sağlık / medical / insan / İNTERNETDENİZİNE HOŞGELDİNİZ / WELCOME TO INTERNETDENIZI


|Anasayfa | YouTube | Gmail | Hotmail | Yahoo | Mynet | E-Kolay | TC Kimlik | Vergi No | SSK |
|
Gazeteler | Seriilanlar | Forumlar | Download | İK | Ciddi-Komik | Oyun | İnşaat | ÖdevDepo |
|
Kişisel Gelişim || Bilgisayar&Teknoloji | Video | Resim | Linkler | Tv-Radio |Tatil-Gezi |
ikinciel |
Google | Googlepages |GoogleAdsense | Google Earth | Google Maps | AutoCAD | Yazarkafe

| sahibinden | gittigidiyor | hemalhemsat |nevaria | arakibulaki | intoko | onpunto

Designed by izmirsat | Copyright © 2007 internetdenizi | Tüm Hakları saklıdır.| internetdenizi@gmail.com

  • İkinciel REYONU
  • Gazeteler
  • Seri İlanlar
  • Forumlar
  • Download
  • insan kaynakları
  • Ciddi - Komik Herşey
  • Oyun / Game
  • Türk Telekom Telefon Borç Sorgulama
  • ADSL Kota Sorgulama

    Ulusal Gazeteler

  • Avea (Eski Aycell ve Aria)
    Turkcell
    Vodafone (Eski Telsim)
  • (Dentofobia) Diş Hekimi Korkusu 

    Dişçi korkusu, psikolojik olarak dişçiye gitmekten korkma veya hoşlanmama ile dişçiye gitmeyi iğrenç bulma gibi mantıkdışı korkuları içerir. Bu korkular, dişçi koltuğunda geriye doğru yatırılma, ellerin veya diğer diş aletlerinin ağzın içine sokulması, (özellikle de dişçilikte sıkça kullanılan delici aletin), iğne korkusu ve kullanılan aletlerin steril olmayacağı düşüncesiyle, HIV ve hepatit gibi bulaşıcı çeşitli hastalık ve mikropların kapılabileceği korkularından oluşabilir. Aslında bu korkular bir bakıma kabul edilebilir korkulardır ve kişinin bu tür korkular içinde olmasında kendine göre haklı nedenleri de bulunabilir. Ancak her şeye rağmen, yaşantımızda her zaman için dişçiye gitme olasılığımızın bulunduğu ve hoşlanmadığımız bu gibi durumlarla karşılaşmak zorunda kalabileceğimiz gerçeği göz ardı edilmemeli ve hoşumuza gitmese de günün birinde bu duruma katlanmak zorunda kalabileceğimiz unutulmamalıdır.

    Hepimizin bildiği ve bize önerildiği gibi sağlıklı bir gülüş için en az altı ayda bir olmak üzere bir diş hekimine giderek ağzımızı ve dişlerimizi kontrol ettirmemiz gerekmektedir. Ağız ve diş sağlığımız için olduğu kadar diğer organlarımızın sağlığı için de gerekli olan bu durum, bazılarımız için büyük bir korku ve endişeye yol açmaktadır. Bu korku ve endişe; değil diş hekimine gitmek bu düşüncenin akla getirilmesiyle dahi yaşanabilmekte ve kişide panik hali yaratabilmektedir. Diş hekimine gidildiğinde yapılacak işlemlerin zihinsel olarak deneyimlenmesi dahi bu kişiler için son derece korkutucu olabilmektedir. Bu kişiler ve dişçi korkusu olan diğer kişilerin büyük çoğunluğu daha önce dişçi koltuğunda çeşitli kazalar geçiren ya da olumsuz deneyimler yaşayan kişilerdir. Bu nedenle aynı durumun yeniden yaşanabileceği endişesi, korkunun devamına neden olmakta ve kişilerin bu olayları hatırlamasıyla da korku hali ortaya çıkmaktadır.

    Yaşanan bu aksilikler ve olumsuzlukların yanında tedavi sırasında ve sonrasında ortaya çıkan ağrı ya da diğer çeşitli problemler dişçi korkusunun kaynağını oluşturabileceği gibi hiçbir deneyim yaşanmadan yalnızca başkaları tarafından anlatılan dişçi hikayeleri ve bu tür duyumlar ile de dişçi korkusu geliştiren kişiler bulunmaktadır. Bu durum kişilerin dişçiye gitmelerini engellediğinden ortaya çok daha ciddi diş sorunları çıkmakta ve giderek büyüyen sorunlar nedeniyle de dişçiye gitmek zorunda kalan kişiler daha uzun süre ve daha çok sayıda tedavi işlemlerine maruz kalmaktadır. Bu işlemlerin diş problemine bağlı olarak uzaması ve kişiye sıkıntı vermesi de dişçi korkusunu pekiştirmektedir.

