GİBİ YAPANLAR yazıyor!

 

Emre ŞEN

 

İKİ ÜSTAD, BİR POLEMİK

 

Türk tiyatrosu ve sinemasının çok önemli iki ismi... Türkiye tiyatro ve sinemasına birçok şey katmış, seyirciye tiyatroyu sevdirmiş iki üstad... Bu iki sevdiğimiz insanın isimlerini vermeden önce biraz onlardan bahsetmek, onları tanıtmak istiyorum.

 

Sizlere bahsetmek istediğim ilk sanatçı İstanbul'da doğdu. Konservatuar tiyatro bölümünü bitirdi. İngiltere'de, Fransa'da tiyatro okudu. Şehir Tiyatroları'nda oyunculuk yaşamına başladı; ülkemizin önde gelen özel tiyatrolarında oyuncu ve yönetmen olarak çalıştı. Sonra 1972 yılında kendi tiyatrosu'nu kurdu; Türk ve dünya yazarlarının modern oyunlarını sergiledi ve yönetti. 30 filmde başrol oynadı. 45 oyunu Türkçe'ye çevirdi, çevirilerinin bir kısmı basıldı, hepsi tiyatrolarda sahnelendi. Sayısız radyo ve televizyon oyunu yazdı, yönetti. TV'lerde çok tutmuş dizilerin başrol oyuncusuydu, unutulmaz karakterler yarattı. Yunanistan'da, Almanya'da, İsviçre'de, İngiltere'de oyunlarını sergiledi. 1998 yılında Amerika'da Broadway'de sergilenen ve büyük ilgi gören Pera Palas adlı yapımda başrollerden birini oynadı. Yazıları çeşitli dergilerde ve gazetelerde yayınlandı. (…) Sinemada, tiyatroda birçok kez en iyi oyuncu, en iyi yönetmen, en başarılı yapım ödüllerini aldı(http://www.ideefixe.com/vitrin/biyografi.asp?id=27043).

 

Bu sanatçımız, ayrıca, 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı.

 

İkinci sanatçımız ise Samsun'da doğdu. İlk kez 1964'de Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahneye çıktı. Ankara Birlik Sahnesi ve Halk Oyuncuları'nda çalıştı. Türk tiyatrosunda birçok oyuna imza attı. 17 yıl boyunca TV'de hepimizin çok sevdiği bir program hazırlayıp sundu. Ve bu programda unutulmaz tiplemeler yarattı. Magazin dünyasına kimi zaman kendi özel hayatı ile kimi zaman ise yaptığı işlerle yansıdı. Bizi sarhoş tiplemesi ile güldürüp geçirdi(http://tr.wikipedia.org/wiki/Levent_Kırca).

 

Bu sanatçımız da 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı

 

Evet, tahmin ettiğiniz gibi bu iki sanatçımız Ali Poyrazoğlu ve Levent Kırca. Gönüllerini tiyatro için ortaya koymuş iki emektar. Tiyatro için mücadeleler vermiş, birçok kez sahneye çıkmış, birçok alkışa ve hatta ödüle layık görülmüş insanlar. Tiyatroyu var etmek adına aç kalmış, kazanamamanın yanı sıra tiyatroyu geliştirmek için ceplerinden harcamış iki duayen.

 

Ama ne yazık ki bu iki sevdiğimiz insan şu sıralar sevmediğimiz bir polemiğin içindeler. Ne yazık ki 'Sanki televole izliyoruz' diyebiliyoruz. Ve sonra uzun uzun düşünüyoruz 'Hak ettikleri laf bu mu?' diye. Tiyatro için mücadele eden iki duayenin, tiyatroları ile anılmak yerine, porno filmleriyle gündeme gelmesi ne kadar doğru? Yıllar önce tiyatroyu var etmek adına harcadıkları emeği şu an bir afişle yok etmek üzereler. Ali Poyrazoğlu değil miydi her yıl ödüllerini alırken haktan, hukuktan bahseden. Peki ya şimdi? Şimdi ne değişti? Eski dostuna, meslektaşına, aynı yol için mücadele verdiği yoldaşına sırf gündem yaratmak için 'karga' demesi de neyin nesi?

 

Aslında her şey Levent Kırca’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Tiyatrolara Yardım Değerlendirme Komisyonu Üyesi Ali Poyrazoğlu'nun devletin özel tiyatrolara verdiği bütçeden en büyük pay olan 92.000 YTL’yi kendisine aldığını söylemesiyle başladı. Tabi hemen ardından Ali Poyrazoğlu'nun 'karga' demesi ve olayın 'pornocu’ raddesine kadar gelmesi. Ve olayın temeli ödenek... 92.000 YTLcik(!). Olayın patlama noktası ise Levent Kırca'nın ortaya çıkardığı bir film afişi. Peki buna değer miydi?  Ali Poyrazoğlu'nun 'afişini' billboardlara asmak isterken kendini 'afişe' ettiğinin farkında değil mi? Ya da her şeyin farkında ve kendini 'afişe etmekten' memnun mu?

 

Umarım yaratıkları, bu anlamsız, polemiğin farkına varırlar. Hem böylece bizler, değerli sanatçılarımızı izlerken televole izliyormuşuz gibi hissetmeyiz hem de onlar tartışırlarken konunun sadece 92.000 YTLcik(!) olmadığını anlamış olurlar.

 

Sanatçı olmanın vermiş olduğu erdemi korumak, sanatçıların en büyük görevlerinden biri olmalıdır.

 

Tiyatronun polemiğe karışmadığı günlere...

                                                                                                

EMRE ŞEN 

30.10.2007

NOT BIRAKIN


Anasayfa

ziyaretçi sayacı