Karşıyaka Belediyesi Tarihi


Türkiye’de modern belediyecilik, ağır aksak bir şekilde XIX. yüzyılın ikinci yarısında şekillenmeye başlar. Devlet kurumlarının batılı modele göre yapılandırılması, kentsel hizmetlerin verilmesine de yansımış ve önce İstanbul’da, daha sonra da imparatorluğun diğer şehirlerinde ve kasabalarında ardı ardına belediyeler kurulmuştur.
Günümüzde 81 il, yüzlerce ilçe ve binlerce belde belediyesinin internette açtıkları web sayfalarına girin, “tarihçe” köşelerine bakın, pek çoğunun Osmanlı dönemine giden bir ‘silsile’ye sahip olduğunu görürsünüz. Ancak bu sayfalarda göreceğiniz genel ‘haber’ dışında o ilin, ilçenin veya beldenin tarihine ilişkin bilgilerde, kulaktan dolma, yıllıklardan derleme, anılardan aktarma bir takım satırlardan ötesini bulmanız mümkün değildir. Hele Osmanlı dönemine ilişkin - ama 600 küsur yıl öncesinden değil iki üç kuşak öncesinden – bahsedilen bölümler neredeyse efsane denilecek bir anlatıma sahiptir.
Genel olarak tarihimizde yaşanan kopukluk, belediyelerimiz için de geçerlidir. Bunu aşmak, Cumhuriyet öncesi geçmişimizi artık ancak profesyonel tarihçilerimizin yardımıyla mümkün... Dönemin belge yığınlarını inceleyecek, gazete ve kitapları tarayacak, eğer varsa yaşayan tanıklarıyla görüşüp aldığı bilgileri bir süzgeçten geçirerek veriye dönüştürecek ve daha sonra bunu “mütevazı bir katkı”ya dönüştürecek insanlarla bu geçmiş ortaya çıkarılabilir. Ve ne yazık ki bu tür çalışmaların örnekleri çok az.
Bu sütunu izleyenler geçtiğimiz iki hafta Karşıyaka Belediyesi’nin düzenlediği Kültür ve Çevre Sempozyumu’ndan söz ettiğimizi hatırlayacaklardır. Bu son derece önemli bir etkinlik olmakla birlikte tabii ki rastlanmayan bir şey değildir. Zaman zaman “kültürel sorumluluk”ları olduğunu da hatırlayan belediyeler, beldelerinin çeşitli yönlerinin ele alındığı benzer toplantılar düzenlerler. Ancak Karşıyaka Belediyesi’nin benzer etkinliklerden ayrılan yönü, sempozyuma paralel olarak yayınladığı Kuruluşundan Cumhuriyete Karşıyaka Belediyesi Tarihi kitabı oldu.
Engin Berber tarafından kaleme alınan kitap, belediyenin kurulduğu 1887 yılından, Cumhuriyet’in ilanı edildiği 1923 yılına kadarki serüvenini anlatıyor. İzmir tarihiyle ilgilenenler Engin Berber adını hemen hatırlayacaklardır. Daha önce Mütareke ve işgal döneminin İzmir’ini anlattığı Sancılı Yıllar: İzmir 1918–1922 ve Yeni Onbinlerin Gölgesinde Bir Sancak: İzmir başlıklı kitaplar ilgililerin dikkatlerinden kaçmamıştır.
Berber’in kitabında Osmanlı döneminde genel bir girişten sonra, Meşrutiyet, I. Dünya Savaşı, Mütareke, İşgal ve Cumhuriyetin İlanına kadar geçer süreçte Karşıyaka Belediyesi’nin macerası anlatılıyor. Daha doğrusu, Karşıyaka Belediyesi özelinde, anılan dönemde Türkiye belediyelerinin hemen tamamının yaşadığı hukuksal süreç ve sorunlara ilişkin bilgiler eşliğinde Karşıyaka’nın gelişimi ele alınıyor.
Benim için en önemli ve ilgi çekici bölüm, Doç. Dr. Engin Berber’in uzmanı olduğunu bildiğim mütareke ve işgal dönemi Karşıyaka ve belediyesi hakkında yazdıkları… Çünkü bu bölümler, doğrudan yönetimi elinde bulunduran ve ancak yine diğer konularda da Engin Berber’in diğer kitaplarından izleyebildiğimiz Yunan resmi kurumlarının belgelerine dayanılarak yazılmış. Bu anlamda yukarıda kaydettiğim, “kulaktan dolma, yıllıklardan derleme, anılardan aktarma” belediye “tarihçe”lerinden ayrılarak kalıcı bir “tarih” anlatısı olma özelliği kazanıyor Berber’in kitabı… Bilmem baskısı tükenmeden edinebilir misiniz?
Bu kitabı yayınlayan Karşıyaka Belediyesi için de bir şeyler söylemek gerekir. Günümüzde belediye hizmetinin, yol, su kanalizasyon ve bunlardan daha da fazla bir sonraki dönem için “oy avcılığı” olarak algılandığı, kültür faaliyetinin ise halkı eğlendirmek için popüler – ağırlıklı olarak arabesk – konserler düzenlemek olarak kabul edildiği bir ortamda, hem bilimsel bir Kültür ve Çevre Sempozyumu düzenleyen hem de geçmişine sahip çıkarak Osmanlı dönemi geçmişine ilişkin bir “tarih” kitabı yayınlayan Karşıyaka Belediyesi kuru bir teşekkürden fazlasını hak ediyor sanırım. Umarım devamı gelir ve – tekrarlamaktan hoşlanmıyorum ama - darısı İzmir’in diğer ilçelerinin, hatta semtlerinin başına diyorum…