    Hasta bu korkusundan dişçisine önceden söz edebilir ve korkularının kaynağı ile nedenleri konusunda doktoruyla konuşabilirse çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen ve çok çeşitli korkuları da içeren (iğne korkusu, kan görme korkusu, ağrı duyma korkusu, hastalık ya da mikrop kapma korkusu vb.) dişçi korkusunun üstesinden gelebilmek çoğunlukla mümkün olabilmektedir. Aksi halde yaşanan. korkular konusunda hastası ya da hasta yakınları tarafından önceden bilgilendirilmeyen doktorun bu durumu kendiliğinden anlaması beklenemeyeceğinden fobik hastaya bu anlamda yaklaşımında korkusu olmaya diğer hastalara göre hiçbir farklılık olmayacak ve hasta korkusuyla baş etmede zorluklar yaşayabilecektir. Üstelik bu korku hem paylaşılmadığı hem de bu konuda doktordan yardım alınmadığı için giderek şiddetlenebilecektir. Diş tedavisinden önce bu korkunun mutlaka yenilmesi ve paylaşılması gerekmektedir.

    Bazı durumlarda hastanın dişçi korkusu tedavi sırasında ortaya çıkabilir ve dolayısıyla bu korku ancak tedavi başladığında fark edilebilir. Bu geciken fark etmenin hastanın tedavisi konusunda çeşitli alternatiflerin araştırılmasında ve geliştirilmesinde de gecikmelere yol açabileceği unutulmamalıdır.

    Hemen hemen tüm diş hekimleri dişçi korkusu yaşayan hastalarla çalışmak durumunda kalmışlar ya da kalacaklardır. Aynı şekilde siz ya da bir yakınınız bu korkuyu halen taşıyor olabilir ya da günün birinde bu korkuyla siz ya da bir yakınınız karşılaşabilirsiniz. Böyle durumlarda atılması gereken ilk adım diş hekiminden randevu alınırken bu korkudan söz edilmesidir. Bu adım alınacak randevu saatinin en uygun bir zaman için ayarlanmasını sağlayacak dolayısıyla randevu hem doktor hem de hasta için daha uygun bir hale getirilebilecektir. ikinci olarak yapılması gereken, hastanın korkuları konusunda hekimiyle açık bir şekilde konuşmasıdır. Hasta, diş hekiminden neden korkuyor ve bu konuda neler yapılabilir? Korku ve kaynakları konusunda doktorla hastanın konuşması ve bu anlamda alınacak önlemlerin yanı sıra yapılabilecek değişiklikler konusunda ortak kararlar alınması korkunun yenilmesinde önemli yararlar sağlayacaktır. Ayrıca unutulmaması gereken. bir başka konu da dişçi korkusu olan hastaların daha önceden tanıdıkları ve iyi bir iletişim kurdukları doktorları tercih etmeleridir. Tanıdık bir doktorla çalışmak yabancı bir doktorla çalışmaya göre daha rahatlatıcı ve gerilimi azaltıcıdır.

    Diğer yandan, özel olarak dişçi korkusu olan hastalarla çalışan diş hekimlerinin bulunduğu da bilinmelidir. Bu alanda çalışan ve deneyimi olan diş hekimlerinin seçilmesi hasta açısından kolaylıklar sağlayabileceği gibi diş hekimi açısından da kolaylık sağlayacaktır. Bunun için önceden bir araştırma yapılabilir. Dişçi korkusu çok sık yaşanılan ve pek çok kişinin başına gelen bir durum olduğundan bu alanda çalışan kişilere ulaşmak çok da zor olmayacaktır. Diğer yandan bazı diş doktorlarının dişçi korkusu olan hastalarla çalışmak istemedikleri de bilinen bir gerçektir. Bu nedenle randevu alınırken dişçi korkusundan mutlaka söz edilmelidir.
    Dişçi korkusunda göreceli olarak diğerlerine göre sonuçlandırılması daha kolay olan bazı korkular vardır. Bu korkular belirlendikten sonra bazı önlemler alınabilir ve korku ortadan kaldırılabilir. Örneğin; diş hekimliğinde kullanılan delici aletin çıkardığı sesten rahatsızlık duyanlar için tedavi sırasında walkman kullanılması önerilebilir. Bu yolla aletin çıkardığı ses müzik sesiyle bastırılacağı için korku nedeni ortadan kaldırılmış olur.

    Pis kokular ve yabancı kokular nedeniyle oluşan korkuları gidermede arama terapi uygulanabilir.

