

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    VAKIA 47 Ve diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"
    VAKIA 48 "Önceki atalarımız da mı?"
    VAKIA 49 De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."

    NEML SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NEML 65. De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler."
    NEML 69. De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bir bakın nice olmuştur günahkârların sonu!"
    NEML 72. De ki: "Acele isteyip durduğunuzun bir kısmı belki de arkanıza takılmıştır."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NEML 65-De ki: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Onlar, ne zaman yeniden diriltileceklerini bilmezler.
    NEML 69-De ki: "Hele yeryüzünde bir dolaşın da bakın suçluların sonu ne olmuş?
    NEML 72-De ki: "Belki de çabuk gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor."

    DİYANET MEALİ
    NEML 65. De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaibi bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
    NEML 69. De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların akıbeti nice oldu, görün!
    NEML 72. De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NEML 65 De ki: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
    310 Görünmeyeni, Allah'ın gizli ilmini.
    NEML 69 De ki: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."
    NEML 72 De ki: "Belki de acele ettiğiniz(azâb)ın bir kısmı ardınıza takılmıştır, bile."


    KASAS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KASAS 49. De ki: "Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha aydınlık bir kitap getirin, ben ona uyayım."
    KASAS 50. Bunun üzerine sana cevap veremezlerse bil ki, onlar sadece iğreti arzularına uyuyorlar. Allah'tan bir kılavuzluk olmaksızın, kendi arzularına uyandan daha sapık kim vardır! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
    KASAS 71. De ki: "Söyleyin bakalım, Allah geceyi, kıyamet gününe kadar üzerinizde sürekli kılsa, Allah'tan başka hangi ilah size ışık getirebilir? Hâlâ dinlemeyecek misiniz?"
    KASAS 72. De ki: "Söyleyin bakalım, eğer Allah kıyamet gününe kadar, gündüzü üzerinizde sürekli tutsa, Allah'tan başka hangi tanrı, içinde sükûnet bulacağınız bir gece verebilir size? Hâlâ görmeyecek misiniz?"
    KASAS 85. Bu Kur'an'ı sana farz kılan, elbette ki seni vaat edilen yere/belirlenen sona götürecektir. De ki: "Hidayeti getireni de açık bir sapıklık içinde olanı da en iyi Rabbin bilir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KASAS 49-De ki: "O halde eğer doğru söylüyorsanız, Allah katından bu ikisinden daha doğru bir kitap getirin ben de ona uyayım!"
    KASAS 50-Eğer yine çağrına uymazlarsa, artık bil ki, onlar sadece kendi heveslerinin peşinde gidiyorlar. Allah tarafından bir doğru delil olmaksızın sırf kendi hevesleri peşinde giden kimselerden daha şaşkın kim olabilir? Muhakkak ki Allah zalimler topluluğunu başarıya erdirmez.
    KASAS 71-De ki: "Söyleyin bakayım, eğer Allah, geceyi üzerinizde kıyamet gününe kadar sürekli kılarsa, size bir ışık sağlayacak Allah'tan başka tanrı kim? Hala dinlemeyecek misiniz?"
    KASAS 72-De ki: "Haber verin bakayım, eğer Allah gündüzü üzerinizde kıyamet gününe kadar sürekli kılarsa, size içinde dinleneceğiniz bir gece getirecek Allahtan başka tanrı kim?! Hala görmeyecek misiniz?"
    KASAS 85-Herhalde o Kur'an'ı sana farz kılan, seni mutlaka bir döndürülecek yere kadar geri getirecektir. De ki: "Rabbim kimin hidayetle geldiğini ve kimin açık bir sapıklıkta bulunduğunu daha iyi bilir."

    DİYANET MEALİ
    KASAS 49. (Resulüm!) De ki: Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa'ya inen kitaplardan) daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!
    KASAS 50. Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir! Elbette Allah zalim kavmi doğru yola iletmez.
    KASAS 71. (Resulüm!) De ki: Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size bir ışık getirecek tanrı kimdir? Hâlâ işitmeyecek misiniz?
    KASAS 72. De ki: Söyleyin bakalım, eğer Allah üzerinizde gündüzü ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka, istirahat edeceğiniz geceyi size getirecek tanrı kimdir? Hâlâ görmeyecek misiniz?
    KASAS 85. (Resulüm!) Kur'an'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KASAS 49 De ki: "Eğer doğru iseniz, Allâh katından bu ikisinden (yani Mûsâ'ya ve bana inen Kitaplardan) daha doğru bir Kitap getirin de ben ona uyayım."
    KASAS 50 Eğer sana cevap veremezlerse bil ki onlar, keyiflerine uyuyorlar. Allah'tan bir yol gösterici olmadan, yalnız kendi keyfine uyandan daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allâh, zâlim kavmi doğru yola iletmez.
    KASAS 71 De ki: "Baksanıza, eğer Allâh, üzerinize geceyi kıyâmet gününe kadar sürekli kılsa Allah'tan başka size ışık getirecek tanrı kimdir? (Söyleyin), işitmiyor musunuz?"
    KASAS 72 De ki: "Baksanıza, eğer Allâh, üzerinize gündüzü, kıyâmet gününe kadar sürekli kılsa, Allah'tan başka, size dinleneceğiniz geceyi getirecek tanrı kimdir? Görmüyor musunuz?"
    KASAS 85 Kur'ân'ı sana (indiren ve) gerekli kılan (Allâh), elbette seni varılacak yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin hidâyet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu bilir."


    İSRA SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İSRA 42. De ki: "Eğer onların dediği gibi Allah'la beraber ilahlar olsaydı, o zaman onlar arşın sahibine varmak için elbette bir yol ararlardı."
    İSRA 49. Dediler ki: "Biz bir yığın kemik olduğumuz, un-ufak hale geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz o zaman mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz."
    İSRA 50. De ki: "İster taş olun ister demir!"
    İSRA 51. "İsterseniz gönlünüzde büyüyen herhangi bir yaratık olun." Diyecekler ki: "Peki bizi yeniden kim yaratacak?" De ki: "Sizi ilk kez yaratan kimse, o." Bunun üzerine başlarını sana doğru alaylı bir biçimde sallayarak şöyle konuşacaklar: "Ne zaman o?" De ki: "Çok yakın olabilir!"
    İSRA 53. Kullarıma de ki: En güzel olan neyse onu söylesinler. Çünkü şeytan, aralarına yamukluk sokar. Şeytan, insan için apaçık bir düşmandır..
    İSRA 56. De ki: "O'nun berisinden bel bağladıklarınızı çağırın; onlar, başınızdaki zorluk ve sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler."
    İSRA 81. Ve de ki: "Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti. Bâtıl, yok olmaya zaten mahkûmdu."
    İSRA 84. De ki: "Herkes, kendi varlık yapısına uygun iş görür. Yolca daha doğru gidenin kim olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir."
    İSRA 85. Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir."
    İSRA 88. De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya getiremezler."
    İSRA 90. Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız!"
    İSRA 91. "Yahut senin, hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın."
    İSRA 92. "Yahut iddia ettiğin gibi göğü, parçalar halinde üzerimize düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza dikmelisin."
    İSRA 93. "Yahut altından bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin. Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indireceğin zamana kadar, asla inanmayız!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir. BEN, İNSAN BİR RESULDEN BAŞKA
    NEYİM Kİ?"
    İSRA 94. Kendilerine hak kılavuzcusu geldiğinde, insanların iman etmelerine, şöyle demelerinden başka bir şey engel olmadı: "ALLAH, BİR İNSAN MI RESUL GÖNDERDİ?"

    İSRA 95. De ki: "Eğer yeryüzünde doygunluğa ulaşmış melekler dolaşır olsaydı, elbette gökten onlara bir melek-resul gönderirdik."
    İSRA 96. De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, kullarından haberdardır, onları görmektedir."
    İSRA 100. De ki: "Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da harcanır-biter korkusuyla cimri davranırdınız." İnsan çok cimridir.
    İSRA 107. De ki: "İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar."
    İSRA 108. Ve diyorlar: "Rabbimizin şanı yücedir, Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir!"
    İSRA 109. Ağlayarak çeneleri üstü kapanıyorlar; o onların huşûunu artırıyor.
    İSRA 110. De ki: "İster Allah diye yakarın, ister Rahman diye yakarın. Hangisiyle yakarırsanız yakarın, en güzel isimler/Esmâül Hüsna O'nundur. Namazında sesini yükseltme, kısma da. İkisi ortası bir yol tut."
    İSRA 111. Şöyle de: "Hamt, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir; mülk ve yönetiminde ortağı yoktur; âcizlik yüzünden dost edinmemiştir." Ve tekbir edip yücelt O'nu!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İSRA 42-De ki: "Allah ile birlikte dedikleri gibi ilahlar olsaydı, o takdirde onlar Arş'ın sahibine bir yol ararlardı.
    İSRA 49-Bir de dediler ki: "Biz bir sürü kemik olduğumuz ve ufalanıp tozduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"
    İSRA 50-De ki : " Gerçekten, ister taş olun, ister demir,
    İSRA 51-İsterse gönlünüzde büyüyen herhangi bir yaratık!" Hemen: "Bizi kim (eski varlığımıza) iade edebilir?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi!" O vakit sana başlarını sallayacaklar." O ne vakit?" diyecekler. De ki: "Yakın olması umulur."
    İSRA 53-Kullarıma de ki: "En güzel olan sözü söylesinler; çünkü şeytan aralarını gıcıklar; zira şeytan insana açık bir düşmandır.
    İSRA 56-De ki: "O'ndan başka ilah sandıklarınızı çağırın; o zaman anlarsınız ki ne başınızdan sıkıntıyı giderebilirler, ne de değiştirebilirler.
    İSRA 81-Ve de ki: "Hak geldi, batıl yok oldu; gerçekten batıl pek zavallıdır!"
    İSRA 84-De ki: "Herkes kendi uyarına=temayülüne göre hareket ediyor. O halde kimin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir."
    İSRA 85-Bir de sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin emrindendir. Size ise pek az bilgi verilmiştir."
    İSRA 88-De ki: "Yemin ederim eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı bile olsalar onun bir benzerini getiremezler.
    İSRA 90-Ve dediler: Biz sana asla inanmayız, ta ki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın,
    İSRA 91-veya hurmalıklardan ve üzümlüklerden bir bahçen olsun da aralarında şarıl şarıl çaylar akıtasın,
    İSRA 92-yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşüresin veya Allah'ı ve melekleri kefil getiresin,
    İSRA 93-veyahut altından bir evin olsun ya da gökyüzüne çıkasın; ona çıktığına da asla inanmayız; ta ki bize okuyacağımız bir mektup indiresin!" De ki: "Rabbimin şanı yücedir, BEN SADECE BEŞER OLAN BİR PEYGAMBERİM."

    İSRA 94-Kendilerine doğru yolu gösteren rehber geldiğinde insanların iman etmelerine ancak şöyle demeleri engel oldu: "ALLAH BİR İNSANI MI PEYGAMBER GÖNDERDİ?"

    İSRA 95-Söyle onlara: "Eğer yeryüzünde uslu uslu yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten melek olan bir peygamber gönderirdik!"
    İSRA 96-De ki: "Allah, sizinle benim aramda şahit olarak yeter. Gerçekten O, kullarından haberdardır, çok iyi görendir."
    İSRA 100-De ki: " Rabbimin rahmet hazinelerine siz malik olsaydınız, o zaman da elden çıkar korkusuyla kimseye birşey vermezdiniz. İnsan zaten çok cimridir!"
    İSRA 107-De ki: "İster ona inanın, ister inanmayın; zira bundan önce kendilerine bilgi verilmiş olanlara okununca çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar ve diyorlar ki:
    İSRA 108-Rabbimizi tenzih ederiz. Gerçekten Rabbimizin va'di kesinlikle gerçekleşmiş bulunuyor;
    İSRA 109-Ve ağlayarak çeneleri üstü kapanıyorlar; o onların ürpertilerini de artırıyor.
    İSRA 110-De ki: "Allah deyin, Rahman deyin; hangisini derseniz, hep O'nundur, o en güzel isimler. Bununla beraber namazında çok bağırma, çok da gizleme; ikisinin arası bir yol tut.
    İSRA 111-Ve şöyle de: "Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi; O'na mülkte bir ortak da olmadı; O'na aczi yüzünden bir yardımcı da olmadı." O'nu tekbir ile büyükle de büyükle!

    DİYANET MEALİ
    İSRA 42. De ki: Eğer söyledikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar da bulunsaydı, o takdirde bu ilâhlar, Arş’ın sahibi olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı.
    İSRA 49. Bir de onlar dediler ki: Sahi biz, bir kemik yığını ve kokuşmuş bir toprak olmuş iken, yepyeni bir hilkatte diriltileceğiz, öyle mi!
    İSRA 50. De ki: "İster taş olun, ister demir",
    İSRA 51.İsterse aklınıza (yeniden dirilmesi) imkânsız gibi görünen herhangi bir yaratık! (Bunlar, Allah’ın sizi yeniden diriltmesini güçleştirmez.) Diyecekler ki: "Bizi tekrar (hayata) kim döndürecek?" De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek!
    İSRA 53. Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.
    İSRA 56. (Resulüm!) De ki: "Allah’ı bırakıp da (ilâh olduğunu) ileri sürdüklerinize yalvarın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler."
    İSRA 81. Yine de ki: Hak geldi; batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkûmdur.
    İSRA 84. De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.
    İSRA 85. Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.
    İSRA 88. De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.
    ler.
    İSRA 90. Onlar: "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."
    İSRA 91. "Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın."
    İSRA 92. "Yahut iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah’ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin."
    İSRA 93. "Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız." De ki: Rabbimi tenzih ederim. BEN, SADECE BEŞER BİR ELÇİYİM.
    İSRA 94. Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, "ALLAH, PEYGAMBER OLARAK BİR BEŞERİ Mİ GÖNDERDİ?" demeleri engellemiştir.
    İSRA 95. Şunu söyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.
    İSRA 96. De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.
    İSRA 100. De ki: Rabbimin rahmet hazinesine eğer siz sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla kıstıkça kısardınız. İnsanoğlu da pek eli sıkıdır!
    İSRA 107. De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; su bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.
    İSRA 108. Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vadi mutlaka yerine getirilir.
    İSRA 109. Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar. (Kur'an okumak) onların saygısını artırır.
    İSRA 110. De ki: "İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastır." Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut.
    İSRA 111. "Çocuk edinmeyen, hâkimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İSRA 42 De ki: "Eğer dedikleri gibi O'nunla beraber (başka) tanrılar olsaydı o zaman onlar da Arşın sâhibine gitmenin yolunu ararlardı.
    İSRA 49 Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, ufalanıp toprak olduktan sonra mı sâhiden biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"
    İSRA 50 De ki: "İster taş olun, ister demir,"
    İSRA 51 "İster gönlünüzde büyüyen, (aklınıza tuhaf gelen) herhangi bir yaratık, (ne olursanız olun, Allâh sizi mutlaka diriltecektir). "Bizi kim tekrar (hayâta) döndürebilir?" diyecekler. "Sizi ilk defa yaratan (döndürür)" de. Sana alaylı alaylı başlarını sallayacaklar ve: "Ne zaman o?" diyecekler. "Pek yakın olabilir" de.
    İSRA 53 Kullarıma söyle: En güzel sözü söylesinler (puta tapanlara sert davranmasınlar). Çünkü şeytân aralarına girer (onları tartışmaya ve kavgaya dürtükler). Doğrusu şeytân, insanın apaçık düşmanıdır.
    İSRA 56 De ki: "O'ndan başka (tanrı olduğunu) sandığınız şeylere yalvarın; onlar ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de (onu) başka bir yana çevirebilirler.
    İSRA 81 De ki: "Hak geldi, bâtıl gitti; zaten bâtıl yok olmağa mahkûmdur."
    İSRA 84 De ki: "Herkes kendi karakterine göre hareket eder. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir."
    İSRA 85 Sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ilimden pek az bir şey verilmiştir."
    İSRA 88 De ki: "Andolsun eğer insan(lar) ve cin(ler) bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine arka ol(up yardım et)seler yine onun benzerini getiremezler.
    İSRA 90 Dediler ki: "Yerden bize bir göze fışkırtmadıkça sana inanmayız!"
    İSRA 91 "Yahut senin hurmalardan ve üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı, aralarından ırmaklar fışkırtmalısın!"
    İSRA 92 "Yahut zannettiğin gibi üzerimize gökten parçalar düşürmelisin, yahut Allâh'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin (onlar senin doğru söylediğine şâhidlik etmelidirler)!"
    İSRA 93 "Yahut altundan bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Ama, sen üzerimize, okuyacağımız bir Kitap indirmedikçe senin sadece göğe çıkmana da inanmayız!" De ki: "Rabbimin şânı yücedir. (Böyle şeyleri yapmak benim işim değildir). BEN, SADECE ELÇİ OL(ARAK GÖNDERİL)EN BİR İNSAN DEĞİL MİYİM?" İSRA 94 Zâten kendilerine hidâyet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alıkoyan şey, hep: "ALLÂH, BİR İNSANI ELÇİ Mİ GÖNDERDİ?" demeleridir.

    İSRA 95 De ki: "Eğer yer yüzünde uslu uslu yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir meleği elçi gönderirdik."
    İSRA 96 De ki: "Benimle sizin aranızda şâhid olarak Allâh yeter. O, kulları(nın halleri)ni haber alır, görür."
    İSRA 100 De ki: "Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz sâhip olsaydınız, harcamaktan korkarak tutardınız. Gerçekten insan çok cimridir!
    İSRA 107 De ki: "Siz ister ona inanın, ister inanmayın, O, daha önce kendilerine bilgi verilenlere okunduğu zaman onlar, derhal çeneleri üstüne secdeye kapanırlar."
    İSRA 108 "Rabbimizin şânı yücedir, gerçekten Rabbimizin sözü mutlaka yerine getirilir!" derler.
    İSRA 109 Ağlayarak çeneleri üstüne kapanırlar ve Kur'ân onların derin saygısını artırır.
    İSRA 110 De ki: "İster Allâh diye çağırın, ister Rahmân diye çağırın. Hangisiyle çağırsanız en güzel isimler O'nundur. Namazında pek bağırma, pek de sesini gizleme, bu ikisinin arasında bir yol tut.
    194 Puta tapanlar, Hz. peygamber(s.a.v.)in: "Yâ Allah, yâ Rahmân!" diye du'â ettiğini duyunca dediler ki: "Muhammed bizim iki tanrıya tapmamızı yasaklıyor, ama kendisi de başka tanrılara yalvarıyor!" bunun üzerine inen bu âyet, Allah'ın birçok güzel isim ve sıfatları bulunduğunu, bunların söylenmesiyle yine Allah'a du'a edilmiş olacağını bildiriyor.
    İSRA 111 "Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acze düşüp de yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a hamdolsun!" de ve O'nu gereği gibi tekbir et (saygı ve tekbir ile an).

    YUNUS SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUNUS 16. De ki: "Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"
    YUNUS 18. Allah'ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: "Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır." De onlara: "Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?" Şanı yücedir O'nun, ortak koştuklarından arınmıştır O.
    YUNUS 31. Sor: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?" Hemen, "Allah!" diyecekler. De ki: "Hâlâ kendinize gelmiyor musunuz?"
    YUNUS 34. De ki: "Ortak tuttuklarınız içinde, yaratışa başlayan, sonra, yarattığını çevirip bir daha yaratan kim var?" De ki: "Allah! Yaratışı başlatır, sonra onu çevirip yeniden yaratır. O halde nasıl oluyor da başka bir yöne döndürülüyorsunuz?"
    YUNUS 35. Şunu da söyle: "Ortak tuttuklarınızdan kim var hakka götüren?" De ki: "Allah götürür hakka. Hakka götürebilen mi izlenmeye daha layıktır yoksa kılavuzlanmadıkça yolu bulamayan mı? Peki, ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz siz?"
    YUNUS 50. Şöyle söyle: "Diyelim O'nun azabı size gündüzün veya geceleyin gelecektir. Suçlular bunlardan hangisini aceleyle ister?"
    YUNUS 51. O azap başınıza patladıktan sonra mı iman ettiniz! Şimdi mi? Hani onu aceleden isteyip duruyordunuz?
    YUNUS 52. Sonra, zulmedenlere şöyle denecek: "Sonsuzluğun azabını/sonsuz azabı tadın! Kazandığınız şeyler dışında bir şeyle cezalandırılmayacaksınız!"
    YUNUS 53. Soruyorlar sana: "Doğru mu bu?" De ki: "Evet! Rabbime yemin ederim, o doğrunun ta kendisidir! Ve siz ondan yakayı kurtaramayacaksınız."
    YUNUS 59. De ki: "Ne oldu size de Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
    YUNUS 69. De ki: "Allah hakkında yalan düzüp iftira edenler iflah etmeyeceklerdir!"
    YUNUS 104. De ki: "Ey insanlar, benim dinimden kuşkuda iseniz, ben sizin Allah'ın berisinden kulluk ettiklerinize kulluk etmeyeceğim. Tam aksine ben, sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk edeceğim. Bana, müminlerden olmam emredildi."
    YUNUS 108. De ki: "Ey insanlar! Şu bir gerçek ki hak size Rabbinizden gelmiştir. Artık doğruya yönelen kendi benliği için yönelir; sapan da kendi benliği aleyhine sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUNUS 16-De ki: "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım, hiçbir şekilde de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce bir ömür boyu durdum. Artık bir kere olsun aklınıza baş vurmaz mısınız?"
    YUNUS 18-Allah'ı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne de fayda vermeyecek şeylere tapıyorlar ve: "Ha, onlar bizim Allah yanında şefaatçılarımız!" diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmediği birşey mi haber vereceksiniz?" Haşa! O, onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzeh, yüksek çok yüksektir.
    YUNUS 31-De ki: "Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O kulak ve gözlerin sahibi kim? Kim ölüden diriyi çıkarıyor, diriden de ölüyü çıkarıyor? Kim bütün işleri düzenliyor?" Hemen diyecekler: "Allah!" De ki: "O halde (O'nun azabından) sakınmaz mısınız?
    YUNUS 34-De ki: "Sizin ortak koştuklarınız arasında, önce yaratıp (öldükten) sonra tekrar varlığa çeviren biri var mı?" De ki: "Allah mahlukatı yoktan yaratır, (öldükten) sonra çevirip yine yaratır. Artık nasıl saptırılıyorsunuz?"
    YUNUS 35-De ki: "Sizin ortak koştuklarınız arasında doğru yola hidayet eden biri var mı?" De ki: "Allah doğru yola hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi uyulmaya layıktır yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine onu bulamayan mı? O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"
    YUNUS 50-De ki: "Ne dersiniz, şayet O'nun azabı size yatarken veya gündüzün gelecek olsa, suçlular bunlardan hangisinin hemen gelmesini isterler?"
    YUNUS 51-Bu azap meydana geldikten sonra mı ona iman edeceksiniz? Yoksa şimdi mi? Halbuki siz onun acele gelmesini istiyordunuz?
    YUNUS 52-Sonra o zulmedenlere denilecek ki: "Tadın bakalım o sonsuz azabı! Vaktiyle kazandığınızın dışında bir sebeple cezalandırılacak da değilsiniz?"

    YUNUS 53- "Sahi doğru mu bu?" diye senden soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime yemin ederim ki, o dosdoğru ve siz, bundan yakayı kurtaramazsınız.
    YUNUS 59-De ki: "Baksanıza Allah sizin için rızık olarak neler indirdi de siz ondan bir kısmını haram, bir kısmını da helal yaptınız!" De ki: "Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
    YUNUS 69-De ki: "Allah'a karşı yalan uyduranlar elbette felah bulmazlar.
    YUNUS 104-De ki: "Ey insanlar, benim dinimden şüphe ediyorsanız, haberiniz olsun ki ben sizin Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam. Ben ancak sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk ederim ve ben mü'minlerden olmakla emrolundum!"
    YUNUS 108-De ki: "Ey insanlar, işte size Rabbinizden hak geldi. Artık hidayeti kabul eden kendi nefsi için kabul etmiş olur; sapkınlık eden de kendi aleyhine sapmış olur. Ve ben sizin üzerinize vekil değilim."

    DİYANET MEALİ
    YUNUS 16. De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?
    YUNUS 18. Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir."
    YUNUS 31. (Resulüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim malik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona asi olmaktan) sakınmıyor musunuz?
    YUNUS 34. (Resulüm!) De ki: (Allah'a) ortak koştuklarınız arasında, (birini yokken) ilk defa yaratacak, arkasından onu (ölümünden sonra hayata) yeniden döndürecek biri var mı? De ki: Allah ilk defa yaratıp (ölümden sonra) onu yeniden (hayata) döndürür. O halde nasıl saptırılırsınız!
    YUNUS 35. De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz?
    YUNUS 50. De ki: (Ey müşrikler!) Ne dersiniz? Allah’ın azabı size geceleyin veya gündüzün gelirse (ne yaparsınız?). Suçlular ondan hangisini istemekte acele ediyorlar!
    YUNUS 51. Başınıza belâ geldikten sonra mı O'na iman edeceksiniz, şimdi mi? (Çok geç). Hâlbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?
    YUNUS 52. Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, "Ebedî azabı tadın!" denilecek. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?
    YUNUS 53. "O (azap) bir gerçek midir?" diye senden haber istiyorlar. De ki: Evet, Rabbime andolsun ki o şüphesiz gerçektir ve siz aciz bırakacak değilsiniz.
    YUNUS 59. De ki: Allah’ın size indirdiği rızıktan bir kısmını helâl, bir kısmını da haram bulmanıza ne dersiniz? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?
    YUNUS 69. De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.
    YUNUS 104. De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz, (bilin ki) ben Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu."
    YUNUS 108. De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak (Kur'an) gelmiştir. Artık kim doğru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktır. Ben sizin üzerinize vekil değilim. (Sadece tebliğ etmekle memurum).

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUNUS 16 De ki: "Eğer Allâh dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"
    YUNUS 18 Allâh'ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve: "Bunlar Allâh katında bizim şefâatçilerimizdir!" diyorlar. De ki: "Allâh'ın, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz?" O, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.

    YUNUS 31 De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulak(lar)ın ve gözlerin sâhibi kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Kim buyruğu(nu) yürütüyor (kâinâtı yönetiyor)?" "Allâh." diyecekler. "O halde, korunmuyor musunuz?" de.
    YUNUS 34 De ki: "Sizin koştuğunuz ortaklardan ilk defa yaratacak, sonra onu çevirip yeniden yaratacak olan var mı?" De ki: "Allâh ilk defa yaratır, sonra onu çevirip yeniden yaratır. Öyleyse nasıl (doğru yoldan) çevriliyorsunuz?"
    YUNUS 35 De ki: "Sizin ortaklarınızdan hakka götürecek var mı?" De ki: "Allâh, hakka götürür. Hakka götüren mi uyulmağa daha lâyıktır, yoksa (tutulup) yola götürülmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı? O halde neyiniz var? Nasıl hükmediyorsunuz?"
    YUNUS 50 De ki: "Bakın, eğer O'nun azâbı size geceleyin, ya da gündüzün gelirse... Suçlular bun(lar)dan hangisini acele istiyor?"
    YUNUS 51 (Azâb) başınıza geldikten sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi mi (inandınız)? Hani ya siz onu çabuk isteyip duruyordunuz (nasılmış)?
    YUNUS 52 Sonra zulmedenlere: "Sürekli azâbı tadın!" denilecek, "Yalnız kazandığınız şeylerle cezâlandırılmıyor musunuz?"
    YUNUS 53 "Sahiden o gerçek midir?" diye senden soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbim hakkı için o gerçektir. Siz (onu) önleyemezsiniz!"
    YUNUS 59 De ki: "Gördünüz mü, Allâh'ın size rızık olarak indirdiği şeylerin bir kısmını harâm ve bir kısmını helâl yaptınız." De ki: "Allâh mı size böyle izin verdi, yoksa siz Allah'a iftirâ mı ediyorsunuz?"
    YUNUS 69 De ki: "Allâh hakkında yalan uyduranlar, iflâh olmazlar!"
    YUNUS 104 De ki: "Ey insanlar, benim dinimden kuşkuda iseniz, ben sizin, Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam; fakat sizi öldürecek olan Allah'a taparım. Bana mü'minlerden olmam emredilmiştir."
    YUNUS 108 De ki: "Ey insanlar, işte size Rabbinizden gerçek geldi. Artık yola gelen, kendisi için gelir; sapan da kendi zararına sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim!"

    HUD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HUD 13. Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Öyleyse hadi, onun benzeri, uydurma on sure de siz getirin; eğer doğru sözlüler iseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın."
    HUD 14. Eğer size cevap veremedilerse artık bilin ki o, ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. Ve O'ndan başka da ilah yoktur. Artık müslüman oluyor/Allah'a teslim oluyor musunuz?
    HUD 121. İnanmayanlara de ki: "Yapabildiğinizi yapın, biz de işimizi yapıyoruz."
    HUD 122. "Bekleyin, biz de bekliyoruz!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HUD 13-Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Öyle ise, haydi onun gibi uydurma on sure getirin ve Allah'tan başka gücünüzün yettiğini de çağırın, eğer doğru söylüyorsanız bunu yapın.
    HUD 14-Eğer bunun üzerine size cevap veremedilerse, artık bilin ki, o ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl artık teslim ediyor, İslam'ı kabul ediyorsunuz değil mi?
    HUD 121-İman etmeyenlere de ki: "Siz yerinizde sayarak, yapacağınızı yapın! Mutlaka biz de çalışıyoruz.
    HUD 122-Bekleyin! Her halde biz de bekliyoruz."

    DİYANET MEALİ
    HUD l3. Yoksa "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz Allah'tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sure getirin.
    HUD 14. Eğer (onlar) size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka tanrı yoktur. Artık siz Müslüman oluyor musunuz?
    HUD 121. İman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız!
    HUD 122. Bekleyin! Şüphesiz biz de beklemekteyiz!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HUD 13 Yoksa, "O'nu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Öyleyse siz de onun benzeri on uydurulmuş sûre getirin; eğer doğru iseniz Allah'tan başka, çağırabildiklerinizi de (yardıma) çağırın (da bunu yapın)!"
    HUD 14 Eğer size cevap veremedilerse bilin ki (o) Allâh'ın bilgisiyle indirilmiştir ve O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl, artık müslüman oldunuz mu?
    HUD 121 İnanmayanlara de: "Olduğunuz yerde yapacağınızı yapın, biz de yapıyoruz!"
    HUD 122 "Bekleyin, biz de bekliyoruz!"

    YUSUF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUSUF 108. De ki: "İşte benim yolum budur. Ben, Allah'a basîret üzere çağırırım/dua ederim. Beni izleyenler de... Şanı yücedir Allah'ın! Ben müşriklerden değilim."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUSUF 108-De ki: "İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ederim, ben ve bana uyanlar; Allah'ı tenzih ederim ve ben ortak koşanlardan değilim."

    DİYANET MEALİ
    YUSUF 108. (Resulüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah’ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim."

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUSUF 108 De ki: "İşte benim yolum budur: Allah'a basiretle da'vet ederim. Ben ve bana uyanlar... Allâh'ın şanı yücedir, ben ortak koşanlardan değilim."


    ENAM SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENAM 14. De ki: "Göklerin ve yerin Fâtır'ı olan o yaratıcıdan, o yedirip doyuran ama kendisi yedirilip beslenmeyen Allah'tan başkasını mı velî edineyim?" De ki: "Bana, İslam'ı/Allah'a teslim olmayı seçenlerin ilki olmam emredildi." Ve sakın şirke sapanlardan olma!
    ENAM 15. Şunu da söyle: "Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım ben."
    ENAM 19. Sor: "Tanıklık bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Bu Kur'an bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım. Siz gerçekten Allah'ın yanında başka ilahların bulunduğuna tanıklık ediyor musunuz?" De ki: "Ben buna tanıklık etmiyorum." De ki: "O, sadece tek bir tanrıdır! Ve ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım!"
    ENAM 37. Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Kuşkusuz, Allah bir mucize indirmeye Kaadir'dir. Fakat çokları bilmiyorlar."
    ENAM 40. De ki: "Bir düşünün bakalım! Allah'ın azabı yakanıza yapışsa yahut o saat gelip çatsa, Allah'tan başkasına mı yakarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin!"
    ENAM 42. Andolsun ki, senden önce de ümmetlere elçiler göndermiştik. O ümmetleri, bize yaklaşıp sığınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıştık.
    ENAM 46. De ki: "Düşünün bakalım; Allah, işitme gücünüzü, gözlerinizi alsa, kalpleriniz üzerine mühür bassa, Allah'tan başka hangi ilah onları size geri verecek?" Bak nasıl türlü türlü açıklıyoruz ayetleri, yine de yüz çeviriyorlar!
    ENAM 47. Şunu da söyle: "Düşünün bakalım; Allah'ın azabı size ansızın, açıktan geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helâk edilecek?"
    ENAM 48. Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.
    ENAM 56. De ki: "Ben, Allah'ı bırakıp da yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım!" De ki: "Sizin keyiflerinize uymam! Çünkü bunu yaparsam sapıtmış olurum, doğruyu ve güzeli bulanlardan olmam."
    ENAM 57. De ki: "Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm yalnız ve yalnız Allah'ındır. Hakkı o anlatır. Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O'dur."
    ENAM 58. Şunu da söyle: "Acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan bitirilmiş olurdu. Zalimleri, Allah daha iyi bilir."
    ENAM 63. Şunu sor: "Bizi bu durumdan kurtarırsa andolsun şükredenlerden olacağız' diye boyun büküp ürpererek O'na yakardığınızda, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor?"
    ENAM 64. De ki: "Ondan da tüm sıkıntılardan da sizi Allah kurtarıyor; sonra siz O'na ortak koşuyorsunuz."
    ENAM 65. De ki: "O size, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye yahut sizi fırka fırka birbirinize düşürerek/fırkalara bölüp içinden çıkılmaz durumlara düşürerek/fırkaları elbise gibi size giydirerek kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya Kaadir'dir." Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye.
    ENAM 71. De ki: "Allah'ın berisinden, bize yarar da zarar da veremeyecek şeylere mi yakaralım? Allah bize kılavuzluk ettikten sonra ökçelerimiz üstüne geri mi döndürelim? O kişi gibi, şeytanlar kendisini ayartıp yeryüzünde şaşkın dolaşır hale getirmişlerdir. Oysaki onun, "Bize gel!" diye doğruya ve güzele çağıran arkadaşları vardır." De ki: "Allah'ın kılavuzluğudur gerçek kılavuzluk. Âlemlerin Rabbi Allah'a teslim olmakla emrolunduk biz."
    ENAM 72. Ve "Namazı kılın, O'ndan sakının!" diye emrolunduk. Huzurunda haşrolunacağınız O'dur.
    ENAM 90. İşte böyleleri, Allah'ın yol gösterdiği kimselerdir. Sen de onların yolunu izle ve şöyle söyle: "Ben şu yaptığıma karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O sadece âlemlere bir öğüttür."
    ENAM 91. Allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. Çünkü, "Allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. De ki "Mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Siz o Kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. Size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "Allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.
    ENAM 145. De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, bu haram dediklerinizi yiyecek birine yasaklanmış bir şey bulamıyorum. Yalnız şunlardan biri olursa başka: leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o bir pisliktir- Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir murdar." Iztırar haline düşen, başkasının hakkına dokunmamak, zorunluluk sınırını da aşmamak şartıyla bunlardan yiyebilir. Çünkü senin Rabbin çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
    ENAM 147. Artık seni yalanlarlarsa şunu söyle: "Rabbiniz çok geniş bir rahmetin sahibidir. Ancak, O'nun azabı günaha batmışlar topluluğundan uzak tutulamaz."
    ENAM 148. Şirke batanlar şöyle diyecekler: "Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık." Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: "Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz."
    ENAM 150. Şunu da söyle: "Allah şunu haram etmiştir diye tanıklık edip duran şahitlerinizi getirin." Eğer tanıklık ederlerse sakın onlarla birlikte tanıklık etme! Ayetlerimizi yalanlayanlarla âhirete inanmayanların keyifleri ardınca gitme! Onlar, kendi Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.
    ENAM 151. De ki onlara: "Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O'na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah'ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz."
    ENAM 161. De ki: "Beni, dosdoğru yola Rabbim iletmiştir. Güçlü, pürüzsüz bir dine, hanîf olan İbrahim'in milletine. Müşriklerden değildi o."
    ENAM 164. Şunu da söyle: "Allah herşeyin Rabbi iken O'ndan başka rab mı arayayım? Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır. Hiçbir günahkâra bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri O size haber verecektir."




    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENAM 14-De ki: "Göklerin ve yerin yaratanı olan Allah'tan başkasını mı dost edineceğim? Oysa O, yedirip besler, kendisi ise beslenmekten münezzehtir." De ki: "Ben ehl-i İslamın birincisi olmakla emrolundum ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma!" buyuruldu.
    ENAM 15-De ki: "Ben Rabbime isyan edecek olursam, büyük bir günün azabından korkarım."
    ENAM 19-De ki: "Şahitlikçe hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. Ve bu Kur'an bana vahyolundu ki, sizi ve onun ulaştığı herkesi uyarayım. Gerçekten siz, Allah'tan başka tanrılar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?" De ki: "Ben şahitlik etmem!" De ki: "O birtek ilahtır ve gerçekten ben ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım!"
    ENAM 37-Durmuşlar: "Ona bambaşka bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Şüphesiz Allah'ın öyle bir mucize indirmeye gücü yeter, fakat çokları bilmezler!"
    ENAM 40-De ki: "Kendinizi bir düşünür müsünüz, Allah'ın azabı başınıza gelse veya kıyamet başınıza kopsa Allah'tan başkasına mı dua edersiniz? Eğer doğru söylüyorsanız söyleyin bakalım!"