Dr. Erkan Serçe
erkan.serce@deu.edu.tr

 

Yukarıda tanıtımı yapılan kitaptan bir alıntı:

             Donanmacı iskelesi olarak isimlendirilen Karşıyaka Vapur iskelesinden, çıkınca içinde kaldığınız büyücek meydanın bittiği noktada başlayan çarşı , Karşıyakanın  en  geniş  ve görkemli yolu  olan şimdiki adıyla Yalı Caddesi , o zamanki  adıyla  Donanmacı  caddesi üzerindeydi. Çarşının bir ucu vapur iskelesi,diğer ucu demiryolu istasyonuydu. Demiryolu istasyonunda neredeyse köy de bitmekteydi.

                  Karşıyaka Tren istasyonu Basmahaneden başlayıp Gediz vadisi boyunca kıvrılıp giden demiryolu hattı üzerindeydi 1865 yılında işletmeye açılan bu hattın, imtiyaz sahibi olan Fransız sermayeli “İzmir-Kasaba Demiryolu Şirketi”, Hamidiye Şirketinin Karşıyaka ile olan özel işlemine imrenerek, Karşıyaka ya günde 5-10 posta tahsis etmişti. Bu durum zamanla Punta (Alsancak) ile Karşıyaka arasındaki küçük yerleşim yerlerinin büyüyüp zaman içerisinde Naldöken, Turan,Bayraklı,Salhane gibi köylere dönüştürmüştür.

                

                   

            

            

          Büyücek meydandan geçince başlayan ve ağaçlı bir şeridin tam ortadan ikiye böldüğü çarşıda tertemiz mağazalar, kahvehaneler, bakkallar,manavlar, kasaplar,berberler,fırınlar, değişik mallar satan işyerleriyle eczaneler karşılıklı olarak sıralanırdı. Çarşı dışında, mahallelere dağılmış başka dükkan ve mağazalarda vardı. ( 1889 yılında Karşıyaka da 12 bakkal,1 eczane,7 kasap,40 kahvehane,4 meyhane,1 hamam olduğu bilinmektedir).  

          Köyün merkezi olan çarşı, aynı zamanda Karşıyakayı ikiye ayırırdı; sağ tarafta Alaybey ve Petrota (Naldöken)*, sol tarafta Papaskala (Papaz iskelesi=Bostanlı) ve Tomazo ( Kara Bostanlısı).