    Diğer yandan Diş hekimi ya da asistanının hastaya yumuşak bir biçimde teması, sıcak ve içten tavrının yanı sıra sakinleştirici konuşmaları. da duyulan gerginliği gidermede yardımcı olabileceği gibi duyulacak ağrıyı hafifletmede de yardımcı olabilir. Bazı durumlarda ise meditasyon denenebilir.

    Yine çok heyecanlı kişiler için çeşitli relaksasyon yöntemleri kullanılabilir ve hastaya gevşeme eksersizleri öğretilebilir.

    Diş hekimi tarafından hastaya tedavi sırasında yapılacak olan işlemler.adım adım anlatılabilir ve ağrı duyulduğunda hastanın elini kaldırılarak haber verilmesi istenebilir. Böylece hastaya işlemin ağrı duyulduğu anda kesilebileceği garantisi verilerek korku azaltılabilir.

    Bazı insanların ise daha ciddi korkuları olabilir. Bu durumlarda oral veya damardan sakinleştiriciler verilmesi gerekebileceği gibi bazen genel anestezi dahi gerekli olabilir. Ayrıca psikoterapinin yanında hipnoz kullanılarak bu korkuların yenilmesinde yardımcı olunabilir. Bunun için diş hekimi ile diğer bazı alanlardaki doktorların ve psikoloğun işbirliği yapmaları gerekmektedir.

    Burada önemli olan, öncelikle hangi tekniğin hasta için uygun olduğuna karar verilmesi ve o tekniğin uygulamaya konulmasıdır. Hasta dişçi koltuğuna oturduktan sonra bu konuda yaşanacak kararsızlıklar hastanın ya da hekimin tedaviden vazgeçmesine yol açabilir ve hastaya gitmesi için izin verildiğinde de dişten kaynaklanan sorunlar daha da artabileceği gibi hasta daha sıklıkla diş hekimine gitmek zorunda kalabilir. Bu durumda hasta çok daha çeşitli işlemlerden geçmek durumunda kalabilir. Bu nedenle dişçi korkusu ya da dişçiye gitme korkusu mutlaka yenilmelidir.

    İŞTE DİŞ HEKİMİ KORKUSUNU YENMENİN YOLLARI...

    Sizi korkutan, rüyalarınıza giren dişçi koltuğuna oturmadan önce bazı tavsiyelerimiz var...

    Dişçi korkusu yaşa bakmaz, büyük küçük herkesi etkileyebilir. Hatta pek çok kişi dişi ağrımasına ve bu yüzden uykusuz geceler geçirmesine rağmen diş doktoruna gitmektense acı çekmeyi tercih eder.


    Amerikan Dişhekimleri Birliği'de diş doktoruna gitmekten korkanlara, sıkıntılarını hafifletebilecek bazı öneriler sunuyor...


    - Öncelikle böyle bir korkunuz olduğunu diş doktorunuza mutlaka söyleyin. O da belki buna göre daha sakin saatlerde size randevu verebilir.


    - Diş doktorunuza gitmek için baskı olmadığınız bir zamanı seçin. Yani işe yetişmek zorunda olmayın, o gün başka bir randevunuz olmasın. Daha çok tatil günlerini özellikle de sabah saatlerini seçin...


    - Eğer aletlerin sesi sizi etkiliyorsa yanınızda walkmen gibi dinleyebileceğiniz cihazlar götürün ve o sesleri duymayın.


    - Koltuğa oturduğunuz güzel hayaller kurmaya çalışın, gözlerinizi kapatın. Böylece doktorun her hareketini izleyemez ve daha az etkilenirsiniz.


    Dişhekimi Korkusu (dentafobi)

    Bazı kişiler için dişhekimine gitmek çok çekindikleri hatta korktukları bir durumdur. Bunun nedeni daha çok geçmişte (özellikle çocuklukta) yaşanan kötü tecrübeler veya kötü izlenimlerdir.

    İğne korkusu

    Çoğunlukla da bu endişenin temelinde iğneye ve acıya karşı duyulan korku vardır.

    Gelişen teknoloji hastaların ağrı duymaması için bir çok alternatif sunmaktadır. Bu nedenle günümüzde hastalar pek ağrı ile karşılaşmamaktadır. Örneğin teknolojinin gelişmesiyle dişhekimliğinde anestezi amacıyla kullanılan iğnelerin uçları bir milimetreden daha az çapları olacak şekilde (0.35-0.40 mm) yapılmaktadır. İğnenin çapının çok ince olması nedeniyle hasta çoğu zaman iğneyi hissetmemektedir. Fakat yinede endişelenen hastalar için iğne yapılmadan önce sprey şeklindeki yüzeysel anestezikler kullanılarak iğnenin hiç hissedilmemesi sağlanabilir.

    Ağrısız bir tedavinin ilk şartı ; anestezidir. Bu nedenle iğneden korkan kişiler gerçekte çok az hissedecekleri veya hiç hissetmeyecekleri bir işlemden - yani anesteziden - kaçarak çok daha fazla hissedecekleri bir ağrıyı yaşayabilirler.