    ENAM 42-Andolsun ki, senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik; dinlemediler. Biz de onları yalvarıp yakarsınlar diye darlık ve sıkıntı ile cezalandırdık.
    ENAM 46-De ki: "Söyleyin bakayım, eğer Allah, kulaklarınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi mühürleyiverirse, Allah'tan başka hangi tanrı onu size iade edecek?" Bak Biz delillerimizi nasıl evirip çevirip türlü türlü açıklıyoruz! Sonra da onlar nasıl (yüz çevirip) geçiveriyorlar!
    ENAM 47-De ki: "Kendinizi gördün mü? Şayet Allah'ın azabı ansızın yahut açıktan başınıza geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helak olur?"
    ENAM 48-Biz o gönderilen peygamberleri rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Onun için kim iman edip dürüstlük yolunu tutarsa, onlara korku yoktur ve mahzun da olmayacaklardır.
    ENAM 56-De ki: "Ben sizin Allah'tan başka taptıklarınıza ibadet etmekten men edildim!" De ki: "Ben sizin çarpık arzularınıza uymam. O zaman şaşırmış ve doğru yoldan gidenlerden olmamış olurum."
    ENAM 57-De ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise O'na yalan dediniz. Çabuk gelmesini istediğiniz azap benim elimde değil; hüküm ancak Allah'ındır. Gerçeği O anlatır. Hem O, gerçeği batıldan ayırt edenlerin en iyisidir.
    ENAM 58-De ki: "O çabuk gelmesini istediğiniz azap benim elimde olsaydı, aramızdaki iş çoktan sonuçlanmış olurdu. Bununla beraber Allah haksızları daha iyi bilir.
    ENAM 63-De ki: "Karanın, denizin karanlıklarından, gizliden gizliye yalvara yalvara: "Ahdimiz olsun eğer bizi kurtarırsan, hiç şüphesiz şükredenlerden oluruz." dediğinizde kim kurtarır sizi?
    ENAM 64-De ki: "Allah kurtarır sizi ondan ve her sıkıntıdan, sonra da siz yine ortak koşarsınız."
    ENAM 65-De ki: "O'nun size üstünüzden veya altınızdan bir azap salıvermeye yahut sizi birbirinize katıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter. Bak, ayetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, gereği gibi anlasınlar.
    ENAM 71-De ki: "Biz hiç Allah'ı bırakıp da bize ne fayda, ne de zarar vermeyecek nesnelere yalvarır mıyız? Ve Allah bizi hidayetine kavuşturmuş iken ardımıza (şirke) döner miyiz? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri o avanak kimse gibi. De ki: "Allah'ın hidayet yolu doğru yolun ta kendisidir. Ve biz alemlerin Rabbine teslimiyet göstermekle emrolunduk."
    ENAM 72-Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkun!" Haşrolunup varacağınız O!
    ENAM 90-İşte o peygamberler, Allah'ın kendilerini doğrudan yola eriştirdiği kimselerdir. Sen de onların gittiği yoldan yürü! De ki: "Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O Kur'an sadece alemleri irşad için ilahi bir hatıradır.
    ENAM 91"Allah insana hiçbir şey indirmemiştir." demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olmak üzere getirdiği Kitab'ı kim indirdi? -Ki siz onu parça parça kağıtlar haline getiriyor ve bunları ortaya atıyorsunuz ama bir çoğunu gizliyorsunuz.- Bununla beraber şimdi size -ne sizin, ne atalarınızın- bilmediği hakikatler öğretilmekte. (Onlara cevaben): "Allah." de, sonra bırak onları daldıkları batakta oynayıp dursunlar.
    ENAM 145-De ki: "Bana vahyolunanlar arasında, ölü, dökülen kan, pisliğin ta kendisi olan domuz eti veya Allah'tan başkasının adı anılarak açık bir günahla kesilmiş hayvandan başkasını, yiyecek bir adama haram kılınmış birşey bulmuyorum. Her kim çaresiz kalırsa, başka bir çaresizin hakkına tecavüz etmemek ve zorunlu miktarı aşmamak şartıyla, bunlardan yiyebilir; çünkü Rabbin gerçekten bağışlayan ve merhamet edendir.
    ENAM 147-Eğer seni yalanlamaya yeltenirlerse, de ki: "Rabbiniz bitmez tükenmez bir rahmet sahibidir, fakat O'nun kahrı günahkarlar topluluğundan geri çevrilemez.
    ENAM 148-Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de babalarımız O'na ortak koşardık; hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Bunlardan öncekiler de Bizim azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanlamışlardı. Onlara de ki: "İlim denilecek birşeyiniz var mı ki, bize çıkara-sınız? Siz sadece bir zannın ardından gidiyorsunuz ve siz yalnızca atıp tutuyorsunuz."
    ENAM 150-De ki: "Haydi, Allah'ın bunu haram kıldığına şahitlik edecek şahitlerinizi getirin!" Eğer gelir, şahitlik ederlerse, sen onlarla beraber şahitlik etme, ayetlerimizi yalanlayanların, o ahirete inanmayanların çarpık arzularına uyma! Nasıl uyarsın ki, onlar Rablerine başkasını denk tutuyorlar.
    ENAM 151-De ki: "Gelin, size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım! O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, babanıza annenize iyilikten ayrılmayın, yoksulluk yüzünden çocuklarınızı öldürmeyin; zira sizin de onların da rızkını Biz veririz, kötülüklerin açığına da gizlisine de yanaşmayın, Allah'ın muhterem kıldığı cana haksız yere kıymayın. İşte duydunuz ya, O, size düşünesiniz diye bunları emretti!"
    ENAM 161-De ki: "Beni Rabbim, şüphesiz dosdoğru bir yola, gerçek ve daima ayakta olan bir dine, başka dinlerden sıyrılıp yalnız hakka yönelen İbrahim'in tertemiz dinine iletti. O, hiçbir zaman Allah'a ortak koşanlardan olmadı.
    ENAM 164-De ki: "Allah, herşeyin Rabbı iken ben hiç O'ndan başka Rab mi isterim? Herkesin kazandığı ancak kendi boynuna geçer (sorumluluğunu gerektirir). Hiçbir günahkar başkasının günahını taşımaz. Sonra hep dönüp Rabbinize varacaksınız. O vakit O, size ayrılığa düştüğünüz gerçeği habe verecektir.


    DİYANET MEALİ
    ENAM 14. De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim! De ki: Bana Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma! (denildi).
    ENAM 15. De ki: Ben, Rabbime isyan edersem gerçekten büyük bir günün (kıyametin) azabından korkarım.
    ENAM 19. De ki: Hangi şey şahadetçe en büyüktür? De ki: (Hak peygamber olduğuma dair) benimle sizin aranızda Allah şahittir. Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber başka tanrılar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? De ki: "Ben buna şahitlik etmem." "O ancak bir tek Allah’tır, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım" de.
    ENAM 37. O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! Dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.
    ENAM 40. De ki: Ne dersiniz; size Allah’ın azabı gelse veya o kıyamet gelip çatıverse size, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım)!
    ENAM 42. Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.
    ENAM 46. De ki: Ne dersiniz; eğer Allah kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör eder, kalplerinizi de mühürlerse bunları size Allah'tan başka hangi tanrı geri verebilir! Bak, delilleri nasıl açıklıyoruz. Onlar hâlâ yüz çeviriyorlar!
    ENAM 47. De ki: Söyler misiniz; size Allah’ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helâk olur?
    ENAM 48. Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.
    ENAM 56. De ki: Allah’ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzularınıza uymam, aksi halde sapıtırım da hidayete erenlerden olmam.
    ENAM 57. De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
    ENAM 58. De ki: Acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmişti. Allah zalimleri daha iyi bilir.
    ENAM 63. De ki: Karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) sizi kim kurtarır ki? (O zaman) O'na gizli gizli yalvararak "Eğer bizi bundan kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız" diye dua edersiniz.
    ENAM 64. De ki: Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allah kurtarır. Sonra siz yine O'na ortak koşarsınız.
    ENAM 65. De ki: "Allah’ın size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter." Bak, anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz!
    ENAM 71. De ki: Allah’ı bırakıp da bize fayda veya zarar veremeyecek olan şeylere mi tapalım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra şeytanların saptırıp şaşkın olarak çöle düşürmek istedikleri, arkadaşlarının ise: "Bize gel! " diye doğru yola çağırdıkları şaşkın kimse gibi gerisin geri (inkârcılığa) mi döndürüleceğiz? De ki: Allah’ın hidayeti doğru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir.
    ENAM 72. "Namazı dosdoğru kilin ve Allah'tan korkun" (diye de emredildik). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah’tır.
    ENAM 90. İşte o peygamberler Allah’ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. De ki: Ben buna (peygamberlik görevime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemler için ancak bir öğüttür.
    ENAM 91. (Yahudiler) Allah’ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği Kitab’ı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kuran’da) size öğretilmiştir. (Resulüm) sen "Allah" de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar!
    ENAM 145. De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir.
    ENAM 147. Eğer seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı, suçlular topluluğundan uzaklaştırılamaz.
    ENAM 148. Putperestler diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de aynı şekilde (peygamberleri) yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki: Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.
    ENAM 150. De ki: Allah şunu yasak etti, diye şehadet edecek şahitlerinizi getirin! Eğer onlar şahitlik ederlerse, sen onlarla beraber şahitlik etme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahret gününe inanmayanların arzularına uyma. Onlar, Rablerine eş tutuyorlar.
    ENAM 151. De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah’ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah’ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız.
    ENAM 161. De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah’ı birleyen İbrahim’in dinine iletti. O, ortak koşanlardan değildi.
    ENAM 164. De ki: Allah her şeyin Rabbi iken ben ondan başka Rab mi arayacağım? Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz rabbinizedir. Ve O, uyuşmazlığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENAM 14 De ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan başka dost mu tutayım?" "Bana, İslâm olanların ilki olmam emrerdildi" de ve sakın ortak koşanlardan olma!
    ENAM 15 De ki: "Eğer Rabbime isyân edersem, büyük bir günün azâbından korkarım!"
    ENAM 19 De ki: "Şâhidlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Benimle sizin aranızda Allâh şâhiddir. Bu Kur'ân bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım. Siz gerçekten Allâh ile beraber başka tanrılar olduğuna şâhidlik ediyor musunuz?", "Ben şâhidlik etmem!" de: "O, ancak tek bir Tanrıdır, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden uzağım" de.
    ENAM 37 Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mu'cize indirilmeli değil miydi?" De ki: "Şüphesiz Allâh, bir mu'cize indirmeğe kâdirdir, fakat çokları bilmezler."
    ENAM 40 De ki: "Düşündünüz mü kendinizi hiç? Size Allâh'ın azâbı gelse, ya da o (Duruşma) sâ'at(i) gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru (sözlü) iseniz (söyleyin).
    ENAM 42 Senden önce de ümmetlere elçiler gönderdik. (İnkârlarından dönüp bize) yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezâlandırmıştık.
    ENAM 46 De ki: "Söyleyin bana, eğer Allâh işitme(duyu)nuzu ve gözlerinizi alsa, kalblerinizin üstüne de mühür vursa, Allah'tan başka bun(lar)ı size getir(ip ver)ecek tanrı kimdir?" Bak, nasıl âyetleri döndürüp türlü türlü açıklıyoruz, sonra yine onlar yüz çeviriyorlar?
    ENAM 47 De ki: "Düşündünüz mü kendinizi hiç? Size Allâh'ın azâbı ansızın, ya da açıkça gelse, zâlim toplumdan başkası mı helâk edilir?"

    ENAM 48 Biz elçileri sadece müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim inanır ve uslanırsa onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
    ENAM 56 De ki: "Ben, Allah'tan başka yalvardıklarınıza tapmaktan men'olundum." De ki: "Ben sizin keyiflerinize uymam, çünkü o takdirde sapıtmış ve yola gelenlerden olmamış olurum."
    ENAM 57 De ki: "Ben, Rabbimden (gelen) açık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Acele istediğiniz (azâb) da benim yanımda değildir. Hüküm vermek, yalnız Allah'a âittir. (O) gerçeği anlatır ve O, (dâvâyı çözüp) ayırdedenlerin en iyisidir."
    ENAM 58 De ki: "Eğer acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş, şimdi (çoktan) bitirilmişti." Allâh zâlimleri daha iyi bilir.
    ENAM 63 De ki: "Gizli ve açık olarak: 'Bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız!' diye O'na yalvarıp yakardığınız zaman, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor?"
    ENAM 64 De ki: "Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allâh kurtarıyor, sonra siz yine O'na ortak koşuyorsunuz!?"
    ENAM 65 De ki: "O, sizin üzerinize üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azâb göndermeğe, ya da sizi parti parti birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını taddırmağa kâdirdir." Bak, anlasınlar diye âyetleri nasıl açıklıyoruz?!
    ENAM 71 De ki: "Allah'tan başka, bize ne yarar, ne zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Ve Allâh bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde (eski durumumuza) döndürülüp; şeytânların ayartarak şaşkın bir halde çölde bıraktıkları; arkadaşlarının ise "Bize gel!" diye doğru yola çağırdıkları kimse gibi (şaşkın bir duruma) mı düşelim?" De ki: "Yol gösterme, ancak Allâh'ın yol göstermesidir. Bize, âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir."
    ENAM 72 "Namazı kılın ve O'ndan korkun (diye emredilmiştir)!" Varıp huzûruna toplanacağınız O'dur.
    ENAM 90 İşte onlar, Allâh'ın hidâyet ettiği kimselerdir. Onların yoluna uy ve de ki: "Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece âlemlere bir öğüttür."
    ENAM 91 Allâh'ı şânına yaraşır biçimde tanıyamadılar, zira "Allâh, insana bir şey indirmedi" dediler. De ki: "Öyleyse Mûsâ'nın, insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği, ki siz onu parça parça kâğıtlar haline getirip gösteriyorsunuz, çoğunu da gizliyorsunuz- ve ne sizin, ne de babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitabı kim indirdi?" "Alah" de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar.
    ENAM 145 De ki: Bana vahyolunanda, (bu harâm dediklerinizi) yiyen kimse için harâm edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, yahut akıtılmış kan, yahut domuz eti -ki pistir- ya da Alah'tan başkası adına boğazlanmış bir fısk (murdar olmuş hayvan) olursa başka (bunlar harâmdır). Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) saldırmamak ve (zorunluluk) sınırı(nı) aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir). Çünkü Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir.
    ENAM 147 Eğer seni yalanladılarsa, de ki: "Rabbiniz bol rahmet sâhibidir. Fakat O'nun azâbı da suçlu toplumdan geri çevrilmez (gazabı suçluların üzerine bir indi mi, onu kimse geri çeviremez)."
    ENAM 148 (Allah'a) Ortak koşanlar diyecekler ki: "Allâh isteseydi ne biz ne de babalarımız ortak koşmazdık, hiçbir şeyi de harâm yapmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da öyle demişlerdi de nihâyet azâbımızı tadmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıka(rıp gösterece)ğiniz bir bilgi (yazılı belge) var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."
    ENAM 150 De ki: "Haydi Allâh'ın bunu yasakladığına şâhidlik edecek tanrılarınızı getirin." Eğer (onlar) şâhidlik ederlerse sen onlarla beraber şâhidlik etme; âyetlerimizi yalanlayanların ve âhirete inanmayanların keyiflerine uyma. (Nasıl uyarsın ki) onlar, Rablerine eş tutmaktadırlar.

    ENAM 151 De ki: "Gelin, Rabbinizin size harâm kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. Fuhuşların açığına da, kapalısına da yaklaşmayın ve haksız yere Allâh'ın yasakladığı cana kıymayın! Düşünesiniz diye Allâh size bunları tavsiye etti.
    ENAM 161 De ki: "Rabbim beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, Allâh'ı birleyen İbrâhim'in dinine. O, ortak koşanlardan değildi."
    ENAM 164 De ki: "Allâh, herşeyin Rabbi iken ben O'ndan başka Rab mı arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine âittir. Kendi (günâh) yükünü taşıyan hiç kimse, bir başkasının (günâh) yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir; (O) ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir."


    SEBE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SEBE 22. De ki: "Allah dışındaki o bir şey sandıklarınızı çağırın/onlara yalvarın! Ama onlar, göklerde de yerde de zerre kadar bir şeye sahip olamazlar. O göklerde ve yerde onların ortaklığı da yoktur. Ve O'nun onlardan bir destekçisi de yoktur."
    SEBE 24. De ki: "Göklerden ve yerden sizi kim rızıklandırıyor?" De ki: "Allah! O halde biz yahut siz ya tam hidayet üzerindeyiz yahut açık bir sapıklık içinde."
    SEBE 25. De ki: "Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu olmayacaksınız; biz de sizin yaptıklarınızdan sorguya çekilmeyeceğiz."
    SEBE 26. De ki: "Rabbimiz hepimizi biraraya toplayacak, sonra da aramızı hak ile ayıracak. O'dur Fettâh, O'dur Alîm."
    SEBE 27. De ki: "Ortaklar olarak O'nun yanına koymaya kalktıklarınızı bana gösterin! Hayır, iş sandığınız gibi değil! O, Allah'tır; Azîz'dir, Hakîm'dir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SEBE 22-De ki: "Allah'tan başka tanrı saydığınız tanrılarınıza istediğiniz kadar yalvarın. Onların ne gökte ne de yerde zerre miktarına güçleri yetmez. Onların, bunlarda bir ortaklığı da yoktur. O'nun da onlardan bir yardımcısı yoktur.
    SEBE 24-Onlara de ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık veriyor? De ki: "Allah! O halde ya biz mutlak bir doğru yolda veya açık bir sapıklık içindeyiz ya da siz."
    SEBE 25-De ki : "Siz, bizim suçlarımızdan sorumlu tutulmazsınız, biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız."
    SEBE 26-De ki: "Rabbimiz, hepimizi bir araya toplayacak, sonra da aramızı hak hükmü ile ayıracak. O, öyle yegane hüküm veren, öyle herşeyi bilendir."
    SEBE 27-De ki: "O'na ortak diye kattıklarınızı bana gösterin bakayım! Hayır, öyle şey yok! doğrusu, bu: Güçlü ve hikmet sahibi olan ancak Allah'tır."

    DİYANET MEALİ
    SEBE 22. (Müşriklere) de ki: Allah'tan başka tanrı saydığınız şeyleri çağırın! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktu.
    SEBE 24. (Resulüm!) De ki: Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindedir.
    SEBE 25. De ki: Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz.
    SEBE 26. De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
    SEBE 27. De ki: O'na (Allah'a) kattığınız ortaklarınızı bana gösterin. Hayır! Bilakis, yegâne galip ve her şeyi hikmetle idare eden ancak Allah’tır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SEBE 22 De ki: "Allah'tan başka (tanrı) sandığınız şeyleri çağırın, onlar ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sâhip değillerdir. Bu ikisi(nin yaratılmasında ve mülkü)nde bir ortaklıkları yoktur. Ve Allâh'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur."
    SEBE 24 De ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık veriyor?" De ki: "Allâh, O halde ya biz veya siz, (ikimizden biri), doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindeyiz."
    SEBE 25 De ki: "Bizim işlediğimiz suçtan siz sorulacak değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorumlu değiliz."
    SEBE 26 De ki: "Rabbimiz (kıyâmet günü), hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızdaki sorunu çözecektir. O sorunları en güzel çözümleyendir, bilendir."
    SEBE 27 De ki: "O'na kattığınız ortakları bana gösterin (bakayım, onlar tanrı olabilirler mi?). Hayır (böyle şey olamaz.) Doğrusu O, gâlib, hüküm ve hikmet sâhibi olan Allah'tır."


    ZÜMER SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZÜMER 53.De ki: "Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan/aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafur, mutlak Rahim'dir.
    ZÜMER 64.De ki: "Bana, Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz, ey cahiller!?"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZÜMER 53-De ki: "Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."
    ZÜMER 64-De ki: "Böyle iken, şimdi O Allah'tan başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz bana, ey cahiller?"

    DİYANET MEALİ
    ZÜMER 53. De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    ZÜMER 64. De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZÜMER 53 (Tarafımdan onlara) De ki: "Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allâh'ın rahmetinden umut kesmeyin. Allâh bütün günâhları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir."
    ZÜMER 64 De ki: "Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey câhiller?"


    FUSSİLET SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FUSSİLET 5. Dediler ki: "Bizi çağırdığı o şeye karşı kalplerimiz kılıflar içinde; kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde var. O halde, sen işini yap, muhakkak biz de işimizi yapacağız."
    FUSSİLET 6. DE Kİ: "BEN SADECE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. İlahınızın bir tek ilah olduğu bana vahyediliyor. O halde şaşıp sendelemeden O'na yönelin ve O'ndan af dileyin. Vay haline ortak koşanların!
    FUSSİLET 9. De ki: "Siz, yerküreyi iki günde yaratana gerçekten nankörlük edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? Âlemlerin Rabbi'dir O."
    FUSSİLET 44. Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap'a yabancı dil mi?/İSTER YABANCI DİLDE, İSTER ARAPÇA!" DE Kİ: "O, İMAN EDENLER İÇİN BİR KILAVUZ, BİR ŞİFADIR. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir."
    FUSSİLET 52. DE Kİ: "SÖYLEYİN BAKALIM, O KUR'AN ALLAH KATINDAN İSE, SİZ DE ONUN ÜSTÜNÜ ÖRTTÜNÜZSE, O DÖNÜŞÜ OLMAYAN KOPUKLUĞA DÜŞENDEN DAHA SAPIK KİM VARDIR?"


    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FUSSİLET 5-ve şöyle demektedirler: "Kalplerimiz, senin bizi çağırdığın şeye karşı örtüler içinde, kulaklarımızda da bir ağırlık var ve seninle aramıza bir gergi (perde) çekilmiştir. Haydi, yap yapacağını çünkü biz yapıyoruz!".
    FUSSİLET 6-DE Kİ: "BEN, SADECE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM, ancak bana tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyolunuyor. Onun için hep O'na yönelin ve O'nun bağışlamasını isteyin; vay haline o ortak koşanların
    FUSSİLET 9-De ki: "Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O'na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.
    FUSSİLET 44-VE EĞER BİZ ONU YABANCI DİLDE BİR KUR'AN YAPSAYDIK DİYECEKLERDİ Kİ: "AYETLERİ GENİŞÇE AÇIKLANSAYDI YA! ARAB'A YABANCI DİL (ÖYLE) Mİ?" De ki: "O iman edenler için bir rehber ve şifadır, iman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlak vardır ve o, onlara karşı körlüktür. Onlara uzak bir yerden haykırılır.
    FUSSİLET 52-DE Kİ: "SÖYLEYİN BAKALIM! EĞER O KUR'AN ALLAH TARAFINDAN (GELMİŞ OLUP) DA SONRA SİZ ONU İNKAR ETMİŞSENİZ O ZAMAN UZAK BİR AYRILIĞA DÜŞENDEN DAHA ŞAŞKIN KİM OLABİLİR?"

    DİYANET MEALİ
    FUSSİLET 5. Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun için sen (istediğini) yap, biz de yapmaktayız!
    FUSSİLET 6. DE Kİ: BEN DE ANCAK SİZİN GİBİ BİR İNSANİM. Bana ilâhinizin bir tek İlâh olduğu vahy olunuyor. Artik O'na yönelin, O'ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline!
    FUSSİLET 9. De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.
    44. EGER BİZ ONU, YABANCI DİLDEN BİR KUR'AN KILSAYDIK, DİYECEKLERDİ Kİ: AYETLERİ TAFSİLATLİ ŞEKİLDE AÇIKLANMALI DEĞİL MİYDİ? ARAB'A YABANCI DİLDEN (KİTAP) OLUR MU? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kuran’da ne söylendiğini anlamıyorlar.)
    52. DE Kİ: NE DERSİNİZ, EGER O (KUR'AN), ALLAH TARAFINDAN İSE SİZ DE ONU İNKÂR ETMİŞSENİZ O ZAMAN (HAKTAN) UZAK BİR AYRILIĞA DÜŞENDEN DAHA SAPIK KİM VARDIR?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FUSSİLET 5 Dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kılıflar içinde, kulaklarımızda bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde var. Sen (istediğini) yap, biz de (istediğimizi) yapıyoruz."
    FUSSİLET 6 DE Kİ: "BEN DE ANCAK SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. Bana, tanrınızın bir tek Tanrı olduğu vahyediliyor. O'na doğrulun (O'na yönelerek işlerinizi düzeltin), O'ndan mağfiret dileyin. (O'na) Ortak koşanların vay haline!"
    FUSSİLET 9 De ki: "Siz mi arzı iki günde Yaratan'a nankörlük ediyor ve O'na eşler koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir."
    FUSSİLET 44 EĞER BİZ ONU, YABANCI (DİLDE) BİR KUR'ÂN YAPSAYDIK DERLERDİ Kİ: "ÂYETLERİ (ANLAYACAĞIMIZ) BİR DİLLE AÇIKLANMALI DEĞİL MİYDİ? ARABA YABANCI SÖZ MÜ (GELİYOR)?" De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve (gönüllere) şifâdır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden çağırılıyorlar (da duymuyorlar).
    FUSSİLET 52 DE Kİ: "GÖRDÜNÜZ MÜ, YA O (KUR'AN) ALLÂH TARAFINDAN İSE VE SİZ DE ONU İNKÂR ETMİŞSENİZ, O ZAMAN UZAK BİR AYRILIĞA DÜŞENDEN DAHA SAPIK KİM OLABİLİR?"


    ZUHRUF SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZUHRUF 81. De ki: "Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZUHRUF 81-De ki: "Rahman'ın bir oğlu olsaydı, ben ona tapanların ilki olurdum."

    DİYANET MEALİ
    ZUHRUF 81. De ki: Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZUHRUF 81 De ki: "Eğer Rahmân'ın çocuğu olsaydı (O'na) tapanların ilki ben olurdum. (420)
    420 Çünkü çocuğa saygı, babasına saygı demektir. Ama Allah'ın çocuğu yoktur.


    AHKAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHKAF 4. De ki: "Allah dışında yakarmakta olduklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, yerden neyi yarattılar onlar? Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var? Eğer doğru sözlü kişiler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı getirin bana!"
    AHKAF 8. Yahut da şöyle diyorlar: "Uyduruyor onu!" De ki: "Eğer uydursaydım onu, hiçbir şeye sahip olamazdınız Allah'tan kurtarmak için beni. İçine gömüldüğünüz yaygarayı en iyi bilen O'dur. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. Çok affedici, çok merhametlidir O."
    AHKAF 9. De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim."
    AHKAF 10. De ki: "Hiç düşündünüz mü? Eğer bu, Allah katından ise ve siz onu tanımamışsanız, İsrailoğullarından bir tanık da onun benzerine tanıklık edip inandığı halde, siz böbürlenmişseniz haliniz nice olur! Allah, zalimler topluluğuna kılavuzluk etmez."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHKAF 4-De ki: "Şimdi baksanıza, şu sizin Allah'ın berisinden (Allah'tan başka) yalvarıp durduklannıza, gösterin bana, onlar yeryüzünün hangi parçasını yaratmışlar? Yoksa onların göklerde mi bir ortakları var? Haydi bana bundan önce (indirilmiş) bir kitap veya bir ilim kalıntısı getirin, eğer doğru söylüyorsanız!"
    AHKAF 8-Yoksa: "Onu uydurdu." mu diyortar? De ki: "Ben onu uydurduysam, siz beni Allah'tan kurtaracak hiçbir güce sahip olamazsınız ve O, sizin niye yaygara edip durduğunuzu en iyi bilir. Benimle aranızda şahit olarak ona O yeter. O, bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir.
    AHKAF 9-De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyuyorum. Ben, sadece açık bir uyarıcıyım."
    AHKAF 10-De ki: "Şuna vicdanınızda bir baktınız mı: Eğer bu, Allah tarafından geldi de siz onu inkar ettiyseniz ve İsrail oğullarından bir şahit de onun benzerine şahitlik edip iman getirdi de siz kibirlenmek istediyseniz? Şüphe yok ki. Allah zalimleri doğru yola çıkarmaz."

    DİYANET MEALİ
    AHKAF 4. De ki: Söylesenize! Allah’ı bırakıp taptığınız şeyler yeryüzünde ne yaratmışlar; göstersenize bana! Yoksa onların göklere ortaklıkları mı vardır? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmiş) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana getirin.
    AHKAF 8. Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah tarafından bana gelecek şeyi savmaya gücünüz yetmez. O, sizin Kur'an hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayan, esirgeyendir.
    AHKAF 9. De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.
    AHKAF 10. De ki: Hiç düşündünüz mü; şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrail oğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHKAF 4 De ki: "Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, onlar yerden neyi yarattılar? Yoksa gökler(in yaratılışın)da onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru iseniz bundan önce (inmiş olan) bir Kitap yahut bir bilgi kalıntısı getirin."
    AHKAF 8 Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah'tan gelecek cezaya karşı sizin bana hiçbir yararınız olmaz. O, sizin yaptığınız taşkınlığı daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda O'nun şahit olması yeter. O, bağışlayan, esirgeyendir.
    AHKAF 9 De ki: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim." (428)
    428 Peygamberliği ilk defa ben ortaya atmadım, ya da önceki peygamberlerin hiç söylemediği bir şeyi söyleyen, ortaya bid'atlar atan bir peygamber değilim.
    AHKAF 10 De ki: "Hiç düşündünüz mü: Eğer bu (Kur'ân) Allâh katından olduğu halde siz onu tanımamışsanız; İsrâil oğullarından bir şâhid de bunun benzerini (Tevrât'ta) görüp inandığı halde siz (inanmağa) tenezzül etmemişseniz (durumunuz nice olur)? Allâh, zâlim bir toplumu doğru yola iletmez.


    KEHF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    KEHF 29. Ve de ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin." Biz, zalimler için öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı/duvarı/dumanı onları çepeçevre kuşatmıştır. Eğer yardım dileseler, erimiş maden gibi yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur. O ne kötü içecek, o ne kötü sığınak/dayanak!
    KEHF 109. De ki: "Rabbimin kelimeleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce deniz mutlaka biter. Bir o kadarını daha getirsek de yetmez."
    KEHF 110. DE Kİ: "BEN DE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. Ancak, tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. O halde, Rabbine kavuşmayı uman, hayra ve barışa yönelik iş yapsın ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O'na ortak koşmasın."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    KEHF 29-Ve de ki: "O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! Çünkü Biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki, serdakları = duvarları kendilerini kuşatmıştır. Eğer yardım isterlerse, yüzleri çeviren erimiş cesed gibi bir su ile yardım edilirler. O ne fena içki ve o ne kötü kurultay!
    KEHF 109-De ki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsaydı, kesinlikle Rabbimin sözleri tükenmeden deniz tükenirdi, bir misli de yardımcı getirsek bile.
    KEHF 110-DE Kİ: "BEN ANCAK SİZİN GİBİ BİR İNSANIM, bana ancak ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor, onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse, güzel bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiçbir şirk karıştırmasın!"

    DİYANET MEALİ
    KEHF 29. Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çapa çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!
    KEHF 109. De ki: Rabbimin sözleri için derya mürekkep olsa ve bir o kadar da ilâve getirsek dahi, Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir.
    KEHF 110. DE Kİ: BEN, YALNIZCA SİZİN GİBİ BİR BEŞERİM. (Şu var ki) bana, İlâh’ınızın, sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    KEHF 29 De ki: "Bu gerçek, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin." Çünkü biz zâlimlere öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı onları kuşatmıştır. Eğer (susuzluktan) feryâd edip yardım isteseler erimiş mâden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü bir içecektir ve ne kötü bir dayanacak(koltuk)dur! Başka bir tefsîre göre dumanı veya duvarı
    KEHF 109 De ki: "Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz tükenir." Yardım için bir o kadarını daha getirsek (yine yetmez).

    KEHF 110 DE Kİ: "BEN DE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM; Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu bana vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine (yaptığı) ibâdete hiç kimseyi ortak etmesin.

    ENBİYA SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENBİYA 36. O küfredenler seni gördüklerinde, seni şu şekilde alaya almaktan başka birşey yapmazlar: "İlahlarınızı diline dolayan bu mu?" Ama Rahman'ın zikrini/Kur'an'ı bizzat onlar örtüp inkâr ediyorlar.
    ENBİYA 42. De ki: "Sizi gece ve gündüz Rahman'dan kim koruyabilir?" Hayır, hayır! Onlar, Rablerinin zikrinden/Kur'an'ından yüz çeviriyorlar.
    ENBİYA 45. De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENBİYA 36-O küfredenler seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve: "İlahlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki, onlar hep Rahman'ın zikrine küfür ediyorlar.
    ENBİYA 42-De ki: "Sizi gece ve gündüz o Rahman'dan kim koruyabilir Ama onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmişlerdir.
    ENBİYA 45-De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum; ama sağırlar ne kadar uyarılsalar çağrıyı işitmezler

    DİYANET MEALİ
    ENBİYA 36. (Resulüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: "Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?" diyerek seni hep alaya alırlar. Hâlbuki onlar, çok esirgeyici Allah’ın Kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.
    ENBİYA 42. De ki: Allah'a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.
    ENBİYA 45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENBİYA 36 Kâfirler seni gördükleri zaman: "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mu?" diye seninle alay ederler. Oysa kendileri Rahmân'ın Zikri(uyarısı)nı kabul etmiyorlar.
    ENBİYA 42 De ki: "Gece gündüz, sizi Rahmân'dan kim koruyacak?" Hayır, onlar, Rablerinin Zikr'inden yüz çeviriyorlar.
    ENBİYA 45 De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."



    MÜMİNUN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMİNUN 93. De ki: "Rabbim, tehdit edildikleri şeyi bana mutlaka göstereceksen.
    MÜMİNUN 94. Beni o zalimler topluluğunun içinde tutma Rabbim!"
    MÜMİNUN 97. Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım!"
    MÜMİNUN 98. "Onların, başıma üşüşmelerinden de sana sığınırım Rabbim!"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMİNUN 93-De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dedilen azabı bana mutlaka göstereceksen,
    MÜMİNUN 94-beni o zalimler güruhu arasında bulundurma Rabbim!"
    MÜMİNUN 97-Ve de ki: "Ey Rabbim, şeytanların dürtüştürmelerinden (kışkırtmalarından) sana sığınırım!
    MÜMİNUN 98-Huzuruma gelmelerinden sana sığınırım Rabbim!"

    DİYANET MEALİ
    MÜMİNUN 93. (Resulüm!) De ki: "Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka bana göstereceksen.
    MÜMİNUN 94. Bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma, Rabbim!"
    MÜMİNUN 97. Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!
    MÜMİNUN 98. Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMİNUN 93 De ki: "Rabbim, eğer onların tehdidedildikleri şeyi mutlaka bana göstereceksen (ben sağ iken onları cezâlandıracaksan),"
    MÜMİNUN 94 "Rabbim, beni şu zâlim kavmin içinde bırakma!"
    MÜMİNUN 97 Ve de ki: "Rabbim, şeytânların dürtüklemelerinden sana sığınırım."
    MÜMİNUN 98 "Ve onların yanıma uğramalarından sana sığınırım Rabbim."


    SECDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SECDE 11. Söyle onlara: "Size vekil edilen ölüm meleği canınızı alır, sonra doğrudan doğruya Rabbinize döndürülürsünüz."
    SECDE 28. Bir de soruyorlar: "Eğer doğru sözlülerseniz, bu fetih ne zaman?"
    SECDE 29. De ki: "Fetih günü, küfre sapanlara imanları yarar sağlamayacaktır. Onlara göz açtırılmaz bile."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SECDE 11-De ki: "Size tayin edilmiş olan ölüm meleği canınızı alacak, sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz!"
    SECDE 28-Bir de: "Ne zaman (gelecektir) o zafer, eğer doğru söylüyorsanız?" diyorlar.
    SECDE 29-De ki: "İnkar edenlere o zafer günü iman etmeleri fayda vermez ve onlara göz açtırılmaz.

    DİYANET MEALİ
    SECDE 11. De ki: Size vekil kılınan (bu konuda görevlendirilen) ölüm meleği caninizi alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
    SECDE 28. Eğer doğru söylüyorsanız, bu fetih (ve hüküm) günü hani ne zaman? Derler.
    SECDE 29. De ki: Fetih (ve hüküm) gününde inkârcılara (o gün ettikleri) imanları fayda vermeyecek ve kendilerine mühlet de tanınmayacaktır!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SECDE 11 De ki: "Üzerinize vekil edilen ölüm meleği, canınızı alır, sonra Rabbinize döndürülürsünüz."
    SECDE 28 "Doğru iseniz bu fetih ne zaman?" diyorlar.
    SECDE 29 De ki: "Fetih günü (gelince, şimdi) inkâr edenlere (o zaman) inanmaları fayda vermez ve kendilerine mühlet de verilmez.


    TUR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TUR 31. De ki: "Bekleyin! Doğrusu sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim."
    TUR 40. Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bir borç yüzünden onlar, yük altına mı giriyorlar?

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TUR 31-De ki : "Gözetin, çünkü ben de sizinle beraber gözetenlerdenim.
    TUR 40-Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da cereme vermekten ezilmekteler mi?

    DİYANET MEALİ
    TUR 31. De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
    TUR 40. Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında eziliyorlar mı?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TUR 31 De ki: "Gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetleyenlerdenim. (Bakalım hangimiz felâketlere çarpılacağız?)"
    TUR 40 Yoksa sen onlardan (vahiyleri duyurmana karşı) bir ücret istiyorsun da onlar, ağır bir borç yükü altında mı kalmışlardır?

    MÜLK SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜLK 23. De ki: "Sizi oluşturan O'dur. O size, işitme gücü, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!"
    MÜLK 24. De ki: "Sizi, yeryüzünde yaratıp yayan O'dur. O'nun huzurunda haşredileceksiniz."
    MÜLK 25. Derler ki: "Eğer doğru sözlülerseniz, bu vaat de zaman?"

    MÜLK 26. De ki: "Bilgi Allah'ın katındadır. Bana gelince, ben ancak açıkça uyaran biriyim."
    MÜLK 29. De ki: "Rahman'dır O, O'na inandık biz ve yalnız O'na güvendik. Yakında bileceksiniz kimmiş apaçık sapıklığın içinde."
    MÜLK 30. Şunu da söyle: "Bir sabah suyunuz çekiliverse, kim getirecek fışkırıp akan bir su size?"

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜLK 23-De ki: "O'dur ancak sizi yaratan, size dinleyecek kulak, görecek gözler, duyacak gönüller veren! Fakat sizler pek az şükrediyorsunuz!"
    MÜLK 24-De ki: "O'dur sizi yeryüzünde zürriyet halinde yaratıp yayan! Nihayet hep toplanıp O'nun huzuruna getirileceksiniz!"
    MÜLK 25-Böyle iken diyorlar ki: "Ne zaman (gerçekleşecek) bu tehdit? Eğer doğru söyleyenlerseniz?"
    MÜLK 26-De ki: "(Ona ait) o bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben, yalnızca açıkça anlatan bir uyarıcıyım (peygamberim).
    MÜLK 29-De ki: "O, öyle Rahman'dır. işte biz O'na iman ettik ve O'na dayanmaktayız. İleride sizler de kimin açık bir sapıklık içinde bulunduğunu bileceksiniz!"
    MÜLK 30-De ki: "Gördünüz mü, eğer sabaha kadar suyunuz batakalırsa (çekilecek olsa), size kim bir akarsu getirebilir?

    DİYANET MEALİ
    MÜLK 23. (Resulüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!
    MÜLK 24. De ki: Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksınız.
    MÜLK 25. "Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekleşecek)?" derler.
    MÜLK 26. De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.
    MÜLK 29. De ki: (Sizi imana davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!
    MÜLK 30. De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akarsu getirebilir?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜLK 23 De ki: "Sizi yaratan, size işitme (duyusu), gözler ve gönüller veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
    MÜLK 24 De ki: "Sizi yerde üreten O'dur ve toplanıp O'na götürüleceksiniz."
    MÜLK 25 "Doğru (söylüyor) iseniz bu tehdid(ettiğiniz azâb) ne zaman gelecek?" diyorlar.
    MÜLK 26 De ki: (Ona âit) Bilgi, Allâh'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
    MÜLK 29 De ki: "O, çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."
    MÜLK 30 De ki: "Baksanıza, eğer suyunuz çekilse, size kim bir akar su getirebilir?"

