GİBİ YAPANLAR yazıyor!


Ali ÇAKIR

 

2010 İSTANBUL KÜLTÜR BAŞKENTİ

Eminim son zamanlarda şöyle bir yazı dikkatinizi çekmiştir “2010 İstanbul kültür başkenti.” 2010’a üç kala acaba kültür kenti olduğumuza bizler inanıyor muyuz? Bizi seçenler bizi seçti de, onlar mı kültürden anlamıyor, biz mi?

İstanbul’un kültür başkenti seçilmesinin bir nedeni: Kentin kültürel ve sanatsal alanda gelişmesini sağlamak.

İstanbul’da yaşayan insanların çoğu sanat ve kültürden yoksunlar. Oysaki İstanbul’da sanat alanında birçok imkân varken, insanları sanata yönlendiren hiçbir şey yok. Onları bu konuda bilgilendiren yok. Sanat etkinliklerini sadece panolarda, afişlerde görebiliyoruz. Afişteki resim ilgimizi çekmezse dönüp bakmıyoruz bile! Özellikle okullarda, yerel yönetimlerde bu konularda doğru yönde bilgilendirme yapılmalı. Sanatın dışı değil içi gösterilmeli. İnsanlar bir tiyatro oyununa, afişini beğendikleri için gitmemeli. Bunları sağlamak için de başımızda bulunan yönetimin sanata şuan baktığı gözle bakmaması gerekir ki onları destekleyenlerde bu gözle bakmasınlar!

2010 İstanbul kültür başkenti kapsamı altında merkezi ve yerel yönetimler bu konuda çalışma içerisindeler, İstanbul’u fiziksel olarak tam anlamıyla kültür ve sanat başkenti yapacaklar. Peki, önemli olan ruhtaki, içteki, kafalardaki kültür değil mi? İstanbul 2010’da şaşalı binalara, göz boyıcı etkinliklere sahip olacak belki; ama millet kültür ve sanat açısından geri kalmışken bunun ne anlamı varki? İstanbul’da bir kere olsun tiyatroya gitmemiş birçok insan varken nasıl oluyor da kültür başkenti olabiliyoruz.

Şuan bildiğim kadarıyla somut bir çalışma yapılmamakta, “yasa hazırlıkları” ve “birçok proje” var. Bunun aksine İstanbul 2010 kültür başkenti olma yolunda ilk önce Atatürk Kültür Merkezi’ni sonra da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni yıkmayı düşünüyor. Dediğim gibi biz içteki sanatı görmüyoruz; sanata dıştan bakıyoruz. AKM binası oldukça eski bina ve bizler sanatın dışını görebildiğimiz için sadece; “eski bina kültür açısından bizi sıkıntıya sokabilir, en iyisi biz bunu yıkalım gitsin.” diyoruz. Sanat alanında hızla gerilerken nasıl olacak da kültür başkenti olacağız. Sanata karşı zorba yaptırımlar içinde olan yönetim nasıl olacak da İstanbul’u, İstanbulluları böylesi bir kültür projesi içersinde yer aldıracak.      

Bizler bu sefer bilinçli olarak önümüze sunulan böylesi önemli fırsatı tepmeyelim. Kültür ve sanat açısından sadece bilinçlendirmeyelim. Açık dille, güzel sözle sanatı ve kültürü elimizden geldiğince yüceltelim. Böylesine önemli bir fırsat için hep beraber hazırlanalım. Bizim desteğimiz olmadan, bizim sanata ve kültüre verdiğimiz değer olmadan sadece fiziksel donanımlı bir kültür başkenti olmayalım. Sadece yabancıları ülkemize çekmek yapılan bir tanıtım, sıradan bir reklam olmasın.

Bizler, yani tiyatroya gönül vermiş olanlar; bunun farkında olup 2010’a yakışır bir şekilde başta tiyatromuza ve diğer sanatlarımıza sıkı sıkı bağlı olalım. Tiyatroyu diğer sanatlardan geride tutmayalım. Sanatın özgür düşüncesini, çok yönlü düşüncesini koruyalım. İnsanı insana insanca anlatan sanatı hak ettiği yerlere ulaştıralım.

Hiçbir sanat doğru yapıldığı zaman kötü olmamıştır!  

 

ALİ ÇAKIR

07. 08. 2007 


NOT BIRAKIN

ziyaretçi sayacı