    Hem hastanın hem de dişhekiminin psikolojik olarak kendilerini rahat hissedebilmeleri için anestezi yapılmalı ve böylece ağrı stresi yaşanmamalıdır. Böylece tedavi daha kısa sürede ve daha başarılı olur.

    Çocukların dişhekimine alıştırılmaları için ; küçük yaşlarda dişhekimine " tanışma " amacıyla götürülmeleri tavsiye edilir, hatta bu tanışmalar onların yaş günleri özel günlerine denk getirilebilir veya çok sevdiği bir yere gitmeden önce eğlence maksadıyla dişhekimine götürülebilirler. Böylece ilk deneyiminde çocuk ağrısız ve korkusuz bir gün geçirir. Daha sonraki seanslarda ise mümkün olduğunca ağrısız müdahaleler yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki çocuklar sadece canlarının yanıp-yanmadığını bilir. Olayları doğru bir şekilde yorumlayamazlar. Bu nedenle yapılacak tedavilerin zamana yayılarak yapılması , çocuğun dişhekimleri ile ilgili olumsuz izlenimler edinmemesini sağlar. Bunun sonucunda dişhekimi korkusunun geliştiği en önemli dönemler sağlıklı bir şekilde atlatılır.

     

    Dişhekimi Korkusunu pekiştiren ; bazı filmler ve karikatürlerde hastaları ön yargılı olmaya itmektedir. Genellikle mizah konusu olarak kullanılmasına karşın özellikle çocuklarda yanlış etkileri olabilmektedir. Bu nedenle bu tarzdaki film ve mizah anlayışından kaçınılmalıdır. Özellikle çocukların bu tür film ve dergilerden uzak tutulması gerekmektedir.

    Dişhekimi korkusu, psikolojik olarak dişhekimine gitmekten korkma veya hoşlanmama ile dişçiye gitmeyi iğrenç bulma gibi mantıkdışı korkuları içerir. Bu korkular, dişçi koltuğunda geriye doğru yatırılma, ellerin veya diğer diş aletlerinin ağzın içine sokulması, (özellikle de dişçilikte sıkça kullanılan delici aletin), iğne korkusu ve kullanılan aletlerin steril olmayacağı düşüncesiyle, HIV ve hepatit gibi bulaşıcı çeşitli hastalık ve mikropların kapılabileceği korkularından oluşabilir. Aslında bu korkular bir bakıma kabul edilebilir korkulardır ve kişinin bu tür korkular içinde olmasında kendine göre haklı nedenleri de bulunabilir. Ancak her şeye rağmen, yaşantımızda her zaman için dişçiye gitme olasılığımızın bulunduğu ve hoşlanmadığımız bu gibi durumlarla karşılaşmak zorunda kalabileceğimiz gerçeği göz ardı edilmemeli ve hoşumuza gitmese de günün birinde bu duruma katlanmak zorunda kalabileceğimiz unutulmamalıdır.

    Hepimizin bildiği ve bize önerildiği gibi sağlıklı bir gülüş için en az altı ayda bir olmak üzere bir diş hekimine giderek ağzımızı ve dişlerimizi kontrol ettirmemiz gerekmektedir. Ağız ve diş sağlığımız için olduğu kadar diğer organlarımızın sağlığı için de gerekli olan bu durum, bazılarımız için büyük bir korku ve endişeye yol açmaktadır. Bu korku ve endişe; değil diş hekimine gitmek bu düşüncenin akla getirilmesiyle dahi yaşanabilmekte ve kişide panik hali yaratabilmektedir. Diş hekimine gidildiğinde yapılacak işlemlerin zihinsel olarak deneyimlenmesi dahi bu kişiler için son derece korkutucu olabilmektedir. Bu kişiler ve dişçi korkusu olan diğer kişilerin büyük çoğunluğu daha önce dişçi koltuğunda çeşitli kazalar geçiren ya da olumsuz deneyimler yaşayan kişilerdir. Bu nedenle aynı durumun yeniden yaşanabileceği endişesi, korkunun devamına neden olmakta ve kişilerin bu olayları hatırlamasıyla da korku hali ortaya çıkmaktadır.