    RUM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RUM 42. De ki: "Yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir bakın! Onların çoğu şirke sapan insanlardı."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    RUM 42-De ki: "Yeryüzünde bir gezin de bakın, bundan öncekilerin akibeti nasıl olmuş? Onların çoğu (Allah'a) ortak koşarlardı."

    DİYANET MEALİ
    RUM 42. (Resulüm!) De ki: Yeryüzünde gezip dolasın da, daha öncekilerin akıbetleri nice oldu, görün. Onların çoğu müşrik idi.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RUM 2 De ki: "Yeryüzünde gezin, öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakın." Onların da çoğu ortak koşanlardan idi.

    ANKEBUT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ANKEBUT 20. De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yaratılışın nasıl başladığına bir bakın. İleride Allah öteki oluşmaya da vücut verecektir. Allah, her şeye Kadîr'dir.
    ANKEBUT 52. De ki: "Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Göklerde ne var, yerde ne var biliyor O. Bâtıla iman edip Allah'ı inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğramışların ta kendileridir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ANKEBUT 20-De ki: "Yeryüzünde bir gezinin de bakın O'nun yaratma işini başlangıçta nasıl yaptığına;sonra da Allah, neş'e-i uhrayı (son yapışı) inşa edecektir. "Şüphesiz Allah, herşeye gücü yetendir.
    ANKEBUT 52-De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler, işte zarara düşenler hep onlardır.

    DİYANET MEALİ

    ANKEBUT 20. De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra (ayni şekilde) ahret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir.
    ANKEBUT 52. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ

    ANKEBUT 20 De ki: "Yeryüzünde gezin, bakın yaratmağa nasıl başladı, sonra Allâh, son yaratmayı da yapacaktır. Çünkü Allâh, her şeyi yapabilendir.
    ANKEBUT 52 De ki: "Benimle sizin aranızda şâhid olarak Allâh yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Bâtıla inanıp Allah'a karşı nankörlük edenler, işte ziyana uğrayacaklar onlardır."

    RAD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RAD 16. De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kim?" De ki: "Allah." De ki: "O'nun yanında başka evliya mı/destekçiler mi edindiniz? Bunlar kendilerine bile yarar sağlayıp zarar verme gücünde değiller." De ki: "Körle gören yahut karanlıklarla ışık bir olur mu? Yoksa Allah'a, tıpkı O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratış/yaratılanlar kendileri için benzeşir hale mi geldi?" De ki: "Allah'tır her şeyi yaratan, O'dur Vâhid ve Kahhâr olan."
    RAD 19. Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biriyle aynı mıdır? Sadece aklı ve gönlü işleyenler düşünüp ibret alır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    RAD 16-De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kim?" Deki: "Allah!" Yine de ki: "Allah" tan başka kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne malik olmayanları dost mu ediniyorsunuz!" De ki:"Hiç kör ile gören bir olur mu, yahut karanlıklarla nur bir olur mu? Yoksa Allah'a O'nun yarattığı gibi mahluklar yaratan ortaklar buldular da yaratma kendilerince birbirine benzer mi göründü?" De ki:"Allah herşeyin yaratıcısı ve O birdir, kahredicidir."
    RAD 19-Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kör olan kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak akıl ve vicdanı temiz olanlar idrak eder.

    DİYANET MEALİ
    RAD 16. (Resulüm!) De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." O halde de ki: "O'nu bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?" De ki: "Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu?" Yoksa O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: Allah her şeyi yaratandır. Ve O, birdir, karşı durulamaz güç sahibidir.
    RAD 19. Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (inkâr eden) kör kimse gibi olur mu? (Fakat bunu) ancak akıl sahipleri anlar.


    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RAD 16 De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allâh!", "O halde, de, O'ndan başka kendilerine dahi bir fayda ve zarar veremeyen veliler mi edindiniz?" De ki: "Körle gören, yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu?" Yoksa Allah'a, O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar mı buldular da, (ikisinin) yaratma(sı) onlara, benzer mi göründü? De ki: "Her şeyin yaratıcısı Allah'tır. O, tektir, kahreden(herşeye üstün gelen)dir."
    RAD 19 Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (bunu kabul etmeyen) kör gibi olur mu? Ancak sağduyu sâhipleri öğüt alır.


    BAKARA SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    BAKARA 97. De ki: "Kim Cebrail'e -ki o, Allah’ın izniyle Kur'an'ı kendinden öncekini doğrulayacı, inananlara yol gösterici ve müjde olarak senin kalbine indirmiştir- düşman kesilirse,
    BAKARA 98. Kim Allah'a, O'nun meleklerine, resullerine, Cebrail'e, Mikail’e düşman kesilirse, Allah da bu tür inkârcılara düşman kesilir.
    BAKARA 139. De ki onlara: "Allah hakkında bizimle tartışıyor musunuz? Oysaki Allah hem bizim rabbimizdir hem sizin rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Biz yalnız O'na/Allah'a gönül verenleriz."
    BAKARA 219. Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." İşte Allah, ayetleri size böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.
    BAKARA 220. Dünya ve ahret hakkında... Sana yetimlerden de soruyorlar. De ki: "Onları, işe yarar hale getirmek kendileri için daha hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir." Allah, bozguncuyu barışseverden ayırmasını bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi zora sürerdi. Allah, tüm onurların sahibi, tüm hikmetlerin sahibidir.
    BAKARA 222. Sana âdet halini de sorarlar. De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir. Hacizli oldukları sırada kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın. İyice temizlendiklerinde, Allah’ın emrettiği yerden onlara gidin." Şu bir gerçek ki Allah, çok tövbe edenleri sever, iyice temizlenenleri de sever.


    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    BAKARA 97-Söyle: "Her kim Cebrail'e düşman ise kendisinden öncekileri doğrulayan ve müminlere bir hidayet ve müjde olan Kur'an'ı senin kalbine Allah’ın izniyle o indirdi.
    BAKARA 98-Her kim Allah'a, Allah’ın meleklerine, Peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e düşman olursa, bilsin ki, Allah kâfirlerin düşmanıdır.
    BAKARA 139-De ki: "Siz Allah hakkında bizimle mücadele mi edeceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size. Ancak biz O'na samimiyetle bağlılarız."
    BAKARA 219-Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah ve insanlara bazı yararlar vardır. Ancak günahları yararlarından daha büyüktür." Yine sana neyi başkalarına vereceklerini soruyorlar. De ki: "Sizi sıkmayanını." Allah, düşünesiniz diye, ayetlerini size böylece açıklıyor.
    BAKARA 220-O ayetler, dünya ve ahret hakkındadır. Bir de sana öksüzlerden soruyorlar. De ki: "Onların işlerini düzene koymak, karışmamaktan daha hayırlıdır. Kendilerine karışırsanız kardeşlerinizdirler. Allah, yararlı iş yapanı bozguncudan ayırır. Eğer Allah dileseydi sizi kesinkes sarpa sarardı. Şüphesiz ki, Allah çok güçlü ve hikmet sahibidir.
    BAKARA 222-Sana kadınların aybaşı adetlerinden soruyorlar. De ki: "O, bir eziyettir. Onun için adet günlerinde kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlarla cinsel ilişkide bulunmayın. İyice temizlendikleri vakit, Allah’ın emrettiği yerden onlara varın. Allah, çok tevbe edenleri de sever çok temizlenenleri de sever.

    DİYANET MEALİ
    BAKARA 97. De ki: Cebrail'e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah’ın izniyle Kur'an'ı senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiştir.
    BAKARA 98. Kim, Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail’e düşman olursa bilsin ki Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır.
    BAKARA 139. De ki: Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz olduğu halde, O'nun hakkında bizimle tartışmaya mı girişiyorsunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O'na gönülden bağlananlarız.
    BAKARA 2l9. Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. "İhtiyaç fazlasını" de. Allah size ayetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.
    BAKARA 220. Dünya ve ahret hakkında (lehinize olan davranışları düşünün ve ona göre hareket edin). Sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: Onları iyi yetiştirmek (yüz üstü bırakmaktan) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte yaşarsanız, (unutmayın ki) onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, işleri bozanla düzelteni bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve meşakkate sokardı. Çünkü Allah güçlüdür, hakîmdir.
    BAKARA 222. Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Sunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    BAKARA 97 De ki: "Allâh'ın izniyle Kur'ân'ı kendinden öncekini doğrulayıcı ve inananlara yol gösterici ve müjdeci olarak senin kalbine indirdiği için, kim Cebrâil'e düşman olursa,
    BAKARA 98 "(Evet) kim Allah'a, meleklerine, elçilere, Cebrâil'e ve Mikâil'e düşman olursa bilsin ki, Allâh da inkâr edenlerin düşmanıdır.
    BAKARA 139 Söyle (onlara): "Allâh, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, O'nun hakkında bizimle tartışıyor musunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size âittir. Biz O'na gönülden bağlananlarız."
    BAKARA 219 Sana şaraptan ve kumardan soruyorlar. De ki; "O ikisinde büyük günâh ve insanlara bazı yararlar vardır. Fakat onların günâhı yararından büyüktür." Ve sana Allâh yolunda ne vereceklerini soruyorlar. De ki; "Af (yani ihtiyaçlarınızdan fazlasını veya helâl ve güzel olan şeyleri verin!)" Allâh size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz:
    BAKARA 220 Dünyâ ve âhiret hakkında(ki işleri düşünesiniz). Ve sana öksüzlerden soruyarlar. De ki: "Onları(n durumlarını) düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışır(onlarla bir arada yaşar)sanız (onlar) sizin kardeşlerinizdir. Allâh, bozanı düzeltenden ayırır. Allâh dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allâh dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
    BAKARA 222 Sana âdet görmeden soruyorlar. De ki: "O eziyettir." Âdet halinde kadınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allâh'ın emrettiği yerden onlara varın. Allâh tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever.


    ENFAL SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENFAL 1. Sana harp ganimetlerini sorarlar. De ki: "Onlar Allah ve Resul içindir. O halde Allah'tan korkun ve aranızda barış ve esenliği kurun. Ve eğer müminler iseniz Allah'a ve O'nun Resulü'ne itaat edin!"
    ENFAL 5. Bildiğin gibi, Rabbin seni hak uğruna, öz yurdundan çıkarmıştı. Ve müminlerden bir grup tamamen isteksizdi.
    ENFAL 6. İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar gözleri baka baka ölüme sürülüyorlardı.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENFAL 1-Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar. De ki: "Ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten iman etmişseniz, Allah'tan korkun, birbirinizle aranızı düzeltin, Allah ve Resulüne itaat edin!
    ENFAL 5-Nitekim Rabbin seni hak uğruna savaşmak için evinden çıkardı. Oysa mü'minlerden bir kısmı ise istemiyorlardı.
    ENFAL 6-Gerçek ortaya çıkmışken hakta seninle münakaşa ediyorlardı. Sanki göre göre ölüme sevk olunuyorlardı.

    DİYANET MEALİ
    ENFAL 1-Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resulüne itaat edin.
    ENFAL 5. (Onların bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemediği halde, Rabbinin seni evinden hak uğruna çıkardığı (zamanki halleri) gibidir.
    ENFAL 6. Hak ortaya çıktıktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi (cihad hususunda) seninle tartışıyorlardı.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENFAL 1 Sana ganimetlerden sorarlar; de ki: "Ganimetler, Allâh'ın ve Elçi(si)nindir. Siz, (gerçekten) inananlar iseniz, Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve Elçisine itâ'at edin!"
    ENFAL 5 (Ganimetlerin bölüştürülmesinde bazı kimselerin hoşnutsuzluk göstermesi, daha önce, Bedir Savaşı'na çıkmanı hoş görmeyenlerin durumuna benzer). Nitekim hak uğruna (savaşa gitmek için) Rabbin seni, evinden çıkardığı zaman, mü'minlerden birtakımı, bundan hoşlanmıyordu.
    ENFAL 6 Hak ortaya çıkmış iken sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.

    ALİ İMRAN

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALİ İMRAN 29. De ki: "Göğüslerinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerdekileri, yerdekileri de bilir. Allah herşeye Kadîr'dir."
    ALİ İMRAN 31. De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok affedici, çok merhametlidir."
    ALİ İMRAN 32. Şunu da söyle: "Allah'a ve resule itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse, Allah küfre sapanları sevmez.
    ALİ İMRAN 64. De ki: "Ey Ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbirşeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim." Eğer yüz çevirirlerse şöyle söyle: "Tanık olun, biz müslümanlarız/Allah'a teslim olanlarız."
    ALİ İMRAN 68. Şu bir gerçek ki, insanların İbrahim'e gönülce en yakın olanları, elbette ona uyanlar, bu peygamber, bir de iman sahipleridir. Allah, müminlerin Velî'sidir.
    ALİ İMRAN 73. Dininize uyandan başkasına inanmayın." Söyle onlara: "Hidâyet, Allah'ın kılavuzlamasıdır. Size verilenin benzeri bir başkasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartışarak size üstün gelecekler diye mi bütün bunlar?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vâsî'dir, varlığı sürekli genişletir; Alîm'dir, herşeyi en iyi şekilde bilir."
    ALİ İMRAN 95. De ki: "Allah, doğrusunu söylemiştir/vaadinde sadıktır. Hadi artık hanîf olarak İbrahim'in milletine uyun! Müşriklerden değildi o."
    ALİ İMRAN 99. Şunu da söyle: "Ey Ehlikitap! Neden iman edenleri Allah yolundan alıkoyuyorsunuz? Gözünüzle gördüğünüz halde, Allah yolunu neden çarpıtmak istiyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
    ALİ İMRAN 101. Allah'ın ayetleri size okunuyor, Resulü de aranızda; peki, nasıl küfre sapıyorsunuz? Kim Allah'a sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir o...
    ALİ İMRAN 119. Siz öyle kişilersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Ve Kitap'ın tümüne inanırsınız. Onlar ise sizinle karşılaştıklarında "İnandık!" derler; başbaşa kaldıklarında size öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar. De ki onlara: "Öfkenizle geberin!" Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilmektedir.
    ALİ İMRAN 120. Size bir iyilik dokunsa bu onları rahatsız eder. Size bir kötülük dokunsa bununla sevinir, ferahlarlar. Eğer sabreder, sakınır/korunursanız onların tuzakları size hiçbir şekilde zarar veremez. Allah Muhît'tir, yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatmıştır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALİ İMRAN 29-De ki: "İçinizdekileri gizleseniz de belli etseniz de Allah onu bilir ve bütün göklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah herşeye gücü yetendir."
    ALİ İMRAN 31-De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı bağışlasın; Allah, daima bağışlayan ve esirgeyendir.
    ALİ İMRAN 32-De ki: Allah'a ve peygambere itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.
    ALİ İMRAN 64-De ki: "Ey kendilerine kitap verilenler, gelin aramızda ortak bir kelimede birleşelim, Allah'tan başkasına tapmayalım, O'na hiçbir ortak koşmayalım ve Allah'tan başka kimimiz kimimizi Rab edinmesin!" Eğer bundan yüz çevirirlerse: "Bizim gerçekten müslüman olduğumuza şahit olun!" deyin.
    ALİ İMRAN 68-Doğrusu, insanların İbrahim'e en yakını, elbette onun izinden gidenler, şu peygamber ve inananlardır. Allah, inananların velisidir.
    ALİ İMRAN 73-Ve kendi dininize uyanlardan başkasına aman vermeyin." De ki: "Muhakkak doğru yol, Allah'ın yoludur, size verilen gibisi başka birine veriliyor veya Rabbinizin katında size üstün gelecek diye midir bu? De ki: "Doğrusu nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir ve Allah, nimeti bol olan, herşeyi bilendir.
    ALİ İMRAN 95-De ki: "Allah doğru söylemiştir. O halde Hakka tapan bir hanif olarak İbrahim'in dinine uyun; o hiçbir zaman Allah'a ortak koşanlardan olmadı.
    ALİ İMRAN 99-De ki: "Ey kitap verilenler, niçin inananları Allah'ın doğru yolundan engelliyorsunuz? Görüp durduğunuz halde niçin onun çarpıklığını istiyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."
    ALİ İMRAN 101-Önünüzde Allah'ın ayetleri okunurken ve aranızda O'nun elçisi var iken sizler nasıl olur da inkara dönersiniz? Oysa her kim Allah'a sıkıca tutunursa, o, kesinlikle bir doğru yola çıkarılmıştır.
    ALİ İMRAN 119-Ha sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaba inandığınız halde sizi sevmezler. Szinle karşılaştıklarında : "Biz inandık?" derler. Yalnız kaldıklarında ise size olan kinlerinden aleyhinizde parmaklarını ısırırlar. De ki: "Kininizle ölünüz!" Allah, kesinlikle bütün sinelerin özünü bilir.
    ALİ İMRAN 120-Size bir iyilik dokunursa, fenalarına gider, başınıza bir musibet gelirse onunla ferahlanırlar. Eğer sabırlı olur ve iyi korunursanız, onların hileleri size zarar vermez. Çünkü Allah, onları kendi yaptıkları ile kuşatmıştır.

    DİYANET MEALİ
    ALİ İMRAN 29. De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.
    ALİ İMRAN 31. (Resulüm! ) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
    ALİ İMRAN 32. De ki: Allah'a ve Resulü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.
    ALİ İMRAN 64. (Resulüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz Müslümanlarız! Deyiniz.
    ALİ İMRAN 68. İnsanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.
    ALİ İMRAN 73. Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın. " (Resulüm!) De ki: Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöyle dediler:) "Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın)." De ki: Lütuf ve ihsan Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah’ın rahmeti geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.
    ALİ İMRAN 95. De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim’in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi.
    ALİ İMRAN 99. De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."
    ALİ İMRAN 101. Size Allah’ın ayetleri okunurken, üstelik Allah Resulü de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.
    ALİ İMRAN 119. İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında "İnandık" derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.
    ALİ İMRAN 120. Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALİ İMRAN 29 De ki: "Göğüslerinizde olanı gizleseniz de, açığa vursanız da Allâh onu bilir; göklerde ve yerde olanları da bilir. Allâh her şeye kâdirdir.
    ALİ İMRAN 31 De ki: "Eğer Allâh'ı seviyorsanız bana uyun ki Allâh da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir."
    ALİ İMRAN 32 De ki: "Allah'a ve Elçiye itâ'at edin!" Eğer dönerlerse muhakkak ki Allâh, kâfirleri sevmez.
    ALİ İMRAN 64 De ki: "Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: "Yalnız Allah'a tapalım. O'na hiçbirşeyi ortak koşmayalım; birbirimizi Allah'tan başka tanrılar edinmeyelim." Eğer yüz çevirirlerse; "Şâhid olun, biz müslümanlarız!" deyin.
    ALİ İMRAN 68 Doğrusu, insanların İbrâhim'e en yakın olanı, ona uyanlar, bu peygamber ve mü'minlerdir. Allâh da mü'minlerin dostudur.
    ALİ İMRAN 73 "Sizin dininize uyandan başkasına güvenmeyin!" (dediler.) De ki: "Hidâyet Allâh'ın hidâyetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzûrunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?(46), De ki: "Lutuf Allâh'ın elindedir, onu dilediğine verir, Allâh(ın lutfu) geniştir, (O her şeyi) bilendir.
    ALİ İMRAN 95 De ki: "Allâh doğru söyledi, öyle ise dosdoğru, Allâh'ı birleyici olarak İbrâhim dinine uyun. O, ortak koşanlardan değildi."
    ALİ İMRAN 99 De ki: "Ey Kitap ehli, gerçeğe tanık olduğunuz halde, niçin Allâh'ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek, inanmak isteyenleri Allâh yolundan çevirmeğe çalışıyorsunuz? Allâh yaptıklarınızdan habersiz değildir."
    ALİ İMRAN 101 Size Allâh'ın âyetleri okunmakta ve O'nun Elçisi de aranızda iken nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah'a sarılırsa muhakkak ki o, doğru yola iletilmiştir.
    ALİ İMRAN 119 İşte, siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Kitabın hepsine inanırsınız. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "İnandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı öfkeden parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün! Şüphesiz Allâh, göğüslerin özünü bilir."
    ALİ İMRAN 120 Size bir iyilik dokunsa (Bu,) Onları tasalandırır; size bir kötülük dokunsa, ona sevinirler. Eğer sabreder, korunursanız, onların tuzağı size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allâh, onların yaptıklarını kuşatmıştır.


    AHZAB SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHZAB 16. De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size hiçbir yarar sağlamaz. Böyle bir durumda sadece azıcık/az bir süre nimetlendirilirsiniz."
    AHZAB 17. De ki: "Allah size bir kötülük murat eder yahut bir rahmet dilerse, Allah'la aranıza kim girebilir?" Onlar kendileri için, Allah'tan başka ne bir dost bulabilirler ne de bir yardımcı.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHZAB 16-De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez; faraza verdiği takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız."
    AHZAB 17-De ki: "Şayet size bir felaket murad eder veya size bir rahmet dilerse, sizi Allah'tan saklamak kimin haddine?" Allah'tan başka kendilerine bir koruyucu da bulamazlar, bir yardımcı da.

    DİYANET MEALİ
    AHZAB 16. (Resulüm!) De ki: Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanın size asla faydası olmaz! (Eceliniz gelmemiş ise) o takdirde de, yaşatılacağınız süre çok değildir.
    AHZAB 17. De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karşı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHZAB 16 De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size fayda vermez. Kaçsanız bile pek az bir zaman yaşatılırsınız (sonunda yine ölürsünüz)."
    AHZAB 17 De ki: "Allâh size kötülük istese veya size rahmet dilese, sizi O'ndan kim korur? (Allâh'ın azâbından sizi kim kurtarır, O'nun rahmetine kim engel olur?) Kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulurlar.

    NİSA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NİSA 176. Fetva istiyorlar senden. De ki: "Allah size, ana-babasız ve çocuksuz kişi hakkında şöyle fetva veriyor: 'Çocuğu olmayan, bir kızkardeşi bulunan kişi öldüğünde, onun terekesinin yarısı kızkardeşindir. Böyle bir kişi, çocuğu olmayan kızkardeşi öldüğünde, onun terekesinin tamamına mirasçı olur. Eğer ölenin iki kızkardeşi varsa terekenin üçte ikisi onlarındır. Eğer mirasçılar, kadın-erkek, birçok kardeşlerse bu durumda erkek kardeşe, iki kızkardeşin payı kadar verilir.' Allah size açık-seçik bildiriyor ki sapmayasınız. Allah, her şeyi gereğince bilmektedir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NİSA 176-Senden fetva istiyorlar. De ki: "Allah, babası ve çocuğu olmayan kişinin mirası hakkında size şöyle fetva veriyor: "Eğer çocuğu olmayıp bir kız kardeşi olan bir kimse ölürse, bıraktığının yarısı kız kardeşine kalır. Eğer kız kardeşinin çocuğu yoksa, bu erkek kardeş ona varis olur. Eğer iki kız kardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi bunlara kalır. Eğer erkekli dişili kardeşleri varsa, o zaman erkeğe iki dişi payı kadar düşer" Allah, size şaşırıyorsunuz diye bunları açıklıyor. Allah, herşeyi bilendir.
    DİYANET MEALİ
    NİSA 176. Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkındaki hükmü söyle açıklıyor: Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kızkardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Kız kardeş ölüp çocuğu olmazsa erkek kardeş de ona vâris olur. Kızkardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır. Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NİSA 176 Senden fetvâ istiyorlar. De ki: Allâh size ana-babasız ve çocuksuz kişinin mirâsı hakkında hükmünü şöyle açıklıyor: Ölen kişinin çocuğu yok, bir kızkardeşi varsa, bıraktığı malın yarısı o(kızkardeşi)nindir. Fakat kendisi, (ölen) kızkardeşinin çocuğu yoksa, onun mirâsını (tamamen) alır. Eğer (ölenin) iki kızkardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Ve eğer (vârisler) erkek kadın birçok kardeşler olursa, erkeğe, iki kadının payı kadar (pay) verilir. Şaşırırsınız diye Allâh size (hükmünü) açıklıyor. Allâh, herşeyi bilir.


    NUR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NUR 53. Yeminlerinin olanca gücüyle Allah'a ant içtiler ki, sen onlara emredersen mutlaka savaşa çıkacaklar. De ki: "Ant içmeyin! Örfe uygun bir itaat yeterli! Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır."
    NUR 54. De ki: "Allah'a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz/yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NUR 53-Ötekiler (münafıklar), kendilerine emrettiğin takdirde hemen tereddüt etmeden çıkıp gideceklermiş diye, Allah'a en kuvvetli yeminleri ile yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin! Sizin ki bilinen bir itaattir! Allah, kesinlikle bütün yaptıklarınız ve yapacaklarınızdan haberdardır.
    NUR 54-De ki: "Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin!" Eğer yine dinlemezseniz artık onun yükümlülüğü, kendisine yükletilen görevi yapmak, sizin üstünüze düşen de size yükletilen görevleri yerine getirmektir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygamberin görevi ise yalnızca açık bir tebliğdir.

    DİYANET MEALİ
    NUR 53. (Münafıklar), sen hakikaten kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka (savaşa) çıkacaklarına dair, en ağır yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. İtaatiniz malûmdur! Bilin ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
    NUR 54. De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz sunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NUR 53 Yeminlerinin var gücüyle Allah'a yemin ettiler: Eğer sen onlara emredersen (savaşa) çıkacaklar diye. De ki: "Yemin etmeyin. (Sizden istenen, yalan yere yemin etmek değil), güzel itâ'at etmektir. Şüphesiz Allâh, yaptıklarınızı haber almaktadır".
    ------289 Veya: Yemîn etmeyiniz, itâatiniz bellidir (nasıl itâat ettiğiniz ortada).. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.
    NUR 54 De ki: "Allah'a itâ'at edin, Elçiye itâ'at edin." Eğer dönerseniz, ona gereken, kendisine yükletilen(duyurma görevini yapmak), size gereken de size yükletilen(itâ'at görevini yapmak)dır. Eğer ona itâ'at ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Elçiye düşen, sadece açık bir şekilde duyurmaktır.


    HUCURAT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HUCURAT 14. Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak 'Müslüman' olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir."
    HUCURAT 16. De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysaki Allah, gökte ne var, yerde ne var hepsini bilir. Allah her şeyi çok iyi bilmektedir."
    HUCURAT 17. İslam'a girmelerini senin başına kakıyorlar. De ki: "İslamınızı benim başıma kakmayın! Aksine, eğer özü-sözü doğru insanlarsanız, sizi imana kılavuzladığı için Allah hepinizi minnet borcu altına sokar."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HUCURAT 14-Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz henüz iman etmediniz, fakat henüz iman kalplerinizin içine girmemiş olduğu halde "İslama girdik" deyin. Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edendir."
    HUCURAT 16-De ki: "Siz Allah'a dindarlığınızı mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdekini ve yerdekini bilir ve Allah herşeyi bilendir"
    HUCURAT 17-İslam'a girdiklerini senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın, bilakis size iman yolunu gösterdiği için Allah sizin başınıza kakar, eğer doğru kimseler iseniz.

    DİYANET MEALİ
    HUCURAT 14. Bedevîler "İnandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama "Boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah islerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.


    HUCURAT 16. De ki: Siz dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
    HUCURAT 17. Onlar İslâm’a girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl Allah size lütufta bulunmuştur.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HUCURAT 14 Göçebe Araplar: "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat 'İslâm olduk' deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Elçisine itâ'at ederseniz (Allâh), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevâbını size eksik vermez. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir."
    HUCURAT 16 De ki: "Siz mi Allah'a din(darlığ)ınızı öğreteceksiniz? Allâh, göklerde ve yerde olanları bilir. Allâh, her şeyi bilendir."
    HUCURAT 17 İslâm olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı benim başıma kakmayın. Tersine, eğer gerçekten inanmışsanız, sizi imâna ilettiği için Allah, sizin başınıza kaksa yeridir."

    FETİH SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FETİH 11. Bedevilerden, geri bırakılmış olanlar sana şöyle diyecekler: "Bizleri, mallarımız ve ailelerimiz oyaladı. O halde bizim için Allah'tan af dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Allah size bir zarar dilerse, yahut bir yarar murat ederse, O'nun sizin için dilediğine kim engel olabilir?" Doğrusu şu ki, Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdardır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FETİH 11-Bedevilerden (savaştan) geri bırakılanlar yakında sana: "Bizleri mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun için bize bağışlama dile!" diyeceklerdir. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söyleyecekler. De ki: "Eğer Allah sizi bir zarara uğratmayı dilerse veya size bir yarar sağlamayı dilerse Allah'a karşı kim birşey yapabilir? Doğrusu Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    DİYANET MEALİ
    FETİH 11. Bedevîlerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FETİH 11 Göçebe Araplardan geri bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve çocuklarımız bizi, (seninle beraber gelmekten) alıkoydu. Bizim için mağfiret dile." Onlar, dilleriyle kalblerinde olmayan bir şeyi söylüyorlar. De ki: "Allâh size bir zarar vermek istemiş, yahut size bir yarar vermek istemiş olsa Allâh'ın, sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır, Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır."

    MAİDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MAİDE 59. De ki: "Ey Ehlikitap! Sadece şunun için bizden hoşlanmıyorsunuz: Allah'a, bize indirilene, daha önce indirilene inanmışız. Doğrusu şu ki, sizin çoğunuz yoldan sapmış olanlardır."
    MAİDE 60. De ki: "Allah katında ceza olarak bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Allah'ın lanetlediği, üzerine gazap indirdiğidir o. ALLAH BÖYLELERİNDEN MAYMUNLAR, DOMUZLAR VE TAĞUT UŞAKLARI YAPMIŞTIR. İşte bunlardır yer bakımından daha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha şaşkın olanlar."

    MAİDE 68. De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık.
    MAİDE 76. Söyle onlara: "Allah'ın yanında bir de, size zarar yahut yarar sağlama gücü olmayan şeylere mi kölelik/kulluk ediyorsunuz? Allah, en iyi duyan, en iyi bilenin ta kendisidir."
    MAİDE 77. De ki: "Ey Ehlikitap! Dininizde azgınlık edip hak dışına çıkarak aşırılığa gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından uzağa düşmüş bir topluluğun keyiflerine uymayın."
    MAİDE 81. Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inanmış olsalardı, küfre sapanları dostlar edinmezlerdi. Ama onların çokları yoldan sapmışlardır.
    MAİDE 100. De ki: "Pisin çokluğu seni hayrete düşürse de pisle temiz bir olmaz. O halde, ey akıl ve gönül sahipleri! Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz."
    MAİDE 104. Onlara, Allah'ın indirdiğine ve resule gelin dendiğinde şöyle derler: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter." Peki, ataları hiçbir şey bilmiyor, doğru yolu bulamıyor idiyseler de mi?

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MAİDE 59-De ki: "Ey kitap verilenler, siz yalnızca Allah'a inanmamızdan; bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan, bir de çoğunuz doğru yoldan çıkmış olduğunuzdan dolayı bizden hoşlanmıyorsunuz."
    MAİDE 60-De ki: "Allah yanında cezaca bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın la'net ettiği, gazabına uğrattığı, KENDİLERİNİ MAYMUNLARA VE DOMUZLARA DÖNÜŞTÜRDÜĞÜ KİMSELERLE Tağut'a tapanlar, işte bunlar, yerleri en kötü yer olan ve doğru yoldan en çok sapanlardır."
    MAİDE 68-De ki: "Ey kitap verilenler, siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Andolsun ki, Rabbinden sana indirilen -bu Kur'an-, onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. O halde kafirlere acıyacağın tutmasın!
    MAİDE 76-De ki: "Siz Allah'ı bırakıp da size kendiliklerinden ne zarar ne de yarar verme gücü bulunmayan şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa herşeyi işiten ve bilen yalnız Allah'tır.
    MAİDE 77-De ki: "Ey kitap verilenler, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve bundan önce şaşmış, birçoklarını da şaşırtmış ve yolun doğrusundan sapmış bir kavmin keyifleri ardından gitmeyin!"
    MAİDE 81-Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inansalardı, o kafirleri dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu imandan uzak fasıklardır.
    MAİDE 100-De ki: "Pis ile temiz bir olmaz, pis olanın çokluğu tuhafına gitse bile. O halde en temiz özü, düşünür beyni olanlar, Allah'a sığının ki, kurtuluşa eresiniz!
    MAİDE 104-Bunlara: "Gelin Allah'ın indirdiği hükümlere ve peygambere." denildiği zaman: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" derler. Ya ataları birşey bilmeyen ve doğru yolda bulunmayan kimseler idiyseler de mi?

    DİYANET MEALİ
    MAİDE 59. (Onlara) söyle de: Ey kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış kimselersiniz.
    MAİDE 60. De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah’ın lânetlediği ve gazap ettiği, ARALARINDAN MAYMUNLAR, DOMUZLAR VE TAĞUTA TAPANLAR ÇIKARDIĞI KİMSELER. İŞTE BUNLAR, yeri (durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır.
    MAİDE 68. "Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni hakkiyle uygulamadıkça, (doğru) bir şey (yol) üzerinde değilsinizdir" de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme.
    MAİDE 76. De ki: Allah’ı bırakıp da sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Hakkıyla işiten ve bilen yalnız Allah’tır.
    MAİDE 77. De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın.
    MAİDE 81. Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
    MAİDE 100. De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.
    MAİDE 104. Onlara, "Allah’ın indirdiğine ve Resul’e gelin" denildiği vakit, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter" derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MAİDE 59 De ki: "Ey Kitap ehli, Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa sizin çoğunuz yoldan çıkmıştır."
    MAİDE 60 De ki: "Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allah kim(ler)e la'net ve gazab etmiş, KİMLERDEN MAYMUNLAR, DOMUZLAR VE ŞEYTANA TAPANLAR YAPMIŞSA, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır.
    MAİDE 68 De ki: Ey Kitap ehli, siz Tevrat’ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. (Ey Muhammed), Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlık ve inkârını artıracaktır. Sen o kâfirler toplumu için üzülme!
    MAİDE 76 De ki: "Allah’ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermeğe gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işiten, bilendir (O'na tapmanız gerekmez mi?)."
    MAİDE 77 De ki: "Ey Kitap ehli, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve önceden sapmış, birçoğunu da saptırmış, düz yoldan şaşmış bir milletin keyiflerine uymayın!"
    MAİDE 81 eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilene inansalardı, o(inkâr ede)nleri veli yapmazlardı. Ama onlardan çoğu yoldan çıkmış insanlardır.
    MAİDE 100 De ki:"Murdarla temiz bir olmaz. Murdarın çokluğu hoşuna gitse de. O halde ey sağduyu sahipleri, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz!"
    MAİDE 104 Onlara: "Allah’ın indirdiğine ve Elçi'ye gelin!" dense, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" derler. Babaları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı?

    TEVBE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEVBE 13. Yeminlerini bozan, resulü yurdundan çıkarmaya gayret eden bir topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? Üstelik size saldırıyı ilkin onlar başlattı. Korkuyor musunuz onlardan? Eğer mümin kişilerseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan, Allah'tır.
    TEVBE 16. Allah; içinizden cihat edenleri, Allah'tan, resulünden ve müminlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri belirlemedikçe, bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
    TEVBE 24. De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah'tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz."
    TEVBE 105. De ki: "İş yapıp değer üretin; yapıp ürettiğinizi Allah da resulü de müminler de görecektir. Ve siz, görülmeyen âlemi de görülen âlemi de bilenin huzuruna döndürüleceksiniz, O size, yapıp ettiklerinizi bir bir haber verecektir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEVBE 13-Yeminlerini bozup peygamberi yurdundan çıkarmayı tasarlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Hem de ilk önce onlar size saldırmaya başlamışken; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mü'minseniz, daha önce Allah'tan korkmalısınız!
    TEVBE 16-Yoksa siz, kendi halinize bırakılacağınızı, içinizden savaşanları ve Allah'tan, Peygamberinden ve mü'minlerden başka sokulacak bir locaya tutunmayanları Allah'ın hiç de bilip görmeyeceğini mi sandınız? Oysa Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
    TEVBE 24-De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, aşiretiniz, ele geçirdiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşunuza giden evler size Allah ve peygamberinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah öyle fasıklar güruhunu doğru yola erdirmez.
    TEVBE 105-Ve de ki: "Çalışın! Çünkü yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem Resulü, hem de mü'minler; ve hepiniz mutlaka o gizli ve açığı bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz; o zaman O, size neler yaptığınızı haber verecek."

    DİYANET MEALİ
    TEVBE 13. (Ey müminler!) verdikleri sözü bozan, Peygamber'i (yurdundan) çıkarmaya kalkışan ve ilk önce size karşı savaşa başlamış olan bir kavme karşı savaşmayacak mısınız; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer (gerçek) müminler iseniz, bilin ki, Allah, kendisinden korkmanıza daha lâyıktır.
    TEVBE 16. Yoksa Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
    TEVBE 24. De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
    TEVBE 105. De ki: (Yapacağınızı) yapın! Amelinizi Allah da Resulü de müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEVBE 13 Andlarını bozan, Elçiyi (Mekke'den) çıkarmağa yeltenen ve ilk önce kendileri siz(inle savaş)a başlamış olan bir kavimle savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçekten inanan insanlar iseniz, kendisinden korkmanıza en lâyık olan Allah'tır.
    TEVBE 16 Yoksa siz, Allâh içinizden cihâdeden ve Allah'tan, Elçisinden ve mü'minlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri bilmeden, bırakılacağınızı mı sandınız? Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır.
    TEVBE 24 De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabânız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihâdetmekten daha sevgili ise o halde Allâh emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allâh, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez.
    TEVBE 105 De ki: "Yapın (yapacağınızı); yaptığınız işleri Allâh da görecek Elçisi de, mü'minler de. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilen(Allâh)a döndürüleceksiniz. O size yaptıklarınızı bir bir haber verecek.


    d_nya_eller_nde.gif

    TAKVA SAHİPLERİNE MESAJLAR.

    ----8----


    MÜRSELAT SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜRSELAT 41. Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.
    MÜRSELAT 42. Canlarının çektiği meyvelerle yanyanadırlar.
    MÜRSELAT 43. "Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için."
    MÜRSELAT 44. İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜRSELAT 41-Şüphesiz ki takva sahipleri gölgeliklerde pınar başlarında
    MÜRSELAT 42-ve canlarının istediğinden meyveler içindedirler.
    MÜRSELAT 43-"Yaptığınız işlere karşılık yiyin, için; afiyet olsun!"
    MÜRSELAT 44-İşte Biz güzellik yapanları böyle karşılarız!