–*Karşıyakanın arazisi tamamen topraktı ve temel yapmak için bir tane bile taş bulunmazdı.Ev yapmak için komşu köy Petrota (Taşlık anlamına gelir) dan taş getirtilirdi. 1890 larda Türkler tarafından buraya Naldöken denilmiştir.-

               Karşıyakanın atardamarı olan Rıhtım yolu ( 1888 sonlarında yapımına başlanan) Vapur iskelesinin sağındaki Arma onun deniz banyosundan başlar, solundaki Papaskala’ya kadar uzanırdı. Rıhtım yolu topraktı ve yazın deniz suyu ile sulanırdı. Yemyeşil bahçeler içinde denizi seyreden çok sayıda yalının üzerinde dizili olması bu yola bambaşka bir hava verirdi.Genişliği 20 metre civarında olan Rıhtım yolunu, atlı tramvayın rayları ikiye bölerdi.

      

     

               Vapur iskelesinden çıktıktan sonra s ola doğru  Rıhtım Yolundan  devam  edildiğinde, Belediye  iskelesine  varılırdı. İzmir’e götürülmek  üzere, civardan getirilmiş  taze  sebze  ve neyve, burada kayıklara yüklenirken belediye kantarında tartılır ve belediyeye ait vergi tahsil edilirdi. Biraz daha ötedeki iskele, Belom iskelesiydi. Bu iskeleyi petrol şirketi temsilcisi Fransız Belom inşa ettirmişti ki gemiler yakıt almak için buraya yanaşırdı.

Rıhtım yolu kahvehaneler ve vapur  iskelesinin lüks  lambaları, sinemaların  elektiriği  ve belediyenin birbirinden belli mesafeye yerleştirmiş oluğu havagazı fenerleri ile aydınlatılırdı. Çarşı ve Rıhtım yolu gibi hareketliliğin yoğun olduğu yollar dışında, taş döşeli ve düzgün başka yollarda vardı.

 

     

Bu yollara belediye tarafından verilmiş isimler, belediye defterinde yazılı olmaktan başka bir işe yaramazdı. Bu isimleri kullanmayı reddeden halk yollara, ya seçkin bir binanın  ya da orada oturan tanınmış bir kişinin ismini verirdi.

                       Çarşıya girildiğinde , sağdaki ilk sokak “Ermeni Sokağı (şimdiki Eshot sokağı) diye bilinirdi ki , Alaybey tren İstasyonu’na kadar uzanırdı. Bu sokak içinde “Kimitis tis Theotoku” (Meryemananın vefatı) diye bilinen Ermeni Kilisesi ve kilisenin hemen dışında , civarındaki evlerin kullandığı soğuk suyu olan bir halk çeşmesi vardı.

 

                         Sağda Ermeni sokağına paralel ikinci sokak , “Paleoluğu Sokağı” Arabacılar sokağı) diye bilinirdi. Çok uzun olan bu sokak, ismini , İzmirli ressamlardan Haralambos Paleologos’tan almaktaydı’ki, kendisi sokağın çarşı ile kesiştiği köşede otururdu. Bu sokakta , bir polis karakolu da bulunmaktaydı.

                         Sağdaki üçüncü sokak , Belediye Sokağı (Tiyatro sokağı) idi. Çünkü sokağın sonunda , 1904 yılında yapılan Belediyenin binası vardı. Bu binadan sonra, hanlar diye isimlendirilen , Türk köylüleri ve hayvanlarının konakladığı ve içerisinde nalbantlarında bulunduğu iki küçük yapı bulunmaktaydı. Hanların arkasında ise, “İlia Pithopulos Sokağı” uzanıyordu.

                          Çarşıya girildiğinde , soldaki ilk sokak “Manisalı Sokak” , ikincisi “Zerva Sokağı” diye bilinirdi. İskelenin sol tarafında , Rıhtım yolu üzerinde , Th.Antoniadis’in evinden başlayıp köyün içine uzanan geniş bir sokak vardı ki, “Bulvar” ya da “Kokkinakia” diye isimlendirilirdi. Yine kıyıdan: Belediye iskelesinden başlayıp içeriye doğru uzanan, geniş ve ağaçlı yolun adı “Agia Anna”idi. Bu yol üzerinde şimdiki Ankara İlk Okulunun bulunduğu yerde Agia Anna Kilisesi ve hemen yanında metropolithane bulunmaktaydı. Bu yola “sarraf ilia Sokağı”da denilmekteydi. Agia Anna Sokağına paralel olan sokak ise, “Taş Sokak”tı. Belom iskelesini geçince , yukarıya doğruuzanan sokağa “Sarno Sokağı” denirdi.Bu sokağın yanında içinde Tenis kortu olan “Malkoçi Sokak” uzanırdı.( Günümüzde bu 5 sokağın sırasıyla 1723, 1724, 1725, 1726 ve 1737 sokaklar olması muhtemeldir).