    Yaşanan bu aksilikler ve olumsuzlukların yanında tedavi sırasında ve sonrasında ortaya çıkan ağrı ya da diğer çeşitli problemler dişçi korkusunun kaynağını oluşturabileceği gibi hiçbir deneyim yaşanmadan yalnızca başkaları tarafından anlatılan dişçi hikayeleri ve bu tür duyumlar ile de dişçi korkusu geliştiren kişiler bulunmaktadır. Bu durum kişilerin dişhekimine gitmelerini engellediğinden ortaya çok daha ciddi diş sorunları çıkmakta ve giderek büyüyen sorunlar nedeniyle de dişçiye gitmek zorunda kalan kişiler daha uzun süre ve daha çok sayıda tedavi işlemlerine maruz kalmaktadır. Bu işlemlerin diş problemine bağlı olarak uzaması ve kişiye sıkıntı vermesi de dişhekimi korkusunu pekiştirmektedir.

    Hasta bu korkusundan dişhekimine önceden söz edebilir ve korkularının kaynağı ile nedenleri konusunda doktoruyla konuşabilirse çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen ve çok çeşitli korkuları da içeren (iğne korkusu, kan görme korkusu, ağrı duyma korkusu, hastalık ya da mikrop kapma korkusu vb.) dişhekimi korkusunun üstesinden gelebilmek çoğunlukla mümkün olabilmektedir. Aksi halde yaşanan. korkular konusunda hastası ya da hasta yakınları tarafından önceden bilgilendirilmeyen doktorun bu durumu kendiliğinden anlaması beklenemeyeceğinden fobik hastaya bu anlamda yaklaşımında korkusu olmaya diğer hastalara göre hiçbir farklılık olmayacak ve hasta korkusuyla baş etmede zorluklar yaşayabilecektir. Üstelik bu korku hem paylaşılmadığı hem de bu konuda doktordan yardım alınmadığı için giderek şiddetlenebilecektir. Diş tedavisinden önce bu korkunun mutlaka yenilmesi ve paylaşılması gerekmektedir.

    Bazı durumlarda hastanın dişçi korkusu tedavi sırasında ortaya çıkabilir ve dolayısıyla bu korku ancak tedavi başladığında fark edilebilir. Bu geciken fark etmenin hastanın tedavisi konusunda çeşitli alternatiflerin araştırılmasında ve geliştirilmesinde de gecikmelere yol açabileceği unutulmamalıdır.

    Hemen hemen tüm diş hekimleri dişçi korkusu yaşayan hastalarla çalışmak durumunda kalmışlar ya da kalacaklardır. Aynı şekilde siz ya da bir yakınınız bu korkuyu halen taşıyor olabilir ya da günün birinde bu korkuyla siz ya da bir yakınınız karşılaşabilirsiniz. Böyle durumlarda atılması gereken ilk adım diş hekiminden randevu alınırken bu korkudan söz edilmesidir. Bu adım alınacak randevu saatinin en uygun bir zaman için ayarlanmasını sağlayacak dolayısıyla randevu hem doktor hem de hasta için daha uygun bir hale getirilebilecektir. ikinci olarak yapılması gereken, hastanın korkuları konusunda hekimiyle açık bir şekilde konuşmasıdır. Hasta, diş hekiminden neden korkuyor ve bu konuda neler yapılabilir? Korku ve kaynakları konusunda doktorla hastanın konuşması ve bu anlamda alınacak önlemlerin yanı sıra yapılabilecek değişiklikler konusunda ortak kararlar alınması korkunun yenilmesinde önemli yararlar sağlayacaktır. Ayrıca unutulmaması gereken. bir başka konu da dişçi korkusu olan hastaların daha önceden tanıdıkları ve iyi bir iletişim kurdukları doktorları tercih etmeleridir. Tanıdık bir doktorla çalışmak yabancı bir doktorla çalışmaya göre daha rahatlatıcı ve gerilimi azaltıcıdır.

    Diğer yandan, özel olarak dişçi korkusu olan hastalarla çalışan diş hekimlerinin bulunduğu da bilinmelidir. Bu alanda çalışan ve deneyimi olan diş hekimlerinin seçilmesi hasta açısından kolaylıklar sağlayabileceği gibi diş hekimi açısından da kolaylık sağlayacaktır. Bunun için önceden bir araştırma yapılabilir. Dişçi korkusu çok sık yaşanılan ve pek çok kişinin başına gelen bir durum olduğundan bu alanda çalışan kişilere ulaşmak çok da zor olmayacaktır. Diğer yandan bazı diş doktorlarının dişçi korkusu olan hastalarla çalışmak istemedikleri de bilinen bir gerçektir. Bu nedenle randevu alınırken dişçi korkusundan mutlaka söz edilmelidir.
    Dişçi korkusunda göreceli olarak diğerlerine göre sonuçlandırılması daha kolay olan bazı korkular vardır. Bu korkular belirlendikten sonra bazı önlemler alınabilir ve korku ortadan kaldırılabilir. Örneğin; diş hekimliğinde kullanılan delici aletin çıkardığı sesten rahatsızlık duyanlar için tedavi sırasında walkman kullanılması önerilebilir. Bu yolla aletin çıkardığı ses müzik sesiyle bastırılacağı için korku nedeni ortadan kaldırılmış olur.