    DİYANET MEALİ
    MÜRSELAT 41. Şüphesiz (o gün) takva sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,
    MÜRSELAT 42. Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar.
    MÜRSELAT 43. (Kendilerine:) "İslediklerinizin karşılığı olarak şimdi afiyetle yiyin için" (denir).
    MÜRSELAT 44. İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜRSELAT 41 Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar.
    MÜRSELAT 42 Gönüllerinin çektiği meyvalar içindedirler.
    MÜRSELAT 43 "Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yeyin, için!"
    MÜRSELAT 44 "Biz, güzel davrananları böyle mükâfâtlandırırız."

    MERYEM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MERYEM 60. Tövbe eden, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi iş yapan müstesna. Böyleleri cennete girecekler ve hiçbir şekilde haksızlığa uğratılmayacaklar.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MERYEM 60-Ancak tevbe edip imana gelenler ve yararlı iş yapanlar başka; çünkü onlar hiçbir haksızlığa uğratılmayarak cennete gireceklerdir.

    DİYANET MEALİ
    MERYEM 60. Ancak tevbe edip, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, cennete, girecekler. Ve hiç bir haksızlığa uğratılmayacaklardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MERYEM 60 Ancak tevbe eden, inanan ve iyi işler yapanlar, cennete girecekler ve hiç haksızlığa uğratılmayacaklardır.

    ENAM SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENAM 54. Ayetlerimize iman edenler sana geldiğinde şöyle söyle: "Selam size! Rabbiniz, benliği üzerine rahmeti yazmıştır. İçinizden her kim bilgisizlikle bir kötülük işler de ardından tövbe edip halini düzeltirse, hiç kuşkusuz, Allah çok affedici, çok merhametlidir."
    ENAM 109. Tüm yeminleriyle Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Söyle onlara: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır." Mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENAM 54-Ayetlerimize iman edenler, yanına geldikleri zaman de ki: "Selam sizlere! Rabbiniz kendine rahmeti yazdı. Sizden kim bir cahillikle bir kötülük yapmış, sonra arkasından tevbe edip düzelmiş ise, ona karşı bağışlayan, esirgeyendir.
    ENAM 109-Bir de onlar en ağır yeminleriyle Allah'a yemin ediyorlar ki kendilerine bambaşka bir mucize gelseymiş, muhakkak ona inanacaklarmış. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır!" Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nereden bileceksiniz.

    DİYANET MEALİ
    ENAM 54. Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek su ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tevbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    ENAM 109. Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah'a ant içtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındandır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENAM 54 Âyetlerimize inananlar, sana geldikleri zaman: "Size selâm olsun, de, Rabbiniz, kendi üzerine rahmeti yazmış(yaratıklarına acımayı prensip edinmiş)tir. Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar da sonra ardından tevbe eder, uslanırsa muhakkak ki O, bağışlayandır, esirgeyendir."
    ENAM 109 Eğer kendilerine bir mu'cize gelirse ona mutlaka inanacaklarına olanca güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mu'cizeler ancak Allâh'ın yanındadır." Hem bilir misiniz o (mu'cize) gelmiş olsa da onlar yine inanmazlar?


    ZÜMER SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZÜMER 10.Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden korkun! Bu dünya hayatında güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır. Allah'ın toprağı/yeryüzü geniştir. Sadece sabredenlere, ücretleri hesapsız ödenecektir."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZÜMER 10-Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinize takva ile sığının. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah'ın toprağı geniştir. Ancak sabredenler mükafatlarına hesapsız erdirilir."

    DİYANET MEALİ
    ZÜMER 10. (Resulüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının .Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZÜMER 10 (Tarafımdan) De ki: "Ey inanan kullarım, Rabbinizden korkun. Bu dünyâ hayâtında güzel davrananlara güzellik vardır. Allâh'ın yeri geniştir. Ancak sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir.

    İBRAHİM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İBRAHİM 31. İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, gizli ve açık infak etsinler.
    İBRAHİM 52. İşte bu, onunla uyarılsınlar, Allah'tan başka ilah olmadığını bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İBRAHİM 31-Söyle o iman etmiş kullarıma: "Namazı kılsınlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık harcasınlar, kendisinde alım-satım ve dostluğun bulunmayacağı gün gelmeden önce.
    İBRAHİM 52-İşte bu, insanlara açık bir tebliğdir; hem bununla uyarılsınlar hem O'nun ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler hem de akıl ve vicdanı temiz olanlar öğüt alsınlar!

    DİYANET MEALİ
    İBRAHİM 31. İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar.
    İBRAHİM 52. İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İBRAHİM 31 İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, ne alışverişin, ne de dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarfetsinler.
    İBRAHİM 52 Bu (Kur'ân), insanlara bir tebliğdir. (İnsanlar), bununla uyarılsınlar; O'nun yalnız Tek tanrı olduğunu bilsinler ve sağduyu sahipleri öğüt alsınlar diye (gönderilmiştir).

    İNŞİKAK SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İNŞİKAK 25. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar müstesnadır. Onlar için kesintisiz bir ödül vardır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İNŞİKAK 25-Ancak iman edip iyi işler yapanlar başka; onlara tükenmez bir mükafat vardır!

    DİYANET MEALİ
    İNŞİKAK 25. İman edip sâlih amel işleyenler başkadır; onlar için arkası kesilmeyen bir mükâfat vardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İNŞİKAK 25 Ancak inanıp yararlı işler yapan kimseler için kesintisiz bir mükâfât vardır.


    RAD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RAD 28. BÖYLELERİ, İNANAN VE GÖNÜLLERİ ALLAH'IN ZİKRİYLE/KUR'AN'IYLA TATMİN BULAN KİŞİLERDİR. GÖZÜNÜZÜ AÇIN! GÖNÜLLER YALNIZ ALLAH'IN ZİKRİYLE/KUR'AN'LA TATMİN BULUR.
    RAD 43. Küfre sapanlar: "Sen gönderilmiş bir elçi değilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah, bir de yanında kitap bilgisi bulunanlar yeter."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR

    RAD 28-ONLAR, İMAN EDİP KALPLERİ ALLAH'IN ZİKRİYLE YATIŞAN KİMSELERDİR; EVET ALLAH'IN ZİKRİ İLE KALPLER YATIŞIR!"

    RAD 43-O küfredenler: "Sen peygamber değilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan!

    DİYANET MEALİ
    RAD 28. BUNLAR, İMAN EDENLER VE GÖNÜLLERİ ALLAH'IN ZİKRİYLE SÜKÛNETE ERENLERDİR. BİLESİNİZ Kİ, KALPLER ANCAK ALLAH'I ANMAKLA HUZUR BULUR.

    RAD 43. Kâfir olanlar: Sen resul olarak gönderilmiş bir kimse değilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitab’ın bilgisi olan (Peygamber) yeter.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RAD 28 ONLAR İNANAN VE ALLÂH'I ANMAKLA GÖNÜLLERİ HUZUR BULAN KİMSELERDİR. İYİ BİLİN Kİ GÖNÜLLER, ANCAK ALLÂH'I ANMAKLA HUZUR BULUR.

    RAD 43 İnkâr edenler: "Sen gönderilmiş bir elçi değilsin!" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda Allâh'ın ve yanında Kitap bilgisi bulunanların şâhid olması yeter.


    HAC SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HAC 54. Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak olduğunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye böyle yapılmıştır. Şu bir gerçek ki Allah Hâdî'dir, iman edenleri dosdoğru yola mutlaka ulaştıracaktır.
    HAC 78. Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "Müslümanlar/Allah'a teslim olanlar" diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevlâ'nız. Ne güzel Mevlâ'dır O, ne güzel yardımcıdır O!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HAC 54-Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'an'ın şüphesiz Rabbindan gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri O'na saygı duysun. Çünkü Allah iman edenleri doğru bir caddeye çıkarır.
    HAC 78-Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin! Sizi O seçti, üzerinize dinde hiçbir zorluk da yükletmedi. Haydi babanız İbrahim'in milletine! Bundan önce ve bunda(Kur'an'da) size müslüman adını o Allah verdi ki peygamber size şahid olsun, siz de bütün insanlara şahidler olasınız. Şu halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sıkı tutunun ki, sahibiniz O'dur. Artık O ne güzel bir sahip, ne güzel bir yardımcıdır.

    DİYANET MEALİ
    HAC 54. Bir de, kendilerine ilim verilenler. onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.
    HAC 78. Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim’in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kuran’da) size "Müslümanlar" adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HAC 54 Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da o(Kur'â)nın, Rabbinden (gelen) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalbleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allâh, inananları mutlaka doğru yola iletir.
    HAC 78 Allâh uğrunda, O'na yaraşır biçimde cihâd edin. O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi; babanız İbrâhim'in dini(ne uyun). O (Allâh) bu (Kur'â)ndan önce(ki Kitaplarda) da, bu(Kur'â)nda da size "müslümanlar" adını verdi ki, Elçi size şâhid olsun, siz de insanlara şâhid olasınız. Haydi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sarılın; sâhibiniz O'dur. Ne güzel sâhip ve ne güzel yardımcıdır (O)!


    BAKARA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    BAKARA 2. İşte sana o Kitap! Kuşku, çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, sakınanlar için.
    BAKARA 3. Ki onlar, gayba inananlar, namazı kılanlardır. Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, başkalarına pay çıkaranlardır.
    BAKARA 4. Hem sana vahyedilene hem de senden önce vahyedilene inananlardır onlar. Ahreti gereğince kavrayıp anlayanlar da onlardır.
    BAKARA 5. İşte bunlardır Rablerinden bir hidayet üzere olanlar, iste bunlardır gerçek anlamda kurtuluşu bulanlar.
    BAKARA 25. İman edip hayra ve barışa yönelik değerler üretenlere şunu müjdele: Kendileri için, altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Onlardaki herhangi bir meyveden bir rızık olarak her nasiplendirildiklerindeşöyle dileyeceklerdir: "İşte bu, daha önce rızıklandırıldığımız şey!" Bu rızık onlara buna benzer şekilde verilmişti. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada sürekli kalacaklardır.
    BAKARA 186. Kullarım sana benden sorarlarsa ben Karîb'im, gerçekten çok yakınım. Dua edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğru ve iyiyi bulabilsinler.
    BAKARA 189. Sana, doğan Aylardan sorarlar. De ki: "Onlar, insanların çeşitli yararları ve bir de hac için vakit ölçüleridir." Hayırda erginlik/dürüstlük evlere arkalarından girmeniz değildir. Hayırda ergin/dürüst o kişidir ki, takvaya sarılıp korunur. Evlere kapılarından girin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.
    BAKARA 215. Sana, neyi infak edip vereceklerini soruyorlar. De ki: "İnfak ettiğiniz mal ve nimet; ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksul ve çaresizlerle yolda kalan için olmalıdır. Hayır, olarak yaptığınızı Allah en iyi biçimde bilmektedir."
    BAKARA 278. Ey iman sahipleri, Allah'tan korkun. Ve eğer inanıyorsanız ricadan geri kalanı bırakın.
    BAKARA 279. Eğer bunu yapmazsanız, Allah ve resulünden bir harp ilanını duymuş olun. Tövbe ederseniz, mallarınızın esasları/anaparalarınız sizindir; ne zulmeden olursunuz ne de zulme uğratılan.
    BAKARA 280. Eğer borçlu zorluk içinde ise eli genişleyinceye kadar beklenir. Borcunu sadaka olarak ona bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.
    BAKARA 285. Resul, Rabbinden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah’ın resullerinden hiçbirini ötekinden ayırmayız. Söyle demişlerdi: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabbimiz. Dönüş yalnız sanadır."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    BAKARA 2-İşte o Kitap, bunda şüphe yok; korunacaklar için hidayetin ta kendisi.
    BAKARA 3-Onlar ki, gayba iman edip namazı dürüst kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler.
    BAKARA 4-Ve onlar ki, hem sana indirilene iman ederler, hem senden evvel indirilene. Ahrete kesin inancı da bunlar edinirler.
    BAKARA 5-Bunlar iste Rablerinden bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte o murada eren kurtulmuşlar.
    BAKARA 25-İman edip iyi amel işleyenleri müjdele! Kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler var. Onlara her hangi bir meyveden bir rızık yedirilince onlar, her defasında: "Bu bizim önceden yediğimiz şeydir." diyecekler; oysa ona benzer olarak sunulacaklar. Kendileri için orada tertemiz zevceler de var. Onlar orada ebedi kalacaklar.
    BAKARA 186-Şayet kullarım Beni senden sorarlarsa gerçekten Ben çok yakınım. Bana dua edince duacının duasını kabul ederim; O halde onlar da Benim davetime koşsunlar ve Bana layıkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.
    BAKARA 189-Onlar sana hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar için ve hac için vakit ölçüleridir. Erginlik, evlere arkalarından gelmenizle değildir, gerçek eren, korunanlardır. Evlere kapılarından gelin ve Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.
    BAKARA 215-Sana Allah yolunda mallarını neye harcayacaklarını sorarlar. De ki: "Vereceğiniz nafaka, ana, baba, en yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır, olarak daha ne yaparsanız Allah onu muhakkak bilir.
    BAKARA 278-Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve eğer gerçek inananlar iseniz faiz hesabından kalan miktarı almaktan vazgeçin.
    BAKARA 279-Eğer böyle yapmazsanız, o halde Allah ve O'nun elçisi tarafından bir savaş açılacağını bilin. Eğer tevbe ederseniz, anaparanız sizindir. Ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
    BAKARA 280-Eğer borçlu sıkıntıda ise, ona kolaylık tanımalısınız; borcu sadaka olarak bağışlamanız, eğer bilirseniz, hakkınızda daha hayırlıdır.
    BAKARA 285-Peygamber, Rabbinden ne indirildiyse ona iman etti, müminler de. Hepsi, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve: "Peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmayız." diye Peygamberlerine inandılar ve: "İşittik ve boyun eğdik, bağışlamanızı dileriz, ey Rabbimiz! Dönüş sanadır!" dediler.

    DİYANET MEALİ
    BAKARA 2. O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.
    BAKARA 3. Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.
    BAKARA 4. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahret gününe de kesinkes inanırlar.
    BAKARA 5. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.
    BAKARA 25. İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî kalıcılardır.
    BAKARA 186. Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.
    BAKARA 189. Sana, hilâl seklinde yeni doğan ayları sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir. İyi davranış, asla evlere arkalarından gelip girmeniz değildir. Lâkin iyi davranış, korunan (ve ölçülü giden) kimsenin davranışıdır. Evlere kapılarından girin, Allah'tan korkun, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
    BAKARA 215. Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.
    BAKARA 278. Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin.
    BAKARA 279. Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resulü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
    BAKARA 280. Eğer (borçlu) darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir). Eğer (gerçekleri) anlarsanız bunu sadakaya (veya zekâta) saymak sizin için daha hayırlıdır.
    BAKARA 285. Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır" dediler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    BAKARA 2 İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler(4) için yol göstericidir.
    4-Müttekîn kelimesi vikâye kökünden gelir. Vikâye korumak, müttekî korunan, takvâ sâhibi demektir. Aynı kökten gelen takvâ, Arap dilinde canlı bir varlığın, dışarıdan gelecek tehlikeli bir güce karşı kendini korumasını ifâde eder. Bu kelime, daha önce de Arapçada kullanılıyordu. Fakat Kur'ân sistemi içine girince önemli bir anlam kazandı. Kur'ân'da takvâ, herhangibir tehlikeden değil, Allah'ın azâbından ve insanı bu azâba sürükleyecek günâhlardan korunma anlamını kazanmıştır. Daha sonra inen âyetlerde takvâ, sâf dîndarlık anlamına gelmektedir.
    BAKARA 3 Onlar ki gaybde(gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allâh rızâsı için) harcarlar.
    "(ellezîne yu'minûne bi'l-ğeybi)" iki anlama gelebilir: 1) Korunanlar gaybe inanırlar, 2) Korunanlar, kimsenin görmediği yerde, içtenlikle inanırlar, Yahut görmedikleri halde kendilerine söylenen ğayb haberlerine inanırlar. Gözden gizli şeye (ğayb) dendiği gibi, duyularla algılanamayan, insan bilgisi dışında kalan şeye de ğayb denilir. Bir şey ancak yaratıklara oranla ğayb olur. Allah'a oranla ğayb yoktur. Herşeyi yaratan Allah'ın bilgisinden hiçbir şey kaybolmaz. Kur'ân-ı Kerîm'e göre varlıklar iki bölüme ayrılır: Ğayb âlemini oluşturan görülmez, algılanmaz varlıklar. Şehâdet âlemini oluşturan görülür, algılanır varlıklar. Bütün kâinât başlıca iki kategoriye ayrılmıştır. Bir kısmı beş duyudan gizli kalan ğayb âlemidir; bir kısmı da gözle, yahut beş duyu ile algılanan şehâdet âlemi. Ğayb âlemi, kâinâtın ruhu durumundadır. Ma'nevî varlıklar ğayb âlemindendir. Ğayb âlemi varlıkları da iki kısma ayrılır: 1) Bir kısmının delîli yoktur. Varlığını Allah'tan başka kimse bilmez. Kâinâtta, mevcudiyetini yalnız Allah'ın bildiği nice varlıklar vardır.
    BAKARA 4 Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; âhirete de kesinlikle iman ederler.
    BAKARA 5 İşte onlar, Rablerinden bir hidâyet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır!
    BAKARA 25 İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine âidolduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıkça: "Bu, daha önce de rızıklandığımız şeydir, (dünyâda iken de bu rızıktan yemiştik)" derler. (Cennetteki bu rızık), onlara, o(dedikleri)ne benzer verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
    BAKARA 186 Kullarım, sana benden sorar(lar)sa (söyle): Ben (onlara) yakınım. du'â eden, bana du'â ettiği zaman onun du'âsına karşılık veririm. O halde onlar da bana karşılık versin(benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar.
    BAKARA 189 Sana doğan aylardan soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir." Evlere arkalarından girmek iyilik değildir. İyilik, Allah'tan korkanın iyiliğidir. Evlere kapılarından girin ve Allah'tan korkun ki, başarıya eresiniz, umduğunuzu bulasınız(28).
    28 Hz. peygamber'e, hilâlin neden önce ince görünüp sonra kalınlaşarak dolunay olduğunu ve tekrar incelip eski halini aldığını sormuşlardı. Onlara yanıt olarak inen bu âyet, hilâlin bu durumunun hikmetini açıklamıştır: İnsanların zamanı bilmelerine, vakitleri hesabatmelerine yardım etmektedir. Araplar, ihrâma girdikleri zaman bir gölgeliğe oturmaz evlerine gitmek zorunda kalsalar, gölge altından geçmemek için kapıdan girmez, arka duvardan açtıkları bir delikten geçip evin bahçesine girerler ve bu uygulamayı bir iyilik sayarlardı. Kur'ân, iyiliğin böyle şekillerle değil, gönüldeki takvâ, Allah'a bağlılık ile olacağını belirtmektedir.
    BAKARA 215 Sana (Allâh yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Verdiğiniz hayır (mal), ana-baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmış(lar) içindir. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allâh bilir(33).
    33 Sûre içinde yeni bir hukukî konu açan bu âyet, farz olan zekâtın yanında, gönülden yapılacak harcamaların kimlere sarfedileceğini belirtmektedir. Bütün mezheb imamları, yoksul ana-babayı beslemenin, evlâd üzerine farz olduğunu belirtmişler ve bu husustaki harcamayı zekât saymamışlardır. Bundan dolayı zekât, böyle gönülden yapılacak iyiliklerden ayrıdır. Kur'ân, her vesiyle ile müslümanları iyiliğe teşvik etmekte ve yapılacak iyiliğin, herşeyden önce ana-babaya, akrabâya, yetîmlere, rızkını kazanmaktan âciz yoksullara, yolda kalmışlara yapılmasını öğütlemektedir (Tefsîru Âyâti'l Ahkâm 1/114).
    BAKARA 278 Ey inananlar, Allah'tan korkun, eğer inanıyorsanız ribâdan (henüz alınmayıp) geri kalan kısmı bırakın (almayın).
    BAKARA 279 Eğer böyle yapmazsanız, Allâh ve Elçisiyle savaşa girdiğinizi bilin. Tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz, ne de haksızlığa uğratılırsınız.
    BAKARA 280 Eğer (borçlu) darlık içinde ise, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek (lâzımdır). Eğer bilirseniz (verdiğiniz borcu, eli darda olan borçluya) sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.
    BAKARA 285 Elçi, Rabbinden, kendisine indirilene inandı, mü'minler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve peygamberlerine inandı. "O'nun elçilerinden hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz" (dediler). Ve dediler ki: "İşittik, itâ'at ettik! Rabbimiz, (bizi) bağışlamanı dileriz. Dönüş(ümüz) sanadır!"


    ENFAL SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ENFAL 41. Doğru ile yanlışın ayrılış günü, iki topluluğun karşılaştığı gün, kulumuza indirmiş olduğumuza inanıyorsanız şunu bilin: Ganimet/kazanç olarak elde ettiğiniz şeylerin beşte biri Allah'a, resule, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışa aittir. Allah herşeye kadirdir.
    ENFAL 74. O inanıp hicret edenler, Allah yolunda didinenler, o barındırıp yardımcı olanlar var ya, gerçek müminler işte onlardır! Bir bağışlanma var onlar için, bol bir rızık var.
    ENFAL 75. Sonradan inanarak hicret edip de sizinle birlikte cihada katılanlar da sizdendir. Kan akrabaları ise, Allah'ın Kitabı'na göre birbirlerine daha yakın dostturlar. Allah herşeyi bilir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ENFAL 41-Şunu da bilin ki, eğer Allah'a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun çarpıştığı gün kulumuza indirdiklerimize iman etmiş iseniz, ganimet olarak aldığınız herhangi birşeyin beşte biri Allah'ındır, peygambere, yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir.
    ENFAL 74-İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihada gidenlerle onları barındırıp yardıma koşanlar, işte onlardır gerçek mü'minler. Onlara bir bağışlama ve bol rızık vardır.
    ENFAL 75-Sonradan iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenler de sizdendir. Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar. Şüphe yok ki, Allah herşeyi bilir.

    DİYANET MEALİ
    ENFAL 4l. Eğer Allah'a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir savaşında) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Resulüne, onun akrabalarına yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.
    ENFAL 74. İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.
    ENFAL 75. Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah’ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerine (vâris olmağa) daha uygundur. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ENFAL 41 Eğer Allah'a ve (hak ile bâtılın) ayrılma gününde, o iki topluluğun karşılaştığı (Bedir) gün(ün)de kulumuz(Muhammed)e indirdiğimiz(âyetler)e inanmışsanız bilin ki aldığınız ganimetlerin beşte biri, Allah'a, Elçisine ve (Allâh'ın Elçisi ile) akrabâlığı bulunan(lar)a, yetimlere, yoksullara ve yolcu(lar)a âittir. Allâh her şeye kâdirdir(101).
    101 Allah'ın Elçisine akrabâ olanlar: Hâşim Oğulları ve Abdu'l-Muttalib Oğullarıdır. Bir görüşe göre de Yalnız Hâşim Oğullarıdır. Başka bir görüşe göre de bütün Kureyş kabîlesi, Allah Elçisinin akrabâsıdır. İşte beşe bölünen ganîmetlerin beşte biri, bu sayılanlara ayrılır. Beşte dördü de savaşa katılanlara bölüştürülür.
    ENFAL 74 Onlar ki, inandılar, hicret ettiler, Allâh yolunda savaştılar ve onlar ki, (göçmenleri) barındırdılar ve (onlara) yardım ettiler, işte gerçek mü'minler onlardır. Onlar için bağış ve bol rızık vardır.
    ENFAL 75 Onlar ki sonradan inandılar, hicret ettiler, sizinle beraber savaştılar, işte onlar da sizdendir. Rahim sâhipleri (kan akrabâsı), Allâh'ın Kitabına göre birbirlerine daha yakın dostturlar. Allâh herşeyi bilir.


    ALİ İMRAN SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALİ İMRAN 15. De ki: "Bu sayılanlardan daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'tan bir hoşnutluk olacaktır. Allah, kulları en iyi biçimde görmektedir."
    ALİ İMRAN 132. Allah'a ve resule itaat edin ki, merhamet görebilesiniz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALİ İMRAN 15-De ki: "Size o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında altından ırmaklar akan, içlerinde sonsuza kadar kalacakları cennetler vardır. Ayrıca orada kendilerine tertemiz eşler ve hele bir de Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah o kulları görür."
    ALİ İMRAN 132-Allah'a ve peygambere itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz.

    DİYANET MEALİ
    ALİ İMRAN 15. (Resulüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah’ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür.
    ALİ İMRAN 132. Allah'a ve Resul’üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALİ İMRAN 15 De ki: "Bunlardan daha iyisini size söyleyeyim mi? Korunanlar için Rableri katında altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allâh'ın rızâsı vardır." Allâh, kulları görür:
    ALİ İMRAN 132 Allah'a ve Elçiye itâ'at edin ki, size merhamet edilsin.

    AHZAB SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHZAB 21. Yemin olsun, Allah resulünde sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü arzu edenlerle Allah'ı çok ananlara güzel bir örnek vardır.
    AHZAB 22. Müminler, düşman hizipleri gördüklerinde şöyle demişlerdir: "Allah'ın ve resulünün bize vaat ettiği işte budur. Ve Allah da resulü de doğru sözlüdür." Bu onların sadece iman ve teslimiyetlerini artırdı.
    AHZAB 71. Ki Allah amellerinizi hayra ve barışa yarayışlı kılsın, günahlarınızı affetsin. Allah'a ve O'nun resulüne itaat eden, büyük bir başarıyı elde etmiştir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHZAB 21-Yemin ederim ki, muhakkak ki size, Allah'a ve son güne ümit besleyip de Allah'ı çokça ananlar için Allah'ın Resulünde pek güzel bir örnek vardır!
    AHZAB 22-Mü'minler müttefik düşmanları gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Resulünün bize va'd ettiği şeydir. Allah ve Rasulü doğru çıktı." dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan başka birşey yapmadı.
    AHZAB 71-ki, işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim de Allah'a ve peygamberine itaat ederse, gerçekten o büyük murada ermiştir.

    DİYANET MEALİ
    AHZAB 21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.
    AHZAB 22. Müminler ise, düşman birliklerini gördüklerinde: İşte Allah ve Resulü’nün bize vaat ettiği! Allah ve Resulü doğru söylemiştir, dediler. Bu (orduların gelişi), onların ancak imanlarını ve Allah'a bağlılıklarını arttırdı.
    AHZAB 71. (Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHZAB 21 Andolsun Allâh'ın Elçisinde sizin için Allah'a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allâh'ı çok anan kimseler için, (uyulacak) en güzel bir örnek vardır.
    AHZAB 22 Mü'minler (düşman) orduları(nı) gördükleri zaman (korkmadılar): "Bu Allâh'ın ve Resulünün, bize va'dettiği(zafer)dir. Allâh ve Resulü doğru söylemiştir." dediler. Ve bu, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.
    AHZAB 71 Ki (Allâh) işlerinizi düzeltsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne itâ'at ederse, büyük bir başarıya ermiş olur.



    NİSA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NİSA 59. Ey iman sahipleri! Allah'a itaat edin. Resule ve sizin içinizden olan/sizin seçtiğiniz hüküm ve yetki sahiplerine de itaat edin. Sonra bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu Allah'a ve resule arz edin. Böyle yapmanız hem daha hayırlı hem de sonuç bakımından daha güzeldir.
    NİSA 69. Allah'a ve resule itaat eden kişilere gelince, bunlar, Allah'ın kendilerine nimet verdikleriyle beraberdirler. Peygamberlerle, hak dostlarıyla, şehitlerle, hayır ve barışı sevenlerle. Ne güzel dosttur bunlar!
    NİSA 70. Böylesi bir beraberlik Allah'ın lütfudur. Herşeyi bilici olarak Allah yeter.
    NİSA 100. Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde, varıp sığınarak karşı harekete girişecek çok yer bulur; geniş bir imkân da bulur. Ve her kim, evinden Allah'a ve resulüne hicret niyetiyle çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun ödülünü vermek Allah'a düşer. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
    NİSA 136. Ey iman edenler! Allah'a, onun resulüne, resulüne indirmiş olduğu Kitap'a, daha önce indirmiş olduğu Kitap'a inanın. Kim Allah'ı, O'nun meleklerini, kitaplarını, resullerini ve âhiret gününü inkâr ederse geri dönüşü olmayan bir sapıklığa gömülmüş olur.
    NİSA 170. Ey insanlar! Resul size Rabbinizden hakkı getirdi; artık inanın ona ki hayrınıza olsun. Nankörlük ederseniz göklerdekiler de yerdekiler de Allah'ındır. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NİSA 59-Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin, sizden olan yetkililere de. Sonra bir şeyde anlaşmazlığa düştünüz mü, hemen Allah'a ve Peygamberine arz edin onu, eğer Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanan müminler iseniz. Bu hem hayırlı hem de netice itibariyle daha güzeldir.
    NİSA 69-Her kim Allah'a ve peygambere itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet ihsan ettiği peygamberler, dosdoğru kişiler, şehitler ve salihlerle birliktedirler. Bunlar ise ne güzel arkadaştır!
    NİSA 70-İşte bu lütuf Allah'tandır. Yeter ki bilen Allah olsun.
    NİSA 100-Kim Allah yolunda hicret ederse, yer yüzünde çok yer de bulur, genişlik de bulur. Ve kim Allah'a ve peygambere hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, muhakkak ki onun mükafatı Allah'a aittir, Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
    NİSA 136-Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitaba da iman edin! Kim Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmazsa, pek derin bir sapıklığa saplanıp gitmiştir.
    NİSA 170-Ey insanlar, gerçek şu ki, Rabbinizden size hak ile peygamber geldi. Hakkınızda hayırlı olması için hemen ona iman edin! Eğer ona inanmayacak olursanız, şüphe yok ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.

    DİYANET MEALİ
    NİSA 59. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahrete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resul’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
    NİSA 69. Kim Allah'a ve Resul’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!
    NİSA 70. Bu lütuf Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter.
    NİSA 100. Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek birçok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Resulü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artik onun mükâfatı Allah'a düşer. Allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
    NİSA 136. Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyla sapıtmıştır.
    NİSA 170. Ey insanlar! Resul size Rabbinizden gerçeği getirdi (bunda şüphe yoktur), su halde kendi iyiliğinize olarak (ona) iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah’ındır. (O'nun sizin inanmanıza ihtiyacı yoktur). Allah geniş ilim ve hikmet sahibidir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NİSA 59 Ey inananlar, Allah'a itâ'at edin, Elçiye ve sizden olan buyruk sâhibine itâ'at edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız -onu Allah'a ve Elçiye götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.
    NİSA 69 Kim Allah'a ve Elçi'ye itâ'at ederse işte onlar, Allâh'ın ni'met verdiği peygamberler, sıddıklar, şehidler ve Sâlihlerle beraberdir. Onlar da ne güzel arkadaştır!
    NİSA 70 Bu ni'met, Allah'tandır. Bilen olarak Allâh yeter.
    NİSA 100 Allâh yolunda göç eden kimse, yeryüzünde gidecek çok yer ve bolluk bulur. Kim Allâh ve Elçisi için göç etmek amacıyle evinden çıkar da kendisine ölüm yetişirse, onun mükâfâtı Allah'a düşer. Allâh, bağışlayandır, esirgeyendir.
    NİSA 136 Ey inananlar, Allah'a, Elçisine, Elçisine indirdiği Kitaba ve daha önce indirmiş bulunduğu Kitaba inanın. Kim Allâh'ı, meleklerini, Kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse o, uzak bir sapıklığa düşmüştür.
    NİSA 170 Ey İnsanlar, Elçi size, Rabbinizden gerçeği getirdi. Kendi yararınıza olarak (ona) inanın. Eğer inkâr ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanlar Allâh'ındır. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

    MUHAMMED SURESİ



    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MUHAMMED 2. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar ve Muhammed'e indirilene -ki o onların Rablerinden bir haktır- inanmış olanlara gelince, Allah onların çirkin davranışlarını örtmüş ve gönüllerini barışa yöneltmiştir.
    MUHAMMED 33. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; resule de itaat edin! Amellerinizi işe yaramaz hale getirmeyin.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MUHAMMED 2-İman edip iyi iyi işler yapanlar ve Muhammed'e indirilene iman edenlere gelince ki Rablerinden gelen gerçek te odur Allah, onların kötülüklerini silmekte ve durumlarını düzeltmektedir.
    MUHAMMED 33-Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin de yaptıklannızı boşa çıkarmayın!

    DİYANET MEALİ
    MUHAMMED 2. İman edip yararlı isler yapanların, Rableri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilene inananların günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.
    MUHAMMED 33. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.


    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MUHAMMED 2 İnanıp iyi işler yapanların, Rableri tarafından Muhammed'e indirilen gerçeğe inananların da günâhlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.
    MUHAMMED 33 Ey inananlar, Allah'a itâ'at edin, Elçi'ye itâ'at edin, işlerinizi boşa çıkarmayın.


    TALAK SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TALAK 11. Bir elçi indirmiştir ki, iman edip hayra ve barışa yönelik işler sergileyenleri, karanlıklardan nura çıkarmak için Allah'ın ayetlerini açık-seçik okur. Allah'a inanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanları Allah, altlarından ırmaklar akan cennetlere/bahçelere koyacaktır. Onlar orada sonsuza dek kalıcıdır. Allah böylesi için rızkı gerçekten güzelleştirmiştir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TALAK 11-Allah'ın nurlar saçan, yollar açan ayetlerini sizlere karşı okuyan bir peygamber gönderdi, iman edip yararlı işler yapanları karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye. Her kim Allah'a iman edip dürüstçe çalışırsa, onu, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah ona gerçekten güzel bir rızık vermiştir.

    DİYANET MEALİ
    TALAK 11. İman edip sahih amel isleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık ayetlerini okuyan bir Peygamber göndermiştir. Kim Allah'a inanır ve faydalı iş yaparsa Allah onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah o kimse için gerçekten güzel bir rızık vermiştir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TALAK 11 Yani size Allâh'ın açık açık âyetlerini okuyan bir elçi (gönderdi) ki, inanıp yararlı işler yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa (Allâh) onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allâh ona gerçekten güzel rızık vermiştir.


    NUR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NUR 51. Allah'a ve aralarında hüküm vermek üzere O'nun resulüne çağrıldıklarında, müminlerin sözleri sadece şunu söylemeleridir: "İşittik, itaat ettik." İşte bunlardır kurtuluşa erenler.
    NUR 52. Allah'a ve O'nun resulüne itaat eden, Allah'a saygı duyan ve O'ndan korkan kişiler, zafere ulaşanların ta kendileridir.
    NUR 56. Namazı kılın, zekâtı verin, resule itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz.
    NUR 62. Müminler o insanlardır ki, Allah'a ve O'nun resulüne inanırlar. Resulle beraber, ortaklaşa bir iş üzerinde bulundukları zaman, ondan izin almadan çekip gitmezler. O senden izin isteyenler var ya, onlar Allah'a ve O'nun resulüne iman edenlerdir. Bazı uğraşları için senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver ve kendileri için af dile. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
    NUR 63. Aranızda peygamberi çağırmayı, sizin birbirinizi çağırmanıza eş tutmayın. Allah sizin, birbirini siper ederek sıvışıp gidenlerinizi bilir. Resulün emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin gelip çatmasından yahut acıklı bir azabın yakalarına yapışmasından çekinsinler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NUR 51-Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman mü'minlerin sözü ancak: "İşittik ve itaat ettik." demeleridir. İşte bunlar, kurtuluş bulacak olanlardır.
    NUR 52-Kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar ve O'na sığınırsa, işte murada erecek olanlar bunlardır.
    NUR 56-Bir de namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.
    NUR 62-Mü'minler, ancak Allah'a ve peygamberine iman etmişlerdir. Toplu bir iş için yanında bulundukları zaman, ondan izin almadan ayrılıp gitmezler: Gerçekte senden izin isteyenler, Allah'a ve Resulüne inananlardır. Bunun için, bazı işleri sebebiyle senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver ve Allah'tan bağışlanmalarını dile! Şüphe yok ki, Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir.
    NUR 63-Peygamberin size yaptığı çağrıyı, birbirinize yaptığınız çağrı gibi değerlendirmeyin! İçinizden birbirini siper ederek sıvışıp sıvışıp gidenleri Allah mutlaka biliyor. Artık onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir fitnenin veya acı bir azabın gelmesinden çekinsinler!

    DİYANET MEALİ
    NUR 51. Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resulüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.
    NUR 52. Her kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, iste asıl bunlar mutluluğa erenlerdir.
    NUR 56. Namazı kılın; zekâtı verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz.
    NUR 62. Müminler, ancak Allah'a ve Resulüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.
    NUR 63. (Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NUR 51 Elçinin, aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Elçisine çağırıldıkları zaman inananların sözü ancak: "İşittik ve itâ'at ettik" demeleridir. İşte umduklarına erenler bunlardır, bunlar.
    NUR 52 Kim(ler) Allah'a ve Resulüne itâ'at eder, Allah'tan korkar, O'(nun azâbı)ndan korunursa işte kurtuluşa erenler onlardır.
    NUR 56 Namazı kılın, zekâtı verin, Elçiye itâ'at edin ki size acınsın.
    NUR 62 Mü'minler o kimselerdir ki Allah'a ve Elçisine (gönülden) inanmışlardır. Toplumsal bir iş için Allâh'ın Elçisi ile beraber bulundukları zaman ondan izin almadan gitmezler. (Ey Muhammed), Senden izin alanlar, işte Allah'a ve Elçisine inananlar onlardır. Bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    NUR 63 Elçinin çağırmasını, aranızda herhangi birinizin diğerini çağırmasıyla bir tutmayın. Allâh içinizden, birbirinin arkasına gizlenerek sıvışıp gidenleri bilir. Elçinin emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belânın çarpmasından, yahut onlara acı bir azâbın uğramasından sakınsınlar.


    MÜCADİLE SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜCADİLE 12. Ey iman edenler! Resulle gizlice konuşacağınız zaman, bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin! Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bu imkânı bulamazsanız bilin ki, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
    MÜCADİLE 13. Gizli konuşmanızdan önce, sadakalar vermekten ürperdiniz mi? Çünkü yapmadınız. Allah size tövbe nasip etti. Artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
    MÜCADİLE 21. Allah, "Ben ve resullerim mutlaka galip geleceğiz!" diye yazmıştır. Allah çok güçlüdür, Azîz'dir.
    MÜCADİLE 22. Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜCADİLE 12-Ey iman edenler, peygambere gizli bir şey danışacağınız zaman, fısıltınızdan önce bir sadaka verin! Bu sizin için hem bir hayır hem de daha ziyade temizliktir. Fakat gücünüz yetmezse, şüphe yok ki, Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.
    MÜCADİLE 13-Yoksa fısıltınızdan önce sadaka vermekten korktunuz mu? Madem ki, yapmadınız, Allah da size tevbe lütfetti, artık namaza devam edin, zekatı verin ve Allah'a ve peygamberine itaat edin! Allah her ne yaparsanız haberdardır.
    MÜCADİLE 21-Allah: "Andolsun ki, Ben yenerim Ben ve peygamberlerim!" diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah güçlüdür, daima üstün gelendir.
    MÜCADİLE 22-Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun Allah'a ve peygamberine karşı kanunlar koymaya kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; babaları veya oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsalar bile. İşte Allah'ı öyle kimseleri sevmeyen bir topluluğun kalplerine imanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile desteklemiştir. Onları içlerinde sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın taraftarıdırlar. Uyanık ol ki, Allah'ın taraftarları hep kurtuluşa erenlerdir.