 

              

               Karşıyakanın cadde ve sokakları elbette bunlardan ibaret değildi. 1890 lı yıllarda İzmir’de yayınlanan Hizmet  gazetesinde sıklıkla ismine rastladığımız , birkaç cadde ve sokaktan kısaca söz etmek isteriz. Bunlardan ilki, Karşıyakayı, nüfusunun tamamı Türk olan Soğukkuyu (Psihronfrear) Köyü’ne*  bağlayan yoldu. Günümüzde Zübeyde hanım Caddesi olarak bilinen bu yol da havagazı fenerleri ile aydınlatılmaktaydı. Diğerleri ise; Osmanzade (Günümüzde 1738 Sokak )ve İstasyon Caddeleriydi (Günümüzde 1732 Sokak).

                    Belediye örgütüne kavuştuğu yıllarda Karşıyaka: Alaybey; Karşıyaka; Papaskala ve Tomazo olmak üzere , dört mahallesi olan bir köydü ama ilk ikisi çoktan birleşmiş olduğundan tek bir mahalle kabul edilmekteydi. Karşıyaka’nın Kuzeybatısına düşen Alaybey, “Yukarı” ve “Aşağı Alaybey ” olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Bizans döneminde ayakta olduğu bilinen bir kalenin üzerine kurulmuş Papaskala, Karşıyaka’ya yirmi dakika uzaklıktaydı. Bembeyaz evleriyle dikkat çeken Papaskala’nın, Yunanistan’ın değişik bölgelerinden gelerek yerleşmiş sakinlerinden çoğu balıkçılık, kalanı bahçıvanlık yapardı. Küçük limanı balıkçı ve trata tekneleriyle dolup taşan Papaskala’ya, “Papazköy” de denirdi ki verimli ovasıyla Menemen’in doğal bir limanı gibiydi. Buradan İzmir, İstanbul ve başka  yerlere, nisan ve mayıs aylarında enginar ve bakla; ağustos aylarında  taze bamya, domates, patlıcan, üzüm, kavun ve karpuz gibi sebze ve meyveler ihraç edilirdi.  Bakkal, fırın, taverna ve kahvehaneler ile diğer mağazaların sıralandığı göz alıcı bir çarşısı bulunan papaskala’nın “Pilafa” diye isimlendirilen sahil yolu, İzmir’de dahi çok iyi bilinirdi.   Papaskala’ya varmazdan 500 metre önceki tramvayın son  durağından başlayan bu yol serinliği, uzosu, meyveleri ve taze balığı ile İzmirlilere, müstesna bir ortam sunmaktaydı. Papaskaladan sonra sonra Karşıyakadan yarım saat uzaklıkta bulunan Tomazo ya varılırdı. Menemen ovasının bir ucunda yer alan mahalle, adını şeker gibi tatlı kavunundan almıştı. Tomazo baştanbaşa, içinde kavun, karpuz, meyve ağaçları ve hertürlü sebzenin yetiştiği bostan ve bahçelerle çevrilmişti ki Karşıyaka ve İzmir bu bostan ve bahçelerden beslenirdi.

 

                1919 yılında, “Yunanistan rehberi 1920” başlığıyla Atina’da yayımlanmış bir çalışmada, yukarıda yazılı olduğu gibi : Alaybey, Papaskala ve Tomazo, Karşıyaka’nın mahalleleri olarak gösterilmiş, sonraki yıllarda da Karşıyaka’ya yeni bazı mahallelerin eklendiği anlaşılmaktadır.