    Pis kokular ve yabancı kokular nedeniyle oluşan korkuları gidermede arama terapi uygulanabilir.

    Diğer yandan Dişhekimi ya da asistanının hastaya yumuşak bir biçimde teması, sıcak ve içten tavrının yanı sıra sakinleştirici konuşmaları. da duyulan gerginliği gidermede yardımcı olabileceği gibi duyulacak ağrıyı hafifletmede de yardımcı olabilir. Bazı durumlarda ise meditasyon denenebilir.

    Yine çok heyecanlı kişiler için çeşitli relaksasyon yöntemleri kullanılabilir ve hastaya gevşeme eksersizleri öğretilebilir.

    Diş hekimi tarafından hastaya tedavi sırasında yapılacak olan işlemler.adım adım anlatılabilir ve ağrı duyulduğunda hastanın elini kaldırılarak haber verilmesi istenebilir. Böylece hastaya işlemin ağrı duyulduğu anda kesilebileceği garantisi verilerek korku azaltılabilir.

    Bazı insanların ise daha ciddi korkuları olabilir. Bu durumlarda oral veya damardan sakinleştiriciler verilmesi gerekebileceği gibi bazen genel anestezi dahi gerekli olabilir. Ayrıca psikoterapinin yanında hipnoz kullanılarak bu korkuların yenilmesinde yardımcı olunabilir. Bunun için diş hekimi ile diğer bazı alanlardaki doktorların ve psikoloğun işbirliği yapmaları gerekmektedir.

    Burada önemli olan, öncelikle hangi tekniğin hasta için uygun olduğuna karar verilmesi ve o tekniğin uygulamaya konulmasıdır. Hasta diş tedavi koltuğuna oturduktan sonra bu konuda yaşanacak kararsızlıklar hastanın ya da hekimin tedaviden vazgeçmesine yol açabilir ve hastaya gitmesi için izin verildiğinde de dişten kaynaklanan sorunlar daha da artabileceği gibi hasta daha sıklıkla diş hekimine gitmek zorunda kalabilir. Bu durumda hasta çok daha çeşitli işlemlerden geçmek durumunda kalabilir. Bu nedenle dişçi korkusu ya da dişhekimine gitme korkusu mutlaka yenilmelidir.

    Diş Hekimi Faruk Köni, ''Dişçi korkusunu hipnozla yenin'' diyor
    Gözlerime bak, gevşe, dişini çekeceğim

    Diş hekimi koltuğuna oturmak sizin için bir kâbus ise hipnozla tedaviyi deneyin. Hipnoz, tedavi süresince hastanın sakin, stressiz olmasını sağlıyor. Ağrı eşiğini yükseltiyor, gereğinde ağrı duyusunu tamamen yok ediyor. Bulantı, tükürük ve kanama seviyesinin en aza indirilmesinde de etkili

    "Sahneye bir gönüllü istiyorum, diyor, sahne sanatçısı. Şık hanımefendilerin, smokinli beyefendilerin yer aldığı sosyal bir cemiyet toplantısında. Smokinli, saygın bir iş adamı, hoşluk olsun diye cesaretle sahnede yerini alıyor. Belli ki çabuk konsantrasyona yatkın, hemen hipnoza giriyor. Gösteri sanatçısı, 'Uyandıktan sonra isminizi, iki rakamını ve katlarını unutacaksınız' diyor. Sonra dozu artırarak, 'Şimdi siz kelebeksiniz, önce uçun, sonra uyanın' diye devam ediyor. Smokinli işadamının masalar arasında kelebek gibi kollarını açarak çırpınışı, sayıları unutarak sayma gayretleri ve çaresizce ismini hatırlamaya çalışması geceye renk katıyor. Asıl hüzün bundan sonra başlıyor. 'Her şeye razıydım, şu kelebek işi olmasaydı' diye başlayan sızlanmalar, saygın işadamının yaşamını kökten sarsan ağır depresyona dönüşüyor."

    Anekdotu aktaran Diş Hekimi Faruk Köni, "Bu gösterileri artık sahneden indirmenin zamanı geldi" diyerek, hipnozun tıp dışında kullanılmasına tepki gösteriyor. Bilim adamlarının, hipnoz ve yöntemlerini 'Hipnoloji' bilim dalı çatısı altında ilan etmesinin arifesinde, hipnozun asla eğlence, gösteri ve sosyal komikliklere dönüştürülmemesi gerektiğini söyleyen Faruk Köni, tıp eğitimli insanların elinde hipnozun şifa kazanımında kısa yol oluşturacağını belirtiyor. Psikoloji, psikiyatri, cerrahi, jinekoloji, çocuk hekimliği, anestezi gibi pek çok alanda kullanılan hipnoz yöntemiyle, hastaların diş hekimi korkularını yenebileceğini söyleyen Faruk Köni, diş tedavilerinde duyular acının da hipnozla en aza indirilebileceğini, hatta ortadan kaldırılabileceğini ifade ediyor.

