10- KIRIKLAR


 

 

İskelet gövdenin çatısını oluşturma işlevinin yanı sıra iç yaşamsal organları­mızı saran bir "koruyucu kalkan" İşlevi görür. Örneğin:

 

Kafatası içinde beyin yer alır.

 

Omurga, omurların üst üste dizilmesiyle oluşur ve omuriliği korur.

 

Göğüs kafesi, arkada omurgada önde göğüs kemiğinde birleşen kabur­ galar tarafından oluşturulur, kalbi, akciğerleri ve büyük damarları ko­rur.

 

Kalçayı oluşturan kemikler, üreme organlarını korur.

 

Üst ve alt ekstremiteleri oluşturan uzun kemikler, vücudu destekler.

 

Olağan koşullarda kemikler oldukça dirençlidir, ancak bazı durumlarda, örneğin belirli hastalıklar sonucunda ya da bir travmadan sonra kırılabilirler. Bu durumda bir kırık oluşumundan söz ederiz.

 

Kırıklar, etkinin gerçekleştiği bölgede ya da bu bölgeye belirli bir mesafe­de gerçekleşebilir örneğin, köprücük kemiği yere düşerken uzattığımız elimi­zin yaptığı baskı sonucu kırılabilir.

 

Kırıkları sınıflandırmanın pek çok biçimi vardır. İlk yardımda kırıkları baş­lıca ikiye ayırıyoruz:

 

a) Kapalı kırıklar: kırığın çevresindeki derinin zarar görmediği kırıklar­dır (Şekil 10.1)

 

b) Açık kırıklar: Kemik kırıklarının yanı sıra deri bütünlüğünün de bo­zulduğu kırıklardır, /aradan çıkan bir kemik parçası olabilir (Şekil 10.2). Ayrıca infeksiyon tehlikesi taşıyan kırıklardır.

 

Bir kırık varlığından kuşkulanmamızı sağlayan bulgular ve belirtiler eklem­lerdeki yaralamalarla İlgili söz ettiklerimize çok benzer ve düzeyine bağlı ola­rak bazen ayırt edilmeleri zor olur. Bu nedenle, hasta/yaralının ya da olaya tanık olan bir kişinin anlattıklarına büyük önem verilmesi gerekir.

 

Ayrıca, aşağıdaki bulgu ve belirtiler aranmalıdır :

 

Ağrı: hasta/yaralı yara bölgesinde ağrıdan yakınabilir.

 

Şişlik, Sekil bozukluğu: Özellikle kol ve bacaklardaki kırıklar, söz konu­su olduğunda, değerlendirme etkilenen kol ya da bacağı sağlam olan di­ğeriyle karşılaştırarak yapılır, örneğin, bir bacak diğerinden daha kısa görünebilir ya da garip bir biçimde kıvrılmış veya donmuş olabilir.

 

Hareketlerin Gerçekleştirilememesi: Yaranın ciddiyetine bağlı olarak az ya da çok belirgindir.

 

Kemikler kırıldığında önemli iç kanamalar gelişebileceğinden sok belir­tileri bulunabilir. Bazı durumlarda bir kırık olup olmadığını kesin olarak belirlemek zor­dur. Bu durumlarda, ilk yardımda gerçek kırık varmış gibi hareket edi­lir.

 

YAPILMASI GEREKENLER:

 

1- Çoğu durumda kırıklar bir kaza sonucu gelişir. Öncelikle, olay yerinde hem hasta/yaralının hern de kendimiz için güvenliği sağlamak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Örneğin çarpılan bir yaya yol üzerinde ka­labilir ve oradan geçmekte olan sürücüler uyarılmadıgı takdirde yeni bir kaza gelişebilir.

 

2- Yaralı bölgede gereksiz hareketlerden kaçınmak özellikle önemlidir. Çünkü kırılan kemikler zarar görebilecek kan damarları, sinirler ve diğer organlarla çevrilidir. Gereksiz hareketler başka zararlara yol açabilir (Şe­kil 10.3).

 

 

 

Bu nedenle hasta/yaralıya bulunduğu yerde müdahale etmek gerekir, mut­laka gerekli değilse (örneğin hasta/yaralı bîr taşıt içinde olabilir ve yangın tehli­kesi bulunabilir), kırığı tesbit etmeden hasta/yaralı kıpırdatılmamalıdır. Hareket ettirmek gerekiyorsa, hasta/yaralı güvenli bir yere taşınırken her iki elinizle yara bölgesini alttan üstten destekleyin (Şekil 10.4).

  

3- Kırığı bulduğumuz şekilde tesbit etmek gerekir. Genel bîr kural olarak, kırık kemiği ya da kemikleri teshillerken komşu eklemler de dahil edilir. Örneğin, önkolda bir kırıktan kuşkulanıyorsak, önkolla birlikte dirsek ve bilek eklemlerini de tesbit etmeliyiz. Eğer bacakta bir kırıktan kuşkulanı­yorsak, diz ve ayak bileği eklemlerini de tesbit etmek gerekecektir

 

4- Açık kırıklarda kırığı tesbit etmeden önce yarayı temiz gazlı bezle ya da mümkün olduğu kadar temiz mendil, eşarp vb. gibi malzemelerle kapat­mak gerekir.