    DİYANET MEALİ
    MÜCADİLE 12. Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
    MÜCADİLE 13. Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
    MÜCADİLE 21. Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.
    MÜCADİLE 22. Allah'a ve ahret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah’ın tarafında olanlardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜCADİLE 12 Ey inananlar, siz Elçi ile gizli konuşacağınız zaman bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsınız, Allâh bağışlayandır, esirgeyendir. (483)
    483 Allah'ın Elçisi(s.a.v.)in meclisinde bazı kişiler, gerekli gereksiz, onunla gizli konuşuyor, herkesin yanında onunla fısıldaşıyorlardı. Allah'ın Elçisi , özellikle zenginlerin çok yaptığı bu işten sıkılıyor, fakat incitmemek için kimseye bir şey demiyordu. İşte inen bu âyet, bu tür konuşmayı şarta bağlayıp kısıtladı. Böylece konuşma ihtiyacında olan öyle konuştu. Verilmesi gereken sadaka, sadece fakîrlere verilirdi. Fakat aradan çok zaman geçmeden inen müteâkib âyet, bu hükmü hafifletmiştir. Esasen âyetin "Bulamazsanız Allah bağışlayandır, esirgeyendir" cümlesi, bu emrin gereklik değil, nedb bildirdiğini, yani gizli konuşmadan önce bir sadaka vermenin daha iyi olduğu anlamına geldiğini gösterir. Bu hükmü uygulamak evlâdır, fakat uygulamamakta da bir sakınca yoktur. Bundan dolayı âyetler arasında nesih söz konusu değildir. Rivâyete göre bu hükmü uygulayan tek kişi, Hz. Alî'dir.
    MÜCADİLE 13 Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız. Allâh da sizi (bundan) affetti. Artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Elçisine itâ'at edin. Allâh yaptıklarınızı bilmektedir.
    MÜCADİLE 21 Allâh: "Elbette ben ve elçilerim gâlib geleceğiz" diye yazmıştır. Şüphesiz Allâh güçlüdür, gâliptir.
    MÜCADİLE 22 Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabâları da olsa Allah'a ve Elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. Allâh onların kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile (kalb nuru veya Kur'ân ile) desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allâh onlardan râzı olmuş, onlar da O'ndan râzı olmuşlardır. İşte onlar Allâh'ın hizbi(partisi)dir. Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, Allâh'ın hizbidir.

    HUCURAT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HUCURAT 1. Ey iman edenler! Allah'ın ve resulünün önüne geçmeyin! Allah'tan korkun! Allah gerçekten çok iyi duyan ve gereğince bilendir.
    HUCURAT 2. Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin! Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin! Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.
    HUCURAT 3. Allah resulünün huzurunda seslerini alçaltanlar var ya, onlar Allah'ın, gönüllerini takva için imtihan ettiği kişilerdir. Bir bağışlanma vardır onlar için, bir büyük ödül vardır.
    HUCURAT 4. Hücrelerin arkasından sana seslenenlere gelince, onların çoğu aklını çalıştırmamaktadır.
    HUCURAT 5. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya dek sabretmiş olsalardı, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
    HUCURAT 6. Ey iman sahipleri! Özü-sözü bozuk birisi size bir haber getirdiğinde, hemen araştırıp inceleyin/delil arayın! Yoksa bilgisizlikle bir topluluğu suçlar da yapmış olduğunuza pişmanlık duyar hale gelirsiniz.
    HUCURAT 7. Bilin ki, Allah'ın resulü içinizdedir. Eğer o çoğu işte size uysaydı, gerçekten zorlukla karşılaşır, sıkıntıya düşerdiniz. Ama Allah, imanı size sevdirmiş ve onu gönüllerinizde süslemiştir. Ve size küfrü, öz-söz bozukluğunu, isyanı çirkin göstermiştir. Rüşte ermiş olanlar işte bunlardır;
    HUCURAT 15. Müminler ancak şu kimselerdir ki, Allah'a ve resulüne iman ederler; sonra hiçbir kuşkuya düşmezler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda didinirler. İşte bunlardır, özü-sözü birbirine uyanlar.



    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HUCURAT 1-Ey iman edenler, Allah'ın ve peygamberinin önüne geçmeyin (saygısızlık etmeyin) ve Allah'tan korkun, çünkü Allah işitir, bilir.
    HUCURAT 2-Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesinden üstün kaldırrnayın (fazla yükseltmeyin) ve ona birbirinize bağırır gibi iri söylemeyin ki, haberiniz olmadan amelleriniz hiçe iniverir!
    HUCURAT 3-Kesinlikle Allah ve Resulünün yanında seslerini kısanlar (yok mu), işte onlar o kimselerdir ki, Allah kalplerini takva için imtihan etmiştir. Onlara hem bir bağışlama, hem de buyuk bir mükafat vardır.
    HUCURAT 4-Sana odaların arkasından ünleyenlerin (bağıranların) çoğu kesinlikle aklı ermeyenlerdir.
    HUCURAT 5-Eğer onlar, sen kendilerine çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette haklarında hayırlı olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayandır, merhamet edendir.
    HUCURAT 6-Ey iman edenler, eğer size bir fasık bir haber getirirse onu iyice araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.
    HUCURAT 7-8-Hem biliniz ki, içinizde Allah'ın peygamberi vardır. Şayet o, birçok işlerde size itaat etseydi, haliniz yaman olurdu. Fakat Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsledi; küfrü, yoldan çıkmayı ve isyanı size çirkin gösterdi. İşte onlar, Allah'ın lütfu ve nimeti ile doğnı yola ermiş olanlardır. Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
    HUCURAT 15-Müminler, ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve peygamberine iman ettikten sonra şüpheye düşmeyip Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmaktadırtar. İşte doğru olanlar onlardır ancak.

    DİYANET MEALİ
    HUCURAT 1. Ey iman edenler! Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
    HUCURAT 2. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.
    HUCURAT 3. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah’ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
    HUCURAT 4. (Resulüm!) Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir.
    HUCURAT 5. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    HUCURAT 6. Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.
    HUCURAT 7. Hem bilin ki, içinizde Allah’ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize sindirmiştir. Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
    HUCURAT 15. Müminler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İste doğrular ancak onlardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HUCURAT 1 Ey inananlar, Allâh'ın ve Elçisinin önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allâh, işitendir, bilendir.
    441 Onlardan önce konuşmağa, bir iş hakkında hüküm belirtmeğe kalkmayın.
    HUCURAT 2 Ey inananlar, seslerinizi, Peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın, birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi, onunla da öyle yüksek sesle konuşmayın; yoksa siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider.
    HUCURAT 3 Allâh'ın Elçisinin huzûrunda seslerini kısanlar, öyle kimselerdir ki Allâh, onların kalblerini, takvâ için imtihan etmiş(onların takvâya ehil olduklarını anlamış)tır. Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfât vardır.
    HUCURAT 4 Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir. (442)
    442 Uyeyne ibn Hısn ile, Akra' ibn Hâbis, Temîm Oğullarından yetmiş kişilik bir hey'etle, öğle vakti Allah'ın Elçisine geldiler. Allah'ın Elçisi, odasında uyuyordu: "Yâ Muhammed, dışarı çık, yanımıza gel!" diye bağırdılar. Âyet, bu tür davranışın nezakete aykırı olduğunu anlatıyor.
    HUCURAT 5 Onlar, sen kendilerinin yanına çıkıncaya kadar bekleselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
    HUCURAT 6 Ey inananlar, size fâsık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.
    HUCURAT 7 Bilin ki, Allâh'ın Elçisi içinizdedir. Şâyet o, birçok işte size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allâh size imanı sevdirdi ve onu sizin kalblerinizde süsledi ve size küfrü, fıskı ve isyânı çirkin gösterdi. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.


    TAHRİM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TAHRİM 8. Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah'a yönelin. Umulur ki Rabbiniz, çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen her şeye Kadîr'sin, her şeye gücün yeter."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TAHRİM 8- Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandirmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.



    DİYANET MEALİ
    TAHRİM 8. Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) Nurları aydınlatıp gider de, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin" derler.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TAHRİM 8 Ey inananlar, Allah'a yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter; Allâh'ın, peygamberi ve onunla beraber inanmış olanları utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. (O gün) onların nuru, önleriden ve sağ yanlarından koşar. Derler ki: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Doğrusu, senin herşeye gücün yeter!"


    TEĞABÜN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEĞABÜN 8. Artık Allah'a, onun resulüne ve size indirdiğimiz nura inanın. Allah, yapmakta olduklarınızı iyiden iyiye haber almaktadır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEĞABÜN 8-Onun için siz, Allah'a, Resulüne ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin! Allah, ne yaparsanız haberdardır.

    DİYANET MEALİ
    TEĞABÜN 8. Onun için Allah'a, Peygamberine ve indirdiğimiz o nura (Kuran’a) inanın. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEĞABÜN 8 Artık Allah'a, Elçisine ve indirdiğimiz ışığa inanın. Allâh, yaptıklarınızı haber almaktadır.

    SAFF SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SAFF 11. Allah'a ve onun resulüne inanır, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla
    didinirsiniz. İşte bu, sizin için en hayırlısıdır; eğer bilirseniz.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SAFF 11-Allah'a ve Resulüne iman edip mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız; eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır.

    DİYANET MEALİ
    SAFF 11. Allah'a ve Resulüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SAFF 11 Allah'a ve Elçisine inanırsınız, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihâdedersiniz. İşte bilirseniz, sizin için en iyisi budur.

    FETİH SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FETİH 10. O seninle el tutuşup sözleşenler var ya, onlar gerçekte Allah ile bey'atleşiyorlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Kim ahdi bozar, döneklik ederse kendi aleyhine döneklik etmiş olur. Ve kim Allah'a verdiği sözde vefalı davranırsa, Allah ona büyük bir ödül verecektir.
    FETİH 17. Köre zorlama yoktur, topala zorlama yoktur, hastaya da zorlama yoktur. Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, Allah onu acıklı bir azapla cezalandırır.
    FETİH 18. Yemin olsun, Allah müminlerden, o ağacın altında sana bey'at ettikleri sırada hoşnut olmuştur. Onların gönüllerindekini bilmiş, üzerlerine huzur ve sükûn indirmiş ve kendilerine yakın bir fetih nasip etmiştir.
    FETİH 29. Muhammed, Allah'ın resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çok çetin, kendi aralarında çok merhametlidirler. Sen onları rükû eder, secdeye kapanır halde görürsün. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ister dururlar. Görünüşlerine gelince, yüzlerinde secde eseri/izi vardır. Bu onların Tevrat'taki nitelikleri. İncil'deki nitelikleri de şöyle: Tıpkı bir ekin ki filizini çıkarmış, o filizi kuvvetlendirmiş. Filiz kalınlaştı, gövdesi üzerine dikildi. Ziraatçıları da imrendirir/hayran bırakır bu ekin. Allah böyle yapar ki, onlar sayesinde, inkâr edenleri öfkelendirsin. Allah onlardan iman edip hayra ve barışa yönelik işlen yapanlara bir bağışlanma ve büyük bir ödül vaat etmiştir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FETİH 10-Her halde sana biat edenler ancak Allah'a biat etmiş olurlar. Allah'ın eli (kudreti) onların elleri üstündedir. Onun için her kim cayarsa yalnızca kendi aleyhine caymış olur. Her kim de Allah'a verdiği sözü yerine getirirse O da ona yarın büyük bir mükafat verecektir.
    FETİH 17-Köre sorumluluk yoktur, aksağa sorumluluk yoktur, hastaya da sorumluluk yoktur. Bununla beraber, her kim Allah'a ve peygamberine itaaat ederse,onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de aksine giderse onu da acı bir azap ile cezalandırır.
    FETİH 18-Gerçekten o ağacın altında sana biat ederlerken O, müminlerden razı oldu. Onların kalplerindekini bildi de üzerlerine o güveni indirdi ve onları bir yakın fetih ile ödüllendirdi.
    FETİH 29-Muhammed, Allah'ın peygamberidir. Onun beraberindekiler ise, kafirlere karşı çok çetin, kendi aralarında son derece merhametlidirler. Onları cemaatle rükü ve secde ederek, Allah'ın lütfunu ve hoşnutluğunu dilerken görürsün. Nişanları yüzlerindedir secde eserinden. Bu onların Tevrat'taki misalleri, İncil'deki misalleri ise, kendileriyle kafirleri öfkelendirmesi için, filizini çıkarmış, onu güçlendirmiş sonra kalınlaşıp sapı üzerine dimdik doğrulmuş, çiftçilerin hoşuna giden bir ekin gibidir.Onlardan iman edip de iyi iyi işler yapanlara Allah hem bir bağışlama vaad buyurdu, hem de büyük bir mükafat.

    DİYANET MEALİ
    FETİH 10. Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.
    FETİH 17. Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.
    FETİH 18. Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.
    FETİH 29. Muhammed Allah’ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vâdetmiştir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FETİH 10 Sana bi'at edenler (İslâm uğrunda ölünceye kadar savaşmak üzere sana söz verenler), gerçekte Allah'a bi'at etmektedirler. Allâh'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur. Ve kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allâh ona büyük bir mükâfât verecektir.
    FETİH 17 Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Elçisine itâ'at ederse (Allâh) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acı bir azâba uğratır.
    FETİH 18 Allâh şu mü'minlerden râzı olmuştur ki onlar, ağacın altında sana bi'at ediyorlardı, Allâh onların gönüllerinden geçeni bildiği için onların üzerine huzûr ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi.
    FETİH 29 Muhammed Allâh'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kâfirlere karşı katı, birbirlerine karşı merhametlidirler. Onların, rükû' ve secde ederek Allâh'ın lutuf ve rızâsını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır. Onların Tevrât'taki vasıfları ve İncildeki vasıfları da şöyle bir ekin gibidir ki, filizini çıkardı, onu güçlendirdi, kalınlaştı, derken gövdesinin üstüne dikildi, ekincilerin hoşuna gider, onlara karşı kâfirleri de öfkelendirir bir duruma geldi. Allâh onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfât va'detmiştir.


    MAİDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MAİDE 55. Sizin gönül dostunuz Allah'tır, O'nun resulüdür, bir de rükû eder bir halde namazı kılıp zekâtı vererek iman edenlerdir.
    MAİDE 56. Allah'ı, O'nun resulünü ve iman edenleri dost edinen/Allah'tan, O'nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MAİDE 55-Sizin dostunuz önce Allah, sonra peygamberi, sonra namaza devam eden ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek zekat veren mü'minlerdir,
    MAİDE 56-Ve her kim Allah'a, peygamberine ve iman edenlere dost olursa, şüphe yok ki, ancak Allah'tan yana olanlar üstün geleceklerdir.

    DİYANET MEALİ
    MAİDE 55. Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.
    MAİDE 56. Kim Allah’ı, Resulünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MAİDE 55 Sizin veliniz, ancak Allâh, Elçisi ve namazlarını kılan, zekâtlarını veren, rükû'a varan mü'minlerdir.
    MAİDE 56 Kim Allâh'ı, Elçisini ve mü'minleri dost tutarsa (bilsin ki) gâlib gelecek olanlar, yalnız Allâh'ın taraftarlarıdır.


    HADİD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HADİD 7. Allah'a resulüne iman edin; sizi üzerinde buyruk sahibi yaptığı şeylerden başkalarına bol bol verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için çok büyük bir ödül vardır.
    HADİD 8. İman sahipleri iseniz size ne oluyor da Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysaki Resul sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor, sizden kuvvetli bir söz de almıştır.
    HADİD 9. O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kulu üzerine, gerçeği apaçık gösteren ayetler indiriyor. Allah size karşı gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.
    HADİD 19. Allah'a ve resulüne inananlar var ya, özü-sözü doğru kişiler onlardır. Rableri katında tanık olanlar/şehitlik mertebesine erenler de onlardır. Onların ödülleri ve ışıkları vardır. Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemin dostu olacaklardır.
    HADİD 21. Rabbinizden bir affa ve Allah ile resulüne inananlar için hazırlanmış bulunan, eni de yerle göğün eni kadar olan bir cennete doğru yarışarak koşun. Bu, Allah'ın dilediğine vereceği bir lütuftur. Allah, o büyük lütfun sahibidir.
    HADİD 28. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve onun resulüne inanın ki size rahmetinden iki nasip versin: Size, kendisiyle yol açacağınız bir ışık lütfetsin ve sizi affetsin. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HADİD 7-Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi istihlaf buyurduğu (tasarrufunu size bıraktığı) şeylerden harcayın ki, iman edip harcayanlarınız için büyük bir mükafat vardır!
    HADİD 8-Ne diye Allah'a iman etmiyorsunuz ki, peygamber sizi Rabbinize iman edesiniz diye davet edip duruyor?! Oysa sizden kesin söz de almıştı; eğer gerçek müminler olacaksanız.
    HADİD 9-Sizi karanlıklardan nura çıkarsın diye kuluna parlak parlak ayetler indiren O'dur. Muhakkak ki, Allah size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
    HADİD 19-Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri yanında tıpkı sıddıklar ve şehitler gibidir.Onlara, onların mükafatlan ve nurları vardır. Ayetlerimizi yalan diyenlere gelince, işte onların tümü cehennemin adamlarıdır.
    HADİD 21-Siz Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni yerle göğün eni gibi bir cennete yarışın ki bu, Allah'a ve Peygamberine (inananlar için hazırlanmıştır. O Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimselere verir ve Allah çok büyük lütuf sahibidir!
    HADİD 28-Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve peygamberine iman edin ki, sizlere rahmetinden iki pay versin; size bir nur bahşeylesin ki onunla (yolunuzu görüp) yürüyesiniz, hem de sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    DİYANET MEALİ
    HADİD 7. Allah'a ve Resulü’ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.
    HADİD 8. Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Hâlbuki O, sizden kesin söz de almıştı. Eğer inanırsanız.
    HADİD 9. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
    HADİD l9. Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.
    HADİD 21. Rabbinizden bir mağfirete; Allah'a ve peygamberlerine inananlar için hazırlanmış olup genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu, Allah’ın lütfüdür ki onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
    HADİD 28. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve Peygamberine inanın ki O, size rahmetinden iki kat versin ve size ışığında yürüyeceğiniz bir nur lütfetsin; sizi bağışlasın. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HADİD 7 Allah'a ve Elçisine inanın ve (O'nun) sizi hâkim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden (Allâh için) harcayın. Sizden, inanan ve (hak rızâsına) harcayanlar için büyük mükâfât vardır.
    HADİD 8 Elçi sizi Rabbinize inanmağa (güvenmeğe) çağırdığı ve (bu konuda) sizden sağlam söz almış olduğu halde inananlar iseniz neden Allah'a güvenmiyorsunuz?
    HADİD 9 Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna açık açık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allâh, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
    HADİD 19 Allah'a ve elçilerine inananlar (yok mu) işte Rableri yanında, sıddikler (çok doğru olanlar) ve şehidler onlardır. Onların mükâfâtları ve nurları vardır. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar(a gelince), onlar da cehennem halkıdır.
    HADİD 21 (O halde siz), Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği, gökle yerin genişliği gibi olup Allah'a ve elçilerine inananlar için hazırlanmış bulunan bir cennete koşun. İşte bu, Allâh'ın dilediğine vereceği lutfudur. Allâh, büyük lutuf sâhibidir.
    HADİD 28 Ey inananlar, Allâh'tan korkun, O'nun Elçisine inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir.


    TEVBE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEVBE 44. Allah'a ve âhiret gününe iman edenler; mallarıyla, canlarıyla cihat edecekleri için senden izin istemezler. Allah, takva sahiplerini iyice bilmektedir.
    TEVBE 88. Fakat resul ve onunla birlikte iman edenler, mallarıyla, canlarıyla didindiler. İşte bunlarındır tüm hayırlar. İşte bunlardır tam kurtulanlar.
    TEVBE 92. Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde sen, "sizi bindirecek bir şey bulamam" deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından, üzüntüyle gözlerinden yaşlar boşalarak geri dönen kimseler için de herhangi bir günah yoktur.
    TEVBE 99. Çöl Araplarından bazıları da Allah'a ve âhiret gününe inanır, harcadığını Allah yanında yakınlıklara ve resulün dualarına vesîle edinir. Dikkat edin! O harcadıkları gerçekten kendileri için bir yakınlık vesîlesidir. Allah onları rahmetinin içine sokacaktır. Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.
    TEVBE 102. Diğer bazıları da günahlarını itiraf ettiler. Bunlar, iyi bir işle kötü olan diğer bir işi birbirine karıştırdılar. Belki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
    TEVBE 112. Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahet ederken oruç tutanlar, rükû edenler, secdeye kapananlar, iyiliğe özendirip kötülükten sakındıranlar, Allah'ın sınırlarını koruyanlar... Müjdele o müminleri!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEVBE 44-Allah'a ve ahiret gününe imanlı kimseler, mallarıyla ve canlarıyla cihad edeceklerinden senden izin istemezler ve Allah, o takva sahiplerini bilir.
    TEVBE 88-Fakat Peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla canlarıyla cihad ettiler. Bunları görüyor musun? Bütün hayırlar işte onlar içindir ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
    TEVBE 92-Bir de kendilerini bindirip savaşa sevketmen için her ne zaman sana geldilerse, "sizi bindirecek bir araç bulamıyorum." dediğin için bu uğurda harcayacak birşey bulamamaları sebebiyle üzüntülerinden gözleri yaş döke döke dönenlere de bir günah yoktur.
    TEVBE 99-Yine bedevilerden öyleleri vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır; harcadığını Allah katında yakınlarına ve Peygamberin dualarına vesile sayar; gerçekten bu, onlar için bir yakınlıktır. İleride Allah, onları rahmeti içine koyacaktır; çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
    TEVBE 102-Diğer bir kısmı ise suçlarını itiraf ettiler ve iyi bir ameli kötüsüyle karıştırdılar. Umulur ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
    TEVBE 112-O tevbe edenler, o ibadet edenler, o hamdedenler, o oruç tutanlar, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, o iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırı koruyanlar... Müjdele o mü'minleri!

    DİYANET MEALİ
    TEVBE 44. Allah'a ve ahret gününe iman edenler, mallarıyla canlarıyla savaşmaktan (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini pek iyi bilir.
    TEVBE 88. Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve onlar kurtuluşa erenlerin kendileridir.
    TEVBE 92. Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum, deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş dökerek dönen kimselere de (sorumluluk yoktur).
    TEVBE 99. Bedevîlerden öylesi de vardır ki, Allah'a ve ahret gününe inanır, (hayır için) harcayacağını Allah katında yakınlığa ve Peygamber'in dualarını almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcadıkları mal, Allah katında) onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine (cennetine) koyacaktır. Şüphesiz Allah bağışlayan, esirgeyendir.
    TEVBE 102. Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar. (Tevbe ederlerse) umulur ki Allah onların tövbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
    TEVBE 112. (Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEVBE 44 Allah'a ve ahret gününe inananlar; mallarıyla, canlarıyla, cihâdetmek(ten geri kalmaları) için senden izin istemezler. Allah, korunanları bilir.
    TEVBE 88 Fakat Elçi ve onunla beraber inananlar, mallarıyla, canlarıyla cihâdettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve işte başarıya erenler onlardır.
    TEVBE 92 Kendilerini (binek sağlayıp) bindirmen için sana geldikleri zaman, sen: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" deyince harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözlerinden yaş akarak dönen kimselerin aleyhine de (yol yoktur, Onlar da kınanmazlar).
    TEVBE 99 Bedevi Araplardan kimi de var ki Allah'a ve âhiret gününe inanır, verdiğini Allah'a yakın dereceler kazanmağa ve Elçinin du'âlarını almağa vesile sayar. Gerçekten o (verdikleri) kendileri için yakın dereceler(e vesile)dir. Allâh onları rahmetinin içine sokacaktır. Muhakkak ki Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
    TEVBE 102 Başka bir kısmı da günâhlarını itiraf ettiler, iyi işle kötü işi birbirine karıştırdılar. Belki Allâh, onların tevbesini kabul eder. Çünkü Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
    TEVBE 112 Tevbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men'edenler ve Allâh'ın sınırlarını koruyanlar... İşte o mü'minleri müjdele (ne mutlu onlara)!(110)
    110 Âyette ˜ sıfatı oruç tutanlar anlamına geldiği gibi, cihâdeden ve yeryüzünde Allah'ın güzel eserlerini görmek, bilgi ve görgülerini artırmak veya özgürlük içinde ibâdet ve tâ'atlerini yapabilmek için seyâhat edenler anlamına da gelir.

    vah_kadinlar.jpg

    PEYGAMBERİMİZ , EŞLERİ VE KADINLAR

    ----9----


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHZAB 28. Ey Peygamber, eşlerine şöyle söyle: "Eğer şu iğreti dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, haydi gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle serbest bırakayım."
    AHZAB 29. "Yok eğer Allah'ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizin güzel düşünüp güzel hareket edenlerinize büyük bir ödül hazırlamıştır.
    AHZAB 30. Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık/kanıtlanmış bir edepsizlik yaparsa, kendisi için azap iki katına çıkarılır. Ve bu, Allah için çok kolaydır.
    AHZAB 31. Sizden kim, Allah'a ve resulüne itaat eder, iyilik yaparsa, ona da ücretini iki kat olarak veririz. Kendisi için bol ve bereketli bir rızık da hazırlamışızdır.
    AHZAB 32. Ey peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer korunup takvaya sarılıyorsanız sözü kırıtarak söylemeyin ki, kalbinde maraz bulunan biri ümide kapılmasın. Örfe uygun söz söyleyin.
    AHZAB 33. Evlerinizde de vakarlı oturun. İlk cahiliye teşhirciliği gibi kendinizi teşhir etmeyin. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah sizden kiri/lekeyi gidermek istiyor ey Ehlibeyt, sizi tam bir biçimde temizlemek istiyor. AHZAB 34. Evlerinizde Allah'ın ayetlerinden ve hikmetten okunanları hatırlayın. Kuşkusuz, Allah Latîf'tir, Habîr'dir.
    AHZAB 35. ALLAH ŞU KİŞİLER İÇİN BİR AFFEDİŞ VE BÜYÜK BİR ÖDÜL HAZIRLAMIŞTIR: MÜSLÜMAN ERKEKLER, MÜSLÜMAN KADINLAR, MÜMİN ERKEKLER, MÜMİN KADINLAR, İTAAT EDEN ERKEKLER, İTAAT EDEN KADINLAR, ÖZÜ-SÖZÜ DOĞRU ERKEKLER, ÖZÜ-SÖZÜ DOĞRU KADINLAR, SABREDEN ERKEKLER, SABREDEN KADINLAR, ALLAH KORKUSUYLA ÜRPEREN ERKEKLER, ALLAH KORKUSUYLA ÜRPEREN KADINLAR, SADAKA VEREN ERKEKLER, SADAKA VEREN KADINLAR, ORUÇ TUTAN ERKEKLER, ORUÇ TUTAN KADINLAR, IRZ VE İFFETLERİNİ KORUYAN ERKEKLER, IRZ VE İFFETLERİNİ KORUYAN KADINLAR, ALLAH'I ÇOK ANAN ERKEKLER, ALLAH'I ÇOK ANAN KADINLAR.
    AHZAB 36. Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah'a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir.
    AHZAB 37. HANİ SEN ALLAH'IN NİMETLENDİRDİĞİ, SENİN DE LÜTUFTA BULUNDUĞUN KİŞİYE "EŞİNİ YANINDA TUT, ALLAH'TAN KORK!" DİYORDUN AMA, ALLAH'IN AÇIKLAYACAĞI BİRŞEYİ DE İÇİNDE SAKLIYORDUN; İNSANLARDAN ÇEKİNİYORDUN. OYSAKİ KENDİSİNDEN KORKMANA ALLAH DAHA LAYIKTIR. ZEYD O KADINDAN İLİŞİĞİNİ KESİNCE ONU SANA NİKÂHLADIK Kİ, EVLATLIKLARI EŞLERİYLE İLİŞKİLERİNİ KESTİKLERİNDE, MÜMİNLER İÇİN O KADINLARLA EVLENMEDE BİR GÜÇLÜK OLMASIN. ZATEN ALLAH'IN EMRİ YERİNE GETİRİLMİŞTİR.
    AHZAB 38. Allah'ın kendisine farz kıldığı şeyde peygambere hiçbir vebal yoktur. Daha önce gelip geçmişlerde de Allah'ın yolu-yöntemi buydu. Allah'ın emri, belirlenmiş bir kaderdir/ölçüdür.
    AHZAB 39. Onlar ki Allah'ın mesajlarını tebliğ edip O'ndan korkarlar, Allah'tan gayrı hiç kimseden korkmazlar. Hesap sorucu olarak Allah yeter.
    AHZAB 50. Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
    AHZAB 51. Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alîm'dir, Halîm'dir.
    AHZAB 52. Bundan sonra sana artık başka kadınlar helal olmaz. Bunları, başka eşlerle değiştirmek de -onların güzellikleri hoşuna gitse bile - helal olmaz. Elinin sahip olabilecekleri müstesna. Allah her şey üzerinde bir Rakîb'dir, her şeyi gözetlemektedir.
    AHZAB 54. Siz birşeyi açıklasanız da gizleseniz de Allah bunların tümünü bilmektedir.
    AHZAB 55. Peygamber'in hanımlarına; babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kızkardeşlerinin oğulları, hizmetindeki kadınlar ve anlaşmalarıyla sahip olduklarından ötürü hiçbir günah yoktur. Allah'tan korkun, ey Peygamber hanımları! Kuşkusuz, Allah herşeye tanıklık etmektedir.
    AHZAB 59. Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHZAB 28-Ey peygamber, hanımlarına şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve zinetini istiyorsanız, haydi geliniz sizi donatayım ve güzellikle bırakıp salıvereyim.
    AHZAB 29-Yok eğer Allah ve Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki Allah içinizden güzellik (iyilik) edenlere pek büyük bir mükafat hazırlamıştır."
    AHZAB 30-Ey peygamberin hanımları, sizden her kim açık bir terbiyesizlik ederse, ona azap iki kat katlanır. Bu Allah'a göre kolaydır.
    AHZAB 31-Yine sizden her kim Allah ve Resulüne divan durup iyi bir iş yaparsa ona da mükafatını iki kere veririz. Ayrıca onun için bol bir rızık hazırlamışızdır.
    AHZAB 32-Ey peygamberin hanımları, siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz; eğer Allah'tan korkuyorsanız, konuşurken kırıtmayın ki, kalbinde bir hastalık bulunan, kötü bir ümide kapılmasın. güzel, dosdoğru söz söyleyin!
    AHZAB 33-Hem vakarınızla evlerinizde durun da önceki cahiliyyet devri çıkışı gibi süslenip çıkmayın, namaz kılın, zekat verin, Allah'a ve peygamberine itaat edin! Ey Ehl-i Beyt (peygamberin ev halkı), Allah yalnızca sizden kiri uzaklaştırıp tertemiz pampak etmek istiyor.
    AHZAB 34-Oturun da evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti anın. Şüphe yok ki, Allah latifdir, herşeyden haberdardır.
    AHZAB 35-BÜTÜN MÜSLÜMAN ERKEKLER, MÜSLÜMAN KADINLAR, MÜMİN ERKEKLER, MÜMİN KADINLAR, İTAAT EDEN ERKEKLER, İTAAT EDEN KADINLAR, DOĞRULUK YAPAN ERKEKLER, DOĞRULUK YAPAN KADINLAR, SABREDEN ERKEKLER SABREDEN KADINLAR, MÜTEVAZİ ERKEKLER, MÜTEVAZİ KADINLAR, ZEKAT VEREN ERKEKLER, ZEKAT VEREN KADINLAR, ORUÇ TUTAN ERKEKLER, ORUÇ TUTAN KADINLAR, IRZLARINI KORUYAN ERKEKLER VE KADINLAR, ALLAH'I ÇOK ANAN ERKEKLER VE KADINLAR YOK MU, İŞTE BUNLARA ALLAH BİR BAĞIŞLAMA VE BÜYÜK BİR MÜKAFAT HAZIRLAMIŞTIR.
    AHZAB 36-Bununla beraber, Allah ve Rasulü bir işe karar verdiği zaman, gerek inanan bir erkeğin gerek inanan bir kadının kendilerine ait bir işte tercih hakları olamaz. Her kim Allah'a ve peygamberine asi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.
    AHZAB 37-BİR DE HATIRLA O VAKTİ Kİ, O KENDİSİNE HEM ALLAH'IN NİMET VERDİĞİ, HEM DE SENİN İYİLİK ETTİĞİN KİMSEYE: "ZEVCENİ KENDİNE SIKI TUT VE ALLAH'TAN KORK!" DİYORDUN DA ALLAH'IN AÇIĞA ÇIKARACAĞI ŞEYİ İÇİNDE GİZLİYOR VE İNSANLARI SAYIYORDUN. OYSA ALLAH, KENDİSİNİ SAYMANA DAHA LAYIKTI. SONRA ZEYD O KADINLA İLİŞİĞİNİ KESTİĞİNDE BİZ ONU SENİNLE EVLENDİRDİK Kİ, EVLATLIKLARININ İLİŞKİLERİNİ KESTİKLERİ EŞLERİNİ NİKAHLAMA HUSUSUNDA MÜMİNLERE BİR DARLIK OLMASIN. ALLAH'IN EMRİ FİİLE (PRATİĞE) ÇIKARILMIŞ BULUNUYOR.
    AHZAB 38-Peygambere, Allah' ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın adeti öyledir. Allah'ın emri biçilmiş bir kaderdir.
    AHZAB 39-Onlar ki, Allah'ın risaletlerini (mesajlarını) tebliğ eder ve O'ndan korkarlar; Allah'tan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak da Allah yeter!
    AHZAB 50-Ey peygamber, Biz, özellikle sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulunduğun cariyeyi, amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları; birde inanan bir kadın eğer kendisini peygambere bağışlar da, peygamber de onunla evlenmek isterse onu, sadece sana, diğer mü'minlere değil. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar, sana bir darlık olmaması içindir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    AHZAB 51-Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından arzu ettiğinde sana günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için en elverişli olan budur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, herşeyi bilir, halimdir.
    AHZAB 52-Bundan böyle artık, başka kadınlar sana helal olmaz. Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz; isterse güzellikleri çok hoşuna gitsin. Ancak sahibi bulunduğun cariye başka. Allah, herşeye gözcü bulunmaktadır.
    AHZAB 54-Siz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de şüphe yok ki, Allah herşeyi bilir.
    AHZAB 55-O hanımlar için babaları, oğulları, kardeşleri, kardeş oğulları, kız kardeş oğulları, müslüman kadınları ve sahip oldukları köleler hakkında bir günah yoktur; bununla beraber Allah'tan korkun (ey peygamberin hanımları), çünkü Allah, herşeye şahit bulunuyor!
    AHZAB 59-Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerinden (cilbablarından) üzerlerini sıkıca örtsünler! Bu, onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.