    Dr. Köni'ye göre diş hekimi korkusu oldukça yaygın. Belki de bu nedenle diş tedavileri en çok ihmal ettiğimiz, ertelediğimiz sağlık konularının başında geliyor. "Herkesin acı bir 'dişçi öyküsü' vardır" diyor Dr. Köni ve devam ediyor: "Bu öyküler, öylesine kuvvetli acı senaryolarına dönüşür ki, sonunda kişi bu deneyimi yaşamasa bile, diş hekimini acı ile özdeş hale getirir. Kişinin yaşadığı veya yaşayacağını varsaydığı acılar; 'Bak yaramazlık yaparsan dişçi amca senin de dişini çeker' şeklindeki müthiş (!) terbiye buluşları; sonuçta şartlanmış korku öğretilerine dönüşür ve olağandışı korkular yani fobiler ortaya çıkar."

    Günümüzde diş hekimlerinin çağdaş bilgi birikimleri, yüksek deneyimleri, tanı ve tedaviyi kolaylaştıran teknolojik yapılanmaları, tedavi malzemelerinin çeşitliliği, bu acı senaryolarının gelişimine büyük ölçüde son veriyor. Elbette geri teknolojiden, malpraktis dediğimiz hatalı uygulamalardan, acılı 'dişçi' öykülerinden nasibini almış pek çok insan var. Hipnoz işte bu noktada devreye giriyor. Korkuları fobi düzeyinde yaşayanlar için, tedaviyi kolaylaştıran bir teknik olarak uygulanıyor.

    "Fobiye dönüşen geçmişin olumsuz kazanımlarını, hipnozla ortadan kaldırabildiğimiz gibi, tedavi süresince hastanın sakin, stressiz olmasını sağlıyor, ağrı eşiğini yükseltiyor, gereğinde ağrı duyusunu tamamen ortadan kaldırarak, aktif tedaviler yapabiliyoruz. İlaç alerjisi ve ilaç kullanım risklerinde, proteze adaptasyonu kolaylaştırmada, bulantı refleksinin kaldırılmasında, diş sıkma (bruksizm) alışkanlığının giderilmesinde, uzun tedavi seanslarında ağız açıklığı süresinin yorulmadan uzatılmasında, tükürük ve kanama seviyesinin en aza indirilmesinde, tedavi sonrası ağrıların kontrol altına alınmasında hipnoz yöntemini başarı ile kullanıyoruz" diyor Dr. Köni.

    Dr. Köni'nin anlattıklarına göre hipnoz, korkular nedeniyle ihmal edilmiş, ertelenmiş tedaviler için adeta kurtarıcı bir teknik. Bu nedenle talep çok fazla. Özellikle hipnozla yapılan tedavilerden yarar sağlayan hastalar çoğaldıkça, çevreleri doğal olarak etkileniyor ve başvurular her geçen gün daha da artıyor.

    Hastanın hipnoza girmesi için kullanılan yöntemlere gelince. "Temel prensip hastanın istekli olması, hipnozdan yarar sağlayacağına inanması ve hekime güvenmesidir" diye anlatmaya başlıyor Dr. Köni: "Hastanın geldiği ilk seansta tedaviyle ilgili ihtiyaçlarını saptıyoruz. Daha sonra mevcut korku veya fobinin neden geliştiğini sohbet ederek anlamaya, hastayı tanımaya çalışıyoruz. Bu seansta hipnozu ve uygulayacağımız yöntemi yeterince açık anlatıyoruz, hastanın merakını ve endişelerini giderecek detaylı bilgiyi veriyoruz. Kısaca ilk seansta karşılıklı güveni oluşturuyor ve geliştiriyoruz. Hipnozun yöntemine gelince; hipnoz kalıpları dediğimiz başarısı denenmiş klasik yöntemler var. Bu kalıplardan kişiye uygun olanı seçiyor, hatta kişiye özel modifiye ederek kullanıyoruz. Her hasta için birbirine benzemeyen farklı yöntem ve telkinler kullanıyoruz da denilebilir."

    Dr. Köni, pek çok hastanın, hipnozun güncel konu olmasından yararlanarak basın yolu ile bilgilenmiş, hatta internet aracılığı ile bilgisini derinleştirmiş olarak, yani bilinçli geldiğini anlatıyor. Hastaların bir kısmını da yakın çevrelerinde hipnozdan yarar sağlayanlar oluşturuyor. Hastaların çoğu, bu yöntemin daha önce hayata geçirilmediğinden, yaygın olmadığından veya haberleri olmadığından sitem ediyor. Elbette bu yöntemden fayda sağlayanlar sonuçtan ve yaşam kalitelerinin artışından son derece memnun.