 

5- Tanı konması ve gerekli tedavilerin yapılması için tıbbi yardım istenmeli ya da hasta bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir (tercihan bir ambulans­la, Şekil 10.5).

  

TESBİT NASIL YAPILIR:

 

Tesbit, yaralı bölgenin seviyesinde her türlü hareketi önlemek ve böy­lece var olan yaraları ağırlaştırmamak amacıyla yapılır. Tesbit ile ağrı ha­fifletir, şok tehlikesini ve yeni yaraların gelişme olasılığını azaltırız.

 

İlk yardımda, bir kırık olduğu düşünüldüğünde kırığı tesbit için temel olarak iki teknik kullanılır:

 

A) En basiti sargı, üçgen sargı (kol askısı) vb. biçiminde kullandığımız kumaş parçaları yardımıyla hasta/yaralının kendi gövdesinin destek olarak kullanılmasıdır.

Bir kol askısı yardımıyla kolun tesbit edilmesi kol askıda bantlar ile sağlama alınabilir (Şekil 10.8).

  

 

B) Daha karmaşık olan diğer bir tesbit tekniği de sert malzemelerin ya da atellerin destek olarak kullanılmasını gerektirir. Bu iş için ince tahta parçaları, rulo yapılmış gazeteler ya da dergiler, karton borular, sü­pürge sopası, şemsiye ya da işe yarayabilecek herhangi bir sert malze­me kullanılabilir.

 

 

 

  

Her durum için uygulanabilir bir yöntem seçmek gerekir. Çoğu olguda ve nerede bulunduğumuza bağlı olarak en iyi tesbit yöntemi hastayı kı­pırdatmamak ve hareket etmesine izin vermemek olacaktır. Özel yar­dım ekibi (ambulans), tesbit etmeyi ve hastanın en iyi koşullarda taşın­masını sağlamaya elverişli malzemelerle gelene dek hastanın yanında beklememiz uygun olacaktır.

  

BİR KOL ASKISI HAZIRLAMA TEKNİĞİ:

 

Genellikle, üst ekstremitede kırıkla ilgili var olan belirtilerin yanı sıra kırık­tan kuşkulanmamızı sağlayan bir başka durum da hasta/yaralının etkilenen kolunu sağlam koluyla tutarak desteklemesidir.

 

Bir kol askısı hazırlamak için şu aşamaları izlememiz gerekir:

 

1- Hasta/yaralıdan, yaralı kolunu bileği hafifçe dirseğin üzerinde olacak şe­kilde tutmasını isteyin, gerekirse yardımcı olun. Üçgen seklindeki kumaş parçasını dirseğin altından geçirerek yukarı doğ­ru dikkatle çekin (Şekil 10.12), üçgenin tepe yaralı kolun dirseğine gele­cek şekilde yukarı doğru çekmeyi sürdürün, üçgenin tabanı da parmak boğumlarının hizasında olmalıdır.

 

2- Eşarbın altta kalan kısmını yukarı doğru katlayın ve uçlarını boynun yan tarafına gelecek şekilde bağlayın (düğümü hastanın ensesine gelecek şe­kilde yaparsanız rahatsızlık verebilir) (Şekil 10.13).

  

Kol askısı bağlanana kadar hasta/ya­ralının, yaralı kolunu desteklemelidir.

 

3- Kolun arkaya kayarak askıdan çıkmasını önlemek için dirsek hi­zasındaki kısmına basit bîr dü­ğüm atabilir ya da çengelli iğne ile askıya tutturabilirsiniz.

 

Askı hazırlamak için bir üçgen ku­maş parçasının bile bulunmadığı du­rumlarda, hastanın giysilerinden ya­rarlanarak bir askı yaratabilirsiniz. Kazak, ceket, gömlek gibi giysileri kolun üzerinde katlayarak ve üstteki kısma çengelli iğne vb. ile tutturarak askı hazırlayabiliriz (Şekil 10.15).

 

UNUTMAYIN:

 

   Kapalı bîr kırık zamansız, uygun olmayan bir hareket sonucu açık kırığa dönüşebilir.

 

   Bir çocukta eklem düzeyindeki olası bîr kırığı İhmal etmeyin. Kö­tü bir iyileşme, etkilenen kemiğin boyuna gelişmesini etkileyebilir. Tıbbi olarak değerlendirilmelidir.

 

   Kafaya gelen şiddetli bir darbeden sonra burun ya da kulaktan ka­nama, özellikle hasta/yaralı bilinçsizse ve gözlerinin ya da kulak­larının çevresinde morluklar varsa, bir kafatası kırığının belirtisi olabilir.

 

   Beyin ve omurilikte hasar oluşturabileceği için kafatası ve omurga kırıkları özellikle önem taşır. Bu gibi durumlarda, yaşamını tehli­keye atmamak için hasta/yaralıyı kıpırdatmamak çok önemlidir. Bulduğumuz pozisyonda kımıldatmadan mümkün olan en rahat halde olması sağlanmalı (özellikle bize hareket edemediğini söylü­yorsa) ve yardım ekibi gelene kadar beklenmelidir.