    DİYANET MEALİ
    AHZAB 28. Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.
    AHZAB 29. Eğer Allah’ı, Peygamberini ve ahret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
    AHZAB 30. Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayâsızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a göre kolaydır.
    AHZAB 31. Sizden kim, Allah'a ve Resulüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükâfatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır.
    AHZAB 32. Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin.
    AHZAB 33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kilin, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
    AHZAB 34. Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.
    AHZAB 35. MÜSLÜMAN ERKEKLER VE MÜSLÜMAN KADINLAR, MÜMİN ERKEKLER VE MÜMİN KADINLAR, TAATA DEVAM EDEN ERKEKLER VE TAATA DEVAM EDEN KADINLAR, DOĞRU ERKEKLER VE DOĞRU KADINLAR, SABREDEN ERKEKLER VE SABREDEN KADINLAR, MÜTEVAZI ERKEKLER VE MÜTEVAZI KADINLAR, SADAKA VEREN ERKEKLER VE SADAKA VEREN KADINLAR, ORUÇ TUTAN ERKEKLER VE ORUÇ TUTAN KADINLAR, IRZLARINI KORUYAN ERKEKLER VE (IRZLARINI) KORUYAN KADINLAR, ALLAH’I ÇOK ZİKREDEN ERKEKLER VE ZİKREDEN KADINLAR VAR YA; İŞTE ALLAH, BUNLAR İÇİN BİR MAĞFİRET VE BÜYÜK BİR MÜKÂFAT HAZIRLAMIŞTIR.
    AHZAB 36. Allah ve Resulü bir ise hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
    AHZAB 37. (RESULÜM!) HANİ ALLAH’IN NİMET VERDİĞİ, SENİN DE KENDİSİNE İYİLİK ETTİĞİN KİMSEYE: EŞİNİ YANINDA TUT, ALLAH'TAN KORK! DİYORDUN. ALLAH’IN AÇIĞA VURACAĞI ŞEYİ, İNSANLARDAN ÇEKİNEREK İÇİNDE GİZLİYORDUN. OYSA ASIL KORKMANA LÂYIK OLAN ALLAH’TIR. ZEYD, O KADINDAN İLİŞİĞİNİ KESİNCE BİZ ONU SANA NİKÂHLADIK Kİ EVLÂTLIKLARI, KARILARIYLA İLİŞKİLERİNİ KESTİKLERİNDE (O KADINLARLA EVLENMEK İSTERLERSE) MÜMİNLERE BİR GÜÇLÜK OLMASIN. ALLAH’IN EMRİ YERİNE GETİRİLMİŞTİR.
    AHZAB 38. Allah’ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebal yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah’ın âdeti böyle idi. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.
    AHZAB 39. O peygamberler ki Allah’ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.
    AHZAB 50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kildik. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
    AHZAB 51. Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkiyle bilendir, halimdir.
    AHZAB 52. Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah her şeyi gözetler.
    AHZAB 54. Bir şeyi açığa vursanız da, gizleseniz de şüphe yok ki Allah, her şeyi gayet iyi bilmektedir.
    AHZAB 55. Onlara (Peygamber'in hanımlarına), babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları (mümin kadınlar) ve ellerinin altında bulunan cariyelerinden dolayı bir günah yoktur. (Ey Peygamber hanımları!) Allah'tan korkun; şüphesiz Allah, her şeye şahittir.
    AHZAB 59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHZAB 28 Ey peygamber! Eşlerine söyle: "Eğer siz, dünyâ hayâtını ve süsünü istiyorsanız, gelin size müt'a (boşanma bedeli) vereyim ve sizi güzellikle salayım."
    360 peygamber hanımları, kendisinden süs ve daha iyi bir geçim istemeğe başlamışlardı. Bunun üzerine bu âyet indi. Allah'ın Elçisi, önce Âişe'den başladı. Hz. âişe de, ötekiler de bulundukları geçim tarzına razı olup Allah'ın Elçisiyle kalmayı yeğlediler. AHZAB 29 "Eğer siz, Allâh'ı, Eçisini ve âhiret yurdunu istiyorsanız, (biliniz ki) Allâh, sizden güzel hareket edenlere büyük bir mükâfât hazırlamıştır."
    AHZAB 30 Ey peygamber kadınları! Sizden kim açık bir fuhuş (edepsizlik) yaparsa onun için azâb iki kat yapılır. Bu, Allah'a göre kolaydır.
    AHZAB 31 Fakat sizden kim Allah'a ve Resulüne itâ'ate devam eder ve yararlı iş yaparsa ona da mükâfâtını iki kez veririz ve onun için bol bir rızık hazırlamışızdır.
    AHZAB 32 Ey peygamber kadınları, siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allâh'ın buyruğuna karşı gelmekten) korunuyorsanız, sözü yumuşak (kıvrak) bir edâ ile söylemeyin ki, kalbinde hastalık bulunan kimse tamah etmesin; güzel, (kuşkudan uzak bir biçimde) söz söyleyin.
    AHZAB 33 Evlerinizde oturun, ilk câhiliye(çağı kadınları)nın açılıp kırıtması gibi açılıp kırıtmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resûlüne itâ'at edin. Ey Ehl-i Beyt (ey peygamberin ev halkı), Allâh sizden, kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
    361 Âyette hitâbedilen Ehl-i Beyt (yani ev halkı) ta'bîri üzerinde ihtilâf edilmiştir. İmam Müslim'in, Hz. Âişe'den çıkardığı bir hadîse göre Hz. peygamber (s.a.v.), bir sabah, üstünde siyah kıldan bir 'abâ ile dışarı çıkmış oturuyordu. Derken Fâtıma geldi, onu 'abâsının altına aldı; sonra 'Alî geldi, onu da 'abâsının altına aldı; sonra Hasan ve Hüseyin geldi, onları da 'abâsının altına aldı, sonra bu âyeti okudu. Mücâhid, Katâde ve başkalarının aralarında bulunduğu tâbi'îlerden bir cemâat de Ehl-i Beyt'in Alî, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin olduklarına kani'dirler. Fakat şî'anın, bu hadîse dayanarak Ehl-i Beyt'in, sırf bunlardan ibâret olduğunu sanması hatâdır. Zirâ hadîs, bu insanların Ehl-i Beyt'ten olduğunu gösterirse de bunların dışında başka insanların Ehl-i Beyt'ten olmayacaklarını göstermez. Kaldı ki bu âyetin üstü ve altı hep peygamber'in hanımlarına hitâbetmektedir. Söz, onlar üzerinedir. Elbette bu hitâb onlaradır. Onlar da Resûl-i Ekrem'in ev halkı, yani Ehl-i Beytidir. Bu hususta en uygun görüş şudur: Allah elçisinin evlatları ,eşleri, torunları olan Hasan,Hüseyin,ve damadı Hz Ali onun ehlibeytidir.
    AHZAB 34 Evlerinizde okunan Allâh âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allâh latiftir, haber alandır.
    AHZAB 35 MÜSLÜMAN ERKEKLER VE MÜSLÜMAN KADINLAR, MÜ'MİN ERKEKLER VE MÜ'MİN KADINLAR, TÂ'ATE DEVAM EDEN ERKEKLER VE TÂ'ATE DEVAM EDEN KADINLAR, DOĞRU ERKEKLER VE DOĞRU KADINLAR; SABREDEN ERKEKLER VE SABREDEN KADINLAR, (ALLAH'A) SAYGILI ERKEKLER VE SAYGILI KADINLAR, SADAKA VEREN ERKEKLER VE SADAKA VEREN KADINLAR, ORUÇ TUTAN ERKEKLER VE ORUÇ TUTAN KADINLAR, IRZLARINI KORUYAN ERKEKLER VE (IRZLARINI) KORUYAN KADINLAR, ALLÂH'I ÇOK ZİKREDEN ERKEKLER VE ZİKREDEN KADINLAR; (İŞTE) ALLÂH BUNLAR İÇİN BAĞIŞ VE BÜYÜK BİR MÜKÂFÂT HAZIRLAMIŞTIR.
    AHZAB 36 Allâh ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
    AHZAB 37 ALLÂH'IN Nİ'MET VERDİĞİ; SENİN DE KENDİSİNE Nİ'MET VER(İP HÜRRİYETE KAVUŞTUR)DUĞUN KİMSEYE: "EŞİNİ YANINDA TUT, ALLAH'TAN KORK" DİYORDUN, FAKAT ALLÂH'IN AÇIĞA VURACAĞI ŞEYİ İÇİNDE GİZLİYORDUN, İNSANLARDAN ÇEKİNİYORDUN; OYSA ASIL ÇEKİNMENE LÂYIK OLAN, ALLÂH İDİ. ZEYD, O KADINDAN İLİŞİĞİNİ KESİNCE BİZ ONU SANA NİKÂHLADIK Kİ (BUNDAN BÖYLE) EVLATLIKLARI, KADINLARIYLE İLİŞKİLERİNİ KESTİKLERİ ZAMAN O KADINLARLA EVLENMEK HUSUSUNDA MÜ'MİNLERE BİR GÜÇLÜK OLMASIN. ALLÂH'IN BUYRUĞU (HER ZAMAN) YERİNE GETİRİLMİŞTİR.
    AHZAB 38 Allah'n kendisine takdir ettiği bir şeyi yerine getirmekte, Peygambere herhangi bir güçlük yoktur. Sizden önce geçenler arasında da Allâh'ın yasası böyle idi. Allâh'ın emri, olup bitmiş bir şeydir.
    AHZAB 39 (O peygamberler), Allâh'ın mesajlarını duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak Allâh yeter.
    AHZAB 50 Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini; Allâh'ın sana ganimet olarak verdiğ(i savaş esir)lerinden elinin altında bulunan(câriye)leri; amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kaldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan(câriye)leri hakkında mü'minlere yapmalarını gerekli kıldığımız şeyi bil(dir)dik. (onların bu hususta ne yapması lâzım geldiğini de daha önce açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    AHZAB 51 Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günâh yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine râzı olmalarına en elverişli olan budur. Allâh sizin kalblerinizde olanı bilir. Allâh bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp cezâ vermez).
    AHZAB 52 Bundan sonra artık sana (başka) kadınlar(la evlenmek), güzellikleri çok hoşuna giden kadınlar olsa da, bunları başka eşlerle değiştirmek helâl değildir. Yalnız elinin altında bulunan(cariye)ler bunun dışındadır. Allâh, her şeyi gözetleyicidir.
    AHZAB 54 Bir şeyi açığa vursanız da, yahut onu gizleseniz de (fark etmez), Allâh her şeyi gâyet iyi bilmektedir.
    AHZAB 55 Onlara (yani Peygamberin hanımlarına) ne babaları, ne oğulları, ne kardeşleri, ne kardeşlerinin oğulları, ne kızkardeşlerinin oğulları, ne kadınları ve ne de ellerinin altında bulunan(köle)leri hakkında bir günâh yoktur, (bunlara karşı örtünmeleri gerekmez. Ey Peygamberin hanımları) Allah'tan korkun; şüphesiz Allâh, her şeyi görmektedir.
    AHZAB 59 Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir.


    TALAK SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TALAK 1 Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman iddetlerine doğru boşayın ve iddeti iyi sayın! Rabbiniz olan Allah'tan korkun! Onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Apaçık ve belgeli bir yüzsüzlük yapmaları durumu müstesna. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını çiğneyen kendi benliğine zulmetmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra yeni bir iş/oluş ortaya çıkarır.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TALAK 1-Ey peygamber, kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerine doğru boşayın ve iddeti de sayın; Rabbiniz Allah tan korkun; açık bir terbiyesizlik yapmaları durumu dışında onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar! Bunlar Allah'ın belirlediği sınırlardır. Her kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kendisine zulmetmiş olur. Bilmezsin, belki Allah, onun arkasından bir iş çıkarır.

    DİYANET MEALİ
    TALAK 1-Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını asarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TALAK 1 Ey peygamber, kadınları boşa(mak iste)diğiniz zaman onları iddetleri içinde (âdetten temiz oldukları sırada) boşayın ve iddeti sayın (üç defa âdet görüp temizlenmelerini hesabedin). Rabbiniz Allah'tan korkun (bekleme süresi içinde) onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yapmaları durumu, bu hükmün dışındadır (o zaman evden çıkarabilirsiniz). Bunlar Allâh'ın sınırlarıdır. Kim Allâh'ın sınırlarını geçerse, kendisine yazık etmiş olur. Bilmezsin belki Allâh, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir iş ortaya çıkarır (gönülleri uzlaştırıp birleşme ortamı yaratır).

    NUR SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NUR 30. MÜMİN ERKEKLERE SÖYLE: BAKIŞLARINI YERE İNDİRSİNLER. CİNSEL ORGANLARINI/IRZLARINI KORUSUNLAR. BU ONLAR İÇİN DAHA ARINDIRICIDIR. KUŞKUSUZ, ALLAH, YAPMAKTA OLDUKLARINIZDAN HABERDARDIR.
    NUR 31. MÜMİN KADINLARA DA SÖYLE: BAKIŞLARINI YERE İNDİRSİNLER. CİNSEL ORGANLARINI/IRZLARINI KORUSUNLAR. SÜSLERİNİ/ZÎNETLERİNİ, GÖRÜNEN KISIMLAR MÜSTESNA, AÇMASINLAR. ÖRTÜLERİNİ/BAŞÖRTÜLERİNİ GÖĞÜS YIRTMAÇLARININ ÜZERİNE VURSUNLAR. SÜSLERİNİ ŞU KİŞİLERDEN BAŞKASINA GÖSTERMESİNLER: KOCALARI YAHUT BABALARI YAHUT KOCALARININ BABALARI YAHUT OĞULLARI YAHUT KOCALARININ OĞULLARI YAHUT KARDEŞLERİ YAHUT KARDEŞLERİNİN OĞULLARI YAHUT KENDİ KADINLARI YAHUT ELLERİNİN ALTINDA BULUNANLAR YAHUT İHTİYAÇ İÇİNDE OLMAYAN ERKEKLERDEN KENDİLERİNİN HİZMETİNDE BULUNANLAR YAHUT KADINLARIN KAYGI DUYULACAK YERLERİNİ HENÜZ ANLAYACAK YAŞA GELMEMİŞ ÇOCUKLAR. SÜSLERİNDEN, GİZLEMİŞ OLDUKLARININ BİLİNMESİ İÇİN AYAKLARINI YERE VURMASINLAR. EY MÜMİNLER, ALLAH'A TOPLUCA TÖVBE EDİN Kİ KURTULUŞA EREBİLESİNİZ!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NUR 30-MÜ'MİN ERKEKLERE SÖYLE, GÖZLERİNİ SAKINSINLAR VE IRZLARINI (APIŞLARINI) KORUSUNLAR. BU, ONLAR İÇİN DAHA TEMİZDİR. MUHAKKAK ALLAH, BÜTÜN YAPTIKLARINDAN HABERDARDIR.
    NUR 31-MÜ'MİN KADINLARA DA SÖYLE, GÖZLERİNİ SAKINSINLAR, IRZLARINI KORUSUNLAR: GÖRÜNMESİ ZARURİ OLANLARIN DIŞINDA ZİNETLERİNİ AÇMASINLAR VE BAŞ ÖRTÜLERİNİ YAKALARININ ÜZERİNE VURSUNLAR; ZİNETLERİNİ, KOCALARINDAN VEYA BABALARINDAN YAHUT KAYIN BABALARINDAN YAHUT OĞULLARINDAN YAHUT ÜVEY OĞULLARINDAN YAHUT KARDEŞLERİNDEN YAHUT KARDEŞ OĞULLARINDAN YAHUT KIZ KARDEŞ OĞULLARINDAN YAHUT KENDİ KADINLARINDAN YAHUT SAHİBİ BULUNDUKLARI CARİYELERDEN VEYA UYUNTU (ŞEHVETTEN YOKSUN) ERKEK HİZMETÇİLERDEN VEYA HENÜZ KADINLARIN ŞEHVET UYARICI TARAFLARINDAN HABERSİZ ÇOCUKLARDAN BAŞKASINA GÖSTERMESİNLER; GİZLEDİKLERİ ZİNETLERİ BİLİNSİN DİYE AYAKLARINI DA VURMASINLAR. EY MÜ'MİNLER, HEPİNİZ ALLAH'A TEVBE EDİN Kİ, MUTLULUĞU BULABİLESİNİZ.

    DİYANET MEALİ
    NUR 30. (RESULÜM!) MÜMİN ERKEKLERE, GÖZLERİNİ (HARAMA) DİKMEMELERİNİ, IRZLARINI DA KORUMALARINI SÖYLE. ÇÜNKÜ BU, KENDİLERİ İÇİN DAHA TEMİZ BİR DAVRANIŞTIR. ŞÜPHESİZ ALLAH, ONLARIN YAPMAKTA OLDUKLARINDAN HABERDARDIR.
    NUR 31. MÜMİN KADINLARA DA SÖYLE: GÖZLERİNİ (HARAMA BAKMAKTAN) KORUSUNLAR; NAMUS VE İFFETLERİNİ ESİRGESİNLER. GÖRÜNEN KISIMLARI MÜSTESNA OLMAK ÜZERE, ZİYNETLERİNİ TEŞHİR ETMESİNLER. BAŞ ÖRTÜLERİNİ, YAKALARININ ÜZERİNE (KADAR) ÖRTSÜNLER. KOCALARI, BABALARI, KOCALARININ BABALARI, KENDİ OĞULLARI, KOCALARININ OĞULLARI, ERKEK KARDEŞLERİ, ERKEK KARDEŞLERİNİN OĞULLARI, KIZ KARDEŞLERİNİN OĞULLARI, KENDİ KADINLARI (MÜMİN KADINLAR), ELLERİNİN ALTINDA BULUNANLAR (KÖLELERİ), ERKEKLERDEN, AİLENİN KADININA ŞEHVET DUYMAYAN HİZMETÇİ VB. TÂBİ KİMSELER YAHUT HENÜZ KADINLARIN GİZLİ KADINLIK HUSUSİYETLERİNİN FARKINDA OLMAYAN ÇOCUKLARDAN BAŞKASINA ZİYNETLERİNİ GÖSTERMESİNLER. GİZLEMEKTE OLDUKLARI ZİYNETLERİ ANLAŞILSIN DİYE AYAKLARINI YERE VURMASINLAR (DİKKATLERİ ÜZERİNE ÇEKECEK TARZDA YÜRÜMESİNLER). EY MÜMİNLER! HEP BİRDEN ALLAH'A TEVBE EDİNİZ Kİ KURTULUŞA ERESİNİZ.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NUR 30 İNANAN ERKEKLERE SÖYLE: "BAZI BAKIŞLARINI KISSINLAR, IRZLARINI KORUSUNLAR. BU, ONLAR İÇİN DAHA TEMİZDİR. ŞÜPHESİZ ALLÂH, ONLARIN HER YAPTIKLARINI HABER ALMAKTADIR.
    NUR 31 İNANAN KADINLARA DA SÖYLE: "BAZI BAKIŞLARINI KISSINLAR, IRZLARINI KORUSUNLAR. SÜSLERİNİ GÖSTERMESİNLER. ANCAK KENDİLİĞİNDEN GÖRÜNENLER HARİÇ. BAŞ ÖRTÜLERİNİ (GÖĞÜS) YIRTMAÇLARININ ÜSTÜNE KOYSUNLAR. SÜSLERİNİ KİMSEYE GÖSTERMESİNLER. YALNIZ KOCALARINA, YAHUT BABALARINA, YAHUT KOCALARININ BABALARINA, YAHUT OĞULLARINA, YAHUT KOCALARININ OĞULLARINA, YAHUT KARDEŞLERİNE, YAHUT KARDEŞLERİNİN OĞULLARINA, YAHUT KIZKARDEŞLERİNİN OĞULLARINA, YAHUT KADINLARINA, YAHUT ELLERİNİN ALTINDA BULUNAN(KÖLE)LERİNE, YAHUT KADINA İHTİYACI BULUNMAYAN ERKEK TÂBİ'LERİNE, YAHUT HENÜZ KADINLARIN MAHREM YERLERİNİ ANLAMAYAN ÇOCUKLARA GÖSTEREBİLİR. GİZLEDİKLERİ SÜSLERİN BİLİNMESİ İÇİN AYAKLARINI VURMASINLAR. EY MÜ'MİNLER, TOPLUCA ALLAH'A TEVBE EDİN Kİ FELÂHA ERESİNİZ.


    TAHRİM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TAHRİM 1. Ey Peygamber! Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden haramlaştırıyorsun? Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
    TAHRİM 3. Hani, Peygamber, eşlerinden birine bir sözü gizlice söylemişti. Sonra eşi bu sözü duyurup Allah da onu Peygamber'e bildirince, Peygamber sözün bir kısmını açıklamış, bir kısmından vazgeçmişti. Peygamber, sözü eşine bildirdiğinde o: "Bunu sana kim haber verdi?" demişti. Peygamber de: "O her şeyi bilen, her şeyden haberi olan bana bildirdi." diye cevaplamıştı.
    TAHRİM 4. Eğer ikiniz, ey hanımlar, Allah'a tövbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz kaydı; yok eğer Peygamber'e karşı dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz bizzat Allah, onun destekçisidir. Cebrail'le iman sahiplerinin barışçıları da. Bütün bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.
    TAHRİM 5. O sizi boşarsa, kim bilir belki de Rabbi ona sizin yerinize sizden daha hayırlı eşler nasip eder: Allah'a teslim olan, iman sahibi, gönülden bağlı, tövbe etmesini seven, ibadete düşkün, yolculuk edebilen dullar ve bâkireler.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TAHRİM 1- Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.
    TAHRİM 3- Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi. Peygamber "Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi." dedi.
    TAHRİM 4- Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz eğildi. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibrîl ve müminlerin iyileridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır.
    TAHRİM 5- Eğer o sizi boşarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verir.

    DİYANET MEALİ
    TAHRİM 1. Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    TAHRİM 3. Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? Dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.
    TAHRİM 4. Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.
    TAHRİM 5. Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TAHRİM 1 Ey peygamber niçin, Allâh'ın sana helâl kıldığı şeyi, eşlerinin, hatırı için harâm kılıyorsun? Allâh bağışlayadır, esirgeyendir.
    TAHRİM 3 Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip, Allâh da peygamberi, eşinin bu davranışına muttali kılınca (Peygamber, eşine) o(söylediği)nin bir kısmını bildirmiş (şunları şunları filana söyledin demiş), bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) Bunu eşine haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi (Peygamber): "(Herşeyi) Bilen, haber alan (Allâh) bana söyledi" dedi.
    TAHRİM 4 Eğer ikiniz, kalblerinizin sapmış olmasından dolayı Allah'a tevbe ederseniz (ne a'lâ). Ve eğer peygambere karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun koruyucusu ve yardımcısı Allâh, Cibril ve mü'minlerin iyileridir. Ayrıca melekler de ona arkadır.
    TAHRİM 5 O sizi boşarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gönülden itâ'at eden, tevbe eden, ibâdet eden seyâhat eden dul ve bâkire eşler verir.

    MÜMTEHİNE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMTEHİNE 12. Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup ortaya sürmemeleri, iyilik ve güzelliği belirlenmiş bir işte sana isyan etmemeleri hususunda seninle bey'atleşmek isterlerse, onlarla bey'atleş ve onlar için Allah'tan af dile! Kuşkusuz, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.



    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMTEHİNE 2-Ey peygamber, inanan kadınlar Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri ve sana hiçbir iyi işte karşı gelmemeleri şartıyla sana biat etmeye geldikleri zaman biatlarını kabul et ve Allah'tan onların bağışlanmalarını dile! Çünkü Allah çok bağışlayandır. merhamet edendir.

    DİYANET MEALİ
    MÜMTEHİNE 12. Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMTEHİNE 12 Ey peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zinâ etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftirâ uydurup getirmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana bi'at ederlerse onların bi'atlerini ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allâh, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.


    TEVBE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TEVBE 71. Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyilik ve güzelliği belirlenene özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenenden sakındırırlar. Namazı kılarlar, zekâtı verirler. Allah'a ve resulüne itaat ederler. Allah bunlara rahmet edecektir. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TEVBE 71-Erkek ve dişi bütün inananlar, birbirlerinin dostudurlar; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar; namazı dürüst kılar, zekatı verirler; Allah'a ve peygamberine itaat ederler. İşte bunları, Allah yarın rahmeti ile bağışlayacaktır. Çünkü Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.

    DİYANET MEALİ
    TEVBE 71. Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TEVBE 71 İnanan erkekler ve inanan kadınlar, birbirlerinin velisidirler. İyiliği emrederler, kötülükten men'ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Elçisine itâ'at ederler. İşte onlara Alah rahmet edecektir. Allâh dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.


    ----10----

    KONU DIŞI
    AMA
    YAZMADAN GEÇEMEDİĞİM AYETLER


    TARIK SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TARIK 4. HİÇBİR BENLİK YOKTUR Kİ, ÜZERİNDE BİR KORUYUCU/BİR BEKÇİ BULUNMASIN.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TARIK 4-HİÇBİR KİMSE YOKTUR Kİ, ÜZERİNDE BİR GÖZETLEYİCİ OLMASIN.

    DİYANET MEALİ
    TARIK 4. HİÇ KİMSE YOKTUR Kİ ÜZERİNDE BİR KORUYUCU, BİR DENETLEYİCİ BULUNMASİN.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TARIK 4 HİÇBİR CAN YOKTUR Kİ BAŞINDA BİR KORUYUCU (BEKÇİ) OLMASIN.


    SAD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SAD 32. DEDİ: "SERVET SEVGİSİNİ, RABBİMİ ANMAK İÇİN BENİMSEDİM." NİHAYET GÜNEŞ PERDE ARDINA ÇEKİLDİ.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SAD 32-"BEN, AT SEVGİSİNE, RABBİMİ ANMAKTAN ÖTÜRÜ TUTULDUM." NİHAYET (ATLAR) HİCABA GİZLENDİ (AHIRLARA ÇEKİLDİ VEYA KOŞUDA GÖZDEN KAYBOLDULAR.).

    DİYANET MEALİ
    SAD 32. SÜLEYMAN: GERÇEKTEN BEN MAL SEVGİSİNİ, RABBİMİ ANMAK İÇİN İSTEDİM, DEDİ. NİHAYET GÜNEŞ BATTI. (O ZAMAN:) ONLARI (ATLARI) TEKRAR BANA GETİRİN, DEDİ. BACAKLARINI VE BOYUNLARİNİ SIVAZLAMAYA BAŞLADI.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SAD 32 "BEN, DEDİ, MAL SEVGİSİNİ, RABBİMİ ANMAKTAN (ÖTÜRÜ) TERCİH ETTİM." NİHÂYET BU ATLAR PERDE İLE GİZLENDİ (KOŞUP DAĞIN ARKASINA DÜŞMEKLE GÖZDEN KAYBOLDU).

    ARAF SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    A’RAF 3.Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
    A’RAF 32.DE Kİ: "ALLAH'IN, KULLARI İÇİN ÇIKARDIĞI SÜSÜ, GÜZEL VE TATLI RIZIKLARI KİM HARAM ETMİŞ?" DE Kİ: "DÜNYA HAYATINDA İNANANLAR İÇİN DE VAR. KIYAMET GÜNÜNDE İSE YALNIZ İNANANLAR İÇİNDİRLER." BİLGİDEN NASİPLİ BİR TOPLULUK İÇİN BİZ, AYETLERİ BÖYLE AYRINTILI KILIYORUZ.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    A’RAF 3-Rabbinizden size indirilene uyun, O'nsuz başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz!
    A’RAF 32-DE Kİ: "ALLAH'IN KULLARI İÇİN YARATTIĞI ZİNETİ VE TEMİZ HOŞ RIZIKLARI KİM HARAM ETMİŞ?" DE Kİ: "ONLAR, KIYAMET GÜNÜNDE SADECE KENDİLERİNİN OLMAK ÜZERE, DÜNYA HAYATINDA İMAN EDENLER İÇİNDİR." İŞTE BU ŞEKİLDE AYETLERİ, İLİM SAHİBİ OLANLAR İÇİN AYRINTILARIYLA AÇIKLIYORUZ.

    DİYANET MEALİ
    A’RAF 3-Rabbinizden size indirilene (Kuran’a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
    A’RAF 32. DE Kİ: ALLAH'IN KULLARI İÇİN YARATTIĞI SÜSÜ VE TEMİZ RIZIKLARI KİM HARAM KILDI? DE Kİ: ONLAR, DÜNYA HAYATINDA, ÖZELLİKLE KIYAMET GÜNÜNDE MÜMİNLERİNDİR. İŞTE BİLEN BİR TOPLULUK İÇİN ÂYETLERİ BÖYLE AÇIKLIYORUZ.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    A’RAF 3 (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
    A’RAF 32 DE Kİ: "ALLÂH'IN, KULLARI İÇİN ÇIKARDIĞI SÜSÜ VE GÜZEL RIZIKLARI KİM HARÂM ETTİ?" DE Kİ: "O, DÜNYÂ HAYÂTINDA İNANANLARINDIR, KIYÂMET GÜNÜ DE YALNIZ ONLARINDIR." İŞTE BİZ, BİLEN BİR TOPLULUK İÇİN ÂYETLERİ BÖYLE AÇIKLIYORUZ.


    CİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CİNN 18. HİÇ KUŞKUSUZ, MESCİTLER/SECDELER ALLAH İÇİNDİR. O HALDE, ALLAH İLE BİRLİKTE BİR BAŞKASINA YAKARMAYAN/ALLAH'IN YANINDA BİR BAŞKASI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNMAYIN.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CİNN 18-ŞÜPHESİZ Kİ, MESCİTLER HEP ALLAH İÇİNDİR, O HALDE ALLAH'IN YANINDA BAŞKA BİRİNE DUA ETMEYİN!

    DİYANET MEALİ
    CİNN 18. MESCİDLER ŞÜPHESİZ ALLAH'INDIR. O HALDE, ALLAH İLE BİRLİKTE KİMSEYE YALVARMAYIN (VE KULLUK ETMEYİN).

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CİNN 18 MESCİDLER, ALLÂH'A MAHSUSTUR. ALLÂH İLE BERABER HİÇ KİMSEYE YALVARMAYIN.

    FURKAN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FURKAN 63. RAHMAN'IN KULLARI, YERYÜZÜNDE BÖBÜRLENMEDEN/RAHATSIZ ETMEDEN YÜRÜYEN KİŞİLERDİR. CAHİLLER ONLARA HİTAP EDİNCE, "SELAM" DERLER.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FURKAN 63-VE RAHMAN'IN KULLAN: O KİMSELER Kİ, YERYÜZÜNDE TEVAZU İLE YÜRÜRLER VE CAHİLLER KENDİLERİNE LAF ATTIKLARI ZAMAN "SELAMETLE!" DERLER;

    DİYANET MEALİ
    FURKAN 63. RAHMÂN'IN(HAS) KULLARI ONLARDIR Kİ, YERYÜZÜNDE TEVAZU İLE YÜRÜRLER VE KENDİNİ BİLMEZ KİMSELER ONLARA LAF ATTIĞINDA (İNCİTMEKSİZİN) "SELAM!" DERLER (GEÇERLER);

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FURKAN 63 RAHMÂN'IN KULLARI ÖYLE KİMSELERDİR Kİ, YERYÜZÜNDE MÜTEVÂZİ OLARAK YÜRÜRLER, CÂHİLLER KENDİLERİNE LAF ATARSA "SELÂM" DERLER.



    FATIR SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FATIR 5. Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O YAMAN ALDATICI, O ÇOK GURURLU, SİZİ SAKIN ALLAH İLE ALDATMASIN.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FATIR 5-Ey insanlar, haberiniz olsun ki, Allah'ın va'di muhakkak gerçektir; sakın o dünya hayatı sizi aldatmasın ve SAKIN O ALDATICI ŞEYTAN, SİZİ ALLAH'A KARŞI ALDATMASIN!

    DİYANET MEALİ
    FATIR 5. Ey insanlar! Allah’ın vaadi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve O ALDATICI (ŞEYTAN) DA ALLAH HAKKINDA SİZİ KANDIRMASIN!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FATIR 5 Ey insanlar, Allah’ın vaadi gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, O ALDATICI, SİZİ ALLÂH(IN AFFINA GÜVENDİRMEK SÛRETİ) İLE ALDATMASIN.


    TAHA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    TAHA 109. O GÜN ŞEFAAT YARAR SAĞLAMAZ. ANCAK RAHMAN'IN İZİN VERDİĞİ VE SÖZÜNDEN HOŞNUT OLDUĞU KİMSE MÜSTESNA...

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    TAHA 109-O GÜN RAHMAN'IN İZİN VERDİĞİ VE SÖZÜNDEN HOŞNUT OLDUĞU KİMSEDEN BAŞKA, HİÇ KİMSENİN ŞEFAATİ FAYDA VERMEZ.

    DİYANET MEALİ
    TAHA 109. O GÜN, RAHMÂN'IN İZİN VERDİĞİ VE SÖZÜNDEN HOŞLANDIĞINDAN BAŞKASININ ŞEFAATİ FAYDA VERMEZ.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    TAHA 109 O GÜN RAHMÂN'IN İZİN VERİP SÖZÜNDEN HOŞLANDIĞI KİMSEDEN BAŞKASININ ŞEFÂ'ATİ FAYDA VERMEZ.

    ŞUARA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ŞUARA 88. "BİR GÜNDÜR Kİ O, NE MAL FAYDA VERİR NE OĞULLAR."
    ŞUARA 89. "YALNIZ TEMİZ BİR KALPLE ALLAH'A VARAN KURTULUR."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ŞUARA 88-O GÜN Kİ, NE MAL FAYDA VERİR, NE OĞULLAR!
    ŞUARA 89-ANCAK ALLAH'A TEMİZ BİR KALP İLE VARAN BAŞKA!"

    DİYANET MEALİ
    ŞUARA 88. O GÜN, NE MAL FAYDA VERİR NE DE EVLÂT.
    ŞUARA 89. ANCAK ALLAH'A KALB-İ SELÎM (TEMİZ BİR KALP) İLE GELENLER (O GÜNDE FAYDA BULUR).

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ŞUARA 88 "O GÜN Kİ, NE MAL, NE DE OĞULLAR YARAR VERMEZ."
    ŞUARA 89 "ANCAK ALLAH'A SAĞLAM VE TEMİZ KALB GETİREN (YARAR GÖRÜR)."

    NEML SURESİ

    DAHA DÜNYANIN DÖNDÜĞÜ BİLİNMEZKEN BU AYET DÖNDÜĞÜNÜ KANITLIYOR.

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NEML 88. SEN DAĞLARA BAKAR DA ONLARI DONUK-DURGUN GÖRÜRSÜN. OYSAKİ ONLAR, BULUTLARIN DOLAŞTIĞI GİBİ DOLAŞMAKTADIR. HERŞEYİ GÜZEL VE MÜKEMMEL YAPAN ALLAH'IN SANATIDIR BU. YAPTIKLARINIZDAN GEREĞİNCE HABERDARDIR O.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NEML 88-BİR DE O DAĞLARI GÖRÜR, ONLARI SABİT SANIRSIN; OYSA ONLAR, BULUT GEÇER GİBİ GEÇİP GİDER. BU, HERŞEYİ SAPASAĞLAM YARATMIŞ OLAN ALLAH'IN SANATIDIR. O, ŞÜPHESİZ BÜTÜN YAPTIKLARINIZDAN HABERDARDIR.

    DİYANET MEALİ
    NEML 88. SEN DAĞLARI GÖRÜRSÜN DE, ONLARI YERİNDE DURUR SANIRSIN. OYSA ONLAR BULUTLARIN YÜRÜMESİ GİBİ YÜRÜMEKTEDİRLER. (BU,) HER ŞEYİ SAPASAĞLAM YAPAN ALLAH'İN SANATIDIR. ŞÜPHESİZ Kİ O, YAPTIKLARINIZDAN TAMAMIYLA HABERDARDIR.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NEML 88 GÖRÜP DE DONUK SANDIĞIN DAĞLAR, BULUTUN YÜRÜMESİ GİBİ YÜRÜMEKTEDİR. (BU,) HER ŞEYİ GÂYET İYİ YAPAN ALLÂH'IN YAPISIDIR. DOĞRUSU O, YAPTIKLARINIZI HABER ALMAKTADIR.


    İSRA SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İSRA 16. BİZ BİR ÜLKEYİ/MEDENİYETİ MAHVETMEK İSTEDİĞİMİZDE, ONUN SERVET VE NİMETLE ŞIMARMIŞ ELEBAŞLARINA EMİRLER YÖNELTİRİZ/ONLARI YÖNETİCİLER YAPARIZ DA ONLAR, ORADA BOZUK GİDİŞLER SERGİLERLER. BÖYLECE O ÜLKE/MEDENİYET ALEYHİNE HÜKÜM HAK OLUR; BİZ DE ONUN ALTINI ÜSTÜNE GETİRİRİZ.
    İSRA 26. AKRABAYA HAKKINI VER. ÇARESİZE, YOLDA KALANA DA. FAKAT SAÇIP SAVURMA.
    İSRA 27. ÇÜNKÜ SAÇIP SAVURANLAR ŞEYTANLARIN KARDEŞLERİ OLURLAR. VE ŞEYTAN, KENDİ RABBİNE NANKÖRLÜK ETMİŞTİR.
    İSRA 36. HAKKINDA BİLGİN OLMAYAN ŞEYİN ARDINA DÜŞME! ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE GÖNLÜN HEPSİ BUNDAN SORUMLU TUTULACAKTIR.
    İSRA 37. YERYÜZÜNDE KASILIP KABARARAK YÜRÜME! ÇÜNKÜ SEN, YERİ ASLA YIRTAMAZSIN, UZUNLUKÇA DA DAĞLARA ULAŞAMAZSIN.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İSRA 16-BİR ÜLKEYİ HELAK ETMEK İSTEDİĞİMİZ ZAMAN ORANIN DEVLETLİLERİNE (İLERİ GELENLERİNE) EMREDERİZ; ONLAR İTAAT ETMEYİP ORADA KÖTÜLÜK İŞLERLER. BÖYLECE O ÜLKE ALEYHİNE HÜKÜM HAK OLUR! ARTIK ONU YERLE BİR EDERİZ.
    İSRA 26-AKRABAYA HAKKINI VER; YOKSULA, YOLDA KALMIŞ OLANA DA; BUNUNLA BERABER SAÇIP SAVURMA!
    İSRA 27-ÇÜNKÜ SAÇIP SAVURANLAR ŞEYTANIN KARDEŞLERİDİRLER; ŞEYTAN İSE RABBİNE KARŞI ÇOK NANKÖRDÜR.
    İSRA 36-BİR DE HİÇ BİLMEDİĞİN BİR ŞEYİN ARDINCA GİTME; ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ, GÖNÜL; BUNLARIN HER BİRİ ONDAN SORUMLUDUR.
    İSRA 37-YERYÜZÜNDE AZAMETLE YÜRÜME; ÇÜNKÜ SEN NE YERİ YUTABİLİRSİN, NE DE BOYCA DAĞLARA YETİŞEBİLİRSİN.

    DİYANET MEALİ
    İSRA 16. BİR ÜLKEYİ HELÂK ETMEK İSTEDİĞİMİZDE, O ÜLKENİN ZENGİNLİK SEBEBİYLE ŞIMARMIŞ ELEBAŞILARINA (İYİLİKLERİ) EMREDERİZ; BUNA RAĞMEN ONLAR ORADA KÖTÜLÜK İŞLERLER. BÖYLECE O ÜLKE, HELÂKE MÜSTAHAK OLUR; BİZ DE ORAYI DARMADAĞIN EDERİZ. İSRA 26. BİR DE AKRABAYA, YOKSULA, YOLCUYA HAKKINI VER. GEREKSİZ YERE DE SAÇIP SAVURMA.
    İSRA 27. ZİRA BÖYLESİNE SAÇIP SAVURANLAR ŞEYTANLARIN DOSTLARIDIRLAR. ŞEYTAN İSE RABBİNE KARŞI ÇOK NANKÖRDÜR.
    İSRA 36. HAKKİNDA BİLGİN BULUNMAYAN ŞEYİN ARDINA DÜŞME. ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE GÖNÜL, BUNLARIN HEPSİ ONDAN SORUMLUDUR.
    İSRA 37. YERYÜZÜNDE BÖBÜRLENEREK DOLAŞMA. ÇÜNKÜ SEN (AĞIRLIK VE AZAMETİNLE) NE YERİ YARABİLİR NE DE DAĞLARLA ULULUK YARIŞINA GİREBİLİRSİN.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İSRA 16 BİZ BİR KENTİ HELÂK ETMEK İSTEDİĞİMİZ ZAMAN ONUN VARLIKLILARINA EMREDERİZ, ORADA KÖTÜ İŞLER YAPARLAR, BÖYLECE O ÜLKEYE (AZÂB) KARÂR(I) GEREKLİ OLUR, BİZ DE ORAYI DARMADAĞIN EDERİZ.
    İSRA 26 AKRABÂYA, YOKSULA VE YOLCUYA HAKKINI VER, FAKAT SAÇIP SAVURMA.
    İSRA 27 ÇÜNKÜ SAVURGANLAR, ŞEYTÂNLARIN KARDEŞLERİ OLMUŞLARDIR. ŞEYTÂN İSE RABBİNE KARŞI ÇOK NANKÖRDÜR!
    İSRA 36 BİLMEDİĞİN BİR ŞEYİN ARDINA DÜŞME, ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE GÖNÜL, BUNLARIN HEPSİ O(YAPTIĞI)NDAN SORUMLUDUR.
    İSRA 37 YERYÜZÜNDE KABARA KABARA YÜRÜME. ÇÜNKÜ SEN YERİ YIRTAMAZSIN, BOYCA DA DAĞLARA ERİŞEMEZSİN!



    YUNUS SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUNUS 92. "BUGÜN SENİN BEDENİNİ KURTARACAĞIZ Kİ, ARKANDAN GELENLERE BİR İBRET OLASIN. AMA İNSANLARIN ÇOĞU BİZİM AYETLERİMİZDEN GERÇEKTEN HABERSİZ BULUNUYOR."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUNUS 92-BİZ DE BUGÜN SENİ BEDENİNLE BİR TEPEYE ATACAĞIZ Kİ, ARKANDAN GELECEKLERE BİR İBRET OLASIN!" NE VAR Kİ İNSANLARIN BİRÇOĞU AYETLERİMİZDEN CİDDEN GAFLETTEDİRLER.