                            Bu yeni mahallelerden ilki, Agio Yoannu Kilisesi yakınındaki Osmanzade (günümüzde Aksoy mah.nin bir kısmı); ikincisi, Karşıyaka’nın kuzeybatı ucundaki “çamur mahalle” (günümüzde Tersane durağı ve yakın çevresi) idi. Türkçe isimlerine rağmen, sakinlerinin tamamı Rum olan bu iki mahalle dışında “Belom” , “Karavokiri” (günümüzde Aksoy mahallesi) ve “Yukarı” ismini taşıyan üç mahalle daha vardı. Belom mahallesi aynı ismi taşıyan iskelenin tam arkasına düşüyordu. Belom’un üst tarafı Rum-Ortadoks mezarlığına yakın olan Karavokiri Mahallesiydi  ki, son derece büyük ve bakımlı olan Karavokiri’nin tarlasına bitişikti. Karşıyakanın kuzeyinde ise , “yukarı mahalle” bulunmaktaydı (günümüzde Nergis Mahallesi).

İzmir Yunan İdaresinin Kayıtlarına göre 1921 yılı ortalarında Karşıyaka’ya bağlı

                               Ancak müstakilen yönetilen Köylerde ve Belediye Sınırları içerisindeki nüfus ve dağılımı

Köy ismi

KÖYLER

   Rum

   Türk

  Ermeni

  Musevi

  Yabancı

  Toplam

Soğukkuyu

          25

    800

 

 

 

    825

Derebaşı

 

    500

 

 

 

    500

Papaskala

     1.300

 

 

 

  20 İtalyan

 1.320

Tomazo

        300

       25

 

 

 

    325

Ahırkuyu

        165

 

 

 

 

    165

Şemikler

        

     329

 

 

 

    329

Çiğli

        200

     600

 

 

 

    800

Yamanlar

 

     300

 

 

 

    300

Yörük-köy

 

     100

 

 

 

    100

Agia Triada

         50

     

           40

       10

200 İtalyan

    300

Bosnaköy

 

      300

 

 

 

    300

Tahtacıköy

        200

 

 

 

 

    200

Toplam

      2.040

   3.154

          40

       10

220 İtalyan

 5.464

 

BELEDİYE

SINIRLARI

MAHALLELER

 

 

 

 

 

 

Karşıyaka

  Merkez

 

      7.500

 

      300

 

         200

 

      150

Fr.İng.İt.Sırp

     1.010

 

 9.160

Kallithea

(Bellavista)

(Aşağı Alaybey)

 

      2.000

 

    1.000

 

         300

 

 

           50

 

 3.350

Alaybey

      2.500

       600

         500

      400

         100

 4.100

Petrota

         200

         50

           50

 

 

    300

Bahriye

         300

    1.400

         150

        50 

 

 1.900

Yörük Mah.

 

        300

 

 

 

    300

Toplam

    12.500

     3.650

       1.200

      550

       1.210

  19.110

 

                   Tabloda mevcut sayısal veriler yuvarlandığından bunların herhangi bir ciddi sayımın sonucu olmadığı ortadadır.  Esasen Karşıyaka, İzmir veya işgal bölgesi dahilinde kalan herhangi bir yerleşim merkezinde, Yunan makamlarınca yapılmış ya da yaptırılmış bir nüfus sayımı da yoktur. Sözkonusu verilere göre, 1921 yılı ortalarında Karşıyaka Belediyesi sınırları içerisinde yaşayanların sayısı, iki yıl öncesine oranla %21.5 ( 19.110-15.000= 4.100 kişi) artmıştır. İzmir’in işgalinden sonra Rum göçmen ağırlamayan Karşıyaka’nın nüfusunu, Belediye sınırları içine alındığı anlaşılan; Petrota, Bahriye (Bahar Mah.) ve Yörük Mahallelerinin nüfusları 2500 ‘ü bularak artmıştır.

 

 

 Sonraki Sayfa>>Eski Karşıyaka-2


<<Karşıyaka Eski İzmir’den Eskidir>>    <<Zübeyde Hanım>> <<Ertuğrul Erol Ergir Anıları>>

<<Körfez Vapurları>>   <<Karşıyaka Eski Sokakları>>  Karşıyaka Erkek Lisesi Fotolar 

<<Eski Karşıyaka Anıları-2>>    <<Eski Karşıyaka Anıları-1>>

<<KARŞIYAKA ve KSK TARİHİ>> 

 <<Karşıyaka Lisesi>>    <<KAR-LİS MEZUNLARI>>

Ana Sayfa