    Hipnozda ön koşul, kişinin kuvvetle ve inançla hipnozu istemesi. Kişi istediği için hipnoza giriyor ve telkine açık oluyor. Birey, hipnozdan kendisi için yarar sağlayacağına inanırsa ve hipnoz yapacak kişinin bilimsel yaklaşımı ve mesleki niteliklerine güvenirse, kendi isteği ve kuvvetli inancı doğrultusunda hipnotik konsantrasyonu yaşıyor ve telkin alması gerçekleşiyor. İstem dışı ve kişinin bilgisi olmadan hipnoz gerçekleştirilemiyor. Hipnozu uygulayacak kişinin ise, tıbbın temel bilgilerine ve ihtisas konularına vakıf olması gerekiyor. Amerika'da ve İngiltere'de diş hekimi, psikolog ve tıp mensuplarının haricinde hipnoz uygulaması yasak. Dr. Köni, "Bilimsel tabana oturmayan hipnotik telkinlerin, fayda yerine problemi daha da ağırlaştıran sonuçlar doğuracağı gerçeği ve tehlikesi göz ardı edilmemelidir" derken, "Hipnoz'un tehlikesi, riski var mı?" sorumuza şu yanıtı veriyor:

    "Hipnoz sırasında bugüne kadar rastlanan bir tehlike ve risk kaydedilmedi. En büyük tehlike ehil olmayan, meslek dışı kimselerce bilinçsiz yorumlarla telkinde bulunulması, kişiye yarar yerine yanlış yönlendirmelerle zarar verilmesi. Meslek dışından, bilgi birikimine sahip olmadan, hipnoz tekniğini bilmek, hiç kimseye uygulama yapmak için yeterli cesareti vermemeli."

  • İkinciel REYONU
  • inş._yapı_deprem
  • Ödev Deposu / Bilgi Bankası
  • Kişisel Gelişim
  • Bilgisayar-Teknoloji Dünyası
  • Tv - Radio Online
  • Video Galerisi
  • Resim Galerisi
  • Linkler

    This website is worth

    What is your website worth?

    ACİL TELEFONLAR
    ÖNEMLİ TELEFONLAR
    İL VE ÜLKE KODLARI
    HASTANELER
    HAVA YOLLARI
    DENİZ YOLLARI
    DENİZ OTOBÜSÜ
    HAVA LİMANLARI
    TCDD
    İETT
    OTOGARLAR
    BANKALAR

  • Arabalar

  • Havayolları

    Air France Fransa
    Alitalia İtalya
    Atlas Jet Türkiye
    British Airways İngiltere
    easyJet İngiltere
    Fly Air Türkiye
    Havayolları Türkiye
    Iberia İspanya
    İz Air Türkiye
    Japan Airlines Japonya
    KLM Hollanda
    Lufthansa Almanya
    Northwest Airlines Amerika Birleşik Devletleri
    Onur Air Türkiye
    Pegasus Air Lines Türkiye
    Ryan Air İrlanda
    Sun Express Türkiye
    Türk Hava Yolları Türkiye
    US Airways Amerika Birleşik Devletleri

    Havaalanları

    Adnan Menderes Havaalanı (ADB) İzmir - Türkiye
    Antalya Havaalanı (AYT) Antalya - Türkiye
    Arlanda Havaalanı (ARN) Stockholm - İsveç
    Atatürk Havaalanı (IST) İstanbul - Türkiye
    Atina Havaalanı (ATH) Atina - Yunanistan
    Barcelona Havaalanı (BCN) Barcelona - İspanya
    Brüksel Havaalanı (BRU) Brüksel - Belçika
    Budapeşte Havaalanı (BUD) Budapeşte - Macaristan
    Dalaman Havaalanı (DLM) Muğla - Türkiye
    Domodedovo Havaalanı(DME) Moskova - Rusya
    Dublin Havaalanı (DUB) Dublin - İrlanda
    Frankfurt Havaalanı (FRA) Frankfurt - Almanya
    Havaalanları Türkiye
    Heathrow Havaalanı (LHR) Londra - İngiltere
    Oslo Havaalanı (OSL) Oslo - Norveç
    Portela Havaalanı (LIS) Lizbon - Portekiz
    Roma Havaalanı (CIA) Roma - İtalya
    Sabiha Gökçen Havaalanı (SAW) İstanbul - Türkiye
    Schiphol Havaalanı (AMS) Amsterdam - Hollanda
    Zürih Havaalanı (ZRH) Zürih - İsviçre
  • Valilikler