    DİYANET MEALİ
    YUNUS 92. (EY FİRAVUN!) SENDEN SONRA GELECEKLERE İBRET OLMASİ İÇİN, BUGÜN SENİN BEDENİNİ (CANSIZ OLARAK) KURTARACAĞIZ. İŞTE İNSANLARDAN BİR ÇOĞU, HAKİKATEN ÂYETLERİMİZDEN GAFİLDİRLER.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUNUS 92 "BUGÜN SENİN (CANINDAN AYIRDIĞIMIZ) BEDENİNİ, (DENİZİN DİBİNDEN) KURTARIP (SAHİLDE) BİR TEPEYE ATACAĞIZ Kİ SENDEN SONRA GELENLERE İBRET OLASIN. AMA İNSANLARDAN ÇOĞU BİZİM ÂYETLERİMİZDEN GÂFİLDİRLER."

    ENAM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    YUNUS 60. O, ODUR Kİ, GECELEYİN SİZİ ÖLDÜRÜR. GÜN BOYUNCA NELER YAPIP NELER KAZANDIĞINIZI BİLİR. SONRA, BELİRLENMİŞ SÜRE İŞLETİLİP TAMAMLANSIN DİYE, GÜN İÇİNDE SİZİ DİRİLTİR. NİHAYET O'NADIR DÖNÜŞÜNÜZ. SONRA, YAPIP ETTİKLERİNİZİ SİZE HABER VERECEKTİR.
    YUNUS 67. HER HABERİN GERÇEKLEŞECEĞİ BİR ZAMAN/MEKÂN VARDIR. YAKINDA BİLECEKSİNİZ.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    YUNUS 60-O'DUR SİZLERİ GECELEYİN KENDİNİZDEN GEÇİREN, BUNUNLA BERABER GÜNDÜZ KAZANDIKLARINIZI BİLEN, SONRA BELİRLENMİŞ OLAN BİR ECEL (ÖLÜM SÜRECİ) TAMAMLANSIN DİYE GÜNDÜZLERİ SİZİ UYANDIRIP KALDIRAN. SONRA O'NADIR YİNE DÖNÜŞÜNÜZ. SONRA SİZE NELER YAPTIĞINIZI HABER VERECEKTİR.
    YUNUS 67-HER HABERİN KARARLAŞTIRILMIŞ BİR ZAMANI VARDIR. ARTIK İLERİDE ANLARSINIZ.

    DİYANET MEALİ
    YUNUS 60. GECELEYİN SİZİ ÖLDÜREN (ÖLDÜRÜR GİBİ UYUTAN), GÜNDÜZÜN DE NE İŞLEDİĞİNİZİ BİLEN; SONRA BELİRLENMİŞ ECEL TAMAMLANSIN DİYE GÜNDÜZÜN SİZİ DİRİLTEN (UYANDIRAN) O'DUR. SONRA DÖNÜŞÜNÜZ YİNE O'NADIR. SONUNDA O, YAPTİKLARINIZI SİZE HABER VERECEKTİR.
    YUNUS 67. HER HABERİN GERÇEKLEŞECEĞİ BİR ZAMAN VARDIR. YAKINDA SİZ DE GERÇEĞİ BİLECEKSİNİZ.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    YUNUS 60 O'DUR Kİ, GECELEYİN SİZİ ÖLDÜRÜR (GİBİ UYUTUR), GÜNDÜZÜN NE İŞLEDİĞİNİZİ BİLİR; SONRA BELİRLENMİŞ SÜRE GEÇİRİLİP TAMAMLANSIN DİYE GÜNDÜZÜN SİZİ DİRİLTİR. SONRA DÖNÜŞÜNÜZ O'NADIR; SONRA (O, DÜNYÂDA) YAPTIKLARINIZI SİZE HABER VERECEKTİR.
    YUNUS 67 HER HABERİN GERÇEKLEŞECEĞİ BİR ZAMAN VARDIR. YAKINDA BİLİRSİNİZ.

    SAFFAT SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    SAFFAT 7. VE HER TÜRLÜ İNATÇI-ÂSİ ŞEYTANDAN KORUDUK.
    SAFFAT 8. ONLAR NE KADAR ÇIRPINSALAR DA O YÜCE KONSEYİ DİNLEYEMEZLER. VE HER TARAFTAN ATIŞA TUTULURLAR;
    SAFFAT 9. KOVULURLAR. VE ONLAR İÇİN, YAKALARINI BIRAKMAYAN BİR AZAP VARDIR.
    SAFFAT 10. YÜCE KONSEYDEN BİR SÖZ ÇALIP ÇARPAN OLABİLİRSE DE ONUN PEŞİNE HEMEN DELİCİ, ALEVLİ BİR YILDIZ TAKILIR.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    SAFFAT 7-İTAATA YANAŞMAZ HER ŞEYTANDAN KORUDUK.
    SAFFAT 8-9-ONLAR YÜCE MECLİSİ DİNLEYEMEZLER. KOVULMAK İÇİN HER TARAFTAN SIKIYA (ATEŞ MERMİYE) TUTULURLAR. ONLARA AYRILMAZ BİR AZAP VARDIR.
    SAFFAT 10-ANCAK BİR ÇALIP ÇARPAN (OLURSA), ONUNDA PEŞİNE DELİP GEÇEN BİR ATEŞ TAKILIR.

    DİYANET MEALİ
    SAFFAT 7. VE (GÖKYÜZÜNÜ) İTAAT DIŞINA ÇIKAN HER ŞEYTANDAN KORUDUK.
    SAFFAT 8. ONLAR, ARTIK MELE-İ A'LÂ'YA (YÜCE TOPLULUĞA) KULAK VEREMEZLER. HER TARAFTAN TAŞLANIRLAR.
    SAFFAT 9. KOVULUP ATILIRLAR. VE ONLAR İÇİN SÜREKLİ BİR AZAP VARDIR.
    SAFFAT 10. ANCAK (MELEKLERİN KONUŞMALARINDAN) BİR SÖZ KAPAN OLURSA, ONU DA DELİP GEÇEN BİR PARLAK IŞIK TAKİP EDER.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    SAFFAT 7 VE (ONU) İTÂ'AT DIŞINA ÇIKAN HER TÜRLÜ ŞEYTÂNDAN KORUDUK.
    SAFFAT 8 O (ŞEYTA)NLAR MELE-İ A'LÂYI (YÜCE MELEKLER TOPLULUĞUNU) DİNLEYEMEZLER; HER YANDAN KENDİLERİNE (IŞINLAR) ATILIR.
    SAFFAT 9 KOVULURLAR. ONLAR İÇİN SÜREKLİ BİR AZÂB VARDIR.
    SAFFAT 10 YALNIZ (YÜCE TOPLULUKTAN) BİR SÖZ KAPAN OLURSA, ONU DA DELİCİ BİR ŞİHÂB (IŞIN)İZLER.

    LOKMAN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    LUKMAN 33. EY İNSANLAR! RABBİNİZDEN KORKUN! HERHANGİ BİR ŞEYDE BABANIN, EVLADI; EVLADIN DA BABASI YERİNE KARŞILIK ÖDEMEYECEĞİ GÜNDEN ÜRPERİN! ALLAH'IN VAADİ HAKTIR; DÜNYA HAYATI SİZİ SAKIN ALDATMASIN. O YAMAN ALDATICI, SAKIN SİZİ ALLAH İLE ALDATMASIN!

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    LUKMAN 33-EY İNSANLAR, RABBİNİZDEN KORKUN VE ÖYLE BİR GÜNÜ SAYIN (ÖYLE BİR GÜNDEN ÜRPERTİ DUYUN) Kİ, BABA, ÇOCUĞUNDAN (TARAF) BİRŞEY ÖDEYEMEZ; EVLAT DA BABASINDAN TARAF BİRŞEY ÖDEYECEK DEĞİLDİR. MUHAKKAK ALLAH'IN VA'Dİ GERÇEKTİR. O HALDE SAKIN DÜNYA HAYATI SİZİ ALDATMASIN VE SAKIN O MAĞRUR (ŞEYTAN) SİZİ ALLAH('IN AFFIN)A GÜVENDİR(EREK ALDATIP CEHENNEME SÜRÜKLE) MESİN!

    DİYANET MEALİ
    LUKMAN 33. EY İNSANLAR! RABBİNİZE KARŞI GELMEKTEN SAKININ. NE BABANIN EVLÂDI, NE EVLÂDIN BABASI NÂMINA BİR ŞEY ÖDEYEMEYECEĞİ GÜNDEN ÇEKİNİN. BİLİN Kİ, ALLAH'IN VERDİĞİ SÖZ GERÇEKTİR. SAKIN DÜNYA HAYATI SİZİ ALDATMASIN VE ŞEYTAN, ALLAH'IN AFFINA GÜVENDİREREK SİZİ KANDIRMASIN.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    LUKMAN 33 EY İNSANLAR, RABBİNİZDEN KORKUN VE BABANIN, ÇOCUĞUNUN CEZÂSINI ÇEKMEYECEĞİ, ÇOCUĞUN DA BABASININ CEZÂSINI ÇEKMEYECEĞİ (HİÇ KİMSE, KİMSENİN BORCUNU ÖDEMEYECEĞİ) GÜNDEN ÇEKİNİN. ALLÂH'IN VA'Dİ GERÇEKTİR. DÜNYÂ HAYÂTI SİZİ ALDATMASIN. O ALDATICI (ŞEYTÂN), SİZİ ALLÂH HAKKINDA (O'NUN) YUMUŞAK DAVRANMASINA, MÜHLET VERMESİNE GÜVENDİREREK) ALDATMASIN.

    ZÜMER SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZÜMER 44.DE Kİ: "ŞEFAAT, TÜMDEN VE SADECE ALLAH'INDIR. GÖKLERİN VE YERİN MÜLKÜ/YÖNETİMİ O'NUNDUR. SONUNDA O'NA DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZÜMER 44-DE Kİ: "BÜTÜN ŞEFAAT ALLAH'A AİTTİR. GÖKLERİN VE YERİN MÜLKÜ O'NUNDUR. SONRA HEP DÖNDÜRÜLÜP O'NA GÖTÜRÜLECEKSİNİZ!"

    DİYANET MEALİ
    ZÜMER 44. DE Kİ: BÜTÜN ŞEFÂAT ALLAH'INDIR. GÖKLERİN VE YERİN HÜKÜMRANLIĞI O'NUNDUR. SONRA O'NA DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZÜMER 44 DE Kİ: "ŞEFÂ'AT TAMAMEN ALLÂH'INDIR (YARDIM VE DESTEK YALNIZ O'NDANDIR). GÖKLERİN VE YERİN MÜLKÜ O'NUNDUR. SONRA O'NA DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ."


    MÜMİN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MÜMİN 11. DEDİLER: "RABBİMİZ! BİZİ İKİ KEZ ÖLDÜRDÜN, İKİ KEZ DİRİLTTİN. ARTIK GÜNAHLARIMIZI İTİRAF ETTİK. BURADAN ÇIKMAK İÇİN BİR YOL DAHA VAR MI?

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MÜMİN 11-DİYECEKLER Kİ: "EY RABBİMİZ, BİZİ İKİ KERE ÖLDÜRDÜN, İKİ KERE DE DİRİLTTİN, ŞİMDİ GÜNAHLARIMIZI ANLADIK; ACABA ÇIKMANIN BİR YOLU VAR MI?"

    DİYANET MEALİ
    MÜMİN 11. ONLAR: RABBİMİZ, BİZİ İKİ DEFA ÖLDÜRDÜN, İKİ DEFA DİRİLTTİN. BİZ DE GÜNAHLARIMIZI İTİRAF ETTİK. BİR DAHA (BU ATEŞTEN) ÇIKMAYA YOL VAR MIDIR? DERLER.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MÜMİN 11 DEDİLER Kİ: "RABBİMİZ, BİZİ İKİ KEZ ÖLDÜRDÜN VE İKİ KEZ DİRİLTTİN. GÜNÂHLARIMIZI İTİRAF ETTİK. ŞİMDİ (ŞU ATEŞTEN) ÇIKMAK İÇİN (BİZE) BİR YOL VAR MI (ACABA)?"


    FUSSİLET SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    FUSSİLET 12. BÖYLECE ONLARI, İKİ GÜNDE YEDİ GÖK HALİNDE TAKDİR EDİP HER GÖĞE KENDİ İŞ VE OLUŞUNU VAHYETTİ. VE BİZ, ARZA EN YAKIN GÖĞÜ KANDİLLERLE VE BİR KORUMAYLA DONATTIK. İŞLER BUNLAR AZÎZ VE ALÎM OLANIN TAKDİRİDİR.
    FUSSİLET 34. GÜZELLİKLE ÇİRKİNLİK/İYİLİKLE KÖTÜLÜK BİR OLMAZ! KÖTÜLÜĞÜ, EN GÜZEL TAVARLA SAV! O ZAMAN GÖRÜRSÜN Kİ, SENİNLE ARASINDA DÜŞMANLIK BULUNAN KİMSE, SIMSICAK BİR DOST GİBİ OLUVERMİŞTİR.
    FUSSİLET 35. BÖYLE BİR TAVRA, SABREDENLERDEN BAŞKASI ULAŞTIRILMAZ. BÖYLE BİR TAVRA, BÜYÜK NASİP SAHİBİNDEN BAŞKASI ULAŞTIRILMAZ.
    FUSSİLET 44. EĞER BİZ ONU YABANCI DİLDE BİR KUR'AN YAPSAYDIK, ELBETTE ŞÖYLE DİYECEKLERDİ: "AYETLERİ AYRINTILI KILINMALI DEĞİL MİYDİ?/ARAP'A YABANCI DİL Mİ?/İSTER YABANCI DİLDE, İSTER ARAPÇA!" DE Kİ: "O, İMAN EDENLER İÇİN BİR KILAVUZ, BİR ŞİFADIR. İNANMAYANLARA GELİNCE, ONLARIN KULAKLARINDA BİR AĞIRLIK VARDIR. VE KUR'AN, ONLAR İÇİN BİR KÖRLÜKTÜR. BÖYLELERİNE, ÇOK UZAK BİR MEKÂNDAN SESLENİLMEKTEDİR."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    FUSSİLET 12-BÖYLECE ONLARI İKİ GÜNDE YEDİ GÖK OLMAK ÜZERE YERİNE KOYDU VE HER GÖKTE (BULUNAN MELEKLERE) İŞLERİNE AİT EMRİNİ VAHYETTİ. DÜNYA GÖKYÜZÜNÜ KANDİLLERLE DONATTIK VE KORUDUK, İŞTE BU, HEP O ÇOK GÜÇLÜ VE HERŞEYİ BİLENİN TAKDİRİDİR.
    FUSSİLET 34-HEM HASENE (GÜZELLİK, İYİLİK) DE BİR DEĞİLDİR KÖTÜLÜK DE. KÖTÜLÜĞÜ, EN GÜZEL OLAN HASENE İLE ÖNLE. O ZAMAN BAKARSIN Kİ, SENİNLE ARASINDA BİR DÜŞMANLIK BULUNAN KİMSE YAKILGAN(ŞEFKATLİ) BİR HISIM GİBİ OLMUŞ!
    FUSSİLET 35-O RÜTBEYE İSE ANCAK SABREDENLER KAVUŞTURULUR VE O RÜTBEYE ANCAK (FAZİLETTE) BÜYÜK PAY SAHİBİ OLAN KAVUŞTURULUR.
    FUSSİLET 44-VE EĞER BİZ ONU YABANCI DİLDE BİR KUR'AN YAPSAYDIK DİYECEKLERDİ Kİ: "AYETLERİ GENİŞÇE AÇIKLANSAYDI YA! ARAB'A YABANCI DİL (ÖYLE) Mİ?" DE Kİ: "O İMAN EDENLER İÇİN BİR REHBER VE ŞİFADIR, İMAN ETMEYENLERİN İSE KULAKLARINDA BİR AĞIRLAK VARDIR VE O, ONLARA KARŞI KÖRLÜKTÜR. ONLARA UZAK BİR YERDEN HAYKIRILIR.

    DİYANET MEALİ
    FUSSİLET 12. BÖYLECE ONLARİ, İKİ GÜNDE YEDİ GÖK OLARAK YARATTI VE HER GÖĞE GÖREVİNİ VAHYETTİ. VE BİZ, YAKIN SEMÂYİ KANDİLLERLE DONATTİK, BOZULMAKTAN DA KORUDUK. IŞTE BU, AZÎZ, ALÎM ALLAH'İN TAKDİRİDİR.
    FUSSİLET 34. IYİLİKLE KÖTÜLÜK BİR OLMAZ, SEN (KÖTÜLÜGÜ) EN GÜZEL BİR ŞEKİLDE ÖNLE. O ZAMAN SENİNLE ARASINDA DÜŞMANLIK BULUNAN KİMSE, SANKİ CANDAN BİR DOST OLUR.
    FUSSİLET 35. BUNA (BU GÜZEL DAVRANIŞA) ANCAK SABREDENLER KAVUŞTURULUR; BUNA ANCAK (HAYIRDAN) BÜYÜK NASİBİ OLAN KİMSE KAVUŞTURULUR.
    FUSSİLET 44. EĞER BİZ ONU, YABANCI DİLDEN BİR KUR'AN KILSAYDIK, DİYECEKLERDİ Kİ: AYETLERİ TAFSİLATLI ŞEKİLDE AÇIKLANMALI DEĞİL MİYDİ? ARAB'A YABANCI DİLDEN (KİTAP) OLUR MU? DE Kİ: O, İNANANLAR İÇİN DOĞRU YOLU GÖSTEREN BİR KILAVUZDUR VE ŞİFADİR. İNANMAYANLARA GELİNCE, ONLARİN KULAKLARINDA BİR AĞIRLIK VARDIR VE KUR'AN ONLARA KAPALIDIR. (SANKİ) ONLARA UZAK BİR YERDEN BAĞIRILIYOR (DA KUR'AN'DA NE SÖYLENDİGİNİ ANLAMİYORLAR.)

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    FUSSİLET 12 BÖYLECE ONLARI, İKİ GÜNDE YEDİ GÖK YAPTI VE HER GÖĞE EMRİNİ (KANUNLARINI) VAHYETTİ. BİZ, EN YAKIN GÖĞÜ LAMBALARLA VE KORUMA İLE (KORUYUCU GÜÇLERLE) DONATTIK. İŞTE BU, O GÜÇLÜ, BİLEN (ALLÂH)IN TAKDİRİDİR.
    FUSSİLET 34 İYİLİKLE KÖTÜLÜK BİR OLMAZ. (SEN KÖTÜLÜĞÜ) EN GÜZEL OLAN ŞEYLE SAV. O ZAMAN BİR DE BAKARSIN Kİ, SENİNLE ARASINDA DÜŞMANLIK BULUNAN KİMSE, SANKİ SICAK BİR DOSTTUR.
    FUSSİLET 35 BU(KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVMA OLGUNLUĞU)NA ANCAK SABREDENLER KAVUTURULUR. BUNA ANCAK BÜYÜK ŞANSI OLAN KAVUŞTURULUR.
    FUSSİLET 44 EĞER BİZ ONU, YABANCI (DİLDE) BİR KUR'ÂN YAPSAYDIK DERLERDİ Kİ: "ÂYETLERİ (ANLAYACAĞIMIZ) BİR DİLLE AÇIKLANMALI DEĞİL MİYDİ? ARABA YABANCI SÖZ MÜ (GELİYOR)?" DE Kİ: "O, İNANANLAR İÇİN BİR YOL GÖSTERİCİ VE (GÖNÜLLERE) ŞİFÂDIR. İNANMAYANLARA GELİNCE, ONLARIN KULAKLARINDA BİR AĞIRLIK VARDIR VE O, ONLARA BİR KÖRLÜKTÜR. (SANKİ) ONLAR, UZAK BİR YERDEN ÇAĞIRILIYORLAR (DA DUYMUYORLAR).


    ŞURA SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ŞURA 51. ALLAH, BİR İNSANLA ANCAK VAHİY YOLUYLA YAHUT PERDE ARKASINDAN KONUŞUR; YAHUT DA BİR RESUL GÖNDERİR DE KENDİ İZNİYLE DİLEDİĞİNİ VAHYEDER. YÜCELER YÜCESİ O'DUR; HÜKÜM VE HİKMET SAHİBİ O'DUR

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ŞURA 51-BUNUNLA BERABER HİÇBİR İNSAN İÇİN ALLAH'IN ŞU ÜÇ SURET DIŞINDA DOĞRUDAN DOĞRUYA ONA SÖZ SÖYLEMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR; ANCAK, YA VAHİY İLE, YA PERDE ARKASINDAN YA DA BİR ELÇİ GÖNDERİR, İZNİYLE ONA DİLEDİĞİNİ VAHYEDER. ÇÜNKÜ O, ÇOK YÜKSEK VE ÇOK HİKMET SAHİBİDİR.

    DİYANET MEALİ
    ŞURA 51. ALLAH BİR İNSANLA ANCAK VAHİY YOLUYLA VEYA PERDE ARKASINDAN KONUŞUR, YAHUT BİR ELÇİ GÖNDERİP İZNİYLE ONA DİLEDİĞİNİ VAHYEDER. O YÜCEDİR, HAKÎMDİR.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ŞURA 51 ALLÂH BİR İNSANLA (KARŞILIKLI) KONUŞMAZ. ANCAK VAHİYLE (KULUNUN KALBİNE DİLEDİĞİ DÜŞÜNCEYİ DOĞURARAK), YAHUT PERDE ARKASINDAN KONUŞUR; YAHUT İZNİYLE DİLEDİĞİNİ VAHYEDECEK BİR ELÇİ GÖNDERİR. O, YÜCEDİR, HÜKÜM VE HİKMET SÂHİBİDİR.


    CASİYE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    CASİYE 28. O GÜN TÜM ÜMMETLERİ, TOPLANIP DİZ ÇÖKMÜŞ GÖRÜRSÜN. HER ÜMMET KENDİ KİTABINA DAVET EDİLİR. BUGÜN, YAPIP-ETTİKLERİNİZİN KARŞILIĞIYLA YÜZYÜZE GETİRELECEKSİNİZ.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    CASİYE 28-HER ÜMMETİ DİZ ÇÖKMÜŞ GÖRÜRSÜN. HER ÜMMET KENDİ KİTABINA ÇAĞIRILIR: "BUGÜN O YAPTIĞINIZ AMELLERİN CEZASI VERİLECEKTİR.

    DİYANET MEALİ
    CASİYE 28. O GÜN HER ÜMMETİ, DİZ ÇÖKMÜS GÖRÜRSÜN. HER ÜMMET KENDİ KİTABİNA ÇAGIRILIR, (ONLARA SÖYLE DENİLİR:) "BU GÜN, YAPTIKLARINIZLA CEZALANDIRILACAKSINIZ!"

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    CASİYE 28 (O GÜN) HER ÜMMETİ (ALLÂH'IN HUZÛRUNDA) TOPLANMIŞ GÖRÜRSÜN. HER ÜMMET, KENDİ KİTABINA (YAPTIĞI İŞLERİN TUTANAĞI OLAN AMEL DEFTERİNE) ÇAĞIRILIR: "BUGÜN YAPTIKLARINIZLA CEZÂLANDIRILACAKSINIZ!"


    NAHL SURESİ


    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NAHL 90. ŞU BİR GERÇEK Kİ ALLAH; ADALETİ, İYİ VE GÜZEL DAVRANMAYI, AKRABAYA VERMEYİ EMREDER. TÜM PİSLİKLERDEN/EDEPSİZLİKLERDEN, KÖTÜLÜKTEN, AZGINLIK-DOYMAZLIK VE KISKANÇLIKTAN YASAKLAR. DÜŞÜNÜP İBRET ALIRSINIZ ÜMİDİYLE SİZE ÖĞÜT VERİYOR.(CUMA HUTBESİ SIRASINDA OKUNUR)

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NAHL 90-HABERİNİZ OLSUN Kİ ALLAH, SİZE ADALETİ, İYİ DAVRANMAYI VE YAKINLARA YARDIMDA BULUNMAYI EMREDİYOR; HAYASIZLIĞI, FENALIĞI VE AZGINLIĞI YASAKLIYOR; DİNLEYİP ANLAYIP FUTASINIZ DİYE SİZE ÖĞÜT VERİYOR. .(CUMA HUTBESİ SIRASINDA OKUNUR)

    DİYANET MEALİ
    NAHL 90. MUHAKKAK Kİ ALLAH, ADALETİ, İYİLİGİ, AKRABAYA YARDİM ETMEYİ EMREDER, ÇİRKİN İSLERİ, FENALİK VE AZGİNLİGİ DA YASAKLAR. O, DÜSÜNÜP TUTASİNİZ DİYE SİZE ÖGÜT VERİYOR. .(CUMA HUTBESİ SIRASINDA OKUNUR)

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NAHL 90 ALLÂH ADÂLETİ, İHSANI, AKRABÂYA VERMEYİ EMREDER, FAHŞÂ(EDEPSİZLİKTEN)DAN, MÜNKER(FENÂLIK)DEN VE BAĞY(AZGINLIK)DEN MENEDER. ÖĞÜT ALMANIZ İÇİN SİZE BÖYLE ÖĞÜT VERİR. .(CUMA HUTBESİ SIRASINDA OKUNUR)(162)
    162 BU ÂYETTE, DÜNYÂ VE ÂHİRETİN DÜZENİNİ SAĞLAYAN ÜÇ GÜZEL ŞEY EMREDİLMEKTE; DÜNYÂ VE ÂHİRETİN DÜZENİNİ BOZAN ÜÇ KÖTÜ ŞEY MENEDİLMEKTEDİR: ADÂLET: HERŞEYİ TAM YERİNE KOYMAK, HER HUSUSTA ÖLÇÜLÜ HAREKET ETMEK, HAKKI YERİNE GETİRMEK DEMEKTİR Kİ, ZULMÜN KARŞITIDIR. ALLAH BUNU EMREDİYOR. FAHŞÂ: ÖZELLİKLE AŞIRI DERECEDE ŞEHVETLERE UYARAK, ZİNÂ GİBİ YASAKLARA SAPARAK ÖLÇÜ DIŞINA TAŞMAKTIR. BUNU DA YASAKLIYOR. İHSÂN: GÜZELLİK, İYİLİK DEMEKTİR. GÜZEL İŞ YAPMAK İHSÂN OLDUĞU GİBİ, BAŞKASINA İYİLİKTE BULUNMAK DA İHSÂNDIR. İHSÂN, İBÂDETTE EN YÜKSEK MERTEBEDİR. "ALLAH'I GÖRÜYORMUŞ GİBİ İBÂDET ETMEK" İBÂDETTE İHSÂN DERECESİDİR. BUNUN KARŞITI OLAN MÜNKER KÖTÜ GÖRÜLEN ŞEYLER, ÇİRKİN İŞLERDİR. ÖFKEYE KAPILARAK HAREKET ETMEK İHSÂNIN ZIDDI OLAN MÜNKERDİR. ALLAH, İHSÂNI EMREDERKEN ZIDDI OLAN BAĞY' (İNSANLARA SALDIRMAK, ONLARIN HAKKINI GASBETMEK, ZORBALIK YAPMAK)I YASAKLAMIŞTIR. KAPSAMLI ANLAMINDAN ÖTÜRÜ ABDULLÂH İBN MES'ÛD: "EĞER BUNDAN BAŞKA ÂYET OLMASAYDI DAHİ BU ÂYET, KUR'ÂN'IN, HERŞEYİ AÇIKLAYICI VE ÂLEMLERE HİDÂYET VE RAHMET OLDUĞUNU ANLATMAYA YETERDİ DİYOR.

    İBRAHİM SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    İBRAHİM 24. GÖRMEDİN Mİ ALLAH NASIL BİR ÖRNEKLEME YAPTI: GÜZEL SÖZ; KÖKÜ YERDE, DALLARI GÖKTE OLAN GÜZEL BİR AĞACA BENZER.
    İBRAHİM 25. O AĞAÇ, RABBİNİN İZNİYLE YEMİŞLERİNİ HER ZAMAN VERİR. ALLAH, İNSANLARA BÖYLE ÖRNEKLER VERİR Kİ, DÜŞÜNÜP İBRET ALABİLSİNLER.
    İBRAHİM 26. PİS BİR SÖZ DE GÖVDESİ TOPRAĞIN ÜSTÜNDE DESTEK BULMUŞ BİR AĞACA BENZER, DAYANAĞI YOKTUR ONUN.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    İBRAHİM 24-GÖRDÜN YA ALLAH HOŞ BİR SÖZÜ, KÖKÜ SABİT, DALI GÖKTE GÜZEL BİR AĞACA BENZETEREK NASIL TEMSİL YAPTI?
    İBRAHİM 25-YEMİŞLERİNİ RABBİNİN İZNİYLE HER ZAMAN VERİR! VE ALLAH, İNSANLARA BÖYLE MİSALLER SUNAR Kİ, KAVRAYIP DÜŞÜNSÜNLER.
    İBRAHİM 26-ÇİRKEF BİR SÖZÜN TEMSİLİ DE GÖVDESİ YERDEN KOPARILMIŞ HABİS BİR AĞAÇ GİBİDİR Kİ, TOPRAĞIN ÜSTÜNDEN CÜSSELENMİŞ, VARLIĞINI SÜRDÜRME İMKANI YOKTUR.

    DİYANET MEALİ
    İBRAHİM 24. GÖRMEDİN Mİ ALLAH NASIL BİR MİSAL GETİRDİ: GÜZEL BİR SÖZÜ, KÖKÜ (YERDE) SABİT, DALLARİ GÖKTE OLAN GÜZEL BİR AĞACA (BENZETTİ).
    İBRAHİM 25. (O AGAÇ), RABBİNİN İZNİYLE HER ZAMAN YEMİŞİNİ VERİR. ÖĞÜT ALSINLAR DİYE ALLAH İNSANLARA MİSALLER GETİRİR.
    İBRAHİM 26. KÖTÜ BİR SÖZÜN MİSALİ, GÖVDESİ YERDEN KOPARİLMIŞ, O YÜZDEN AYAKTA DURMA İMKÂNİ OLMAYAN (KÖTÜ) BİR AĞACA BENZER.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    İBRAHİM 24 GÖRMEDİN Mİ ALLÂH NASIL BİR BENZETME YAPTI: GÜZEL SÖZ, KÖKÜ (YERDE) SABİT, DALLARI GÖKTE OLAN GÜZEL BİR AĞAÇ GİBİDİR.
    İBRAHİM 25 (O AĞAÇ), RABBİNİN İZNİYLE HER ZAMAN YEMİŞİNİ VERİR. ALLÂH, ÖĞÜT ALMALARI İÇİN İNSANLARA BÖYLE BENZETMELER YAPAR.
    İBRAHİM 26 KÖTÜ SÖZÜN DURUMU DA GÖVDESİ YERİN ÜSTÜNDEN KOPARILMIŞ, SÂBİT OLMAYAN KÖTÜ BİR AĞACA BENZER.

    NEBE SURESİ
    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    NEBE 12. ÜSTÜNÜZDE YEDİ SAĞLAM/AŞINMAZ KURDUK.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    NEBE 12-ÜSTÜNÜZE YEDİ SAĞLAM BİNA (GÖK) ÇATTIK.

    DİYANET MEALİ
    NEBE 12. ÜSTÜNÜZDE YEDİ KAT SAGLAM GÖĞÜ BİNA ETTİK.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    NEBE 12 ÜSTÜNÜZDE YEDİ SAĞLAM (GÖK) BİNÂ ETTİK.

    RAD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RAD 28. BÖYLELERİ, İNANAN VE GÖNÜLLERİ ALLAH'IN ZİKRİYLE/KUR'AN'IYLA TATMİN BULAN KİŞİLERDİR. GÖZÜNÜZÜ AÇIN! GÖNÜLLER YALNIZ ALLAH'IN ZİKRİYLE/KUR'AN'LA TATMİN BULUR.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    RAD 28-ONLAR, İMAN EDİP KALPLERİ ALLAH'IN ZİKRİYLE YATIŞAN KİMSELERDİR; EVET ALLAH'IN ZİKRİ İLE KALPLER YATIŞIR!"

    DİYANET MEALİ
    RAD 28. BUNLAR, İMAN EDENLER VE GÖNÜLLERİ ALLAH'İN ZİKRİYLE SÜKÛNETE ERENLERDİR. BİLESİNİZ Kİ, KALPLER ANCAK ALLAH'I ANMAKLA HUZUR BULUR.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RAD 28 ONLAR İNANAN VE ALLÂH'I ANMAKLA GÖNÜLLERİ HUZUR BULAN KİMSELERDİR. İYİ BİLİN Kİ GÖNÜLLER, ANCAK ALLÂH'I ANMAKLA HUZUR BULUR.

    HAC SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HAC 27. İNSANLAR İÇİNDE HACCI İLAN ET Kİ, GEREK YAYA OLARAK GEREKSE DERİN VADİLERDEN GELEREK, YORGUNLUKTAN İNCELMİŞ BİNİTLER ÜZERİNDE SANA ULAŞSINLAR.
    HAC 28. KENDİLERİNE AİT BİR TAKIM YARARLARA TANIK OLSUNLAR. KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİ KURBANLIK HAYVANLAR ÜZERİNDE BELİRLİ GÜNLERDE ALLAH'IN ADINI ANSINLAR. İŞTE BUNLARDAN YİYİN, SIKINTI İÇİNDEKİ FAKİRİ DE DOYURUN.
    HAC 47. SENDEN ACELEYLE AZABI İSTİYORLAR: ALLAH, VAADİNE ASLA TERS DÜŞMEZ. ŞU DA BİR GERÇEK Kİ RABBİNİN KATINDAKİ BİR GÜN, SİZİN SAYMAKTA OLDUĞUNUZUN BİN YILI GİBİDİR.




    ELMALILI HAMDİ YAZIR

    HAC 27-BÜTÜN İNSANLAR İÇİNDE HACCI İLAN ET Kİ, GEREK YAYA OLARAK VE GEREK UZAK YOLDAN GELEN İNCELMİŞ DEVELER ÜZERİNDE SANA GELSİNLER.

    HAC 28-KENDİLERİNE AİT BİR TAKIM MENFAATLARA ŞAHİT OLSUNLAR; ALLAH'IN KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİ HAYVANLARI KURBAN EDERKEN ALLAH'IN ADINI ANSINLAR; SİZ DE ONLARDAN YİYİN, YOKSULU VE FAKİRİ DOYURUN.
    HAC 47-BİR DE SENDEN ACELE AZAP İSTİYORLAR. ELBETTE ALLAH SÖZÜNDEN CAYMAZ. BUNUNLA BERABER RABBİNİN KATINDA BİR GÜN, SİZİN SAYACAKLARINIZDAN BİN SENE GİBİDİR.

    DİYANET MEALİ
    HAC 27. INSANLAR ARASINDA HACCI İLÂN ET Kİ,GEREK YAYA OLARAK, GEREKSE NİCE UZAK YOLDAN GELEN ARGİN DEVELER ÜZERİNDE SANA GELSİNLER.
    HAC 28. TA Kİ KENDİLERİNE AİT BİR TAKİM YARARLARİ YAKÎNEN GÖRMELERİ, ALLAH'IN KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİ KURBANLIK HAYVANLAR ÜZERİNE BELLİ GÜNLERDE ALLAH'İN İSMİNİ ANSINLAR . ARTIK ONDAN HEM KENDİNİZ YİYİN,HEM DE YOKSULA, FAKİRE YEDİRİN.
    HAC 47. (RESÛLÜM!) ONLAR SENDEN AZABIN ÇABUK GELMESİNİ İSTİYORLAR. ALLAH VÂDİNDEN ASLA DÖNMEZ. MUHAKKAK Kİ, RABBİNİN NEZDİNDE BİR GÜN SİZİN SAYMAKTA OLDUKLARİNİZDAN BİN YIL GİBİDİR.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HAC 27 İNSANLAR İÇİNDE HACCI İLÂN ET; YAYA OLARAK VEYA UZAK YOLLARDAN GELEN YORGUN DEVELER ÜZERİNDE SANA GELSİNLER.
    HAC 28 Kİ KENDİLERİ İÇİN BİR TAKIM FAYDALARA TANIK OLSUNLAR VE (ALLÂH'IN) KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİ HAYVANLAR ÜZERİNE BELLİ GÜNLERDE (ONLARI KURBAN EDERKEN) ALLÂH'IN ADINI ANSINLAR. ONLARDAN YİYİN, SIKINTI İÇİNDE BULUNAN FAKİRE DE YEDİRİN.
    HAC 47 SENDEN AZÂBI ÇABUK İSTİYORLAR. ALLÂH SÖZÜNDEN CAYMAZ. (AMA HERŞEYİN BİR ZAMANI VARDIR. O, ACELE ETMEZ. ZİRÂ) RABBİNİN YANINDA BİR GÜN, SİZİN SAYDIKLARINIZDAN BİN YIL GİBİDİR.

    RAHMAN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    RAHMAN 19. SALMIŞTIR İKİ DENİZİ; BULUŞUP KUCAKLAŞIYORLAR.
    RAHMAN 20. BİR AYIRICI VAR ARALARINDA; KENDİ SINIRLARINI AŞMIYORLAR.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    RAHMAN 19-SALIVERMİŞ İKİ DENİZİ DAİMA BİRBİRLERİ İLE ÇATIŞIYORLAR;

    RAHMAN 20-ARALARINDA BİR ENGEL VARDIR, BİRBİRLERİNE KARIŞMAZLAR;

    DİYANET MEALİ
    RAHMAN 19. İKİ DENİZİ BİRBİRİNE KAVUŞMAK ÜZERE SALIVERMİŞTİR.
    RAHMAN 20. ARALARINDA BİR ENGEL VARDIR, BİRBİRİNE GEÇİP KARIŞMAZLAR.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    RAHMAN 19 İKİ DENİZİ SALIVERDİ, BİRBİRİNE KAVUŞUYORLAR,
    RAHMAN 20 ARALARINDA BİR ENGEL VARDIR, BİRBİRİNE GEÇİP KARIŞMIYORLAR.


    ZİLZAL SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ZİLZAL 7. ARTIK, KİM BİR ZERRE MİKTARI HAYIR ÜRETMİŞSE ONU GÖRÜR.
    ZİLZAL 8. VE KİM BİR ZERRE MİKTARI ŞER ÜRETMİŞSE ONU GÖRÜR.

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ZİLZAL 7-HER KİM ZERRE KADAR BİR HAYIR İSTERSE ONU GÖRECEK;
    ZİLZAL 8-HER KİM DE ZERRE KADAR BİR KÖTÜLÜK İŞLERSE ONU GÖRECEKTİR.

