GİBİ YAPANLAR yazıyor!

 

Uğur İZGİ

Düşleyen Vücutlar 

 

Yaratıcılığa erişmenin bir yolu da, içinizde, atalardan kalan etkin bir ilişkiyle bağlı olduğunuz güçlü bedenselliği keşfetmektir.

 

 Öz, ilgimi çeker çünkü onun içinde sosyolojik hiçbir şey yoktur. Diğerlerinden aldığınız, dışarıdan gelen, öğrenilen bir şey değildir. Örneğin vicdan, öze ait bir şeydir: topluma ait ahlaki kodlardan farklıdır. Eğer ahlaki kodu ihlal ederseniz, kendinizi suçlu hissedersiniz ve içinizde konuşan, toplumun sesi olur. Fakat vicdana karşı bir hareket yaparsanız, vicdan azabı duyarsınız, bu sizinle kendiniz arasında bir şeydir, sizinle toplum arasında değil. Çünkü sahip olduğumuz, neredeyse, her şey toplumsaldır; ama öz, yalnızca bize ait olan küçük bir şey gibidir.


Öz, hafızanın gizli arka planı mıdır? Bir fotoğraf, buruş buruş bir anı, sesin renginin uzak bir yansısı, bedenselliği yeniden inşa etmenize olanak sağlar. Çok geriye ulaşabilirsiniz, sanki hatıralarınız uyanır. Bu ise sahnedeki hareketin gücüne sahip olan bir oyuncu için bedeniyle neler yapabildiğini keşfeder ve sözün arkasına sığınmadan, bütün duyularını kullanarak, yapabileceği bir şey olmaya başlar.

 

Bir oyuncunun yaşamdaki en önemli şeyi bedeni yani plastiğidir. Bedenini tanımayan, kendisini yaratıcı kılamayan, yaptığı her hareketin, jestin, sesin, duygusunun rengini, hissini keşfedemeyen oyuncu, kalıplara ve yok olmaya mahkûmdur. Ben buna inanlardanım. Ne yazık ki şuan birçok oyuncu okullarında ‘Sahne Hareketi ve Performans Oyunculuğu’ gibi bir eğitim yok denecek kadar az ya da sadece kısa ders saatleri arasına sıkıştırılarak yapılmaya çalışılıyor. Nedenleri herkes için farklı olacaktır elbette. Ama günümüz tiyatrosu artık içinde akıcı bedenleriyle devinim barındıran oyuncu ve sanat yapıtları oluşturmaya kendiliğinden başladı. Peki direnen yapılar bunu ne kadar benimseyecek, bilemiyorum. Ama bildiğim eskiye saygı duyarak, ama yeni oluşumları destekleyerek, daha az söz daha fazla beden anlatımının olduğu tiyatrolar yaratmalı bunu oyuncu eğitimi sıralamasında biraz daha ön sıralara taşımalı ve önemsenmelidir. Yeni tiyatro düşüncesi ve yazıları üreten oyunculara da üstadlar daha fazla sahip çıkmalıdır.


Uğur İZGİ 

11.11.2007 

 

İletişim


UĞUR İZGİ