...

 

 

 
 
Organik bal hasadı yapıldı...                    
 
Çorum ili Arı yetiştiricileri Birliği’nin düzenlediği ve İlimiz
Valisi Sn. Mustafa TOPRAK’ın da katılımıyla gerçekleşen
Organik Bal Hasat günü etkinlikleri düzenlendi.
Organik Bal hasat etkinliklerinde  konuşma yapan
İl Valimiz Sn. Mustafa TOPRAK organik gıdaların önemine
dikkat çekti. Bal üretiminde dünya ölçeğinde Türkiye’nin konumuna değinen Valimiz “Ülkemiz koloni bakımından
ikinci, bal üretimi bakımından ise dördüncü sıradadır.
Çevre şartları dikkate alınarak koloni sayısı ve üretimi
arttırmalıyız” dedi. İl Müdürümüz Sn. Abdulbaki ŞAHİN ‘ de konuşmalarında “2.500 Kg yakın üretimiyle organik
bal son derece önemli bir besin kaynağıdır. Organik
üretimde ilimizde her alanda çalışmalar devam etmektedir.
Organik ürünlere Türkiye genelinde de ilgi ve heyecan gün geçtikçe artıyor.” “Hattuşa balı Çorum ilini temsilen
Türkiye genelinde dağıtımı yapılan bir bal olacaktır.
Temennimiz 2.500  kg’ın üzerine çıkmasıdır” dedi. 
Çorum İli Arı Yetiştiricileri Birliği  Sn. Yunus TURNA
konuşmalarını yaptı.
 
 
 
 

ORGANİK HATTUŞA BAL Hasat Günü 13.08.2007

 
 

ORGANİK HATTUŞA BAL Hasat Günü 13.08.2007

................................................................................................... 
 
GDO- ARI-BAL üzerine...
                   Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü'nden Prof.Dr.Fehmi GÜREL, Arş.Gör.Ayhan GÖSTERİT ve Doç.Dr.M. Soner BALCIOĞLU "GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLERİN ARILAR ÜZERİNE OLASI ETKİLERİ" çalışmalarında  GDO ve Arı-Bal konusunu tartışmışlardır.
Bildiride "Son yıllarda genetiği değiştirilmiş ürünlerin insan sağlığı ve ekoloji üzerine yaratabileceği riskler yoğun bir şekilde tartışılmasına karşın, dünyada bu ürünlerin ekim alanları hızlı bir artış göstererek 125 milyon hektara ulaşmıştır. Ticari olarak tarımı yapılan başlıca genetiği değiştirilmiş ürünler ise soya, mısır, pamuk ve kanola gibi arıların ziyaret ettiği tarla bitkileridir. Bu bildiride genetiği değiştirilmiş bitkilerden üretilen bal ve diğer arı ürünlerinin taşıyabileceği olası riskler, genetiği değiştirilmiş bitkilerden kaynaklanan gen akışında arıların rolü ve genetiği değiştirilmiş ürünlerin arı sağlığı üzerine yapabileceği olası etkiler tartışılmıştır. Sonuç olarak;  Son yıllarda bilim insanları flora ve faunadaki kaybolan türlerin oranının endişe verici ölçüde arttığını bildirmektedirler. Gelecek 50 yıl içerisinde 20000 çiçekli bitki türünün kaybolacağını tahmin etmektedir (Walter ve Gillett, 1997). Avrupa ülkelerinde çok sayıda arı türünün yaklaşık % 50 oranında azaldığı ve birçok türün de yok olduğu bildirilmektedir. Son yıllarda birçok gelişmiş ülkede bal arısı kolonisi sayısında da önemli düşüşler gözlenmiştir. Türkiye üç kıtayı birleştiren coğrafik konumu ve farklı topoğrafik ve iklimsel özellikleri nedeniyle biyolojik zenginlik bakımından yeryüzündeki en önemli merkezlerden birisidir ve genetik yapısı değiştirilmiş ürünleri yetiştiren ülkelere oranla çok daha zengin bir biyolojik ve tarımsal çeşitliliğe sahiptir. Çok sayıda kültür bitkisinin orijin aldığı ve doğal formlarının bulunduğu Türkiye’de üç bine yakın endemik bitki türü bulunmaktadır. Az sayıda yapılan çalışmalarla tanımlanan 2000’ in üzerindeki arı türünün Türkiye florasındaki tür çeşitliliğine önemli katkısı bulunmaktadır (Özbek, 2002b). Genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin insan ve hayvan sağlığı ve çevre üzerindeki olası olumsuz etkileri incelenirken genelde gıda güvenliği ile ilgili konular ön planda tutulmaktadır. Ancak, genetik yapısı değiştirilmiş organizmaların ekoloji üzerine yapabileceği olumsuz etkileri henüz giderilememiştir. Transgenik bitkilerin insan, topraktaki canlılar, yararlı böcek popülasyonları, kuş ve diğer hayvanlar üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmemektedir.  Türkiye gibi zengin biyoçeşitliliği olan ülkelerde, transgenik ürünlerin taşıdıkları transgenlerin yetiştirildikleri yörelerdeki organizmalara yatay ve dikey gen geçiş olasılıkları tek tek ele alınıp araştırılmak zorundadır. Transgenik bitkilerin kullanıma sunulmasından önce daha fazla arazi denemelerinin yapılması ve sonuçlarının uzun yıllar takip edilmesi gereklidir.  Bitkiler aktarılan yeni genlerle genetik yapının değiştirilmesi,  bitkilerin salıverdikleri çevrede bitki sosyolojisinin bozulmasına, doğal türlerde genetik çeşitliliğin kaybına, ekosistemdeki tür dağılımının ve dengenin bozularak genetik kay­nakları oluşturan yabani türlerin doğal evrimle­rinde sapmalara neden olabilecektir (Filazi ve İnce, 2006). Bu nedenle genetik yapısı değiştirilmiş organizmaların çevre üzerine olası etkilerini ortaya koyacak yoğun araştırmalara gereksinim duyulmaktadır. Ayrıca genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin üretiminin yaygınlaşması tohum, ilaç gibi önemli girdilerde çok uluslu şirketlere bağımlılığı artıracak ve birçok yerel çeşidin yok olmasına yol açabilecektir." Tüm metin sayfanın alt bölümündedir.

  

                  ________________________________________________________
 Gıda güvenliği ve organik tarım için
           toprağımızı ve doğayı koruyalım...
            
 
Alt sayfalar (1): English