    DİYANET MEALİ
    ZİLZAL 7. KİM ZERRE MİKTARİ HAYİR YAPMIŞSA ONU GÖRÜR.
    ZİLZAL 8. KİM DE ZERRE MİKTARI ŞER İŞLEMİSSE ONU GÖRÜR.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ZİLZAL 7 ARTIK KİM ZERRE AĞIRLIĞINCA HAYIR YAPMIŞSA ONU GÖRÜR.
    ZİLZAL 8 VE KİM ZERRE AĞIRLIĞINCA ŞER YAPMIŞSA ONU GÖRÜR.


    ALİ İMRAN SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    ALİ İMRAN 17. KULLAR Kİ SABREDENLERDİR, ÖZÜ-SÖZÜ DOĞRU OLANLARDIR, İLAHÎ HUZURDA DURANLARDIR, NİMET VE İMKÂNLARDAN BAŞKALARINI YARARLANDIRANLARDIR; SEHERLERDE, BAĞIŞLANMAK İÇİN YAKARANLARDIR.
    ALİ İMRAN 96. ŞU BİR GERÇEK Kİ, ÂLEMLERE BİR BEREKET KAYNAĞI VE YOL GÖSTERİCİ HALİNDE İNSANLAR İÇİN KURULAN İLK EV MEKKE'DEKİDİR.
    ALİ İMRAN 97. AÇIK-SEÇİK DELİLLER, İBRAHİM'İN MAKAMI VARDIR ORADA. ORAYA GİREN, GÜVENE ERMİŞ OLUR. YOLUNA GÜCÜ YETENİN O EVİ ZİYARET ETMESİ, İNSANLAR ÜZERİNDE ALLAH'IN BİR HAKKIDIR. KİM NANKÖRLÜK EDERSE HİÇ KUŞKUSUZ, ALLAH BÜTÜN ÂLEMLERE MUHTAÇ OLMAYACAK BİR GANÎ'DİR.
    ALİ İMRAN 103. HEP BİRLİKTE ALLAH'IN İPİNE YAPIŞIN, FIRKALARA BÖLÜNÜP PARÇALANMAYIN; ALLAH'IN ÜZERİNİZDEKİ NİMETİNİ HATIRLAYIN. BİRBİRİNİZİN DÜŞMANI İDİNİZ, ALLAH KALPLERİNİZİ UZLAŞTIRIP KAYNAŞTIRDI DA O'NUN NİMETİ SAYESİNDE KARDEŞLER HALİNE GELDİNİZ. ATEŞTEN BİR ÇUKURUN KENARINDA İDİNİZ; SİZİ ORADAN KURTARDI. ALLAH SİZE AYETLERİNİ BU ŞEKİLDE AÇIKLIYOR Kİ, DOĞRUYA VE GÜZELE YOL BULASINIZ.
    ALİ İMRAN 104. İÇİNİZDEN HAYRA ÇAĞIRAN, DOĞRULUK VE GÜZELLİĞİ BELİRLENENE ÖZENDİREN, KÖTÜLÜK VE ÇİRKİNLİK BELİRLENENDEN SAKINDIRAN BİR TOPLULUK OLSUN. KURTULUŞ VE ZAFERE ERENLER İŞTE ONLARDIR.
    ALİ İMRAN 105. KENDİLERİNE AÇIK-SEÇİK KANITLAR GELDİKTEN SONRA, ÇEKİŞMEYE GİRİP FIRKALAR HALİNDE PARÇALANANLAR GİBİ OLMAYIN. BÖYLE OLANLAR İÇİN ÇOK BÜYÜK BİR AZAP VARDIR.
    ALİ İMRAN 169. ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLMÜŞ OLANLARI ÖLÜLER SANMA SAKIN. HAYIR! ONLAR DİRİDİRLER. RABLERİNİN KATINDA RIZIKLANDIRILIYORLAR.
    ALİ İMRAN 179. Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır. Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir. Şu var ki Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde Allah'a ve resullerine inanın. Eğer inanır, korunursanız sizin için büyük bir ödül vardır.
    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    ALİ İMRAN 17-"O SABREDENLERİ, DOĞRULUKTAN AYRILMAYANLARI, DİVAN DURANLARI, NAFAKA VERENLERİ VE SEHER VAKİTLERİNDE BAĞIŞLANMA DİLEYENLERİ KORU!" DERLER.
    ALİ İMRAN 96-DOĞRUSU İNSANLAR İÇİN KURULAN İLK MA'BET, KESİNLİKLE MEKKE'DEKİ O ÇOK KUTSAL VE BÜTÜN ALEMLERE HİDAYET OLAN İBADET EVİ'DİR.
    ALİ İMRAN 97-ONDA AÇIK ALAMETLER VE İBRAHİM'İN MAKAMI VARDIR. ORAYA GİREN GÜVENLİK İÇİNDE OLUR. ORAYA GİTMEYE GÜCÜ YETEN HERKESİN O İBADET EVİ'Nİ ZİYARET ETMESİ DE ALLAH'IN İNSANLAR ÜZERİNDE BİR HAKKIDIR. KİM BU HAKKI TANIMAZSA, ALLAH'IN KESİNLİKLE İHTİYACI YOKTUR. O, BÜTÜN ALEMLERDEN MÜSTAĞNİDİR.
    ALİ İMRAN 103-HEP BİRLİKTE ALLAH'IN İPİNE SIMSIKI TUTUNUN, AYRILIĞA DÜŞMEYİN VE ALLAH'IN ÜZERİNİZDEKİ NİMETİNİ DÜŞÜNÜN. SİZLER BİRBİRİNİZİN DÜŞMANLARI İKEN O, SİZİN KALPLERİNİZDE BİR UZLAŞTIRMA MEYDANA GETİRDİ VE O'NUN NİMETİ SAYESİNDE UYANIP KARDEŞ OLDUNUZ. BİR DE SİZ, BİR ATEŞ ÇUKURUNUN TAM KENARINDA BULUNUYORDUNUZ VE O, SİZİ TUTUP ONDAN KURTARDI. ŞİMDİ ALLAH'A DOĞRU GİDEBİLMENİZ İÇİN SİZE AYETLERİNİ BÖYLE AÇIKLIYOR.
    ALİ İMRAN 104-BİR DE SİZLERDEN, İYİLİĞE ÇAĞIRAN, DOĞRUYU EMREDEN, KÖTÜLÜKTEN ALIKOYAN ÖNDE GİDER BİR TOPLULUK BULUNSUN! İŞTE ARZULARINA ERECEK OLANLAR, ONLARDIR.
    ALİ İMRAN 105-SAKIN KENDİLERİNE AÇIK DELİLLER GELDİKTEN SONRA AYRILIK ÇIKARIP ANLAŞMAZLIĞA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN! ONLARA BÜYÜK BİR AZAP VARDIR.
    ALİ İMRAN 169-SAKIN ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLERİ ÖLMÜŞLER SANMAYIN! AKSİNE ONLAR HEP HAYATTADIRLAR, RABLERİNİN KATINDA RIZIKLANDIRILIRLAR.
    ALİ İMRAN 179-ALLAH, İNANANLARI BULUNDUĞUNUZ HAL ÜZERE BIRAKACAK DEĞİLDİR. SONUNDA MURDARI TEMİZDEN AYIRACAKTIR. ALLAH, SİZLERE GAYBI BİLDİRECEK DEĞİLDİR; FAKAT ALLAH ONA PEYGAMBERLERİNDEN DİLEDİĞİNİ SEÇER. ONUN İÇİN ALLAH'A VE PEYGAMBERLERİNE İNANIN; İNANIR VE KORUNURSANIZ SİZE BÜYÜK BİR MÜKAFAT VARDIR.

    DİYANET MEALİ
    ALİ İMRAN 17-"O SABREDENLERİ, DOĞRULUKTAN AYRILMAYANLARI, DİVAN DURANLARI, NAFAKA VERENLERİ VE SEHER VAKİTLERİNDE BAĞIŞLANMA DİLEYENLERİ KORU!" DERLER.
    ALİ İMRAN 96-DOĞRUSU İNSANLAR İÇİN KURULAN İLK MA'BET, KESİNLİKLE MEKKE'DEKİ O ÇOK KUTSAL VE BÜTÜN ALEMLERE HİDAYET OLAN İBADET EVİ'DİR.
    ALİ İMRAN 97-ONDA AÇIK ALAMETLER VE İBRAHİM'İN MAKAMI VARDIR. ORAYA GİREN GÜVENLİK İÇİNDE OLUR. ORAYA GİTMEYE GÜCÜ YETEN HERKESİN O İBADET EVİ'Nİ ZİYARET ETMESİ DE ALLAH'IN İNSANLAR ÜZERİNDE BİR HAKKIDIR. KİM BU HAKKI TANIMAZSA, ALLAH'IN KESİNLİKLE İHTİYACI YOKTUR. O, BÜTÜN ALEMLERDEN MÜSTAĞNİDİR.
    ALİ İMRAN 103-HEP BİRLİKTE ALLAH'IN İPİNE SIMSIKI TUTUNUN, AYRILIĞA DÜŞMEYİN VE ALLAH'IN ÜZERİNİZDEKİ NİMETİNİ DÜŞÜNÜN. SİZLER BİRBİRİNİZİN DÜŞMANLARI İKEN O, SİZİN KALPLERİNİZDE BİR UZLAŞTIRMA MEYDANA GETİRDİ VE O'NUN NİMETİ SAYESİNDE UYANIP KARDEŞ OLDUNUZ. BİR DE SİZ, BİR ATEŞ ÇUKURUNUN TAM KENARINDA BULUNUYORDUNUZ VE O, SİZİ TUTUP ONDAN KURTARDI. ŞİMDİ ALLAH'A DOĞRU GİDEBİLMENİZ İÇİN SİZE AYETLERİNİ BÖYLE AÇIKLIYOR.
    ALİ İMRAN 104-BİR DE SİZLERDEN, İYİLİĞE ÇAĞIRAN, DOĞRUYU EMREDEN, KÖTÜLÜKTEN ALIKOYAN ÖNDE GİDER BİR TOPLULUK BULUNSUN! İŞTE ARZULARINA ERECEK OLANLAR, ONLARDIR.
    ALİ İMRAN 105-SAKIN KENDİLERİNE AÇIK DELİLLER GELDİKTEN SONRA AYRILIK ÇIKARIP ANLAŞMAZLIĞA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN! ONLARA BÜYÜK BİR AZAP VARDIR.
    ALİ İMRAN 169-SAKIN ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLERİ ÖLMÜŞLER SANMAYIN! AKSİNE ONLAR HEP HAYATTADIRLAR, RABLERİNİN KATINDA RIZIKLANDIRILIRLAR.
    ALİ İMRAN 179-ALLAH, İNANANLARI BULUNDUĞUNUZ HAL ÜZERE BIRAKACAK DEĞİLDİR. SONUNDA MURDARI TEMİZDEN AYIRACAKTIR. ALLAH, SİZLERE GAYBI BİLDİRECEK DEĞİLDİR; FAKAT ALLAH ONA PEYGAMBERLERİNDEN DİLEDİĞİNİ SEÇER. ONUN İÇİN ALLAH'A VE PEYGAMBERLERİNE İNANIN; İNANIR VE KORUNURSANIZ SİZE BÜYÜK BİR MÜKAFAT VARDIR.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    ALİ İMRAN 17 SABREDENLERİ, DOĞRU OLANLARI, HUZÛRUNDA GÖNÜLDEN BOYUN BÜKÜP DİVAN DURANLARI, ALLÂH İÇİN (MAL) HARCAYANLARI VE SEHERLERDE İSTİĞFAR EDENLERİ (ALLAH'TAN BAĞIŞLANMALARINI DİLEYENLERİ ALLÂH) GÖRMEKTEDİR.
    ALİ İMRAN 96 DOĞRUSU İNSANLARA (MA'BED OLARAK) İLK KURULAN EV, MEKKE'DE OLANDIR(48). ÂLEMLERE UĞUR, BEREKET VE HİDÂYET KAYNAĞI OLARAK KURULMUŞTUR.
    48 KA'BE-İ MU'AZZAMA.
    ALİ İMRAN 97 ONDA AÇIK AÇIK DELİLLER, İBRÂHİM'İN MAKÂMI VARDIR. ONA GİREN, GÜVENE ERER. YOLUNA GÜCÜ YETEN HERKESİN, O EV'E Gİ(DİP HACCET)MESİ, İNSANLAR ÜZERİNDE ALLÂH'IN BİR HAKKIDIR. KİM NANKÖRLÜK EDERSE ŞÜPHESİZ ALLÂH, BÜTÜN ÂLEMLERDEN ZENGİNDİR.
    ALİ İMRAN 103 VE TOPLUCA ALLÂH'IN İPİNE YAPIŞIN, AYRILMAYIN; ALLÂH'IN SİZE OLAN Nİ'METİNİ HATIRLAYIN: HANİ SİZ BİRBİRİNİZE DÜŞMAN İDİNİZ, (ALLÂH) KALBLERİNİZİ UZLAŞTIRDI. O'UN Nİ'METİYLE KARDEŞLER HALİNE GELDİNİZ. SİZ ATEŞTEN BİR ÇUKURUN KENARINDA BULUNUYORDUNUZ, (ALLÂH) SİZİ ONDAN KURTARDI. ALLÂH SİZE ÂYETLERİNİ BÖYLE AÇIKLIYOR Kİ, YOLA GELESİNİZ.
    ALİ İMRAN 104 İÇİNİZDEN HAYRA ÇAĞIRAN, İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜKTEN MEN'EDEN BİR TOPLULUK OLSUN; İŞTE ONLAR KURTULUŞA ERENLERDİR(49).
    49 BU ÂYET, BİR İSLÂM İRŞÂD ÖRGÜTÜNÜN KURULMASINI GEREKLİ KILMAKTADIR. ÇÜNKÜ HAKK'A DA'VET İÇİN BİR GRUPUN GÖREVLENDİRİLİP YETİŞTİRİLMESİNİ EMRETMEKTEDİR.
    ALİ İMRAN 105 KENDİLERİNE AÇIK DELİLLER GELDİKTEN SONRA BÖLÜNÜP İHTİLÂF EDENLER GİBİ OLMAYIN. İŞTE ONLAR (EVET) ONLAR İÇİN BÜYÜK BİR AZÂB VARDIR.
    ALİ İMRAN 169 ALLÂH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLERİ ÖLÜLER SANMA; HAYIR, (ONLAR) DİRİDİRLER, RABLERİ KATINDA RIZIKLANMAKTADIRLAR.
    ALİ İMRAN 179 ALLÂH MÜ'MİNLERİ, (ŞU) ÜZERİNDE BULUNDUĞUNUZ HALDE BIRAKACAK DEĞİLDİR, TEMİZİ PİSTEN AYIRACAKTIR. VE ALLÂH SİZİ GAYBE VAKIF KILACAK DEĞİLDİR. FAKAT ALLÂH, ELÇİLERİNDEN DİLEDİĞİNİ SEÇER (ONU GAYBE VAKIF KILAR). O HALDE ALLAH'A VE ELÇİLERİNE İNANIN; EĞER İNANIR VE (GÜNÂHLARDAN) KORUNURSANIZ SİZİN İÇİN BÜYÜK MÜKÂFÂT VARDIR.

    AHZAB SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    AHZAB 67. VE DERLER Kİ: "RABBİMİZ BİZ, EFENDİLERİMİZE, BÜYÜKLERİMİZE İTAAT ETTİK DE BİZİ YOLDAN SAPTIRDILAR."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    AHZAB 67-YİNE DERLER Kİ: "EY RABBİMİZ, DOĞRUSU BİZ, BEYLERİMİZE VE BÜYÜKLERİMİZE İTAAT ETTİK DE BİZİ YANLIŞ YOLA GÖTÜRDÜLER.

    DİYANET MEALİ
    AHZAB 67. EY RABBİMİZ! BİZ REİSLERİMİZE VE BÜYÜKLERİMİZE UYDUK DA ONLAR BİZİ YOLDA SAPTIRDILAR, DERLER.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    AHZAB 67 VE DEDİLER Kİ: "RABBİMİZ, BİZ BEYLERİMİZE VE BÜYÜKLERİMİZE UYDUK DA BİZİ YOLDAN SAPTIRDILAR."

    MAİDE SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    MAİDE 3. ŞUNLAR SİZE HARAM KILINMIŞTIR: BOĞAZLANMAYARAK ÖLMÜŞ HAYVANIN ETİ, KAN, DOMUZ ETİ, ÜZERİNE ALLAH'TAN BAŞKASININ ADI ANILMIŞ, BOĞULMUŞ, VURULMUŞ, YUVARLANMIŞ, SÜSÜLMÜŞ, CANI ÜZERİNEYKEN YETİŞİP KESTİKLERİNİZ MÜSTESNA OLMAK ÜZERE CANAVAR TARAFINDAN YIRTILMIŞ VE DİKİLİ ADAK TAŞLARI ÜZERİNDE BOĞAZLANMIŞ HAYVANLAR VE BİR DE FAL OKLARIYLA KISMET PAYLAŞMANIZ... BÜTÜN BUNLAR BİRER SAPIŞTIR. KÜFRE BATMIŞ OLANLAR BUGÜN DİNİNİZDEN ÜMİTLERİNİ KESTİLER. ARTIK ONLARDAN KORKMAYIN, BENDEN KORKUN! BUGÜN SİZİN İÇİN DİNİNİZİ KEMALE ERDİRDİM, ÜZERİNİZDEKİ NİMETİMİ TAMAMLADIM VE SİZİN İÇİN DİN OLARAK İSLAM'I/ALLAH'A TESLİM OLMAYI SEÇTİM. ŞU DA VAR Kİ, HER KİM CİDDİ BİR AÇLIKLA YÜZ YÜZE GELİR DE GÜNAHA KAÇMAK MAKSADI OLMAKSIZIN ONLARDAN YEMEK ZORUNDA KALIRSA, ELBETTE ALLAH GAFÛR VE RAHÎM'DİR.
    MAİDE 6. EY İMAN SAHİPLERİ! NAMAZA DURACAĞINIZ ZAMAN YÜZLERİNİZİ VE DİRSEKLERE KADAR ELLERİNİZİ YIKAYIN; BAŞLARINIZI MESHEDİN VE TOPUKLARA KADAR AYAKLARINIZI MESHEDİN/YAHUT YIKAYIN. EĞER CÜNÜP İSENİZ İYİCE TEMİZLENİN! HASTA YAHUT YOLCULUK HALİNDE İSENİZ YAHUT BİRİNİZ TUVALETTEN GELMİŞSE YAHUT KADINLARA DOKUNMUŞ DA SU BULAMAMIŞSANIZ TEMİZ BİR TOPRAKLA TEYEMMÜM EDİN: YÜZLERİNİZİ VE ELLERİNİZİ ONDAN MESHEDİN. ALLAH SİZE ZORLUK ÇIKARMAK İSTEMİYOR. ANCAK SİZİ TEMİZLEMEK VE ÜZERİNİZDEKİ NİMETİNİ TAMAMLAMAK İSTİYOR Kİ, ŞÜKREDEBİLESİNİZ.
    MAİDE 14. "BİZ HIRİSTİYANLARIZ!" DİYENLERDEN DE MÎSAKLARINI ALMIŞTIK. ONLAR DA ÖĞÜTLENMEK ÜZERE ÇAĞIRILDIKLARI ŞEYDEN NASİPLENMEYİ UNUTTULAR. BU YÜZDEN, ARALARINA KIYAMETE DEĞİN DÜŞMANLIK VE ŞİDDETLİ NEFRET SALDIK. SINAAT/TEKNOLOJİ OLARAK ÜRETTİKLERİ ŞEYLERİN NE OLDUĞUNU ALLAH ONLARA YAKINDA HABER VERECEKTİR.
    MAİDE 69. ŞU BİR GERÇEK Kİ, İMAN EDENLER, YAHUDİLER, SÂBİÎLER VE HIRİSTİYANLARDAN ALLAH'A VE ÂHİRET GÜNÜNE İNANIP HAYRA VE BARIŞA YÖNELİK İŞ YAPANLAR İÇİN KORKU YOKTUR. TASALANMAYACAKLARDIR ONLAR.
    MAİDE 105. EY İMAN EDENLER! SİZ, KENDİNİZİ DÜZELTMEYE BAKIN. SİZ, DOĞRU YOLDA OLDUKÇA SAPMIŞ OLAN SİZE ZARAR VEREMEZ. TÜMÜNÜZÜN DÖNÜŞÜ ALLAH'ADIR. O SİZE NELER YAPIYOR OLDUĞUNUZU HABER VERECEKTİR.
    MAİDE 117. "ONLARA, SENİN BANA EMRETTİĞİN ŞU SÖZDEN BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEMEDİM: 'BENİM RABBİM VE SİZİN DE RABBİNİZ OLAN ALLAH'A KULLUK EDİN.' İÇLERİNDE OLDUĞUM SÜRECE ÜZERLERİNE TANIKTIM. SEN BENİ VEFAT ETTİRİNCE ÜZERLERİNE YALNIZ SEN GÖZETLEYİCİ OLDUN. VE SEN ZATEN HER ŞEY ÜZERİNDE BİR ŞEHÎDSİN, BİR TANIKSIN."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    MAİDE 3-SİZE ŞUNLAR HARAM KILINDI: ÖLÜ, KAN, DOMUZ ETİ, ALLAH'TAN BAŞKASI ADINA KESİLEN, BOĞULMUŞ, VURULMUŞ, YUVARLANMIŞ, SÜSÜLMÜŞ, YIRTICI HAYVANLAR TARAFINDAN YENMİŞ OLUP DA HENÜZ CANLI İKEN KESMEDİKLERİNİZ, DİKİLİ TAŞLAR ÜZERİNDE BOĞAZLANANLAR VE ZARLARLA KISMET PAYLAŞMANIZ. BUNLAR, BİRER YOLDAN ÇIKIŞTIR. BUGÜN KAFİRLER DİNİNİZİ SÖNDÜREBİLMEKTEN ÜMİTLERİNİ KESTİLER; ONLARDAN KORKMAYIN, YALNIZ BENDEN KORKUN! İŞTE BUGÜN DİNİNİZİ KEMALE ERDİRDİM, ÜZERİNİZDEKİ NİMETİMİ TAMAMLADIM VE SİZE DİN OLARAK MÜSLÜMANLIĞA RAZI OLDUM. HER KİM AŞIRI AÇLIK DURUMUNDA ÇARESİZ KALIR DA GÜNAHA EĞİLİM MAKSADI OLMAKSIZIN, ONLARDAN YEMEK ZORUNDA OLURSA, ELBETTE ALLAH, BAĞIŞLAYANDIR, MERHAMET SAHİBİDİR.
    MAİDE 6-EY İMAN EDENLER, NAMAZA KALKACAĞINIZ VAKİT, YÜZLERİNİZİ, DİRSEKLERE KADAR; ELLERİNİZİ YIKAYIN; BAŞLARINIZI MESHEDİP TOPUKLARA KADAR AYAKLARINIZI (YIKAYIN). EĞER CÜNÜPSENİZ TASTAMAM YIKANIN. EĞER HASTA VEYA YOLCULUKTA İSENİZ VEYA BİRİNİZ HACET YERİNDEN GELMİŞSE YA DA KADINLARA DOKUNMUŞ OLUP DA SU BULAMAZSANIZ, O ZAMAN TEMİZ BİR TOPRAKLA TEYEMMÜM EDİN, NİYETLE O TOPRAKTAN ELLERİNİZE VE YÜZLERİNİZE SÜRÜN. ALLAH'IN MURADI SİZİ SIKINTIYA KOŞMAK DEĞİLDİR; FAKAT O, SİZİ TERTEMİZ YAPMAK VE ÜZERİNİZDEKİ NİMETİNİ TAMAMLAMAK İSTİYOR Kİ, ŞÜKREDESİNİZ.
    MAİDE 14-"BİZ HIRİSTİYANIZ." DİYENLERDEN DE ANTLARINI ALMIŞTIK; DERKEN BUNLAR DA UYARILDIKLARI GERÇEKLERİN BİRÇOĞUNU UNUTTULAR. BİZ DE ARALARINA, KIYAMET GÜNÜNE KADAR SÜRECEK DÜŞMANLIK VE KİN BIRAKTIK. YARIN ALLAH, ONLARA NE SANATLAR YAPTIKLARINI BİLDİRECEKTİR.
    MAİDE 69-ŞÜPHE YOK Kİ, İMAN EDENLER, YAHUDİLER, SABİİLER VE HIRİSTİYANLAR HER KİM ALLAH'A VE AHİRET GÜNÜNE İMAN EDİP DE DÜRÜSTÇE ÇALIŞIRSA, ARTIK ONLARA KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLECEK DE DEĞİLLERDİR.
    MAİDE 105-EY İMAN EDENLER, SİZ KENDİNİZİ DÜZELTMEYE BAKIN; SİZ DOĞRU GİTTİKTEN SONRA ÖTE TARAFTAN SAPITANLAR SİZE ZİYAN DOKUNDURAMAZ. HEPİNİZİN VARIŞI SONUNDA ALLAH'ADIR. O SİZE NELER YAPTIKLARINIZI O ZAMAN HABER VERECEKTİR.
    MAİDE 117-SEN BANA NE EMRETTİNSE, BEN ONLARA SADECE ONU SÖYLEDİM. HEP "RABBİM VE RABBİNİZ OLAN ALLAH'A KULLUK EDİN!" DEDİM. ARALARINDA BULUNDUĞUM MÜDDETÇE ÜZERLERİNDE KONTROLCÜ İDİM. NE ZAMAN Kİ BENİ İÇLERİNDEN ALDIN, ONLARI GÖZETLEYEN YALNIZ SEN KALDIN. ZATEN SEN HERŞEYE ŞAHİTSİN.

    DİYANET MEALİ
    MAİDE 3-LES, KAN, DOMUZ ETİ, ALLAH'TAN BAŞKASİ ADINA BOĞAZLANAN, BOĞULMUŞ, (TAŞ, AGAÇ VB. İLE) VURULUP ÖLDÜRÜLMÜS, YUKARIDAN YUVARLANİP ÖLMÜŞ, BOYNUZLANIP ÖLMÜS (HAYVANLAR İLE) CANAVARLARIN YEDİĞİ HAYVANLAR -ÖLMEDEN YETİŞİP KESTİKLERİNİZ MÜSTESNA- DİKİLİ TASLAR (PUTLAR) ÜZERİNE BOĞAZLANMIŞ HAYVANLAR VE FAL OKLARİYLE KISMET ARAMANİZ SİZE HARAM KILİNDI. BUNLAR YOLDAN ÇIKMAKTIR. BUGÜN KÂFİRLER, SİZİN DİNİNİZDEN (ONU YOK ETMEKTEN) ÜMİT KESMİSLERDİR. ARTİK ONLARDAN KORKMAYİN, BENDEN KORKUN. BUGÜN SİZE DİNİNİZİ İKMAL ETTİM, ÜZERİNİZE NİMETİMİ TAMAMLADİM VE SİZİN İÇİN DİN OLARAK ISLÂM'İ BEGENDİM. KİM, GÖNÜLDEN GÜNAHA YÖNELMİS OLMAMAK ÜZERE AÇLIK HALİNDE DARA DÜŞERSE (HARAM ETLERDEN YİYEBİLİR). ÇÜNKÜ ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYICI VE ESİRGEYİCİDİR.
    MAİDE 6. EY İMAN EDENLER! NAMAZ KİLMAYA KALKTIĞINIZ ZAMAN YÜZLERİNİZİ, DİRSEKLERİNİZE KADAR ELLERİNİZİ, BAŞLARINIZI MESHEDİP, TOPUKLARA KADAR AYAKLARINIZI YIKAYIN. EĞER CÜNÜP OLDUNUZ İSE, BOY ABDESTİ ALIN. HASTA, YAHUT YOLCULUK HALİNDE BULUNURSANIZ, YAHUT BİRİNİZ TUVALETTEN GELİRSE, YAHUT DA KADINLARA DOKUNMUŞSANIZ (CİNSÎ BİRLEŞME YAPMIŞSANIZ) VE BU HALLERDE SU BULAMAMIŞSANIZ TEMİZ TOPRAKLA TEYEMMÜM EDİN DE YÜZÜNÜZÜ VE (DİRSEKLERE KADAR) ELLERİNİZİ ONUNLA MESHEDİN. ALLAH SİZE HERHANGİ BİR GÜÇLÜK ÇİKARMAK İSTEMEZ; FAKAT SİZİ TERTEMİZ KILMAK VE SİZE (İHSAN ETTİGİ) NİMETİNİ TAMAMLAMAK İSTER; UMULUR Kİ SÜKREDERSİNİZ.

    Ana Sayfa
    T.C.
    BAŞBAKANLIK
    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI





    ANA SAYFA | İNİŞ SIRASI | KUR'AN SIRASI | ALFABETİK | FİHRİST | ARAMA | PROGRAMLAR | YARDIM




    Mâide(*) Sûresi

    6 - Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.



    21 ARALIK 2008 PAZAR GÜNÜ SAAT 19.00 DA DİYANET İŞLERİ SİTESİNDEKİ DİYANET MEALİNDEN ALINMIŞTIR


    AMAN ALLAHIM DEDİM !

    DİKKAT DİKKAT DİKKAT DİKKAT: DİYANET MEALİ İLE DİĞER MEALLERİN ABDEST ALMAKLA İLGİLİ MAİDE SURESİNİN ALTINCI AYETLERİNİ KARŞILAŞTIRIN LÜTFEN, DİYANETİN SİTE ADRESİNİ AŞAĞIYA VERECEĞİM ORAYA DA BAKABİLİRSİNİZ.

    HTTP://WWW.DİYANET.GOV.TR/KURAN/AYET.ASP?KURAN_İD=5&AYET_NO=6&I3.X=8&I3.Y=8

    MAİDE 14. "BİZ HIRİSTİYANLARIZ" DİYENLERDEN DE KESİN SÖZLERİNİ ALMIŞTIK AMA ONLAR DA KENDİLERİNE ZİKREDİLEN (VERİLEN ÖGÜTLERİN VEYA KİTAB'IN) ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜNÜ UNUTTULAR. BU SEBEPLE KIYAMETE KADAR ARALARINA DÜŞMANLIK VE KİN SALDİK. YAKINDA ALLAH ONLARA YAPTIKLARINI HABER VERECEKTİR.
    MAİDE 69. İMAN EDENLER İLE YAHUDİLER, SÂBİÎLER VE HIRİSTİYANLARDAN ALLAH'A VE AHİRET GÜNÜNE (GERÇEKTEN) İNANIP İYİ AMEL İŞLEYENLER ÜZERİNE ASLA KORKU YOKTUR; ONLAR ÜZÜLECEK DE DEĞİLLERDİR.
    MAİDE 105. EY İMAN EDENLER! SİZ KENDİNİZE BAKIN. SİZ DOĞRU YOLDA OLUNCA SAPAN KİMSE SİZE ZARAR VEREMEZ. HEPİNİZİN DÖNÜŞÜ ALLAH'ADIR. ARTİK O, SİZE YAPTIKLARINIZI BİLDİRECEKTİR.
    MAİDE 117. BEN ONLARA, ANCAK BANA EMRETTİĞİNİ SÖYLEDİM: BENİM DE RABBİM, SİZİN DE RABBİNİZ OLAN ALLAH'A KULLUK EDİN, DEDİM. İÇLERİNDE BULUNDUĞUM MÜDDETÇE ONLAR ÜZERİNE KONTROLCÜ İDİM. BENİ VEFAT ETTİRİNCE ARTIK ONLAR ÜZERİNE GÖZETLEYİCİ YALNIZ SEN OLDUN. SEN HER SEYİ HAKKİYLE GÖRENSİN.

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    MAİDE 3 LEŞ, KAN, DOMUZ ETİ, ALLAH'TAN BAŞKASI ADINA BOĞAZLANAN, BOĞULMUŞ, (TAHTA VEYA TAŞLA) VURUL(ARAK ÖLDÜRÜL)MÜŞ, YUKARIDAN DÜŞMÜŞ, BOYNUZLANMIŞ VE CANAVAR PARÇALAYARAK ÖLMÜŞ OLAN HAVYANLAR -HENÜZ CANLARI ÇIKMADAN KESTİKLERİNİZ HARİÇ- DİKİLİ TAŞLAR (PUTLAR) ADINA BOĞAZLANAN HAYVANLAR VE FAL OKLARİYLE KISMET (ŞANS) ARAMANIZ SİZE HARÂM KILINDI. BUNLAR FISKTIR (İNSANI YOLDAN ÇIKARAN KÖTÜ ŞEYLERDİR). BUGÜN ARTIK İNKÂR EDENLER, SİZİN DİNİNİZ(İ YOK ETMEK)DEN UMUDU KESMİŞLERDİR. ONLARDAN KORKMAYIN, BENDEN KORKUN! BUGÜN SİZİN İÇİN DİNİNİZİ OLGUNLAŞTIRDIM, SİZE Nİ'METİMİ TAMAMLADIM VE SİZE DİN OLARAK İSLÂM'A RÂZI OLDUM. KİM AÇLIKTAN DARALIR, GÜNÂHA İSTEKLE YÖNELMEDEN BUNLARDAN YEMEK ZORUNDA KALIRSA ONA GÜNÂH YOKTUR. DOĞRUSU, ALLÂH BAĞIŞLAYANDIR, ESİRGEYENDİR.

    MAİDE 6 EY İNANANLAR, NAMAZA DUR(MAK İSTE)DİĞİNİZ ZAMAN

    YIKAYIN: YÜZLERİNİZİ VE DİRSEKLERE KADAR ELLERİZİ;

    MESHEDİN: BAŞLARINIZI VE TOPUKLARA KADAR AYAKLARINIZI.

    EĞER CÜNÜP İSENİZ TAM TEMİZLENİN. HASTA, YAHUT YOLCU İSENİZ, YAHUT BİRİNİZ TUVALETTEN GELMİŞSE, YA DA KADINLARA DOKUNMUŞ DA SU BULAMAMIŞSANIZ TEMİZ TOPRAĞA TEYEMMÜM EDİN; ONDAN YÜZLERİNİZE VE ELLERİNİZE SÜRÜN. ALLÂH SİZE GÜÇLÜK ÇIKARMAK İSTEMİYOR, FAKAT SİZİ TEMİZLEMEK VE SİZE OLAN Nİ'METİNİ TAMAMLAMAK İSTİYOR Kİ, ŞÜKREDESİNİZ.
    MAİDE 14 "BİZ HIRİSTİYANIZ" DİYENLERİN DE SÖZÜNÜ ALMIŞTIK, AMA KENDİLERİNE ÖĞÜTLENEN ŞEYDEN PAY ALMAYI UNUTTULAR. BU YÜZDEN KIYÂMET GÜNÜNE KADAR ARALARINA DÜŞMANLIK VE KİN SALDIK. YAKINDA ALLÂH, ONLARA, NE YAPTIKLARINI HABER VERECEKTİR.
    MAİDE 69 İNANANLAR, YAHÛDİLER, SÂBİİLER VE HIRİSTİYANLAR(DAN) ALLAH'A VE ÂHİRET GÜNÜNE İNANAN VE İYİ İŞLER YAPANLARA KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDİR.
    MAİDE 105 EY İNANANLAR, SİZ KENDİNİZE BAKIN, SİZ DOĞRU YOLDA OLDUĞUNUZ TAKDİRDE SAPAN KİMSE SİZE ZARAR VERMEZ. HEPİNİZİN DÖNÜŞÜ ALLAH'ADIR. O SİZE NE YAPTIĞINIZI HABER VERECEKTİR.
    MAİDE 117 "BEN ONLARA: BENİM VE SİZİN RABBİNİZ OLAN ALLAH'A KULLUK EDİN, DİYE SENİN BANA EMRETMİŞ OLDUĞUNDAN BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEMEDİM. BEN ONLARIN İÇİNDE OLDUĞUM SÜRECE ONLARI KOLLADIM, FAKAT SEN BENİ VEFAT ETTİRİNCE ONLARI GÖZETLEYEN (YALNIZ) SEN OLDUN. SEN HERŞEYİ GÖRENSİN.


    HADİD SURESİ

    YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
    HADİD 14. ONLARA SESLENİRLER: "BİZ SİZİNLE DEĞİL MİYDİK?" DERLER Kİ: "EVET, BİZİMLEYDİNİZ. ANCAK SİZ KENDİNİZİ YAKTINIZ, BEKLEYİP DURDUNUZ, ŞÜPHE ETTİNİZ, HAYAL VE KURUNTULAR/HURAFELER/ANLAMINI BİLMEDEN OKUYUŞLAR SİZİ ALDATTI; NİHAYET ALLAH'IN EMRİ GELDİ. O YAMAN ALDATICI, SİZİ ALLAH İLE ALDATTI."

    ELMALILI HAMDİ YAZIR
    HADİD 14-(MÜNAFIKLAR) ONLARA ŞÖYLE BAĞRIŞIRLAR: "BİZLER SİZİNLE BERABER DEĞİL MİYDİK?" (MÜ'MİNLER): "EVET, AMA SİZ KENDİLERİNİZİ FİTNEYE SOKTUNUZ, GÖZETTİNİZ, ŞÜPHEYE DÜŞTÜNÜZ VE ALLAH'IN EMRİ GELİNCEYE KADAR KURUNTULAR SİZİ ALDATTI. O ALDATICI ŞEYTAN SİZİ (GÜNAHIN ZARARI YOKTUR DİYE) ALLAH'A GÜVENDİRDİ.

    DİYANET MEALİ
    HADİD 14. MÜNAFİKLAR ONLARA: BİZ SİZİNLE BERABER DEĞİL MİYDİK? DİYE SESLENİRLER. (MÜMİNLER DE) DERLER Kİ: EVET AMA, SİZ KENDİ BAŞINIZI BELAYA SOKTUNUZ; FİRSAT BEKLEDİNİZ; ŞÜPHEYE DÜŞTÜNÜZ VE KURUNTULAR SİZİ ALDATTİ. O ÇOK ALDATAN (SEYTAN) SİZİ, ALLAH HAKKINDA BİLE ALDATTI. NİHAYET ALLAH'İN EMRİ GELİP ÇATTI!

    SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ
    HADİD 14 (MÜNÂFIKLAR) ONLARA SESLENİRLER: "BİZ DE SİZİNLE BERABER DEĞİL MİYDİK?" (MÜ'MİNLER) DERLER Kİ: "EVET AMA, SİZ KENDİ CANLARINIZA KÖTÜLÜK ETTİNİZ, BEKLEDİNİZ (HEMEN TEVBE ETMEDİNİZ) KUŞKULANDINIZ, KURUNTULAR SİZİ ALDATTI. ALLÂH'IN EMRİ (ÖLÜM) GELİNCEYE KADAR (BÖYLE HAREKET ETTİNİZ,) O ÇOK ALDATICI (ŞEYTÂN,) SİZİ ALLÂH(IN AFFI) İLE ALDATTI."




    SON

    ismim@benimadresim.com

    Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın

    YardımKüçült
    YardımBüyült
    Comments